301.
freud'a göre insan egosu ilk darbeyi, dünya'nın güneş etrafında döndüğünü anladığında aldı. çünkü o güne kadar insan kendini evren'in merkezinde ve sabit biliyor, güneş'in dünya etrafında döndüğüne inanıyordu. ilk tokat galileo galilei'den gelmişti.
ikinci darbeyi, insanın diğer hayvanlar gibi, evrimsel bir süreçle var olduğunu öğrendiğinde aldı. çünkü o güne kadar insan kendini diğer canlılardan üstün ve müstakil bir varlık olarak görüyordu. ikinci tokat charles darwin'den gelmişti.
üçüncü darbeyi, insanın sadece bilinciyle değil, bilinçdışıyla var olduğunu, hatta bilinçdışının bilinçten daha kapsamlı olduğunu ve bu karanlık alanın insanı insan yapan önemli birçok konuda etkin rol oynadığını öğrendiğinde aldı. çünkü o güne dek insan sadece bilinciyle hayat sürdürebileceğine, mistik olaylara ilahi anlamlar yükleyerek her şeyi açıklayabileceğine inanıyordu. üçüncü ve son tokat, insanın karanlık iç dünyasına ışık tutan sigmund freud'dan gelmişti.
ve sanırım insan, son darbeyi de doğadan alacak. küresel salgınlar, doğal afetler, kontrolsüz artan nüfus ve kıtlık, insanın artık bir şeyi anlamasına gerek bırakmayacak.
ikinci darbeyi, insanın diğer hayvanlar gibi, evrimsel bir süreçle var olduğunu öğrendiğinde aldı. çünkü o güne kadar insan kendini diğer canlılardan üstün ve müstakil bir varlık olarak görüyordu. ikinci tokat charles darwin'den gelmişti.
üçüncü darbeyi, insanın sadece bilinciyle değil, bilinçdışıyla var olduğunu, hatta bilinçdışının bilinçten daha kapsamlı olduğunu ve bu karanlık alanın insanı insan yapan önemli birçok konuda etkin rol oynadığını öğrendiğinde aldı. çünkü o güne dek insan sadece bilinciyle hayat sürdürebileceğine, mistik olaylara ilahi anlamlar yükleyerek her şeyi açıklayabileceğine inanıyordu. üçüncü ve son tokat, insanın karanlık iç dünyasına ışık tutan sigmund freud'dan gelmişti.
ve sanırım insan, son darbeyi de doğadan alacak. küresel salgınlar, doğal afetler, kontrolsüz artan nüfus ve kıtlık, insanın artık bir şeyi anlamasına gerek bırakmayacak.
devamını gör...
302.
gezegenin en gelişimini tamamlayamayan çok hücrelisi..
çeşitlendirmeler yaparak; bazen başka cümlelerle, bazen başka davranışlarla kendini, bilmezliklerini zihinsel dürtüler v bilinç dışı öğretilerle gizleme refleksi gösteren, yarıdan fazla tamdan az otomatik bir mekanik aksama sahibiz.
çok çok çok nadir olarak insanlık genetiğini çözme bilgeliğine erip, zihinsel derinliği kilometrelendiren kutlu insanlar gerekli sanılanların önemsizliğini çok güzel anlatır.
ancak o kadar gelişimi tamamlayamamışız ki;
o anlatılan bilgileri her an hatırlatacak bir sistemin eksikliğini dahi hissetmeden, doğrudan bilgileri hatırlamayarak nefes almaya devam ediyoruz. öf kontrolsüzlüğü gibi bir şey bu; sakinken her şeye vakfısındır ama vücut adrenalini basıp öfke her hücreni rehin alınca hatırlamazsın 'doğru neydi, mantık neydi, gereken neydi' diye.
yaşıyor muyuz ¿ yaşıyoruz. hayattayız. zamandayız. mekândayız.
insan mıyız ¿ insanız. bütün hayvanlıklarımızla, iyiliklerimizle, gelişmemişliklerimizle bedenlerdeyiz, akıllardayız.
var mıyız ¿ yeryüzündeyiz, hacimliyiz.
amamız da yok açıkçası, yani inandırıcı değil. kendimizi de bir yere kadar kandırıyoruz ya, o yüzden sadece bitmesini beklediğimizi fark etmediğimiz bir algıda vakit öldürüyor, bu vakti de kaliteli hâle getirmeye çalışıyor ya da çalışmıyoruz. ki, bu 'vakit'in hiç umurunda değil. dünya'nın da umurunda değil hangi habitata ait olduğun. ya da nesne misin canlı mısın, sıfat mısın yüklem misin. hatta gezegendeki canlıların da çoğunun bir yerde hepsinin umurunda yine değil..
her şeyin farkında olabiliyor v dahi hiçbir şeyin algısına içselleyemiyoruz. kendisini önemli sana sana giden, yol boyu da bu sandıklarının yükünü taşıyan gelişememiş ezbere bir çok hücreliyiz..
çeşitlendirmeler yaparak; bazen başka cümlelerle, bazen başka davranışlarla kendini, bilmezliklerini zihinsel dürtüler v bilinç dışı öğretilerle gizleme refleksi gösteren, yarıdan fazla tamdan az otomatik bir mekanik aksama sahibiz.
çok çok çok nadir olarak insanlık genetiğini çözme bilgeliğine erip, zihinsel derinliği kilometrelendiren kutlu insanlar gerekli sanılanların önemsizliğini çok güzel anlatır.
ancak o kadar gelişimi tamamlayamamışız ki;
o anlatılan bilgileri her an hatırlatacak bir sistemin eksikliğini dahi hissetmeden, doğrudan bilgileri hatırlamayarak nefes almaya devam ediyoruz. öf kontrolsüzlüğü gibi bir şey bu; sakinken her şeye vakfısındır ama vücut adrenalini basıp öfke her hücreni rehin alınca hatırlamazsın 'doğru neydi, mantık neydi, gereken neydi' diye.
yaşıyor muyuz ¿ yaşıyoruz. hayattayız. zamandayız. mekândayız.
insan mıyız ¿ insanız. bütün hayvanlıklarımızla, iyiliklerimizle, gelişmemişliklerimizle bedenlerdeyiz, akıllardayız.
var mıyız ¿ yeryüzündeyiz, hacimliyiz.
amamız da yok açıkçası, yani inandırıcı değil. kendimizi de bir yere kadar kandırıyoruz ya, o yüzden sadece bitmesini beklediğimizi fark etmediğimiz bir algıda vakit öldürüyor, bu vakti de kaliteli hâle getirmeye çalışıyor ya da çalışmıyoruz. ki, bu 'vakit'in hiç umurunda değil. dünya'nın da umurunda değil hangi habitata ait olduğun. ya da nesne misin canlı mısın, sıfat mısın yüklem misin. hatta gezegendeki canlıların da çoğunun bir yerde hepsinin umurunda yine değil..
her şeyin farkında olabiliyor v dahi hiçbir şeyin algısına içselleyemiyoruz. kendisini önemli sana sana giden, yol boyu da bu sandıklarının yükünü taşıyan gelişememiş ezbere bir çok hücreliyiz..
devamını gör...
303.
devamını gör...
304.
çok salak bir canlı.
sıç sıva adi bir adam ol ama bir tane duygulara hitap eden bir şey yap "yeaa aslında o öyle biri değil" demeye başlarlar.
mücadele et, iyi ol, etik davran bir kere yenik düş "aslında bok gibi insanmış" derler.
insan bok gibi bir canlıdır.
karanlığa tapar aydınlığa küfreder fakat yine de aklı başında ki kişilerin evriminin çok olduğunu umut etmekten de geri durmuyorum.
sıç sıva adi bir adam ol ama bir tane duygulara hitap eden bir şey yap "yeaa aslında o öyle biri değil" demeye başlarlar.
mücadele et, iyi ol, etik davran bir kere yenik düş "aslında bok gibi insanmış" derler.
insan bok gibi bir canlıdır.
karanlığa tapar aydınlığa küfreder fakat yine de aklı başında ki kişilerin evriminin çok olduğunu umut etmekten de geri durmuyorum.
devamını gör...
305.
sözlük
devamını gör...
306.
zorluk derecesi değişen bir bulmaca, herkesin bilemediği bir bilmecedir.
devamını gör...
307.
aklı ve idrak kabiliyeti hasebiyle hem şanslı, hem lanetlenmiş canlı.
devamını gör...
308.
devamını gör...
309.
empati yapabilen bir memelidir.
devamını gör...
310.
suretinde görünen her canlının vasıflarını maalesef karşılamadığı canlı.
devamını gör...
311.
bir parça irin binbir derdin sahibi malukat.
devamını gör...
312.
tanıdığımız her insanın bıraktığı etkiye göre aklımızdaki insan tanımının değişme olasılığı olan canlı.
devamını gör...
313.
en iyisinin amk..
az insan çok huzur..
az insan çok huzur..
devamını gör...
314.
dünya üzerinde mutlak hüküm süren canlı türü milyarlarca var
devamını gör...
315.
insan saygı duyulacak bir tür değil.
kendi hayal evreninde zombi diye yarattığı şeyin ta kendisi. kendisi gibi olmayan insanların kanı ve etiyle beslenir.
o yüzden sakın merhamet duygularınızı kabartmadan önce iki üç beş sekiz kere düşünün.
kendi hayal evreninde zombi diye yarattığı şeyin ta kendisi. kendisi gibi olmayan insanların kanı ve etiyle beslenir.
o yüzden sakın merhamet duygularınızı kabartmadan önce iki üç beş sekiz kere düşünün.
devamını gör...
316.
iki ayaklı nankör bir hayvandır.
devamını gör...
317.
iyiliği tembihleyip kötülüğü seçen bir tür. ilginçtir ki iyilik ve kötülük tanımlarını da kendisi oluşturmuştur.
devamını gör...
318.
tanrının kemikten bir iskelet kurup üzerinde deri meşinleyip yüzüne ruh üflemesiyle peyda olmuş , dört yanı keder ve yalnızlıkla çevrili toprak parçası...
devamını gör...
319.
insana önem verdim, insan olduklarından.
insan olmayana da önem verdim, insan olduğumdan.
ama her zaman karşılığını bulamadm, insan olduklarından!
devamını gör...
320.
sıfatlara sığınır, sıfatlarla tanınır
düşündüğünü sanır, sıklıkla da yanılır
üzünce çok üzülür, üzülünce de üzer
yalan duymayı sevmez, yalanlarla yıkanır
yalnızlıktan yakınır, yalnızlıkla yıkılır
ölmeyi diler iken kendisini sakınır
gelişkin bir hayvandır, bazen daha hayvandır
bir diğerini sever, insan diye sıkılır.
düşündüğünü sanır, sıklıkla da yanılır
üzünce çok üzülür, üzülünce de üzer
yalan duymayı sevmez, yalanlarla yıkanır
yalnızlıktan yakınır, yalnızlıkla yıkılır
ölmeyi diler iken kendisini sakınır
gelişkin bir hayvandır, bazen daha hayvandır
bir diğerini sever, insan diye sıkılır.
devamını gör...
"insan" ile benzer başlıklar
insan insan
19