zaman tüneli

çok güzel bir kadın.
umarım bana yürür.*
devamını gör...

5 senedir sünger bob çoraplarını kıskanıyorum. nezaketen insan kargo ile bana da bir çift yollardı di mi? fazla gerçekçi. biraz da sözlük kaoslarını iyi biliyordu bir dönem. severiz yiğido’yu.
devamını gör...

değmezmiş sana
devamını gör...

insan hafızasının yetmediği nokta da ortaya çıkmıştır.
devamını gör...

#3998439

kedi olalı bir fare tutmuş olmak ana fikri olan kıssadan hisse.. hep bir ince düşünceler hep bir mesaj kaygılı,

ne tatlı bir çocuk.. kalbim seninle..
devamını gör...

çorumspor süper lige çıktığı için kendisiyle vedalaştığım takım. senden fayda yok artık.
devamını gör...

marcus rashford transferi için büyük çaba sarf ediyor safi bşkan. bu gece bu transferi bitirecek.
devamını gör...

tez zamanda iyi haberleri almasi dilegi ile.
devamını gör...

(bkz: user datagram protocol)

bilgisayar ağlarında kullanılan bir taşıma katmanı (transport layer) protokolüdür. ip'nin üzerinde çalışır ve verileri datagram adı verilen paketler halinde gönderir.

temel özelliği, hızlı olması için güvenilirlik kontrollerinden büyük ölçüde vazgeçmesidir.

örneğin bir görüntülü görüşmede bir paketin kaybolması genellikle sorun değildir; görüntüde anlık bir bozulma olur. ancak paketin yeniden gönderilmesini beklemek görüşmeyi geciktireceği için udp tercih edilir. buna karşılık bir dosya indirirken tek bir baytın bile eksik olmaması gerektiğinden tcp kullanılır.
devamını gör...

#3998434 telefondaki parmak izlerinden 8 tane cinayet aydınlanır yanlışlıkla bira falan dök de silmek zorunda kalsın sahibi.
devamını gör...

geldiğim noktada aslında şu satırları yazmak bile inanılmaz boşuna geliyor ama paradoxically; ne kadar boş olduğunu daha iyi idrak etmek açısından da yazmak iyi geliyor. istediğim kadar uzun da yazabilirim ne de olsa her şeyden önce bunu da hayattaysam 5 yıl sonra da okuyacak kendime yazıyorum.
4-5 yıldır neredeyse sürekli kendimle bir savaş halindeyim, hayatta ne yapmak istediğime nereye gelmek ne olmak istediğime dair. ama böyle bir gelgit olamaz. olamaz diyorum da ya gizlice hepimizin içinde varsa, bilemiyorum artık. sürekli bir şeyler yapmak, bir şey olmak, kendimi istediğim gibi dizayn etmek, “özgür” olmak, kendimi “geliştirmek” gibi şeylerle kafayı aşırı bozmuştum. bir yandan da bozmamıştım çünkü dedim ya bir iç savaş gibi, kararsızdım. bu dünya yaşamaya değer mi değmez mi,’bu çabalara değer mi değmez mi savaşı en temelde.
arkadaşlar bu savaş galiba son zamanlarda bitti, hitler sığınağında kafasına sıktı ve kazandık; her şeyden vazgeçtim. gerçekten her şeyden vazgeçtim. kelimenin tam anlamıyla hiçbir şey istemiyorum artık. bu dünyanın bu evrenin bana karşı yapılmış bir “kışkırtma” videosu olduğuna dair son kanaatimi getirdim. ne kadar sevilmediğime inanamıyorum mesela; eskiden hep şöyle yapardım bir yerden bu sevilmeme lazeri eğer aşırı gözüme vuruyorsa bi elimle o tarafı kapatıp hemen bakmamaya diğer tarafı görmeye çalışırdım ama artık diğer taraf diye bir şey kalmadı. ne kadar sevilmediğime inanamıyorum dedim ya heh işte artık inanıyorum fkkakfkwkfdmks bu biraz %50-50 %60-40 falan. hem bazı benden bağımsız hem bana bağlı faktörlerin birleşimi. kendimi önemsememe fikrini kendi içinde çelişkili bulduğumdan uzaklaşmıştım ama yanılmışım. gerçekten bu dünyadaki en önemli şey kendimin ne kadar önemsiz olduğu gerçeğiymiş ve bunun üzerine ne kadar düşünsem yazsam yetmezmiş. çok büyük yanılmışım bu konuda. ben önemli değilim ya diye bir saniye düşünmekle olmuyor. bunu isterseniz dünya bana bunu yaptı diye okuyun isterseniz sen kendine yaptın diye ama o kadar sevgisiz kaldım ve buna o kadar ihtiyaç duyarak yaşadım ki yıllarca. çünkü kendime olan sevgimi veya en azından anlayışımı kaybetmişim. o yüzden hep dışarıdan anlaşılmak istedim. “bak ben öyle dedim ama bu yüzden”, “o şakayı yaptım çünkü çünkü” , “öyle düşündüm ama beni de dinle”
yıllardır aslında dünyada yaşamıyorum da bir “hesap verme simulator”da yaşıyorum. yalan yok, bazı konularda tabii ki zaman zaman özür dilemem kendimi açıklamam gereken konumlara kendimi soktum ama artık fahrettin koca metoduna geçiyorum; en büyük kozumuz yakalanmamak. bu dünyada ne olmak istediğimi artık öğrendim; verecek hiçbir hesabı olmayan biri olmak istiyorum. bunun için de hiçbir şey yapmayıp minimumla yaşamaya da seve seve razıyım. dünyada elde edilebilecek hiçbir başarı, hiçbir unvan beni hesap vermenin alçalttığı yerden yukarı çıkarmıyor kendi ölçeğimde. ve dümdüz yıkıp geçen saldırgan basit kötü biri olmak da istemiyorum, zorla hesap verecek konuma gelmek de istemiyorum en iyisi pasifize olmak iyice.
bu dünya gerçekten de olabilecek dünyaların en kötüsü veya ben burası için doğru kişi değilim. benim bünyem benim varoluşum için burası hep bir ızdıraptan diğerine gidilen bir otobüs oldu. bu beynin elimde olmadığı üzere bana dayatmasıyla elbette hala acı çekmekten ölmekten istemeden de olsa korkuyorum. korkmaya ve acı çekmeye de devam edeceğim elbette herkes gibi ama şunu çok iyi biliyorum ki şaşırmayacağım. aklınıza gelen olabilecek bütün kötü şeyleri saysanız bir anda başıma gelse derim ki “it only makes sense”. “zaten bu hayattan bu dünyadan bu beklenirdi”. en azından evdeki hesap çarşıya uyuyor.
we’re so back dönemimiz kavgamız maalesef bitti. ben olduğumu zannettiğimin çeyreği kadar zeki, komik, yakışıklı veya eğlenceli değilim. dünyada en yetenekli olduğum şeyde bile ortalamayım.
bu kadar ağlaklığın ve mızmızlanmanın sonunca kendimi şu huzurlu hisse bırakıyorum; yukarıda belirttiğim durumları tamamen idrak etmemden ötürü kendimi kaderin merhametsiz kollarına bırakıyor, artık kendimden hiçbir büyük hedef, hayat amacı beklemiyor ve dümdüz yaşayıp ölmeyi bekliyorum. bu savaş sonunda bitti.
devamını gör...

fatih terim'i okan buruk'a tercih eder.
devamını gör...

fitne bu ya. bitmiyo da. bi süre sonra bitirmeyi hızlandırmak için kabuğuyla yiyorum.
devamını gör...

üffff.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: köşe yastığı (yazar)) ile…

masa da masaymış masası.
devamını gör...

küçükken bunu başaramazdım. evet.
devamını gör...

yedi cüceler
devamını gör...

avrupalıların yapmayı bilmediği eylem.

avusturyalı arkadaş christian'a trende yolculuk yaparken verdim. nasıl yenildiğini tam gösterecektim ki çekirdeği kabuğuyla falan ağzına attı, çiğnemeye başladı. gülmekten ağzımdaki çekirdeği püskürttüm.
devamını gör...

bir düzenin içinde sevdiğim insanla hayatı yaşamak.
devamını gör...

açılın beyler anlatıcam;

ben almanya’da kayboldum. hem de nası kaybolmak, 4 tur dolandım kaybolduğumu öyle anladım. evlere bakıyorum sanki sözleşmişçesine her yer iki katlı kırmızı tuğlalı ev. ayırt edici birşey de yok. almanya’ya yeni gelmişim. benden önceki kiracının evine valizimi koymuşum dedim bi markete gidim içim kıyıldı helalinden bişeyler alam, kayboldum, bi saatir dönüyom dolanıyom evi bulamıyorum arkadaş.

ulan bi yerde lgbt yardımlaşma ve dayanışma derneğine denk geldim ellam içerden sarı sarı göbekli göbekli adamlar çıkıyor öpücük atıyor nefissizler dilimi dişliyorum sinirden. allam yarebbim sen bizim ırzımızı namusumuzu muhafaza eyle. ağlıyacam neredeyse lan!

baktım benim böyle avel avel bi yer bulacağım yok. gözümü kararttım bi eczaneye daldım. tezgahın arkasında ellili yaşlarda bi kadın var boyu tahminim 1.40 filan. karı bana baktı vıy bite dedi.

tabi centurion durur mu? yabıştırmış cevabı;

-excuse ma’am! where’s johanniterstraße?

ahahahasdkj! karı tarif edecek etmesine de o kadar ingilizcesi yok dili dönmüyo. ayn moment dedi. belli o da reisi izlemiş, çıktı dışarı kitledi dükanı kom dedi eliynen, peşi sıra takıldım, sokağın tabelasına kadar getirdi. lan bu sefer mutluluktan ağlıycam. ahan da bizim ev, yaşasınnnnnn!

-ablam benim allah muhammed aliyar eşkiçün wait to me he mi dedim kaça kaça eve çıktım.

biz malatya’da eşe dosta kaysı tabağı hediye ederiz, içinde gün kurusu, cezeryesi, kaysı çekirdeği filan göz ve gönül açar, çıktım valizden bi tabak kaysı aldım eczacı kadına indirdim.

-its turkish fruit dries, look at, its apricot, very delicious, u must try it! diye ülkemin gönüllü kültür elçisiymişçesine tanıtımını yapıyom.

la o kadın kömbeden bi attı ağzına, o sıfatı berlin duvarı olan kadının var ya yüzünde güller açtı!

boru mu lan? kaysı bu! ılgıt ılgıt endorfin, efil efil serotonin! ahey ahey! çal zurnayı içimden geldi halay çekecem!
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim