41.
bir öykü başladı
kim bilir hangi günün
bilmem ne vaktinde
ay ışığında özgürlük oldu adı
ay battı özgürlük yalnız kaldı
zaman geçti özgürlük uzaklaştı
ufukta kaybolup ay ışığına karıştı
yalnızlık hatira, ufuklar özgürlük sikismisliginda
kahramanı kalmadı öykünün
böyle bitti günüm
hayalde kalan ay ışığında özgürlüğüm...
kim bilir hangi günün
bilmem ne vaktinde
ay ışığında özgürlük oldu adı
ay battı özgürlük yalnız kaldı
zaman geçti özgürlük uzaklaştı
ufukta kaybolup ay ışığına karıştı
yalnızlık hatira, ufuklar özgürlük sikismisliginda
kahramanı kalmadı öykünün
böyle bitti günüm
hayalde kalan ay ışığında özgürlüğüm...
devamını gör...
42.
şiir denenir. şiir olduğuna zaman karar verir.
devamını gör...
43.
44.
ingilizce 1 tane yazdim. buyrun;
the wors is the crazy last,
very glory the dispination fast,
is sun the sky very monthly cast,
craz, crazy, crazy yast.
my vorry the valution the dispy,
is the wanted more cisty,
yeah, im not english, im fiction character
no im not yah, of course yeah. evet.
the wors is the crazy last,
very glory the dispination fast,
is sun the sky very monthly cast,
craz, crazy, crazy yast.
my vorry the valution the dispy,
is the wanted more cisty,
yeah, im not english, im fiction character
no im not yah, of course yeah. evet.
devamını gör...
45.
bir bakışta başlar yıkımın sesi,
sevda sandığın, bir yalanın gölgesi.
bir kalpte iki iz, biri aşk, biri ihanet,
en çok da dürüstlük sever sadakati.
sevda sandığın, bir yalanın gölgesi.
bir kalpte iki iz, biri aşk, biri ihanet,
en çok da dürüstlük sever sadakati.
devamını gör...
46.
ister füze ister mermi
açılsın şu goncalar
bir tek biz evdeyken mi
geliyor bu amcalar
şimdi dışarısı corona
bizim evde yok maske
sizin evde fazla varsa
alırım bir çift takke
yar şu senin memişler
sanki birer çiğtanesi
orâli her zaman der
sütyen aynı kedi nanesi
ah o dolgun göğüsler
döndürüyor başımı
pantolonum şişiyor
semsert ediyor başını
-orâli
açılsın şu goncalar
bir tek biz evdeyken mi
geliyor bu amcalar
şimdi dışarısı corona
bizim evde yok maske
sizin evde fazla varsa
alırım bir çift takke
yar şu senin memişler
sanki birer çiğtanesi
orâli her zaman der
sütyen aynı kedi nanesi
ah o dolgun göğüsler
döndürüyor başımı
pantolonum şişiyor
semsert ediyor başını
-orâli
devamını gör...
47.
hislerimi döküp arınırım sandım bu zamandan,
oysa suskunluğum çöktü, indi ömrümün solgun durağından.
öfkeme ağır bir çığ vurdu, ezildim kendi karanlığımdan,
hayatı kucaklamak gerek derler; oysa yorgunluk akar gözaltlarımdan.
cennetin ırmakları bile pas tutmuş bu çağda,
göğe seslenen çığlıklar yükselir insanın kuytu dağından.
ölümün solgun çiçekleri açar artık her bağda,
arsız bıçaklar deler bulutları; umut çöker kendi ağırlığından.
rüyalarım gölgelere dönmüş, kaybolur bu zamanda,
yollar yarılıp çöker insan konuşamadığı anda.
kendime kurduğum cümleler bile susar çağın duvarlarında,
içimdeki çocuk üşür hâlâ, yürür harap bir ovadan.
gecenin saklı sırları dökülür, dayanmaz artık bu çağda,
korkular çoğalır insanın en narin yanında.
ateş donmuş, küller titrer soğuk meydanda,
ruhumun kırıkları savrulur esen rüzgârdan.
her sabah biraz daha solar bedenim bu ıssız ovada,
güller bile çekilir kendi mevsimlerinden burada.
yalnızlık büyür, büyüdükçe içerimi yarar ortasından,
yönünü yitirmiş bir kuş gibi düşerim kendi kanadımdan.
yarına açılan kapılar kapanmış çoktan bu çağda,
saat dönse bile akmaz zaman insanın kurumuş yanında.
geceyi yaran bir ışık ararım suskun bir lambada,
belki yeniden filizlenen bir hayat çıkar karanlığından.
ve biliyorum, hiçbir çığlık duyulmaz evrenin soğuk odasında,
yine de içimde küçük bir kıvılcım taşırım her anında.
belki tanrıların bile yorulduğu bu çağın ortasında,
insan, kendi küllerinden doğmayı öğrenir yalnızlığından.
oysa suskunluğum çöktü, indi ömrümün solgun durağından.
öfkeme ağır bir çığ vurdu, ezildim kendi karanlığımdan,
hayatı kucaklamak gerek derler; oysa yorgunluk akar gözaltlarımdan.
cennetin ırmakları bile pas tutmuş bu çağda,
göğe seslenen çığlıklar yükselir insanın kuytu dağından.
ölümün solgun çiçekleri açar artık her bağda,
arsız bıçaklar deler bulutları; umut çöker kendi ağırlığından.
rüyalarım gölgelere dönmüş, kaybolur bu zamanda,
yollar yarılıp çöker insan konuşamadığı anda.
kendime kurduğum cümleler bile susar çağın duvarlarında,
içimdeki çocuk üşür hâlâ, yürür harap bir ovadan.
gecenin saklı sırları dökülür, dayanmaz artık bu çağda,
korkular çoğalır insanın en narin yanında.
ateş donmuş, küller titrer soğuk meydanda,
ruhumun kırıkları savrulur esen rüzgârdan.
her sabah biraz daha solar bedenim bu ıssız ovada,
güller bile çekilir kendi mevsimlerinden burada.
yalnızlık büyür, büyüdükçe içerimi yarar ortasından,
yönünü yitirmiş bir kuş gibi düşerim kendi kanadımdan.
yarına açılan kapılar kapanmış çoktan bu çağda,
saat dönse bile akmaz zaman insanın kurumuş yanında.
geceyi yaran bir ışık ararım suskun bir lambada,
belki yeniden filizlenen bir hayat çıkar karanlığından.
ve biliyorum, hiçbir çığlık duyulmaz evrenin soğuk odasında,
yine de içimde küçük bir kıvılcım taşırım her anında.
belki tanrıların bile yorulduğu bu çağın ortasında,
insan, kendi küllerinden doğmayı öğrenir yalnızlığından.
devamını gör...
48.
mütereddit bir kadem ile odaya girdim
nagehan bir seda-yı istimna istima ettim.
naliş-i kelbe benzer bir keskin avaz
vermez ulema dahi bu denli sefaya cevaz
kısmış çeşm-i siyahın aralık kalmış lebi
desti turunç derer tutar parmağı abheri
eyledim gam-ı cihandan tecerrüd bir fasıl
tekvin-i kâinatı sanki izliyordum muttasıl
nagehan bir seda-yı istimna istima ettim.
naliş-i kelbe benzer bir keskin avaz
vermez ulema dahi bu denli sefaya cevaz
kısmış çeşm-i siyahın aralık kalmış lebi
desti turunç derer tutar parmağı abheri
eyledim gam-ı cihandan tecerrüd bir fasıl
tekvin-i kâinatı sanki izliyordum muttasıl
devamını gör...
49.
mastor obası.
mastor'un gönlünü engin mi sandın
ayağında premiata var zengin mi sandın
her attığı nudeyi özel mi sandın
yıllar oldu göremedi leylâ'sını.
mastor'un gönlünü engin mi sandın
ayağında premiata var zengin mi sandın
her attığı nudeyi özel mi sandın
yıllar oldu göremedi leylâ'sını.
devamını gör...
50.
cahilin nadanın ömrü bitmez tükenmez
alimin dert ile yiter tükenir çağı
gafil benliğine bakar hiç kusur bulmaz
arif tutar öz narından yakar çerağı
dört kitabın şerhi sığar bir tek elife
eğer bakmasını bilir isen hurufa
devrin deccalları mülke olmuş halife
hakikat söyleyen kişi bulmaz felahı
ahmedi'yem kerbela'da bir kum tanesi
daim figan eder huzur bulmaz hanesi
ekip biçer, konar göçer, dolar vadesi
fena bulur fani canı, almaz muradı
alimin dert ile yiter tükenir çağı
gafil benliğine bakar hiç kusur bulmaz
arif tutar öz narından yakar çerağı
dört kitabın şerhi sığar bir tek elife
eğer bakmasını bilir isen hurufa
devrin deccalları mülke olmuş halife
hakikat söyleyen kişi bulmaz felahı
ahmedi'yem kerbela'da bir kum tanesi
daim figan eder huzur bulmaz hanesi
ekip biçer, konar göçer, dolar vadesi
fena bulur fani canı, almaz muradı
devamını gör...
51.
sevmek sustuğum yerden büyüdü
adını koymadım, kalbim bildi
sana yer açtım, kendimi silmeden
seni sevdim… kendimden geçmeden
adını koymadım, kalbim bildi
sana yer açtım, kendimi silmeden
seni sevdim… kendimden geçmeden
devamını gör...
52.
körkütük bir aşkın son sokağındayım,
öyle ıssız ki; ne bir ses, ne bir egzoz dumanı...
zaman burada, paslı bir çivi gibi çakılı.
burnumda ölü diyarlardan sökülmüş,
mezarlık çiçeklerinin o ağır ve küf kokusu.
toprak bile yorgun, kökler çoktan pişman.
hava kasvetli, gökyüzü fırtınaya gebe;
sinsi bir yağmurun asit gibi damlaları,
tenimi dağlayarak düşüyor avuçlarıma.
ve sonunda anlıyorum: bu duvar, varlığımın son haddi.
ben bu sokağı sana gelmek için değil,
sende bitmek için yürümüşüm.
meğer aşk; kendi yokluğunu, başkasının varlığında ispat etme sanatıymış.
körkütük bir aşkın son sokağındayım,
öyle ıssız ki; ne bir ses, ne bir egzoz dumanı...
zaman burada, paslı bir çivi gibi çakılı.
burnumda ölü diyarlardan sökülmüş,
mezarlık çiçeklerinin o ağır ve küf kokusu.
toprak bile yorgun, kökler çoktan pişman.
hava kasvetli, gökyüzü fırtınaya gebe;
sinsi bir yağmurun asit gibi damlaları,
tenimi dağlayarak düşüyor avuçlarıma.
ve sonunda anlıyorum: bu duvar, varlığımın son haddi.
ben bu sokağı sana gelmek için değil,
sende bitmek için yürümüşüm.
meğer aşk; kendi yokluğunu, başkasının varlığında ispat etme sanatıymış.
devamını gör...
53.
onu bırakamazsın demişlerdi, bıraktım.
haklıymışlar, bırakamadım.
haklıymışlar, bırakamadım.
devamını gör...
