241.
abi şunun içine biraz da uykuluk kıy, lezzet katlanarak artıyor. nisan mayıs aylarında yedin mi hele ki üfff...
devamını gör...
242.
adam gibi uykuluklu tek örneğini ilginçtir, bir bursa seyahatimde, öylesine bir dükkanda yemiştim.
kokoreç sever miyim? biz bunu şu roll şeklinde eve alıyoruz, veren kasap da bizi çok iltifatlıyor, iyi değilse vermiyor falan ama yok arkadaş.. o bursa’daki kokoreç değil.
hiç biri değil.
veya benim bursa’ya karşı tam çözemediğim bir zaafım var. çünkü beyran başlığını görsem bu sefer de iznik’i yazacağım.
kokoreç sever miyim? biz bunu şu roll şeklinde eve alıyoruz, veren kasap da bizi çok iltifatlıyor, iyi değilse vermiyor falan ama yok arkadaş.. o bursa’daki kokoreç değil.
hiç biri değil.
veya benim bursa’ya karşı tam çözemediğim bir zaafım var. çünkü beyran başlığını görsem bu sefer de iznik’i yazacağım.
devamını gör...
243.
kokoreç, sıradan bir yiyecek değildir. kokoreç bir karar anıdır. hayatta ben buyum deme şeklidir. ilk ısırıkta insanın diliyle değil, ruhuyla temas eder. öyle bir tat ki, sanki baharatlar gizli bir toplantı yapmış, bunu biraz fazla iyi yapalım da kimse mantık aramasın diye anlaşmışlardır.
kokoreç yerken zaman kavramı bozulur. saat kaçtır bilinmez, kaçıncı lokma olduğu sayılmaz. ekmek sadece bir taşıyıcıdır; asıl olay, içeride yaşanan damak anarşisidir. kimyon önden girer, pul biber arkadan yetişir, kekik kenardan laf sokar.
kokoreç öyle bir yemektir ki, yedikten sonra aslında ben bunu yemeyecektim diye başlayan ama iyi ki yemişim ile biten bir iç monolog yaşanır. yanında ayran varsa vicdan rahatlar, yoksa da olsun denir. çünkü kokoreç, vicdanı ikna edebilen nadir yiyeceklerdendir.
kokoreç seven insanla tartışılmaz. çünkü o insan hayatta bazı şeyleri aşmıştır. hayatın anlamını sormaz, cevabı ekmeğin arasında bulmuştur. minimalisttir; mutluluk onun için sıcak, yağlı ve hafif dumanlıdır.
sonuç olarak kokoreç;
– bir yemek değil,
– bir felsefe değil,
– bir yaşam tarzıdır.
ve evet, gece 23.44’te yenmesi makbuldür. çünkü kokoreç, geceyi ciddiye alır.
kokoreç yerken zaman kavramı bozulur. saat kaçtır bilinmez, kaçıncı lokma olduğu sayılmaz. ekmek sadece bir taşıyıcıdır; asıl olay, içeride yaşanan damak anarşisidir. kimyon önden girer, pul biber arkadan yetişir, kekik kenardan laf sokar.
kokoreç öyle bir yemektir ki, yedikten sonra aslında ben bunu yemeyecektim diye başlayan ama iyi ki yemişim ile biten bir iç monolog yaşanır. yanında ayran varsa vicdan rahatlar, yoksa da olsun denir. çünkü kokoreç, vicdanı ikna edebilen nadir yiyeceklerdendir.
kokoreç seven insanla tartışılmaz. çünkü o insan hayatta bazı şeyleri aşmıştır. hayatın anlamını sormaz, cevabı ekmeğin arasında bulmuştur. minimalisttir; mutluluk onun için sıcak, yağlı ve hafif dumanlıdır.
sonuç olarak kokoreç;
– bir yemek değil,
– bir felsefe değil,
– bir yaşam tarzıdır.
ve evet, gece 23.44’te yenmesi makbuldür. çünkü kokoreç, geceyi ciddiye alır.
devamını gör...
244.
geçen gün derin düşüncelere daldım ve bir fikir peydah oldu. iri kıyım koko dostu neden köz sarımsakla denemiyoruz? yoksa zaten yapılıyordu da bunca zaman bensiz mi yiyordunuz?
bir sonraki çiftlik ziyaretimde ustalara bahsedeceğim. “abi güzel fikirmiş neden olmasın” diyerek yüzüme gülecekler, sonra arkamdan toşbil geçecekler.
bir sonraki çiftlik ziyaretimde ustalara bahsedeceğim. “abi güzel fikirmiş neden olmasın” diyerek yüzüme gülecekler, sonra arkamdan toşbil geçecekler.
devamını gör...