zaman tüneli
gece yazıları
you can’t go home again.
devamını gör...
03.10.2026 normal sözlük darbesi
kimsenin varoluşsal sancısının sebebi ya da çözümü ben değilim. kimse gözümde bin tane hesap açıp, peşine düşeceğim kadar değerli değil. kendinizi ne sanıyorsunuz, bilmiyorum, umurumda değil.
devamını gör...
gece yazıları
tüm savaşlardan geçip eve dönmek...
üstünde hâlâ yolların tozu, içinde yenildiğin yerlerin sızısı, cebinde kimseye anlatmadığın birkaç kırık hikayeyle... ne kadar uzağa gidersem gideyim, insan en çok kapısını bildiği yere dönmek istiyormuş..
anahtarın kilitte çıkardığı o tanıdık ses mesela.. omuzlarından görünmeyen yükleri indirmek, ayakkabılarınla beraber yolların yorgunluğunu da kapının önünde bırakmak.. bardağından su içmek, ezberlediğin koltuğun köşesine kıvrılmak, perdelerin arasından içeri giren ışığı tanımak..
bunca yolun, bunca yorgunluğun, bunca savaşın ardından hayatın söyleyebileceği en güzel cümle bu olmalı..
'eve hoşgeldin".....
sağ salim eve dönmek.. ve nihayet hiçbir yere yetişmek zorunda olmamak...
üstünde hâlâ yolların tozu, içinde yenildiğin yerlerin sızısı, cebinde kimseye anlatmadığın birkaç kırık hikayeyle... ne kadar uzağa gidersem gideyim, insan en çok kapısını bildiği yere dönmek istiyormuş..
anahtarın kilitte çıkardığı o tanıdık ses mesela.. omuzlarından görünmeyen yükleri indirmek, ayakkabılarınla beraber yolların yorgunluğunu da kapının önünde bırakmak.. bardağından su içmek, ezberlediğin koltuğun köşesine kıvrılmak, perdelerin arasından içeri giren ışığı tanımak..
bunca yolun, bunca yorgunluğun, bunca savaşın ardından hayatın söyleyebileceği en güzel cümle bu olmalı..
'eve hoşgeldin".....
sağ salim eve dönmek.. ve nihayet hiçbir yere yetişmek zorunda olmamak...
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
yanlış bir ilaç kullanımı nedeniyle 12 gün boyunca gayet tedirgin edici kas ağrıları çektikten sonra iki gündür bir tarafımın ağrımamasına güvenerek bugün; bir kısmı mobilya demonte etmeyi içeren bir sürü eşya taşıdım, bunları gitmesi gereken yerde tekrar indirdim, dört kilo havucu önce yıkadım, sonra dış kabuklarını tek tek bıçakla kazıdım, hepsini rendeleyip buzluğa attım (ve bozulmadan kurtarmış oldum), sonra spora gittim ve 2 tam saat ağır antrenman yaptım ve sadece kollarım ile karım bölgem ağrıyor (zaten ağrımaması anormal olurdu).. sağlık eşittir huzurdur.
devamını gör...
03.10.2026 normal sözlük darbesi
fazla ciddiyetten muzdarip insanlar ciddi anlamda çekilmez oluyorlar. kendilerini, sözlüğü, başkalarını gereksiz yere fazla ciddiye alıp, kafayı yiyorlar. ne sen, ne sözlük, ne de başkası o kadar değerli değil. alt tarafı kemiklerin çevirdiği işkembe ve cinsel organdan ibaret olduğunu unutmamak lazım.
sözlükten gitsen ne, kalsan ne? bana ne? sözlüğü ele geçirsen ne, geçirmesen ne? beni şutlatsan ne, şutlatmasan ne? dandik egonu tatmin etmeye çalışmak için sözlüğe kalmak ne kadar acınası. bunu becerememek ise tam bir sefalet. bu sefalet karşısında üzülemiyor bile insan. komik çünkü.
sözlükten gitsen ne, kalsan ne? bana ne? sözlüğü ele geçirsen ne, geçirmesen ne? beni şutlatsan ne, şutlatmasan ne? dandik egonu tatmin etmeye çalışmak için sözlüğe kalmak ne kadar acınası. bunu becerememek ise tam bir sefalet. bu sefalet karşısında üzülemiyor bile insan. komik çünkü.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
geçmişin işleri, şehrin stresi, hayat yarışı ve zamansız bitmesi ne kadar umrumda olabilir ki?
devamını gör...
juggernaut (yazar)
#4079549
istemezükçülüğünü ideolojik bagajlarına mahkum edenler şiddetin sorumluluğunu da hisseder mi?
hiç sanmıyorum…
istemezükçülüğünü ideolojik bagajlarına mahkum edenler şiddetin sorumluluğunu da hisseder mi?
hiç sanmıyorum…
devamını gör...
çerçeve yasa
devamını gör...
f.betül sayan'ın aile ait varlıklar
dünyalığı geçip galaksilik boyutuna ulaşmış maşallah.
devamını gör...
kenan evren
devamını gör...
çerçeve yasa
komünist olduğunu iddia eden hiçbir bireyin destek vermemesi gereken yasadır. kürt siyasi hareketinin akp ile işbirliğidir. bunu destekleyen hiçbir kesim unutulmamalı, dost sanılmamalıdır.
#4079548 ek;
mücadele yalnızca dağda verilmez. kırılgan kürt siyasi hareketine gelen her eleştiride aynı cevabı vermeyin. dağlarda kimlerin onayıyla barındıklarını, bu yasaya destek veren sol partilerin çıkarlarını da biliyoruz, birbirimizi kandırmayalım.
#4079548 ek;
mücadele yalnızca dağda verilmez. kırılgan kürt siyasi hareketine gelen her eleştiride aynı cevabı vermeyin. dağlarda kimlerin onayıyla barındıklarını, bu yasaya destek veren sol partilerin çıkarlarını da biliyoruz, birbirimizi kandırmayalım.
devamını gör...
milliyetçi kadınların çok çekici olması
bayulurun.*
devamını gör...
attila ilhan
akaretler’de komşumun bahçesinde dostlarıyla kahve içerken görürdüm kaptanı.
ruhu şad olsun.
ruhu şad olsun.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
sabah elimi yüzümü yıkamadan başka hiçbir şey yapmam. sıralama bozulursa günümün olumsuz geçeceğine inanırım.
devamını gör...
milliyetçi kadınların çok çekici olması
#4079528 bir kere yogacı kız yazmazsa inanmam.
devamını gör...
sözlük yazarlarının takıntıları
iki kişi yürüyorsak sağda olmam gerekiyor. üç kişi yürüyorsak orta ya da yine en sağ. ama asla solda yürüyemem.
karşımda biri burnunu kaşıttıysa ben de burnumu kaşırım, huylanıyorum.
eğer bir işi yapmam gerekiyorsa ve mükemmel yapacak mentali henüz kendimde bulamıyorsam o işi yapmam. yarım yamalak olmasındansa olmaması beni daha iyi hissettirir. ya hep ya hiç.
kafamı koyduğum hariç en az 2 yastıkla uyurum. fazlası da olabilir sorun yok.
biri bir şarkıdan biraz mırıldandığında eğer biliyorsam o şarkıyı, içimden sonuna kadar söylemeden rahat edemem.
çok takıntılı değilim ya.
karşımda biri burnunu kaşıttıysa ben de burnumu kaşırım, huylanıyorum.
eğer bir işi yapmam gerekiyorsa ve mükemmel yapacak mentali henüz kendimde bulamıyorsam o işi yapmam. yarım yamalak olmasındansa olmaması beni daha iyi hissettirir. ya hep ya hiç.
kafamı koyduğum hariç en az 2 yastıkla uyurum. fazlası da olabilir sorun yok.
biri bir şarkıdan biraz mırıldandığında eğer biliyorsam o şarkıyı, içimden sonuna kadar söylemeden rahat edemem.
çok takıntılı değilim ya.
devamını gör...
islam felsefesi
birbirinden tamamen bağımsız olmayan iki alanın birbiriyle buluşması.
bu satırları islam felsefesi tarihi ile ilgili bilgi vermek için yazmıyorum. zira bunu yapan çok sayıda kimse var lakin bu şahıslar, bize fayda sağlayacak herhangi bir sonuca ulaşamıyorlar diye düşünüyorum. bu yüzden; bu yazıyı, islam ile felsefe arası bağı göstermek, "felsefe yapmak" için yazıyorum.
islamdan felsefeye, felsefeden islama yolculuk
başlık sizi yanıltmasın: islam ve felsefe birbirinden tamamen bağımsız değildir. dolayısıyla, başlıkta bahsedilen yolculuğun her anı, gerek islami gerekse felsefi bir yolculuktur. yazının sonunda paylaştığım ayet bu durumun delillerinden sadece birisidir. başlayalım.
varlık nedir? düşünürler, binlerce yıldır, varlığın tam olarak ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. bir şeyin ne olduğunu öğrenmek için o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. dolayısıyla; sorulması gereken ilk soru; bilmenin ne demek olduğu ile ilgilidir. "bilgi nedir?" sorusunu doğru cevaplamadan "varlık nedir?" sorusunu doğru cevaplamak mümkün değildir. bu bağlamda; epistemoloji, her zaman için ontoloji'den öncedir.
olgularla aramızdaki zihinsel ilişki inançlarla kurulur. birimiz üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanırken, birimiz dört kenarlı bir üçgenin var olduğuna inanabilir. normal olarak, ikimizin de haklı olması mümkün değildir. peki haklı olanı haklı yapan gerekçe nedir? üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanan niye haklıdır? çünkü üçgenlerin üç kenarı olması bir olgudur. inanç-olgu ilişkisi doğru kurulduğunda olgu ile ilgili inancımızda haklı oluruz. inanç ahlakı tam da burada devreye girer, o olmadan olgularla ilişkimizde haklı olamayız. clifford'un, inanç ahlakı isimli eserindeki "bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak herkes için her zaman ve her yerde yanlıştır." ifadesine bu açıdan yaklaşmak ufuk açıcı olacaktır. biz, herhangi bir şeye, yeterli kanıta dayanarak inandığımızda o şey ile ilgili haklı oluruz. o şey ile ilgili haklı olmamız, bizim o şeyin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmamız demektir. bunun adı da bilmektir. demek ki bilmek, doğru inanmak demektir. böylelikle bilginin doğru inanç olduğu sonucuna varırız.
bilgi tanımından sonra aklımıza gelebilecek sorulardan biri; bilginin bir inanç türü olmasından dolayı bize bağımlı olup olmadığı konusudur. doğru inancın varlığını inceleyerek bu konudaki merakımızı giderebiliriz. "doğru inanç vardır." önermesinin çelişiğine, yani; "doğru inanç yoktur." önermesine baktığımızda bu önermenin hiçbir zaman doğru inanç olamayacağını görürüz. bu da "doğru inanç vardır." önermesinin her zaman doğru inanç olduğunu gösterir. o halde; bilgi, her zaman var olmadığımızı kabul ettiğimizde; biz insanlardan bağımsız olarak vardır. doğru inancın bizden bağımsız olarak var olduğunu kabul ettik. ancak; doğru inanç, doğası gereği, doğru inanana muhtaçtır. doğru inancın sürekli var olduğunu ispatladığımızdan, onu sürekli var eden en azından bir doğru inananın varlığı zorunludur.
her zaman doğru inanan, tek midir, yoksa birden fazla mıdır? her zaman doğru inanan, hiç yanılmayacağından ve bu da ancak her zaman doğru inananın her şeyi bilmesi ile mümkün olacağından; doğru inanan, her şeyi bilendir. her şeyi bilen, zaman ve mekan içindeki her olayı bilir. sadece zamanı ve mekanı her tarafından kuşatıp gözeten zamanın ve mekanın içindeki tüm olayları bilebilir. yani; mutlak bilen, mekanı her tarafından kuşattığından tektir. bilen, doğru inancı sürekli var ettiğinden, aynı zamanda var edendir. var eden; her zaman doğru inanan ve her şeyi bilendir. evet, artık "varlık nedir?" sorusu ile ilgili konuşma ehliyetine sahibiz. var olan; var eden ve var edilenlerdir.
var olanı, var eden ve var edilenler olarak tanımladık. var eden'in; her zaman doğru inanan, her şeyi bilen, zamanı ve mekanı kuşatan ve tek olduğunu ispatladık. ayrıca; var eden, zamanı ve mekanı kuşattığından yüce ve büyük'tür. çünkü; mekanı her tarafından kuşatır ve mekanın ötesinde sadece o vardır. tarihte, böyle bir var eden'in varlığından ve tekliğinden bahseden bize ulaşmış tek metin kur'an'dır. bilen (el-alîm), var eden (el-hâlık), kuşatan (el-muhît), tek (el-ehad), büyük (el-azîm) ve yüce (el-aliyy) isimlerinin hepsi kur'an'da vardır. tarihte, doğru bir var eden tasavvuruna sahip bize ulaşan tek metnin kur'an olması; kur'an'ın, var eden tarafından elçisi muhammed'e indirilmiş bir kitap olduğuna kanıttır. var edeni ve var edilenleri anlamak için bu kitaba bakmamız şarttır. buna ek olarak; kur'an'a, var eden'in mesajı olarak baktığımızda; kur'an'ın, biz var edilenlerin var ediliş amacına uygun yaşaması için bir rehber olduğunu görürüz.
epistemoloji ile başlayıp ontoloji ile devam eden yolculuğumuz kur'an ile yeni bir ufka ulaşır. elçi ibrahim'in de dediği gibi: "inananlar ve imanlarına haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır." en'am-82
edit: hatalı kelime doğrusu ile değiştirildi.
bu satırları islam felsefesi tarihi ile ilgili bilgi vermek için yazmıyorum. zira bunu yapan çok sayıda kimse var lakin bu şahıslar, bize fayda sağlayacak herhangi bir sonuca ulaşamıyorlar diye düşünüyorum. bu yüzden; bu yazıyı, islam ile felsefe arası bağı göstermek, "felsefe yapmak" için yazıyorum.
islamdan felsefeye, felsefeden islama yolculuk
başlık sizi yanıltmasın: islam ve felsefe birbirinden tamamen bağımsız değildir. dolayısıyla, başlıkta bahsedilen yolculuğun her anı, gerek islami gerekse felsefi bir yolculuktur. yazının sonunda paylaştığım ayet bu durumun delillerinden sadece birisidir. başlayalım.
varlık nedir? düşünürler, binlerce yıldır, varlığın tam olarak ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar. bir şeyin ne olduğunu öğrenmek için o şeyin ne olduğunu bilmek gerekir. dolayısıyla; sorulması gereken ilk soru; bilmenin ne demek olduğu ile ilgilidir. "bilgi nedir?" sorusunu doğru cevaplamadan "varlık nedir?" sorusunu doğru cevaplamak mümkün değildir. bu bağlamda; epistemoloji, her zaman için ontoloji'den öncedir.
olgularla aramızdaki zihinsel ilişki inançlarla kurulur. birimiz üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanırken, birimiz dört kenarlı bir üçgenin var olduğuna inanabilir. normal olarak, ikimizin de haklı olması mümkün değildir. peki haklı olanı haklı yapan gerekçe nedir? üçgenlerin üç kenarı olduğuna inanan niye haklıdır? çünkü üçgenlerin üç kenarı olması bir olgudur. inanç-olgu ilişkisi doğru kurulduğunda olgu ile ilgili inancımızda haklı oluruz. inanç ahlakı tam da burada devreye girer, o olmadan olgularla ilişkimizde haklı olamayız. clifford'un, inanç ahlakı isimli eserindeki "bir şeye yetersiz delile dayanarak inanmak herkes için her zaman ve her yerde yanlıştır." ifadesine bu açıdan yaklaşmak ufuk açıcı olacaktır. biz, herhangi bir şeye, yeterli kanıta dayanarak inandığımızda o şey ile ilgili haklı oluruz. o şey ile ilgili haklı olmamız, bizim o şeyin doğruluğundan emin olma hakkına sahip olmamız demektir. bunun adı da bilmektir. demek ki bilmek, doğru inanmak demektir. böylelikle bilginin doğru inanç olduğu sonucuna varırız.
bilgi tanımından sonra aklımıza gelebilecek sorulardan biri; bilginin bir inanç türü olmasından dolayı bize bağımlı olup olmadığı konusudur. doğru inancın varlığını inceleyerek bu konudaki merakımızı giderebiliriz. "doğru inanç vardır." önermesinin çelişiğine, yani; "doğru inanç yoktur." önermesine baktığımızda bu önermenin hiçbir zaman doğru inanç olamayacağını görürüz. bu da "doğru inanç vardır." önermesinin her zaman doğru inanç olduğunu gösterir. o halde; bilgi, her zaman var olmadığımızı kabul ettiğimizde; biz insanlardan bağımsız olarak vardır. doğru inancın bizden bağımsız olarak var olduğunu kabul ettik. ancak; doğru inanç, doğası gereği, doğru inanana muhtaçtır. doğru inancın sürekli var olduğunu ispatladığımızdan, onu sürekli var eden en azından bir doğru inananın varlığı zorunludur.
her zaman doğru inanan, tek midir, yoksa birden fazla mıdır? her zaman doğru inanan, hiç yanılmayacağından ve bu da ancak her zaman doğru inananın her şeyi bilmesi ile mümkün olacağından; doğru inanan, her şeyi bilendir. her şeyi bilen, zaman ve mekan içindeki her olayı bilir. sadece zamanı ve mekanı her tarafından kuşatıp gözeten zamanın ve mekanın içindeki tüm olayları bilebilir. yani; mutlak bilen, mekanı her tarafından kuşattığından tektir. bilen, doğru inancı sürekli var ettiğinden, aynı zamanda var edendir. var eden; her zaman doğru inanan ve her şeyi bilendir. evet, artık "varlık nedir?" sorusu ile ilgili konuşma ehliyetine sahibiz. var olan; var eden ve var edilenlerdir.
var olanı, var eden ve var edilenler olarak tanımladık. var eden'in; her zaman doğru inanan, her şeyi bilen, zamanı ve mekanı kuşatan ve tek olduğunu ispatladık. ayrıca; var eden, zamanı ve mekanı kuşattığından yüce ve büyük'tür. çünkü; mekanı her tarafından kuşatır ve mekanın ötesinde sadece o vardır. tarihte, böyle bir var eden'in varlığından ve tekliğinden bahseden bize ulaşmış tek metin kur'an'dır. bilen (el-alîm), var eden (el-hâlık), kuşatan (el-muhît), tek (el-ehad), büyük (el-azîm) ve yüce (el-aliyy) isimlerinin hepsi kur'an'da vardır. tarihte, doğru bir var eden tasavvuruna sahip bize ulaşan tek metnin kur'an olması; kur'an'ın, var eden tarafından elçisi muhammed'e indirilmiş bir kitap olduğuna kanıttır. var edeni ve var edilenleri anlamak için bu kitaba bakmamız şarttır. buna ek olarak; kur'an'a, var eden'in mesajı olarak baktığımızda; kur'an'ın, biz var edilenlerin var ediliş amacına uygun yaşaması için bir rehber olduğunu görürüz.
epistemoloji ile başlayıp ontoloji ile devam eden yolculuğumuz kur'an ile yeni bir ufka ulaşır. elçi ibrahim'in de dediği gibi: "inananlar ve imanlarına haksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır." en'am-82
edit: hatalı kelime doğrusu ile değiştirildi.
devamını gör...
ateş ve su
astrolojide ateş grubu; koç, aslan ve yay burçlarıdır.
su grubu burçlar ise; yengeç, akrep ve balık'tır.
bunlar birbirini tamamlar. iki grubun mensupları birbiriyle uyumlu bir çift oluştururlar.
su grubu burçlar ise; yengeç, akrep ve balık'tır.
bunlar birbirini tamamlar. iki grubun mensupları birbiriyle uyumlu bir çift oluştururlar.
devamını gör...

