261.
saçıma ıslak elle dokunulmasından nefret ediyorum... kendim dahil
devamını gör...
262.
biriyle aynı ayakla yürümem o sağla adım atarsa ben solla atarım.
devamını gör...
263.
açık çekmeceymiş, kapıymış katlanamam. elin yok mu kardeşim kapat işte yaa.
devamını gör...
264.
obsesif kompulsif biri olarak bu başlık beni ürküttü.
devamını gör...
265.
kendimi şartlandırıyorum sürekli örneğin;
3 saniye içinde şunu yapıcam, 5 saniye içinde şunu yapmazsam şu şu olsun* birde o saniyeler içerisinde eğer yapamadıysam fena huzursuz oluyorum. sanki gerçekten düşündüğüm olumsuzluklar gerçekleşecekmiş veya söz vermişim gibi hissetiriyor. bu konuda yanlız olduğumu düşünmüyorum. sonuçta bende insanım, uzaylı değil.
yanımda geğirilmesinden fena rahatsız olurum. sonra aynı bıcak hem salatalık hem de krem peynir gibi şeyler için kullanılmamalı, görmüşsem baya sert çıkışırım. salatalık, zeytin ve türevleri çatal ile yenmeli. gibi gibi...
3 saniye içinde şunu yapıcam, 5 saniye içinde şunu yapmazsam şu şu olsun* birde o saniyeler içerisinde eğer yapamadıysam fena huzursuz oluyorum. sanki gerçekten düşündüğüm olumsuzluklar gerçekleşecekmiş veya söz vermişim gibi hissetiriyor. bu konuda yanlız olduğumu düşünmüyorum. sonuçta bende insanım, uzaylı değil.
yanımda geğirilmesinden fena rahatsız olurum. sonra aynı bıcak hem salatalık hem de krem peynir gibi şeyler için kullanılmamalı, görmüşsem baya sert çıkışırım. salatalık, zeytin ve türevleri çatal ile yenmeli. gibi gibi...
devamını gör...
266.
bildirim takıntım var. her gelen bildirime özenle bakarım. o bildirim işaretine katlanamıyorum.
devamını gör...
267.
yıkanmamış bulaşık varken uyuyamam.
devamını gör...
268.
herhangi bir şeyin kapısı -özellikler odamın kapısı ve dolapların kapısı- açıkken uyuyamam.
bozuk para sesine katlanamıyorum. bu sesi duyunca odaklanamıyorum.
ayakkabısını sürte sürte yürüyen insanlara da katlanamıyorum.
bozuk para sesine katlanamıyorum. bu sesi duyunca odaklanamıyorum.
ayakkabısını sürte sürte yürüyen insanlara da katlanamıyorum.
devamını gör...
269.
odada biri varsa ders çalışmam. bu takıntı değil lanet
devamını gör...
270.
kabuğu soyulamayan bir meyvenin kabuğuna baklava deseni atarak kolay yenmesini sağlamak.
(bkz: elma)
(bkz: elma)
devamını gör...
271.
kabuklu bir meyvenin üzerine bıçakla baklava deseni çizerek yenmesini kolaylaştırmak.
(bkz: elma)
(bkz: elma)
devamını gör...
272.
çoraplarımı kirli sepetine atmadan önce muhakkak koklar tamamen kirli olduğuna emin olurum.
devamını gör...
273.
ebru yaşar dinlemem çünkü ne zaman o kadını dinlesem mutlaka başıma bişey gelir. yanlışlıkla story de falan denk gelse bile mutlaka ama mutlaka kötü bi olay yaşarım.
devamını gör...
274.
son yıllarda parmagimdaki etleri (tırnak değil tırnak kenarındaki etler) yemeye başladım. doktora sorduğumda stresten olduğunu söyledi ama yine de bunu yaptığım için iğrenç hissediyorum keşke aşabilsem
devamını gör...
275.
... halen çizgilere basamıyorum, keçeye dokunamıyorum, çorabım bir damla ıslansa anında çıkarıyorum, pandeminin başından beri her şeyi dezenfekte ediyorum, paket gıdalara zulmediyorum... vs vs...
devamını gör...
276.
eğer birlikte yürüdüğüm kişi solumdan yürürse ya da oturduğum masada solumda oturan biri varsa istemsizce sinirleniyorum. birinin sol tarafımda olması bana yapılan bir haksızlıkmış gibi geliyor. sanki en solda ben olmalıymışım gibi hissediyorum. benden daha solda kimse olmamalı. içimde yanan devrim ateşinin olanca sıcaklığı ile yakmak istiyorum sol tarafımda olan insanları.
ayrıca eğer dolmuşta giderken trafik sıkışacak gibi hissedersem inip yürüyorum. böylelikle zaman kazanacakmışım hissine kapılıyorum. öz güvenin böylesi. en hızlı benim çünkü. dolmuşu bile geçebilirim. daha önce istediğim sonucu hiç elde edemedim ama yine de denemeye devam ediyorum.
kazanma ihtimalim olmayan iddialara girmekten kendimi alamıyorum. rekabetçi ruhum beni çok saçma durumlara sokuyor. birisi bana asansör boşluğuna kafa üstü atlatamayacağımı söylese hemen “nesine” diyorum. bu kadar da mantıklı bir insanım.
başka takıntım yok bence. varsa da anlatmak istemiyorum. anlatmak istemediğimi söylediğim şeyleri anlatmam için ısrar edilmesini istemek gibi bir takıntım da var.
ayrıca eğer dolmuşta giderken trafik sıkışacak gibi hissedersem inip yürüyorum. böylelikle zaman kazanacakmışım hissine kapılıyorum. öz güvenin böylesi. en hızlı benim çünkü. dolmuşu bile geçebilirim. daha önce istediğim sonucu hiç elde edemedim ama yine de denemeye devam ediyorum.
kazanma ihtimalim olmayan iddialara girmekten kendimi alamıyorum. rekabetçi ruhum beni çok saçma durumlara sokuyor. birisi bana asansör boşluğuna kafa üstü atlatamayacağımı söylese hemen “nesine” diyorum. bu kadar da mantıklı bir insanım.
başka takıntım yok bence. varsa da anlatmak istemiyorum. anlatmak istemediğimi söylediğim şeyleri anlatmam için ısrar edilmesini istemek gibi bir takıntım da var.
devamını gör...
277.
şunu anladım ki sözlüğün topu manyak, normal olanı yok. benim de biraz simetri var.
devamını gör...
278.
uyumadan önce bir sağa bir sola dönmeden uyuyamıyorum.
devamını gör...
279.
burdaki takıntıları okuyunca onların artık benim takıntılarım olacağına dair bir takıntım var o yüzden biraz okudum ama çıkmak zorundayım yoksa takıntılarıma yenileri eklenir.
devamını gör...
280.
laptop ve mouse kablosu gibi uzun kabloları kendime göre kıvırıp katlıyorum ve o şekilde kullanıyorum. işin takıntı kısmı burası değil tabii. herkes uzun kabloyu kısa kullanmak için katlayabilir ama ben bu kabloları çözemiyorum. çözsem çok rahatsız olacakmışım gibi hissediyorum ve çözdüğümde aklım çözülü kabloda kalıyor.
devamını gör...