zaman tüneli
coca cola' nın tadının kötüleşmesi
avuç avuç şeker içmek zaten ne kadar güzel olabilir ki
devamını gör...
sözlüğün etkili yetkilileri
aşağıdsn genç yetenek olarak ben yetişiyorum
devamını gör...
dönersen ıslık çal
güzel bir şarkı.
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
herkesin entryler arasında hızla dolaşıp, benim mesleğim yazılmış mı dediğine yemin edebilirim. öyle bir başlık.
devamını gör...
ateizmin çok tanrılı bir din olması
açılın ben ateistim. ve inandığım tanrı sayısı 0. yazıyla da sıfır.
devamını gör...
sözlüğün etkili yetkilileri
50 yaş üstü dayılar ve teyzelerdir.
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
analitik zekaya dokunmayan öğretmen grupları olabilir.
yapay zekanın gelişmesiyle birlikte artık bu tarz meslek gruplarının "faydasız" olduğunu düşünüyorum.
örneğin coğrafya ve tarih öğretmenleri.
çocuklara verdikleri bilgiler tamamen ezber üzerine.
bunlar video ders şeklinde de alsa, 1-2 tekrarla oturtulacak bilgiler olduğu fikrindeyim.
türkçe dersinde mesela o öyle olursa sıfat, bu böyle ek alırsa şu olur vs gibi problem çözme yeteneği kazandırılıyor.
tarihte fatih istanbul'u almasaydı diyen tarih öğretmeni gördünüz mü? yok çünkü öyle bir şey*
imamlar da var.
ezanlar zaten otomatik sistem.
kimse namazları kim kıldıracak salaklığına girmesin.
kitap imam kıldırsın demiyor, birisi önderlik etsin diyor. e o kadar müslüman var ülkede, herhalde bir tane namazına göre tüm duaları bilen biri vardır ya kıldırıversin.
yani sırf şunun için 80.000 imama maaş, lojman, elektrik/su faturaları falan gibi haklar sağlıyoruz.
ortalama 80bin maaş alsalar, yılda 76.800.000.000 tl giderleri var.
evet 76 milyar.
1.650.000.000 dolara yakın para yapıyor.
paranın büyüklüğünü size çok halk dilinde anlatayım.
bugün cebimde şu parayla beşiktaş, fenerbahçe, galatasaray, trabzonspor kulüplerine gidip dördünü birden çok rahat satın alabiliyorsunuz.*
atm memurları konusuna katılıyor ve arttırıyorum:
ülkedeki memurlara bir "konuya hakimiyet testi" yapılmalı.
birimler, uzmanlık alanları, personelin bilmesi gerekenler aşağı yukarı belli. objektif bir testle, sınavdan 80 alamayanı ertesi sabah tazminatsız falan şutlayacaksın.
birebir şahit olduğum bir olayı anlatayım:
bir belediyeden, bir bakanlığa resmi yazı yazılıyor.
personel oturuyor (müdürlüğünün yazı işlerinde çalışıyor) yazıyı yazıyor.
yazının son imzası xxxxx xxxxx (belediye başkanı a.) (burayı genel sekreter imzalayacak)
hiyerarşi şu:
personel
şef
müdür
daire başkanı
genel sekreter yardımcısı
genel sekreter (belediye başkanı adına imzalayabilir)
genel sekreter yardımcısının odasındayız, önce bir güldü söylendi adam... ne oldu dedik, bakar mısın dedi.
baktım, elimle ağzımı kapatıp oouuu dedim*
yazıyı paraflayıp/imzalayanlar sıralı liste:
personel
şef
müdür
daire başkanı
yazının sonu "rica ederim" ile bitiyor...
belediye başkanı olsam, bu 4 arkadaş ertesi sabaj benim belediyemde çalışamaz. bu kadar basit alt/üst kuralını bilmeyen memur olamaz abi kabulü söz konusu bile değil.
ama işte, bu insanlar her ay 3 haneli maaşı cebine atıyor.
ben de aynı paraya nasıl daha verimli olurum, nasıl daha iyi hizmet sağlarız diye kendimi paralıyorum.
mal ben.
yapay zekanın gelişmesiyle birlikte artık bu tarz meslek gruplarının "faydasız" olduğunu düşünüyorum.
örneğin coğrafya ve tarih öğretmenleri.
çocuklara verdikleri bilgiler tamamen ezber üzerine.
bunlar video ders şeklinde de alsa, 1-2 tekrarla oturtulacak bilgiler olduğu fikrindeyim.
türkçe dersinde mesela o öyle olursa sıfat, bu böyle ek alırsa şu olur vs gibi problem çözme yeteneği kazandırılıyor.
tarihte fatih istanbul'u almasaydı diyen tarih öğretmeni gördünüz mü? yok çünkü öyle bir şey*
imamlar da var.
ezanlar zaten otomatik sistem.
kimse namazları kim kıldıracak salaklığına girmesin.
kitap imam kıldırsın demiyor, birisi önderlik etsin diyor. e o kadar müslüman var ülkede, herhalde bir tane namazına göre tüm duaları bilen biri vardır ya kıldırıversin.
yani sırf şunun için 80.000 imama maaş, lojman, elektrik/su faturaları falan gibi haklar sağlıyoruz.
ortalama 80bin maaş alsalar, yılda 76.800.000.000 tl giderleri var.
evet 76 milyar.
1.650.000.000 dolara yakın para yapıyor.
paranın büyüklüğünü size çok halk dilinde anlatayım.
bugün cebimde şu parayla beşiktaş, fenerbahçe, galatasaray, trabzonspor kulüplerine gidip dördünü birden çok rahat satın alabiliyorsunuz.*
atm memurları konusuna katılıyor ve arttırıyorum:
ülkedeki memurlara bir "konuya hakimiyet testi" yapılmalı.
birimler, uzmanlık alanları, personelin bilmesi gerekenler aşağı yukarı belli. objektif bir testle, sınavdan 80 alamayanı ertesi sabah tazminatsız falan şutlayacaksın.
birebir şahit olduğum bir olayı anlatayım:
bir belediyeden, bir bakanlığa resmi yazı yazılıyor.
personel oturuyor (müdürlüğünün yazı işlerinde çalışıyor) yazıyı yazıyor.
yazının son imzası xxxxx xxxxx (belediye başkanı a.) (burayı genel sekreter imzalayacak)
hiyerarşi şu:
personel
şef
müdür
daire başkanı
genel sekreter yardımcısı
genel sekreter (belediye başkanı adına imzalayabilir)
genel sekreter yardımcısının odasındayız, önce bir güldü söylendi adam... ne oldu dedik, bakar mısın dedi.
baktım, elimle ağzımı kapatıp oouuu dedim*
yazıyı paraflayıp/imzalayanlar sıralı liste:
personel
şef
müdür
daire başkanı
yazının sonu "rica ederim" ile bitiyor...
belediye başkanı olsam, bu 4 arkadaş ertesi sabaj benim belediyemde çalışamaz. bu kadar basit alt/üst kuralını bilmeyen memur olamaz abi kabulü söz konusu bile değil.
ama işte, bu insanlar her ay 3 haneli maaşı cebine atıyor.
ben de aynı paraya nasıl daha verimli olurum, nasıl daha iyi hizmet sağlarız diye kendimi paralıyorum.
mal ben.
devamını gör...
date
dün öğle sularında biten situationship’ten sonra dedim ki pes etmiycem. ruh eşimi bulucam ve onu bulana kadar cool karakterler biriktiricem hayatımda.
neyse, ellerimde 2 dolu kıyafet poşeti, 1 büyük çanta bir de el çantamla o evden çıktım, sinirli veya mutsuz değilim. hayal kırıklıkları var üzerimde. 500 metre falan yürüdükten sonra arabama fırlattım her şeyi. oturdum dating app’ten birine cevap verdim, numaramı verdim. buluşalım dedik. bana bir restaurant önerdi, bir saatlik işi olduğunu ama hızlı davrancağını söyleyip kapattı.
ben direkt önerilen yere gittim, sigaram 3 tane kalmış uyuz oluyorum kendime bazen. 1 saatte yetmez o. tekrar kalktım en yakın otomat arabayla 15 dk. iyi diyorum zamanda geçiyor böylelikle. sigara aldım. kendi şehrime dönmeden benzinde almam lazım. benzinlik 15 dk. gidiyorum onu da hallettim, tamam. bu sefer orda belki kart geçmiyordur para çekeyim en iyisi diyorum. 15 dk’da öyle gidiyorum. bi uyuzum kendime bilmiyorum ama bir yandan da halledilecek ne çok işim varmış, hepsi de halloluyor diye rahatlama geliyor. aklım situationship’in söylediklerine ve tavırlarına kayıyor ama uğraşamam şuan senle diyip öteliyorum o düşünceleri.
restaurant’a döndüm, tekrar park ettim. tekrar aynı masaya ve sandalyeye oturdum. bir kaç telefon görüşmesi çıkardım aradan. aklım situationshitteki pain’e kayıyor…
ulan yazık onca enerjime, zamanıma, onca hatana rağmen sana olan yumuşak karnıma…
date’i yarım saat bekliyorum. görüntülü konuşurken traşsızdı. markete gidip geliyorum hemen diyip o da iki işini halletmiş anlaşılan… geldi adam gayet şık, 1.85 falan, aslan burcu maalesef ama o meşhur ego yoktu. sadece yerinde özgüven vardı ki benim de gözlerim mavi olsa bende o şekilde bir özgüvene sahip olurdum.
çok rahat, hiç kasıntı değil, hoşsohbet birisiymiş. soda limonla sohbet artık bir buçuk saat aktıktan sonra yemekte yiyelim dedi. rüzgardan etkilenmeyeceğimiz başka bir masaya geçtik. benim canımın sıkkın olduğunu da sezdi. seni eğlendirmek için ne yapmamız lazım diye sordu. * gülümsedim. ee? lunapark diyorum. ciddi misin diyor, gülüyoruz. evet dedim. tamam anlaştık dedi.
hayat yorucu insanlar olmadan nasılda akıyor ya. orada tam üç saatim geçmiş fark etmedim bile… wc gidiyorum arkadaşta orada beni beklerken mekanın sahibiyle laflıyor. hesabı yarı yarıya paylaştırmıyor. teşekkür ettim, dışarı çıktık. nasıl yapalım dedi bende sen önden git takip ediyim dedim. iki araba gitmeyelim park bulamayız. seni tekrardan arabana getiririm diyor.
bakın arkadaşlar ben dört aydır böyle ince düşüncelerle karşılaşmadım tamam mı. biraz daha konuşsa pain’e paragraf paragraf sövücem. bana niye iyi davranmadın lan!!!
neyse iki arabayla gidiliyor. bak yavaş sür falan diyorum hahahahah trafik canavarı olduğumu sezdirmiyorum. tamam diyor. lambada yan yana duruyoruz o bir şeyler söylüyor ben bişeyler. hayatımda böyle yan arabaya laf atmışlığım olmadı dhdjjdjdjd ne biçim eğleniyorum varya. o gazlıyor ben gazlıyorum, bi’ ben öndeyim bi’ o. araya iki araba girdi onu kaybedicem sandım, beyefendi adam hemen yan şeride geçiyor onu göriyim diye. bende arkasına duruyorum. kırk beş dakika falan sürüyor yol, park arıyoruz… çıkmaz sokakla karşılaştık sonuna kadar gitti döndü, ben dönmedim, geri vitese taktım o şekilde caddeye çıkıp döndürcem arabayı. bu arkadaşta ben geri geri giderken üstüme sürüyor arabayı. uuuuuffff ne biçim sexy bir an yaşanıyor varyaaa. acaba o da aynı şekilde mi hissetmiştir? tam gaz geri gidiyorum o ise tam gaz üzerime geliyor. tiktok videolarından beter şöyle bir araba an’ı yaşayacağımın hayali vardı, gerçekleşti dün. hemde hiç planlanmadan. gelişigüzel. inanamıyorum o an ki şansıma.
centilmen şahıs önce bana park buluyor. kendisi 1 mahalle dolanıp geliyor. lunaparkta yürü, yürü, yürü rollercoaster buluyoruz. en büyüğüne binicez ne biçim heyecanlıyımmmmm.
kişisel eşyalarını senin çantana atıyım yaa diyerek koyuyor. rahatlığa bak sanki sevgiliyiz. o rollercoaster neler yarattı içimde anlatamam. çığlık çığlığa indim. başım dönüyordu. şu adrenaline ihtiyacım varmış. ruhuma iyi geldi. sonra gezdik, gezdik, gezdik, pamukşeker alıyım sana dedi yo sağol dedim. çokta romantizm yaşamayalım istedim niye bilmiyorum. mutluydum. pain’le böyle şeyler asla yaşayamazmışız onu fark ettim.
sarıldık, varınca yaz dedi.
bu cool karakter kalır arkadaşlar ben size diyim. ona da bi nick bulacak gibiyiz.
neyse, ellerimde 2 dolu kıyafet poşeti, 1 büyük çanta bir de el çantamla o evden çıktım, sinirli veya mutsuz değilim. hayal kırıklıkları var üzerimde. 500 metre falan yürüdükten sonra arabama fırlattım her şeyi. oturdum dating app’ten birine cevap verdim, numaramı verdim. buluşalım dedik. bana bir restaurant önerdi, bir saatlik işi olduğunu ama hızlı davrancağını söyleyip kapattı.
ben direkt önerilen yere gittim, sigaram 3 tane kalmış uyuz oluyorum kendime bazen. 1 saatte yetmez o. tekrar kalktım en yakın otomat arabayla 15 dk. iyi diyorum zamanda geçiyor böylelikle. sigara aldım. kendi şehrime dönmeden benzinde almam lazım. benzinlik 15 dk. gidiyorum onu da hallettim, tamam. bu sefer orda belki kart geçmiyordur para çekeyim en iyisi diyorum. 15 dk’da öyle gidiyorum. bi uyuzum kendime bilmiyorum ama bir yandan da halledilecek ne çok işim varmış, hepsi de halloluyor diye rahatlama geliyor. aklım situationship’in söylediklerine ve tavırlarına kayıyor ama uğraşamam şuan senle diyip öteliyorum o düşünceleri.
restaurant’a döndüm, tekrar park ettim. tekrar aynı masaya ve sandalyeye oturdum. bir kaç telefon görüşmesi çıkardım aradan. aklım situationshitteki pain’e kayıyor…
ulan yazık onca enerjime, zamanıma, onca hatana rağmen sana olan yumuşak karnıma…
date’i yarım saat bekliyorum. görüntülü konuşurken traşsızdı. markete gidip geliyorum hemen diyip o da iki işini halletmiş anlaşılan… geldi adam gayet şık, 1.85 falan, aslan burcu maalesef ama o meşhur ego yoktu. sadece yerinde özgüven vardı ki benim de gözlerim mavi olsa bende o şekilde bir özgüvene sahip olurdum.
çok rahat, hiç kasıntı değil, hoşsohbet birisiymiş. soda limonla sohbet artık bir buçuk saat aktıktan sonra yemekte yiyelim dedi. rüzgardan etkilenmeyeceğimiz başka bir masaya geçtik. benim canımın sıkkın olduğunu da sezdi. seni eğlendirmek için ne yapmamız lazım diye sordu. * gülümsedim. ee? lunapark diyorum. ciddi misin diyor, gülüyoruz. evet dedim. tamam anlaştık dedi.
hayat yorucu insanlar olmadan nasılda akıyor ya. orada tam üç saatim geçmiş fark etmedim bile… wc gidiyorum arkadaşta orada beni beklerken mekanın sahibiyle laflıyor. hesabı yarı yarıya paylaştırmıyor. teşekkür ettim, dışarı çıktık. nasıl yapalım dedi bende sen önden git takip ediyim dedim. iki araba gitmeyelim park bulamayız. seni tekrardan arabana getiririm diyor.
bakın arkadaşlar ben dört aydır böyle ince düşüncelerle karşılaşmadım tamam mı. biraz daha konuşsa pain’e paragraf paragraf sövücem. bana niye iyi davranmadın lan!!!
neyse iki arabayla gidiliyor. bak yavaş sür falan diyorum hahahahah trafik canavarı olduğumu sezdirmiyorum. tamam diyor. lambada yan yana duruyoruz o bir şeyler söylüyor ben bişeyler. hayatımda böyle yan arabaya laf atmışlığım olmadı dhdjjdjdjd ne biçim eğleniyorum varya. o gazlıyor ben gazlıyorum, bi’ ben öndeyim bi’ o. araya iki araba girdi onu kaybedicem sandım, beyefendi adam hemen yan şeride geçiyor onu göriyim diye. bende arkasına duruyorum. kırk beş dakika falan sürüyor yol, park arıyoruz… çıkmaz sokakla karşılaştık sonuna kadar gitti döndü, ben dönmedim, geri vitese taktım o şekilde caddeye çıkıp döndürcem arabayı. bu arkadaşta ben geri geri giderken üstüme sürüyor arabayı. uuuuuffff ne biçim sexy bir an yaşanıyor varyaaa. acaba o da aynı şekilde mi hissetmiştir? tam gaz geri gidiyorum o ise tam gaz üzerime geliyor. tiktok videolarından beter şöyle bir araba an’ı yaşayacağımın hayali vardı, gerçekleşti dün. hemde hiç planlanmadan. gelişigüzel. inanamıyorum o an ki şansıma.
centilmen şahıs önce bana park buluyor. kendisi 1 mahalle dolanıp geliyor. lunaparkta yürü, yürü, yürü rollercoaster buluyoruz. en büyüğüne binicez ne biçim heyecanlıyımmmmm.
kişisel eşyalarını senin çantana atıyım yaa diyerek koyuyor. rahatlığa bak sanki sevgiliyiz. o rollercoaster neler yarattı içimde anlatamam. çığlık çığlığa indim. başım dönüyordu. şu adrenaline ihtiyacım varmış. ruhuma iyi geldi. sonra gezdik, gezdik, gezdik, pamukşeker alıyım sana dedi yo sağol dedim. çokta romantizm yaşamayalım istedim niye bilmiyorum. mutluydum. pain’le böyle şeyler asla yaşayamazmışız onu fark ettim.
sarıldık, varınca yaz dedi.
bu cool karakter kalır arkadaşlar ben size diyim. ona da bi nick bulacak gibiyiz.
devamını gör...
lewis hamilton
anca 30 yarışta 1 galibiyet alabilen löklök eşşeğinden fersah fersah başarılı bir pilottur
devamını gör...
situationship
bu olay zaten arasında çekim bulunan ancak adı konmayan ve geleceği düşünmeyen ilişkileri tanımlar.
bir nevi "takılmak".
#4016043 siz kavramları karıştırmakla beraber sanırım biraz daha ilişki isteyen taraftasınız. çünkü karşınızdaki insana dair cinsel çekim hissetmediğiniz gün situationship sona ermiş oluyor. (mantığı bunun üzerine kurulu, fuckbuddy'le bunları ayıran şey de zaten birlikte etkinlikler yapabilme durumu)
bu olay size uymamış ve gitmekle doğru yapmışsınız.
tavsiyem* sevgili ve ilişki arayan biriyle bir ilişki içerisinde olmanız.
bir nevi "takılmak".
#4016043 siz kavramları karıştırmakla beraber sanırım biraz daha ilişki isteyen taraftasınız. çünkü karşınızdaki insana dair cinsel çekim hissetmediğiniz gün situationship sona ermiş oluyor. (mantığı bunun üzerine kurulu, fuckbuddy'le bunları ayıran şey de zaten birlikte etkinlikler yapabilme durumu)
bu olay size uymamış ve gitmekle doğru yapmışsınız.
tavsiyem* sevgili ve ilişki arayan biriyle bir ilişki içerisinde olmanız.
devamını gör...
emlakçıların ülkeye olan faydaları
(bkz: )
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
fitness salonu antrenörleri
devamını gör...
ülkeye hiçbir hayrı dokunmayacak meslek grupları
işletme mezunları...
ünlü işletmeciler: rte, kk, d.b.
ülkenin 25 senesini tiyatroyla çürüttüler
ecevit imamhatip yerine işletme bölümlerini kapatsaydı, ülke bugün komple başka bi yerde olacaktı.
ünlü işletmeciler: rte, kk, d.b.
ülkenin 25 senesini tiyatroyla çürüttüler
ecevit imamhatip yerine işletme bölümlerini kapatsaydı, ülke bugün komple başka bi yerde olacaktı.
devamını gör...
hata yapınca utanma duygusu oluşan insanlara hasret kalmak
ortada karınca kadar bir hata varsa bendedir. ne yaptımsa zaten kimseyi mutlu da edememişimdir. ne allah'a kul, ne kuluna yâr oldum.
söylenen tüm sözler, sitayişler yalan, kimseye inanmıyorum bıraktım, bırakalı çok oldu. böylesi bir bedenin yaşaması da allah'ın kendi takdiri, uyandırma diyorum sabaha, uyandırıyor.
ruh? ruh çoktan ölüler âleminde, mezarlık heykellerinin arasında.
söylenen tüm sözler, sitayişler yalan, kimseye inanmıyorum bıraktım, bırakalı çok oldu. böylesi bir bedenin yaşaması da allah'ın kendi takdiri, uyandırma diyorum sabaha, uyandırıyor.
ruh? ruh çoktan ölüler âleminde, mezarlık heykellerinin arasında.
devamını gör...
situationship
az önce bir video gördüm. aşk problem çözmek gibi hissettirmemeli diyordu.
dört aydır bir situationshit içindeydim. dün bitti…
situationship; aşk desen değil, sevgi hiç değil, hoşlantının kırıntıları var. sorumluluk hiç yok. seks var. birlikte aktivite yapmak var. başkalarıyla konuşmak, sevişmek ve üzerine yalan söylemek serbest. güven zaten yok. yemek yiyorsun birlikte. yani ilişkimsi bir şey ama etiketsiz, boktan bi olay diyelim.
geçenlerde evinde saç lastiği paketi buldum. söyleyemiyorum bulduğumu, soramıyorum bu kimden kalma diye. onun yerine öylesine merak ediyormuşum gibi ben kendi şehrimdeyken birileriyle sevişiyor musun diyorum, tabii ki de ölümüne inkarla karşılaşıyorum.
batıyor. her hareketine tilt oluyorum adamın. içten içe uyuzum ve bu yüzden sevişirken gelemiyorum. aşağısı sahara çölü… sinirlerim harap halde üstüne bir de azar yiyorum saçmasapan… vatandaşın hal ve hareketlerine katlanamadığım gibi bir de pişirdiğim yemeği beğenmeyip üzerine tartışınca araya ölüm sessizliği ve yoksayma girdi. bende usulca defoldum hayatından.
dört aydır bir situationshit içindeydim. dün bitti…
situationship; aşk desen değil, sevgi hiç değil, hoşlantının kırıntıları var. sorumluluk hiç yok. seks var. birlikte aktivite yapmak var. başkalarıyla konuşmak, sevişmek ve üzerine yalan söylemek serbest. güven zaten yok. yemek yiyorsun birlikte. yani ilişkimsi bir şey ama etiketsiz, boktan bi olay diyelim.
geçenlerde evinde saç lastiği paketi buldum. söyleyemiyorum bulduğumu, soramıyorum bu kimden kalma diye. onun yerine öylesine merak ediyormuşum gibi ben kendi şehrimdeyken birileriyle sevişiyor musun diyorum, tabii ki de ölümüne inkarla karşılaşıyorum.
batıyor. her hareketine tilt oluyorum adamın. içten içe uyuzum ve bu yüzden sevişirken gelemiyorum. aşağısı sahara çölü… sinirlerim harap halde üstüne bir de azar yiyorum saçmasapan… vatandaşın hal ve hareketlerine katlanamadığım gibi bir de pişirdiğim yemeği beğenmeyip üzerine tartışınca araya ölüm sessizliği ve yoksayma girdi. bende usulca defoldum hayatından.
devamını gör...
(tematik)




