zaman tüneli

kafa dağıtmak için son 25 senedir bir kaç sefer izlediğim bir film. sıradan bir polisiye-adalet filmi gibi görünse de her izlediğimde değişen toplum yüzünden filmdeki karakterleri farkı biçimde okuyorum ve tabi ki en ilginç karakter richard gere'in oynadığı başroldeki avukat. bir ara epeyce güçlü filmlerde oynayan ve çok beğendiğim laure linney, ufak roldeki francis mcdormand ve bu çalışmayla şöhreti yakalayan edward norton bir yana en dikkat çekici karakter yine de avukatımız. bence çok demode bir erkeklik anlayışı var. takıntılı olduğu kadına karşı zayıf, maço gibi görünen ama bir yönüyle saf ve muhtaç bir adam. tüm o havalı görüntüsüne rağmen 19 yaşında bir çocuktan kazık yemesi de kişiliğinin alaturka tarafını ispatlıyor.
devamını gör...

hiçbir gerzeklikte görmüyor beis,
fikrinde nefret var, zikrinde yeis.
topunun köküne kibrit suyunu
döküver bir zahmet, ne olur reis...

ozanımıza armağan olsun.
devamını gör...

farkındaysanız cine5 dendiğinde herkes tarafından ilk akla gelen şey şifreli yayın olduğu için ekranın karıncalanması ve arkadan gelen sjımşıszisşszzi sesleri.

yani cine5 demek, şifresiz cine5 izlemek zenginlik demekti arkadaşlar...
devamını gör...

süper lig yayınladığı dönemler. yanı sıra türkiye basketbol ligi'ni de yayınlamıştır. bir yandan da aklınız sadece kırmızı noktaya gitmesin, yayınladığı eli yüzü düzgün sinema filmleri.
devamını gör...

çizgi filmleri çok iyidi.
o papağanı unutamam
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kırım tatarlarının alman ve rusların arasında kalarak gördüğü zulmü anlatan kırımlı filmi, kendisinin korkunç yıllar kitabından uyarlamadır. kitabı okumayı düşünüyorum, yeni raftan çıkardım fakat film vasattı. kırım tatarlarını ihanete yatkın insanlar gibi göstermesinden rahatsız oldum.
devamını gör...

maç yayınlarında yayının karıncalanması. ama sesini duyabiliyorduk.
sonra sese de kısıtlama getirmişlerdi diye hatırlıyorum.

bir de o meşhur jenerikleri.
devamını gör...

olayı daha önce de müge anlı’da takip ettiğim için meraktan açtım ama sürekli aynı büyü, cin vs. görsellerinden gına geldi bana. bir de isa ve fatih palu’nun nasıl bu kadar rahat bir şekilde oturup bu olayları anlatabildiklerini hala anlamıyorum. kız kardeşi ve yeğeni öldürülen bir tip yok ikisinde de. bence bu korkunç olayı merak edenler müge anlı’dan izlesinler, bu belgeselden çok daha iyiydi.
devamını gör...

bir cine5 jeneriği değildir.
devamını gör...

çocukken sıradan bir oyuncu sanırsın, büyüdükçe anlarsın ki çok büyük sanatçıdır.
devamını gör...

bazı şeyleri kafama o kadar çok takıyorum ki sanırım bilinçaltım senin kafanı silkeyim diyerek dümeni ele aldı. aşırı gerçekçi, saçma sapan sürreallik ve uzunlukta, saçma sapan bir olay örgüsünde ama mükemmel gerçekçi bir rüya göstererek bi kendine gel aküğ dedi. uyandığımda ellerim heyecandan titriyor, kalbim mutluluk ve heyecanla yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. bu satırları yazmaya başlamak için 3 sigara içmem gerekti. ve hayır dün gece alkol almadan uyudum. geç uyudum evet. ama alkol almadım.

hatırlayabildiğim detayları ile olay şu; bir gese maçını izlemek için ankara'da bir staddayım (7-8 senedir gitmedim, gittiğimde de maç falan izlemedim, bilinçaltımda ne işi varsa artık).
rüyamda da bu alakasızlığın farkına vararak erken çıkıyor ve nereye gideceğimi bilmiyor bi şekilde metroya ulaşmaya çalışıyorum. stad çevresinde dolanıp metroyu bulmaya çalışırken bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağmakta. ben bir sürü angara bebesi ile uğraşıyorum. kimi sigara istiyo kimi şemsiye satmaya çalışıyo kimi bilet soruyo falan ve benim daha önce hiç görmediğim ama kankam gibi davranan bi geseli eleman yanıma geliyor. rüyamda ben de onu tanıyorum ama gerçekte kim bilmiyorum.

kankam nabıyon ne ediyon falan dedikten sonra ne işim var olum burda benim eve gidecem ben diyorum. o da diyo ki, tamam gel ben seni götürecem. beni kocaman bir binanın içine sokuyor, diyo ki bu binanın içinden şöyle git böyle yap falan metro girişini göreceksin. yürüyorum ediyorum bulamıyor ve kayboluyorum. bi kapıdan içeri girdiğimde içerde kadın a milli takım, bi voleybol maçı oynuyor. benim lavuk arkadaş da bizim benchin orda teknik eleman gibi takılıyo, gel la gel diyor oraya giderken güvenlikler bana engel oluyor. bu eleman yine yanıma gelip gankam sen şimdi geç bi yere otur ben maç bitince bulacam seni diyor. ben boş yer ararken saçma sapan bi kayboluş daha yaşıyorum ve canan ergüder ile karşılaşıyorum. o bana bugün olmadı di mi gibi bi laf atıyo. aaa diyorum canan hanım. evet, beceremedim.

gerisini yazarsam epey uzayacak ama canan hanımla o binanın içinde bir süre gezdikten sonra ayrılıyoruz. benim yer arayışım devam ederken geri geliyor ve seni bi yere götürecem diyip fitness merkezi gibi bi yere götürüp, bekle biriyle konuşup yer ayarlayacam sana diyor. bir süre sonra bugün olmadı ama sen sonraki maç için bana haaber ver diyip gidiyor. nasıl haber vereyim la diye düşünüp ne tatlı kadın yardımcı oldu diye düşünürek dolaşıp dururken başka bir kafe gibi bi yerin içinde buluyorum kendimi.

ardından oraya gizem örge geliyor ve bana tweetlerin çok komik (ben tweet atmam, only rt), gel bizim takıma dışardan sosyal medya desteği ver diyor. iş konuşuyoruz bir süre. ardından ben size instagramdan mı, x'ten mi ulaşıyım dediğimde (daha önce ikisi de küçük şekillerde yaşandı). hayır numaramı vercem diyor. yanındaki kuzeni mi yeğeni mi ne bi kız var. onunla biz uzun bir süre numara kaydetmeye çalışıyoruz. ardından bi yerde otururken selfieler falan çekiliyor. o ara gizem örge hanımefendi (ki kendisine olan düşkünlüğüm bir süre önce sona ermişti) çeşitli çok belirgin flörtöz hareketlerle ilgisini belli ediyor. ben heyecandan ve göt kalkıklığından mal gibi telefonu kaydedemiyorum. en son siz kağıda yazın ben kaydederim derken uyanıyorum.

angara bebeleri ile karşılaştığımda yaşadığım adrenalin, canan ve örge hanımlarla karşılaştığında yaşadığım heyecan ve hayranlık, mutluluk hepsi aşşırı gerçekti. voleybol oynanan bina da çok fazla dolaşıp, girdiğim her kapı ve koridordaki mekanlar çok gerçekçiydi. o dolaşma esnasında yaşadığım yorgunluk gerçekti.
ki o mekanlarda özgür özel ve meral akşener'i; barış alper yılmaz, tuvana türkay, gökhan gönülve başka bir kaç ünlüyü de de hayal meyal gördüğümü hatırlıyorum.

beynim bana neler yaşatıyor olum.
devamını gör...

mis gibi bir hafta sonu olsun.

ayrıca çalışmak zorunda olanlara da kolaylıklar diliyorum..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk başta olumsuz gibi duruyordu ama bizim için harika bir fırsat oluşturdu ve bunu çok iyi şekilde değerlendirmiş gibi görünüyoruz.

saha 2026 da güçhan jet motorunu tanıttık, 42000 librelik. tusaş 35000 lik için çalışıyoruz derken msb argenin böyle bir motoru ortaya çıkarması olağan üstü bir olay. bu da aslında projelerin göstermek istediğimiz yüzüyle arka planda tasarladığımız başka şeyler olduğunun bariz ispatıdır.

bilindiği üzere yere göğe sığdırılamayan f35 lerin motor gücü 43000 seviyesindeyken bizim henüz başlangıç aşamasında buna yakın bir jet motoru üretmemiz tabiri caizse sürekli etrafından borç isteyen birisinin birden bire kendi bankasını açması gibi bir şey. abartı değil, tam olarak böyle.

kaan çift motorlu olacağı için 84bin libre yani itki gücü olacak, bu haliyle abd nin harika uçağı f22 raptordan bile daha güçlü bir motora sahip olacağını gösteriyor. gökyüzünü yırtacak koçyiğitim benim.

eğer kimsenin kapısına gitmeden bu işi yapabilirsek müthiş bir bağımsızlık emaresi olacak bu. bu sana istediğine satmak, belirli kısıtlamalar getirmek gibi bir çok alanda rahatlık kazandıracak.

kim ne derse desin türk mühendisleri tarih yazıyor, şimdi çok anlaşılmıyor ama 10 yıl içinde ne kadar büyük işlere imza attıklarına şahit olacağız.

abd ve israil bize motor vermiyormuş, al dübürüne sok şimdi demenin keyfi bir başkaymış harbi.

kudurun ibneler, türkler geliyor!
devamını gör...



çocukluğumda ankara'nın batıkent semtindeki akrabalarımızın evindeyken duyduğum, sonra 20 yıla yakın süre içinde hiç duymadığım, sessizce beynime kaydettiğim jenerik müziğidir. kanaltürk'ün diğer reklam jeneriklerini de beğenmekle birlikte en sevdiğim, bana hitap eden ve gittikçe tatlı bir anı hâline gelmiş jenerik buydu bence.

geçmişin unutulmuş zannedilen fakat tesadüfî faktörlerle rastladığımızda bir anda hatırlanıveren birçok yönü vardır. dizi veya film sahnesi, bir cümle, replik, futbol maçı, yer, olay... işte bu jenerik de onlardan biri benim hayatımda. gerçeğin hayalden daha tuhaf oluşunun net bir göstergesi. ayrıca eski zamanların televizyon kanallarının ne denli çeşitli, renkli ögeler barındırdığı ve kanaltürk, cine5, kanal 1, tgrt gibi güzel kanalları özlediğimi de anımsadım şu 5, bilemedin 6 saniyelik videoda. geçmişin dehlizlerinde kendime doğru koştum. bulmaya niyetim var, durmaya hiç niyetim yok.
devamını gör...

bir de sabahın dördü...
devamını gör...

ai de mi kilo vermek istiyor anlamadım ki diyet falan...
devamını gör...

nefes alacağım. insan olana çok bile.
devamını gör...

görselle karalama yapayım ben de:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


rüşvet soruşturması kapsamında tutuklanan ve chp'den ihraç edilen uşak belediye başkanı özkan yalım, itirafçı olarak adli emanetteki telefonunun şifresini verdi. yalım'ın dosyaya sunduğu delillerde özgür özel'in talimatıyla kurultay delegelerinin oylarını almak için ailelerinin işe alınma pazarlığı çıktı.

(bkz: https://www.sabah.com.tr/tr...)
şu meşhur ikinci telefon: nerede bulunduğu konumuz dışında.
imamoğlu'nu savunan saraçhane medyası konu özgür özel olunduğunda derin bir sessizlik içinde.
devamını gör...

bazı şeyleri dikkate alacağım...
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim