21.
tanrı ve allah aynı şey değil arkadaşlar bir ateist/tanrıtanımaz vs. olarak (artık ne demek isterseniz) belirtmek istiyorum.
şöyle bir örnek vereceğim en bilindik olan: benim tanrım allah'tır derseniz. tanrı burada ilah anlamına geliyor.allah ise bir ilahın adını tasvir ediyor. tengri=tanrı ama allah=/tanrı şeklinde günah olup olmaması sizin inancınıza kalmış.
şöyle bir örnek vereceğim en bilindik olan: benim tanrım allah'tır derseniz. tanrı burada ilah anlamına geliyor.allah ise bir ilahın adını tasvir ediyor. tengri=tanrı ama allah=/tanrı şeklinde günah olup olmaması sizin inancınıza kalmış.
devamını gör...
22.
umarım benim hayatımda da böyle anlamsız sorunsallar olur bir gün.
devamını gör...
23.
değildir. biz de önceden gök tanrı inancına sahiptik?
devamını gör...
24.
tanrı dediğiniz genel bir isimdir müslüman dostlar. zeus da olabilir, ra da olabilir, tengri de olabilir, odin de olabilir, veyahut allah da olabilir. gidip bir insana ismiyle değil de "insan" diye hitap etmek gibi. tamam ben de biliyorum tanrı kelimesinin tengri'den geldiğini, ama günümüzde aynı anlama gelmeyeceğini siz de biliyorsunuz. bunun için şayet müslüman iseniz "allah" diyeceksiniz ya da onun 99 isminden birisini. başka yolu yok, üzgünüm...
devamını gör...
25.
ameller niyetlere göre yazılır. hüküm verecek pozisyonda değilim ama başlıktaki ısrarlı bir yanlışı görüne düzelteyim istedim:
"allah" özel isim değildir. allah, al-ilah'tan gelmiştir. kabe'de 360 put vardı ve en üstünleri al-ilah'tı. milattan önce 800'lü yıllarda bile kabe için "al-ilah'ın evi" denirdi. hazreti muhammed'in doğmasından yaklaşık 1400 yıl öncesinden bahsediyoruz yani. bütün putlar yıkıldı ve aslında en üstün tanrı olan al-ilah kalmış oldu.
ayrıca birisi "mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler" dediğinde "hangi mevla bu poseidon mu?" diyor musunuz? bence demiyorsunuz. neyin kastedildiği gayet bellidir.
allah'ın da özel bir isme ihtiyaç duymadığı da hepimizin malumudur sanırım.
"allah" özel isim değildir. allah, al-ilah'tan gelmiştir. kabe'de 360 put vardı ve en üstünleri al-ilah'tı. milattan önce 800'lü yıllarda bile kabe için "al-ilah'ın evi" denirdi. hazreti muhammed'in doğmasından yaklaşık 1400 yıl öncesinden bahsediyoruz yani. bütün putlar yıkıldı ve aslında en üstün tanrı olan al-ilah kalmış oldu.
ayrıca birisi "mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler" dediğinde "hangi mevla bu poseidon mu?" diyor musunuz? bence demiyorsunuz. neyin kastedildiği gayet bellidir.
allah'ın da özel bir isme ihtiyaç duymadığı da hepimizin malumudur sanırım.
devamını gör...
26.
tengri - tanrı kelimesinin kökenidir; yani uzun yıllardır benim için, atalarımın inancı: ''tengri'' / (bkz: göktürkler) ''tenri bizni birle''
devamını gör...
27.
cevap verilmesi zor olan bir sorunsal. fakat çok garip bir husus var; neden ısrarla tanrı demeyi tercih ediyor insanlar? neden ısrarla "tanrı". bu ısrar, bu çaba ne yani? "tanrı" deyince havalı, marjinal falan mı oluyoruz? allah'ın 99 ismi var, neden onlardan hiçbirini tercih etmiyoruz da, "tanrı" diyoruz?
devamını gör...
28.
eğer müslümansanız ve yaradanınıza kendi söylediği ismi yerine tanrı diyorsanız, allah tarafından günah işlemekle sorumlu tutulabileceğiniz sorunsal.
yine de tanrının böyle küçük meseleleri çok da problem yapacağını düşünmüyorum. tanrı sonuçta.
yine de tanrının böyle küçük meseleleri çok da problem yapacağını düşünmüyorum. tanrı sonuçta.
devamını gör...
29.
her inanışın yaratıcı olarak nitelendirdiklerini kapsadığı için ben öyle olduğu kanısındayım.
devamını gör...
30.
değildir, ben allaha sordum değil dedi.
hem neden olsun ki? arapça ilah, ibranice rab, farsça mevla denildiğinde sorun olmuyor da türkçe tanrı denildiğinde mi sorun olacak.
tartışılmaya değeri olmayan konudur.
hem neden olsun ki? arapça ilah, ibranice rab, farsça mevla denildiğinde sorun olmuyor da türkçe tanrı denildiğinde mi sorun olacak.
tartışılmaya değeri olmayan konudur.
devamını gör...
31.
allahtan başka ilah yoktur derken ilah tanrı anlamına geliyor allahtan başka tanrı yoksa tanrı otomatikmen allah demek oluyor
devamını gör...
32.
hz. muhammet'e peygamberlik verilmeden önce de allah kelimesi hem tek tanrıya inan hem de putperest araplarca kullanılmıştır. bunun en büyük delili, peygamberin babasının adının "allah'ın kulu" anlamına gelen "abdullah" olmasıdır.
dönemin mekke'sindeki en yaygın inanç allah'ın en yüce yaratıcı olduğu fikrine dayanan inançtır.
hatta zamanın putperest arapları "allahumme ve ya allah" diyerek ibadet etmişlerdir.
"de ki: eğer biliyorsanız söyleyin bakalım, bu yer ve içinde bulunanlar kimindir? allah'ındır! diyeceklerdir."
" de ki: yedi göğün sahibi ve büyük arşın sahibi kimdir? o müşrikler yine : bunlar allah'ındır diyeceklerdir."," de ki: her seyin iç yüzü ve idaresi elinde olan ve kendisi himaye eden, fakar o'na karşı kimsenin himaye olunması mümkün olmayan kimdir? bunlar hep allah'a aittir diyeceklerdir."
(mü'minun suresi 84,85,86,87,88. ayetler)
e müşrik değil mi bunlar?
allah diyorlar ama?
peygamber öncesi araplarda da allah inanışı vardı. bu inanç sistemi içerisinde allah hiyerarşik bir sistemin en üst noktasında yer alırdı. hiyerarşinin zirvesinde bulunan allah, günlük hayatla ilgili konularda rahatsız edilmez, onun yerine hiyerarşinin alt tabakasında bulunduğunu düşündükleri diğer ilahlara(putlara) başvururlardı.
yani allah derken hz. muhammet'in kastettiği allah'ı ifade etmiyorlardı. bugün dünya üzerinde 400 milyonu bulan arap nüfusunun %5'ini oluşturan hristiyan araplar, teslis(üçleme) inancı içerisinde inandıkları yaratıcıyı allah ismiyle anmaktadırlar.
sonuç olarak alemleri yaratan tek tanrı'nın özel bir adı yoktur. kuranın da tabiriyle "en güzel isimler o'nundur."
kuran bu konudaki önceliği şu şekilde ifade etmektedir.
"dediler ki: yahudi ve hristiyan olun ki hidayete eresiniz. hayır doğru yol hanif (tek tanrı dini) olan ibrahim'in dinidir." (bakara,135)
"de ki: allah doğru söyledi. öyleyse allah'ı bir tanıyanlar(tevhid) olarak ibrahim'in dinine uyun.
(ali imran 95)
tanrı denmesine tepki gösterenler huda denmesine tepki vermiyor mesela.
o da farsçadır oysa...
edit: bazı müslümanlara(!) ayet göstersen de kâr etmiyor. yine "biz babadan böyle gördük" kafasıyla yaşanılmaya çalışılıyor din.
hz. ibrahime de kavmi "biz atalarımızı bu din üzere bulduk" diye cevap veriyordu.
peygambere de "övülmüş" mü diyelimmiş.
tabi ki öyle diyeceksin. dilimizde kutalmış gibi isimler var. övülmüş de pekala olabilir.
diliniz değil kafanız arapça sizin. türkçe konuşmayı yakıştıramıyor bu kafa kendine.
dönemin mekke'sindeki en yaygın inanç allah'ın en yüce yaratıcı olduğu fikrine dayanan inançtır.
hatta zamanın putperest arapları "allahumme ve ya allah" diyerek ibadet etmişlerdir.
"de ki: eğer biliyorsanız söyleyin bakalım, bu yer ve içinde bulunanlar kimindir? allah'ındır! diyeceklerdir."
" de ki: yedi göğün sahibi ve büyük arşın sahibi kimdir? o müşrikler yine : bunlar allah'ındır diyeceklerdir."," de ki: her seyin iç yüzü ve idaresi elinde olan ve kendisi himaye eden, fakar o'na karşı kimsenin himaye olunması mümkün olmayan kimdir? bunlar hep allah'a aittir diyeceklerdir."
(mü'minun suresi 84,85,86,87,88. ayetler)
e müşrik değil mi bunlar?
allah diyorlar ama?
peygamber öncesi araplarda da allah inanışı vardı. bu inanç sistemi içerisinde allah hiyerarşik bir sistemin en üst noktasında yer alırdı. hiyerarşinin zirvesinde bulunan allah, günlük hayatla ilgili konularda rahatsız edilmez, onun yerine hiyerarşinin alt tabakasında bulunduğunu düşündükleri diğer ilahlara(putlara) başvururlardı.
yani allah derken hz. muhammet'in kastettiği allah'ı ifade etmiyorlardı. bugün dünya üzerinde 400 milyonu bulan arap nüfusunun %5'ini oluşturan hristiyan araplar, teslis(üçleme) inancı içerisinde inandıkları yaratıcıyı allah ismiyle anmaktadırlar.
sonuç olarak alemleri yaratan tek tanrı'nın özel bir adı yoktur. kuranın da tabiriyle "en güzel isimler o'nundur."
kuran bu konudaki önceliği şu şekilde ifade etmektedir.
"dediler ki: yahudi ve hristiyan olun ki hidayete eresiniz. hayır doğru yol hanif (tek tanrı dini) olan ibrahim'in dinidir." (bakara,135)
"de ki: allah doğru söyledi. öyleyse allah'ı bir tanıyanlar(tevhid) olarak ibrahim'in dinine uyun.
(ali imran 95)
tanrı denmesine tepki gösterenler huda denmesine tepki vermiyor mesela.
o da farsçadır oysa...
edit: bazı müslümanlara(!) ayet göstersen de kâr etmiyor. yine "biz babadan böyle gördük" kafasıyla yaşanılmaya çalışılıyor din.
hz. ibrahime de kavmi "biz atalarımızı bu din üzere bulduk" diye cevap veriyordu.
peygambere de "övülmüş" mü diyelimmiş.
tabi ki öyle diyeceksin. dilimizde kutalmış gibi isimler var. övülmüş de pekala olabilir.
diliniz değil kafanız arapça sizin. türkçe konuşmayı yakıştıramıyor bu kafa kendine.
devamını gör...
33.
bir sey demeyin.. sadece hissedin.. kelimeleri degerli kilan sizsiniz..
ınandiklarimiz yuregimizdedir..
olmayan sorunsal..
ınandiklarimiz yuregimizdedir..
olmayan sorunsal..
devamını gör...
34.
değildir.
peki, ben tanrı mıyım? bu kararı nasıl verebiliyor ve apaçık paylaşabiliyorum? çok basit bir mantık yürütmeyle aslında.
onca insan gelmiş geçmiş. her biri kutsallık atfettiği ulvi varlıktan bir şekilde bahsetme ihtiyacı hissetmiş. doğal olarak farklı kültürler, farklı diller; farklı farklı sözcüklere sebep olmuş. mesela türklerin payına "tanrı", farsların payına "hüda", arapların payına da "allah" düşmüş. hatta belki daha milletler bile meydanda yokken ilk insanlar "umagayaşuya" falan demişlerdir.**
eski zamanlarda kültürel etkileşim ve hatta kültür emperyalizmi denilen şeyler çok kısıtlıymış. toplumlar savaşlar ve ticaret dışında birbirleriyle iletişim kurmayan kapalı kutularmış. herkes kendi efsanesiyle, kendi inancıyla; kendi yaratıcısı ya da yaratıcıları ve onun ya da onların getirdiği kurallarla (yani dinleriyle) güllük gülistanlık yaşıyormuş.
cahiliye devri arapları, malumunuz, putlara tapıyormuş. onlara inanıyor, onlara dua ediyor, onlardan af diliyorlarmış. bu putları ulvi yaratıcıları bellemişler. kendilerinden bahsetmek istediklerinde ne diyeceklerini düşünmek akıllarına bile gelmemiş. çünkü paylarına düşen kelime zaten belliymiş: "allah".
boyu devrilesice müşrikler, kabe'nin dört bir tarafına "allahlarını" doldurmuşlar. "... onlar kendi allahlarına tapınırlarken..."* adamın biri çıkmış, "sizin allahınız birdir, tektir" demiş. kimi inanmış, kimi inanır gibi yapmış ama bir şekilde benimsemişler. eski "allahlarını"* kırıp, yıkıp, döküp; yenisine sarılmışlar.
sonra devir değişmiş. insanlara hükmetmenin en kolay yolunun, onları etkilemek olduğunun farkına varılmış. meğerse devleti ayakta tutabilmek sadece iyi yönetmekle değil, insanları bir arada tutabilmekle de gayet olabiliyormuş. insanları bir arada tutabilmenin en kolay yolu da, onların arzularında ve korkularında yatıyormuş. tesadüf bu ya, bu arzulardan ve korkulardan en etraflıca bahseden şeyler de dinler imiş.
ilk insanların en büyük başarısının, yani bilişsel devrimin ve bu devrimin getirdiği soyut düşünebilme yetisinin eseri olan dinler; bir anda yine o soyut düşünebilme yetisinin meydana getirebildiği devletlerin ve bu devletlerin büyüklerinin oyuncağı oluvermiş. insanların düşünsel dünyasına tesir etmesi gereken, alabildiğine soyut bir kavram olan "din"; bir anda gayet de somut bir kurallar dizisi hâline gelmiş.
öyle ki, artık, "din"; diğerlerine benzemeyenin, sürüden ayrılanın vurulduğu kırbaç imiş.
şimdi, ben bunu neden anlattım? hatta nahiflik abidesi ilkokul hocamın deyişiyle: "ana fikri ne lan bu hikâyenin?"*
demek ki "allah" kelimesi, hiç de öyle özel bir ifade değil. hele koskoca yaratıcının senin, benim ya da bir evcil hayvanınki gibi özel isminin olabileceğini düşünmek, herhalde abes kaçar. yeri, göğü, koca arşıâlâyı yoktan yaratabilecek kudretteki; hikmetinden sual olunmaz bir mutlak otoriteye isim biçmek, sözümona adıyla hitap etmek ve aksinin "çok büyük günah" olabileceğini savunmak çok yersiz.
dedim ya, arapların payına düşen "allah" sözcüğü olmuş. bu. bu kadar! zamanında bu sözcük dilden dile evrilirken "sufuaslakulgazuh"** ismini alsaymış, bugün onu kullanacakmışız. mesela peygamber arap değil de leh* olsaymış, "bóg" diyecekmişiz. diyebilecek miydiniz? diliniz varacak mıydı?!*
bütün bu sebeplerden, "allah" demek yerine "tanrı" diyen insanlar; eski bir kültür ögesi yerine daha eski bir kültür ögesini kullanmış oluyorlar aslında yalnızca. zamanında bunu yapanları dışlamışlar, "sen bizden değilsin" demişler ve vurmuşlar kırbacı. bu devirde bile öyle yapmanın bir gereği yok herhalde. zaten biliyorsunuz, islam barış dinidir.*
ben inançlı bir insan değilim. ama insanım sonuçta. elbette ki taraflı davranıyor, kendi düşüncemi mutlak doğru ilan ediyor olabilirim şu an. o sebepten inançlı insanların bu konudaki fikirlerini zevkle okuyorum ama ne yazık ki şimdiye kadar düşündüklerimin aksini iddia edip de mantıklı bir açıklama ortaya koyabilenine rastlamadım. benim eyyorlamam bu kadar, söz sizde. inancınıza ister istemez bir saygısızlık etmişsem de belirtebilir, uyarabilir ve hatta özelden sövebilirsiniz bile.* ama hakikaten öyle bir niyetim yoktu.
ulan iki satır yazalım diye girdik, gene uzun yazdık ya. okuyanlara sonsuz teşekkürler gerçekten. göz doktoru masraflarınızı karşılamam ama.*
peki, ben tanrı mıyım? bu kararı nasıl verebiliyor ve apaçık paylaşabiliyorum? çok basit bir mantık yürütmeyle aslında.
onca insan gelmiş geçmiş. her biri kutsallık atfettiği ulvi varlıktan bir şekilde bahsetme ihtiyacı hissetmiş. doğal olarak farklı kültürler, farklı diller; farklı farklı sözcüklere sebep olmuş. mesela türklerin payına "tanrı", farsların payına "hüda", arapların payına da "allah" düşmüş. hatta belki daha milletler bile meydanda yokken ilk insanlar "umagayaşuya" falan demişlerdir.**
eski zamanlarda kültürel etkileşim ve hatta kültür emperyalizmi denilen şeyler çok kısıtlıymış. toplumlar savaşlar ve ticaret dışında birbirleriyle iletişim kurmayan kapalı kutularmış. herkes kendi efsanesiyle, kendi inancıyla; kendi yaratıcısı ya da yaratıcıları ve onun ya da onların getirdiği kurallarla (yani dinleriyle) güllük gülistanlık yaşıyormuş.
cahiliye devri arapları, malumunuz, putlara tapıyormuş. onlara inanıyor, onlara dua ediyor, onlardan af diliyorlarmış. bu putları ulvi yaratıcıları bellemişler. kendilerinden bahsetmek istediklerinde ne diyeceklerini düşünmek akıllarına bile gelmemiş. çünkü paylarına düşen kelime zaten belliymiş: "allah".
boyu devrilesice müşrikler, kabe'nin dört bir tarafına "allahlarını" doldurmuşlar. "... onlar kendi allahlarına tapınırlarken..."* adamın biri çıkmış, "sizin allahınız birdir, tektir" demiş. kimi inanmış, kimi inanır gibi yapmış ama bir şekilde benimsemişler. eski "allahlarını"* kırıp, yıkıp, döküp; yenisine sarılmışlar.
sonra devir değişmiş. insanlara hükmetmenin en kolay yolunun, onları etkilemek olduğunun farkına varılmış. meğerse devleti ayakta tutabilmek sadece iyi yönetmekle değil, insanları bir arada tutabilmekle de gayet olabiliyormuş. insanları bir arada tutabilmenin en kolay yolu da, onların arzularında ve korkularında yatıyormuş. tesadüf bu ya, bu arzulardan ve korkulardan en etraflıca bahseden şeyler de dinler imiş.
ilk insanların en büyük başarısının, yani bilişsel devrimin ve bu devrimin getirdiği soyut düşünebilme yetisinin eseri olan dinler; bir anda yine o soyut düşünebilme yetisinin meydana getirebildiği devletlerin ve bu devletlerin büyüklerinin oyuncağı oluvermiş. insanların düşünsel dünyasına tesir etmesi gereken, alabildiğine soyut bir kavram olan "din"; bir anda gayet de somut bir kurallar dizisi hâline gelmiş.
öyle ki, artık, "din"; diğerlerine benzemeyenin, sürüden ayrılanın vurulduğu kırbaç imiş.
şimdi, ben bunu neden anlattım? hatta nahiflik abidesi ilkokul hocamın deyişiyle: "ana fikri ne lan bu hikâyenin?"*
demek ki "allah" kelimesi, hiç de öyle özel bir ifade değil. hele koskoca yaratıcının senin, benim ya da bir evcil hayvanınki gibi özel isminin olabileceğini düşünmek, herhalde abes kaçar. yeri, göğü, koca arşıâlâyı yoktan yaratabilecek kudretteki; hikmetinden sual olunmaz bir mutlak otoriteye isim biçmek, sözümona adıyla hitap etmek ve aksinin "çok büyük günah" olabileceğini savunmak çok yersiz.
dedim ya, arapların payına düşen "allah" sözcüğü olmuş. bu. bu kadar! zamanında bu sözcük dilden dile evrilirken "sufuaslakulgazuh"** ismini alsaymış, bugün onu kullanacakmışız. mesela peygamber arap değil de leh* olsaymış, "bóg" diyecekmişiz. diyebilecek miydiniz? diliniz varacak mıydı?!*
bütün bu sebeplerden, "allah" demek yerine "tanrı" diyen insanlar; eski bir kültür ögesi yerine daha eski bir kültür ögesini kullanmış oluyorlar aslında yalnızca. zamanında bunu yapanları dışlamışlar, "sen bizden değilsin" demişler ve vurmuşlar kırbacı. bu devirde bile öyle yapmanın bir gereği yok herhalde. zaten biliyorsunuz, islam barış dinidir.*
ben inançlı bir insan değilim. ama insanım sonuçta. elbette ki taraflı davranıyor, kendi düşüncemi mutlak doğru ilan ediyor olabilirim şu an. o sebepten inançlı insanların bu konudaki fikirlerini zevkle okuyorum ama ne yazık ki şimdiye kadar düşündüklerimin aksini iddia edip de mantıklı bir açıklama ortaya koyabilenine rastlamadım. benim eyyorlamam bu kadar, söz sizde. inancınıza ister istemez bir saygısızlık etmişsem de belirtebilir, uyarabilir ve hatta özelden sövebilirsiniz bile.* ama hakikaten öyle bir niyetim yoktu.
ulan iki satır yazalım diye girdik, gene uzun yazdık ya. okuyanlara sonsuz teşekkürler gerçekten. göz doktoru masraflarınızı karşılamam ama.*
devamını gör...
35.
kutsal olan kelime değildir. kutsal olan arapça da değildir. kutsal olan içinde duyduğun inançtır. kutsallığı herhangi bir şeye indirgemek ne kadar büyük bir yanlış. ne çok kutsal dedim. sinir oluyorum ben böyle aptal saptal şeylere ya.
devamını gör...
36.
bunun ciddi ciddi günah olduğuna inananlar var. allah arapçası, o kadar. türkseniz türkçesini kullanın!
devamını gör...
37.
"gavurlara benzeyip tanrı demeyin günah" diyen büyüklerimize tanrı kelimesinin türkçe olması şoku
devamını gör...
38.
saçmalık. ne dersen de. ne önemi var. hem düşünülecek o kadar günah varken ilk sıkıntı bu olmamalı. neyse inanmıyorum zaten banane ki..
devamını gör...
39.
değil tabi ki de. iranlılar ya da farsça konuşan insanlar hüda (farsça tanrı, ilah yaratıcı) diyor.
devamını gör...
40.
hesap gunu 'bana neden tanri dedin?' diyecegini sanmiyorum. daha onemli problemlerim olacak muhtemelen.
devamını gör...