güne bırakalım:
"biz erkekleri ayakkabı bağına benzer yarattık. ne kadar sıkı bağlarsanız bağlayın bir gün elbet çözüleceklerdir. hiç mi tedbir almazsınız?"
devamını gör...
on yaşında çocuk, yoğun akan trafikte kırmızı ışık aralığında, otomobiller tırlar arasına dalıp, yatalak babasına ekmek su götürebilme derdinde, olmayan hayatını tehlikeye atıyor, ve kaldırımda kendinden de küçük, ağlayan iki kardeşine "şeker verirler şeker, belki de çikomata.. ağlama.. bak geliyom baak getiriyom.." diye ablalık yapıyor..."
peki bakara 286.nın redaktörüne o ne desin..! biz ne diyelim... bakara makaracı ayet meraklıları ne desin... dimi..ne bırakmış bu çocuğa görünmez redaktör ayet olarak..
zalımsın hayat.. ve hiç utanmıyorsun, hiç utanmıyor diğerleri de.. tüm utanmazlar gibi... farkındayız..
siz nası alırdınız efem ayetinizi.. ortaya karışık elemsiz kedersiz yanarlı dönerli janjanlı mesela...
devamını gör...
küfüfen ehad
devamını gör...
ve sana ruh hakkında sorarlar.
de ki: "ruh, rabb'in emrindendir. ve ademoğluna, bilgiden sadece az bir şey verilmiştir."
- isra suresi 85. ayet

allah, ruhları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, muayyen bir vakte kadar salıverir. bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
- zümer suresi 42. ayet

gümüş kordon kopmadan, altın kâse kırılmadan; ibrik pınarda parçalanmadan, çark kuyuda kırılmadan, toprak geldiği yere, ruh onu veren rabb'e dönmeden o'nu hatırlayın.
- vaiz 12:6

gümüş kordon: ruhu bedene bağladığına inanılan bağ.
altın kâse: değerli ve sonlu hayat.
çark ve ibrik: hayatı besleyen su
devamını gör...
emek en yüce değerdir. karl marks.
desek, saymazsınız tabi.. (tahmin de etmiştim zaten. marks'ın ayetle ne işi olacak haklısınız.)
devamını gör...
hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye
sizi sınamak için ölümü de, hayatı da yaratan o'dur.
onun kudreti herşeye üstündür; o çok bağışlayıcıdır.
yemin olsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik
ve onları şeytanlara ateş taneleri yaptık.

o şeytanlar için çılgın ateş azabını da hazırladık.
içine bir güruh atıldıkça, onun bekçileri bunlara sorarlar:
"size hiçbir uyarıcı gelmedi mi?"

görmedikleri halde rablerinden ürperenlere gelince,
onlar için bir bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun;
o gönüllerde saklı olanı bilir.

sırtında dolaşın ve rızkından yiyin diye yeryüzünü sizin için o uysallaştırdı.
dönüş de yine o'nadır.
de ki: sizi yaratıp yeryüzüne yayan da odur;
yine onun huzurunda toplanacaksınız.

(bkz: mülk suresi)
devamını gör...
insan bir sıkıntıya düştüğünde bize yakarır.
ona tarafımızdan bir nimet tattırdığımızda ise
“bilgim sayesinde bu benim oldu” der.
oysa o bir sınavdır; fakat çokları bunu bilmez.

onlardan öncekiler de böyle demişti;
fakat kazandıkları kendilerini kurtaramadı.
sonunda, kazanmış olduklarının çirkinlikleri yakalarına yapışmıştı.
şunların zulmedenlerine de kazandıklarının kötülükleri gelip çatacaktır.

ve onlar kimseyi âciz de bırakamayacaklar
onlar bilmiyor mu ki,
allah dilediği kimsenin rızkını genişletir, dilediğininkini de daraltır?
inanan bir topluluk için elbette bunda âyetler vardır.

başınıza azap gelmeden önce rabbinize dönün ve ona teslim olun;
sonra kimseden yardım göremezsiniz
hiç farkında olmadığınız bir sırada azap ansızın gelip çatmadan önce,
rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun.

tâ ki, öyle bir gün geldiğinde, kişi
“allah'a karşı işlediğim kusurlar yüzünden
yazıklar olsun bana ki alay edenler arasındaydım!” demesin.

veya “allah bana hidayet verseydi ben de sakınanlardan olurdum” demesin.
veya azabı gördüğünde,
“keşke elime bir fırsat daha geçse de iyilik yapanlardan olsam” demesin.

-hayır, sana ayetlerim gelmişti de sen onları yalanlamış,
büyüklük taslamış ve kafirlerden olmuştun. kıyamet gününde,
allah adına yalan söyleyenlerin yüzlerini simsiyah görürsün.
büyüklük taslayanlar için cehennemde yer bulunmaz mı?

kötülükten sakınanları ise, allah,
muratlarına ermelerine vesile olan iyilikleriyle kurtarır.
artık onlara hiçbir kötülük dokunmaz; hiçbir şeye de üzülmezler.

de ki: allah'tan başkasına kulluk etmemi mi istiyorsunuz, ey cahiller?
allah'ı, kadrine/şanına yaraşır şekilde tanıyamadılar.
oysaki kıyamet günü yeryüzü tamamen o'nun avucudur;
gökler de o'nun kudretinde dürülmüş haldedir.

sûra üfürülür;
allah'ın dilediklerinden başka göklerde ve yerde kim varsa hepsi düşüp ölür.

sonra sûra bir daha üfürülür;
o anda hepsi kalkmış, bakışmaktadır.

yeryüzü rabbinin nuruyla aydınlanır.
kitap ortaya konur.
peygamberler ve şahitler getirilir.

kimseye haksızlık edilmeden, aralarında adaletle hüküm verilir.
herkese yaptığı işin karşılığı tastamam ödenir.
aslında allah onların yaptıklarını daha iyi bilmektedir.
inkâr edenler bölük bölük cehenneme sürülür.

oraya vardıklarında, cehennemin kapıları açılır ve bekçileri onlara sorar:
“içinizden size rabbinizin âyetlerini okuyan
ve kavuştuğunuz bugün hakkında sizi uyaran peygamberler size gelmedi mi?”
onlar “evet, geldi” derler.
ne çare ki kâfirler hakkındaki azap sözü artık gerçek olup çıkmıştır.

rablerine karşı takva sahibi olanlar, bölük bölük cennete götürülürler.
oraya varıp da kapıları açıldığında, cennetin bekçisi onlara şöyle der
“allah'ın selâmı üzerinize olsun.
siz dünyada tertemiz idiniz.
ebedîyen kalmak üzere girin içeriye.”

(bkz: zümer suresi)
devamını gör...
ey uyku tutmayanlar ! biz size ibret olsun diye uyku ilacını icat ettik.
hipokratus matta 66
devamını gör...
"meleklere: 'adem’e secde edin!' dediğimizde iblis dışındaki­ler derhal secdeye kapandı. iblis ise direnerek bundan kaçındı, kibir­lendi ve kâfirlerden oldu."

bakara - 34. ayet

evet ama neden? biz bu hikayeyi hiç senden dinlemedik...
devamını gör...
esirgeyen (rahman) ve bağışlayan (rahim) allah'ın adıyla
övgü tüm alemlerin yaratıcısı allah'a aittir
o dünyada ve ahirette merhamet edendir
hesap gününün sahibidir
bizi yönelt doğru yola kendilerine nimetler verdiğin kullarının yoluna
gazabına uğramış yahut sapmış olanların yoluna değil

(bkz: fatiha suresi)
devamını gör...

insanlar, "inandık" demeleriyle kendi hallerine bırakılacaklarını
ve hiçbir imtihana çekilmeyeceklerini mi sandılar?
gerçek şu ki, biz onlardan öncekileri de imtihan ettik.
sözünde doğru olanları ve yalancıları allah böylece birbirinden ayırt edecektir.
yoksa kötülükleri işleyip duranlar elimizden kurtulacaklarını mı sandılar?
ne kötü bir yargıya varıyorlar öyle?

kim allah'a kavuşmayı ümit ediyorsa, bilsin ki,
allah'ın belirlediği vakit mutlaka gelecektir. o herşeyi işitir, herşeyi bilir.
kim çaba harcarsa, kendisi için gayret etmiş olur.
çünkü allah'ın âlemlerden hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
iman eden ve güzel işler yapanların kötülüklerini örtecek
ve onları yaptıklarının en güzeliyle ödüllendireceğiz.

- ankebût suresi
devamını gör...

hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden allah'a mahsustur.
sizi topraktan yaratan, sonra da bir ecel belirleyen odur.
kıyametin vakti de onun katındadır. siz ise hâlâ şüphe eder, durursunuz.
göklerde ve yerde allah odur.
o sizin içinizi de bilir, dışınızı da bilir, kazandıklarınızı da bilir.

kendilerinden önce nice yurt ve medeniyeti yerle bir ettiğimizi görmediler mi?
biz o yurtlara yeryüzünde size vermediğimiz imkânları vermiş,
üzerlerine gök bereketini bol bol indirmiş,
nehirleri altlarından akar hale getirmiştik.
derken, onları kendi günahlarıyla helâk ettik
ve arkalarından başka bir nesil oluşturduk.

gecede ve gündüzde barınan ne varsa onundur.
o herşeyi işiten, herşeyi bilendir.

de ki: gökleri ve yeri hiç yoktan yaratan,
rızka muhtaç olanları doyuran,
kendisi ise rızka muhtaç olmayan allah'tan başkasını mı kendime veli edineyim?

de ki: bana, hakka teslim olanların ilki olmam emredildi
ve “sakın müşriklerden olma” buyuruldu.

de ki: "eğer rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım!"
o gün kim o azaptan uzak tutulursa, allah ona rahmet etmiştir.
bu ise apaçık bir kurtuluştur.

allah sana bir zarar dokundursa,
ondan başka o zararı giderecek kimse olmaz.
sana bir hayır eriştirecek olsa, zaten onun gücü her şeye yeter.
o, kullarının üzerinde mutlak kudret ve egemenlik sahibidir.
o her işi hikmetle yapar, herşeyden de haberdardır.
....
bir de “bu dünyadaki hayatımızdan başka hayat yok;
biz tekrar diriltilecek değiliz” demişlerdi.

sen onları rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen!
allah “bu gerçek değil miymiş?” buyurur.
“evet,” derler, “rabbimize and olsun ki gerçekmiş.”
allah buyurur ki: “inkâr edip durduğunuz için şimdi tadın bakalım azabı!”

allah'a kavuşmayı yalan sayanlar gerçekten hüsrana düşmüşlerdir.
kıyamet âniden başlarına kopuverdiğinde,
“dünyadaki ihmalimiz yüzünden yazıklar olsun bize!” derler.
günahlarını ise sırtlarına yüklenmişlerdir.
ne kötü bir şeydir o yüklendikleri!

dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka nedir?
âhiret yurdu ise, takvâ sahipleri için daha hayırlıdır.
bu kadarını akıl edemiyor musunuz?

senden önceki ümmetlere de biz peygamberler gönderdik
ve onları, olur ki yalvarırlar diye darlıklara ve zorluklara uğrattık.
hiç olmazsa onlara azabımız geldiğinde yalvarsaydılar!
fakat kalpleri katılaşmış, şeytan da onlara yaptıklarını hoş göstermişti.

kendilerine verilen öğütü unuttuklarında,
bu defa onlara bütün nimetlerin kapılarını açtık.
nihayet, kendilerine verilenle şımardıkları zaman,
onları ansızın yakalayıverdik de umduklarından mahrum kaldılar.

zulmeden kavmin arkası böylece kesilmiş oldu.
âlemlerin rabbi olan allah'a hamd olsun.

biz peygamberleri ancak müjde verici ve uyarıcı olarak gönderdik.
kim iman eder ve durumunu düzeltirse,
artık ne bir korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar.

ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar,
yoldan çıkmalarına karşılık azaba uğrayacaklardır.

de ki:
ben size “allah'ın hazineleri benim yanımda”
veya “ben gaybı bilirim” demiyorum.
“ben bir meleğim” de demiyorum.
ben ancak bana vahyolunana uyarım.

“kör ile gören bir olur mu?” de.
hiç düşünmüyor musunuz?

(enam suresi 1:50)
devamını gör...

görmüyorlar mı ki allah yaratmaya nasıl başlıyor.
sonra onu nasıl tekrar yeniliyor?
bu, allah için çok kolaydır.

de ki:
yeryüzünde gezin de allah'ın mahlûkatı ilk önce nasıl yarattığını görün.
sonra allah ikinci bir inşa ile onları tekrar yaratır.
çünkü allah'ın gücü herşeye yeter.
o dilediğine azap verir, dilediğine merhamet eder.
siz de onun huzuruna götürüleceksiniz.

siz ne yerde ne de gökte kimseyi âciz bırakamazsınız.
ve sizin, allah'tan başka ne bir dostunuz vardır ne de bir yardımcınız.

allah'ın âyetlerini ve ona kavuşmayı inkâr edenler ise,
rahmetimden ümit kesmiş olanlardır.
onlar için acı bir azap vardır.

biz ona ishak ile yakub'u verdik;
nesline peygamberlik ve kitap nasip ettik;
onu bu dünyada da ödüllendirdik.
âhirette ise o, hiç kuşkusuz, iyi ve hayırlı kullardandır.

lût'u da gönderdik.
toplumuna şöyle demişti o:
"öyle bir iğrençliğe bulaşıyorsunuz ki,
sizden önce âlemlerden bir tek kişi bunu yapmamıştır."

“hâlâ erkeklere şehvetle yaklaşmaya, yol kesmeye,
toplantılarınızda hayâsızlık yapmaya devam edecek misiniz?”

kavminin ona verdiği cevap,
“doğru söylüyorsan bize allah'ın azabını getir” demekten ibaret oldu.

lût “rabbim, bu bozguncular güruhuna karşı bana yardım et” dedi.
elçilerimiz ibrahim'e müjdeyi getirdiklerinde,
“biz o belde ahalisini helâk edeceğiz,” dediler. çünkü oranın halkı zalim olup çıktı.”

ibrahim “orada lût da var” dedi.
“orada kimin olduğunu biz çok iyi biliyoruz,” dediler.

“onu ve ailesini kurtaracağız. ancak karısı müstesna;
o geride kalanlardan olacak.”

elçilerimiz kendisine geldiğinde,
lût bundan çok sıkıldı, göğsü daraldı.

onlar “korkma ve üzülme,” dediler.
“biz seni ve aileni kurtaracağız.
ancak karın müstesna; o arkada kalanlardan olacak.

“yoldan çıkmakta direttikleri için,
bu belde ahalisinin üzerine gökten azap indireceğiz.”
akıl sahibi bir topluluk için,
biz o beldeden geriye apaçık bir âyet bırakmışızdır.

medyen'e de kardeşleri şuayb'ı gönderdiğimizde,
“ey kavmim, allah'a kulluk edin,” dedi.
“âhiret gününü bekleyin; fesat çıkarıp da memleketi birbirine katmayın.”

onlar şuayb'ı yalanladılar.
derken onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.

âd ve semud kavimlerini de helâk ettik ki,
meskenlerinin hali size bunu açıkça göstermiştir.
şeytan onlara yaptıklarını süsledi ve onları yoldan çıkardı.
oysa onlar gerçeği görebilecek kimselerdi.

karun'u, firavun'u, hâmân'ı da helâk ettik.
halbuki musa onlara apaçık deliller getirmiş,
onlar ise o ülkede büyüklük taslamışlardı.

fakat azabımızdan kaçamadılar.
onların hepsini de günahlarıyla yakaladık.
kiminin başına taş yağdırdık.
kimini o korkunç ses yakaladı.
kimini yerin dibine geçirdik.
kimini de boğduk.
allah onlara haksızlık etmedi;
onlar kendilerine zulmedip duruyorlardı.

allah'ın berisinden veliler edinenlerin durumu,
bir ev edinen dişi örümceğin durumuna benzer.
ve evlerin en güvensizi/en zayıfı elbette ki,
dişi örümceğin evidir.
keşke bilselerdi!

allah,
onların kendisinden başka hangi şeye yakardıklarını bilir.

o herşeyin mutlak galibi ve sonsuz hikmet sahibidir.
işte bunlar insanlara verdiğimiz misallerdir.

fakat bilgi sahiplerinden başkasının aklı bunları almaz.
allah gökleri de yeri de hak olarak yaratmıştır.
kuşkusuz, bunda, iman sahipleri için mutlak bir mucize vardır.

bu kitap’tan sana vahyedilen her şeyi anlayarak oku
ve namazı tam kıl.

namaz her çeşit fuhuşu ve kötülüğü engeller.
allah’ın zikri (kitabı) en önemlisidir.
allah, yaptığınız her işi bilir.

kitap ehliyle ancak en güzel bir şekilde tartışın
—yalnız onlardan zulmedenler müstesna.

onlara deyin ki:
“bize indirilene de, size indirilene de biz iman ettik.
bizim tanrımız da, sizin tanrınız da birdir.
ve biz ona teslim olmuşuzdur.”

ankebût suresi 19:47
devamını gör...
rabbin seni terk etmedi sana darılmadı da (duha-3)
devamını gör...
45:6 işte bunlar, allah'ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. hal böyle iken allah'tan ve onun ayetlerinden sonra hangi hadise inanıyorlar?!
devamını gör...

''onun için küfredenlerle muharebeye tutuştunuz mu hemen boyunlarını vurmaya bakın, ta kuvvetlerini derinden kırıp tepeleyinceye kadar, o vakit da bağı sıkı basın, ondan sonra da ya azad ya fidye, ta harp ağırlıklarını atana kadar, bu böyle, gerçi allah dilese elbette onlardan öç alıverir ve lâkin sizi yekdiğerinizle imtihan edecek; allah yolunda katledilenlere gelince amellerini asla boşa gidermez.''
devamını gör...
"her kim ki insan kardeşinden nefret ederken allah'ı sevdiğini iddia eder, o yalancıdır.
gördüğü insan kardeşini sevmeyen görmediği allah'ı sevemez."

1 john 4:20
devamını gör...
iyilerin yazısı “illiyyûn”dadır.
devamını gör...
#1579815
devamını gör...

zinâ eden bir erkek, zinâ eden veya allah’a ortak koşan kadından başkasıyla evlenmez. zinâ eden bir kadınla da zinâ eden veya allah’a ortak koşan bir erkekten başkası evlenmez. zinâ edenlerle ve allah’a ortak koşanlarla evlenmek mü’minlere haram kılınmıştır.


nur 3.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"geceye bir ayet bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim