101.
kütür kütür fakir ezendir. on sene önce gülerek oy verenler evde ekmek yok çocuğum aç diye geziyorlar. ah be kardeşim sen hakediyorsun da çocuğuna acıyorum.
devamını gör...
102.
bir ders adıdır.
devamını gör...
103.
mazotun %30, benzinin %10, biberin %100 arttığı 2026 mart ayı enflasyonunun %1,94 açıklanması gibi muazzam bir fıkraya sahiptir.
devamını gör...
104.
"savaş, altın fiyatları ve artan maliyetlerden dolayı gençler evlenmeyi erteliyor. geçen yıla oranla düğün salonları rezervasyonlarında yüzde 60 azalma yaşandı. birçok düğün işletmecisi kapanma riskiyle karşı karşıya..."
haber
şimşek'in ekonomik soykırım programı pandemiyi mumla aratıyor.
ölçülen en yüksek atıl işgücü oranına sahibiz.
yüzde 31,5.
atıl işgücü kimleri kapsıyor:
işsizler,
iş bulma ümidini kaybettiği ya da farklı gerekçelerle iş aramaktan vazgeçenler
yarı zamanlı çalışan ama iş bulsa tam zamanlı çalışmak isteyenler...
bu toplum cinnet de geçirir, sokakta birbirini de keser.
inan mutlu
haber
şimşek'in ekonomik soykırım programı pandemiyi mumla aratıyor.
ölçülen en yüksek atıl işgücü oranına sahibiz.
yüzde 31,5.
atıl işgücü kimleri kapsıyor:
işsizler,
iş bulma ümidini kaybettiği ya da farklı gerekçelerle iş aramaktan vazgeçenler
yarı zamanlı çalışan ama iş bulsa tam zamanlı çalışmak isteyenler...
bu toplum cinnet de geçirir, sokakta birbirini de keser.
inan mutlu
devamını gör...
105.
nakit para kullanımının bitirilmesi için dayatan ekonomi. çinlilere özeniyor puştlar.
devamını gör...
106.
akp döneminde küçük şehirlerin tek geçim kaynağı memurluk, sosyal yardım ve üniversite öğrencileri olmaya başladı.
100 bin nüfuslu küçük bir ilde 60 bin çalışan var diyelim, bunun 20 bini memur. yani aslında her ailede 1 memur var demektir. en düşük memur maaşının asgari ücretin 2,5 katı olduğu düşünüldüğünde, küçük iller için hanelere gelir enjeksiyonu için elverişli bir aparat memurluk.
taşrada bir aile düşünün, erkek fabrikada çalışsın 40 bin tl alsın, kadın bim'de çalışsın 30 bin tl alsın. eve giren para 70 bin tl. taşrada geçinir ama pek parlak bir hayat şartı sunmaz.
erkeği özel fabrikadan alıp orman müdürlüğünde işçi yapalım maaşı 80 bin tl'ye çıkar, kadın gene aynı yerde 30 bin tl alsın. eve giren para 110 bin tl'ye çıkıyor. bu para taşra için çok iyi para. karı koca memur olduklarında ise artık taşranın eşrafıyla yarışır hale gelirler.
iktidar büyükşehirlerdeki alt ve orta gelirli insanlardan topladığı vergilerle, taşrada mikro refah adaları yaratmış durumda. taşrada aileden biri memur olduğunda o ailede refah otomatik katlanıyor, taşradaki emekli amca iline açılan üniversiteye gelen öğrencilere dandik evini 30 bin tl'ye kiraladığında emekli maaşından daha fazla bir gelir elde etmeye başlıyor, taşradaki esnaf emeklilere 10 liraya çay satmak yerine üniversite öğrencilerine 100 liraya mocha satınca altına sıfır araba çekebiliyor.
akp'nin ekonomi-politiği gerçekten ekonomik kaynakların siyasi emeller uğruna verimli alanlardan zorla verimsiz alanlara aktarılmasından ibaret bir çöküş programı.
link
siirt’te, tarikat liderinin hastanesindeki çalışan ihbar etti.
14 yataklı yoğun bakımda 1 hasta varken, yataklar dolu gösterilmiş.
yıllarca müritlere ait, fakat gerçekte var olmayan hastalarla sgk’dan en az 100 milyon lira vurgun yapılmış.
(hazar dost/szc)
abd'deki somalililer de hayali ve sözde hizmetlerle vampirlik yapıyor
tarihinin en "islami" dönemini yaşamaktadır.
"daha adil dünya mümkün" dedikleri: yaratıcı, tasarlayıcı, geliştirici, güncelleyici, sürdürülebilir, verimli, disiplinli kesimlerden ve toplumlardan çalmak, bunları sömürmek ve kaynakları kendilerine aktarmak. aynı zamanda en ufak rekabetten ve iş birliğinden uzak durmak.
breaking bad'daki redneck davar çetesinin jesse pinkman'ı resmen köle olarak çalıştırması ve onun sayesinde zenginleşmesi gibi. hatta sevdiği kadını ve kadının çocuğunu da gözünün önünde öldürmüşlerdi. tam helal süt emmiş islami sosyo-ekonomi...
devamını gör...
107.
hem enflasyon hem işsizlik yüksek. normalde biri yüksekken diğeri düşük olur. tarihte bir ilki başardık. ders kitaplarında bir ülke nasıl batar diye ders olacak
devamını gör...
108.
karşıda siyonizm güdümlü a.b.d ve a.b ortak pazarı var. bizim ortak pazarımız yok. a.b, sıttın sene bu pazarına bizi almaz ve maraba olarak kullanmaya devam eder.
ortak pazarın olmazsa gakko, demiri en fazla külçe yapar satarsın. demiri, bakırı, çinkoyu işlemen için yine ağır sanayiye, otomotiv ve elektorik sanayiye ihtiyacın var. diyelim bunları yaptım. bu kez de cumhuriyet döneminde olduğu gibi ithal etmek, üretmekten ucuza gelir. ithal eder üretmezsen kaynaklarını yok yere satarsın. üretirsen amborgo yersin, kota yersin. çünkü, karşı taraf emperyalist, gücüne karşı güç kuramazsan rekabetten düşer köle olursun.
şekil a'daki gibi!
a.b + a.b.d = a.v.m.
türkiye= bakkal dükkanı.
bu işler eyle türk'üm, müslümanım, üstünüm deme ile olmuyor.
ortak pazarın olmazsa gakko, demiri en fazla külçe yapar satarsın. demiri, bakırı, çinkoyu işlemen için yine ağır sanayiye, otomotiv ve elektorik sanayiye ihtiyacın var. diyelim bunları yaptım. bu kez de cumhuriyet döneminde olduğu gibi ithal etmek, üretmekten ucuza gelir. ithal eder üretmezsen kaynaklarını yok yere satarsın. üretirsen amborgo yersin, kota yersin. çünkü, karşı taraf emperyalist, gücüne karşı güç kuramazsan rekabetten düşer köle olursun.
şekil a'daki gibi!
a.b + a.b.d = a.v.m.
türkiye= bakkal dükkanı.
bu işler eyle türk'üm, müslümanım, üstünüm deme ile olmuyor.
devamını gör...
109.
halkı gibi bir ekonomi. enstitüler yerine kişilere itaat prensibi üzerine yaşayan toplumlar asla iflah olamazlar. ne ekonomisi ne de halkı kendi yaptığı yanlışlar yüzünden düzlüğe çıkamayacak, çıkamıyor.
ama demokratik değerlerini kendi yıkmış onun yerine şahsa itaatı getirmiş, eksen kayması yaşamış bir halka acınır mı?!.. kesinlikle acınmaz !! "kendin ettin kendin buldun " türküsü söylenir.
ama demokratik değerlerini kendi yıkmış onun yerine şahsa itaatı getirmiş, eksen kayması yaşamış bir halka acınır mı?!.. kesinlikle acınmaz !! "kendin ettin kendin buldun " türküsü söylenir.
devamını gör...
110.
ultra zengin sayısının son 5 yılda %93.5'lik artışla 2174'ten 4208'e ulaştığına dair haberler çıkan ekonomi. türk milletinin iliğini kurutan parazit sayısı iki katına çıkmış yani.
(bkz: ekonomik adaletsizlik) had safhada. dünyada böyle eğilim var ama türkiye'de alnı secdeye değenler yüzünden daha da kötü halde. gsyh ve kişi başına düşen milli gelir artıyor gibi görünse de aslında sıradan vatandaşın cebinden alıp bir avuç yandaş pisliğin cebine doldurarak sürdürülemez bir sistem kuruldu. servet türk milletinden alınıp sadece yandaşlara, yahudilere, ermenilere, rumlara, diğer yabancılara ve pkk terör örgütü destekçilerine aktarılıyor olmalı. buradan
(ek: yıllık enflasyon mart'ta %30.87'yken nisan'da %32.37'ye yükselmiş. aylık enflasyon%4.18'e çıkmış. abd-israil'in iran saldırısı sonrası yaşanan enerji ve petrol fiyatlarındaki artış sebep gösterilmiş. gerçek enflasyon tabi ki bundan daha yüksektir. ama hesaplayacak uzman var mı bilmiyorum.)
ekonomim'in haberine göre raporda yer alan tarihsel verilerde türkiye’de 30 milyon doların üzerinde net varlığı bulunan kişi sayısı son 5 yılda adeta patlama yaşadı. 5 yıl önce 2,174 olan ultra zengin sayısı, yüzde 93,5’lik bir artışla 4,208’e ulaştı. 2031 yılına gelindiğinde bu sayının yüzde 13 oranında bir artış daha kaydederek 4,772’ye çıkması bekleniyor. türkiye'deki milyarder sayısının ise 2031 yılına kadar yüzde 31 oranında artarak 35’ten 46’ya yükseleceği öngörülüyor.
knight frank’in araştırması, türkiye’nin son 5 yıllık süreçte servet büyüme hızında dünya liginin en üst sıralarında yer aldığını ortaya koydu. 30 milyon dolar üzeri varlığa sahip kişilerin en hızlı arttığı ilk dört ülke, şu şekilde sıralandı:
polonya: yüzde 109
katar: yüzde 107
türkiye: yüzde 93,5
romanya: yüzde 93
dünya genelinde yüzde 29'luk artış
türkiye'de servet üretiliyor belki. ama türkler üretmiyor. türk milletini köleleştirerek türk milletinin sırtından bir avuç yandaş zenginleşiyor. ağzı açlıktan kokan yada oğluna belediye iş verilen mal değnekleri ise bu vahim durumu görmeyip camilerde akp ajanlarının "şükredin, ekonomi büyüyor, silah yapıyoruz sabredin, güçleniyoruz." yalanlarına kanıyorlar. aslında olan şey damadın somali'ye silah satıp sonra hazineden somaliye verilen 30 milyon doların muhtemelen damadın cebine aktarıldığını düşünmemek elde değil. somali bedavadan silah sahibi oluyor. damat parayı türk devletinin hazinesinden almış oluyor. akp'li yandaşlar hazinemizin parasıyla somali'de iş yapmak için nüfuz elde etmiş oluyor ve daha da zenginliğin kapılarını aralıyorlar. gariban türk milleti ise fakirleşmeye ve yükselen vergiler altında ezilmeye devam ediyor.

türk milletine yapılması gereken yatırım, türk milletine verilmesi gereken teşvik suudi arabistan'a vergisiz hibe ve enerji santrali imkanı olarak veriliyor. kendi topraklarımızda suudilerden niye garantili elektrik alıyoruz? polonya'daki 19 yaşındaki akp'li veledin et şirketine 20.8 milyar liralık karkas et bedeli olarak yurt dışına çıkarılıyor. bunca işsiz türk varken türkiye'de niye hayvancılık için devlet şirket kurmuyor yada projeler geliştirmiyor? biz yurt dışında daha ucuz olan mont, ayakkabı, müzik aleti vs. bile satın alamıyoruz. çünkü gümrük vergisi asıl malın onlarca katına çıkarılmış durumda. yani üst düzey akp'li değilseniz pratikte size yurt dışından kaliteli ucuz ürün satın almak bile yasak. türk milleti osmanlı'nın son zamanlarındaki yine iyice ezilmiş durumda.
eskiden sıradan vatandaş vergisi öderdi. özel okul gideri yoktu, özel hastane gideri yoktu, paralı yol gideri yoktu. şimdi sıradan vatandaş yine vergi ödüyor, hem de eskiye nazaran çok daha fazla. ama çocuğunu güvenlik ve hijyen sebebiyle devlet okuluna gönderemiyor, muhtemelen sahibi akp'li olan özel okula göndermek zorunda kalıyor. devlet hastanesine gidemiyor, çünkü devlet hastaneleri kapatıldı. binalarına yandaş şirketin sahip olduğu şehir hastaneleri kuruldu. oralarda da doktor bulunamıyor, çünkü akp doktorları yurt dışına kovdu, gidemeyen de özel hastanelere geçti. haliyle sıradan vatandaş vergisini ödemesine rağmen hasta olunca sağlık hizmeti de alamıyor. muhtemelen sahibi akp'li olan özel hastaneye mecburen para bayılıyor. garantili yolların, köprülerin, havalimanlarının yada son yıllarda iyice hortlayan madencilik faaliyetlerinin durumunu açıklamak bile istemiyorum.
yani türkiye ekonomisi sadece ekonomik bir sorunlarla boğuşmuyor. sistematik düşmanca bir işgale ve dönüşüme uğradı. milletimizin varoluş sorunu, milli güvenlik sorunu haline geldi. buna serveti türk milletinden alıp siyasi menfaatleri olan yerli yabancı bir avuç parazite aktararak sebep oldular. en başından zaten makarna, kömür, memuriyet, belediyede kadro vs. vererek sıradan vatandaştan oy satın alıyorlardı. alt tabakadaki o kokuşmuşluğun bizi bütün olarak bu duruma düşüreceği belliydi. ama günü kurtarma derdindeki türk halkı yarınlarını düşünmedi. şimdi akp'ye oy veren utanmaz ihtiyar emekli bile pişman olduğunu söyleyebiliyor. kaçak saray rejiminden hesap soracak, adalet talep edecek türk millet iradesinin ateşlenmesi şart. bu akp'nin yancısı chp'yle olmaz. sivil toplum örgütlenmesi gerek bence. sömürge ekonomisini ancak milletçe birlik olarak tersine çevirebiliriz.
(bkz: ekonomik adaletsizlik) had safhada. dünyada böyle eğilim var ama türkiye'de alnı secdeye değenler yüzünden daha da kötü halde. gsyh ve kişi başına düşen milli gelir artıyor gibi görünse de aslında sıradan vatandaşın cebinden alıp bir avuç yandaş pisliğin cebine doldurarak sürdürülemez bir sistem kuruldu. servet türk milletinden alınıp sadece yandaşlara, yahudilere, ermenilere, rumlara, diğer yabancılara ve pkk terör örgütü destekçilerine aktarılıyor olmalı. buradan
(ek: yıllık enflasyon mart'ta %30.87'yken nisan'da %32.37'ye yükselmiş. aylık enflasyon%4.18'e çıkmış. abd-israil'in iran saldırısı sonrası yaşanan enerji ve petrol fiyatlarındaki artış sebep gösterilmiş. gerçek enflasyon tabi ki bundan daha yüksektir. ama hesaplayacak uzman var mı bilmiyorum.)
ekonomim'in haberine göre raporda yer alan tarihsel verilerde türkiye’de 30 milyon doların üzerinde net varlığı bulunan kişi sayısı son 5 yılda adeta patlama yaşadı. 5 yıl önce 2,174 olan ultra zengin sayısı, yüzde 93,5’lik bir artışla 4,208’e ulaştı. 2031 yılına gelindiğinde bu sayının yüzde 13 oranında bir artış daha kaydederek 4,772’ye çıkması bekleniyor. türkiye'deki milyarder sayısının ise 2031 yılına kadar yüzde 31 oranında artarak 35’ten 46’ya yükseleceği öngörülüyor.
knight frank’in araştırması, türkiye’nin son 5 yıllık süreçte servet büyüme hızında dünya liginin en üst sıralarında yer aldığını ortaya koydu. 30 milyon dolar üzeri varlığa sahip kişilerin en hızlı arttığı ilk dört ülke, şu şekilde sıralandı:
polonya: yüzde 109
katar: yüzde 107
türkiye: yüzde 93,5
romanya: yüzde 93
dünya genelinde yüzde 29'luk artış
türkiye'de servet üretiliyor belki. ama türkler üretmiyor. türk milletini köleleştirerek türk milletinin sırtından bir avuç yandaş zenginleşiyor. ağzı açlıktan kokan yada oğluna belediye iş verilen mal değnekleri ise bu vahim durumu görmeyip camilerde akp ajanlarının "şükredin, ekonomi büyüyor, silah yapıyoruz sabredin, güçleniyoruz." yalanlarına kanıyorlar. aslında olan şey damadın somali'ye silah satıp sonra hazineden somaliye verilen 30 milyon doların muhtemelen damadın cebine aktarıldığını düşünmemek elde değil. somali bedavadan silah sahibi oluyor. damat parayı türk devletinin hazinesinden almış oluyor. akp'li yandaşlar hazinemizin parasıyla somali'de iş yapmak için nüfuz elde etmiş oluyor ve daha da zenginliğin kapılarını aralıyorlar. gariban türk milleti ise fakirleşmeye ve yükselen vergiler altında ezilmeye devam ediyor.

türk milletine yapılması gereken yatırım, türk milletine verilmesi gereken teşvik suudi arabistan'a vergisiz hibe ve enerji santrali imkanı olarak veriliyor. kendi topraklarımızda suudilerden niye garantili elektrik alıyoruz? polonya'daki 19 yaşındaki akp'li veledin et şirketine 20.8 milyar liralık karkas et bedeli olarak yurt dışına çıkarılıyor. bunca işsiz türk varken türkiye'de niye hayvancılık için devlet şirket kurmuyor yada projeler geliştirmiyor? biz yurt dışında daha ucuz olan mont, ayakkabı, müzik aleti vs. bile satın alamıyoruz. çünkü gümrük vergisi asıl malın onlarca katına çıkarılmış durumda. yani üst düzey akp'li değilseniz pratikte size yurt dışından kaliteli ucuz ürün satın almak bile yasak. türk milleti osmanlı'nın son zamanlarındaki yine iyice ezilmiş durumda.
eskiden sıradan vatandaş vergisi öderdi. özel okul gideri yoktu, özel hastane gideri yoktu, paralı yol gideri yoktu. şimdi sıradan vatandaş yine vergi ödüyor, hem de eskiye nazaran çok daha fazla. ama çocuğunu güvenlik ve hijyen sebebiyle devlet okuluna gönderemiyor, muhtemelen sahibi akp'li olan özel okula göndermek zorunda kalıyor. devlet hastanesine gidemiyor, çünkü devlet hastaneleri kapatıldı. binalarına yandaş şirketin sahip olduğu şehir hastaneleri kuruldu. oralarda da doktor bulunamıyor, çünkü akp doktorları yurt dışına kovdu, gidemeyen de özel hastanelere geçti. haliyle sıradan vatandaş vergisini ödemesine rağmen hasta olunca sağlık hizmeti de alamıyor. muhtemelen sahibi akp'li olan özel hastaneye mecburen para bayılıyor. garantili yolların, köprülerin, havalimanlarının yada son yıllarda iyice hortlayan madencilik faaliyetlerinin durumunu açıklamak bile istemiyorum.
yani türkiye ekonomisi sadece ekonomik bir sorunlarla boğuşmuyor. sistematik düşmanca bir işgale ve dönüşüme uğradı. milletimizin varoluş sorunu, milli güvenlik sorunu haline geldi. buna serveti türk milletinden alıp siyasi menfaatleri olan yerli yabancı bir avuç parazite aktararak sebep oldular. en başından zaten makarna, kömür, memuriyet, belediyede kadro vs. vererek sıradan vatandaştan oy satın alıyorlardı. alt tabakadaki o kokuşmuşluğun bizi bütün olarak bu duruma düşüreceği belliydi. ama günü kurtarma derdindeki türk halkı yarınlarını düşünmedi. şimdi akp'ye oy veren utanmaz ihtiyar emekli bile pişman olduğunu söyleyebiliyor. kaçak saray rejiminden hesap soracak, adalet talep edecek türk millet iradesinin ateşlenmesi şart. bu akp'nin yancısı chp'yle olmaz. sivil toplum örgütlenmesi gerek bence. sömürge ekonomisini ancak milletçe birlik olarak tersine çevirebiliriz.
devamını gör...
111.
laiklik karşıtı ingilizci tarikatların, siyasal islamcıların elinde yönetimin laiklik, hukukun üstünlüğü ve bağımsızlık çizgisinden koparıldığı için ingilize peşkeş çekildiği ekonomidir. ingilizin fonladığı tarikatçı her türlü pisliği yer, suçu tam bağımsızlığı savunan laik mağdurlara atar.
ek: yazmış bir şeyler mınığlı, kimse okumuyor. git türkçe öğren öyle yaz ingilizci.
ek: yazmış bir şeyler mınığlı, kimse okumuyor. git türkçe öğren öyle yaz ingilizci.
devamını gör...
112.
100 yıllık tefeciliğı, a.b'ye ve a.b.d'ye sömürüyü kabullenmeyen luayikçi moroğlanın zırladığı başlık. suçu sadece yöneticilerin üzerine ( o tarikatçılara atıyor da ben tüm yöneticilerin üzerine çekiyorum) atıyor. lan faiz serbest, vergi zanginden değil fakirden alunıyor. a.b ülkeleri gibi ortak pazarın yok. bunun anlamı, üretmek ithal etmekten daha pahalı demek. ithal edersen kaynaklarını değerlendiremez ,hammadde olarak yok fitatına satarsın. enerji açığın ve ithal etmen cari açık demek. cari açık borç demek. borç demek faiz demek. faiz, sen çalış tefeci yesin demek. bu dırnağına daş düşürdüğümün yerinde 60 küsür hökümet bozuk tefeci luayikçi düzen sağlam hee! senin ölçüne ve izanına...
atkuyruğy, 60 sene önce alamana domuz çidtliği temizlemeye gittiğini unuttun. vay bu ingiliz seni silkeliye oğlan! ingiliz mi kaldı lan, dünya sermayesinin % 95' i siyonist yahudi'nin elinde. ingiliz'i, a.b.d'si artık siyonizme lejyonerlik yapıyor.
türkiye ekonomisi ne zaman eyi oldu at sancısı? yaz bakalım. 30 sene önce yamalıklı elbiseler giyiyordun. ona göre hesab et . bu ergen loliş yamalığı moda zanneder. yokluktan yama ha.
atkuyruğy, 60 sene önce alamana domuz çidtliği temizlemeye gittiğini unuttun. vay bu ingiliz seni silkeliye oğlan! ingiliz mi kaldı lan, dünya sermayesinin % 95' i siyonist yahudi'nin elinde. ingiliz'i, a.b.d'si artık siyonizme lejyonerlik yapıyor.
türkiye ekonomisi ne zaman eyi oldu at sancısı? yaz bakalım. 30 sene önce yamalıklı elbiseler giyiyordun. ona göre hesab et . bu ergen loliş yamalığı moda zanneder. yokluktan yama ha.
devamını gör...
113.
yıllık hacmi 1.7 trilyon doları bulan küresel kamu alımları pazarı, artık serbest ticaretin değil, “üyelik” şartının hüküm sürdüğü bir alana dönüşüyor. türk ihracatçısı, küresel ticaretin yeni “görünmez gümrük duvarı” ile karşı karşıya kalıyor. türkiye’nin, dünya ticaret örgütü kamu alımları anlaşması (gpa) dışında kalması, bu devasa bir pazarın kapılarını türk şirketlerine kapatıyor. bu da türkiye’nin katma değerli ihracat hedeflerinin önündeki en büyük teknik engel olarak gösteriliyor. özellikle avrupa birliği’nin (ab), kamu ihalelerinde “yalnızca gpa üyeleri teklif verebilir” şartını getirmesi, hazır giyim ve tekstilden gıdaya, tıbbi cihazlardan inşaat malzemelerine kadar pek çok sektörde türk ihracatçısını masanın dışına itiyor. ab, stratejik ihalelerde gpa şartını bir “kalkan” olarak kullanmaya başlayınca, bu durum türkiye gibi güçlü üreticileri kapsama alanı dışına itiyor.
dünya gazetesi
devamını gör...
114.
mutlak butlan kararı duyulur duyulmaz, bunun siyasi sonuçları kadar ekonomiye etkilerinin ne olacağı da tartışılmaya başlandı. ekonomistler hızla borsaya ne olur, kur nereye gider, merkez bankası ne yapar, şimşek’in bundan haberi var mıydı türünden yorumlara girişti. görünen o ki merkez bankası’nın ve muhtemelen varlık fonu’nun müdahaleleriyle hafta ciddi bir sorun yaşanmadan kapatıldı. fakat bu kararın orta ve uzun vadeli siyasi etkilerini de ekonomik sonuçlarını da öngörmek için erken olduğu kanaatindeyim. ekonomik tahminler, genellikle, bilmediğimiz şeyleri biliyormuş gibi yapmaktan başka bir şey değildir. hele siyasi belirsizliğin, jeopolitik risklerin ve finansal kırılganlıkların bu kadar iç içe geçtiği bir ortamda, birkaç günlük piyasa hareketlerinden yola çıkarak tahminde bulunmak yanıltıcı olur.
yine de birkaç noktanın net olduğunu söyleyebiliriz. birincisi ve en önemlisi, bütün bu yapılanlar yalnızca belirli bir siyasi düzeni değil, aynı zamanda belirli bir ekonomik düzeni korumaya dönük. bu nedenle meseleyi yalnızca “piyasalar bu karara nasıl tepki verir?” sorusuna sıkıştırmak yanıltıcı olur. asıl soru, böyle bir siyasi kararın hangi ekonomik düzeni ayakta tutmaya yaradığıdır. çünkü türkiye’de son yıllarda siyasal alan daraldıkça, ekonomik alan da daha dar bir sermaye çevresi lehine yeniden düzenleniyor. emeğin ucuzlatıldığı, doğanın metalaştırıldığı, kamu kaynaklarının belirli sermaye gruplarına aktarıldığı ve rantın üretken yatırımların önüne geçtiği bir ekonomik düzenle karşı karşıyayız. bu düzende yüksek enflasyon kalıcılaşıyor, geniş kesimlerin alım gücü düşüyor, işsizlik yaygınlaşıyor. kamu kaynakları teşvikler, garantiler, ihaleler, vergi afları ve benzeri kanallar üzerinden belirli kesimlere aktarılırken, geniş toplum kesimleri yüksek fiyatlar ve düşük reel ücretler arasında sıkışıyor. ülkenin neredeyse tamamı maden sahası ilan edilip yerli ve yabancı şirketlerin kullanımına açılıyor. doğa varlıkları, kentler, enerji alanları ve kamusal kaynaklar giderek daha fazla sermaye birikiminin doğrudan konusu haline getiriliyor. gelir ve varlık eşitsizliklerindeki artış ise bu düzenden sadece dar bir zümrenin faydalandığını açıkça gösteriyor. böyle bir ekonomik düzenin güçlü bir muhalefet, demokratik denetim, yaygın sendikal örgütlenme, bağımsız yargı, özgür basın ve etkin yerel yönetimlerle birlikte sorunsuz biçimde sürdürülebilmesi neredeyse imkânsız. dolayısıyla siyasi alanın daraltılması, ekonomik modelin dışında değil, tam merkezinde yer alıyor.
özgür orhangazi, evrensel
devamını gör...
115.
türkiye, devletin kendisi çökmeden önce paranın güvenilirliğinin nasıl yok olduğunu gösteren bir örnektir.
ülke hala işler durumda.
insanlar hala işe gidiyor.
bankalar hala açık. piyasalar hala işlem görüyor. hükümet halen iktidarda. ancak para birimi manevi olarak çökmüş durumda. lira halen bir ödeme aracı olarak işlev görüyor, ancak artık güvenilir bir değer muhafaza aracı olarak işlev görmüyor.
asıl kırılma noktası budur.
vatandaşlar para birimine olan inancını yitirdiğinde, her şey savunma moduna geçer. hanehalkları dolara, altına, gayrimenkule, kripto paraya, borsaya, yabancı varlıklara, yani yerel kağıt paradan daha iyi değerini koruyabilecek her şeye kaçar. işletmeler fiyatlandırmalarını devalüasyonu göz önünde bulundurarak yapar. işçiler, fiyatlar yeniden harekete geçmeden önce ücret ayarlaması talep eder. yabancı yatırımcılar, yerel borçları elinde tutmak için absürt getiri oranları talep eder. merkez bankası sadece enflasyonla değil, hafızayla da mücadele etmek zorundadır.
asıl sorun hafızadır.
insanlar paralarının değer kaybettiğini hatırlar. kendilerine yalan söylendiğini hatırlar. birikimlerinin nasıl eridiğini hatırlar. bu hafıza bir kez yerleşti mi, politika güvenilirliğini yeniden kazanmak çok pahalıya mal olur. %30’un üzerindeki getiri bir “fırsat” değildir. bu, tahvil piyasasının güvenin olağanüstü fiyatlarla kiralanması gerektiğini söylemesidir.
türkiye'nin hikayesi sadece kötü para politikasından ibaret değildir. para birimi rejimin şok emici haline gelene kadar, siyasi kontrolün para politikası disiplinini gölgede bırakmasıdır. alınacak ders budur. liderlik para birimini siyasi çıkarların bir aracı olarak gördüğünde, sonunda halk da para birimini bir kaçış aracı olarak görür.
işte o zaman döngü kendini beslemeye başlar.
zayıf lira ithalat maliyetlerini artırır. ithalat maliyetleri enflasyonu artırır. enflasyon güveni zayıflatır. zayıf güven dolarizasyonu tetikler. dolarizasyon lirayı daha da zayıflatır. yüksek faiz oranları bu kan kaybını yavaşlatır, ancak reel ekonomiyi de cezalandırır. siyasi gerilim artar. hükümet tekrar müdahale eder. piyasa güveni daha da azalır.
işte bu, güvenilirlik cehennemidir.
lira, satın alma gücü konusunda nesiller boyu süren bir güven çöküşü yaşadı. kesin yüzde, davranışsal değişimden daha az önemlidir: yurttaşlar artık para birimini geleceğe yönelik güvenli bir varlık olarak görmüyor.
bitcoin için bu, en net felsefi reklamdır. rezerv para birimi olan ülkelerdeki insanlar, “sert para” argümanlarını bir ideoloji olarak görür. zayıf para birimi olan ülkelerdeki insanlar ise bunları bir tür kendini koruma olarak anlar. türkiye, “para nedir?” sorusunun neden akademik bir soru olmadığını açıklıyor. değersiz para, geleceği önce sessizce, sonra da aniden çalar.
abd için ders, “amerika türkiye'ye dönüşür” değildir. abd'nin rezerv para birimi, daha derin sermaye piyasaları, askeri gücü, enerjisi, teknoloji hakimiyeti ve küresel teminat talebi vardır. tamamen farklı bir yapı.
uyarı daha serttir: güvenilirlik, nihai rezervdir.
dolar, liradan çok daha fazla baskıya dayanabilir; zira abd sistemi imparatorluk ölçeğinde bir ayrıcalığa sahiptir. ancak imparatorluk parası bile yine de inanca dayalıdır. açıklar, enflasyon, fed üzerindeki siyasi baskı, mali egemenlik ve finansal baskı; hepsi önemlidir, çünkü görünmez güven tabakasını yavaş yavaş aşındırırlar.
türkiye, daha zayıf bir sistemde bu sürecin nihai sonucunu gözler önüne sermektedir.
sightbringer
devamını gör...