zaman tüneli
sıcak havalarda dışarı çıkmak istememek
ayakları ters mi diye kontrol edilmelidir.
devamını gör...
cw enerji türkiye yağlı güreş ligi

kırkpınar’a giden yolda bölgesel köklü güreşlerin sezona yayılarak puanlama usulü lig haline getirilmiş hali.
bu yılın favorisi minderde de avrupa şampiyonlukları bulunan feyzullah aktürk, hemen ardından antalya bölgesi başpehlivanlarından mustafa taş, ali gürbüz ve ismail koç geliyor.
bu grubun hemen ardından kocaeli bölgesinden tecrübeli isimler seçkin duman ve kırkpınar’ın efsane ismi dünya şampiyonu recep kara var, ancak genç rakiplerine göre artık yaşlandılar.
cengizhan şimşek ve ismail balaban henüz kendilerinden beklenen performansı veremedi.
yine kırkpınar’ın eski şampiyonlarından mehmet yeşil yeşil de sıralamada gerilerde kaldı.
ben herkesin beklediği kırkpınar finalinde feyzullah aktürk, mustafa taş, ali gürbüz’den birinin mutlaka olacağını tahmin ediyorum.
özellikle ali gürbüz’ün olağanüstü bir taraftar desteği var.
tüm pehlivanlar kırkpınar için insanüstü bir emek veriyorlar. hiç birinin emeği ziyan olmasın ama gönül ister ki ali gürbüz şu orhan okulu’yu bi yerden yere vursun da hepimizin ciğeri soğusun.
keşke 1990-2000 arasına damga vuran 3 altın kemer sahibi ahmet taşçı da genç olsaydı da onu da bu ligde görebilseydik.
devamını gör...
dürüst olmak işe yarar mı sorusu
muhtemelen yaramaz. dürüstlüğün nasıl algılanacağını ve nasıl karşılanacağını siz belirleyemezsiniz çünkü.
devamını gör...
evden dışarı çıkmayı istememek
sakin ve düzenli bir dünyanın huzurunu dışarda bulamamakla ilgilidir.
kafeslerimiz içinde kendimizi özgür, sokaklarda esir hissediyorsak, bunun sebebi dünya değil, yine insanlardır.
kafeslerimiz içinde kendimizi özgür, sokaklarda esir hissediyorsak, bunun sebebi dünya değil, yine insanlardır.
devamını gör...
19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı
(bkz: bütün ümidim gençliktedir)
atamızın bizlere armağanı 19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun.
atamızın bizlere armağanı 19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun.
devamını gör...
sıcak havalarda dışarı çıkmak istememek
havalar ısınınca insanların kendilerini dışarı atma çılgınlığını bir türlü anlayamamaya sebep olur.
ben sıcak havalarda nefes alamıyorum, bunalıyorum, boğuluyorum ve hemen eve dönmek istiyorum.
ben sıcak havalarda nefes alamıyorum, bunalıyorum, boğuluyorum ve hemen eve dönmek istiyorum.
devamını gör...
bir kadına itaat etmekten zevk almak
değişik bir zevktir.
devamını gör...
güne bir türkü bırak
devamını gör...
ismail balaban
akhisar güreşlerinde kardeşi turan balaban’a karşı yenilen başpehlivanlardan.
yenildi dediysem de kendini sırt üstü yere attı işte. bin kere güreşseler turan ismail’i bir kere yıkamaz, yersen işte!
yenildi dediysem de kendini sırt üstü yere attı işte. bin kere güreşseler turan ismail’i bir kere yıkamaz, yersen işte!
devamını gör...
kemalizmin yenilgisi atatürk'ün zaferi
daha önce bazı başlıklar altında serdettiğim görüşleri, müstakil bir başlık içinde toparlamak istedim. bu tezin 19 mayıs atatürk'ü anma gençlik ve spor bayramı olarak kutlanan milli mücadelenin gayrı resmi başlangıcına denk gelmesi de güzel bir tesadüf oldu.
mustafa kemal'in kült bir figür haline getirilmesi, kendi bilgi ve onayı haricinde bir durum değildi. padişaha ve hilafete meftuniyet derecesinde bağlı olan osmanlı'nın müslüman tebaasına, kurtuluş savaşı'nda vekalet tbmm'ye geçtikten sonra bir başka tanrısal figür gerekiyordu. esasında hemen herkesin beklentisi, padişaha yetkinin devri ve osmanlı'nın devamıydı. ancak bu gerçekleşse bile osmanlı'nın ne derecede meşruti bir yönetim olacağı şüpheliydi. kemal paşa ve kadrosunun 1922 itibarıyla gücü, enver paşa ve ittihatçı kadrosundan daha fazlaydı. özü itibariyle bu bir hükumet ve rejim darbesiydi ama gücün padişahta olmadığı parçalı bir türk idaresindense, yetkinin silahlı kuvvetleri elinde tutan ve meclisi de kontrol altında tutan ankara hükümetinde olması pragmatik açıdan daha uygundu. ancak vahideddin han bunu asla hazmedemedi. her ne kadar kardeş kanı dökülmesin diye ülkemi terk ettim dese de sürgünde bulunduğu yıllar içerisinde ankara'daki mustafa kemal hükümetine fırsat buldukça sözlü saldırılarda bulundu. böylelikle ardında geniş bir halk konsensusu bulunmayan ankara hükümeti bir şekilde yeni yönetim kadrosunu teşkil etti ve cumhuriyetle devam etmeye karar verdiler. bu yeni rejim, mustafa kemal paşa'nın harbiye'den bu yana tahayyül ettiği sistemdi.
1930'lardan itibaren milli mücadele'nin çekirdeğini oluşturan kadrolar birer birer tasviye edilirken fevzi paşa gibi siyasete karışmayan kişiler ve ismet paşa gibi mustafa kemal'e biat edenler kaldı. izmir suikasti, kemalist rejimin son tasviyesiydi. ittihat ve terakki'nin b kadrosu, kalanları tasviye etti ve mustafa kemal tek bir figür olarak liderlik pozisyonuna oturdu. artık sıra putlaştırmaya gelmişti.
cumhuriyetin erken döneminde gerek alfabe değişikliği gerekse eğitimin yapısındaki inkılaplarla yeni cumhuriyet insanı oluşturulmak istendi ve bundan önemli ölçüde başarılı olundu. bu yeni insan tipi ''akıl ve bilimi esas alan'' ''hurafelerle savaşan'' ''dogmatik ve skolastik hurafelere ! karşı duran'' seküler bir insan tipiydi. ancak kitleleri motive etmede sembolleri kullandılar ve bu sembollerde mustafa kemal atatürk bir çeşit hürriyet kahramanı olmanın haricinde, yol gösterici kutsal bir figür, eski ve bilge bir yunan tanrısı gibi resmedildi. dönemin karikatür ve afişlerinde, siyasal posterlerinde bunu görmek mümkün. tarih yazımı da buna göre şekillendi. doğu cephesi tamamen silindi ve tarih 19 mayıs'ı milat olarak kabul ederek batı cephesi eksenli bir yazımla, öncesi ve çevreyi göz ardı etti. yeni rejim adeta 1975'te kamboçya'da kızıl kimerlerin yapacağı şekilde tarihi sıfırlamış, kendi iktidarını 0 yılı kabul etmişti.
1938'deki ölen atatürk aslında artık çoktan tanrılaştırılmıştı. üstelik ismet inönü idaresindeki yeni dönemde ismet paşa biraz da kendisi icraatlerini sorgulatmamak için atatürk'ü erişilmez bir noktaya atmıştı. rejim onun ilkelerine dayanıyor ve meşruiyetini isminden alsa da yapılan icraatler inönü'ye aitti. rejime yapılan eleştiriler direkt atatürk'e ve düşüncelerine yapılmış kabul ediliyordu. kemalist sistemin zırhı da böylece oluşmuştu. ''halk için halka rağmen''.
tabi ki 1950'lerden sonraki çok partili hayata geçiş sonrasında sağ partilerin uygulamaları radikal kemalistlerce ana ilkelerden sapış, hatta karşı devrim olarak nitelendirilebilir. ancak bunları bir yönüyle de sistemi pansumanla ve makyaj uygulamalarla halka açmak, devlet ve vatandaş ikiliğini, soğukluğunu izale etmek olarak okumak daha doğru olur düşüncesindeyim. aslına bakılırsa halkın milli mücadeledeki asker mustafa kemal'le pek bir derdi yoktu. ancak kemalizmin özellikle laikliğe yönelik uygulamaları ve mustafa kemal'in, türk halkının ruhuna sinmiş, ortodoks sünni inanışa ters icraatleri asla içten içe kabul görmemişti. üstelik her 10 senede bir atatürkçülük ve ilkeleri adına yapıldığı iddia edilen askeri müdahaleler, kemalizmin uygulanış biçimi ve onun gayrı resmi varisi olduğunu söyleyen chp zihniyeti ile millet arasında bir soğukluk meydana getirmişti. o soğukluk bugün bile yüzde yüz aşılamamıştır. iktidar bunun ekmeğini yemektedir.
kenarın tam anlamıyla merkeze oturduğu ve islamcı cenahın iktidara geldiği ilk dönem necmettin erbakan ile tansu çiller hükümetiydi. ancak bu dönemde asker son derece güçlü olup, merkezi medya tamamen laik-seküler kesimin elindeydi. erbakan'ın kurmaylarından bazı kişilerin de tedbirsiz ve fütursuz beyanları, hükümetin uzun ömürlü olmasını engelledi. darbe değil ama muhtırayla erbakan-çiller koalisyonu dağıtıldı. refah partisi kapatıldı. erbakan yeterince dirençli bir tavır ortaya koymadığı için kendi seçmeninde de oy kaybetti ve milli görüş, bugünkü çok parçalı ve işlevsiz bir fikir kulübüne dönüştü.
milli görüşün nispeten genç ama bir o kadar da hırslı kurmay kadrosu yaşananlardan ders çıkarmışlardı. kitlesel bir iktidar gücü için her kesimden oy almaları gerektiğini, milli görüşün din eksenli dar bakış açısıyla kitle partisi olamayacaklarını anlamışlardı. öte yandan okyanus ötesinden türkiye'yi izleyen mihraklar da türkiye'nin artık eski tip kemalizmle idare edilemeyecek bir fikirsel çeşitlilik haritasına sahip olduğunu görüyorlardı. 28 şubat ahmet necdet sezer'in şahsında cisimleşen çankaya tipi dar kemalizmin pirus zaferiydi ve bir kaç sene sonra muhafazakarlar intikamları alarak açık farkla iktidara oturdular. artık uzun soluklu ak parti dönemi başlıyordu ve meclis 2 partiye düşmüştü.
şimdi burada abd'nin türkiye için uygun gördüğü ılımlı islam ve muhafazakar demokrasi projesi ekseninde ordunun ve laik bürokrasinin iktidar-cemaat ortaklığıyla tasviyesi hakkında yazmayacağım. ancak rte'nin eski dava arkadaşlarından ve çekirdek akıncılar kadrosundan bugüne değin kalabilen nadir kişilerden birisi olan metin külünk, henüz daha taraf gazetesi'nin orduya posta koyduğu, ahmet altan, rok, nuray met, ruşen çakır, amberin zaman, eyüp can sağlık, emre aköz gibi bir çok liberal yazarın ak parti'yi zımnen de olsa desteklediği bir dönemde, çok yakında liberallerle tarihsel ortaklıklarının biteceğini söylemişti. fethullahçıların amacı iktidar için iktidardı ve atatürk'le bir sorunları yoktu. okyanus ötesinde arkalarında hissetikleri ve tamamen tasviye olacaklarını gördükleri anda harekete geçtiler ama sevgili amerika onları korumadı. artık zaman milliyetçi fırtınayla beraber rte'nin gerçek ajandası olan siyasal ve kültürel açıdan islamileşmiş bir türkiye'yi hayata geçirmekti.
bu öyle bir türkiye olacaktı ki hem kültürdeki seküler hegemonya muhafazakar cenaha geçmiş olacak hem de iktidara biatli sermayeyle devlet bürokrasisi buna destek verecekti. ancak çok ilginç bir şey oldu.
gözlerini ak parti iktidarında açmış ve çoğunluğu rte dışında bir muktedir görmemiş milyonlarca genç hala muhalifti ve akp zihniyeti onları ikna edemiyordu. hemen hepsi mustafa kemal posterleri taşıyorlar, atatürk'ü sevgi, saygı ve sitayişle anıyorlardı. iktidarın doğal lideri ve çevresi bunu hemen klasik chpli zihniyetiyle etiketlemeye ve bu gençlerin geçmişin karanlık siyasi ve ekonomik ortamlarında yaşamadıkların söylemeye başladılar. oysa ki konu, ne chp ile ne de direkt olarak kemalizmle alakalıydı. akp zamanın ruhunu okuyamıyordu.
insanlarla ve kadınlarla olan ilişkilerinden tut, devleti idare ediş şekline kadar tam bir maço ve 30'lu yılların totaliter güç timsali olan atatürk'ün adıyla tesmiye edilmiş kemalizm, bugün için pek çok ilkesiyle 21. yy'ın türkiye'sinde demode olmasına rağmen, kurtarıcı ve kurucu lider atatürk'ün silüeti ilk günkü gibi genç ve taze. çünkü kemalizmin aksine ataütürk, ilerlemeyi, batı avrupa tipi çok partili demokrasiyi ve fikir hürriyetini, dini veya seküler intisabı ( körü körüne bağlılık) değil, akılcılı ve hür vicdan sahibi olmayı vaaz ediyordu. bu asla demode olmayacak, cazip bir fikirdi. dolayısıyla akp ve doğal liderinin çatışmacı, soğuk savaş döneminde kalmış, rövanşist ve dünyayı doğu-islam medeniyeti ( biz) ile ötekiler (haçlılar) olarak gören fikriyatını pek alıcısı kalmadı. zaten iktidar destekçisi gençlerin de ekseriyetine baktığımızda onları kamuda mülakatlerde öne geçmeye çalışan, devlet kapısında parti-devlet marifetiyle ikbal peşinde olan prototipler olarak görüyoruz.
hasılı kelam her ki çankaya'da ikamet eden fötr şapkalı bir emekli hakimin hayalindeki militan laik bir kemalizm arıyorsa tarih onu çoktan morga kaldırdı. ancak atatürk hala burada ve canlı. artık çok uzun süreden beri ülkeyi kendi dar hayat görüşleri ve dünya tasavvurlarına göre şekillendirmeye çalışan ama bir türlü başaramayan iktidarın karşısındaki kitlerinin elinde tuttuğu sancak ve o sancaktaki alev alev yanan bir silüet gibi.
mustafa kemal'in kült bir figür haline getirilmesi, kendi bilgi ve onayı haricinde bir durum değildi. padişaha ve hilafete meftuniyet derecesinde bağlı olan osmanlı'nın müslüman tebaasına, kurtuluş savaşı'nda vekalet tbmm'ye geçtikten sonra bir başka tanrısal figür gerekiyordu. esasında hemen herkesin beklentisi, padişaha yetkinin devri ve osmanlı'nın devamıydı. ancak bu gerçekleşse bile osmanlı'nın ne derecede meşruti bir yönetim olacağı şüpheliydi. kemal paşa ve kadrosunun 1922 itibarıyla gücü, enver paşa ve ittihatçı kadrosundan daha fazlaydı. özü itibariyle bu bir hükumet ve rejim darbesiydi ama gücün padişahta olmadığı parçalı bir türk idaresindense, yetkinin silahlı kuvvetleri elinde tutan ve meclisi de kontrol altında tutan ankara hükümetinde olması pragmatik açıdan daha uygundu. ancak vahideddin han bunu asla hazmedemedi. her ne kadar kardeş kanı dökülmesin diye ülkemi terk ettim dese de sürgünde bulunduğu yıllar içerisinde ankara'daki mustafa kemal hükümetine fırsat buldukça sözlü saldırılarda bulundu. böylelikle ardında geniş bir halk konsensusu bulunmayan ankara hükümeti bir şekilde yeni yönetim kadrosunu teşkil etti ve cumhuriyetle devam etmeye karar verdiler. bu yeni rejim, mustafa kemal paşa'nın harbiye'den bu yana tahayyül ettiği sistemdi.
1930'lardan itibaren milli mücadele'nin çekirdeğini oluşturan kadrolar birer birer tasviye edilirken fevzi paşa gibi siyasete karışmayan kişiler ve ismet paşa gibi mustafa kemal'e biat edenler kaldı. izmir suikasti, kemalist rejimin son tasviyesiydi. ittihat ve terakki'nin b kadrosu, kalanları tasviye etti ve mustafa kemal tek bir figür olarak liderlik pozisyonuna oturdu. artık sıra putlaştırmaya gelmişti.
cumhuriyetin erken döneminde gerek alfabe değişikliği gerekse eğitimin yapısındaki inkılaplarla yeni cumhuriyet insanı oluşturulmak istendi ve bundan önemli ölçüde başarılı olundu. bu yeni insan tipi ''akıl ve bilimi esas alan'' ''hurafelerle savaşan'' ''dogmatik ve skolastik hurafelere ! karşı duran'' seküler bir insan tipiydi. ancak kitleleri motive etmede sembolleri kullandılar ve bu sembollerde mustafa kemal atatürk bir çeşit hürriyet kahramanı olmanın haricinde, yol gösterici kutsal bir figür, eski ve bilge bir yunan tanrısı gibi resmedildi. dönemin karikatür ve afişlerinde, siyasal posterlerinde bunu görmek mümkün. tarih yazımı da buna göre şekillendi. doğu cephesi tamamen silindi ve tarih 19 mayıs'ı milat olarak kabul ederek batı cephesi eksenli bir yazımla, öncesi ve çevreyi göz ardı etti. yeni rejim adeta 1975'te kamboçya'da kızıl kimerlerin yapacağı şekilde tarihi sıfırlamış, kendi iktidarını 0 yılı kabul etmişti.
1938'deki ölen atatürk aslında artık çoktan tanrılaştırılmıştı. üstelik ismet inönü idaresindeki yeni dönemde ismet paşa biraz da kendisi icraatlerini sorgulatmamak için atatürk'ü erişilmez bir noktaya atmıştı. rejim onun ilkelerine dayanıyor ve meşruiyetini isminden alsa da yapılan icraatler inönü'ye aitti. rejime yapılan eleştiriler direkt atatürk'e ve düşüncelerine yapılmış kabul ediliyordu. kemalist sistemin zırhı da böylece oluşmuştu. ''halk için halka rağmen''.
tabi ki 1950'lerden sonraki çok partili hayata geçiş sonrasında sağ partilerin uygulamaları radikal kemalistlerce ana ilkelerden sapış, hatta karşı devrim olarak nitelendirilebilir. ancak bunları bir yönüyle de sistemi pansumanla ve makyaj uygulamalarla halka açmak, devlet ve vatandaş ikiliğini, soğukluğunu izale etmek olarak okumak daha doğru olur düşüncesindeyim. aslına bakılırsa halkın milli mücadeledeki asker mustafa kemal'le pek bir derdi yoktu. ancak kemalizmin özellikle laikliğe yönelik uygulamaları ve mustafa kemal'in, türk halkının ruhuna sinmiş, ortodoks sünni inanışa ters icraatleri asla içten içe kabul görmemişti. üstelik her 10 senede bir atatürkçülük ve ilkeleri adına yapıldığı iddia edilen askeri müdahaleler, kemalizmin uygulanış biçimi ve onun gayrı resmi varisi olduğunu söyleyen chp zihniyeti ile millet arasında bir soğukluk meydana getirmişti. o soğukluk bugün bile yüzde yüz aşılamamıştır. iktidar bunun ekmeğini yemektedir.
kenarın tam anlamıyla merkeze oturduğu ve islamcı cenahın iktidara geldiği ilk dönem necmettin erbakan ile tansu çiller hükümetiydi. ancak bu dönemde asker son derece güçlü olup, merkezi medya tamamen laik-seküler kesimin elindeydi. erbakan'ın kurmaylarından bazı kişilerin de tedbirsiz ve fütursuz beyanları, hükümetin uzun ömürlü olmasını engelledi. darbe değil ama muhtırayla erbakan-çiller koalisyonu dağıtıldı. refah partisi kapatıldı. erbakan yeterince dirençli bir tavır ortaya koymadığı için kendi seçmeninde de oy kaybetti ve milli görüş, bugünkü çok parçalı ve işlevsiz bir fikir kulübüne dönüştü.
milli görüşün nispeten genç ama bir o kadar da hırslı kurmay kadrosu yaşananlardan ders çıkarmışlardı. kitlesel bir iktidar gücü için her kesimden oy almaları gerektiğini, milli görüşün din eksenli dar bakış açısıyla kitle partisi olamayacaklarını anlamışlardı. öte yandan okyanus ötesinden türkiye'yi izleyen mihraklar da türkiye'nin artık eski tip kemalizmle idare edilemeyecek bir fikirsel çeşitlilik haritasına sahip olduğunu görüyorlardı. 28 şubat ahmet necdet sezer'in şahsında cisimleşen çankaya tipi dar kemalizmin pirus zaferiydi ve bir kaç sene sonra muhafazakarlar intikamları alarak açık farkla iktidara oturdular. artık uzun soluklu ak parti dönemi başlıyordu ve meclis 2 partiye düşmüştü.
şimdi burada abd'nin türkiye için uygun gördüğü ılımlı islam ve muhafazakar demokrasi projesi ekseninde ordunun ve laik bürokrasinin iktidar-cemaat ortaklığıyla tasviyesi hakkında yazmayacağım. ancak rte'nin eski dava arkadaşlarından ve çekirdek akıncılar kadrosundan bugüne değin kalabilen nadir kişilerden birisi olan metin külünk, henüz daha taraf gazetesi'nin orduya posta koyduğu, ahmet altan, rok, nuray met, ruşen çakır, amberin zaman, eyüp can sağlık, emre aköz gibi bir çok liberal yazarın ak parti'yi zımnen de olsa desteklediği bir dönemde, çok yakında liberallerle tarihsel ortaklıklarının biteceğini söylemişti. fethullahçıların amacı iktidar için iktidardı ve atatürk'le bir sorunları yoktu. okyanus ötesinde arkalarında hissetikleri ve tamamen tasviye olacaklarını gördükleri anda harekete geçtiler ama sevgili amerika onları korumadı. artık zaman milliyetçi fırtınayla beraber rte'nin gerçek ajandası olan siyasal ve kültürel açıdan islamileşmiş bir türkiye'yi hayata geçirmekti.
bu öyle bir türkiye olacaktı ki hem kültürdeki seküler hegemonya muhafazakar cenaha geçmiş olacak hem de iktidara biatli sermayeyle devlet bürokrasisi buna destek verecekti. ancak çok ilginç bir şey oldu.
gözlerini ak parti iktidarında açmış ve çoğunluğu rte dışında bir muktedir görmemiş milyonlarca genç hala muhalifti ve akp zihniyeti onları ikna edemiyordu. hemen hepsi mustafa kemal posterleri taşıyorlar, atatürk'ü sevgi, saygı ve sitayişle anıyorlardı. iktidarın doğal lideri ve çevresi bunu hemen klasik chpli zihniyetiyle etiketlemeye ve bu gençlerin geçmişin karanlık siyasi ve ekonomik ortamlarında yaşamadıkların söylemeye başladılar. oysa ki konu, ne chp ile ne de direkt olarak kemalizmle alakalıydı. akp zamanın ruhunu okuyamıyordu.
insanlarla ve kadınlarla olan ilişkilerinden tut, devleti idare ediş şekline kadar tam bir maço ve 30'lu yılların totaliter güç timsali olan atatürk'ün adıyla tesmiye edilmiş kemalizm, bugün için pek çok ilkesiyle 21. yy'ın türkiye'sinde demode olmasına rağmen, kurtarıcı ve kurucu lider atatürk'ün silüeti ilk günkü gibi genç ve taze. çünkü kemalizmin aksine ataütürk, ilerlemeyi, batı avrupa tipi çok partili demokrasiyi ve fikir hürriyetini, dini veya seküler intisabı ( körü körüne bağlılık) değil, akılcılı ve hür vicdan sahibi olmayı vaaz ediyordu. bu asla demode olmayacak, cazip bir fikirdi. dolayısıyla akp ve doğal liderinin çatışmacı, soğuk savaş döneminde kalmış, rövanşist ve dünyayı doğu-islam medeniyeti ( biz) ile ötekiler (haçlılar) olarak gören fikriyatını pek alıcısı kalmadı. zaten iktidar destekçisi gençlerin de ekseriyetine baktığımızda onları kamuda mülakatlerde öne geçmeye çalışan, devlet kapısında parti-devlet marifetiyle ikbal peşinde olan prototipler olarak görüyoruz.
hasılı kelam her ki çankaya'da ikamet eden fötr şapkalı bir emekli hakimin hayalindeki militan laik bir kemalizm arıyorsa tarih onu çoktan morga kaldırdı. ancak atatürk hala burada ve canlı. artık çok uzun süreden beri ülkeyi kendi dar hayat görüşleri ve dünya tasavvurlarına göre şekillendirmeye çalışan ama bir türlü başaramayan iktidarın karşısındaki kitlerinin elinde tuttuğu sancak ve o sancaktaki alev alev yanan bir silüet gibi.
devamını gör...
sömürge olmadık
başkanlık sistemiyle birlikte sömürge olduk. atatürkün kurduğu cumhuriyet, bu topraklardaki her bireyin eşit haklara sahip olması, kimsesizin kimsesi olması demekti. artık anadolulu bir çocuk olarak cumhurbaşkanlığına aday olmaya kalkarsan üniversite diplomanı bile iptal edip hapse atıyorlar.
devamını gör...
dürüst olmak işe yarar mı sorusu
hayrola, taktik mi deniyoruz? çıkar için dürüst olacağınıza olmayın daha iyi.
devamını gör...
sömürge olmadık
mi acaba?
sömürgelerin zirve zamaninda doğal kaynak olarak bilinen petrol ve benzeri madenlere ait topraklar elimizden alindi. elimizde kalanlarin işletme hakkini alamadik.
turizm zaten yeni nesil bir sömürüdür, herkese açık gibi görünür ama güçlüye hitap eder, dilini mutfağını güçlünün zevkine göre değiştirirsin.
arap, rus, ingiliz, almanlara hitap eden işletmeler, tesisler, taksiler vs sömürge değilse nasıl şirin gösterelim başka.
mermerimiz, yünümüz, meyvemiz vs en ucuzundan ihraç olup, 100 katina geri gelmiyor mu?
afrikayi çok mu küçümsüyoruz?
vilayetimiz dediğimiz misir, kendi kültüründe bizi daha aşağı görüyor.
musti kustinin ülkesi bile bizi arap ya da arap işgali altinda sanıyor.
sömürge olmadık mi gerçekten?
sömürgelerin zirve zamaninda doğal kaynak olarak bilinen petrol ve benzeri madenlere ait topraklar elimizden alindi. elimizde kalanlarin işletme hakkini alamadik.
turizm zaten yeni nesil bir sömürüdür, herkese açık gibi görünür ama güçlüye hitap eder, dilini mutfağını güçlünün zevkine göre değiştirirsin.
arap, rus, ingiliz, almanlara hitap eden işletmeler, tesisler, taksiler vs sömürge değilse nasıl şirin gösterelim başka.
mermerimiz, yünümüz, meyvemiz vs en ucuzundan ihraç olup, 100 katina geri gelmiyor mu?
afrikayi çok mu küçümsüyoruz?
vilayetimiz dediğimiz misir, kendi kültüründe bizi daha aşağı görüyor.
musti kustinin ülkesi bile bizi arap ya da arap işgali altinda sanıyor.
sömürge olmadık mi gerçekten?
devamını gör...
hayatınızı anlatan kamyon arkası yazısı
bir alman tır' ının arkasında görmüştüm " auf dem arbeitsplatz schaffen 450 pferde und ein esel!!" yazıyordu... yani "bu işyerinde 450 at ve bir eşşek çalışmaktadır !" ...aklıma geldikçe gülümsetir.
devamını gör...




