zaman tüneli
bir daha dünyaya gelirse yazarların yaşamak istediği ülkeler
bir daha niye geliyorum dünyaya, bir kere kurtulmuşum madem bi salın artık yahu *
devamını gör...
eski eş
cok sık onu hatırlatan seyler oluyor son donemde. iyi guzel. onla anılar her zaman en guzelleri.
ama ne yapmamı bekliyor anlamıyorum.
belki de sadece anıları yaad etmek istemişrir.
ama ne yapmamı bekliyor anlamıyorum.
belki de sadece anıları yaad etmek istemişrir.
devamını gör...
aile ile aynı evde yaşamak
çok zor bi durum. özellikle bunu tercih etmeyip mecburiyet halindeyseniz daha da zor bir durum.
yıllarca yalnız yaşadıktan sonra böyle bir durumda kalıyorsanız daha da zor bir durum. öyle 3-5 yıl üniversite hayatından bahsetmiyorum. gerçekten düzeninizi kurduğunuz yıllardan bahsediyorum. * *
lise bittikten sonra doğal olarak ayrılıp bir süredir mecburen içinde bulunduğum bu durumun anlamsızlığı her geçen gün artıyor.
yahu ben lisedeyken bile daha rahattım, kimse kaçta geliyorsun kaçta gidiyorsun, arkadaşında kalma, nereye gidiyorsun, ablan da seninle gelsin * gibi cümleler kurmuyordu o zamanlar. otuz yaşını geçmiş bir insanın bunca yıl sonra tüm düzenini bırakıp, hayatını sıfırlamak zorunda kalmasından dolayı, sırf mecburiyetten katlanmak zorunda kaldığı şu durum gerçekten içler acısı.
bazen diyorum ki “ikati bak böyle olmuyor her gün ayrı bi problem, hadi kalk” sonra diyorum ki “dur o kadar dayandın, birkaç ay daha sabır” hangisi haklı ? ben de bilmiyorum.
en sinir olduğum durum da şu: bir ortamda aile ile yaşamayı överken “ne güzel işte çamaşırın bulaşığın yıkanıyor, yemeğin yapılıyor” yahu gerçekten mi ? gerçekten bu kadar basit insanlar mısınız ? o kadar sene çöplükte mi yaşadık bi başımıza tek derdimiz yemek çamaşır mıydı ? hayır bir de zaten evdeyken bunları yine ben yapıyorum ki bir de tamam hadi yorulmasınlar diyip esktra iş alıyorum üzerime. o gün yemek yapasım yoksa mesela geçiştiririm dışardan söylerim falan teksem. aile evinde öyle olmuyor ki ! sözde rahatlık diye adlandırdığınız her şey ekstra yük.
özel alanınız kısıtlı. yahu düzen sizin düzeniniz değil bir kere. bir konu olduğunda sırf artık uğraşmaktan sıkıldığınız için “tamam” dediğinizde gerçekten haklı sayıyorlar kendilerini. halbuki o an sadece “biraz sessizlik biraz özel alan ihtiyacı” hissediyorsunuz.
yorucu bir şey. en azından benim için böyle. çok bunaltıcı günleri oluyor. çok da keyifli olduğu günler yok açıkçası çünkü tatile ziyarete gelmiyorsunuz.
elbette çok seviyorum lakin belli bir yaştan sonra gerçekten herkesin kendi düzeni olması gerektiğini bir kere daha en acı yoldan öğrendim^^
yıllarca yalnız yaşadıktan sonra böyle bir durumda kalıyorsanız daha da zor bir durum. öyle 3-5 yıl üniversite hayatından bahsetmiyorum. gerçekten düzeninizi kurduğunuz yıllardan bahsediyorum. * *
lise bittikten sonra doğal olarak ayrılıp bir süredir mecburen içinde bulunduğum bu durumun anlamsızlığı her geçen gün artıyor.
yahu ben lisedeyken bile daha rahattım, kimse kaçta geliyorsun kaçta gidiyorsun, arkadaşında kalma, nereye gidiyorsun, ablan da seninle gelsin * gibi cümleler kurmuyordu o zamanlar. otuz yaşını geçmiş bir insanın bunca yıl sonra tüm düzenini bırakıp, hayatını sıfırlamak zorunda kalmasından dolayı, sırf mecburiyetten katlanmak zorunda kaldığı şu durum gerçekten içler acısı.
bazen diyorum ki “ikati bak böyle olmuyor her gün ayrı bi problem, hadi kalk” sonra diyorum ki “dur o kadar dayandın, birkaç ay daha sabır” hangisi haklı ? ben de bilmiyorum.
en sinir olduğum durum da şu: bir ortamda aile ile yaşamayı överken “ne güzel işte çamaşırın bulaşığın yıkanıyor, yemeğin yapılıyor” yahu gerçekten mi ? gerçekten bu kadar basit insanlar mısınız ? o kadar sene çöplükte mi yaşadık bi başımıza tek derdimiz yemek çamaşır mıydı ? hayır bir de zaten evdeyken bunları yine ben yapıyorum ki bir de tamam hadi yorulmasınlar diyip esktra iş alıyorum üzerime. o gün yemek yapasım yoksa mesela geçiştiririm dışardan söylerim falan teksem. aile evinde öyle olmuyor ki ! sözde rahatlık diye adlandırdığınız her şey ekstra yük.
özel alanınız kısıtlı. yahu düzen sizin düzeniniz değil bir kere. bir konu olduğunda sırf artık uğraşmaktan sıkıldığınız için “tamam” dediğinizde gerçekten haklı sayıyorlar kendilerini. halbuki o an sadece “biraz sessizlik biraz özel alan ihtiyacı” hissediyorsunuz.
yorucu bir şey. en azından benim için böyle. çok bunaltıcı günleri oluyor. çok da keyifli olduğu günler yok açıkçası çünkü tatile ziyarete gelmiyorsunuz.
elbette çok seviyorum lakin belli bir yaştan sonra gerçekten herkesin kendi düzeni olması gerektiğini bir kere daha en acı yoldan öğrendim^^
devamını gör...
sıfır tolerans
2017 yılında çıkan hadise şarkısı.
her şey burada bitti toparlan gidiyorsun
zamana bırakmadım tehlike arz ediyorsun
suç üstü tövbeler
kalbe ağır darbeler
ilahi sevgilim sen kimi kandırıyorsun
yalnızlık bu ilişki
bu ne yaman çelişki
ki senden sakınmadım
ben hep gözü karaydım
bir tatlı tesadüfken
şimdi acı tecrüben
oldum ben de yanıldım
sen hep biraz yalandın
sıfır tolerans hadi git durma
yüreğim soğudu yakamam bir daha
kısasa kısas aşk alır verdiğini
acısı kalır son sözü söyleyenin
her şey burada bitti toparlan gidiyorsun
zamana bırakmadım tehlike arz ediyorsun
suç üstü tövbeler
kalbe ağır darbeler
ilahi sevgilim sen kimi kandırıyorsun
yalnızlık bu ilişki
bu ne yaman çelişki
ki senden sakınmadım
ben hep gözü karaydım
bir tatlı tesadüfken
şimdi acı tecrüben
oldum ben de yanıldım
sen hep biraz yalandın
sıfır tolerans hadi git durma
yüreğim soğudu yakamam bir daha
kısasa kısas aşk alır verdiğini
acısı kalır son sözü söyleyenin
devamını gör...
sten
bir amerikan thompson tüfeği o dönem 70-80 dolara mal olurken, bir sten tabancası sadece 2.5 ile 5 dolar arasında bir maliyetle tıkır tıkır üretiliyordu.
herhangi bir mahalle demircisi veya küçük bir mandal imalathanesi bile fabrikadan gelen şemayla tek gecede yüzlerce sten parçası üretebiliyordu. ingiltere bu sayede birkaç ayda milyonlarca askeri silahlandırdı.
herhangi bir mahalle demircisi veya küçük bir mandal imalathanesi bile fabrikadan gelen şemayla tek gecede yüzlerce sten parçası üretebiliyordu. ingiltere bu sayede birkaç ayda milyonlarca askeri silahlandırdı.
devamını gör...
oniki adaların yunanistana verilmesi
naziler yüzünden oniki adaların yunanistan'ın olması gerçeğidir. cumhuriyet tarihini okumaya başlayınca her şey netleşti. önceden anlayamadığım konuyu böylece kavradım. bak:
balkan savaşları sırasında nüfüsu rum olan bu adalar padişahın ricasıyla bir süreliğine italya'ya verilmiştir. balkan harpleri, 1829 da yunanistanın kurulmasına razı olunması, 1897 de kazanılan girit savaşından sonra abdülhamit'in masada kaybetmesi ve 1. dünya savaşının yenilgisi ardından adalar italyanın elinde kalmıştır. 1923 de imzalanan lozanda bu adaların silahsızlandırılması ve asker bulundurulmaması koşulunca mevcut halin devam etmesi kabül edilmiştir.
1947 yılına kadar bu adalar hiç gündeme gelmemiş, herhangi bir sorun teşkil etmemiştir. ancak, 2 dünya savaşına almanya ile beraber yenik düşen italya barış masasına oturduğunda, ingilizlerle beraber savaşan yunanistan bu adaları istemiştir. türkiyenin bütün itirazlarına rağmen adalar italyanlardan alınıp yunanistan'a verilmiştir. türkiye, savaşta bir taraf olmadığı için herhangi bir yaptırı mı da söz konusu değildir. bu nokta da şunu belirtmem gerekiyor. hem nazi almanyası hem de churchill ingilteresi adaları türkiyeye teklif etmiş ve savaşa dahil edilmek istenmiştir. ancak kabül görülmemiştir.
iddia edildiği gibi lozan da 12 adalar yunanistan'a verilmemiştir. görüşmelerde referandum talep edilmiş, halkın çoğu rum olduğu için zaten alınamayacak yerler için görüşmeler kesilmemiştir. bunun yerine silahsızlandırma başarısı ile italyanlarda kalmıştır. yunanistana geçişi ise 2. dünya savaşının bir sonucu olarak 1947 de gerçekleşmiştir.
günümüzde yaşadığımız adaların silahlandırılması tartışma konusudur. bizim iddiamıza göre lozan maddelerine göre bu yapılamaz. yunanlılara göre ise bu antlaşma italya ile yapıldığı için kendilerini bağlamamaktadır. kaynak: facebook/eski medeniyetler ve dünya tarihi
balkan savaşları sırasında nüfüsu rum olan bu adalar padişahın ricasıyla bir süreliğine italya'ya verilmiştir. balkan harpleri, 1829 da yunanistanın kurulmasına razı olunması, 1897 de kazanılan girit savaşından sonra abdülhamit'in masada kaybetmesi ve 1. dünya savaşının yenilgisi ardından adalar italyanın elinde kalmıştır. 1923 de imzalanan lozanda bu adaların silahsızlandırılması ve asker bulundurulmaması koşulunca mevcut halin devam etmesi kabül edilmiştir.
1947 yılına kadar bu adalar hiç gündeme gelmemiş, herhangi bir sorun teşkil etmemiştir. ancak, 2 dünya savaşına almanya ile beraber yenik düşen italya barış masasına oturduğunda, ingilizlerle beraber savaşan yunanistan bu adaları istemiştir. türkiyenin bütün itirazlarına rağmen adalar italyanlardan alınıp yunanistan'a verilmiştir. türkiye, savaşta bir taraf olmadığı için herhangi bir yaptırı mı da söz konusu değildir. bu nokta da şunu belirtmem gerekiyor. hem nazi almanyası hem de churchill ingilteresi adaları türkiyeye teklif etmiş ve savaşa dahil edilmek istenmiştir. ancak kabül görülmemiştir.
iddia edildiği gibi lozan da 12 adalar yunanistan'a verilmemiştir. görüşmelerde referandum talep edilmiş, halkın çoğu rum olduğu için zaten alınamayacak yerler için görüşmeler kesilmemiştir. bunun yerine silahsızlandırma başarısı ile italyanlarda kalmıştır. yunanistana geçişi ise 2. dünya savaşının bir sonucu olarak 1947 de gerçekleşmiştir.
günümüzde yaşadığımız adaların silahlandırılması tartışma konusudur. bizim iddiamıza göre lozan maddelerine göre bu yapılamaz. yunanlılara göre ise bu antlaşma italya ile yapıldığı için kendilerini bağlamamaktadır. kaynak: facebook/eski medeniyetler ve dünya tarihi
devamını gör...
bir daha dünyaya gelirse yazarların yaşamak istediği ülkeler
(bkz: kuzguncuk)
devamını gör...
iyi geceler sözlük
istersen artık birbirimize iyi geceler, yedi cüceler diyelim ve uyuyalım. ne dersin?
(bkz: bir genç kızın gizli defteri)
devamını gör...
kemalistlerin kutsal inekleri
kemalistlerin dokunmaya cesaret bile edemedikleri mevzular.
en başta batı gelir herhalde. batı; bir kemalist için dokunulmazdır , batı ne demişse tartışmasız doğrudur. aydınlanma, modernizm, bilimcilik, akılcılık, ulusalcılık falan gibi konularda aykırı bir cümle bile kursan mazallah kafir ilan edilebilirsin. ha ben kemalistlerin kutsal inekleri dedim ama bunlar solcu tayfanın da kutsal inekleridir ayrıca.
en başta batı gelir herhalde. batı; bir kemalist için dokunulmazdır , batı ne demişse tartışmasız doğrudur. aydınlanma, modernizm, bilimcilik, akılcılık, ulusalcılık falan gibi konularda aykırı bir cümle bile kursan mazallah kafir ilan edilebilirsin. ha ben kemalistlerin kutsal inekleri dedim ama bunlar solcu tayfanın da kutsal inekleridir ayrıca.
devamını gör...
güne bir türkü bırak
devamını gör...
efsane milan kadrosu
ezbwre sayamayan erkek vurduruyodur
devamını gör...
istanbul'un en sevilen ilçesi
üsküdar… bir senem bu ilçede geçti, çok severim.
devamını gör...
teknoloji başıboş bırakılmış bir canavardır
martin heidegger'e ait söz.
insanlar teknolojiyi ideolojiden soyutlanmış insan hayatını kolaylaştıran bir vasıta olarak görüyor ama heideggerci düşünce biçimiyle ele alındığında teknoloji niceliğin ve vasatın hükümranlığından başka bir şey değil.
insanlar teknolojiyi ideolojiden soyutlanmış insan hayatını kolaylaştıran bir vasıta olarak görüyor ama heideggerci düşünce biçimiyle ele alındığında teknoloji niceliğin ve vasatın hükümranlığından başka bir şey değil.
devamını gör...
normal sözlük
jet ali'nin bile küfrettiği sözlüktür biz gazeteciymişiz olm dsfgfdgfd
www.youtube.com/live/0m0kOA...
www.youtube.com/live/0m0kOA...
devamını gör...
aç kurt arslana saldırır
ölmüş eşek kurttan korkmaz varken ne gerek var bunlara.
devamını gör...
işi düşünce aramak
var böyle arkadaşlarım, yapabileceğim bir şey ise sıkıntı etmem. çünkü ben de aynı şekilde davranabiliyorum.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
10 gun filan oldu. sevgilim beni hic aramadı.
beni terk etmiş olabilir mi arkadaslar? ühü.
beni terk etmiş olabilir mi arkadaslar? ühü.
devamını gör...
knowledge is power
" bilgi, güçtür" anlamına gelen bir bacon sözü.
bacon'un bu sözündeki özne; bilgi midir yoksa güç müdür? baya tartışılmıştır bu konu. lakin genel ve benim de katıldığım kanı "güç; bilgidir" olanı. bilgiyi doğrulayan, gücü elinde bulundurandır.
bacon'un bu sözündeki özne; bilgi midir yoksa güç müdür? baya tartışılmıştır bu konu. lakin genel ve benim de katıldığım kanı "güç; bilgidir" olanı. bilgiyi doğrulayan, gücü elinde bulundurandır.
devamını gör...
daraldık genişlet ey tanrım
genişlememiz lazım ama bize önce bir deli dahi lazım.
devamını gör...
