zaman tüneli
kendini zor tutmak
an itibariyle içinde bulunduğum eylem.
olm çok zor duruyorum ya. yol ayrımındayım. imdaaaaaaaaattttttttttt
olm çok zor duruyorum ya. yol ayrımındayım. imdaaaaaaaaattttttttttt
devamını gör...
ankara
gri şehir
devamını gör...
o gün bugün
evet bugün o gün.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
ibrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim
asma bahçelerinde dolaşan güzelleri
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim
devamını gör...
delilik
deli olarak etiketlendikten sonra en mantıklı, en doğru, en hatalı, en mantık dışı, en saçma yani kısaca yapabileceğiniz her şey deliliğe vurulur ya da söylemleriniz delilik sebebiyle ciddiye alınmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
avel avel bakma ekrana, biraz cesaretli ol da tepki ver.
devamını gör...
hayalini desteklemek
cok az insanın yaptıgı.
insanların cogu sunu yapıyor:
-benim senin icin uygun gordugum hayali kuracaksın.
insanların cogu sunu yapıyor:
-benim senin icin uygun gordugum hayali kuracaksın.
devamını gör...
ev hanımlarının türk kahvesi paylaşma fetişi
sosyal medya çağının komedisidir. herkes eşiyle çok mutlu, herkesi birileri kıskanıyor, herkes lüks içinde yaşıyor baksan ama mahkemeler boşanma davası, icra müdürlükleri icra dosyasıyla dolu. neticede türk kahvesidir, neyin içinde olduğunun bir ehemmiyeti yoktur.
devamını gör...
farkındalık
içsel farkındalık da çok önemli. kendisini her zaman haklı gören, eleştirilemez olduğunu düşünen insanlar görüyorum. bu insanların bir diğer özelliği de hep içsel olarak huzursuz olduklarından çevresindeki en ufak mutluluğa, huzura dayanamazlar ve mutluluğu bozmak, huzuru kaçırmak için bir şeyler yaparlar mutlaka. narsistik kişilik bozukluğu, empati yoksunluğu gibi sebeplerle kendileriyle çelişerek ve savaşarak yaşarlar. başarısızlıkları, hataları ve hayatlarında olumsuz ne varsa hep "başkaları" ya da "dış etmenler" kaynaklıdır. hatalı, kötü seçim yaptıklarını, olayları gözlerinde büyüttüklerini, her şeyi gereğinden fazla düşündüklerini, kendilerine yönelik eleştiri ya da olumsuz bir söyleme tahammül edemediklerini asla kabullenemezler. kötü partner tercihi yaparlar, ilişki esnasında yapmadıklarını bırakmazlar ama sonucunda karşı cinse düşman olurlar. olayları gereğinden fazla büyütüp üzerine çok düşünürler, en basit söylemlerinizi, eleştirilerinizi bile kendilerine saldırı olarak lanse ederler "hayatlarını mahvettiğinizi" iddia ederler. oysa dayanamadıkları kendileridir, çatışma halindeki zihinleridir ama bunu itiraf edemezler asla, her zaman başkalarını suçlamaları gerekiyordur onlar için. kendilerini ilahi kudrette zannettikleri için de düşünerek her şeyi çözebileceklerini sanırlar. sağlıklı düşünmedikleri ve yeterince düşünüp eyleme geçmedikleri için asla başarılı olamazlar. içsel farkındalık insana barışacağı, kurtulacağı, değiştireceği birçok şeyi tespit etme avantajı sunar ama maalesef bu açıdan zayıf olanlar kusurlu olmanın, hatalı olmanın kötü bir şey olduğunu düşünerek yaşar ve asla da düzelemezler.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
üst not : sonunda bir miktar veda barındıracaktır.
bugün ne kadar kötü geçebilirse o kadar kötü geçti. geçen haftadan beri bekliyorum, bugün venüs-jüpiter kavuşumu var diye. güya dua edip manifest yapıcaz kızlarla... al sana manifestin kralı geliyor.
bir ay önce bir tam gece boyunca uğruna göz yaşı döktüğüm adamı kalbimden çıkarıp atma kararıyla uyandım bugün. 5 yıl sonra. bugün anılarımızla, konuştuğumuz tüm o keyifli zamanlarla son bir kez zihinsel jenerik yaşayıp vedalaşma kararı aldım. çünkü o gitmeden doğru adam gelmeyecek artık bunu çok iyi biliyorum. bu şekilde tek haksızlık doğru adama yapılıyor çünkü...
neyse kafada bu planla uyandık ama enerji sıfır. moral sıfır. sabahtan beri başladı normalde 3 haftada gelecek müvekkil kırmızı alarmının bir güne yığılması hali. %99'u hatır işi. yolda car car aramalar. cevap verecek enerji var mı, eh işte güç bela.
ofiste zor durdum, hallettim işlerimi. kendimi dua edebileceğim bir yere atmam lazım. bugün törensel geçmeli diye bir düşünce var içimde.
bu arada haftasonu en kıymetlimle * yaptığım telefon konuşmasından beri ellerimin içi paramparça.. onu da belirtmiş olayım. bugün artık çingenelerin fal için baktığı çizgilerden yırtılmaya başlamıştı cildim.
her neyse, ofisten dışarı attım kendimi. hadi kcf biraz pozitif ol story paylaş hadi kızım telkinleriyle akıyorum yolda. hep gittiğim kilisede tam anılarımla vedalaşırken başka bir hatır işi için car car telefonum çalmasın mı... salaklık yemin ederim bende. sinir sistemim 5 dk dua edip bir tane de mum yakma süresince bekleyemeyecek kadar alarm halinde. çarmıha gerili isa heykeli beni süzerken elaleme mesajlar gitti bugün st antuan'da...
anılarımla vedalaşmam da b.k oldu. hastalığım vs tam her şeyi sallayıp içmeye niyet edecektim ki son anda tuttum kendimi kahveye geçtim. aaa nasıl unuturum geçmeden önce bir hatır işi için daha arandım. çünkü kcf, gazetenizin ücretsiz pazar eki. bayiinizden ısrarla istemelisiniz...
kahveden sonra ayaklarım beni malum kişiyi ilk ve de son kez kez gördüğüm yere götürmeye başladı. rota yeniden hesaplanıyor... vapura bindim. bindim binmesine lakin bir de arkadan bana bir mesaj yağmuru gelmesin mi... kcf sana bunları anlatmayacaktım normalde çünkü ne zaman anlatsam çözüm buluyorsun ve mahçup oluyorum... ama içim çok dolu anlatmam lazım lakin lütfen hiçbir şey yapma... o mesajların hiçbirine cevap bile veremedim çünkü okuduklarım içime taş gibi çöktü. göz yaşım içimde dondu kaldı.
kcf vapurda sadece başını kaldırıp üstünde morning star yazan gemiyi görünce kıyıya yanaştığını anladı.
şimdi neredeyiz, kadıköy sahil. artık mide bulantısından düşüp kalma seviyesine gelmiş haldeyiz. son kez -ritüeli tamamlamak için- malum mekanın önünden geçtim. artık gönül rahatlığıyla kapanış yapabilirim dedim. hadi bi yemek zamanı o zaman (yere yapışmaya beş var çünkü).
oturduğum mekanda bir başka mesaj dalgası. bu sefer çok milyonluk hatır işlerinden birinin samanlıkta iğne aramalı taramaları. kendime şunu çok söyledim, kcf işin sahibi kendi meselesini düşünmüyorsa sana ne oluyor dedim, yok içerdeki deli kız dinlemiyor.
bakın en son garson beyle aramızda şöyle bir konuşma geçti,
-hanımefendi enginar dolması söylediniz ama... yenme usulünü biliyorsunuz değil mi? böyle yapraklarıyla... (o sırada çatalla içindeki pilavı yiyorumdur)
+biliyorum beyefendi sadece şu an ellerim tutmuyor, yapraklarını koparamıyorum...
aynı garson aradan 15-20 dk geçtikten sonra gelip şöyle dedi, uzaktan göz hapsimdesiniz, iyi görünmüyorsunuz yardımcı olalım isterseniz...
adama diyemedim ki iki saat sonra muhtemelen yediğim her şeyi istifra edeceğim diye...
kalkıp apar topar eve dönmeye çalıştım. ayaklar yeni yeni tutmaya başlıyor. çünkü kcf lokantada istifra etmemek için ağlamayı tercih etti. başka türlü vücudumdaki titreme hissi geçmiyor çünkü. ki cehennem sıcağı bile olsa yanımda trençkot vs olmadan asla dışarı çıkmam.
tam yola koyulacakken bir de kim arasın... bir zamanlar koyun koyuna uyuduğum kuzenim. alo kcf bana avukat lazım boşanıyorum. ablam kurban olayım teker teker gelin...
zaten abimi düşündükçe vücudum çöküyor, bir de kuzenim. bakın bu iki insan da ciddi adaletsizliklere uğradı.
en başta ne demiştim, bugünden çok umutluydum, venüs jüpiter kavuşumu vardı. gökyüzünde o iki gezegeni yan yana seyrederken geldi bu telefon.
şimdi soruyorum allah'ım, beni bu kadar haksızlığın orta yerine ne yapayım diye gönderdin....
yolda hala bugün daha ne kadar kötü geçebilir diye düşünürken, binama girdiğim zaman asansörde mahsur kalmış kedi üstüme fırlıyordu az daha.
kendimize hayrımızın olmadığı günde kediciğe nefes aldırdık en azından.
görüyor musun akrep kral, bi seni bırakmaya niyet ettik, evrende taş üstünde taş kalmıyordu az daha... ama kararımdan dönmedim. seni bıraktım bugün.
hem de yeni bir sayfa açarak değil defteri komple atarak.
bugün yolda bir yandan midemi üşütmeye devam ederken düşünecek bol bol vaktim oldu. bugün itibariyle tek önceliğim hayatımın çerçevesini yeniden çizmek. herkesin sorumluluğu üzerime öyle fütursuzca boca edilmiş ki, benim hayatımda bana yer kalmamış.
bugün mesleğimi bırakmaya karar verdim. bu işi sevmediğimi iliğimde hissettim. başarı, para veya övgüyle kandırmayacağım artık kendimi daha fazla.
ve bu mesleği bırakıp başka bir yol açana kadar bazı şeylerden biraz uzaklaşma kararı aldım. kafa izninden yeni döndüğüm için izin alamıyorum lakin uzun bir süre burada olmamayı düşünüyorum. önemli birkaç kişide telefon numaram var zaten. kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın a dostlar.
*
ve lütfen şu firarinin öğüdüne kulak verin: gerçekten ne istediğinizi bulmak için lütfen dönüp içinize bakın. yoksa kader, hayatınızı paramparça edip sizi binlerce parçalık bir kalp yapbozuyla başbaşa bırakıyor.
herkese sevgiler, keyifli sözlükler...
bugün ne kadar kötü geçebilirse o kadar kötü geçti. geçen haftadan beri bekliyorum, bugün venüs-jüpiter kavuşumu var diye. güya dua edip manifest yapıcaz kızlarla... al sana manifestin kralı geliyor.
bir ay önce bir tam gece boyunca uğruna göz yaşı döktüğüm adamı kalbimden çıkarıp atma kararıyla uyandım bugün. 5 yıl sonra. bugün anılarımızla, konuştuğumuz tüm o keyifli zamanlarla son bir kez zihinsel jenerik yaşayıp vedalaşma kararı aldım. çünkü o gitmeden doğru adam gelmeyecek artık bunu çok iyi biliyorum. bu şekilde tek haksızlık doğru adama yapılıyor çünkü...
neyse kafada bu planla uyandık ama enerji sıfır. moral sıfır. sabahtan beri başladı normalde 3 haftada gelecek müvekkil kırmızı alarmının bir güne yığılması hali. %99'u hatır işi. yolda car car aramalar. cevap verecek enerji var mı, eh işte güç bela.
ofiste zor durdum, hallettim işlerimi. kendimi dua edebileceğim bir yere atmam lazım. bugün törensel geçmeli diye bir düşünce var içimde.
bu arada haftasonu en kıymetlimle * yaptığım telefon konuşmasından beri ellerimin içi paramparça.. onu da belirtmiş olayım. bugün artık çingenelerin fal için baktığı çizgilerden yırtılmaya başlamıştı cildim.
her neyse, ofisten dışarı attım kendimi. hadi kcf biraz pozitif ol story paylaş hadi kızım telkinleriyle akıyorum yolda. hep gittiğim kilisede tam anılarımla vedalaşırken başka bir hatır işi için car car telefonum çalmasın mı... salaklık yemin ederim bende. sinir sistemim 5 dk dua edip bir tane de mum yakma süresince bekleyemeyecek kadar alarm halinde. çarmıha gerili isa heykeli beni süzerken elaleme mesajlar gitti bugün st antuan'da...
anılarımla vedalaşmam da b.k oldu. hastalığım vs tam her şeyi sallayıp içmeye niyet edecektim ki son anda tuttum kendimi kahveye geçtim. aaa nasıl unuturum geçmeden önce bir hatır işi için daha arandım. çünkü kcf, gazetenizin ücretsiz pazar eki. bayiinizden ısrarla istemelisiniz...
kahveden sonra ayaklarım beni malum kişiyi ilk ve de son kez kez gördüğüm yere götürmeye başladı. rota yeniden hesaplanıyor... vapura bindim. bindim binmesine lakin bir de arkadan bana bir mesaj yağmuru gelmesin mi... kcf sana bunları anlatmayacaktım normalde çünkü ne zaman anlatsam çözüm buluyorsun ve mahçup oluyorum... ama içim çok dolu anlatmam lazım lakin lütfen hiçbir şey yapma... o mesajların hiçbirine cevap bile veremedim çünkü okuduklarım içime taş gibi çöktü. göz yaşım içimde dondu kaldı.
kcf vapurda sadece başını kaldırıp üstünde morning star yazan gemiyi görünce kıyıya yanaştığını anladı.
şimdi neredeyiz, kadıköy sahil. artık mide bulantısından düşüp kalma seviyesine gelmiş haldeyiz. son kez -ritüeli tamamlamak için- malum mekanın önünden geçtim. artık gönül rahatlığıyla kapanış yapabilirim dedim. hadi bi yemek zamanı o zaman (yere yapışmaya beş var çünkü).
oturduğum mekanda bir başka mesaj dalgası. bu sefer çok milyonluk hatır işlerinden birinin samanlıkta iğne aramalı taramaları. kendime şunu çok söyledim, kcf işin sahibi kendi meselesini düşünmüyorsa sana ne oluyor dedim, yok içerdeki deli kız dinlemiyor.
bakın en son garson beyle aramızda şöyle bir konuşma geçti,
-hanımefendi enginar dolması söylediniz ama... yenme usulünü biliyorsunuz değil mi? böyle yapraklarıyla... (o sırada çatalla içindeki pilavı yiyorumdur)
+biliyorum beyefendi sadece şu an ellerim tutmuyor, yapraklarını koparamıyorum...
aynı garson aradan 15-20 dk geçtikten sonra gelip şöyle dedi, uzaktan göz hapsimdesiniz, iyi görünmüyorsunuz yardımcı olalım isterseniz...
adama diyemedim ki iki saat sonra muhtemelen yediğim her şeyi istifra edeceğim diye...
kalkıp apar topar eve dönmeye çalıştım. ayaklar yeni yeni tutmaya başlıyor. çünkü kcf lokantada istifra etmemek için ağlamayı tercih etti. başka türlü vücudumdaki titreme hissi geçmiyor çünkü. ki cehennem sıcağı bile olsa yanımda trençkot vs olmadan asla dışarı çıkmam.
tam yola koyulacakken bir de kim arasın... bir zamanlar koyun koyuna uyuduğum kuzenim. alo kcf bana avukat lazım boşanıyorum. ablam kurban olayım teker teker gelin...
zaten abimi düşündükçe vücudum çöküyor, bir de kuzenim. bakın bu iki insan da ciddi adaletsizliklere uğradı.
en başta ne demiştim, bugünden çok umutluydum, venüs jüpiter kavuşumu vardı. gökyüzünde o iki gezegeni yan yana seyrederken geldi bu telefon.
şimdi soruyorum allah'ım, beni bu kadar haksızlığın orta yerine ne yapayım diye gönderdin....
yolda hala bugün daha ne kadar kötü geçebilir diye düşünürken, binama girdiğim zaman asansörde mahsur kalmış kedi üstüme fırlıyordu az daha.
kendimize hayrımızın olmadığı günde kediciğe nefes aldırdık en azından.
görüyor musun akrep kral, bi seni bırakmaya niyet ettik, evrende taş üstünde taş kalmıyordu az daha... ama kararımdan dönmedim. seni bıraktım bugün.
hem de yeni bir sayfa açarak değil defteri komple atarak.
bugün yolda bir yandan midemi üşütmeye devam ederken düşünecek bol bol vaktim oldu. bugün itibariyle tek önceliğim hayatımın çerçevesini yeniden çizmek. herkesin sorumluluğu üzerime öyle fütursuzca boca edilmiş ki, benim hayatımda bana yer kalmamış.
bugün mesleğimi bırakmaya karar verdim. bu işi sevmediğimi iliğimde hissettim. başarı, para veya övgüyle kandırmayacağım artık kendimi daha fazla.
ve bu mesleği bırakıp başka bir yol açana kadar bazı şeylerden biraz uzaklaşma kararı aldım. kafa izninden yeni döndüğüm için izin alamıyorum lakin uzun bir süre burada olmamayı düşünüyorum. önemli birkaç kişide telefon numaram var zaten. kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın a dostlar.
*
ve lütfen şu firarinin öğüdüne kulak verin: gerçekten ne istediğinizi bulmak için lütfen dönüp içinize bakın. yoksa kader, hayatınızı paramparça edip sizi binlerce parçalık bir kalp yapbozuyla başbaşa bırakıyor.
herkese sevgiler, keyifli sözlükler...
devamını gör...
malatya’da dövülen bal porsuğu
bir kere başlık yanlış.
o bal porsuğu değil, avrasya porsuğu. böcek ve ot yer. uysaldır, insanlardan korkar. türkiye'de bal porsuğu yaşamıyor. eğer bal porsuğu olsaydı saldıran elemanın anasını avradını birbirine katmıştı zaten.
o bal porsuğu değil, avrasya porsuğu. böcek ve ot yer. uysaldır, insanlardan korkar. türkiye'de bal porsuğu yaşamıyor. eğer bal porsuğu olsaydı saldıran elemanın anasını avradını birbirine katmıştı zaten.
devamını gör...
ev hanımlarının türk kahvesi paylaşma fetişi
öyle güzel sunumlu türk kahveleri paylaşıyorlar ki kıskanıyorum bazen ya. yaşıyosun bu hayatı kral diyorum içimden.*
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
değişir yönü rüzgarın
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
solar ansızın yapraklar;
şaşırır yolunu denizde gemi
boşuna bir liman arar;
gülüşü bir yabancının
çalmıştır senden sevdiğini;
içinde biriken zehir
sadece kendini öldürecektir;
ölümdür yaşanan tek başına,
aşk, iki kişiliktir.
devamını gör...
trakya insanı
keşan, ipsala, lüleburgaz, çorlu ,enez, uzunköprü ve erikli bölgelerinde hem iş hem de geziş mevzularından kalmışlığım var.
keşan ve ipsala tarafları sınıra yakın bölgeler olduğu için insan kaçakçılığı ve bilumum kaçakçılık işleri ile uğraşan insan sayısı az değil. trakya'da roman çok. uzunköprü, edirne , tekirdağ'ın romanları iyidir ama keşan'ın romanları çok sakattır dikkat edin. gettolaşmış bir mahallede kalırlar ve hemen hemen hepsi uyuşturucu işi yapar. arabayla geçerken bile adama mikecekmiş gibi bakıyorlar ama bir an önce kaçayım şuradan diye fazla gaza basarak gitme kan alabilirler. yaya geçersen de fazla durma , göz göze geldiklerine gülerek "hayırlı işler aga be" de uza. fazla oyalanırsan seni kendi tezgahlarını bozmaya gelen bir sivil polis falan zannedip sorguya alabilirler.
bi de aklıma gelmişken hemen tüyoyu vereyim keşan'dan ipsala tarafına dönüşten sonraki kamera ve ipsala sınır kapısındaki kamera 24 saat açık. hız limiti de 70 km. hemen yerleştiriyorlar haberiniz olsun. 1 km bile geçme 70'i bazen 71 den bile ceza gelebilir. ben e devletteki trafik cezasının nerden ve hangi kameradan geldiğini anlayana kadar 3 kere yedim o cezadan.
bunun dışındakiler türkiye standartları üstünde medeni , saygılı ve efendi insanlardır. alkol olayına takılmayın. trakya'da hava biraz pusumaya başladım mı kurbağalar bile içmeye başlar. ve zıbarana kadar içer. içip içip sapıtan bir tane bile adam yoktur. kendi aralarında içip içip birbirlerine ana avrat küfredip kavga ederler ama sabah hemen öpüşüp koklaşırlar. kavgaları da bam güm girişme şeklinde bir kavga değildir kayıkçı kavgası ve yalandan horozlanma muhabbeti. kin tutmak denen şey bunlarda tarihin hiçbir evresinde hiç olmamış bence.
fakir yok aga bir de buralarda. yalandan ağlayanlara bakmayın en fakirim diyenin bile en az 50 dönüm tarlası vardır. ya icara verirler ya da ayçiçeği , pirinç falan ekip parayı cukkalarlar. ama tabi ele geçen paraların tamamı keşan'daki pavyon karılarına gittiği için elde avuçta pek bir şey kalmaz. 70 yaşında çükü kalkmayan moruklarda bile bu pavyon merakı var. yani gidip de düzenli manita yapıyım da paramı onla yiyim kafası pek yok. illa o pavyona gidip domalacak.
keşan ve ipsala tarafları sınıra yakın bölgeler olduğu için insan kaçakçılığı ve bilumum kaçakçılık işleri ile uğraşan insan sayısı az değil. trakya'da roman çok. uzunköprü, edirne , tekirdağ'ın romanları iyidir ama keşan'ın romanları çok sakattır dikkat edin. gettolaşmış bir mahallede kalırlar ve hemen hemen hepsi uyuşturucu işi yapar. arabayla geçerken bile adama mikecekmiş gibi bakıyorlar ama bir an önce kaçayım şuradan diye fazla gaza basarak gitme kan alabilirler. yaya geçersen de fazla durma , göz göze geldiklerine gülerek "hayırlı işler aga be" de uza. fazla oyalanırsan seni kendi tezgahlarını bozmaya gelen bir sivil polis falan zannedip sorguya alabilirler.
bi de aklıma gelmişken hemen tüyoyu vereyim keşan'dan ipsala tarafına dönüşten sonraki kamera ve ipsala sınır kapısındaki kamera 24 saat açık. hız limiti de 70 km. hemen yerleştiriyorlar haberiniz olsun. 1 km bile geçme 70'i bazen 71 den bile ceza gelebilir. ben e devletteki trafik cezasının nerden ve hangi kameradan geldiğini anlayana kadar 3 kere yedim o cezadan.
bunun dışındakiler türkiye standartları üstünde medeni , saygılı ve efendi insanlardır. alkol olayına takılmayın. trakya'da hava biraz pusumaya başladım mı kurbağalar bile içmeye başlar. ve zıbarana kadar içer. içip içip sapıtan bir tane bile adam yoktur. kendi aralarında içip içip birbirlerine ana avrat küfredip kavga ederler ama sabah hemen öpüşüp koklaşırlar. kavgaları da bam güm girişme şeklinde bir kavga değildir kayıkçı kavgası ve yalandan horozlanma muhabbeti. kin tutmak denen şey bunlarda tarihin hiçbir evresinde hiç olmamış bence.
fakir yok aga bir de buralarda. yalandan ağlayanlara bakmayın en fakirim diyenin bile en az 50 dönüm tarlası vardır. ya icara verirler ya da ayçiçeği , pirinç falan ekip parayı cukkalarlar. ama tabi ele geçen paraların tamamı keşan'daki pavyon karılarına gittiği için elde avuçta pek bir şey kalmaz. 70 yaşında çükü kalkmayan moruklarda bile bu pavyon merakı var. yani gidip de düzenli manita yapıyım da paramı onla yiyim kafası pek yok. illa o pavyona gidip domalacak.
devamını gör...
ben bununla bişey yaparım
ne güzel bir karikatür cümlesidir. görünce, fırat aklıma geldi ve "ben bunu birine yollarım, alayım." dedim. yanına da bir şiir kitabı koyarız yani. *
sanıyorum ki bir öğretmen, yahut bir yerlerde memure, müdüre. ay bu aynı benim diyen, bu bana benziyor, benim kalemliğime çok yakışır, ben zaten kalem toplarım diyen birine yollamak isterim, gönülden kopan bir şeydir yani. maddi değeri yoktur.
bugün elime ulaşmıştı. yazmıyordu, mürekkebi kurumuş olabilir belki de bitmiştir zamanında. aynı bir tükenmez içi uydurup taktım. boynunda da hafif bir çatlak vardı gözle görünmez ince bant ile sağlamlaştırdım. sorunsuz şu an.
adını koymadım. *
sanıyorum ki bir öğretmen, yahut bir yerlerde memure, müdüre. ay bu aynı benim diyen, bu bana benziyor, benim kalemliğime çok yakışır, ben zaten kalem toplarım diyen birine yollamak isterim, gönülden kopan bir şeydir yani. maddi değeri yoktur.
bugün elime ulaşmıştı. yazmıyordu, mürekkebi kurumuş olabilir belki de bitmiştir zamanında. aynı bir tükenmez içi uydurup taktım. boynunda da hafif bir çatlak vardı gözle görünmez ince bant ile sağlamlaştırdım. sorunsuz şu an.
adını koymadım. *
devamını gör...
fantezi
fantezi denince aklına sadece seks gelen kişinin hayatı bozuk şekillenmiştir. hemen seksten bahsediyorsa çok da ciddiye almayın. fantezi gerçekçi ya da gerçek ötesi arzulardan ve yönelimlerden oluşan taslak, hayal veya senaryolardır. dümdüz hayal etmekten farkı karşı konulamaz bir arzu ve haz duygusudur.
devamını gör...
ampule tapmak
(bkz: ampute tapmak)
devamını gör...
fantezi
erkekler dunyayı seks bazlı goruyorlar.
zannediyorlar ki bizde onlar gibiyiz, soylemeye cekiniyoruz.
diger kadınlar utangac oldugu icin simdi size olayları ben anlatıcam.
siz erkekler cinselligi ilkel ve hayvani bi sry olarak goruyorsunuz. hemen hemen herkesle yapabilirsiniz. hayvanlar gibi.
kadın icin sevişmek duygusal bag ve romantizm gerektiren bi şey. ve cok az insanla yapabilir.
kadınların da bu konuda uc cesidi var:
1-frijit olanlar. seks sevmezler.
2-normal olanlar. yatakta kan verir gibi yatmazlar ama tabuları da vardır. uc fantezilere gelmezler.
3-seks manyakları. libidosu cok yuksekler. her turlu fantezi vardır. sevismeden duramazlar.
sen kendine uygun kadını sectin mi?
zannediyorlar ki bizde onlar gibiyiz, soylemeye cekiniyoruz.
diger kadınlar utangac oldugu icin simdi size olayları ben anlatıcam.
siz erkekler cinselligi ilkel ve hayvani bi sry olarak goruyorsunuz. hemen hemen herkesle yapabilirsiniz. hayvanlar gibi.
kadın icin sevişmek duygusal bag ve romantizm gerektiren bi şey. ve cok az insanla yapabilir.
kadınların da bu konuda uc cesidi var:
1-frijit olanlar. seks sevmezler.
2-normal olanlar. yatakta kan verir gibi yatmazlar ama tabuları da vardır. uc fantezilere gelmezler.
3-seks manyakları. libidosu cok yuksekler. her turlu fantezi vardır. sevismeden duramazlar.
sen kendine uygun kadını sectin mi?
devamını gör...

