zaman tüneli
farkındalığı yüksek bireylerin yalnızlaşması
aaa demek ki bu yüzden yalnızmışım demeyi çok isterdim ama dün fark ettim ki ben çok tahammülsüz bir insanmışım.
hiçbir şeye katlanamayacak kadar bıkmışım ya da tahammül edebilecek kadar sevememişim. orasından tam emin değilim ama.
hiçbir şeye katlanamayacak kadar bıkmışım ya da tahammül edebilecek kadar sevememişim. orasından tam emin değilim ama.
devamını gör...
cumhuriyet halk partisi
bugünkü chp 1992'de kurulan bir parti.
atatürk'ün kurduğu chp değil yani. sadece adı ve logosu aynı.
atatürk'ün partisi olan chp ise 1980'deki abd destekli darbede kapatıldı.
bülent ecevit; "sırf güneydoğu'da biraz daha fazla oy alabilmek uğruna türkiye'yi bölmek istediklerini açıkça dile getiren kimseleri sırtında meclise taşımış bir parti asla cumhuriyet halk partisi'nin mirasçılığı iddiasında bulunamaz." buradan
aradan geçen 34 yılda hiçbir şey değişmemiş.
atatürkçü türkler'in chp'den vazgeçip farklı partilere yönelme vakti çoktan gelmiş. zararın neresinden dönülse kar.
chp'yi bunca yıl ana muhalefette tutan şey, sadece adı ve logosu. insanlar atatürk tüccarlığı yapanları görünce gerisini sorgulamıyor maalesef.
chp de bu seçmeni "siz türkiye'nin aydın kesimisiniz." diyerek pohpohlayıp oy almaya devam ediyor. yani seçmen ya aydın değil, yada direkt bölücülerin chp içinde bulunmasından rahatsız olmayan sempatizanlar. ve bu çark onca yıldır yalanlar üzerinde dönmeye devam ediyor.
atatürk'ün kurduğu chp değil yani. sadece adı ve logosu aynı.
atatürk'ün partisi olan chp ise 1980'deki abd destekli darbede kapatıldı.
bülent ecevit; "sırf güneydoğu'da biraz daha fazla oy alabilmek uğruna türkiye'yi bölmek istediklerini açıkça dile getiren kimseleri sırtında meclise taşımış bir parti asla cumhuriyet halk partisi'nin mirasçılığı iddiasında bulunamaz." buradan
aradan geçen 34 yılda hiçbir şey değişmemiş.
atatürkçü türkler'in chp'den vazgeçip farklı partilere yönelme vakti çoktan gelmiş. zararın neresinden dönülse kar.
chp'yi bunca yıl ana muhalefette tutan şey, sadece adı ve logosu. insanlar atatürk tüccarlığı yapanları görünce gerisini sorgulamıyor maalesef.
chp de bu seçmeni "siz türkiye'nin aydın kesimisiniz." diyerek pohpohlayıp oy almaya devam ediyor. yani seçmen ya aydın değil, yada direkt bölücülerin chp içinde bulunmasından rahatsız olmayan sempatizanlar. ve bu çark onca yıldır yalanlar üzerinde dönmeye devam ediyor.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
doğum gününüz kutlu olsun, nice mutlu, güzel yaşlar dilerim. *
devamını gör...
islam hoşgörü dinidir
bazı insanlar dili, kelimeleri, kurulan cümleleri, üslubu ve benzerlerini çok önemserler. anlatı manlatı falan... ancak kullandığın dil ile söylediklerinizin somut ve maddi karşılığının da örtüşmesi gerekir. yazdığınız çekin karşılığının olması gibi. karşılıksız çıkan bir çek, pahalı bir çek defterine on binlerce dolarlık bir kalemle yazılmış olmasına rağmen bir karşılığı yoksa gerisi de önemsizdir.
islamın hoşgörü dini olduğu iddiası da karşılığı olmayan bir çek gibidir. hem tarihsel olaylar ve yaşanmışlıklar hem de güncel gerçekler ve yaşadıklarımız bunun doğru olmadığını gösteriyor.
bakın neler yapmış osmanlı ordusu:
yahudilere uygulanan cezalar en dehşet verici olanlarıdır (cezayir, 1795 civarları)
en dehşet verici cezalar, islam dinine karşı uygunsuz sözler sarf ettikleri gerekçesiyle yahudilere veya hristiyanlara uygulananlardır.
bu durumda, ya müslüman olmak zorundadırlar ya da diri diri kazığa oturtulurlar.
eğer [din değiştirdikten] sonra dinden dönerlerse, diri diri yakılırlar veya demir çengellerle donatılmış şehir surlarının tepesinden aşağı fırlatılırlar. bu çengeller onları, düşüş şekillerine göre çenelerinden, kaburgalarından veya vücutlarının diğer kısımlarından yakalar.
anlatılanlara göre, kurbanlar en vahşi işkenceler içinde, farklı pozisyonlarda günlerce canlı olarak asılı kalabilmektedir (s. 162).
özellikle yahudiler, [sarhoş türk askerlerinin] sürekli öfke odağı olmaktadır.
ne zaman bir yahudi görseler, hemen arkasından koşarlar; o zavallı, hor görülen bahtsız ise bu haydutların hakaretlerinden kaçınmak için en acı çığlıkları atarak kaçar.
bu haydutlar ona karşı her türlü şiddet eylemini cezasızca uygulamakta özgürdür, çünkü bir yahudi, uğradığı haksızlıklar için adalet aramaya kalkışacak olsa, bu cüretinden dolayı büyük olasılıkla değnek cezasına (falakaya) çarptırılır.
bu insan topluluğu o kadar yoğun bir küçümsemeye maruz kalır ki, birine herhangi bir lanet okumak veya hakaret etmek istendiğinde ona "judeo" veya "yahudi!" diye seslenilir.
bir sığırtmaç bile hayvanlarını sürerken onlara, verilebilecek en aşağılayıcı sitem sözü olan "judeo" diye seslenir.
türkler o kadar kibirlidir ki, tıpkı amerikan yerlileri gibi, kendilerini dünyadaki diğer tüm uluslardan üstün ve insanlığın en yiğitleri olarak görürler. dünyanın sadece kendileri için yaratıldığını hayal ederler ve bu nedenle genel olarak diğer tüm uluslara, özel olarak da farklı bir dinden olanlara karşı tam bir küçümseme sergilerler; genellikle hristiyanlara "köpek" derler.
bazıları bu batıl inançlı nefreti öyle uç noktalara taşır ki, sabah evlerinden çıktıklarında karşılaştıkları ilk kişi bir hristiyan veya bir yahudi olursa, hemen "tanrı bizi şeytandan korusun!" diyerek eve geri dönerler (s. 214-215).
kenan çamurcu
(bkz: soykırım/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: yeni osmanlıcılık/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
islamın hoşgörü dini olduğu iddiası da karşılığı olmayan bir çek gibidir. hem tarihsel olaylar ve yaşanmışlıklar hem de güncel gerçekler ve yaşadıklarımız bunun doğru olmadığını gösteriyor.
bakın neler yapmış osmanlı ordusu:
yahudilere uygulanan cezalar en dehşet verici olanlarıdır (cezayir, 1795 civarları)
en dehşet verici cezalar, islam dinine karşı uygunsuz sözler sarf ettikleri gerekçesiyle yahudilere veya hristiyanlara uygulananlardır.
bu durumda, ya müslüman olmak zorundadırlar ya da diri diri kazığa oturtulurlar.
eğer [din değiştirdikten] sonra dinden dönerlerse, diri diri yakılırlar veya demir çengellerle donatılmış şehir surlarının tepesinden aşağı fırlatılırlar. bu çengeller onları, düşüş şekillerine göre çenelerinden, kaburgalarından veya vücutlarının diğer kısımlarından yakalar.
anlatılanlara göre, kurbanlar en vahşi işkenceler içinde, farklı pozisyonlarda günlerce canlı olarak asılı kalabilmektedir (s. 162).
özellikle yahudiler, [sarhoş türk askerlerinin] sürekli öfke odağı olmaktadır.
ne zaman bir yahudi görseler, hemen arkasından koşarlar; o zavallı, hor görülen bahtsız ise bu haydutların hakaretlerinden kaçınmak için en acı çığlıkları atarak kaçar.
bu haydutlar ona karşı her türlü şiddet eylemini cezasızca uygulamakta özgürdür, çünkü bir yahudi, uğradığı haksızlıklar için adalet aramaya kalkışacak olsa, bu cüretinden dolayı büyük olasılıkla değnek cezasına (falakaya) çarptırılır.
bu insan topluluğu o kadar yoğun bir küçümsemeye maruz kalır ki, birine herhangi bir lanet okumak veya hakaret etmek istendiğinde ona "judeo" veya "yahudi!" diye seslenilir.
bir sığırtmaç bile hayvanlarını sürerken onlara, verilebilecek en aşağılayıcı sitem sözü olan "judeo" diye seslenir.
türkler o kadar kibirlidir ki, tıpkı amerikan yerlileri gibi, kendilerini dünyadaki diğer tüm uluslardan üstün ve insanlığın en yiğitleri olarak görürler. dünyanın sadece kendileri için yaratıldığını hayal ederler ve bu nedenle genel olarak diğer tüm uluslara, özel olarak da farklı bir dinden olanlara karşı tam bir küçümseme sergilerler; genellikle hristiyanlara "köpek" derler.
bazıları bu batıl inançlı nefreti öyle uç noktalara taşır ki, sabah evlerinden çıktıklarında karşılaştıkları ilk kişi bir hristiyan veya bir yahudi olursa, hemen "tanrı bizi şeytandan korusun!" diyerek eve geri dönerler (s. 214-215).
kenan çamurcu
(bkz: soykırım/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
(bkz: yeni osmanlıcılık/@çürümüş şeyler var danimarka krallığında)
devamını gör...
öldükten sonra yok olacağımız gerçeği
daha önce yaşamış bu da ikinci hayatı gibi konuşanların ölüm hakkındaki kendinden eminliği yok mu..
altlı üstlü gidiyorum bunlara.
daha önce ölmediyseniz susunuz efendiler.
altlı üstlü gidiyorum bunlara.
daha önce ölmediyseniz susunuz efendiler.
devamını gör...
boeing b737 max'in en uzun uçuşu
20 mayıs 2026 tarihinde air europa şirketine ait bir boeing b737 max pasifik okyanusunun kıyısındaki seattle şehrinden ispanyol başkenti madrid'e duruşsuz, nonstop, uçtu !!
bu uçuş, seattle ' daki boeing fabrikasından madrid ' de air europa ' ya teslimat uçuşuydu. uçakta sadece cockpit ekibi vardı, başka mürettebat yoktu.
ancak gene de havacılık camiasını şaşkına çevirdi çünkü, uçuş amerikan batı kıyısındaki bir şehirden avrupa ' ya yapılmış bir uzun mesafe uçuşuydu.
maksimum kalkış ağırlığıyla boeing b737 max ile united airlines new york' tan santiago de compostela " ya uçuyor. ya da londra ' dan dubai'ye de boeing 737 max sefere konulabiliyor.
bu uçuş, seattle ' daki boeing fabrikasından madrid ' de air europa ' ya teslimat uçuşuydu. uçakta sadece cockpit ekibi vardı, başka mürettebat yoktu.
ancak gene de havacılık camiasını şaşkına çevirdi çünkü, uçuş amerikan batı kıyısındaki bir şehirden avrupa ' ya yapılmış bir uzun mesafe uçuşuydu.
maksimum kalkış ağırlığıyla boeing b737 max ile united airlines new york' tan santiago de compostela " ya uçuyor. ya da londra ' dan dubai'ye de boeing 737 max sefere konulabiliyor.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapabildiği yemek çeşidi sayısı
başlık ben ve benim gibileri rencide etmek için açılmış olsa gerek.
üç buçuk diyim, küsüratlı söyleyince rezilliğim azalır.
üç buçuk diyim, küsüratlı söyleyince rezilliğim azalır.
devamını gör...
güzel kadın isimleri
defne... yüz kere defne. bin kere defne.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapabildiği yemek çeşidi sayısı
çok fazla.. yalnız yaşayınca ve mutfak olayını sevince aklınıza ne gelirse deniyorsunuz..
na bugün ezogelin yaptım miss.
na bugün ezogelin yaptım miss.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yapabildiği yemek çeşidi sayısı
benim geçen aya falan kadar bir tek (yani 3 de işte) patates kızartması, omlet ve menemen idi. sucuklu tost falan yemek sayılıyor mu bilemiyorum, bence sayılmamalı, ahah. yani bunu yapamayan da yaşamasın falan. :p - düzeltme: bu arada... yok lan, ben eskiden menemen yapamazdım. yani soğanları, biberleri kavur falan... hiç anlamazdım. yani bunu işte aşağıda anlattığım dönemde yaptım herhalde ilk kez.
yani bunları bile çok tek tük yapmışımdır. hayatım boyunca hiç yalnız yaşamadım ve hep evde iyi yemek yapabilen birileri oldu. üniversitede mesela yemek yapabilen ev arkadaşlarım vardı hep.
geçenlerde 10-15 gün yalnız kalmam gerekti ve aslında daha önce de tabii ki bu kadar süreler yalnız kaldığım olmuştur ama o zamanlarda da dışarıda yemişimdir falan. fakaaaat... bu sefer annem bir sürü mantar almış ben yalnız kalmaya başlamadan 1 gün evvel falan ve mantarlar da buzdolabında bile birkaç günde bozuluyormuş. evdekilerin bir sebeple gitmeleri gerekti bir süreliğine ve "mantarlar boşa gitmesin" dedik ve mantar sote yaptım ben de evde. gayet güzel oldu, 2 gün afiyetle yedim.
bu ara da abimle kalıyoruz ve ben menemen yaptım 1-2 saat önce. vallahi nefis oldu. bir önceki yaptığım menemeni de evdekiler çok beğenmişti bu arada; ben yaptıktan sonraki gün—ki yaptığım günün akşamı da olabilir, tam hatırlamıyorum—gelmişlerdi ve işte onlara da kalmıştı bayağı. her an bana yemek yapma görevi yıkılabilir evde diye korkmuyor değilim. * ekleme: yani bugün yaptığım menemen de yaptığım ikinci menemen oldu ve ilkini de işte 1 ay önce falan yalnız kaldığım süreçte yapmıştım.
yani artık 4 çeşit yemek yapabiliyorum. alksjdlakjdlakjsdlakjsdlkajsdkjlkdjs.
yani bunları bile çok tek tük yapmışımdır. hayatım boyunca hiç yalnız yaşamadım ve hep evde iyi yemek yapabilen birileri oldu. üniversitede mesela yemek yapabilen ev arkadaşlarım vardı hep.
geçenlerde 10-15 gün yalnız kalmam gerekti ve aslında daha önce de tabii ki bu kadar süreler yalnız kaldığım olmuştur ama o zamanlarda da dışarıda yemişimdir falan. fakaaaat... bu sefer annem bir sürü mantar almış ben yalnız kalmaya başlamadan 1 gün evvel falan ve mantarlar da buzdolabında bile birkaç günde bozuluyormuş. evdekilerin bir sebeple gitmeleri gerekti bir süreliğine ve "mantarlar boşa gitmesin" dedik ve mantar sote yaptım ben de evde. gayet güzel oldu, 2 gün afiyetle yedim.
bu ara da abimle kalıyoruz ve ben menemen yaptım 1-2 saat önce. vallahi nefis oldu. bir önceki yaptığım menemeni de evdekiler çok beğenmişti bu arada; ben yaptıktan sonraki gün—ki yaptığım günün akşamı da olabilir, tam hatırlamıyorum—gelmişlerdi ve işte onlara da kalmıştı bayağı. her an bana yemek yapma görevi yıkılabilir evde diye korkmuyor değilim. * ekleme: yani bugün yaptığım menemen de yaptığım ikinci menemen oldu ve ilkini de işte 1 ay önce falan yalnız kaldığım süreçte yapmıştım.
yani artık 4 çeşit yemek yapabiliyorum. alksjdlakjdlakjsdlakjsdlkajsdkjlkdjs.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
her ne kadar hoşlaşmasam, anlaşamasak da doğum günün kutlu olsun.
devamını gör...
keşke daha önce bilseydim dediğiniz bir şey
yatırım yapmak. kızım sen bu yaşına kadar neden bir şeylere yatırım yapmadın, neden bir iki hisse bir şey alıp satmadın.
devamını gör...
hoşlanılan kızın kelle ütüp geliyorum demesi
ülkemizin içinden geçtiği şu zor günlerde, özgür bey'in sırılsıklım gömleğinin arkasındaki meme uçları gibi hiç hazır olmadığımız manzaralara maruz kaldık.
bir insanın sadece olanın bitenin farkında olması için günde en az 1.5 saat gündem takip etmesi gereken bir yerde kimse bana flört enerjisinden bahsetmesin. günde 1.5 saat odaklanarak 5 sene içinde erişeceğiniz sonsuzdan biraz daha az sayıda uzmanlık vardır. buna rağmen ülkemiz, beyinlerini sadece dışarıya kaptıran bir coğrafya değil. bu vatan sadece maliyet, hile, işgürazlık nedeniyle kalitesi düşen besinlerle doyan insanların ülkesi değil. burası sadece kötü eğitim sistemi, düşük sosyal olanaklar, erişilmez hale gelen hobilerle insanın beynini küçültmüyor. bu topraklar bir de tüm olan biteni anlamak, yorumlamak ve hareket etmek için de çalışmaktan geriye kalan zamanınızı, dikkatinizi, huzurunuzu elinizden alan bir ülke.
flörtleme gibi bir şey yapıyorsun bu hayatın bir yerinde, illa ki. herhangi bir amatör telsizcilik ortak paydasında buluşulmadıysa iletişim mesajlaşmayla olur ve "dün gece aklıma sen geldin ve etrafta ne buldumsa orama burama sokuşturdum" diyen bir fake hesaba rastlamadıysan, işler de iyi gider genelde. hiç değilse biraz sohbet edersin. bayram günü gelir, "iyi bayramlaar :)" mesajı uygundur. "mübarek olsun" dersen inşaallah yerine umarım demiş adamsın onca zaman, uygun düşmez. zaten kültüründesin işin, kurban falan ne saçma işler burcu, inan bana inanmıyorum. piyasa böyle kardeşim ne yapalım. bütün şeklin şemalin ortasında "ahah sana da iyi bayramlar, kelle ütüp geliyorum" diye cevap geliyor.
kelle ütmek ne olum? kafanın içinde bir çift özgür bey meme ucu*, mansur yavaş neden bu kadar sessiz? şarkıcı bengü de hiçbir açıklama yapmadı, kelle denen şey nasıl ütülüyor? çorumspor'u tebrik ederim. serdar ortaç'ın altına kaçırdığı görüntüleri yayınlayan o allahın cezaları... içeride ışık hızında dönen binlerce düşünce ve her birinin başka binlerce çağrışıma neden olduğu fırtınalar kopuyor. düşüncelerden bir tanesi ışıl ışıl, parıl parıl parlıyor; kelle ütmek.
kafayı ateşte tutarak ütüleme yoluyla tüyleri yakarlar, bu sırada etraf fena kokar. istenirse çeneyi ayırırlar, kafayı yararlar, suyun içinde bıçağın tersiyle bir güzel yanık bölümleri soyarlar ve kafayı temizlerler. kelle böyle ütülür. balkon çocuğusun ne bileceksin ama yine de kelle ütme işini çıtı pıtı kızlar yapmamalı gibi gelir sana. adam işi gibi, köy köy gezen televizyoncunun mikrofon uzattığı teyze işi gibi gelir; "aa kolay gelsin ben de kahvaltıya gideceğim :))" diye yanıtlarsın. sözleriniz tcp protokolü üzerinden dijital ve ascii tabanlı iletilse dahi çaktırılmamaya çalışılmış bir şaşkınlık kadar göze batan bir şey yok. mavi tik 3 saat sonra gelecektir.
artık kelle ütmekten haberin vardır, biraz daha büyümüşsündür. haberlere bakarsın, o sırada serdar ortaç şarkısı değişir:
bir insanın sadece olanın bitenin farkında olması için günde en az 1.5 saat gündem takip etmesi gereken bir yerde kimse bana flört enerjisinden bahsetmesin. günde 1.5 saat odaklanarak 5 sene içinde erişeceğiniz sonsuzdan biraz daha az sayıda uzmanlık vardır. buna rağmen ülkemiz, beyinlerini sadece dışarıya kaptıran bir coğrafya değil. bu vatan sadece maliyet, hile, işgürazlık nedeniyle kalitesi düşen besinlerle doyan insanların ülkesi değil. burası sadece kötü eğitim sistemi, düşük sosyal olanaklar, erişilmez hale gelen hobilerle insanın beynini küçültmüyor. bu topraklar bir de tüm olan biteni anlamak, yorumlamak ve hareket etmek için de çalışmaktan geriye kalan zamanınızı, dikkatinizi, huzurunuzu elinizden alan bir ülke.
flörtleme gibi bir şey yapıyorsun bu hayatın bir yerinde, illa ki. herhangi bir amatör telsizcilik ortak paydasında buluşulmadıysa iletişim mesajlaşmayla olur ve "dün gece aklıma sen geldin ve etrafta ne buldumsa orama burama sokuşturdum" diyen bir fake hesaba rastlamadıysan, işler de iyi gider genelde. hiç değilse biraz sohbet edersin. bayram günü gelir, "iyi bayramlaar :)" mesajı uygundur. "mübarek olsun" dersen inşaallah yerine umarım demiş adamsın onca zaman, uygun düşmez. zaten kültüründesin işin, kurban falan ne saçma işler burcu, inan bana inanmıyorum. piyasa böyle kardeşim ne yapalım. bütün şeklin şemalin ortasında "ahah sana da iyi bayramlar, kelle ütüp geliyorum" diye cevap geliyor.
kelle ütmek ne olum? kafanın içinde bir çift özgür bey meme ucu*, mansur yavaş neden bu kadar sessiz? şarkıcı bengü de hiçbir açıklama yapmadı, kelle denen şey nasıl ütülüyor? çorumspor'u tebrik ederim. serdar ortaç'ın altına kaçırdığı görüntüleri yayınlayan o allahın cezaları... içeride ışık hızında dönen binlerce düşünce ve her birinin başka binlerce çağrışıma neden olduğu fırtınalar kopuyor. düşüncelerden bir tanesi ışıl ışıl, parıl parıl parlıyor; kelle ütmek.
kafayı ateşte tutarak ütüleme yoluyla tüyleri yakarlar, bu sırada etraf fena kokar. istenirse çeneyi ayırırlar, kafayı yararlar, suyun içinde bıçağın tersiyle bir güzel yanık bölümleri soyarlar ve kafayı temizlerler. kelle böyle ütülür. balkon çocuğusun ne bileceksin ama yine de kelle ütme işini çıtı pıtı kızlar yapmamalı gibi gelir sana. adam işi gibi, köy köy gezen televizyoncunun mikrofon uzattığı teyze işi gibi gelir; "aa kolay gelsin ben de kahvaltıya gideceğim :))" diye yanıtlarsın. sözleriniz tcp protokolü üzerinden dijital ve ascii tabanlı iletilse dahi çaktırılmamaya çalışılmış bir şaşkınlık kadar göze batan bir şey yok. mavi tik 3 saat sonra gelecektir.
artık kelle ütmekten haberin vardır, biraz daha büyümüşsündür. haberlere bakarsın, o sırada serdar ortaç şarkısı değişir:
devamını gör...
keşke daha önce bilseydim dediğiniz bir şey
"si jeunesse savait, si viellesse pouvait !"
genç düşünebilse, yaşlı yapabilse...
fransız atasözü.
genç düşünebilse, yaşlı yapabilse...
fransız atasözü.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
nice senelereeeeeeeeeeee patagonyalı.
devamını gör...
güzel kadın isimleri
(bkz: şenay)
devamını gör...




