normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
başlık "jack the ripper" tarafından 28.11.2020 19:39 tarihinde açılmıştır.
1061.
kuaförde kuzeni bekliyorum, yanında olmazsam rahat edemiyorum, kurutma makineleri, şarkılar, kahkahalar falan fistan öyle bir ses var ki lambur lumbur tarhana bulgur... sıfır ses ve baş masajına ihtiyacım var.
devamını gör...
1062.
sular kesildi
yazarlar içinde sucu olan varsa
mardin'e su yollama şansı var mı acaba ?
suya fena halde sıkıştık.
yazarlar içinde sucu olan varsa
mardin'e su yollama şansı var mı acaba ?
suya fena halde sıkıştık.
devamını gör...
1063.
kahveye ihtiyacım vardı, içtim bitti.
mübarek cuma münsebetiye;
allahım, hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda, sıkıntıda olanlara da ferahlık ver. korktuklarımıza uğratma. korktuklarımızdan emin eyle, umduklarımıza nail eyle allahım.
ihtiyacı olana bilgisayar, yalnızlara sevgili ver allah'ım.
çok amin.
mübarek cuma münsebetiye;
allahım, hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eda, sıkıntıda olanlara da ferahlık ver. korktuklarımıza uğratma. korktuklarımızdan emin eyle, umduklarımıza nail eyle allahım.
ihtiyacı olana bilgisayar, yalnızlara sevgili ver allah'ım.
çok amin.
devamını gör...
1064.
gece bekçisi nickli yazardan bol şakalı ve enteresan başlıklar ve entryler.
devamını gör...
1065.
temiz 2-2,5 nakit.
devamını gör...
1066.
ilgi onda da yeğenlerim geldi, ihtiyacımı gideriyorlar eşek sıpaları. eve giderken oyunca alacakmışım.
devamını gör...
1067.
binlik chivas
devamını gör...
1068.
uzaklaşmak...
devamını gör...
1069.
benim için kahve içmek isteyeceğiniz ünlülerden biri ile muhabbet.
çapımdan bi çıkasım var, değişiklik iyidir ya.
çapımdan bi çıkasım var, değişiklik iyidir ya.
devamını gör...
1070.
kitap fiyatlarında düşüş. bakın indirim demiyorum. düşüş.
devamını gör...
1071.
3-5 milyon. evet dolar.
devamını gör...
1072.
huzur.ama zor bulunuyor.
devamını gör...
1073.
uyuyup bir daha uyanmamak. yada bir tatil. tatil çok zor. ben uyuyup uyanmamaya niyet edeyim.
devamını gör...
1074.
çikolata
viski içen sözlük yazarı ihtiyacı .
viski içen sözlük yazarı ihtiyacı .
devamını gör...
1075.
uyku
devamını gör...
1076.
5 milyon dolar.
devamını gör...
1077.
kahvaltı hazır lafını duymak isterdim.
devamını gör...
1078.
1079.
10 yıllık kesintisiz uyku. ölüm provası gibi.
devamını gör...
1080.
kasvetli hava, cayır cayır yanan bir soba ve üzerinde birkaç tane kestane... gözümü kapattığımda yağmur sesi ile sobadan gelen çıtır çıtır odun seslerini duyacağım sadece. kafamın içerisi çok sessiz... hafif aydınlatılmış odada şükrü erbaş'ın rahmetli karısına yazdığı cümleleri okuyup duracağım:
"dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır... olsun dönelim biz yine de. bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım. büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece.
yaşama sevinci adına bir tutanağım kalmadı ömür hanım. bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama... değil mi yoksa?
öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, varolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde... bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir ömür hanım?"
sahiden, kim kimi ne kadar anlayabilir? bir şeyi istemek ne kadar zorlayabilir insanı? sorularla boğuşurken kulağıma gelen güğüm lıkırtısı ile ferahlasın içim. zihnimde esas cümle:
kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim...
kısacası kasvete ihtiyacım var sözlük. iç bunalttığı düşünülen ama aslında hayatı güzelleştiren o griliğe çok ihtiyacım var.
"dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü kabuklarına sığınmaktır... olsun dönelim biz yine de. bilincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var. evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dönelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım. büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi öğrendik böylece.
yaşama sevinci adına bir tutanağım kalmadı ömür hanım. bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden. sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi içine alan kocaman bir yanılsama... değil mi yoksa?
öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, varolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dalgınlığımdan her döndüğümde... bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir ömür hanım?"
sahiden, kim kimi ne kadar anlayabilir? bir şeyi istemek ne kadar zorlayabilir insanı? sorularla boğuşurken kulağıma gelen güğüm lıkırtısı ile ferahlasın içim. zihnimde esas cümle:
kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim...
kısacası kasvete ihtiyacım var sözlük. iç bunalttığı düşünülen ama aslında hayatı güzelleştiren o griliğe çok ihtiyacım var.
devamını gör...
