861.
feminist yuvası.
devamını gör...
862.
kaliteli insanların olduğu,küfürün kullanılmadığı sözlük.
devamını gör...
863.
daha değişik* hayal etmiştim ama gündeme baktıkça moralim bozuluyor. yine de kafa ortam
devamını gör...
864.
moderasyon ekibinin fazla sözlük tecrübesi yok sanırım. eleştiri ve hakaret ve dahi sataşmayı aynı kefeye koyup işlem yapıyorlar. burda eleştiri yapamayacaksak niye burdayız o zaman?
devamını gör...
865.
dün gece düzenlenen discord radyo toplantısına mütaaaakip konu hakkında sabah düşünürken bir kaç şey eklemek istiyorum.
gönül isterdi ki ufak çaplı bir stüdyomuz olsun, bir iki enstrümantal yetkinliği olan arkadaş bu stüdyo vasıtası ile canlı müzik işlerine girseler. yine bu stüdyo üzerinden ikili hatta üçlü herkesi kapsayacak muhabbetler dönse, bu çekimle beraber gerek sözlüğün tanıtımı gerek radyo programları gerek sosyal medyaya da entegre edilebilecek bir sürü fayda tek bir kalemde toplanabilirdi. hatta stand up muhabbetleri bile kendine yer edinebilirdi. sözlükte yanlış hatırlamıyorsam tiyatro grubu vardı. bu işleri çok rahat göğüsleyebileceklerini düşünüyorum hatta kısa film, korku kuşağı vb uçsuz bucaksız bir alan. fikir deryası.
benim anladığım kadarıyla yazımsal iletişimden çok görselliği barındıran işler revaçta. kitleler, artık uzun paragraflarla bilgiye ulaşmak yerine kabaca kolaya kaçan görsel içeriklerle kulak kabarmak istiyor halde. açıkçası ben de o kesime daha yakınım. görselliğin domine ettiği bir dönemdeyiz. bir insanı evinde saatlerce yayında canlı tutabilmek çok zor, kişiye özel olmadığı için çoğunlukla konsantrasyon kayboluyor. buradan da yayın esnasında girilen entryler üstünde yüzeysel durup ‘teşekkür ederim’ diyip geçmek o entry giren adamın hevesini kırıyor. fark edilmek, etkileşim kurmayı istemek gibi gibi insani dürtüler yatıyor o entrylerde. dikkat etmek lazım bu nüansa. çok çok dört dakikalık bir şarkı çalmak yerine entry yorumlamak daha mantıklı duruyor burada.
fikir çok. para olayları tabi.
hiçbir sözlüğün bugüne kadar el atmadığı konular var. türkiye’nin ilk sözlük galeri sergisini görmeyi çok isterdim mesela. entel camianın at gözlükleri ile kendi tekelinde olduğunu farz ettiği galerilerin birinde bir gün entrylerden yola çıkılarak bir sanat fikri ortaya atılıyor. harika olurdu yine bence.
var böyle absürd fikirlerim. fırsatını buldukça en azından başka türden fikirlere belki kapı açarsa diye yazarım fırsatını buldukça.
tutankamon mesela.. bana özel yayın yapsa. o ses nee yaa şölen gibi. mütiş. sabaha kadar hiçbir şey yapmam onu dinlerim. kimse kaldıramaz beni o yayından.. titriyorum o sese.
kız o ne güzellik manyak mısın sen ya. sısısıs
gönül isterdi ki ufak çaplı bir stüdyomuz olsun, bir iki enstrümantal yetkinliği olan arkadaş bu stüdyo vasıtası ile canlı müzik işlerine girseler. yine bu stüdyo üzerinden ikili hatta üçlü herkesi kapsayacak muhabbetler dönse, bu çekimle beraber gerek sözlüğün tanıtımı gerek radyo programları gerek sosyal medyaya da entegre edilebilecek bir sürü fayda tek bir kalemde toplanabilirdi. hatta stand up muhabbetleri bile kendine yer edinebilirdi. sözlükte yanlış hatırlamıyorsam tiyatro grubu vardı. bu işleri çok rahat göğüsleyebileceklerini düşünüyorum hatta kısa film, korku kuşağı vb uçsuz bucaksız bir alan. fikir deryası.
benim anladığım kadarıyla yazımsal iletişimden çok görselliği barındıran işler revaçta. kitleler, artık uzun paragraflarla bilgiye ulaşmak yerine kabaca kolaya kaçan görsel içeriklerle kulak kabarmak istiyor halde. açıkçası ben de o kesime daha yakınım. görselliğin domine ettiği bir dönemdeyiz. bir insanı evinde saatlerce yayında canlı tutabilmek çok zor, kişiye özel olmadığı için çoğunlukla konsantrasyon kayboluyor. buradan da yayın esnasında girilen entryler üstünde yüzeysel durup ‘teşekkür ederim’ diyip geçmek o entry giren adamın hevesini kırıyor. fark edilmek, etkileşim kurmayı istemek gibi gibi insani dürtüler yatıyor o entrylerde. dikkat etmek lazım bu nüansa. çok çok dört dakikalık bir şarkı çalmak yerine entry yorumlamak daha mantıklı duruyor burada.
fikir çok. para olayları tabi.
hiçbir sözlüğün bugüne kadar el atmadığı konular var. türkiye’nin ilk sözlük galeri sergisini görmeyi çok isterdim mesela. entel camianın at gözlükleri ile kendi tekelinde olduğunu farz ettiği galerilerin birinde bir gün entrylerden yola çıkılarak bir sanat fikri ortaya atılıyor. harika olurdu yine bence.
var böyle absürd fikirlerim. fırsatını buldukça en azından başka türden fikirlere belki kapı açarsa diye yazarım fırsatını buldukça.
tutankamon mesela.. bana özel yayın yapsa. o ses nee yaa şölen gibi. mütiş. sabaha kadar hiçbir şey yapmam onu dinlerim. kimse kaldıramaz beni o yayından.. titriyorum o sese.
kız o ne güzellik manyak mısın sen ya. sısısıs
devamını gör...
866.
benim için tarif edemeyeceğim kadar değerli sözlük.sebebi özel.tesadüf değil doğum günümde kurulması.yoldaş ve iko'ya ne kadar teşekkür etsem az.
devamını gör...
867.
yazarlarımıza kitap gönderiyoruz yazmışlar. ne tür kitaplar gönderdiklerini merak ediyorum şahsen :)
devamını gör...
868.
zamanında*** son derece fevri bir kararla üye olduğum, bugünse en az onun kadar fevri bir kararla süresini önceden kestiremediğim bir yolculuğa çıkacağım; eskinin vadedilmiş topraklar'ı, yeninin tövbeestağfurullahnoldulanburaya'sı.
peki bu son derece kişisel kararı neden sizinle paylaşıyorum? bundan size ne? yoksa dikkat çekmeye mi çalışıyorum? vay ilgi budalası vay... yoksa yazmaya başlarken boynuma iliştiriverdiğim fularımın hakkını mı vermeye çalışıyorum? vay entel bozuntusu vay...
cevap: e, hiçbiri! sadece "ben demiştim" demeyi çok severim* ve bu huyuma paralel olarak size naçizane bir miras bırakmak istedim. evet, kesinlikle iyi ya da üretken bir yazar sayılmam ama herhâlde yeteri kadar vakit geçirmiş, okumuş ve gözlemlemiş sayılabilirim. ve bütün bu geçirilen vaktin sonunda, ilk başlarda büyük bir merak, ilgi ve hevesle takip ettiğim platformu, bugün büyük bir hayal kırıklığıyla izlemekle yetiniyorum. çünkü sözlüğü açtığımda ne yazacak başlık, ne de okuyacak giri bulabiliyorum. sadece takip ettiğim bir avuç yazarın yazdıklarını okuyabiliyor*, sol frame ya da portakal üzerinden sözlüğün genelinde maruz kaldığım içeriklerden ve barındırmaya başladığı yazar skalasından ise çoğunlukla hazzetmiyorum.
normalde, içerik kalitesini sağlayabilmek adına yaratılan "sözlük formatı" ve bu kaliteden sorumlu insanlar olmasa, hatta sırf bu işe yaramak adına koca bir ekip oluşturulmasa; bu durumu kafa sözlük'ün kendisine bağlayamazdım. fakat mademki bir "sözlük formatı" ve bunun uygulayıcısı olmakla mükellef bir "moderasyon" ekibimiz var**, geleneksel yöntemle bir araya getirildiler ve afili rengârenk mahlaslarıyla aramızdalar; o hâlde şu anda kafa sözlük'e hakim olan içeriğin kalitesinden bizzat kendileri sorumlu olmazlar mı? ilgili gelenek zamanında tam da bunun için var edilmedi mi? o hâlde koca bir eleştiriyi hak etmezler mi? bence ederler. fakat yine de kendilerine asla kızamıyorum, zira onlardan da "yönetim" sorumlu ve belli ki mevzubahis içerik vasatlığı bizzat yönetimin, yani karar vericilerin kendileri tarafından isteniyor. eh, peki.
ama haklarını yemeyeyim, bu vasat içeriklerden, üreticilerinden ve destekçilerinden de çok şey öğrendim. mesela meşhur bir sözlük troll'ünden öğrendiğim üzere: bir kadın gördüğümde ilk iş olarak kendisini etiketleyip, yaftalayıp, kendimce iğrenç çıkarımlarda bulunmam ve hemen taciz etmeye başlamam gerekiyormuş meğerse, erkekler böyle olurmuş. kusura bakmayın, ben bilmiyordum. karşımdaki insana "potansiyel sevişilecek insan" gözüyle bakmam gerektiği, üstelik bunu "düzenli cinsel hayata sahip bir erkek" olduğumu kanıtlamam için yapmam gerektiği hiç aklıma gelmemişti. özür dilerim. ben daha çok insan denen meredin, (özellikle cinsellikle ilgili olanlar dahil olmak üzere) vahşi içgüdülerini dizginlemeyi öğrendiği için insan olabildiğini, bunun adına "insanlık" dendiğini, insanın insanlığını kaybettiğinde başıboş bir hayvandan farkı kalmayacağı yanılgısındaydım.
bunların rastladığım bazı erkek ve özellikle kadın yazarlar tarafından "eheh toplumsal konularda ironi yaparak farkındalık yaratmaya çalışıyor işte, çok tatlı." görüşüyle karşılandığını görünce de ufkum nihayet iki katına çıktı. dedim ya, bir kör cahil olarak, hiç de böyle düşünmezdim. ilerideki potansiyel eşime bizzat psikolojik, ekonomik ve hatta fiziksel şiddet uygulayarak toplumun bir başka kanayan yarasına parmak basacağım zamanları sabırsızlıkla bekliyorum(!).****** çok sağ olun gerçekten.
bir olası yanlış anlaşılmayı da düzelteyim, benim derdim bu içeriğin üretilmesiyle ya da üreticileriyle değil. kendi kendime ifade özgürlüğü diye sayıklar dururken aksini iddia etmem ikiyüzlülük olurdu ve kendimden alabildiğine iğrenirdim. bu ifade özgürlüğü savunusunun bir getirisi olarak, insanların iğrenç varlıklar olduğunu uzun zaman önce anladım ve kendime aksini istemedikçe tepkisiz kalabilmeyi öğrettim. o sebepten açıp okuduğumda sinirlenmiyorum, gülmüyorum da; ekrana birkaç dakika bomboş bakmış oluyorum sadece, hayatımdan zaman çalınmış oluyor. hayatım ya da geçirdiğim zaman çok önemli olduğundan da değil, neticede atomu parçalamıyorum, ama herkesin, her zaman, her şekilde bunları konuşuyor olması; bir süre sonra, tertemiz bir suya atılan azcık bir çamur gibi, etrafı da bulanıklaştırıyor. mesele de burada başlıyor.
benim asıl derdim, her nedense bu içeriğin belli başlı temsilcilerinin ve onlardan ilham ya da güç alarak bu vasata soyunabilen insanlara gösterilen müsamaha, görmezden gelme ve hatta affetme ile. çünkü bu gerçekten ikiyüzlülük olur. herhangi bir yere, herhangi bir kurallar silsilesi getirip, o yerdeki belli başlı insanların bu silsileye uymamasını görmezden gelir, sıradan bir insanın cezalandırılacağı yerde o kişilere iltimas gösterirseniz; hem o kuralların uygulanması sırasında elinizi zayıflatmış*, hem de alenen insan kayırarak tarafınızı belli etmiş olursunuz. böylece ister istemez cephe aldığınız taraf da size karşı cephe alır ve siz bizzat kendinizin yarattığı kurallara karşı geliyor konuma düşersiniz. işte bu ikiyüzlülükten alabildiğine iğreniyorum.
neyse. sözün özü, troll'lerden de, her ne hikmetse her yanlışlarının yok sayılmasından da; sadece onlardan da değil, genel anlamda bir bayağılığa övgüden de çok sıkıldım: takla atarken işve yapan kız, nargilesini çekerken bakış atan erkek, geceye bir kürek bırak, eniştemin tekerlekleri olması sorunsalı gibi başlıkların çoğunluğu teşkil ettiğini görmekten ve bunların arasında kaliteli içerik aramaya çalışmaktan hakikaten çok sıkıldım. çünkü ben bunları daha önce de gördüm zaten. zamanında buraya gelirken tam da bu kuru kalabalıktan kaçarak geldim. ekşi sözlük'ün yıllar içerisinde büründüğü hâli zaten günbegün gördüm, neden burada tekrar göreyim? zamanında bundan yakındım, "bakın şimdilik göze batmıyor ama bir süre sonra, biz ne olduğunu anlamadan, birdenbire her şey değişiverecek." dedim. şimdi neden bundan hayıflanayım, tekrar bunun mücadelesine girişeyim, hiddetli bir tepki göstereyim ki? elimden gelebilecek tek şey sadece kendimi ilgilendiren bir karar alabilmek olur, bu durumda o da, (en azından bir süreliğine) ara vermek oluyor.
ayrıca ekşi sözlük konusunda başlı başına; nitelikten ziyade niceliğe, istatistiklere ve bilimum ıvır zıvır sayısal değere önem atfeden yönetim tarafının unuttuğu çok önemli bir gerçek var: iki platformun da içerik kalitesinin aynı seviyelerde olduğu varsayımında, kim ekşi sözlük yerine kafa sözlük'ü tercih eder ki? burası oranın direkt bir kopyası, gerçekten bir klonu olursa; insanlar neden on binlerce okunacakları devasa bir platform yerine küçücük bir platformu tercih etsinler? zamanında hangimiz facebook yerine myspace kullandık mesela? bu durumda, ya ekşi sözlük kadar aktif kullanıcı sağlayabilmeniz ya da ekşi sözlük'ten daha kaliteli bir içerik sunabilmeniz gerekir. aklıselim insanlar ikincisinin daha kolay olduğunu düşündüler, bunu savundular ve bunun için çabaladılar. kendimden bahsettiğim falan düşünülmesin sakın, şimdiye kadar harika şeyler yazan ve bugünlerde ya tek tek bırakan ya da kendini nispeten geriye çeken harika insanlardan bahsediyorum. onların her bir girisini üzüntüyle arıyorum ve sizin de iş işten geçtikten sonra arayacağınızı çok iyi biliyorum. ama, eh madem, peki.
her neyse. daha anlatsam muhtemelen akşama kadar sürer ama herhâlde meramımı anlatabilmişimdir. peki neden anlattım? çünkü içimi dökmesem kendime haksızlık etmiş olurdum. geldiğimde ilk girimi bizzat kendi başlığıma yazarak ne kadar narsist olduğumu zaten göstermiştim [#101452], elbette son girim de benimle ilgili olacaktı.* ayrıca bu sefer, bir süreliğine değer verdiğim ve muhteşem insanlara rastlamama vesile olduğu için müteşekkir kaldığım bir şeyden de bahsetme fırsatı buldum. hadi gene iyisiniz.*
işbu vesileyle, bana kalbiniz kadar temiz bu sayfayı...** bir şekilde rastlaştığımız, okuduğum, takip ettiğim, beni okuyan, beni takip eden*, benden iki satır sohbetini esirgemeyen her bir yazara tek tek sonsuz teşekkür ederim. ayrıca sözlük dergisine yazmaya niyetlendiğimde gerek mesajlarıyla, gerekse beğenileriyle beni yüreklendiren herkese; hatta yetinmeyip, konu önerilerinde bulunma inceliğini dahi gösteren o akılalmaz üç insana* büyük bir özür borçluyum, farkındayım. hemen kendimi affettirmek için süperötesi bir espri patlatayım: kıspet değilmiş.***
zaten bütün bu giriyi burada rastladığım insanlara teşekkür etmek ve bir şekilde söz vermiş bulunup da tutamadığım insanlardan* ya da herhangi bir şekilde kalbini kırmış olduğum birileri varsa özür dilemek için yazdım. yoksa pek tanıyanım edenim yok burada, deli miyim ben kendi kendime konuşayım?* her birinizden sahiden çok şey öğrendim, çok şey okudum, kâh güldüm, kâh duygulandım, çok keyifli zaman geçirmişliğim vardır. iyi ki vardınız. her birinize ayrı ayrı veda etmeyi çok isterdim ama takdir edersiniz ki, bu da can, nasıl uğraşayım be tek tek?*
ve işte benim adıma gayet de hüzünlü olan böyle saçmasapan bir girinin daha sonuna geldik. bitti!
"troll'ler", "entellere" karşı hanelerine bir puan daha yazabilirler. fularlı ve alabildiğine aptal bir entel daha terk-i diyar*** eyledi. ne kutlu gün bugün! kınalarınızı da hazır edin.*
"médiocrité partout !"
---
ulan o kadar laf ettik de, neredeydi şu meşhur "kafa izni" butonu ya?* heh, buldum. bastık bakalım bilahare...
peki bu son derece kişisel kararı neden sizinle paylaşıyorum? bundan size ne? yoksa dikkat çekmeye mi çalışıyorum? vay ilgi budalası vay... yoksa yazmaya başlarken boynuma iliştiriverdiğim fularımın hakkını mı vermeye çalışıyorum? vay entel bozuntusu vay...
cevap: e, hiçbiri! sadece "ben demiştim" demeyi çok severim* ve bu huyuma paralel olarak size naçizane bir miras bırakmak istedim. evet, kesinlikle iyi ya da üretken bir yazar sayılmam ama herhâlde yeteri kadar vakit geçirmiş, okumuş ve gözlemlemiş sayılabilirim. ve bütün bu geçirilen vaktin sonunda, ilk başlarda büyük bir merak, ilgi ve hevesle takip ettiğim platformu, bugün büyük bir hayal kırıklığıyla izlemekle yetiniyorum. çünkü sözlüğü açtığımda ne yazacak başlık, ne de okuyacak giri bulabiliyorum. sadece takip ettiğim bir avuç yazarın yazdıklarını okuyabiliyor*, sol frame ya da portakal üzerinden sözlüğün genelinde maruz kaldığım içeriklerden ve barındırmaya başladığı yazar skalasından ise çoğunlukla hazzetmiyorum.
normalde, içerik kalitesini sağlayabilmek adına yaratılan "sözlük formatı" ve bu kaliteden sorumlu insanlar olmasa, hatta sırf bu işe yaramak adına koca bir ekip oluşturulmasa; bu durumu kafa sözlük'ün kendisine bağlayamazdım. fakat mademki bir "sözlük formatı" ve bunun uygulayıcısı olmakla mükellef bir "moderasyon" ekibimiz var**, geleneksel yöntemle bir araya getirildiler ve afili rengârenk mahlaslarıyla aramızdalar; o hâlde şu anda kafa sözlük'e hakim olan içeriğin kalitesinden bizzat kendileri sorumlu olmazlar mı? ilgili gelenek zamanında tam da bunun için var edilmedi mi? o hâlde koca bir eleştiriyi hak etmezler mi? bence ederler. fakat yine de kendilerine asla kızamıyorum, zira onlardan da "yönetim" sorumlu ve belli ki mevzubahis içerik vasatlığı bizzat yönetimin, yani karar vericilerin kendileri tarafından isteniyor. eh, peki.
ama haklarını yemeyeyim, bu vasat içeriklerden, üreticilerinden ve destekçilerinden de çok şey öğrendim. mesela meşhur bir sözlük troll'ünden öğrendiğim üzere: bir kadın gördüğümde ilk iş olarak kendisini etiketleyip, yaftalayıp, kendimce iğrenç çıkarımlarda bulunmam ve hemen taciz etmeye başlamam gerekiyormuş meğerse, erkekler böyle olurmuş. kusura bakmayın, ben bilmiyordum. karşımdaki insana "potansiyel sevişilecek insan" gözüyle bakmam gerektiği, üstelik bunu "düzenli cinsel hayata sahip bir erkek" olduğumu kanıtlamam için yapmam gerektiği hiç aklıma gelmemişti. özür dilerim. ben daha çok insan denen meredin, (özellikle cinsellikle ilgili olanlar dahil olmak üzere) vahşi içgüdülerini dizginlemeyi öğrendiği için insan olabildiğini, bunun adına "insanlık" dendiğini, insanın insanlığını kaybettiğinde başıboş bir hayvandan farkı kalmayacağı yanılgısındaydım.
bunların rastladığım bazı erkek ve özellikle kadın yazarlar tarafından "eheh toplumsal konularda ironi yaparak farkındalık yaratmaya çalışıyor işte, çok tatlı." görüşüyle karşılandığını görünce de ufkum nihayet iki katına çıktı. dedim ya, bir kör cahil olarak, hiç de böyle düşünmezdim. ilerideki potansiyel eşime bizzat psikolojik, ekonomik ve hatta fiziksel şiddet uygulayarak toplumun bir başka kanayan yarasına parmak basacağım zamanları sabırsızlıkla bekliyorum(!).****** çok sağ olun gerçekten.
bir olası yanlış anlaşılmayı da düzelteyim, benim derdim bu içeriğin üretilmesiyle ya da üreticileriyle değil. kendi kendime ifade özgürlüğü diye sayıklar dururken aksini iddia etmem ikiyüzlülük olurdu ve kendimden alabildiğine iğrenirdim. bu ifade özgürlüğü savunusunun bir getirisi olarak, insanların iğrenç varlıklar olduğunu uzun zaman önce anladım ve kendime aksini istemedikçe tepkisiz kalabilmeyi öğrettim. o sebepten açıp okuduğumda sinirlenmiyorum, gülmüyorum da; ekrana birkaç dakika bomboş bakmış oluyorum sadece, hayatımdan zaman çalınmış oluyor. hayatım ya da geçirdiğim zaman çok önemli olduğundan da değil, neticede atomu parçalamıyorum, ama herkesin, her zaman, her şekilde bunları konuşuyor olması; bir süre sonra, tertemiz bir suya atılan azcık bir çamur gibi, etrafı da bulanıklaştırıyor. mesele de burada başlıyor.
benim asıl derdim, her nedense bu içeriğin belli başlı temsilcilerinin ve onlardan ilham ya da güç alarak bu vasata soyunabilen insanlara gösterilen müsamaha, görmezden gelme ve hatta affetme ile. çünkü bu gerçekten ikiyüzlülük olur. herhangi bir yere, herhangi bir kurallar silsilesi getirip, o yerdeki belli başlı insanların bu silsileye uymamasını görmezden gelir, sıradan bir insanın cezalandırılacağı yerde o kişilere iltimas gösterirseniz; hem o kuralların uygulanması sırasında elinizi zayıflatmış*, hem de alenen insan kayırarak tarafınızı belli etmiş olursunuz. böylece ister istemez cephe aldığınız taraf da size karşı cephe alır ve siz bizzat kendinizin yarattığı kurallara karşı geliyor konuma düşersiniz. işte bu ikiyüzlülükten alabildiğine iğreniyorum.
neyse. sözün özü, troll'lerden de, her ne hikmetse her yanlışlarının yok sayılmasından da; sadece onlardan da değil, genel anlamda bir bayağılığa övgüden de çok sıkıldım: takla atarken işve yapan kız, nargilesini çekerken bakış atan erkek, geceye bir kürek bırak, eniştemin tekerlekleri olması sorunsalı gibi başlıkların çoğunluğu teşkil ettiğini görmekten ve bunların arasında kaliteli içerik aramaya çalışmaktan hakikaten çok sıkıldım. çünkü ben bunları daha önce de gördüm zaten. zamanında buraya gelirken tam da bu kuru kalabalıktan kaçarak geldim. ekşi sözlük'ün yıllar içerisinde büründüğü hâli zaten günbegün gördüm, neden burada tekrar göreyim? zamanında bundan yakındım, "bakın şimdilik göze batmıyor ama bir süre sonra, biz ne olduğunu anlamadan, birdenbire her şey değişiverecek." dedim. şimdi neden bundan hayıflanayım, tekrar bunun mücadelesine girişeyim, hiddetli bir tepki göstereyim ki? elimden gelebilecek tek şey sadece kendimi ilgilendiren bir karar alabilmek olur, bu durumda o da, (en azından bir süreliğine) ara vermek oluyor.
ayrıca ekşi sözlük konusunda başlı başına; nitelikten ziyade niceliğe, istatistiklere ve bilimum ıvır zıvır sayısal değere önem atfeden yönetim tarafının unuttuğu çok önemli bir gerçek var: iki platformun da içerik kalitesinin aynı seviyelerde olduğu varsayımında, kim ekşi sözlük yerine kafa sözlük'ü tercih eder ki? burası oranın direkt bir kopyası, gerçekten bir klonu olursa; insanlar neden on binlerce okunacakları devasa bir platform yerine küçücük bir platformu tercih etsinler? zamanında hangimiz facebook yerine myspace kullandık mesela? bu durumda, ya ekşi sözlük kadar aktif kullanıcı sağlayabilmeniz ya da ekşi sözlük'ten daha kaliteli bir içerik sunabilmeniz gerekir. aklıselim insanlar ikincisinin daha kolay olduğunu düşündüler, bunu savundular ve bunun için çabaladılar. kendimden bahsettiğim falan düşünülmesin sakın, şimdiye kadar harika şeyler yazan ve bugünlerde ya tek tek bırakan ya da kendini nispeten geriye çeken harika insanlardan bahsediyorum. onların her bir girisini üzüntüyle arıyorum ve sizin de iş işten geçtikten sonra arayacağınızı çok iyi biliyorum. ama, eh madem, peki.
her neyse. daha anlatsam muhtemelen akşama kadar sürer ama herhâlde meramımı anlatabilmişimdir. peki neden anlattım? çünkü içimi dökmesem kendime haksızlık etmiş olurdum. geldiğimde ilk girimi bizzat kendi başlığıma yazarak ne kadar narsist olduğumu zaten göstermiştim [#101452], elbette son girim de benimle ilgili olacaktı.* ayrıca bu sefer, bir süreliğine değer verdiğim ve muhteşem insanlara rastlamama vesile olduğu için müteşekkir kaldığım bir şeyden de bahsetme fırsatı buldum. hadi gene iyisiniz.*
işbu vesileyle, bana kalbiniz kadar temiz bu sayfayı...** bir şekilde rastlaştığımız, okuduğum, takip ettiğim, beni okuyan, beni takip eden*, benden iki satır sohbetini esirgemeyen her bir yazara tek tek sonsuz teşekkür ederim. ayrıca sözlük dergisine yazmaya niyetlendiğimde gerek mesajlarıyla, gerekse beğenileriyle beni yüreklendiren herkese; hatta yetinmeyip, konu önerilerinde bulunma inceliğini dahi gösteren o akılalmaz üç insana* büyük bir özür borçluyum, farkındayım. hemen kendimi affettirmek için süperötesi bir espri patlatayım: kıspet değilmiş.***
zaten bütün bu giriyi burada rastladığım insanlara teşekkür etmek ve bir şekilde söz vermiş bulunup da tutamadığım insanlardan* ya da herhangi bir şekilde kalbini kırmış olduğum birileri varsa özür dilemek için yazdım. yoksa pek tanıyanım edenim yok burada, deli miyim ben kendi kendime konuşayım?* her birinizden sahiden çok şey öğrendim, çok şey okudum, kâh güldüm, kâh duygulandım, çok keyifli zaman geçirmişliğim vardır. iyi ki vardınız. her birinize ayrı ayrı veda etmeyi çok isterdim ama takdir edersiniz ki, bu da can, nasıl uğraşayım be tek tek?*
ve işte benim adıma gayet de hüzünlü olan böyle saçmasapan bir girinin daha sonuna geldik. bitti!
"troll'ler", "entellere" karşı hanelerine bir puan daha yazabilirler. fularlı ve alabildiğine aptal bir entel daha terk-i diyar*** eyledi. ne kutlu gün bugün! kınalarınızı da hazır edin.*
"médiocrité partout !"
---
ulan o kadar laf ettik de, neredeydi şu meşhur "kafa izni" butonu ya?* heh, buldum. bastık bakalım bilahare...
devamını gör...
869.
sıkıldığım zamanlarda beni bir sığınak emsali saran, bana moral coşkusu sunan, geçen zamanıma inisiyatif takdim ettiğim güzel oluşum.
devamını gör...
870.
yeşil ve değerli bir yaprağını * daha dökmüş olan ulu çınar. tabii böyle giderse çınarlıktan kavaklığa doğru evrilecek. hani derler ya; kavakta da boy var ama işe yaramaz bir ağaçtır genel olarak.
açıkçası buraya ne yazarsam yazayım, fayda edeceğini düşünmüyorum. faydası olsaydı, benden önce yazanlar işi çözmüş olurdu. yine de birkaç kelam etmeyi hakkım olarak görüyorum, özellikle ilk başlarda açtığım başlık ve girdiğim tanımlar dolayısıyla. epey emek verdiğimi düşünüyorum zira.
una nocte'nin yazdıklarına %99 oranında katılıyorum, altına da imzamı atabilirim. iyi kötü bilenler, tanıyanlar, trollük konusundaki düşüncelerimi de bilir: sevmem. geldiğimiz noktadan geriye bakıldığında ise görünen -en azından bana görünen- şu ki, ilk başlarda karşı çıktığım trollüğü neredeyse ben bile özleyeceğim. zira şu an öyle bir profil var ki ne yazdıklarından bir şey anlaşılıyor ne formatın f'si var ortalıkta ne de yazılanların büyük bir kısmı bir anlam içeriyor. bir noktadan sonra "hangi birini şikayet edeceğim bunların?" diyerek bıraktım.
evet, bir sözlükte baştan aşağıya aynı tarzda yazan insanların olması mümkün değil. evet, bir kısım insanlar açıp wikipedia'da bulabileceğinizi sansanız da her zaman öyle olmayan tanımlar girip uzmanlıklarını paylaşırken, bazılarının da eser miktarda goygoy peşinde olması ortama renk katabilir. fakat geldiğimiz noktada denge, ikinci grup lehine fena halde bozulmuş durumda.
şimdi burada hangi grubun ya da kimlerin böyle takıldığını tek tek yazmama gerek yok. ancak buraya "kafa forum" muamelesi yapan insanlar sayesinde, beğenmediğimiz o troller bile kendilerini geri çekmiş, doğru dürüst yazmaz olmuşsa, konu trollükten çıkmış ve daha ciddi bir üst boyuta taşınmış demektir. burayı yeni gelecek aklı başında insanlar için tercih edilebilir olmaktan çıkaran olumsuz bir boyut...
yönetim durumdan memnun ise ona diyecek hiçbir şeyim yok. mahalle maçlarında evden topu kim getirirse o haklıdır ya hani... o hesap işte. fakat içten içe "yahu gerçekten nereye gidiyor bu iş acaba böyle?" diyorlarsa mutlaka akıllarında tutmaları gereken şey, batan gemilerde kaptana yapılan uyarıları kaptanın dinlememiş olması. birileri hâlâ buranın iyiliğini düşünüp kendi çapında uyarma gereği hissediyorsa kulak verilmeli çünkü bu kulak vermeme sorununun iyi bir noktada sonlandığı, hiçbir sözlükte görülmedi henüz.
"aman ne ciddiye aldınız... yazın geçin işte!" diyenler de çıkacaktır illa ki. ancak insanın içinde tırnak ucu kadar bile sorumluluk ve adil olmak adına yanlış bulduğunu söyleme hissiyatı varsa, susmak o kadar da kolay olmuyor. üstelik "yazıp geçmek" için yazma isteğine halel gelmemiş olması gerekir. biz de yazıp geçemeyenler olarak bu noktada düğümleniyoruz zaten. istek vardı ama nem çok nem...
her neyse. şimdilik buralarda olan tayfadanım. hep kötüyü söylemeyelim. mesela dergi ve radyo projelerini gayet güzel buluyorum. sürekli yenilikler yapılmaya çalışılması da güzel. başlığım silindi, tanımım silindi diyen arkadaşlar formatı okumamış ya da kurallarda yazmasa da ortamın genel huzuruna ilişkin konularda, moderasyonun alacağı inisiyatifi anlayamamış olabilirler. 1000'den fazla başlık açtım, 2000'den fazla tanım girdim. başlıkların taşınmasını gerektiren bkz. tanımlarım haricinde henüz silinen olmadı. bu noktada herkesin kendisine de bir dönüp bakması gerekiyor diye düşünüyorum.
puan tablosu olayında da değişikliğe gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. başkalarına yapılan beğeniden puan kazanmak ilk bakışta beğeniye teşvik etmek amacına hizmet ediyor gibi görünse de seri beğeniciler yüzünden geldiğimiz nokta ortada. gerçekten yazdığı şeylerin çoğunu okuduktan sonra seri olarak beğenmeye değer bulduğumuz insanları bile beğenemez olduk sayelerinde. insanları çok sıkmak da çok serbest bırakmak da iyi değil. ayarını iyi tutturmak ve ortasını bulmak lazım.
mutlaka unuttuğum için yazmadıklarım vardır. tanım yeterince uzadı. onları da hatırladıkça daha sonra yazmak üzere cebime atıyorum.
açıkçası buraya ne yazarsam yazayım, fayda edeceğini düşünmüyorum. faydası olsaydı, benden önce yazanlar işi çözmüş olurdu. yine de birkaç kelam etmeyi hakkım olarak görüyorum, özellikle ilk başlarda açtığım başlık ve girdiğim tanımlar dolayısıyla. epey emek verdiğimi düşünüyorum zira.
una nocte'nin yazdıklarına %99 oranında katılıyorum, altına da imzamı atabilirim. iyi kötü bilenler, tanıyanlar, trollük konusundaki düşüncelerimi de bilir: sevmem. geldiğimiz noktadan geriye bakıldığında ise görünen -en azından bana görünen- şu ki, ilk başlarda karşı çıktığım trollüğü neredeyse ben bile özleyeceğim. zira şu an öyle bir profil var ki ne yazdıklarından bir şey anlaşılıyor ne formatın f'si var ortalıkta ne de yazılanların büyük bir kısmı bir anlam içeriyor. bir noktadan sonra "hangi birini şikayet edeceğim bunların?" diyerek bıraktım.
evet, bir sözlükte baştan aşağıya aynı tarzda yazan insanların olması mümkün değil. evet, bir kısım insanlar açıp wikipedia'da bulabileceğinizi sansanız da her zaman öyle olmayan tanımlar girip uzmanlıklarını paylaşırken, bazılarının da eser miktarda goygoy peşinde olması ortama renk katabilir. fakat geldiğimiz noktada denge, ikinci grup lehine fena halde bozulmuş durumda.
şimdi burada hangi grubun ya da kimlerin böyle takıldığını tek tek yazmama gerek yok. ancak buraya "kafa forum" muamelesi yapan insanlar sayesinde, beğenmediğimiz o troller bile kendilerini geri çekmiş, doğru dürüst yazmaz olmuşsa, konu trollükten çıkmış ve daha ciddi bir üst boyuta taşınmış demektir. burayı yeni gelecek aklı başında insanlar için tercih edilebilir olmaktan çıkaran olumsuz bir boyut...
yönetim durumdan memnun ise ona diyecek hiçbir şeyim yok. mahalle maçlarında evden topu kim getirirse o haklıdır ya hani... o hesap işte. fakat içten içe "yahu gerçekten nereye gidiyor bu iş acaba böyle?" diyorlarsa mutlaka akıllarında tutmaları gereken şey, batan gemilerde kaptana yapılan uyarıları kaptanın dinlememiş olması. birileri hâlâ buranın iyiliğini düşünüp kendi çapında uyarma gereği hissediyorsa kulak verilmeli çünkü bu kulak vermeme sorununun iyi bir noktada sonlandığı, hiçbir sözlükte görülmedi henüz.
"aman ne ciddiye aldınız... yazın geçin işte!" diyenler de çıkacaktır illa ki. ancak insanın içinde tırnak ucu kadar bile sorumluluk ve adil olmak adına yanlış bulduğunu söyleme hissiyatı varsa, susmak o kadar da kolay olmuyor. üstelik "yazıp geçmek" için yazma isteğine halel gelmemiş olması gerekir. biz de yazıp geçemeyenler olarak bu noktada düğümleniyoruz zaten. istek vardı ama nem çok nem...
her neyse. şimdilik buralarda olan tayfadanım. hep kötüyü söylemeyelim. mesela dergi ve radyo projelerini gayet güzel buluyorum. sürekli yenilikler yapılmaya çalışılması da güzel. başlığım silindi, tanımım silindi diyen arkadaşlar formatı okumamış ya da kurallarda yazmasa da ortamın genel huzuruna ilişkin konularda, moderasyonun alacağı inisiyatifi anlayamamış olabilirler. 1000'den fazla başlık açtım, 2000'den fazla tanım girdim. başlıkların taşınmasını gerektiren bkz. tanımlarım haricinde henüz silinen olmadı. bu noktada herkesin kendisine de bir dönüp bakması gerekiyor diye düşünüyorum.
puan tablosu olayında da değişikliğe gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. başkalarına yapılan beğeniden puan kazanmak ilk bakışta beğeniye teşvik etmek amacına hizmet ediyor gibi görünse de seri beğeniciler yüzünden geldiğimiz nokta ortada. gerçekten yazdığı şeylerin çoğunu okuduktan sonra seri olarak beğenmeye değer bulduğumuz insanları bile beğenemez olduk sayelerinde. insanları çok sıkmak da çok serbest bırakmak da iyi değil. ayarını iyi tutturmak ve ortasını bulmak lazım.
mutlaka unuttuğum için yazmadıklarım vardır. tanım yeterince uzadı. onları da hatırladıkça daha sonra yazmak üzere cebime atıyorum.
devamını gör...
871.
vakti zamanında bir betimleme yapmıştım burası için #469353 ve demiştim ki keyif aldığım bir mecra, küçük bir mahalle gibi.
şimdi bakıyorum da çemberde yakın olduğum, hemen her gün okuduğum ya da bir selam aldığım birçok insan yok. onlar gitti. eraa, karambol, mahlassızım, ateist kaplumbağa, uykusuz kahve, une nocte... * ya da burada olan ama yazmayan biraz sessizleşen yazarlar... *
hâlâ gün içerisinde birçok kez girip çıkıyorum ama biraz metropol havasındaki yeni hal ile o keyifli tat bir parça azaldı sanki.
*iş bu yazı robnaja kişisinin takip ettiği, elini eteğini çeken insanlara sitemidir. bir şehri güzel kılan orada yaşayanlardır. çekip çekip gitmeyin.
şimdi bakıyorum da çemberde yakın olduğum, hemen her gün okuduğum ya da bir selam aldığım birçok insan yok. onlar gitti. eraa, karambol, mahlassızım, ateist kaplumbağa, uykusuz kahve, une nocte... * ya da burada olan ama yazmayan biraz sessizleşen yazarlar... *
hâlâ gün içerisinde birçok kez girip çıkıyorum ama biraz metropol havasındaki yeni hal ile o keyifli tat bir parça azaldı sanki.
*iş bu yazı robnaja kişisinin takip ettiği, elini eteğini çeken insanlara sitemidir. bir şehri güzel kılan orada yaşayanlardır. çekip çekip gitmeyin.
devamını gör...
872.
sol frame'i ekşi sözlükteki sol frame'den daha güzel olan sözlük.
geç keşfettim, umarım kaliteli yazarlarla büyüyüp bilgi platformu haline gelir.
geç keşfettim, umarım kaliteli yazarlarla büyüyüp bilgi platformu haline gelir.
devamını gör...
873.
yazıp çıktığım sözlük. benim için çok önemli mi burası? açıkçası değil. yazıyorum, okuyorum, oyluyorum. iyi de insanlar var gördüğüm kadarıyla. şu an idare ediyor.
şimdi her sözlükte bir kitle vardır. mağdur olduğunu iddia eder. belirli doğruları vardır, herkes o doğrulara uygun davransın ister. onların kutsallarına söz söylenmeyecek, onların rahatsız olduğu yazım yanlışları yapılmayacak, onların desteklediği siyasi parti hakkında tek bir eleştiri bile ortaya konulmayacaktır. mesela sen onun inandığı a konusunu eleştirirsin, o alakasız şekilde gelir b konusuna saldırır.
ve inanın arkadaşlar sözlükler böyledir. bugün en kaliteli sayılan ekşi sözlük 99 yılında huzursuz ve çükü sorunsalını tartışıyordu. huzursuz penisini atmıştı. 99 yılında yazılmış çoğu giri o dönemin korkunç tiki yazım tarzı ile yazılmıştır. ekşi her tür görüşü içinde öyle böyle derken barındırmış ve sonucunda ekşi sözlük olmuştur. ssg ve kanzuk kişiliklerine yapılan saldırılara bile ses çıkaramazlar. çünkü sözlükler eleştirinin olduğu ortamlardır. her şey eleştirilebilir.
ve kimse bizlerin eğitim durumuna uygun şekilde davranamaz. bunu kimse zaten bir diğerinden bekleyemez. kimse bizlerle aynı siyasi görüşü taşıyamaz, kimse bizlerin kutsallarına saygı duymak zorunda hiç değildir. hic kimse aynı dine inanmak zorunda değildir.
sözlük ortamında yazarlar bunu anlamalı. herkes bireysel olduğunu fark etse aslında sorun yok. herkes bir diğerini didiklerse burası mahalle gibi olur. keyifsizleşir.
benim şu an için gördüğüm tek sorun aynı başlık altına 2 giri yazamıyor olmamız. polemiklerin önüne geçmek için alınmış bir önlem olabilir ama son derece saçma bir uygulamadır. fikrim değişmiş olabilir, güncelleme yapmam gerekebilir, yeni şeyler öğrenmiş olabilirim. giriyi düzenleyip düşündüğüm şeyleri eklemek yerine aynı başlıkta fikrimi dile getirebilirim.
evet. sevgiler hepimize.
şimdi her sözlükte bir kitle vardır. mağdur olduğunu iddia eder. belirli doğruları vardır, herkes o doğrulara uygun davransın ister. onların kutsallarına söz söylenmeyecek, onların rahatsız olduğu yazım yanlışları yapılmayacak, onların desteklediği siyasi parti hakkında tek bir eleştiri bile ortaya konulmayacaktır. mesela sen onun inandığı a konusunu eleştirirsin, o alakasız şekilde gelir b konusuna saldırır.
ve inanın arkadaşlar sözlükler böyledir. bugün en kaliteli sayılan ekşi sözlük 99 yılında huzursuz ve çükü sorunsalını tartışıyordu. huzursuz penisini atmıştı. 99 yılında yazılmış çoğu giri o dönemin korkunç tiki yazım tarzı ile yazılmıştır. ekşi her tür görüşü içinde öyle böyle derken barındırmış ve sonucunda ekşi sözlük olmuştur. ssg ve kanzuk kişiliklerine yapılan saldırılara bile ses çıkaramazlar. çünkü sözlükler eleştirinin olduğu ortamlardır. her şey eleştirilebilir.
ve kimse bizlerin eğitim durumuna uygun şekilde davranamaz. bunu kimse zaten bir diğerinden bekleyemez. kimse bizlerle aynı siyasi görüşü taşıyamaz, kimse bizlerin kutsallarına saygı duymak zorunda hiç değildir. hic kimse aynı dine inanmak zorunda değildir.
sözlük ortamında yazarlar bunu anlamalı. herkes bireysel olduğunu fark etse aslında sorun yok. herkes bir diğerini didiklerse burası mahalle gibi olur. keyifsizleşir.
benim şu an için gördüğüm tek sorun aynı başlık altına 2 giri yazamıyor olmamız. polemiklerin önüne geçmek için alınmış bir önlem olabilir ama son derece saçma bir uygulamadır. fikrim değişmiş olabilir, güncelleme yapmam gerekebilir, yeni şeyler öğrenmiş olabilirim. giriyi düzenleyip düşündüğüm şeyleri eklemek yerine aynı başlıkta fikrimi dile getirebilirim.
evet. sevgiler hepimize.
devamını gör...
874.
ekşi sözlük'teki cıvıklıktan kaçanların sığındığı bir platformken, son zamanlarda ekşi sözlük'te yazar olamayan cıvıkların toplandığı mecra olmaya doğru koşan platform.
buradan moderasyona sallamak çok kolay ama maalesef reelde işler olması gerektiği gibi olmuyor. yazar profilimiz belli. yazarların %90'ı boş-beleş, soru sormayan, araştırmayan, merak etmeyen yurdum insanı. bu "yazarların" herhangi bir sözlük formatını anlayabilmeleri mucize iken bunlardan formata uygun, bilgi içeren entry girmelerini beklemek akut optimistlik olur. bu entryi okumayı burada bırakıp sol frame'e bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
gerçek hayatta görünmez olan kişiler sanal ortamda anonimliğe güvenerek görünür oluyorlar. bir kaç etkileşime girince de bütün dünyanın, onların ne tür müzik dinlediğini, hangi rengi sevdiğini, burçlar hakkında yorumlarını, en sevdiği yara izini merak ettiğini sanıyorlar. canım sözlük'ümüzün forum sayfasına dönmesinin sebebi budur.
bütün ürünlerde olduğu gibi bu üründe de bir arz talep dengesi var. kafa sözlük'teki sayısı 100'ü geçmeyen mükemmel yazarların ürettiği, akıl süzgecinden geçirdiği, emek vererek ürettiği bilgi dolu entryler bu yüzden etkileşim alamıyor. çünkü boş-beleş insan bunları okumuyor bile. "yuvarlak şeyler" diye bir başlık açılacak ki, boş-beleş tayfa, bu başlık altına yuvarlak olan şeyleri yazıp kendini zeki hissedecek, kimisi de "meme, popo" yazıp seksten ne kadar iyi anladığını belirtecek.
sayın arkadaşlar; sözlük'te yazar olma kriteri +100 iq olmadıktan sonra forum başlıkları da olacak, trol de olacak, cinsiyetçi başlıklar da olacak. şahsen, arz-talep dengesinin boş-beleş tayfa lehine bu kadar bozulduğu bir ortamda moderasyonun şahane bir iş çıkardığını düşünüyorum. bana kalsa sözlük'ün %90'ı uçurulmalı ve kaliteli içerik üreten bir avuç yazar, whatsapp grubundan hallice bir ortamda yazmalı. maalesef bu şekilde olmuyor. biraz sabır gerekiyor sadece. yeter ki bu entryi okuyan güzel insanlar, siz, burayı terk etmeyin. kaliteli içerik üretin. biraz sabır. elinizde sihirli değneğiniz yok ama muhteşem tespitleriniz ve bilgi birikiminiz var. ben sözlük'ün geleceğinden ümitliyim.
buradan moderasyona sallamak çok kolay ama maalesef reelde işler olması gerektiği gibi olmuyor. yazar profilimiz belli. yazarların %90'ı boş-beleş, soru sormayan, araştırmayan, merak etmeyen yurdum insanı. bu "yazarların" herhangi bir sözlük formatını anlayabilmeleri mucize iken bunlardan formata uygun, bilgi içeren entry girmelerini beklemek akut optimistlik olur. bu entryi okumayı burada bırakıp sol frame'e bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
gerçek hayatta görünmez olan kişiler sanal ortamda anonimliğe güvenerek görünür oluyorlar. bir kaç etkileşime girince de bütün dünyanın, onların ne tür müzik dinlediğini, hangi rengi sevdiğini, burçlar hakkında yorumlarını, en sevdiği yara izini merak ettiğini sanıyorlar. canım sözlük'ümüzün forum sayfasına dönmesinin sebebi budur.
bütün ürünlerde olduğu gibi bu üründe de bir arz talep dengesi var. kafa sözlük'teki sayısı 100'ü geçmeyen mükemmel yazarların ürettiği, akıl süzgecinden geçirdiği, emek vererek ürettiği bilgi dolu entryler bu yüzden etkileşim alamıyor. çünkü boş-beleş insan bunları okumuyor bile. "yuvarlak şeyler" diye bir başlık açılacak ki, boş-beleş tayfa, bu başlık altına yuvarlak olan şeyleri yazıp kendini zeki hissedecek, kimisi de "meme, popo" yazıp seksten ne kadar iyi anladığını belirtecek.
sayın arkadaşlar; sözlük'te yazar olma kriteri +100 iq olmadıktan sonra forum başlıkları da olacak, trol de olacak, cinsiyetçi başlıklar da olacak. şahsen, arz-talep dengesinin boş-beleş tayfa lehine bu kadar bozulduğu bir ortamda moderasyonun şahane bir iş çıkardığını düşünüyorum. bana kalsa sözlük'ün %90'ı uçurulmalı ve kaliteli içerik üreten bir avuç yazar, whatsapp grubundan hallice bir ortamda yazmalı. maalesef bu şekilde olmuyor. biraz sabır gerekiyor sadece. yeter ki bu entryi okuyan güzel insanlar, siz, burayı terk etmeyin. kaliteli içerik üretin. biraz sabır. elinizde sihirli değneğiniz yok ama muhteşem tespitleriniz ve bilgi birikiminiz var. ben sözlük'ün geleceğinden ümitliyim.
devamını gör...
875.
paylaşımlarıyla tahmin ettiklerinden çok daha fazla insana ulaşarak hayatlarına dokunmuş olduklarına emin olduğum, belki de yapmak zorunda bırakıldıkları serzenişlerine sonuna kadar hak ve destek verdiğim, bunun sonucunda da en içten hislerini paylaştıkları veda yazılarını okumaktan çok büyük üzüntü duyduğum güzel insanları barındırdığına inandığım sözlük. üstüne basmakta ısrar etmek istediğim barındırma demişken, önce bir teşekkür faslıyla kendi tanım başlığına yazarak baş ağrıtacağım mecra.
bir farenin dağa küsmesiydi, 2004'te ekşi sözlük'ten ayrılma kararım. bugünkü geldikleri nokta kadar büyük bir vahşete ev sahipliği yapacaklarını hayal edememiş olsam da, en azından beni barındırmayacaklarını hissetmiştim. zaman içinde paylaşım yapmaya çalıştığım sayısız internet platformu oldu fakat yine hiçbirinde, kendimce doğru olduğuna inandığım değer olan bilginin paylaşımına öncelik verilmediği için barınamadım. çoğu zaman ali cengiz oyunlarıyla kapı dışarı edilmiş buldum kendimi. günümüze gelirsek, şu ana kadar bana alan açmış olan kafa sözlük ekibine minnet duyuyorum. daha da önemlisi, üye olduğum günden beri bu kısa süre içinde hem yazılı olarak gösterdikleri, hem de içlerinden bile geçirmiş oldukları destekleri** için her bir yazara binlerce kez teşekkür ediyorum. on yedi senenin ardından ilk defa yazma şevkimin bu kadar canlandığını hissediyorum.
teşekkür faslının ardından acı olan rasyonalist yanıma dönersem, bir grup fizikçinin bilgi okyanusu yaratma sevdasıyla başlattığı internet tarihinin, son yirmi küsür yılda bilindik tekeller tarafından ve sistematik olarak, neden ve nasıl dev bir troll ve dezenformasyon havuzuna dönüştürüldüğü üzerine kafa yorup, sayfalar dolusu yazmak için çok geç olduğunu düşünenlerdenim. gönül isterdi ki büyük çapta bir değişime dair en ufak bir umut ışığı olsun fakat malesef... her kim ki, artık bunaldığını ve bir umutla daldığı her yeni ve keşfedilmemiş koyda da aynı suyun lacivertini görmekten bıktığını söylüyorsa, empati kurduğum ve görüşlerinin altına imzamı atacağım, yüce gönüllü insanlardandır. şahsen bu konuda, "sadece bir deniz yıldızının hayatını değiştirmiş" olma ihtimali ve romantikliğiyle yetinip, dinginliğe kapılanlardan birine dönüştüm bu uzun süreçte. internette yaptığım her gezintinin, lacivertlerin arasındaki küçük inci tanesini bulma çabası haline gelmesini üzülerek söylüyorum ki kanıksadım. gidişata "dur" demek için sesini yükselten her sağduyulu kullanıcıya bu sebeple hem destek verdiğimi söylemek istiyorum, hem de artık öyle olamadığım için hayıflanıyorum.
kaptanı uyarabilme cesaretini yitirmiş biri olarak yapabileceğim tek ve belki de en iyi şeyin, yazmaya devam etmek olduğunu düşünüyorum. barındırıldığım sürece de, "facebook yerine myspace" kullananlardan olmaya devam edeceğim bir yer kafa sözlük. en büyük teşekkürüm ise her türlü caydırıcı unsura rağmen iyi niyetle paylaşımlarda bulunmuş olan, internetin kuruluş hayallerine saygılı tüm yazarlara.
bir farenin dağa küsmesiydi, 2004'te ekşi sözlük'ten ayrılma kararım. bugünkü geldikleri nokta kadar büyük bir vahşete ev sahipliği yapacaklarını hayal edememiş olsam da, en azından beni barındırmayacaklarını hissetmiştim. zaman içinde paylaşım yapmaya çalıştığım sayısız internet platformu oldu fakat yine hiçbirinde, kendimce doğru olduğuna inandığım değer olan bilginin paylaşımına öncelik verilmediği için barınamadım. çoğu zaman ali cengiz oyunlarıyla kapı dışarı edilmiş buldum kendimi. günümüze gelirsek, şu ana kadar bana alan açmış olan kafa sözlük ekibine minnet duyuyorum. daha da önemlisi, üye olduğum günden beri bu kısa süre içinde hem yazılı olarak gösterdikleri, hem de içlerinden bile geçirmiş oldukları destekleri** için her bir yazara binlerce kez teşekkür ediyorum. on yedi senenin ardından ilk defa yazma şevkimin bu kadar canlandığını hissediyorum.
teşekkür faslının ardından acı olan rasyonalist yanıma dönersem, bir grup fizikçinin bilgi okyanusu yaratma sevdasıyla başlattığı internet tarihinin, son yirmi küsür yılda bilindik tekeller tarafından ve sistematik olarak, neden ve nasıl dev bir troll ve dezenformasyon havuzuna dönüştürüldüğü üzerine kafa yorup, sayfalar dolusu yazmak için çok geç olduğunu düşünenlerdenim. gönül isterdi ki büyük çapta bir değişime dair en ufak bir umut ışığı olsun fakat malesef... her kim ki, artık bunaldığını ve bir umutla daldığı her yeni ve keşfedilmemiş koyda da aynı suyun lacivertini görmekten bıktığını söylüyorsa, empati kurduğum ve görüşlerinin altına imzamı atacağım, yüce gönüllü insanlardandır. şahsen bu konuda, "sadece bir deniz yıldızının hayatını değiştirmiş" olma ihtimali ve romantikliğiyle yetinip, dinginliğe kapılanlardan birine dönüştüm bu uzun süreçte. internette yaptığım her gezintinin, lacivertlerin arasındaki küçük inci tanesini bulma çabası haline gelmesini üzülerek söylüyorum ki kanıksadım. gidişata "dur" demek için sesini yükselten her sağduyulu kullanıcıya bu sebeple hem destek verdiğimi söylemek istiyorum, hem de artık öyle olamadığım için hayıflanıyorum.
kaptanı uyarabilme cesaretini yitirmiş biri olarak yapabileceğim tek ve belki de en iyi şeyin, yazmaya devam etmek olduğunu düşünüyorum. barındırıldığım sürece de, "facebook yerine myspace" kullananlardan olmaya devam edeceğim bir yer kafa sözlük. en büyük teşekkürüm ise her türlü caydırıcı unsura rağmen iyi niyetle paylaşımlarda bulunmuş olan, internetin kuruluş hayallerine saygılı tüm yazarlara.
devamını gör...
876.
5 ayı geride bırakmış olan kafa sözlük hakkında birkaç kelam da benim yazmak istediğim başlıktır.
ilk zamanlarında şöyle güzeldi, böyle harikaydı gibi güzellemeleri ciddiye alamadığımı belirterek başlamak istiyorum.
zira ben sözlük tarihimizde; böyle efsane, mükemmel ötesi günler hatırlamıyorum *
sözlük ilk aylarında, şu an yapılan eleştirinin 5 belki 10 katı eleştiriliyordu. hatta geldiğimiz bu noktada eleştiri dozuna şükrettiğimizi bile söyleyebilirim.
bütün yazarların akış ile alakalı bir tasarrufu mevcut. bu tarz her kesimden insanın yazdığı mecralarda ; kullanıcılar, platform içinde kendi küçük sosyal ağlarını yaratırlar. sözlük içinde sözlük yaratmak konusunda, bizler her türlü teknik olanağı sağlamış durumdayız.
örnek olarak, milyonlarca kullanıcısı olan twitterda sizler nasıl ki kendi zaman tünelinizi yaratabiliyorsanız bunu kafa sözlük'te de yapmanız gayet mümkün.
tam bu noktada, melisho'nun tanımını şuraya bırakayım. #707805
ek olarak : ne kadar kullanılmak istenmese de, "engelle" butonları ile bir yazarı ömrünüzün sonuna kadar görmemenizi de mümkün kıldık.
son olarak ise, esas üzüldüğüm konuya gelmek isterim.
bahsi geçen, kafa iznine ayrılan yazarların bir çoğu ile zaten iletişim halindeyim. bir kaç yazarımızı saymazsak; gidişlerinin sebebi, özel hayatında yaşanılan bazı sorunlar, terfi almaları, zaman ayrımamaları vb. şeklinde mazeretlere dayanıyor.
bu yazarlar, kafa sözlük'e bir tepki göstermek için gitmediler, öyle bir söylemleri de yok.
ne yazık ki spekülasyonlar işi bu noktaya getiriyor, çok üzücü.
bir diğer üzüntü verici hadise ise, cinsiyetçi başlıkları "ifade özgürlüğü" kapsamından çıkartıp yasaklamamıza, son zamanlarda sözlükte cinsiyetçi başlığa rastlanması pek mümkün olmamasına rağmen, yine bazı yazarlar "cinsiyetçi başlıklardan sebep yazarlar gidiyor" gibi ezbere cümleler kuruyorlar. önce eleştiri yaptığı sözlüğü bir okusan ya sevgili yazar?
nedir bu, insanlar toplanmış taş atıyor, dur bir taş da ben atayım merakı?
kafa sözlük yönetimi olarak, yaptığımız hamlelerin tamamını da yazarların fikir ve önerilerini değerlendirerek yaptığımızı bilmenizi isterim.
biz yaptık oldu anlayışına sahip değiliz.
yazarların neredeyse yarısında discord hesabım mevcut. her türlü eleştiri ve önerilerinizi benimle gerek yazarak, gerek sesli olarak paylaşabilirsiniz.
bir çözüme ulaşılamadığı takdirde, gelip burada paylaşılması daha tutarlı bir hamle olur kanaatindeyim.
nihai olarak : kafa sözlük treni, yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. inen yolcularımıza, bu zamana kadar bizimle birlikte seyahat ettikleri için teşekkür ederiz.
doğunun ayısı durmayacak. *
ilk zamanlarında şöyle güzeldi, böyle harikaydı gibi güzellemeleri ciddiye alamadığımı belirterek başlamak istiyorum.
zira ben sözlük tarihimizde; böyle efsane, mükemmel ötesi günler hatırlamıyorum *
sözlük ilk aylarında, şu an yapılan eleştirinin 5 belki 10 katı eleştiriliyordu. hatta geldiğimiz bu noktada eleştiri dozuna şükrettiğimizi bile söyleyebilirim.
bütün yazarların akış ile alakalı bir tasarrufu mevcut. bu tarz her kesimden insanın yazdığı mecralarda ; kullanıcılar, platform içinde kendi küçük sosyal ağlarını yaratırlar. sözlük içinde sözlük yaratmak konusunda, bizler her türlü teknik olanağı sağlamış durumdayız.
örnek olarak, milyonlarca kullanıcısı olan twitterda sizler nasıl ki kendi zaman tünelinizi yaratabiliyorsanız bunu kafa sözlük'te de yapmanız gayet mümkün.
tam bu noktada, melisho'nun tanımını şuraya bırakayım. #707805
ek olarak : ne kadar kullanılmak istenmese de, "engelle" butonları ile bir yazarı ömrünüzün sonuna kadar görmemenizi de mümkün kıldık.
son olarak ise, esas üzüldüğüm konuya gelmek isterim.
bahsi geçen, kafa iznine ayrılan yazarların bir çoğu ile zaten iletişim halindeyim. bir kaç yazarımızı saymazsak; gidişlerinin sebebi, özel hayatında yaşanılan bazı sorunlar, terfi almaları, zaman ayrımamaları vb. şeklinde mazeretlere dayanıyor.
bu yazarlar, kafa sözlük'e bir tepki göstermek için gitmediler, öyle bir söylemleri de yok.
ne yazık ki spekülasyonlar işi bu noktaya getiriyor, çok üzücü.
bir diğer üzüntü verici hadise ise, cinsiyetçi başlıkları "ifade özgürlüğü" kapsamından çıkartıp yasaklamamıza, son zamanlarda sözlükte cinsiyetçi başlığa rastlanması pek mümkün olmamasına rağmen, yine bazı yazarlar "cinsiyetçi başlıklardan sebep yazarlar gidiyor" gibi ezbere cümleler kuruyorlar. önce eleştiri yaptığı sözlüğü bir okusan ya sevgili yazar?
nedir bu, insanlar toplanmış taş atıyor, dur bir taş da ben atayım merakı?
kafa sözlük yönetimi olarak, yaptığımız hamlelerin tamamını da yazarların fikir ve önerilerini değerlendirerek yaptığımızı bilmenizi isterim.
biz yaptık oldu anlayışına sahip değiliz.
yazarların neredeyse yarısında discord hesabım mevcut. her türlü eleştiri ve önerilerinizi benimle gerek yazarak, gerek sesli olarak paylaşabilirsiniz.
bir çözüme ulaşılamadığı takdirde, gelip burada paylaşılması daha tutarlı bir hamle olur kanaatindeyim.
nihai olarak : kafa sözlük treni, yolculuğuna hız kesmeden devam ediyor. inen yolcularımıza, bu zamana kadar bizimle birlikte seyahat ettikleri için teşekkür ederiz.
doğunun ayısı durmayacak. *
devamını gör...
877.
çıldırıcam, herkesi favoriliyorum. herkes haklı gibi. noluyor allasen? fantastike.
birbirinden tamamen zıt iki yazarı birden favladım. bunu neden yaptım nedenn.
mesai bitiminde çayır çimene karşı rakı açtım. gün batımı olayları hoş hocam. bulunduğum noktadan metropol insanının dertlerine nanik yapıyorum. neşet baba çimenin tam üstünde. tıngır mıngır çalıyor sazı. o anlatıyor ben dinliyorum.
hayat biraz da bu’ymuş diyorum. discordda mejanın sesi, sözlükte entelin entrysi. melisshocuğumun jokeri. yoldaşın moderatörleri.
buymuş. farklılıklarımıza rağmen bizi bir arada tutan bir yer imiş.
uzatmayalım, ne anlattım şimdi ben sısısıs
buldum. rakı çok hoş bir şey hocalarım, birgün birlikte içmek üzere.
birbirinden tamamen zıt iki yazarı birden favladım. bunu neden yaptım nedenn.
mesai bitiminde çayır çimene karşı rakı açtım. gün batımı olayları hoş hocam. bulunduğum noktadan metropol insanının dertlerine nanik yapıyorum. neşet baba çimenin tam üstünde. tıngır mıngır çalıyor sazı. o anlatıyor ben dinliyorum.
hayat biraz da bu’ymuş diyorum. discordda mejanın sesi, sözlükte entelin entrysi. melisshocuğumun jokeri. yoldaşın moderatörleri.
buymuş. farklılıklarımıza rağmen bizi bir arada tutan bir yer imiş.
uzatmayalım, ne anlattım şimdi ben sısısıs
buldum. rakı çok hoş bir şey hocalarım, birgün birlikte içmek üzere.
devamını gör...
878.
kitap, film ve dizi başlıklarına iliştirilecek küçük bir oylama uygulamasıyla yerli goodreads, imdb, rottentomatoes olabilir. neden olmasın?
devamını gör...
879.
bugün kendimi kafa sözlük hakkında yazma konusunda sorumlu hissettim. nedenini tam olarak bende bilmiyorum fakat bazı yazarların bencil ithamları beni yazmaya itti diyebilirim.
arkadaşlar insanların özgürce fikirlerini beyan edebileceği, farklı bilgi kaynaklarındaki farklı tanımları yapabileceği bir platformda, sadece sizin istediğiniz tanımları ya da başlıkları görmeniz mümkün değil. kaldı ki memnun değilseniz ve bu memnuniyetsizliğinizin kaynağı söz konusu başlık veya tanımlar, suç, hakaret içermiyorsa bunu diğer yazarların görmesini istemeniz sadece art niyet taşır. sözlüğün başlardaki kalitesi kalmadı konusunda bir sitemde bulunmak ise tamamen iki yüzlülüktür, aynı arkadaşlar eminim ki ilk günlerde de sol frame akmıyor diye de sitemde bulunmuşlardır.
aktif yazar sayısının beş bine yaklaştığı bir sözlükte, salt bilgi içeren tanımlar istiyorsan hayal dünyasında yaşıyorsundur. sözlükler insanları farklı konularda farklı düşünmeye içeren başlıklarda ister, güncel konularda ilk ağızdan yorum içeren başlıklar da. her gün gül şudur lale budur, mikroorganizma şudur, meşru müdafaa budur diyerek insanların bilgi tüketmesini bekleyemezsin. insan kaos ister hareketlilik ister arada bir lucifer gibi adamları okuyup ne anlatıyor bu demek, arada bahşılıyı okuyup ibret almak ister ya da benim gibi engelleyip yoluna bakmak ister. sen tutmuş herkesin elinden bunu alalım sadece tanım girilsin okuyalım feyz alalım diyorsun.
engelle butonu mevcut arkadaşım, engeller geçersin. söz konusu tanımlar suç ve hakaret teşkil etmedikten sonra benim için bazen kaliteli bilgi bazen lafügüzaftır.
her ne olursa olsun, velhasıl kelam emektir.
arkadaşlar insanların özgürce fikirlerini beyan edebileceği, farklı bilgi kaynaklarındaki farklı tanımları yapabileceği bir platformda, sadece sizin istediğiniz tanımları ya da başlıkları görmeniz mümkün değil. kaldı ki memnun değilseniz ve bu memnuniyetsizliğinizin kaynağı söz konusu başlık veya tanımlar, suç, hakaret içermiyorsa bunu diğer yazarların görmesini istemeniz sadece art niyet taşır. sözlüğün başlardaki kalitesi kalmadı konusunda bir sitemde bulunmak ise tamamen iki yüzlülüktür, aynı arkadaşlar eminim ki ilk günlerde de sol frame akmıyor diye de sitemde bulunmuşlardır.
aktif yazar sayısının beş bine yaklaştığı bir sözlükte, salt bilgi içeren tanımlar istiyorsan hayal dünyasında yaşıyorsundur. sözlükler insanları farklı konularda farklı düşünmeye içeren başlıklarda ister, güncel konularda ilk ağızdan yorum içeren başlıklar da. her gün gül şudur lale budur, mikroorganizma şudur, meşru müdafaa budur diyerek insanların bilgi tüketmesini bekleyemezsin. insan kaos ister hareketlilik ister arada bir lucifer gibi adamları okuyup ne anlatıyor bu demek, arada bahşılıyı okuyup ibret almak ister ya da benim gibi engelleyip yoluna bakmak ister. sen tutmuş herkesin elinden bunu alalım sadece tanım girilsin okuyalım feyz alalım diyorsun.
engelle butonu mevcut arkadaşım, engeller geçersin. söz konusu tanımlar suç ve hakaret teşkil etmedikten sonra benim için bazen kaliteli bilgi bazen lafügüzaftır.
her ne olursa olsun, velhasıl kelam emektir.
devamını gör...
880.
hz. muhammed başlığına kendisi hakkında çağdaş kaynaklarla çalışmak zordur yazıyorum gelip altta ya da özelden laf atıyor bana.
sonra yobaz deyince neden yobaz dedin oluyor ya
sonra yobaz deyince neden yobaz dedin oluyor ya
devamını gör...