zaman tüneli

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hmm açıklayın bakalım nasıl bir şeymiş sevgili erkekler!
devamını gör...

nolmuş
devamını gör...

çelik donsuz giremiyoruz sözlüğe.
devamını gör...

en ağır abisi: diko
en satanisti: lucifer
en yalnız ve tehlikelisi: tantrum
en fanatiği: okan buruk'un askeri
en güzeli: işte ben böyle bi kadınım
en alnı secdeden kalkmayanı: gerektiğinde muhalif
en reformcusu: allah bize salat etti
en komünisti: erken
en faşisti: ayı
en akplisi: ben bu cihana sığmazam
en mustazafı: mığrıbı
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kendimi porsuktaymışım gibi hissettim veya daha eskiye gidecek olursak dar sokakta
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çizgi film olur mu?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en hayatlısı; poine.
en manifesti: midi klavye.
en gözü güzeli: mümü
en derini; sudoku
en emikleyeni; armullah
en komünü : erken
en sinirlisi: sinir baba
devamını gör...

ben uyuyom gençler. allah rahatlık versin.
devamını gör...

bendir, beeeeeen.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sorumluluk yüklenmeye yol açar. eğlenemezsin.
devamını gör...

(bkz: normal sözlük'ün enleri)
devamını gör...

#4057619
doğru diyor. silkelemekle de bitmiyorlar. bilakis çoğalıyorlar.
devamını gör...

amy dunne'a benzetiyorum karakterimi.

hiçbir şeyi yüzüme yansıtmıyorum ben... kimse o an ne hissettiğimi bilmiyor, mutlu muyum, mutsuz muyum, onu öldürmek mi istiyorum yoksa her an ilan-ı aşk mı ederim inanın anlayamazlar.

birisiyle tartışıyorum, karşı taraf muhtemelen benim sinirlendiğimi düşünüyor. ben ise ekrana bakıp o an kahkahalar atıp zero kolamı içiyorum... bazen gerçekten sinirleniyorum, cidden kudurduğum zamanlar da az değil... bazen hiç umrumda olmuyor, bazen de sadece karşımdaki insanın ne kadar ileri gideceğini merak ediyorum, sınıyorum onu... sinsi sinsi izliyorum, elbette ki hangisi olduğunu kendisine söylemiyorum.

birisi canımı sıkarsa da ki genelde pek olmaz bu, o an tepki vermeyi pek sevmiyorum. neden bağırayım, neden kavga edeyim, neden bütün kartlarımı aynı anda masaya koyayım? üç saatlik bir hesaplaşmaya girmenin ne anlamı var? insanın elinde böyle güzel bir avantaj varken bunu niye harcasın?

ben biraz beklemeyi tercih ediyorum.

çünkü bazı insanların en büyük hatası, karşısındaki insanın kendisine yapılanları unuttuğunu sanmasıdır. ben unutmuyorum... sadece üzerinde durmuyorum. hatta çoğu zaman hiçbir şey olmamış gibi hayatıma devam ediyorum ki karşımdaki de meselenin kapandığını sansın.

halbuki ben sadece zamanlamayı kötü buluyorum.

işte amy dunne'a benzediğim yer tam olarak burası. sinsilikten çok sabır diyelim buna.

en azından ben kendime böyle söylüyorum.
devamını gör...

gözlerini açtığında tavan, tıpkı her sabah olduğu gibi, seçilemeyen çok açık bir sarıydı. gün ışığıyla beyaz arasında sıkışıp kalmış, renksiz denemeyecek kadar belli belirsiz bir tonda. yatağın içinde bir süre kıpırdamadan durdu. içinde bir yerlerde, her zamanki o sessiz telaş uyanmıştı bile: birileri beni sevmeli, yoksa bugün de öleceğim.
​dolaptan üst üste yığılmış koyu renk kıyafetlerinden birini çekip çıkardı. dışarı adım attığı an, şehrin o sonsuz dairesel döngüsüne dâhil oldu. herkes bir şeylerin bitişini kutluyor ya da yeni bir şeylerin başlayacağına kendini inandırarak koşuşturuyordu. oysa hepsi aynı rayın üzerinde, körleşmiş gözlerle dönüp duran birer gölgeden ibaretti.
​gündüzleri bir kimya laboratuvarında ölçümler yapıyor, belgeler düzenliyor, saat altıyı gösterdiğinde evinin yolunu tutuyordu. sıradandı. kalabalık bir otobüste göze çarpmayacak kadar renksiz, ahenksiz bir varoluş... yine de bazen, bir çay bardağından yükselen buğaya bakarken ya da kaldırımla birleşen yapraklara daldığında, ruhunun derinliklerindeki o küçük şair kıpırdanırdı.
​öyle anlarda yanındakine döner, hiç beklemedikleri bir anlamı sarsıcı bir sadelikle söylerdi: "her bitiş bıkmadan yeniyi doğuruyor ama biz hep doğuma kör kalmayı seçiyoruz."
​karşısındaki insan şaşkınlıkla yüzüne bakar, anlam veremediği bu anlık parlaklığa bir anlam yükleyemeden konusunu değiştirirdi. o da hemen kendi kabuğuna çekilir, o soluk sarı rengine geri dönerdi.
​akşam saatlerinde bir kafede oturdu. gözleri, haftalardır takip ettiği, masanın birkaç adım ötesinde tek başına kahvesini yudumlayan adamdaydı. onun bir kez olsun bakışını yakalamak, sevgisini kazanmak için ruhunu satabilirdi. tüm dünyası o adamın jestlerinden, dudak kıvrımlarından ibaretti. onu kovaladıkça kendi içindeki boşluk büyüyordu.
​oysa tam arkasındaki masada oturan, her akşam aynı saatte onunla aynı mekâna gelip sırf onun varlığını izlemekle yetinen o sessiz adamın farkında değildi. her akşam garsona bıraktığı bahşişin yanına onun için minik bir papatya bırakan, o soluk sarı gömleğin içindeki ruhu olduğu gibi seven insanı hiç görmüyordu.
​gece yarısına doğru otobüs durağına doğru yürürken yağmur çiselemeye başladı. sevdiği adam bir taksiye binip gözden kaybolmuştu; yine geç kalmış, yine yetişememişti. durağın lambası yanıp sönerken içindeki küçük şair son bir kez fısıldadı: "insan, gözünün önündekine körleştiği kadar uzağın kölesi olur."
​cebindeki anahtarı çıkardı, soğuk metal parmaklarının arasında kaydı. bir gün, o kovaladığı sevgisizliğin ortasında durup arkasına dönüp bakacaktı. amansızca aradığı şeyin aslında hemen arkasında, kendi bıraktığı izlerde yeşerdiğini fark edecekti.
​ama o gün geldiğinde, saatler çoktan durmuş, raylar çoktan paslanmış olacaktı. ve o, ne kadar geç kaldığını anladığında, durağın üzerindeki açık sarı ışık bile tamamen sönecekti.
devamını gör...

sözlüğün en en olmayanı: yamtar.
devamını gör...

benimdir
devamını gör...

özelleştirme konusunda kapıştıklarını hatırlıyorum...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim