81.
dışarıdan bakınca serttir ama içine girince son derece katmanlı bir dünya çıkar. öfke vardır evet ama sadece öfke yoktur. yas vardır, yabancılaşma vardır, insanın kendi zihniyle kavgası vardır, mitoloji vardır, tarih vardır, din eleştirisi vardır, savaş karşıtlığı vardır, varoluş sancısı vardır. mesele hiçbir zaman sadece distortion olmadı.
kaldı ki metal tek parça bir janr değil. thrash metalin damarında toplumsal öfke ve politik refleks dolaşır. doom metal insanın içine çöken ağırlığı, yavaşlığı, kaybı taşır. death metal ilk bakışta kaos gibi gelir ama işin içine girince teknik kapasitesiyle, ritmik karmaşıklığıyla ve disiplinli yapısıyla bambaşka bir yere oturur. black metal ise çoğu zaman müzikten çok atmosfer kurar. soğukluk, yalnızlık, doğa, karanlık, bazen de insanın medeniyetle kavgası gibi temalarla çalışır. power metalde destansı anlatı vardır, folk metalde hafıza ve kök duygusu vardır, progressive metalde ise adeta sabırla örülmüş bir mimari gibi kurulan parçalar görürsün. bu liste uzar gider! yani dışarıdan “hepsi aynı gürültü” gibi gelen şey, aslında kendi içinde son derece farklı duygusal ve estetik evrenlere ayrılır.
çoğu zaman insanın bastırdığı duygulara tercüman olur. toplumun sürekli törpülemeye çalıştığı öfkeyi, acıyı, kırılganlığı, yabancılık hissini saklamaz. cilalamaz da. bu yüzden metal dinleyen insanı dışarıdan sadece agresif sananlar. çünkü metal çoğu zaman saldırganlıktan çok boşalma alanıdır. insanın içinde biriken şeyi dışarı taşımanın daha dürüst bir yoludur. bazı insanlar bunu arabeskte bulur, bazıları cazda, bazıları halk müziğinde bulur. metal dinleyicisi de kendi duygusal sözlüğünü burada bulur.
işin kültür tarafı da önemli. metal dinleyicisi yıllardır klişelerle anlatıldı. sanki hepsi karanlıkta yaşayan, öfke saçan, kedi kesen, dünyayla kavgalı tipler gibi sunuldu. oysa metal çevresinde çok güçlü bir aidiyet duygusu vardır. konser kültüründe, underground dayanışmasında, fanzin geleneğinde, patch ceketlerde, kaset cd döneminin takasında, albüm kapaklarına gösterilen özenin içinde hep bunu görürsün. mosh pit dışarıdan bakana kaos gibi gelir ama kendi içinde ciddi bir etik taşır. düşeni kaldırmak, sınırı aşanı dışlamak, birlikte coşarken birbirine dikkat etmek gibi yazısız kurallar vardır. yani o sert görüntünün altında çoğu zaman şaşırtıcı bir dayanışma çıkar.
metal biraz da emek isteyen bir müziktir. pop gibi ilk dinleyişte kendini teslim etmeyebilir. bazen bir riffin, bir davul yürüyüşünün, bir vokal tonunun, bir albümün bütün atmosferinin insana açılması zaman ister. bu yüzden metal dinleyicisi çoğu zaman sadece “şarkı dinleyen” değil, albüm dinleyen insandır. girişten kapanışa kadar düşünülmüş bir bütünlük arar. konsept albümlerle kurulan dünya, sözlerle müziğin birleştiği yer, tonun anlattığı şey, kapağın yarattığı ilk izlenim hepsi önemlidir. metalde çoğu zaman parça değil evren dinlersin.
metal dinleyenin sürekli sert, huysuz, taşkın biri olduğu sanılır. halbuki yıllarca metal dinleyen insanlarda çok güçlü bir mizah duygusu, ironi, hatta kendini küçümseyebilme hali görürsün. çünkü bu kültür sadece karanlıkla değil, o karanlıkla yaşamayı öğrenmekle de ilgilidir. sert müzik dinlemek her zaman sert insan olmak demek değildir. bazen tam tersidir. insan dışarıda sakin kalabilmek için içerideki fırtınayı müzikte yaşar.
uzun lafın kısası, metal herkes için olmak zorunda değil ama seveni için oldukça açık bir anlam taşır. bazen bir başkaldırı biçimidir, bazen sığınak, bazen estetik bir arayış, bazen de sadece dünyayı fazla cilalı bulan insanların daha dürüst bir ses arayışıdır ve dürüst olmak gerekirse, bu kadar geniş bir duygu alanını bu kadar gösterişsiz ama bu kadar kuvvetli taşıyabilen çok az müzik kültürü var.
kaldı ki metal tek parça bir janr değil. thrash metalin damarında toplumsal öfke ve politik refleks dolaşır. doom metal insanın içine çöken ağırlığı, yavaşlığı, kaybı taşır. death metal ilk bakışta kaos gibi gelir ama işin içine girince teknik kapasitesiyle, ritmik karmaşıklığıyla ve disiplinli yapısıyla bambaşka bir yere oturur. black metal ise çoğu zaman müzikten çok atmosfer kurar. soğukluk, yalnızlık, doğa, karanlık, bazen de insanın medeniyetle kavgası gibi temalarla çalışır. power metalde destansı anlatı vardır, folk metalde hafıza ve kök duygusu vardır, progressive metalde ise adeta sabırla örülmüş bir mimari gibi kurulan parçalar görürsün. bu liste uzar gider! yani dışarıdan “hepsi aynı gürültü” gibi gelen şey, aslında kendi içinde son derece farklı duygusal ve estetik evrenlere ayrılır.
çoğu zaman insanın bastırdığı duygulara tercüman olur. toplumun sürekli törpülemeye çalıştığı öfkeyi, acıyı, kırılganlığı, yabancılık hissini saklamaz. cilalamaz da. bu yüzden metal dinleyen insanı dışarıdan sadece agresif sananlar. çünkü metal çoğu zaman saldırganlıktan çok boşalma alanıdır. insanın içinde biriken şeyi dışarı taşımanın daha dürüst bir yoludur. bazı insanlar bunu arabeskte bulur, bazıları cazda, bazıları halk müziğinde bulur. metal dinleyicisi de kendi duygusal sözlüğünü burada bulur.
işin kültür tarafı da önemli. metal dinleyicisi yıllardır klişelerle anlatıldı. sanki hepsi karanlıkta yaşayan, öfke saçan, kedi kesen, dünyayla kavgalı tipler gibi sunuldu. oysa metal çevresinde çok güçlü bir aidiyet duygusu vardır. konser kültüründe, underground dayanışmasında, fanzin geleneğinde, patch ceketlerde, kaset cd döneminin takasında, albüm kapaklarına gösterilen özenin içinde hep bunu görürsün. mosh pit dışarıdan bakana kaos gibi gelir ama kendi içinde ciddi bir etik taşır. düşeni kaldırmak, sınırı aşanı dışlamak, birlikte coşarken birbirine dikkat etmek gibi yazısız kurallar vardır. yani o sert görüntünün altında çoğu zaman şaşırtıcı bir dayanışma çıkar.
metal biraz da emek isteyen bir müziktir. pop gibi ilk dinleyişte kendini teslim etmeyebilir. bazen bir riffin, bir davul yürüyüşünün, bir vokal tonunun, bir albümün bütün atmosferinin insana açılması zaman ister. bu yüzden metal dinleyicisi çoğu zaman sadece “şarkı dinleyen” değil, albüm dinleyen insandır. girişten kapanışa kadar düşünülmüş bir bütünlük arar. konsept albümlerle kurulan dünya, sözlerle müziğin birleştiği yer, tonun anlattığı şey, kapağın yarattığı ilk izlenim hepsi önemlidir. metalde çoğu zaman parça değil evren dinlersin.
metal dinleyenin sürekli sert, huysuz, taşkın biri olduğu sanılır. halbuki yıllarca metal dinleyen insanlarda çok güçlü bir mizah duygusu, ironi, hatta kendini küçümseyebilme hali görürsün. çünkü bu kültür sadece karanlıkla değil, o karanlıkla yaşamayı öğrenmekle de ilgilidir. sert müzik dinlemek her zaman sert insan olmak demek değildir. bazen tam tersidir. insan dışarıda sakin kalabilmek için içerideki fırtınayı müzikte yaşar.
uzun lafın kısası, metal herkes için olmak zorunda değil ama seveni için oldukça açık bir anlam taşır. bazen bir başkaldırı biçimidir, bazen sığınak, bazen estetik bir arayış, bazen de sadece dünyayı fazla cilalı bulan insanların daha dürüst bir ses arayışıdır ve dürüst olmak gerekirse, bu kadar geniş bir duygu alanını bu kadar gösterişsiz ama bu kadar kuvvetli taşıyabilen çok az müzik kültürü var.
devamını gör...
82.
orta okulda metallica dinleyerek başladığım, lisede rock'n coke festivallerinde tutkun olduğum, 99'da s.o.a.d ile artık vazgeçemediğim müzik.
ben sözlerini de bir diğer tutkum olan arabesk müziğe benzetirim ve ikisini de aynı ruh halindeyken dinlerim.
metal müzik bir kültürdür, bir tutkudur.
ben sözlerini de bir diğer tutkum olan arabesk müziğe benzetirim ve ikisini de aynı ruh halindeyken dinlerim.
metal müzik bir kültürdür, bir tutkudur.
devamını gör...
83.
müzikten anlamayan için kafa şişirir, müzikten anlayanlar içinse, bir başkaldırının, bir toplumsal ya da bireysel öfke ve tepkinin, duygu yoğunluğunun dışa vurumudur.
yaşlanırsam şayet, kafa sallaya sallaya dinleyen marjinal bir ihtiyar olacağım kesin. ölene dek dinleyeceğim yegane müzik türü. çok seviyorum çok.
yaşlanırsam şayet, kafa sallaya sallaya dinleyen marjinal bir ihtiyar olacağım kesin. ölene dek dinleyeceğim yegane müzik türü. çok seviyorum çok.
devamını gör...
84.
son yıllarda daha da fazla dinlediğim müzik türü, hakkında aşırı bir derinlik ve bilgiye sahip değilimdir belki ama bu türün iyi bir dinleyicisimdir.
devamını gör...
85.
iletken bir müzik türüdür. kendi içinde alt gruplara ayrılır. alkollü metal en iletkenidir.
devamını gör...
86.
kafa şişiren müzik türü.
sevdiceğim tapıyor diye bazen dinlemeye çalışıyorum ama kaldıramıyorum, çekiçle beynime vuruyorlar sanki. yaşlanmışım sanırım.
sevdiceğim tapıyor diye bazen dinlemeye çalışıyorum ama kaldıramıyorum, çekiçle beynime vuruyorlar sanki. yaşlanmışım sanırım.
devamını gör...
87.
aslında sadece müzik türü ve tarzı olarak açıklamak çok doğru bir yaklaşım değil. kökeni ve çıkış noktası itibariyle bir başkaldırı, bir isyan! zaman içindeki dönüşümü ile de topluma ve yaşananlara bir eleştiri olarak da görebiliriz.
tüm müzik endüstrisi ikili ilişkileri sözlere dökerken, heavy metal, toplumsal olayları, savaşları, siyasi baskıları, azınlıkları, toplumun dayatmalarını eleştirmeye başlamıştır.
tüm müzik endüstrisi, birkaç nota ile birbirine benzer, kolay tüketilir ve ticari kaygı amaçlı müzik yaparken, heavy metal, ticari kaygının tamamen dışında kalıp, karmaşık yapıda, tüketilmesi zor ve de azınlığa hitap eden bir müzik yapma çabasındadır.
sadece bu iki noktadan bakınca bile, popüler kültürün karşısında olduğu ve de ticari kaygıların dışında, tamamen amatör duygular ile kendini ifade etmeye çalışması bile taktir edilesi.
dinleyici için ise kendini ait olduğu bir yerde hissetmesi demek. toplumdan farklı oldığu ve kendi gibi farklı olanların olduğu bir ortamda kendine yer bulması demek.
o yüzden, çıkış noktası ve zaman içinde değişimini de eklersek sadece bir müzik türünden çok daha fazlası demek. bir kültür demek.
ama sadece bu kültürün bir parçası olmak için dinlenmez tabii ki. sadece birileri sevdiği için de dinlenmez. anlamak için de çekiçle beyine vurulma metaforundan çok daha fazlası gerek. o yüzden de herkese hitap etmiyor zaten. hitap ettiği kitleyi değiştirmek, genişletmek gibi bir derdi de yok. tutku ile bağlı olan bizler için kafa şişiren gürültüden çok daha fazlası çünkü.
tüm müzik endüstrisi ikili ilişkileri sözlere dökerken, heavy metal, toplumsal olayları, savaşları, siyasi baskıları, azınlıkları, toplumun dayatmalarını eleştirmeye başlamıştır.
tüm müzik endüstrisi, birkaç nota ile birbirine benzer, kolay tüketilir ve ticari kaygı amaçlı müzik yaparken, heavy metal, ticari kaygının tamamen dışında kalıp, karmaşık yapıda, tüketilmesi zor ve de azınlığa hitap eden bir müzik yapma çabasındadır.
sadece bu iki noktadan bakınca bile, popüler kültürün karşısında olduğu ve de ticari kaygıların dışında, tamamen amatör duygular ile kendini ifade etmeye çalışması bile taktir edilesi.
dinleyici için ise kendini ait olduğu bir yerde hissetmesi demek. toplumdan farklı oldığu ve kendi gibi farklı olanların olduğu bir ortamda kendine yer bulması demek.
o yüzden, çıkış noktası ve zaman içinde değişimini de eklersek sadece bir müzik türünden çok daha fazlası demek. bir kültür demek.
ama sadece bu kültürün bir parçası olmak için dinlenmez tabii ki. sadece birileri sevdiği için de dinlenmez. anlamak için de çekiçle beyine vurulma metaforundan çok daha fazlası gerek. o yüzden de herkese hitap etmiyor zaten. hitap ettiği kitleyi değiştirmek, genişletmek gibi bir derdi de yok. tutku ile bağlı olan bizler için kafa şişiren gürültüden çok daha fazlası çünkü.
devamını gör...