21.
günümüzde birçok mühendis, avukat ve dahi doktor bile modern köledir.
beyaz yakalı olmaktır .
beyaz yakalı olmaktır .
devamını gör...
22.
yasal olarak en fazla 45 saat çalıştırmak gerekirken hafta içi 8-6 çalıştırıp cumatesi de öğlene kadar çalıştıran ve işe girmeden önce fazla mesai almayacağına dair kağıt imzalatan, haftada ortalama 48.5 - 50 saat çalıştırılan "modern kölelik "değil "orta çağ kölelik" özel şirketlerde uygulanan sistemdir.
devamını gör...
23.
farkına varmadan hepimizin yaptığı açık konuşayım başkasına kölelik ile yaşamaktansa komünist olup sadece patates yiyerek yaşamayı tercih ederdim.
devamını gör...
24.
asgari yaşam koşullarına sahip olmak için gece gündüz çalıştırılmaktır.
devamını gör...
25.
bir komünist olup devletin kölesi olacağıma, serbest piyasa koşullarında patronun kölesi olurum. en azından paramla ister patates, ister soğan, ister muz alırım.
devletin ideolojisi her ne olursa olsun eğer hukuk yoksa yozlaşma ve yoksunluk kaçınılmazdır. o sebeple ideolojiden çok hukuka ve adalete önem vermek lazımdır.
özgür bireylerin ve en önemlisi özgür olabilen bireylerin bulunmadığı toplumlar, kültürde, sanatta, bilimde, teknolojide, ekonomide ilerleyemezler.
sonuç olarak, basit şekilde ideolojik yaklaşarak sorunlara yüzeysel bakmak yerine, temelindeki probleme inmek gerekir.
devletin ideolojisi her ne olursa olsun eğer hukuk yoksa yozlaşma ve yoksunluk kaçınılmazdır. o sebeple ideolojiden çok hukuka ve adalete önem vermek lazımdır.
özgür bireylerin ve en önemlisi özgür olabilen bireylerin bulunmadığı toplumlar, kültürde, sanatta, bilimde, teknolojide, ekonomide ilerleyemezler.
sonuç olarak, basit şekilde ideolojik yaklaşarak sorunlara yüzeysel bakmak yerine, temelindeki probleme inmek gerekir.
devamını gör...
26.
benim favorim servisli olanı mesela sana 9-5 arası ihtiyaçları oldukları için belirli yerden topluyorlar sonra işleri bitince yine oraya bırakıyorlar
devamını gör...
27.
modern kelimesini önüne geldiği için kölelik kabul edilebilir hale geliyor, oysa nihayetinde köleliktir.
bir tek şey için çalıştılar, doymak. sahip olduklarını zannettikleri şeyler onları doyurmaya yetmiyordu. daha da ve daha da çok. daha da çok tüketmek ihtiyacı duyuyorlardı oysa tüketmekte olduları şey kendileriydi.
sahip olma ve tüketme iştahı onları doyuma ulaştırmıyordu asla, aksine, doymamaları için onları besliyordu. tıpkı kafese kapatılmış bir hamster gibi, tekeri döndür, kendini tüket ve öl!
artık, çıkış yolunu bulmak bir yana aramak ve sorgulama cesaretini göstermek bile az rastlanır bir durumdu.
tekerleği azimle çevirirken bunları düşünmeye zaman ayıramazlardı, bu ise çarkların arasında tükenip giden şeyin kendi benlikleri olması demekti
bir tek şey için çalıştılar, doymak. sahip olduklarını zannettikleri şeyler onları doyurmaya yetmiyordu. daha da ve daha da çok. daha da çok tüketmek ihtiyacı duyuyorlardı oysa tüketmekte olduları şey kendileriydi.
sahip olma ve tüketme iştahı onları doyuma ulaştırmıyordu asla, aksine, doymamaları için onları besliyordu. tıpkı kafese kapatılmış bir hamster gibi, tekeri döndür, kendini tüket ve öl!
artık, çıkış yolunu bulmak bir yana aramak ve sorgulama cesaretini göstermek bile az rastlanır bir durumdu.
tekerleği azimle çevirirken bunları düşünmeye zaman ayıramazlardı, bu ise çarkların arasında tükenip giden şeyin kendi benlikleri olması demekti
devamını gör...
28.
kuki gibi olmaktır.
devamını gör...
29.
eşin yemek yapacak aş bekler,
çocuğun okula gidecek kalem bekler,
ailene bakmak zorundasındır.
iş veren beğenmiyorsun kapı orada kardeşim der.
hani diyebilirsiniz, tamam mis işte beğenmiyorsa çıksın. çıkamaz efendim. iç anadolu şehirlerinin çoğunda 8 saatlik ücret karşılığında 12 saat çalışan insanlarla dolu.
sen beğenir misin bu işi?
yada bu işsizlik de beğenmedim çıkıyorum! diyebilir misin?
yaaa bırağğk!*
çocuğun okula gidecek kalem bekler,
ailene bakmak zorundasındır.
iş veren beğenmiyorsun kapı orada kardeşim der.
hani diyebilirsiniz, tamam mis işte beğenmiyorsa çıksın. çıkamaz efendim. iç anadolu şehirlerinin çoğunda 8 saatlik ücret karşılığında 12 saat çalışan insanlarla dolu.
sen beğenir misin bu işi?
yada bu işsizlik de beğenmedim çıkıyorum! diyebilir misin?
yaaa bırağğk!*
devamını gör...
30.
= özel sektör , beyaz ve mavi yakalılar , kazandığın parayı yiyecek ,yaşayıp gezecek zaman kalmaması , hayatın iş ve ailevi zorunluluklardan ibaret hale gelmesi.
devamını gör...
31.
bileklerimizde pranga olmaksızın para için çalışmak mecburiyetinde olduğumuz ve kapitalizmden çıkışın olmadığı bir dünyayı anlatmada kullanılan terim.
insanlar 5-6 gün ölümüne çalışıp haftasonu küçük atm'lerden onları satın alan patronların reva gördüğü ücreti alıp sonra o parayla bir şeyler satın alıp yine o parayı sahiplerine geri veriyorlar.
işçi sınıf hem zamanından oluyor, hem de kazandığını geri veriyor.
galiba bu yüzden herkes biraz modern köledir.
insanlar 5-6 gün ölümüne çalışıp haftasonu küçük atm'lerden onları satın alan patronların reva gördüğü ücreti alıp sonra o parayla bir şeyler satın alıp yine o parayı sahiplerine geri veriyorlar.
işçi sınıf hem zamanından oluyor, hem de kazandığını geri veriyor.
galiba bu yüzden herkes biraz modern köledir.
devamını gör...
32.
bunun fotoğrafını yılın ilk iş gününde çekmişlerdi.
insanların mutluluğu, canlılığı, enerjisi, umudu, yaşam sevinci renkli fotoğrafı siyah beyaz ama daha çok koyu gri gösteren güçteydi.
yüzlerinden tahammülsüzlük, isteksizlik, agresiflik, sıkkınlık ve bıkkınlık okunuyordu. renkli fotoğraf hiç bu kadar koyu ve boğucu bir gri hissi vermemişti. yüzleri korkunç geldi bana, korkunçluk o ifadelerden.
sabahları ve de soğuk havada temel ihtiyaçların dışına çıkmayı bırakın, temel ihtiyaçlara bile yetmeyen aylıkları kazanmak için işe giderken o tiplerde ben de olurdum. özellikle gittiğim iş yerinin aylık dışında başka katlanabilecek özelliği yoksa. hep aynı işler ve de aynı insanlar içindeysem veya her günüm aptal insanlarla ilgilenmekle geçiyorsa? insanlar bu şeylere tahammül edebilmek için o ruh hâlinden yansıyan maskeli yüz ifadesine bürünüyor. haklılar.
çünkü yaşam kalitemiz ülkede kıtlık çıkmışçasına yüksek(!), savaştan çıkmış bir toplum içindeymişçesine psikolojik bozukluk içinde, içimizdeki olumlu ve iyi duyguları yaşatıp çoğaltma vaad etmiyor. bizi kuklası yapabilmek için her yerden baskılayıp yükler yüklüyor, bir yük mü attın al sana beş tane daha, hiç kafanı kaldırma ve boşluğun olmasın ki sorgulama. hep bir kendine on bana çalış.
temel ihtiyaçlarından daha ilerisine gitmene izin vermiyor, sebebi de sen hayatını kurarsan (evin olursa, araban olursa, birikimin olursa) çalışmayı bırakırsın. ee senden nasıl fayda sağlayacak? şu an ömrümüz boyunca çalışsak hayatımızı kuramayacak hâlde olmamız bir tesadüf değil. biz köleyiz ve son nefesimizi verene dek hep onlar için çalışalım istiyorlar, durmayalım.
bakıyorsun yaşıyorsun, çalışıyorsun, belli bir yaşa geldin artık bu hayatta aslında pek yaşamamışsın, yükler altında sürünerek yaşamışsın. ölüp gideceksin ama? umurlarında değil, senden zaten çok var ve senin arkandan gelenler de var. senin hayatının bir önemi yok, sadece onların çıkarlarının önemi var. ha bir de köle demek artık insan değilsin demek. bu kadar değersiz ve önemsizsin. hayatın da öyle, sevdiklerinin hayatı da öyle.
zor da olsan bile bazen dur, akışa kapılma. herkese uyma. uyarsan düzeni çocuklarına devredersin. ah pardon, yeni kölelere. temel ihtiyaç peşinde koşarken özgürlüğü seçmek çok zor ama insan olabilmek için ve gerçekten yaşayabilmek için bu önemli. hapse düşmüş ve çubukla anahtarı yerine ekmeği almaya çalışan adam karikatürünü görmüşsünüzdür. işte özetimiz o adam. aptal olduğu için değil temel ihtiyacın baskınlığından onu seçiyor. tıpkı bizim köleliği sürdürdüğümüz gibi. köle oluşumuzun farkında olmayanlar bile var. gidip yüzlerine "sen modern de olsa kölesin." desem beni dövecek veya hakaret/küfür edecek insan çoktur? (:
sağlıklı bir hayat içinde değiliz ki sağlıklı bir toplum olalım. toplumu da anlıyorum. ama insanın kendinden bu kadar rahat tavizler verebilmesini(değersizliği ve bir ömür işçiliği kabul etmesini), iradesinin düşüklüğünü, aklının uykuda kalmasını, dar sınırlara itaatkâr oluşunu, kendini ve gidişatı hiç sorgulamamasını vs. anlayamıyorum sadece. tarihimize bakınca köleliğe tahammülümüz yok. köle olarak düştüyse öldüremiyorsa kendini öldürüyor. bizim özümüz bu. özgürlüğe ve bağımsızlığa düşkünüz, itaatkâr asla değiliz. en yukarda değilsek en aşağıda olmayı asla kabul etmeyiz. eskiden günümüze bakınca çokça sindirilmişiz. ve bunun sinirlerimi bozduğunu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. biz dönüştürüldüğümüz kişiler değiliz.
eskiye ölümü seçtireni güle oynaya kabul ediyoruz? veya olması için çabalıyoruz? bu kadar mı düşülür? çok aciz ve acınası...
insanların mutluluğu, canlılığı, enerjisi, umudu, yaşam sevinci renkli fotoğrafı siyah beyaz ama daha çok koyu gri gösteren güçteydi.
yüzlerinden tahammülsüzlük, isteksizlik, agresiflik, sıkkınlık ve bıkkınlık okunuyordu. renkli fotoğraf hiç bu kadar koyu ve boğucu bir gri hissi vermemişti. yüzleri korkunç geldi bana, korkunçluk o ifadelerden.
sabahları ve de soğuk havada temel ihtiyaçların dışına çıkmayı bırakın, temel ihtiyaçlara bile yetmeyen aylıkları kazanmak için işe giderken o tiplerde ben de olurdum. özellikle gittiğim iş yerinin aylık dışında başka katlanabilecek özelliği yoksa. hep aynı işler ve de aynı insanlar içindeysem veya her günüm aptal insanlarla ilgilenmekle geçiyorsa? insanlar bu şeylere tahammül edebilmek için o ruh hâlinden yansıyan maskeli yüz ifadesine bürünüyor. haklılar.
çünkü yaşam kalitemiz ülkede kıtlık çıkmışçasına yüksek(!), savaştan çıkmış bir toplum içindeymişçesine psikolojik bozukluk içinde, içimizdeki olumlu ve iyi duyguları yaşatıp çoğaltma vaad etmiyor. bizi kuklası yapabilmek için her yerden baskılayıp yükler yüklüyor, bir yük mü attın al sana beş tane daha, hiç kafanı kaldırma ve boşluğun olmasın ki sorgulama. hep bir kendine on bana çalış.
temel ihtiyaçlarından daha ilerisine gitmene izin vermiyor, sebebi de sen hayatını kurarsan (evin olursa, araban olursa, birikimin olursa) çalışmayı bırakırsın. ee senden nasıl fayda sağlayacak? şu an ömrümüz boyunca çalışsak hayatımızı kuramayacak hâlde olmamız bir tesadüf değil. biz köleyiz ve son nefesimizi verene dek hep onlar için çalışalım istiyorlar, durmayalım.
bakıyorsun yaşıyorsun, çalışıyorsun, belli bir yaşa geldin artık bu hayatta aslında pek yaşamamışsın, yükler altında sürünerek yaşamışsın. ölüp gideceksin ama? umurlarında değil, senden zaten çok var ve senin arkandan gelenler de var. senin hayatının bir önemi yok, sadece onların çıkarlarının önemi var. ha bir de köle demek artık insan değilsin demek. bu kadar değersiz ve önemsizsin. hayatın da öyle, sevdiklerinin hayatı da öyle.
zor da olsan bile bazen dur, akışa kapılma. herkese uyma. uyarsan düzeni çocuklarına devredersin. ah pardon, yeni kölelere. temel ihtiyaç peşinde koşarken özgürlüğü seçmek çok zor ama insan olabilmek için ve gerçekten yaşayabilmek için bu önemli. hapse düşmüş ve çubukla anahtarı yerine ekmeği almaya çalışan adam karikatürünü görmüşsünüzdür. işte özetimiz o adam. aptal olduğu için değil temel ihtiyacın baskınlığından onu seçiyor. tıpkı bizim köleliği sürdürdüğümüz gibi. köle oluşumuzun farkında olmayanlar bile var. gidip yüzlerine "sen modern de olsa kölesin." desem beni dövecek veya hakaret/küfür edecek insan çoktur? (:
sağlıklı bir hayat içinde değiliz ki sağlıklı bir toplum olalım. toplumu da anlıyorum. ama insanın kendinden bu kadar rahat tavizler verebilmesini(değersizliği ve bir ömür işçiliği kabul etmesini), iradesinin düşüklüğünü, aklının uykuda kalmasını, dar sınırlara itaatkâr oluşunu, kendini ve gidişatı hiç sorgulamamasını vs. anlayamıyorum sadece. tarihimize bakınca köleliğe tahammülümüz yok. köle olarak düştüyse öldüremiyorsa kendini öldürüyor. bizim özümüz bu. özgürlüğe ve bağımsızlığa düşkünüz, itaatkâr asla değiliz. en yukarda değilsek en aşağıda olmayı asla kabul etmeyiz. eskiden günümüze bakınca çokça sindirilmişiz. ve bunun sinirlerimi bozduğunu söylememe gerek yoktur diye düşünüyorum. biz dönüştürüldüğümüz kişiler değiliz.
eskiye ölümü seçtireni güle oynaya kabul ediyoruz? veya olması için çabalıyoruz? bu kadar mı düşülür? çok aciz ve acınası...
devamını gör...
33.
bunlar ne kadar komünist başlıklar böyle. benim bildiğim tek modern kölelik , fantezi olan bdsm. gerisi hikaye.
devamını gör...
34.
devamını gör...
35.
uzak bir tarihte dinlenmeyi hayal eden canlıları tanımlar.
çalışmak insan içindir. ama bu da değil yani...
hayatlarına üç kuruşluk değer biçilmiştir.
para kazanma hırsı,
evlilik, çocuk
bir kölenin hayatının değişmez yasasıdır.
böylelikle ıskartaya çıkana kadar çalışacağınızı taahhüt edersiniz.
bugün kölelikten korunmak isteyen biri sorumluluklarını artırmaması gerektiğini iyi bilir.
özgür ruhlar, bu tekinsiz diyarın tehlikelerini ve tuzaklarını hiç görmüyormuş gibi yürümeye devam eden insanların çukurlara yuvarlanışını bazen ibretle bazen de gülerek seyreder.
yeryüzünün en güçlü kimyasalları bir araya gelse bu tesir gücüne ulaşamaz.
beyinleri uyuşmuştur bu kölelerin.
düştükleri derin çukurların içinde de anlamsız robot yürüyüşlerini yapmaya devam ederler.
insan olarak akvaryum balıklarından farkları yoktur. hayatlarının anlamı ve hikayeleri üzerine söylenebilecek hiçbir şey yoktur...
çalışmak insan içindir. ama bu da değil yani...
hayatlarına üç kuruşluk değer biçilmiştir.
para kazanma hırsı,
evlilik, çocuk
bir kölenin hayatının değişmez yasasıdır.
böylelikle ıskartaya çıkana kadar çalışacağınızı taahhüt edersiniz.
bugün kölelikten korunmak isteyen biri sorumluluklarını artırmaması gerektiğini iyi bilir.
özgür ruhlar, bu tekinsiz diyarın tehlikelerini ve tuzaklarını hiç görmüyormuş gibi yürümeye devam eden insanların çukurlara yuvarlanışını bazen ibretle bazen de gülerek seyreder.
yeryüzünün en güçlü kimyasalları bir araya gelse bu tesir gücüne ulaşamaz.
beyinleri uyuşmuştur bu kölelerin.
düştükleri derin çukurların içinde de anlamsız robot yürüyüşlerini yapmaya devam ederler.
insan olarak akvaryum balıklarından farkları yoktur. hayatlarının anlamı ve hikayeleri üzerine söylenebilecek hiçbir şey yoktur...
devamını gör...
36.
iki sistem de insanı modern köleliğe sevk ediyor. biri alternatif bırakmayarak sözde “özgür” köleliğe diğeri de özgürlüksüz köleliğe.
devamını gör...
37.
izafi bir kavramdır . işverene göre öyle değil ,çalışana göre öyle
devamını gör...
38.
beyaz ve mavi yakalıların bir nevi kaderi olan yaşam tarzı.
bunu yazarken belki bana tepki vereceksiniz ama yine de yazayım.
2 koyun alın güdün ama kendi işinizi yapın. mümkünse de tek başınıza veya ailenizle beraber yapın. kimsenin kölesi olmayın. hem daha fazla kazanacaksınız hem de kafanız rahat olacak.
benden naçizane bir tavsiye.
bunu yazarken belki bana tepki vereceksiniz ama yine de yazayım.
2 koyun alın güdün ama kendi işinizi yapın. mümkünse de tek başınıza veya ailenizle beraber yapın. kimsenin kölesi olmayın. hem daha fazla kazanacaksınız hem de kafanız rahat olacak.
benden naçizane bir tavsiye.
devamını gör...
39.
kölelik kavramında yani köle dediğimiz insani statüde özgür iradeden bahsedemeyiz.
kimse kimseyi almanların ikinci dünya savaşında çalışma kamplarında silah zoruyla ölene kadar yahudileri çalıştırdığı gibi çalıştırmıyor.
yaşamak için gelir elde etmek, gelir elde etmek için de çalışmak gerekiyor elbette ama burada devlet devreye giriyor.
bizde ise sosyal yardım alması gerekenleri siyasi duruşuna göre belirleyen bir yönetim işleyişi olduğu için siyasi olarak iktidara angaje olmayanlar için hayatını idame ettirmek için çalışmaktan başka legal bir yol kalmıyor.
kimse belirlenen asgari ücretin altında istihdam edilemez, şu kadar saatten fazla çalıştırılamaz gibi iş hukuku kapsamında işçiyi koruyan hukuk kuralları olsa da bu kurallar burjuva sınıfı iktidarında hatta oligarşik bir sınıf iktidarında yaşadığımız için fiilen uygulanmıyor.
demokratik haklarımız gaspedilirken kimse ağzını açmadığı için mevcut yapının değişmesi de söz konusu olmuyor.
avrupa tarihine bakarsanız kimin hangi hakkı nasıl kazandığını görürsünüz. kimse kimseye bedavadan bir hak vermiyor.
insanın doğası bu. insan kötü olmaya eğilimli bir varlık. onun bu eğilimini ahlak, vicdan gibi kavramlarla denetim altına almak isteseniz de hukuki olarak güvence olmadığı noktada işveren için ahlaksız olmak ya da öyle anılmak fiilen bir değer taşımıyor.
kimse kimseyi almanların ikinci dünya savaşında çalışma kamplarında silah zoruyla ölene kadar yahudileri çalıştırdığı gibi çalıştırmıyor.
yaşamak için gelir elde etmek, gelir elde etmek için de çalışmak gerekiyor elbette ama burada devlet devreye giriyor.
bizde ise sosyal yardım alması gerekenleri siyasi duruşuna göre belirleyen bir yönetim işleyişi olduğu için siyasi olarak iktidara angaje olmayanlar için hayatını idame ettirmek için çalışmaktan başka legal bir yol kalmıyor.
kimse belirlenen asgari ücretin altında istihdam edilemez, şu kadar saatten fazla çalıştırılamaz gibi iş hukuku kapsamında işçiyi koruyan hukuk kuralları olsa da bu kurallar burjuva sınıfı iktidarında hatta oligarşik bir sınıf iktidarında yaşadığımız için fiilen uygulanmıyor.
demokratik haklarımız gaspedilirken kimse ağzını açmadığı için mevcut yapının değişmesi de söz konusu olmuyor.
avrupa tarihine bakarsanız kimin hangi hakkı nasıl kazandığını görürsünüz. kimse kimseye bedavadan bir hak vermiyor.
insanın doğası bu. insan kötü olmaya eğilimli bir varlık. onun bu eğilimini ahlak, vicdan gibi kavramlarla denetim altına almak isteseniz de hukuki olarak güvence olmadığı noktada işveren için ahlaksız olmak ya da öyle anılmak fiilen bir değer taşımıyor.
devamını gör...
40.
patronlar dahil herkeş, kapitalizmin işçi kamplarında birer köle.
devamını gör...
"modern kölelik" ile benzer başlıklar
kölelik
62