köyde hiç yaşamayanların bilemeyeceği şey
başlık "corsairsgold" tarafından 30.01.2021 21:27 tarihinde açılmıştır.
21.
teknolojinin olmadığı bir dünyada sadece kendi bilgi ve sezgilerine dayanarak tek başına hayatta kalmak. çocukluğumun bir kısmı köyde geçti. sarımsak ekmeyi de bilirim, mantar toplamayı da, nasıl av tuzagu kurulacağını, kuşların ve tavşanların nasıl yakalanacağını, yakalanan kirpinin nasıl açılmasının sağlanacağını, bitkileri, ağaçları, hangi mevsimde ne bulabileceğimi bilirim.
çocuklar tek başlarına inek ve koyun sürüleriyle hayvan güderler, yönlerini bulmayı öğrenirler. bu sırada toplanan glimşi ( asparagusun karadenizde yerel adı ) ve mantarları nasıl pişireceğini bilir. ırmakta elleriyle balık avlamayı, su bulmayı, su çıkarmayı bilir.
tüfekle çocukluk-ergenlik döneminde gereklilik nedeniyle tanışır, ne zaman kullanması , ne zaman kullanmaması gerektiğini öğrenir. bu silah yanlıların silah kullanması gibi değildir. dağda kurt vardır, ayı vardır.
kendine güvenlidir çoğu köy çocuğu.
okumuş cahillerden daha akıllıdır çoğu zaman. siz onu şivesini aşağılarken o da sizin her şeyi inceltip, kırıtarak konuşmanıza güler. doktorun insan vücudu hakkında ne kadar bilgisi varsa köylünün de doğada tek başına üreterek ve toplayarak yaşamaya dair o kadar bilgisi vardır.
köylerde oda vardır. bu köye gelen konukların kalması içindir. misafirler köy tarafından ağırlanır. köyden kente göçle nüfus azalmıştır, şehre taşınıp şehirli olduk edasında gezen ve bu süreçte muhafazakarlaşanlar nedeniyle yapısı değişmeye başlamıştır. ancak hala yaşlılara, hastalara tüm köy bakar.
ailem covid nedeniyle geçen yık köye döndü. köydekiler her gün gelip o istemese bile işlerine yardım ediyorlar.
şehirli, sözde entellektüel kendi ukalalığında evde hastalansa cesedi ancak 10 gün sonra bulunur, köyde ise bir evden çığlık yükseldiğinde herkes koşar.
bir gün teknoloji çökerse sanırım ayakta kalmayı başarabilenlerin büyük bölümü köylüler olur.
çocuklar tek başlarına inek ve koyun sürüleriyle hayvan güderler, yönlerini bulmayı öğrenirler. bu sırada toplanan glimşi ( asparagusun karadenizde yerel adı ) ve mantarları nasıl pişireceğini bilir. ırmakta elleriyle balık avlamayı, su bulmayı, su çıkarmayı bilir.
tüfekle çocukluk-ergenlik döneminde gereklilik nedeniyle tanışır, ne zaman kullanması , ne zaman kullanmaması gerektiğini öğrenir. bu silah yanlıların silah kullanması gibi değildir. dağda kurt vardır, ayı vardır.
kendine güvenlidir çoğu köy çocuğu.
okumuş cahillerden daha akıllıdır çoğu zaman. siz onu şivesini aşağılarken o da sizin her şeyi inceltip, kırıtarak konuşmanıza güler. doktorun insan vücudu hakkında ne kadar bilgisi varsa köylünün de doğada tek başına üreterek ve toplayarak yaşamaya dair o kadar bilgisi vardır.
köylerde oda vardır. bu köye gelen konukların kalması içindir. misafirler köy tarafından ağırlanır. köyden kente göçle nüfus azalmıştır, şehre taşınıp şehirli olduk edasında gezen ve bu süreçte muhafazakarlaşanlar nedeniyle yapısı değişmeye başlamıştır. ancak hala yaşlılara, hastalara tüm köy bakar.
ailem covid nedeniyle geçen yık köye döndü. köydekiler her gün gelip o istemese bile işlerine yardım ediyorlar.
şehirli, sözde entellektüel kendi ukalalığında evde hastalansa cesedi ancak 10 gün sonra bulunur, köyde ise bir evden çığlık yükseldiğinde herkes koşar.
bir gün teknoloji çökerse sanırım ayakta kalmayı başarabilenlerin büyük bölümü köylüler olur.
devamını gör...
22.
ben söyleyeyim bok gibidir. bu saçmalığı bilemeyecekler.
sanki hiç tartışılmamış gibi baştan anlatmaya üşendim ve sadece bok gibidir diyip uzuyorum.
sanki hiç tartışılmamış gibi baştan anlatmaya üşendim ve sadece bok gibidir diyip uzuyorum.
devamını gör...
23.
köyde yaşayan insanların entelektüel olduklarını. ah gece mum ışığında bacon okuyan, shakespeare soneleri ile ninemi tavlayan dedem ah!
devamını gör...
24.
zaman.
şehirdekiler zamanı kaçırıyor, köydekiler ise anı yaşıyor.
şehirdekiler zamanı kaçırıyor, köydekiler ise anı yaşıyor.
devamını gör...
25.
ineklere bakmanın huzuru, onları sevmenin, yataklarını temizlemenin, kapıyı kapattıktan sonra möö deyip gitme demelerinin sizi sevdiklerini hissettirmeleri
oğlakları öpmenin, sabah akşam güzel havalarda sakince yürüyüşün, komşuların bu hayatta çok değerli oluşu, kandillerde bol kek, baklava olması, yardımlaşma...
huzur,mutlu olmak.
bunlar köydeki insanların bileceği şeyler, ayrıca cahil değiller çok bilgili kültürlü insanlar var." insan"diyorum herkes nefes alır verir ama insanlık vasfını yerine getiremez. samimiyeti, sevildiğinizi hissetmeniz...
oğlakları öpmenin, sabah akşam güzel havalarda sakince yürüyüşün, komşuların bu hayatta çok değerli oluşu, kandillerde bol kek, baklava olması, yardımlaşma...
huzur,mutlu olmak.
bunlar köydeki insanların bileceği şeyler, ayrıca cahil değiller çok bilgili kültürlü insanlar var." insan"diyorum herkes nefes alır verir ama insanlık vasfını yerine getiremez. samimiyeti, sevildiğinizi hissetmeniz...
devamını gör...
26.
- tahta kapının oraya bi' elma diktim kızım, ona tırmanmayın olur mu daha çok körpe.
- tamam dede.
ilk ona çıkılır. ağaç kırılır, dede çok kızar. bastonuyla kovalar kuzenlerinizle sizi. akşam olur, 5 karış suratla masaya oturursunuz. babaanne ısrar kıyamet ne olduğunu anlattırır. dedeye çok kızar olanları öğrenince. dede de üzülür. zaten yemek boyu ağzını bıçak açmamıştır. kalkar namazını kılar. yemekten sonra siz divanda oturur babaannenin soyduğu meyveleri yer neden tavanda olduğu bir türlü anlaşılmayan küçük tüplü televizyonu domine ederken dede gelir, yanınıza oturur, kırdım kalbini özür dilerim, hakkını helal et torunum der. sevgiyle sarılır size. dikkatli bakarsanız iki damla yaş da vardır gözünde saklamaya çalıştığı. koca adam. üstelik haklı. babanızı, halalarınızı, amcanızı doğadan, topraktan dişini tırnağına takıp çıkardıklarıyla okutan dağ gibi adam, 5 yaşındaki şehirli, şımarık bebeden özür diler. bilemiyorum altan. o günlerden bakınca olacaktı her şey çok güzel. şimdi? meh...
- tamam dede.
ilk ona çıkılır. ağaç kırılır, dede çok kızar. bastonuyla kovalar kuzenlerinizle sizi. akşam olur, 5 karış suratla masaya oturursunuz. babaanne ısrar kıyamet ne olduğunu anlattırır. dedeye çok kızar olanları öğrenince. dede de üzülür. zaten yemek boyu ağzını bıçak açmamıştır. kalkar namazını kılar. yemekten sonra siz divanda oturur babaannenin soyduğu meyveleri yer neden tavanda olduğu bir türlü anlaşılmayan küçük tüplü televizyonu domine ederken dede gelir, yanınıza oturur, kırdım kalbini özür dilerim, hakkını helal et torunum der. sevgiyle sarılır size. dikkatli bakarsanız iki damla yaş da vardır gözünde saklamaya çalıştığı. koca adam. üstelik haklı. babanızı, halalarınızı, amcanızı doğadan, topraktan dişini tırnağına takıp çıkardıklarıyla okutan dağ gibi adam, 5 yaşındaki şehirli, şımarık bebeden özür diler. bilemiyorum altan. o günlerden bakınca olacaktı her şey çok güzel. şimdi? meh...
devamını gör...
27.
zorunlu olarak köyde yaşamanın özenilesi değil özlenisi olduğu gerçeği.
devamını gör...
28.
öküzü sevmek için elini uzatmanız, onun sinirlenip üstünüze yürümesi, bu sefer de dursun diye elinizi stop şeklinde tutup adeta matador gibi hedef haline gelmeniz, korkudan aniden gelen çişinizle ömrümüzün bu kadar olduğunu düşünmeniz. köyde yaşayan herkesin başına böyle bir olay gelmiştir. hayvanlar değişebilir. örneğin; keçi, horoz.
devamını gör...
29.
çocukluğunda köyün çocuklara sunduğu tüm coşkuyu kaçırmış kişilerdir. köyde yaşamadım, fakat çocukken tatillerde biriktirdiğim anılarım var, hayatımın en güzel anları olarak saklıyorum onları hafızamda.
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
kuzularla koşturduğum, buzağıların, sıpaların en minik en güzel halleriyle kalbimi coşturan zamanlardı. kendime en yakın bulduğum kuzuyu diğer yaz göremeyince çok ağlamıştım. o artık bir koyun olmuştu ve bu benim için kuzumu kaybettiğim anlamına geliyordu. ilk hayalkırıklığımdı sanırım. * kazlarla ve arılarla aram hiç bir zaman iyi olmadı.
pınarın başında oynardık en güzel oyunlarımızı köyün çocuklarıyla.
elma, erik ağaçları yuvamdı. evin bahçesindeki duvara tırmanır korukların tadını çıkarırdım. hiç ağaçtan düşmedim fakat damdan düştüm bir kere. "bana damdan düşeni getirin" *
sıkılırsam ya da birine kızmışsam alıp başımı tepelere koşardım, rüzgarlarla yarışırdım. en özgür hissettiğim anlardı. bir daha hiç öyle hissedemedim. bu yüzden çok değerli bu anılar benim için.
köyde yaşamadım dedim ama en güzelini yaşamışım aslında. *
devamını gör...
30.
yok tesekkürler bizim köy cahillik kokuyo
devamını gör...
31.
karpuz yemeyi çok seven bir kertenkele (ayrıca karpuz hırsızı tabaklarıma dadanıyordu) ile neredeyse iki ay oda arkadaşı olduk bence köyde yaşamayan insanın hatta benim evimde yaşamayanın göremeyeceği durumdur.
devamını gör...
32.
mis gibi kokular...
kazların kovalaması...
kuzu, inek , horoz sesleri...
piknikler....
kazların kovalaması...
kuzu, inek , horoz sesleri...
piknikler....
devamını gör...
33.
bakış açısı darlığı.. normal hayat tarzınızın mesela köy meydanından geçerek bir arkadaşınıza gitmenizin dedikodu malzemesi olması.. iftiralara maruz kalmanız.. hiç istemediğiniz bir lakapla anılıyor olmanız.. normalde bir arkadaşınız söylese bir daha asla yüzüne bakmayacak olduğunuz sözleri her gün köydekilerden duymanız... köy hayatı, benim için insan yüreğini daraltan anılardan ibaret..
devamını gör...
34.
dışarda olan alaturka köy tuvaletinde gece sıçarken bir taraftan da kurbağalar ile kesişmek
devamını gör...
35.
gökyüzüne bakınca yıldızların ne kadar
parlak ve büyük göründüğünü ve de
köyde yazın herkesin evinin damlarında
o güzel gökyüzüne bakarak uyuduğunu bu uykunun ne kadar güzel olduğunu bilemezler ....
parlak ve büyük göründüğünü ve de
köyde yazın herkesin evinin damlarında
o güzel gökyüzüne bakarak uyuduğunu bu uykunun ne kadar güzel olduğunu bilemezler ....
devamını gör...
36.
yeni doğan oglaklari sevmek mi desem baharda taze yetişen türlü türlü otların kokusunu doyasıya içine çekmek mi desem yoksa tarlada iş görürken hemen aşağıdaki çayda yüzmek mi desem bilemedim.
sabahın köründe kalkıp olabildiğince erken davranıp herkesten önce suyu kendi tarlasına çevirmeye çalışmak için kıyasıya yarışmak gibi dezavantajları da var tabi.
sabahın köründe kalkıp olabildiğince erken davranıp herkesten önce suyu kendi tarlasına çevirmeye çalışmak için kıyasıya yarışmak gibi dezavantajları da var tabi.
devamını gör...
37.
tandır nasıl yakılır..
devamını gör...
38.
kuzinede pişirilen ekmek.
devamını gör...
39.
yıldızların ne kadar cok, yakın ve parlak göründüğü.
devamını gör...
40.
küçükken kaçıp şehir hayatına adım atma isteği ve yaş ilerledikçe köy hayatına olan özlemin artma gerçeği. az insan, çok huzur.
devamını gör...