zaman tüneli
platonik aşk
valla benim platonik aşklar, ara ara kayboolur, ara ara ortayacıkarlar ama asla benden vazgecmezler. keza ben de onlardan. ihih.
-anlayamazsınız. biz de deriniz.
;) mucuk.
-anlayamazsınız. biz de deriniz.
;) mucuk.
devamını gör...
hepdeğişiyor
#4003352 nikah 6 hafta önceydi ama belki de öyledir .çünkü neden olmasın. hahaha.
güzel dileğin için çok teşekkürler sevgili yazar.
güzel dileğin için çok teşekkürler sevgili yazar.
devamını gör...
çokomel'le bir takım problemler yaşayan adam
devamını gör...
kadının yalanı esastır
bi bitmediler gitti...
devamını gör...
moderatörler geri gelsin
yılarca istifa etmelerini istedim
şimdi ettiler
hiç bir hedefim kalmadı
çok sıkıldım.
sizi çok özledim
nolur geri dönün.
şimdi ettiler
hiç bir hedefim kalmadı
çok sıkıldım.
sizi çok özledim
nolur geri dönün.
devamını gör...
gotcha
şu sözlükte seçimlerinden mutlu çıkan az kişiden biri.
mutluluklar dilerim.
mutluluklar dilerim.
devamını gör...
gotcha
mutluluklar, bence bu işin içinde yoldaş var, gündemi hızlı değiştirmek için bu kişileri evlendirdi, bunların hepsi bir ekip.
devamını gör...
vaziyet (yazar)
10 dakikalık ihtiyaç molamız bitmiştir. lütfen aracımızda yerlerinizi alınız.
devamını gör...
vladimir putin
vladimir putin, rusya'nın atatürk'üdür.
eğer bir rus vatandaşı olsaydım, putin’le gurur duymak için sonsuz sebeplerim olurdu. batı medyasının hakkımızda ne yazdığı pek de umurumda olmazdı; çünkü ben 1990’ların o korkunç çöküşünü bizzat yaşamış bir rus olurdum. sovyetler birliği dağıldığında ortalık tam bir yangın yeriydi. maaşlar ödenmiyor, sokakları mafya yönetiyor ve insanlar açlıktan geberiyordu. boris yeltsin dönemi ruslar adına tam bir ulusal utançtı. putin, tam bu virajda direksiyona geçti ve devleti yeniden ayağa kaldırdı. sokaklara huzur getirdi, ekonomiyi topladı ve en önemlisi, ülkenin kaynaklarını yağmalaya oligarkların belini kırdı. petrolü ve gazı yeniden devletin kontrolüne sokarak rusya'nın zenginliğini rus halkına geri verdi.
rusların genetiğinde "büyük devlet" olma arzusu vardır. onlar kendi kabuğuna çekilmiş, dünyada esamesi okunmayan küçük bir avrupa ülkesi olmak istemezler. bu yönleri biraz (bkz: türk)lere benzer. putin onlara bu kaybettikleri gururu ve heybeti geri verdi. yıllarca onları küçümseyen, nato ile sınırlarımıza kadar dayanan batı dünyasına karşı açıkça meydan okudu. gürcistan'da, suriye'de ve nihayetinde ukrayna'da askeri gücünü çekinmeden sahaya sürdü. bugün washington veya brüksel bir karar alırken moskova'nın ne diyeceğini kara kara düşünüyorsa, bu tamamen putin'in dik duruşu sayesindedir.
üstelik rusya'yı sadece askeri olarak değil, kültürel olarak da korudu. batı’nın ulusal kimlikleri silen, geleneksel aile yapısını bozan kültürel dayatmalarına karşı güçlü bir kalkan oldu. rus kültürünü, inancını ve öz değerlerini savundu.
putin, özel bir milletin özel bir lideri olarak tarihteki yerini aldı.
eğer bir rus vatandaşı olsaydım, putin’le gurur duymak için sonsuz sebeplerim olurdu. batı medyasının hakkımızda ne yazdığı pek de umurumda olmazdı; çünkü ben 1990’ların o korkunç çöküşünü bizzat yaşamış bir rus olurdum. sovyetler birliği dağıldığında ortalık tam bir yangın yeriydi. maaşlar ödenmiyor, sokakları mafya yönetiyor ve insanlar açlıktan geberiyordu. boris yeltsin dönemi ruslar adına tam bir ulusal utançtı. putin, tam bu virajda direksiyona geçti ve devleti yeniden ayağa kaldırdı. sokaklara huzur getirdi, ekonomiyi topladı ve en önemlisi, ülkenin kaynaklarını yağmalaya oligarkların belini kırdı. petrolü ve gazı yeniden devletin kontrolüne sokarak rusya'nın zenginliğini rus halkına geri verdi.
rusların genetiğinde "büyük devlet" olma arzusu vardır. onlar kendi kabuğuna çekilmiş, dünyada esamesi okunmayan küçük bir avrupa ülkesi olmak istemezler. bu yönleri biraz (bkz: türk)lere benzer. putin onlara bu kaybettikleri gururu ve heybeti geri verdi. yıllarca onları küçümseyen, nato ile sınırlarımıza kadar dayanan batı dünyasına karşı açıkça meydan okudu. gürcistan'da, suriye'de ve nihayetinde ukrayna'da askeri gücünü çekinmeden sahaya sürdü. bugün washington veya brüksel bir karar alırken moskova'nın ne diyeceğini kara kara düşünüyorsa, bu tamamen putin'in dik duruşu sayesindedir.
üstelik rusya'yı sadece askeri olarak değil, kültürel olarak da korudu. batı’nın ulusal kimlikleri silen, geleneksel aile yapısını bozan kültürel dayatmalarına karşı güçlü bir kalkan oldu. rus kültürünü, inancını ve öz değerlerini savundu.
putin, özel bir milletin özel bir lideri olarak tarihteki yerini aldı.
devamını gör...
claude
bugün kişisel köle, yarın ola hayrola.
devamını gör...
savaşta yalan haber yayma suçu
2. dünya savaşında rus tankları berlin'e girene kadar, almanlar rusya'yı kuşattıklarını sanıyorlardı. o zamanlar gck (germany ceza kanunu) yoktu tabi.
devamını gör...
piyasada güzel şarkı olmaması
yapay zeka müziğin içinden geçti.
o deel halk türküleri filan techno remix çoğoş!
o deel halk türküleri filan techno remix çoğoş!
devamını gör...
alkollü sevişmeden önce dikkat edilecek hususlar
üstüne bira döküp emüklemek.
yalnız kafası şimdi geldi.
yalnız kafası şimdi geldi.
devamını gör...
vaziyet (yazar)
#4003310
tam böyle filmde veya oyunun alternatif sonunda kötünün kazanması veya başrol/oynanan karakterin kötü tarafa geçmesi gibi kdjdjjd
tam böyle filmde veya oyunun alternatif sonunda kötünün kazanması veya başrol/oynanan karakterin kötü tarafa geçmesi gibi kdjdjjd
devamını gör...
en kaliteli çıplaklık
nişantaşı çıplaklığıdır. kalite kokar baştan aşağı. bakırköy beylikdüzü çıplalığı gibi yaban değildir.
devamını gör...
korku çekiciliği
korkunun dozu iyi ayarlanmalıdır.
genelde bu strateji, bireylerin yaptıkları veya yapmadıkları takdirde kaybedecekleri ''x'' üzerine kuruludur. en bilinen ve akla hemen gelen örneği sigara ile ilgili kamu spotları olmakla beraber, aslında bunun reklam alanı dışında insan psikolojisi ve bireysel iletişimde de çokça örneği mevcuttur.
burada karşılaşılan en büyük zorluk, bireyin çok fazla korku dozuna maruz bırakıldığı takdirde psikolojik olarak karşı koyma içgüdüsüne yönelmesidir. aşırı maruz kalındığı anda veya korkunun akabinde gösterilen çözüm, korkutulan süreç ile bağdaşmadığı ve çözüm olarak çok akla yatkın gelmediği takdirde, güvenilir kaynağın güvenilirliği zedeleneceğinden; insanların inanmama, karşı koyma veya hâlihazırda devam eden düzeni bozmama isteklerini perçinleyecek bir çerçeve çıkartabilme potansiyelidir.
bir pazarlama stratejisi ve aynı zamanda manipülasyon tekniğidir. bireyin kaybetme korkusu üzerine yoğunlaşılır ve oradan tutum değişikliği elde etmeyi planlar.
genelde bu strateji, bireylerin yaptıkları veya yapmadıkları takdirde kaybedecekleri ''x'' üzerine kuruludur. en bilinen ve akla hemen gelen örneği sigara ile ilgili kamu spotları olmakla beraber, aslında bunun reklam alanı dışında insan psikolojisi ve bireysel iletişimde de çokça örneği mevcuttur.
burada karşılaşılan en büyük zorluk, bireyin çok fazla korku dozuna maruz bırakıldığı takdirde psikolojik olarak karşı koyma içgüdüsüne yönelmesidir. aşırı maruz kalındığı anda veya korkunun akabinde gösterilen çözüm, korkutulan süreç ile bağdaşmadığı ve çözüm olarak çok akla yatkın gelmediği takdirde, güvenilir kaynağın güvenilirliği zedeleneceğinden; insanların inanmama, karşı koyma veya hâlihazırda devam eden düzeni bozmama isteklerini perçinleyecek bir çerçeve çıkartabilme potansiyelidir.
bir pazarlama stratejisi ve aynı zamanda manipülasyon tekniğidir. bireyin kaybetme korkusu üzerine yoğunlaşılır ve oradan tutum değişikliği elde etmeyi planlar.
devamını gör...
baruch spinoza
spinoza, felsefe ve din işinin "hasan tahsinidir". o sadece savunduğu dini anlayışının yüceliğinden dolayı değil, aynı zamanda bu savunmayı yahudi din adamlarına karşı yaptığı için de çok kıymetlidir. tanrıyı çarpıtmak ve kendi karanlığına alet etmekle meşhur yahudiliğe karşı bir yiğit adam, kendi kanından olanları hiçe saymak pahasına hakikati konuştu ve bir daha susmadı.
1632'de amsterdam'da yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan spinoza, daha genç yaşlarında kutsal metinleri ve doğayı sorgulamaya başladı. yahudilerin, hristiyanların ve müslümanların dinlerinde gördüğümüz "insan gibi öfkelenen, kişisel sebeplerden ötürü cezalandıran, krallar gibi tahtta oturan hakem tanrı" figürünü rasyonel bulmadı.
evreni gözlemledi ve maddedeki o muazzam nizamı gördü. fikirleri o dönem için o kadar sarsıcıydı ki, 24 yaşındayken kendi cemaati tarafından en ağır beddualarla aforoz edildi.* ona "tanrıtanımaz" dediler; oysa o, tanrı’ya inanmıyor değildi, aksine tanrı’dan başka hiçbir şeyin var olmadığını savunuyordu. geçimini optik cam mercekleri tıraş ederek sağladı ve ömrünü rasyonel hakikate adadı.
"deus sive natura" (tanrı yani doğa)
spinoza, en basit haliyle şunu savunuyordu;
var olan her şey tanrı'dır ve tanrı da evrenin/doğanın ta kendisidir. evren bir "kukla tiyatrosu", tanrı da ipleri tutan kuklacı değildir. tanrı bizzat tiyatronun kendisi, sahne, oyuncular ve o oyunun içindeki fizik kurallarıdır. bir atomun dağılmama direnci, bir hayvanın kendini savunması, insanın hayatta kalmak için korkması ve çabalaması... içimizdeki o "var olma ve mücadele etme arzusu", dışarıdan yüklenmiş bir içgüdü değil, bizzat tanrısal tözün içimizdeki dalgalanmasıdır. biz mücadele ederken, aslında evren kendi sirkülasyonunu devam ettiriyordur.
tanrı öfkelenmez, kibirlenmez, kendisine tapılmasını talep etmez. çünkü evrenin bütünü olan bir varlığın, kendi içindeki bir kum tanesine (insana) küsmesi ya da ondan övgü beklemesi absürttür. tanrı kötülüğü yaratmamıştır. karanlık diye bir şey yoktur. karanlık, ışığın eksikliğine verdiğimiz isimdir. aynı şekilde tanrı iyiliği yaratmıştır, ve kötülük; iyiliğin eksikliğinden doğmuştur. buna rağmen tanrı, iyilik bakımından fakir olduğunu gördüğü yozlaşmış ve lanetlenmiş ruhları cezalandırır ve imha eder. (bkz: tamağ) çünkü bunlar, evrensel varoluşta enerji verimsizliği yaratacaklardır. bunun aksine, doğal düzeni anlayan ve buna uyum sağlayarak kendi korkularının esiri olmayan ruhlar özgürlüğü hak ederler ve onlara da (bkz: uçmağ) vaadedilmiştir.
bir tengrici olarak söylemeliyim ki bizim perspektifimizden spinoza; insanlığı metafizik masalların, görünmez hayaletlerin ve gökyüzündeki öfkeli kralların korkusundan kurtarıp; ayakları yere basan, maddesel, rasyonel ve muazzam bir evrensel bilincin içine yerleştiren adamdır. eğer spinoza olmasaydı, bugün ben tüm bu kavramları kendi başıma keşfetmek zorunda kalırdım. zira spinoza'nın hatırladığı şey, aslında şaman atalarımızın bildiği fakat avrupalı beyazların unuttuğu bir şeydi.
1632'de amsterdam'da yahudi bir ailenin çocuğu olarak doğan spinoza, daha genç yaşlarında kutsal metinleri ve doğayı sorgulamaya başladı. yahudilerin, hristiyanların ve müslümanların dinlerinde gördüğümüz "insan gibi öfkelenen, kişisel sebeplerden ötürü cezalandıran, krallar gibi tahtta oturan hakem tanrı" figürünü rasyonel bulmadı.
evreni gözlemledi ve maddedeki o muazzam nizamı gördü. fikirleri o dönem için o kadar sarsıcıydı ki, 24 yaşındayken kendi cemaati tarafından en ağır beddualarla aforoz edildi.* ona "tanrıtanımaz" dediler; oysa o, tanrı’ya inanmıyor değildi, aksine tanrı’dan başka hiçbir şeyin var olmadığını savunuyordu. geçimini optik cam mercekleri tıraş ederek sağladı ve ömrünü rasyonel hakikate adadı.
"deus sive natura" (tanrı yani doğa)
spinoza, en basit haliyle şunu savunuyordu;
var olan her şey tanrı'dır ve tanrı da evrenin/doğanın ta kendisidir. evren bir "kukla tiyatrosu", tanrı da ipleri tutan kuklacı değildir. tanrı bizzat tiyatronun kendisi, sahne, oyuncular ve o oyunun içindeki fizik kurallarıdır. bir atomun dağılmama direnci, bir hayvanın kendini savunması, insanın hayatta kalmak için korkması ve çabalaması... içimizdeki o "var olma ve mücadele etme arzusu", dışarıdan yüklenmiş bir içgüdü değil, bizzat tanrısal tözün içimizdeki dalgalanmasıdır. biz mücadele ederken, aslında evren kendi sirkülasyonunu devam ettiriyordur.
tanrı öfkelenmez, kibirlenmez, kendisine tapılmasını talep etmez. çünkü evrenin bütünü olan bir varlığın, kendi içindeki bir kum tanesine (insana) küsmesi ya da ondan övgü beklemesi absürttür. tanrı kötülüğü yaratmamıştır. karanlık diye bir şey yoktur. karanlık, ışığın eksikliğine verdiğimiz isimdir. aynı şekilde tanrı iyiliği yaratmıştır, ve kötülük; iyiliğin eksikliğinden doğmuştur. buna rağmen tanrı, iyilik bakımından fakir olduğunu gördüğü yozlaşmış ve lanetlenmiş ruhları cezalandırır ve imha eder. (bkz: tamağ) çünkü bunlar, evrensel varoluşta enerji verimsizliği yaratacaklardır. bunun aksine, doğal düzeni anlayan ve buna uyum sağlayarak kendi korkularının esiri olmayan ruhlar özgürlüğü hak ederler ve onlara da (bkz: uçmağ) vaadedilmiştir.
bir tengrici olarak söylemeliyim ki bizim perspektifimizden spinoza; insanlığı metafizik masalların, görünmez hayaletlerin ve gökyüzündeki öfkeli kralların korkusundan kurtarıp; ayakları yere basan, maddesel, rasyonel ve muazzam bir evrensel bilincin içine yerleştiren adamdır. eğer spinoza olmasaydı, bugün ben tüm bu kavramları kendi başıma keşfetmek zorunda kalırdım. zira spinoza'nın hatırladığı şey, aslında şaman atalarımızın bildiği fakat avrupalı beyazların unuttuğu bir şeydi.
devamını gör...
vaziyet (yazar)
devamını gör...

