zaman tüneli
ilgi sevmeyen erkek
hsyriyr nuriye gibi tiplerden geliyorsa istemem
sıla burcu pelinsu olursa kısa süreli isterim
rğmeysa, sğmeyya gül falansa kariyerim açısından kabul
sıla burcu pelinsu olursa kısa süreli isterim
rğmeysa, sğmeyya gül falansa kariyerim açısından kabul
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
greyfurt. doyamıyorum bu meyveye.
devamını gör...
ilgi sevmeyen erkek
ilgi sevmeyen erkek
dalından dut gibidir
ona ulaşmak zor
ama ulaşınca en tatlısı.
dalından dut gibidir
ona ulaşmak zor
ama ulaşınca en tatlısı.
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
mandalina
şeftali
kiraz
muz
erik
ben meyve insanıyım, yemeyi hiç ihmal etmem. *
şeftali
kiraz
muz
erik
ben meyve insanıyım, yemeyi hiç ihmal etmem. *
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
yog... şaka şaka
şeftali ama sert
arrmut yine sert olanlar
mmmm başka bu kadsr yok
şeftali ama sert
arrmut yine sert olanlar
mmmm başka bu kadsr yok
devamını gör...
mantıklı nedenlerden doğan mantıksız neticeler
mutsuz olacağımız hedefin en başta hedef olmasını bize mantıklı gösteren mantığımızın aslında bozuk oluşunu herhangi başka bir mantığa uyduramamayı kendimize yedirememenin neticeleriyle boğuşma mantıklılığıdır o.
yani mantıklı oldu netice.
mantıksızlık hiç sevmem. mantık kadınıyım ben.
yani mantıklı oldu netice.
mantıksızlık hiç sevmem. mantık kadınıyım ben.
devamını gör...
nargile
padişahlar döneminden kalma bir alışkanlık olarak bilinirken çınaraltı kahvelerden sıyrılıp lüks mekanlara, sosyetik kafelere taşınan ve o egzotik havası gümüş marpuçtan keyifle çekilen duman tüttürgeci.
çok içilmediği için zararsız algısı var aksine sigaradan daha zararlı. kullanım süresi uzun, çok ilgi görmesiyse turistik atraksiyon ya da doğu kültürüne ait olması gibi yumuşatıcı sebepler ile açıklanabilir.
çok içilmediği için zararsız algısı var aksine sigaradan daha zararlı. kullanım süresi uzun, çok ilgi görmesiyse turistik atraksiyon ya da doğu kültürüne ait olması gibi yumuşatıcı sebepler ile açıklanabilir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
(bkz: dut)
marketten alınan değil, dalından koparılan
dal sana doğru eğilir
ya da sen dala uzanırsın
parmakların mora boyanır
ağzına atarsın
hiçbir yerde o tat yoktur.
anket cevapları bellidir : kiraz, çilek, karpuz, muz.
örnek vatandaş : dalında dut.
bu cevap, dümdüz adam cevabı değil.
bunda çocukluk var, bahçe var, özgürlük var.
marketten alınan değil, dalından koparılan
dal sana doğru eğilir
ya da sen dala uzanırsın
parmakların mora boyanır
ağzına atarsın
hiçbir yerde o tat yoktur.
anket cevapları bellidir : kiraz, çilek, karpuz, muz.
örnek vatandaş : dalında dut.
bu cevap, dümdüz adam cevabı değil.
bunda çocukluk var, bahçe var, özgürlük var.
devamını gör...
nargile
nargileye bedevi itemi diyene nargile verip çöle yollayıp kutup ayısına dönüşürüm.
devamını gör...
cennetteki hurilerin ortak özellikleri
atış serbest!
cennet ve huri aramice sözcükler. cennet; saklı, gizli, korunaklı bahçe anlamına gelir. cinnet, cenin, cin gibi kelimelerle aynı kök*ü paylaşır. (*kök جنن: cnn)
huri ile havari “حور: ḥwr” kökünden türetilmiş. “beyaz” demek. mecaza bindirip ister saf, akça pakça, güzel, arı duru de ister temel anlamdan ayrılma isa’nın şakirtlerinin giyimine bak. kiton (iç giysi) ve himation (kiton üzerine giyilen pelerin) sade keten veya yünden tercih edilmiş. umumiyetle kırık beyaz. hülasa beyaz giydiklerinden adları havari olmuş. tayfa sadece şakirt olmayıp aynı zamanda isa için yârenlerdir. arkadaş, dost demektir. öyleyse huri de benzer bir anlamda olmak zorunda. süleyman ateş’in bir makalesinde gözün aklığının belirgin olmasına işaret edilmiş. mücerret mevzuda göze, göte girmek doğru olmaz. de ki beyaz giyinen, beyaz tenli, albino atış serbest!
gelelim asıl konuya. “cennetteki huriler…” öz türkçeyle “kırdaki arkadaşlar”ın ortak özellikleri. ne bile’m?! nereden bileceksin?! faraza! uydur, uydur ipe diz.
cennet ve huri aramice sözcükler. cennet; saklı, gizli, korunaklı bahçe anlamına gelir. cinnet, cenin, cin gibi kelimelerle aynı kök*ü paylaşır. (*kök جنن: cnn)
huri ile havari “حور: ḥwr” kökünden türetilmiş. “beyaz” demek. mecaza bindirip ister saf, akça pakça, güzel, arı duru de ister temel anlamdan ayrılma isa’nın şakirtlerinin giyimine bak. kiton (iç giysi) ve himation (kiton üzerine giyilen pelerin) sade keten veya yünden tercih edilmiş. umumiyetle kırık beyaz. hülasa beyaz giydiklerinden adları havari olmuş. tayfa sadece şakirt olmayıp aynı zamanda isa için yârenlerdir. arkadaş, dost demektir. öyleyse huri de benzer bir anlamda olmak zorunda. süleyman ateş’in bir makalesinde gözün aklığının belirgin olmasına işaret edilmiş. mücerret mevzuda göze, göte girmek doğru olmaz. de ki beyaz giyinen, beyaz tenli, albino atış serbest!
gelelim asıl konuya. “cennetteki huriler…” öz türkçeyle “kırdaki arkadaşlar”ın ortak özellikleri. ne bile’m?! nereden bileceksin?! faraza! uydur, uydur ipe diz.
devamını gör...
ilgi sevmeyen erkek
doğrusu, ilgi istemediği yerden gelen erkek olabilitesi yüksek başlık.
en çok siz deldiniz dağları tek başınıza derdim ama o bile şirin ilgisi içindi, cıks.
en çok siz deldiniz dağları tek başınıza derdim ama o bile şirin ilgisi içindi, cıks.
devamını gör...
nargile
bedevi itemı
devamını gör...
yazarlar hakkında gereksiz bilgiler
yarın son iş günüm. biraz endişe, çokça heyecan ve mutluluk. istifa etmeye karar vermek ve bu kararın arkasında durmak zor oldu. şimdiden iyi ki yaptım diyorum yine de. iyi ki başka, yeni bir yol seçtim. son kez ofise gidip her gün yaptığım şeyleri dramadbbdhdhd yok yok, benden bu kadar artık.
devamını gör...
fark etmez erkeği
tanrının nimetlerini ayırmadan benimseyen kutlu kimse. kıskanıldığı için mundar denen meleksi hayvan.
devamını gör...
atatürk milliyetçiliği
efendim, türk milliyetçiliği dendiğinde atatürk genellikle bir savunma hattı, "misak-ı milli sınırlarını koruma" refleksi olarak okunur. tabii bu çok sakat bir anlayış.
atatürk’ü sadece toprak savunması yapmış bir general olarak görmek, onun dehasını küçültmektir. milliyetçilik bizim için pasif bir koruma kalkanı değil, taarruz gücüdür. evet, misak-ı milli bir geri çekilme sınırıydı ama aynı zamanda gelecekteki büyük sıçrayışın tahkim edilmiş üssüydü. atatürk, çöken bir imparatorluğun küllerinden, küresel emperyalist kurtlar sofrasında kendi nizamını kurabilecek sert, tavizsiz ve merkezi bir türk devleti çıkardı. onun milliyetçiliği, türk milletini cihan muvazenesinde yeniden hak ettiği egemenlik kürsüsüne oturtma iradesidir.
atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" sözünün de çok yanlış okunduğunu düşünüyorum.
o söz, zayıf bir devletin teslimiyet bayrağı değil, güçlü bir devletin stratejik zaman kazanma hamlesidir. ordun yoksa, sanayin yoksa, "cihanda sulh" dersin ki seni rahat bıraksınlar, sen de o sırada içeride devleti bir çelik çekirdek gibi büyütesin. bakınız hatay’ın ilhakına... bakınız musul ve boğazlar konusundaki bitmek bilmeyen diplomatik baskılarına... kendisinin ve çevresindekiler resmi kayıtlara geçmiş ifadeleri vardır bu konuda. atatürk, gücünün yettiği her an türk etki alanını genişletmekten geri durmamıştır. eğer ömrü ve devletin o günkü bütçesi elverseydi, akdeniz’deki ve balkanlar'daki türk varlığını çok daha agresif bir vizyonla tahkim edeceğinden şüphem yoktur. bizim anladığımız anlamda emperyal düşünce, sömürgecilik değildir; türk nizamının, kendi tarihi hinterlandına (etki alanına) yeniden hükmetmesidir. atatürk bu nizamın kurucu mimarıdır.
atatürk tam bir devlet kapitalisti dehasıyla hareket etmiştir. ortada ne sermaye vardı ne de sanayileşmiş bir toplum. batı’nın sömürgeci sermayesine avuç açmak yerine ne yaptı? devletin bizzat kendisini en büyük sermayedar, en büyük patron konumuna getirdi. sümerbanklar, etibanklar, demiryolu hamleleri... bunlar sadece iktisadi kurumlar değildir; milli gücün ekonomik silahlarıdır. sermayeyi devlet eliyle merkezileştirip tahkim etti ki, yarın bir gün küresel pazarın aktörleriyle korakor mücadele edebilelim. devlet kapitalizmi, türk milliyetçiliğinin ekonomik zırhıdır. devlet güçlü olacak ki, tebaasını da sanayisini de dünya sahnesinde bir koçbaşı gibi kullanabilsin.
atatürk’ü ağlayarak anma devri geçmiştir. bugün yapılması gereken; devletin ekonomik gücünü en üst perdeden merkezileştirmek, yerli sanayiyi devlet kapitalizminin disipliniyle küresel birer silaha dönüştürmek ve türk jeopolitiğini adriyatik’ten çin seddi’ne kadar uzanan o büyük etki alanında yeniden egemen kılmaktır. atatürk bize uysal bir cumhuriyet değil, büyümesi ve hükmetmesi gereken dinamik bir güç odağı miras bıraktı.
tengri, türk'ü korusun ve yüceltsin.
atatürk’ü sadece toprak savunması yapmış bir general olarak görmek, onun dehasını küçültmektir. milliyetçilik bizim için pasif bir koruma kalkanı değil, taarruz gücüdür. evet, misak-ı milli bir geri çekilme sınırıydı ama aynı zamanda gelecekteki büyük sıçrayışın tahkim edilmiş üssüydü. atatürk, çöken bir imparatorluğun küllerinden, küresel emperyalist kurtlar sofrasında kendi nizamını kurabilecek sert, tavizsiz ve merkezi bir türk devleti çıkardı. onun milliyetçiliği, türk milletini cihan muvazenesinde yeniden hak ettiği egemenlik kürsüsüne oturtma iradesidir.
atatürk'ün "yurtta sulh, cihanda sulh" sözünün de çok yanlış okunduğunu düşünüyorum.
o söz, zayıf bir devletin teslimiyet bayrağı değil, güçlü bir devletin stratejik zaman kazanma hamlesidir. ordun yoksa, sanayin yoksa, "cihanda sulh" dersin ki seni rahat bıraksınlar, sen de o sırada içeride devleti bir çelik çekirdek gibi büyütesin. bakınız hatay’ın ilhakına... bakınız musul ve boğazlar konusundaki bitmek bilmeyen diplomatik baskılarına... kendisinin ve çevresindekiler resmi kayıtlara geçmiş ifadeleri vardır bu konuda. atatürk, gücünün yettiği her an türk etki alanını genişletmekten geri durmamıştır. eğer ömrü ve devletin o günkü bütçesi elverseydi, akdeniz’deki ve balkanlar'daki türk varlığını çok daha agresif bir vizyonla tahkim edeceğinden şüphem yoktur. bizim anladığımız anlamda emperyal düşünce, sömürgecilik değildir; türk nizamının, kendi tarihi hinterlandına (etki alanına) yeniden hükmetmesidir. atatürk bu nizamın kurucu mimarıdır.
atatürk tam bir devlet kapitalisti dehasıyla hareket etmiştir. ortada ne sermaye vardı ne de sanayileşmiş bir toplum. batı’nın sömürgeci sermayesine avuç açmak yerine ne yaptı? devletin bizzat kendisini en büyük sermayedar, en büyük patron konumuna getirdi. sümerbanklar, etibanklar, demiryolu hamleleri... bunlar sadece iktisadi kurumlar değildir; milli gücün ekonomik silahlarıdır. sermayeyi devlet eliyle merkezileştirip tahkim etti ki, yarın bir gün küresel pazarın aktörleriyle korakor mücadele edebilelim. devlet kapitalizmi, türk milliyetçiliğinin ekonomik zırhıdır. devlet güçlü olacak ki, tebaasını da sanayisini de dünya sahnesinde bir koçbaşı gibi kullanabilsin.
atatürk’ü ağlayarak anma devri geçmiştir. bugün yapılması gereken; devletin ekonomik gücünü en üst perdeden merkezileştirmek, yerli sanayiyi devlet kapitalizminin disipliniyle küresel birer silaha dönüştürmek ve türk jeopolitiğini adriyatik’ten çin seddi’ne kadar uzanan o büyük etki alanında yeniden egemen kılmaktır. atatürk bize uysal bir cumhuriyet değil, büyümesi ve hükmetmesi gereken dinamik bir güç odağı miras bıraktı.
tengri, türk'ü korusun ve yüceltsin.
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
hurma ile muz arasında ikircikli oldum.
devamını gör...
yazarların en sevdiği meyve
nargile neyli abi? kılına sağlık.
karpuz sevmeyeni engellerim. karpuz.
karpuz sevmeyeni engellerim. karpuz.
devamını gör...
romantizm vs romatizma
romantizm, gençlikte yaşanır.
romatizma, yaşlılıkta yaşanır.
mesela adam karısına:
_seni hâlâ çok seviyorum_diyor.
karısı da :
_güzel, ama şu dizimi ovalar mısın? _diyor.
aynı portakal - protokol ikilisi gibi türkçenin bir tuzağı. ağızdan romantizm çıkacağı yerde romatizma çıkıyor.
romatizma, yaşlılıkta yaşanır.
mesela adam karısına:
_seni hâlâ çok seviyorum_diyor.
karısı da :
_güzel, ama şu dizimi ovalar mısın? _diyor.
aynı portakal - protokol ikilisi gibi türkçenin bir tuzağı. ağızdan romantizm çıkacağı yerde romatizma çıkıyor.
devamını gör...
mantıklı nedenlerden doğan mantıksız neticeler
(bkz: mantıksız mantı)
devamını gör...
yazarların aklından çıkmayan dizi sahneleri
-cinsi ne?
+tavşan.
behzat ç'nin tavşanına yem almaya gittiği sahnedir.
+tavşan.
behzat ç'nin tavşanına yem almaya gittiği sahnedir.
devamını gör...