21.
gerçekten nedenini düşünmemişim şimdiye kadar. burada bahsedilen ekseriyetle ruhen yaşanan acı sanırım. ben onu sevmiyorum. tüm negatifliği halının altına süpürerek, ruhumun acılarını bastırmayı bir nebze olsun başarabilmisken ona cevap veremeyeceğim. fakat fiziksel acıyı severim. yani en azından bilerek kendime zarar vermesem de, olunca da hafif bir zevk verdiğini inkar edemem. ama neden? bulamadım yahu. belki programı dinlerken şekillenir düşüncelerim bilemedim.
devamını gör...
22.
her insan acı çekmeyi sever önermesi yanlıştır. bazı insanlar yaşadığı travmaları yeniden yaşayarak ilk travmayı tekrar etmeye çalışır.
annesi tarafından yeterli ilgiyi görmeyen çocuk büyüdüğünde annesi gibi ilgi göstermeyecek biriyle olur ve ayrıldığında aslında annesi ile yaşadığını tekrarlar. aslında dünyaya yönelik olarak çektiği sıkıntıyı göstermek için kendisine uygun olmayan biriyle olmuştur.
babası alkolik olan kızlar alkolik erkeklere doğru çekilir. bu erkeği alkolden kurtarmak babasını kurtarmakla bütünleşmiştir. bu erkeği kurtarsa ondan vazgeçip yeni bir alkolik bulur.
babası ile ilgili travma çözümlenmeden huzuru bulamaz.
(bkz: çocukların ebeveynlerinin günahlarının kurbanı olması)
annesi tarafından yeterli ilgiyi görmeyen çocuk büyüdüğünde annesi gibi ilgi göstermeyecek biriyle olur ve ayrıldığında aslında annesi ile yaşadığını tekrarlar. aslında dünyaya yönelik olarak çektiği sıkıntıyı göstermek için kendisine uygun olmayan biriyle olmuştur.
babası alkolik olan kızlar alkolik erkeklere doğru çekilir. bu erkeği alkolden kurtarmak babasını kurtarmakla bütünleşmiştir. bu erkeği kurtarsa ondan vazgeçip yeni bir alkolik bulur.
babası ile ilgili travma çözümlenmeden huzuru bulamaz.
(bkz: çocukların ebeveynlerinin günahlarının kurbanı olması)
devamını gör...
23.
iki hasret arasında bulmaya çalıştığımız insanlar,
hiç kavuşamayacağımızı bile bile ilk buluşmanın hayalini kurduğumuz insanlar.
hep hasret..
hiç kavuşamayacağımızı bile bile ilk buluşmanın hayalini kurduğumuz insanlar.
hep hasret..
devamını gör...
24.
yok vallahi sevmem billahi sevmem ama bir şekilde sürekli acı çekerim yaşasın
devamını gör...
25.
baş teması acı olan türk filmleriyle büyümüş bir nesiliz, konfor alanımız bu bizim. z kuşağı pek sevmiyor farkındaysanız onların sulaleleri rahat.
devamını gör...
26.
ben acı çekmeyi sevmem, öncelikle belirtmiş olayım. acı çekmeyi sevmenin ciddi bir soruna işaret ettiğini düşünüyorum. imtihan hayatımızı yakından ilgilendiren bir soruna... acılar insanı olgunlaştırmaz, tam tersine sorunlu hale getirir. ve bir şeyin algılanabilmesi için zıttının var olması falan gerekmiyor. bu yüzden cennette sadece güzellikler var zaten. ızdırabın övülmesi aslında günahın övülmesidir ve bu pagan ruhçuluktan gelen tuzak bir inançtır. ızdıraplar bize ceza ve de uyarıdır sadece. eski bir yazımda şöyle demiştim:
"bu dünyadaki acı ve ıstıraplar övülürken, buna kanıt olarak yanlış bir sembollendirme yoluna gidilir. bu dünyadaki acı ve sıkıntılar, yiyeceklerdeki acı, ekşi gibi tatlarla sembolleştirilir ve buna karşılık yaşamdaki güzellikler de yiyeceklerdeki "tatlı" tadıyla özdeşleştirilir. ve ondan sonra çıkıp da "sırf tatlı yenir mi biraz da acı ve ekşi tatları tadacaksın ki hayatını yaşayasın" derler.
ama buradaki temel hata bu eşleştirmede yatmaktadır. çünkü acı ve ekşi de tıpkı tatlı gibi bir tattır, yani bir nimettir. bunlar eşit derecede güzelliklerdir. tatlı bir elma da, acı bir biber de allah'ın bize sunduğu eşit derecede mükemmellikte güzelliklerdendir. birinin diğerine bir üstünlüğü yoktur. ama kimisi kişisel tercihinden dolayı tatlıyı, kimisi de tuzlu veya acıyı tercih edebilir. yani acı tat hayattaki olumsuzluğa veya ızdıraba karşılık değildir. tıpkı tatlı gibi ayrı bir nimet, ayrı bir hazdır.
hayattaki olumsuzluklar ise bir nimet çeşidi değil bir bela, üzücü bir durumdur. aynı sembolleştirmeyi renklerde de yaparız. örneğin siyah rengi kötülüğe, beyaz rengi ise iyiye, güzelliğe denk gelecek şekilde sembolleştiririz. ama hâlbuki siyah ve beyaz eşit derecede güzellikteki 2 renktir. ne siyah kötülüğü temsil eder, ne de beyaz iyiliği...
sembolleştirmeyi daha doğru bir şekilde yapmalıyız
beyaz ve siyah aynı değerde birer renktirler. eşittirler. aynı şekilde yiyeceklerdeki tatlar da renkler gibi eşittirler. bu yüzden bunlardan biri iyiliğe güzelliğe, bir diğeri ise kötülüğe, ızdıraba denk gelemez. bunlar bizim hatalı ve /veya eksik sembolleştirmelerimizden kaynaklanmaktadır.
eğer illaki sembolleştirme istiyorsak bunu daha doğru ve dikkatli bir şekilde yapmalıyız. örneğin bunu tatlarda yapacaksak hayattaki ızdıraba karşılık olarak herhangi bir tadı kullanmamalıyız. çünkü dediğim gibi bütün renkler gibi tatlar da eşit derecede güzellikler(nimetler)dir. bunlardan herhangibi birini çirkinliğe sembolleştiremeyiz, hepsi ayrı güzelliklerdir. hiçbiri çirkin veya sıkıntı verici değildir. hepsi de mutluluk ve haz vericidirler.
ama hayattaki üzücü olaylar, olumsuzluklar ise nimedin, güzelliğin tam tersi olan "bela”dırlar. bu yüzden sembolleştirmemizi de bunu göz önüne alarak yaparsak daha sağlıklı sonuç elde ederiz. mesela sıkıntının sembolü olarak bozulmuş, çürümüş veya zehirleme aşamasına gelmiş yiyecekleri kullanabiliriz. yani "tatlı-acı" gibi güzel tatlar veya "siyah-beyaz" gibi güzel renkler değil de olsa olsa "bozulmuş, çürümüş, tatsızlaşmış, zehirleyici ve iğrelti hale gelmiş" şeyler kötülüğü, sıkıntıyı sembolize edebilirler.
bu açıdan bakıldığında da hayattaki ızdıraplar, üzüntüler, kötülükler hayatın tadı tuzu falan değildirler. ya da hayatın renkleri değildirler. olsa olsa hayatın bozulmuş, tatsızlaşmış, zehirleyici, istenmeyen deneyimleridir."
emre1974tr.blogspot.com/201...
"bu dünyadaki acı ve ıstıraplar övülürken, buna kanıt olarak yanlış bir sembollendirme yoluna gidilir. bu dünyadaki acı ve sıkıntılar, yiyeceklerdeki acı, ekşi gibi tatlarla sembolleştirilir ve buna karşılık yaşamdaki güzellikler de yiyeceklerdeki "tatlı" tadıyla özdeşleştirilir. ve ondan sonra çıkıp da "sırf tatlı yenir mi biraz da acı ve ekşi tatları tadacaksın ki hayatını yaşayasın" derler.
ama buradaki temel hata bu eşleştirmede yatmaktadır. çünkü acı ve ekşi de tıpkı tatlı gibi bir tattır, yani bir nimettir. bunlar eşit derecede güzelliklerdir. tatlı bir elma da, acı bir biber de allah'ın bize sunduğu eşit derecede mükemmellikte güzelliklerdendir. birinin diğerine bir üstünlüğü yoktur. ama kimisi kişisel tercihinden dolayı tatlıyı, kimisi de tuzlu veya acıyı tercih edebilir. yani acı tat hayattaki olumsuzluğa veya ızdıraba karşılık değildir. tıpkı tatlı gibi ayrı bir nimet, ayrı bir hazdır.
hayattaki olumsuzluklar ise bir nimet çeşidi değil bir bela, üzücü bir durumdur. aynı sembolleştirmeyi renklerde de yaparız. örneğin siyah rengi kötülüğe, beyaz rengi ise iyiye, güzelliğe denk gelecek şekilde sembolleştiririz. ama hâlbuki siyah ve beyaz eşit derecede güzellikteki 2 renktir. ne siyah kötülüğü temsil eder, ne de beyaz iyiliği...
sembolleştirmeyi daha doğru bir şekilde yapmalıyız
beyaz ve siyah aynı değerde birer renktirler. eşittirler. aynı şekilde yiyeceklerdeki tatlar da renkler gibi eşittirler. bu yüzden bunlardan biri iyiliğe güzelliğe, bir diğeri ise kötülüğe, ızdıraba denk gelemez. bunlar bizim hatalı ve /veya eksik sembolleştirmelerimizden kaynaklanmaktadır.
eğer illaki sembolleştirme istiyorsak bunu daha doğru ve dikkatli bir şekilde yapmalıyız. örneğin bunu tatlarda yapacaksak hayattaki ızdıraba karşılık olarak herhangi bir tadı kullanmamalıyız. çünkü dediğim gibi bütün renkler gibi tatlar da eşit derecede güzellikler(nimetler)dir. bunlardan herhangibi birini çirkinliğe sembolleştiremeyiz, hepsi ayrı güzelliklerdir. hiçbiri çirkin veya sıkıntı verici değildir. hepsi de mutluluk ve haz vericidirler.
ama hayattaki üzücü olaylar, olumsuzluklar ise nimedin, güzelliğin tam tersi olan "bela”dırlar. bu yüzden sembolleştirmemizi de bunu göz önüne alarak yaparsak daha sağlıklı sonuç elde ederiz. mesela sıkıntının sembolü olarak bozulmuş, çürümüş veya zehirleme aşamasına gelmiş yiyecekleri kullanabiliriz. yani "tatlı-acı" gibi güzel tatlar veya "siyah-beyaz" gibi güzel renkler değil de olsa olsa "bozulmuş, çürümüş, tatsızlaşmış, zehirleyici ve iğrelti hale gelmiş" şeyler kötülüğü, sıkıntıyı sembolize edebilirler.
bu açıdan bakıldığında da hayattaki ızdıraplar, üzüntüler, kötülükler hayatın tadı tuzu falan değildirler. ya da hayatın renkleri değildirler. olsa olsa hayatın bozulmuş, tatsızlaşmış, zehirleyici, istenmeyen deneyimleridir."
emre1974tr.blogspot.com/201...
devamını gör...
27.
çiğ köfte yüzünden olabilir.
devamını gör...
28.
acı çekmek sevilecek bir eylem değildir ancak insanı olgunlaştırır, içindeki yaranın kabuğunu sertleştirir, akıllı olanı ise güçlendirir.
devamını gör...
29.
tespit tipi sorunsal.
acı çekmeyi sever miyiz? bilinçli olarak mı? yani bir zihniyetin sebep sonuç diyalektiğinin bir sonucu olarak mı severiz acı çekmeyi? yoksa yaşadığımız zorunlu bir duygu durum bozukluğu mu? belki bir çeşit kısa devre anının yankısına katlanmak, alışmak, ona kavramsal düzlemde karışmak. insan, sinir sistemi, bilincinin tüm sektörleri ile işlem içerisindeyken yaşanan kısa devre tepmelerini sağlık anlarındaki duygu durumlar ile aynı şey zannediyor ya da o şeylerin yerine sağlıksız olarak algılanması gereken rutin faz - kutup - dönüşlerini bir sığınak olarak yuva ediniyor olabilir - mi? -.
acı çekmeyi sever miyiz? bilinçli olarak mı? yani bir zihniyetin sebep sonuç diyalektiğinin bir sonucu olarak mı severiz acı çekmeyi? yoksa yaşadığımız zorunlu bir duygu durum bozukluğu mu? belki bir çeşit kısa devre anının yankısına katlanmak, alışmak, ona kavramsal düzlemde karışmak. insan, sinir sistemi, bilincinin tüm sektörleri ile işlem içerisindeyken yaşanan kısa devre tepmelerini sağlık anlarındaki duygu durumlar ile aynı şey zannediyor ya da o şeylerin yerine sağlıksız olarak algılanması gereken rutin faz - kutup - dönüşlerini bir sığınak olarak yuva ediniyor olabilir - mi? -.
devamını gör...
30.
valla bence uzun lafın kısası biraz enayiyiz gibi. yani sonuçta ne güzel mutlu olmak güzel bir gün geçirmek varken hangi aklı başında olan acı çekmeyi seçer ki?
devamını gör...
31.
temiz kafası var..
yalnız başınasın.. kendini öyle bırakmışsın.. müziklerin bile depresiftir.. ama dışarıya mutlusundur..
sevgi yoksunluğu çekersin.. aslında herkes sever.. ama yoksunluk çekersin..
çünkü yarattığımız siluet.. bize bile fazladır.. bilirsin.. ama yine de seversin..
duyguyu duygu ile nasıl anlatabilirsin..
öyle ise..
yalnız başınasın.. kendini öyle bırakmışsın.. müziklerin bile depresiftir.. ama dışarıya mutlusundur..
sevgi yoksunluğu çekersin.. aslında herkes sever.. ama yoksunluk çekersin..
çünkü yarattığımız siluet.. bize bile fazladır.. bilirsin.. ama yine de seversin..
duyguyu duygu ile nasıl anlatabilirsin..
öyle ise..
devamını gör...
32.
doğru düzgün mutlu olamadığımız için.
büyüyene kadar ne yaşıyorsak fıtratımıza işler.
bu durum o kadar garip bir hal aldı ki artık mutlu olduğum bir anda acaba bunun acısını ne zaman yaşarım diye kara kara düşünmeye başlıyorum. hatta yeri geldiğinde fazla mutlu kalmayayım da acısı büyük olmasın gibi bir ruh haline bürünüyorum. yok anam yok, mutluluk bize göre bir şey değil.
büyüyene kadar ne yaşıyorsak fıtratımıza işler.
bu durum o kadar garip bir hal aldı ki artık mutlu olduğum bir anda acaba bunun acısını ne zaman yaşarım diye kara kara düşünmeye başlıyorum. hatta yeri geldiğinde fazla mutlu kalmayayım da acısı büyük olmasın gibi bir ruh haline bürünüyorum. yok anam yok, mutluluk bize göre bir şey değil.
devamını gör...
33.
acı çekerken minnet duymadığım için olabilir. acı çekerken kimseye borçlu değilim, kimsenin benim hakkımda ne düşündüğünü umursamıyorum ve bunu göstermekten korkmuyorum. demek ki acı çekerken tamamen kendim oluyorum.
devamını gör...
34.
çünkü acı çektiğimiz sırada üzerimizdeki sorumluluklar ortadan kalkar.
devamını gör...
35.
malız çünkü..
devamını gör...
36.
mallar cunku, dram ve reklam hayatlarinin bir parcasi olmus, onlarsiz yasam zor olsa gerek.
devamını gör...
37.
farkında olmayız acı çektiğimizin mutluluk ile birlikte gelir arkamızdan. ne zaman bizi mutluluk terk ederse yapışır bize arkadan acı.
devamını gör...
38.
bilimsel olarak bakarsak kesinlikle altında psikolojik ve psikiyatrik bir sorun var demektir. bu konuda bende zaman zaman sıkıntılar yaşadım. hatta bu acıyı fiziksel olarak da deneyimledim. kaç kişi üstünde sırf acı çekmek için sigara söndürür?
devamını gör...
39.
aşkın güzelliğiyle acı çekmenin dayanılmaz ligi yarışır ve aşk kazanir o yüzden acı çekmeyi sevme nedeni aşk olabilir
devamını gör...
40.
fiziksel bir acı ise, fiziksel olmayan acıyı baskılabilmek ya da ikinci plana atabilmek icin severiz. o yuzden kola faça atarız vs.
ruhsal bir acı ise, bunu sevebilmek için alkolik olmak gerek ya da psikopat.
ruhsal bir acı ise, bunu sevebilmek için alkolik olmak gerek ya da psikopat.
devamını gör...