zaman tüneli
üşüyen ayaklarına pofuduk terlik geçiren tatlı yazar hanım
çıkarın o terliklerden dizlerime uzatın hanımlar, ellerim sıcacıktır.
mucks.
evet.
mucks.
evet.
devamını gör...
sözlük yazarlarının en sevdiği içki türü
şarap ve biradır.
haa çakır mı olmak istiyorum.
çakarım tekilayı geçerim abi.
az meze çok huzur.
haa çakır mı olmak istiyorum.
çakarım tekilayı geçerim abi.
az meze çok huzur.
devamını gör...
kendi kendine teşhis koyma sorunsalı
kendi kendime teşhis koyabilseydim, şu an burada olmazdım.
devamını gör...
çıtır erkeklerin sözlüğe vedası
şu brezilya'da kendisini 17 yaşında sanan 35 yaşında bir herif vardı, demek bunlardan bu sözlükte de varmış.
devamını gör...
hayatınızın fon müziği
devamını gör...
senna
belgeselin son sahnesinde yani senna'nın cenaze törenine dair o unutulmaz görüntülerin art arda ekrana gelişinin ardından birden karşımızda bir basın toplantısı anı beliriyor. muhtemelen yine önde tamamladığı bir yarışın akabindeki basın toplantısı. muhabir, senna'ya kariyerinde kendisini en çok tatmin eden anı soruyor. kazandığı onlarca yarış ve formula 1 grand prix'lerinden bahsetmiyor. '' carting günlerime geri dönerek cevap vermek istiyorum. '' diye söze başlıyor ve fullerton isimli bir ingiliz go cart yarışçısından bahsederek, onun profesyonelliğinden araç ve yarış bilgisinden övgüyle bahsediyor. sonrasında da carting günleri için, '' o yarışlarda politika yoktu, kazanana ödül de verilmezdi. saf yarış vardı'' diye sözünü tamamlıyor. yani belgeselin yönetmeni kapadia, filmi senna zafer kürsüsünde iken değil, cenaze törenindeki brezilyalılar, ulusal bir yas anı yaşarken değil adeta epilog hükmünde bir sahneyle kapatıyor. açalım;
soru aslında kariyerinde yarışmaktan en zevk aldığın kişi kimdir ? şeklinde geliyor. senna, fullerton'un adını verdikten sonra carting günlerinde ''para yok, şöhret yok, politika yok, saf yarış'' denklemini kurarak aslında kendi geldiği yere dönüyor. zira esasen belgesel, kirli ve politikayla yoğrulmuş formula 1 düzenine karşı savaşan güney amerikalı yetenekli senna imajını yaratmasına rağmen, gerçekte kendisi de kazanmak için zaman zaman manipülasyon yapmaktan çekinmeyen, son derece dominant bir karakterdi. ancak belgeselde kısmen kötü adam gibi gösterilen alain prost'tan ayrıldığı bir nokta vardı ki senna'nın en zirve noktasındaki hali bile yarış anında kazanmak için her şeyi deneyen, o azimli ve saf yarış tutkusuna sahip çocuğun ruhunu taşımasıydı. dolayısıyla senna'nın hayat çemberi aslında onu başlangıç noktasındaki haline, yani, '' yarışmayı seven çocuk'' mitine geri götürüyor. zira senna içten içe kim olduğunun artık bir önem taşımadığını, seni sen yapanın ''ne olduğun'' hükmüne varmıştı. ödüller, şöhret, sonsuz bir sevgi, saygı, güzel kadınlarla birliktelik, hepsi bitecekti ama yarışmayı seven o çocuk imgesi baki kalacaktı. dolayısıyla belgeselin son sahnesi benim için tıpkı john wayne'in oynadığı (bkz: the searchers) filminin son sahnesi gibi, eserin kendisinden daha büyük ve daha anlamlı. yarışmayı seven bir çocuk olarak doğdu, yarış için ölen bir adam olarak öldü.
soru aslında kariyerinde yarışmaktan en zevk aldığın kişi kimdir ? şeklinde geliyor. senna, fullerton'un adını verdikten sonra carting günlerinde ''para yok, şöhret yok, politika yok, saf yarış'' denklemini kurarak aslında kendi geldiği yere dönüyor. zira esasen belgesel, kirli ve politikayla yoğrulmuş formula 1 düzenine karşı savaşan güney amerikalı yetenekli senna imajını yaratmasına rağmen, gerçekte kendisi de kazanmak için zaman zaman manipülasyon yapmaktan çekinmeyen, son derece dominant bir karakterdi. ancak belgeselde kısmen kötü adam gibi gösterilen alain prost'tan ayrıldığı bir nokta vardı ki senna'nın en zirve noktasındaki hali bile yarış anında kazanmak için her şeyi deneyen, o azimli ve saf yarış tutkusuna sahip çocuğun ruhunu taşımasıydı. dolayısıyla senna'nın hayat çemberi aslında onu başlangıç noktasındaki haline, yani, '' yarışmayı seven çocuk'' mitine geri götürüyor. zira senna içten içe kim olduğunun artık bir önem taşımadığını, seni sen yapanın ''ne olduğun'' hükmüne varmıştı. ödüller, şöhret, sonsuz bir sevgi, saygı, güzel kadınlarla birliktelik, hepsi bitecekti ama yarışmayı seven o çocuk imgesi baki kalacaktı. dolayısıyla belgeselin son sahnesi benim için tıpkı john wayne'in oynadığı (bkz: the searchers) filminin son sahnesi gibi, eserin kendisinden daha büyük ve daha anlamlı. yarışmayı seven bir çocuk olarak doğdu, yarış için ölen bir adam olarak öldü.
devamını gör...
hikaye
ben kalem tutamayan kolsuz şairlerin sözcüsüyüm. ben acı çığlıklarla yağan yağmura destek olan gök gürültülerinin haykırışlarıyım. ben kosova'da yetimim. ben bosnada öldürülen ve bedeni toplu mezarda çürüyen adamım. ben filistin'de hayatı yok olan onlarca çocuğun yok olan hayat sevinciyim. dün karabağ'da bir ermeni doktor üzerimde deneyler yaptı. bugün bir israilli bana ıslak ekmek verdi ve onu yedim. üç beş dalkavuk ile tozpembe anlatılan tarih derslerinde zarar gören sayılardaki insanlardanım. ben çok zaman sustum. bana susmayı öğretti çevrem. aynı çevre kendisine yönelik ufak bir iğne batırımında dünyayı yaktı. o dünyada benim evim yandı. benim dünyam sessiz ve yaşama çabasıyla dolu. her şeyi doğru yapsam bile birkaç güdümlü hain beni savaş ortamına soktu. beni bosna'da öldüren adam lahey'de duruşmalara giderken özel doktorlar tarafından tedavi edildi. acı çekmesin diye morfin verildi. karabağ'da üzerimde deney yapan doktora yılın doktoru ödülü verildi.
ben kim miyim? zarar gören. sayılardan ibaret olanlardan biri. soğuk bir matematik ifadesine sıkıştırılan kişi.
ben kim miyim? zarar gören. sayılardan ibaret olanlardan biri. soğuk bir matematik ifadesine sıkıştırılan kişi.
devamını gör...
türkiye'de zombi istilası olsa yaşanacaklar
bu aralar sele kapılırlar maazallah. pek tavsiye etmiyorum.
devamını gör...
hikaye
kel marcus
bir müşterim. her geldiğinde on bira içip, kalkar. muhabbeti en sarmayan kişilerden. bayılıyorum içimden ama kaçacak yerimde dar. terasta yemek yiyenler var, mutfakta keko patronlarım. diğer salonda başka müşteriler… mecburen barda dikiliyorum ve maruz kalıyorum bu kelin sohbetine. neys’ bugün her kaçacağım köşeyi dolandıktan sonra yerimdeyim yine, direkt konuya girdi bu.
sudok’ silahım var.
beni bir sevinç sardı, gözlerimden ateş fışkırıyor o an. anlatamam o an ki sevincimi. hehe.
ya ama mecbur normal davrancam falan, iş yerindeki masum, kibar sudok’un rolündeyim. korkmuş gibi davranayım…
gözlerimi berelttim, girdim role;
ne, nasıl yani? ciddi misin marcus?
- gerçekten bak!
- ama sen kullanmazsın ya ne diye aldın ki?
- n’olur n’olmaz eve hırsız girerse diye korunma amaçlı aldım. pşşşşşttt kaçak he.
- ay inanmıyoruuum.
merakımı çaktırmıyım o anlatsın istiyorum. o yüzden soru sormayı bıraktım. dayanılmaz sessizliği fırlattım kafasına ki, ötsün.
- ya bir gün öyle benzinlikte dışardayım, bi kamyon şöfürü indi. sohbete daldık. bir daha yolun düşerse bana 300 euroluk silah getir dedim.
- hmm.
- ya sudok’ mermileriyle birlikte getirdi, gelmez sanıyordum biliyor musun?
- e ama ruhsatta kimin adı yazıyor? illa bir isim yazmalı. nasıl kaçak aldın ki?
- o da başkasından almış, kıps, kıpssss.
- kullanma ya tehlikeli fln.
- yok, zaten saklı bir kutuda.
- hmm.
…
onuncu birasından sonra sendeleyerek gitti 56’lık, daha öncelerinde bana date teklif edip, numarasını vermiş olan kel marcus.
ihtiyaç halinde azmedersem her gün benzinlikte bekleyebileceğimin farkındayım. kendimi biliyorum. bulana kadar salmam peşini. kafaya takıyım yeter ki. her insan, bir fikir gözümde.
bir müşterim. her geldiğinde on bira içip, kalkar. muhabbeti en sarmayan kişilerden. bayılıyorum içimden ama kaçacak yerimde dar. terasta yemek yiyenler var, mutfakta keko patronlarım. diğer salonda başka müşteriler… mecburen barda dikiliyorum ve maruz kalıyorum bu kelin sohbetine. neys’ bugün her kaçacağım köşeyi dolandıktan sonra yerimdeyim yine, direkt konuya girdi bu.
sudok’ silahım var.
beni bir sevinç sardı, gözlerimden ateş fışkırıyor o an. anlatamam o an ki sevincimi. hehe.
ya ama mecbur normal davrancam falan, iş yerindeki masum, kibar sudok’un rolündeyim. korkmuş gibi davranayım…
gözlerimi berelttim, girdim role;
ne, nasıl yani? ciddi misin marcus?
- gerçekten bak!
- ama sen kullanmazsın ya ne diye aldın ki?
- n’olur n’olmaz eve hırsız girerse diye korunma amaçlı aldım. pşşşşşttt kaçak he.
- ay inanmıyoruuum.
merakımı çaktırmıyım o anlatsın istiyorum. o yüzden soru sormayı bıraktım. dayanılmaz sessizliği fırlattım kafasına ki, ötsün.
- ya bir gün öyle benzinlikte dışardayım, bi kamyon şöfürü indi. sohbete daldık. bir daha yolun düşerse bana 300 euroluk silah getir dedim.
- hmm.
- ya sudok’ mermileriyle birlikte getirdi, gelmez sanıyordum biliyor musun?
- e ama ruhsatta kimin adı yazıyor? illa bir isim yazmalı. nasıl kaçak aldın ki?
- o da başkasından almış, kıps, kıpssss.
- kullanma ya tehlikeli fln.
- yok, zaten saklı bir kutuda.
- hmm.
…
onuncu birasından sonra sendeleyerek gitti 56’lık, daha öncelerinde bana date teklif edip, numarasını vermiş olan kel marcus.
ihtiyaç halinde azmedersem her gün benzinlikte bekleyebileceğimin farkındayım. kendimi biliyorum. bulana kadar salmam peşini. kafaya takıyım yeter ki. her insan, bir fikir gözümde.
devamını gör...
spanzet
kamyon, tır vb araçlarda ağır yükleri sabitlemeye yarayan kayış.
devamını gör...
fularlı kamyon şoförü
o kadar majör bir agresyonum var ki üç beş gişiği spanzetnen zopalasam cigerim soğumaz la gardaş!
oluyor mu böyle?
oluyor mu böyle?
devamını gör...
porno filmde oynayan kadınla evlenir misin
tutsun da ben de mutlu oliim diye sorulmuş bir anket sorusu...
devamını gör...
türkiye'de zombi istilası olsa yaşanacaklar
(bkz: plants vs zombies) *
devamını gör...
huzurum kalmadı
bu işin piri bu!
devamını gör...
porno filmde oynayan kadınla evlenir misin
hamama götürüp kafasından aşağı 40 tas su dökmek yeterli olur, devlette de tanıdık varsa o filmlere telif atar sadece biz izleriz.
devamını gör...
fularlı kamyon şoförü
devamını gör...
türkiye'de zombi istilası olsa yaşanacaklar
apartmanın 4. katında yaşıyorum, sokağıma yakın zamanda a101 açıldı, ilk iş a101'i talan edip eve gitmek ve kapımı kitleyip stoklarım bitene kadar evde konaklardım. zombi salgınından en çok etkilenen iller 16 büyükşehir ve zonguldak olurdu muhtemelen. fırsat bulunca sivas'a gitmekte fayda var bizim köye ulaşmaları zor olur zombilerin.
devamını gör...
akıyor bu akşam maşallah
ne aktı be..
devamını gör...
fularlı kamyon şoförü
görmüşlüğüm vardır. daha önce benzeri bir şey görmemiştim cidden. kırmızı bir fuları vardı ve sürekli puro içerdi. tam hatırlamasamda bir çeşit kasketi de vardı, kombini tamamlayan. bozlaşmış uzun-karışık saçlarıyla birlikte yaşı ilerlemişti. her an bir tuval çıkartıp resim yapmaya başlayacak gibi gelirdi bana. tüm bunlar bana çok ilginç gelmiştir hep..
devamını gör...
