yazarların itiraf köşesi
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
başlık "mırmır" tarafından 14.11.2020 21:09 tarihinde açılmıştır.
6141.
performatif erko rolünü o kadar iyi oynadım ki yalnız başıma kitap okurken bile ayak ayak üstüne atıyordum. - arabistanlı babıl.
devamını gör...
6142.
az önce suşi yedim ve allah japonlara sabır versin
devamını gör...
6143.
(bkz: diko) yazmazsa üzülüyorum.*
devamını gör...
6144.
üzülünce yiyorum.
devamını gör...
6145.
yiyince üzülüyorum.
devamını gör...
6146.
enteresan hiç üzülmüyorum.
devamını gör...
6147.
bi ara intihar edicem
devamını gör...
6148.
tam üzüleceğim bir gülme geliyor.
devamını gör...
6149.
gülme gelince de yiyesim geliyor.
devamını gör...
6150.
bir süredir şöyle hissediyorum.
devamını gör...
6151.
kıymetlim nerelerdeydin? özlettin bu sefer kendini. ıyi ki geldin. sen yokken kendimi yalnız hissediyordum.
devamını gör...
6152.
bazen sosyalliğin zirvesini yaşıyorum.
işler olması gerektiği gibi ilerliyor. ama ben aralara öyle bir program ekliyorum ki gün yetmiyor, ben zorluyorum. daha doğrusu ben planlamıyorum, birden içinde buluyorum. arkadaş grubum sağolsun.
yorgunum.
ama keyif de alıyorum, o da ayrı mesele.
sadece şöyle bir durum var.
sosyallikle mallık arasında ince bir çizgi var ya.
ben galiba o çizgide yürümüyorum, hafif mallık tarafına kayıyorum.
ve daha da garibi isteyerek yapıyorum.
sabaha kahvaltıdan akşama kadar yine var bi şeyler mesela.
işler olması gerektiği gibi ilerliyor. ama ben aralara öyle bir program ekliyorum ki gün yetmiyor, ben zorluyorum. daha doğrusu ben planlamıyorum, birden içinde buluyorum. arkadaş grubum sağolsun.
yorgunum.
ama keyif de alıyorum, o da ayrı mesele.
sadece şöyle bir durum var.
sosyallikle mallık arasında ince bir çizgi var ya.
ben galiba o çizgide yürümüyorum, hafif mallık tarafına kayıyorum.
ve daha da garibi isteyerek yapıyorum.
sabaha kahvaltıdan akşama kadar yine var bi şeyler mesela.
devamını gör...
6153.
ruslar güzel müzik yapıyor valla.
devamını gör...
6154.
az önce pilates matında spor yaparken bacağıma bir şey düştü. düşen şeyi çekirge sandım. çekirge nereden aklıma geldi hiçbir fikrim yok. bağlık bahçelik bir yerde de değil bizim ev, normal site yani. neyse, yerimden zıplayarak kalktım ödüm koptu. bir de "bacağıma çekirge düştü" diye bağırdım gecenin birinde. meğer mezuraymış. evet, bildiğimiz mezura. şaka değil .ne alaka bilmiyorum, onun da garip bir hissiyatı var sanırım ondan. bu aralar bende birtakım alıklıklar mevcut, hadi hayırlısı.
aniden panikle kalktığım için de şimdi belim ağrıyor, hikaye bu kadar.
aniden panikle kalktığım için de şimdi belim ağrıyor, hikaye bu kadar.
devamını gör...
6155.
muhtemelen linç yiyeceğim ama simyacı bir dönem elimden düşmüyordu. altını çizdiğim yerler, başkalarına attığım alıntılar, “hayatımı değiştirdi” tripleri… klasik paket işte. hatta öyle bir noktaya geliyorsun ki, kitabı bildiğin kendini savunur gibi savunuyorsun.
bence bazı kitaplar metin olarak değil, zaman olarak çalışıyor. sen hangi ruh hâlindeysen, kitap da tam oraya oturuyor. o sıralar insan biraz daha açık oluyor böyle şeylere. bir şeylerin anlamlı olduğuna inanmak istiyor, biraz yol arıyor, biraz işaret bekliyor. kitap da tam o boşluğa denk geliyor.
ama geçen gün tekrar açayım dedim. o ilk seferdeki büyü yok. gerçekten yok.
mesela o meşhur cümle:
“bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar.”
ilk okuduğum dönem motive edici gelmişti. hatta bir süre buna gerçekten inanmıştım. ama şimdi dönüp bakınca, bu cümle bana derin değil, fazla cilalı geliyor. çünkü hayat öyle işlemiyor. evren senin, benim için mesaiye kalmıyor. çoğu zaman kimse senin ne istediğini umursamıyor bile.
o yüzden simyacı bana artık şöyle geliyor:
kişisel gelişim zırvalarının, mistik bir doğu masalı ambalajına sarılıp “edebiyat” diye servis edilmiş hâli.
hikâye var gibi yapıyor ama aslında sürekli aynı noktaya bağlanıyor:
inan, takip et, iste… olacak. ama o “olacak” kısmının altı boş.
nasıl olacak, ne kaybedeceksin, neyi göze alacaksın… yok.
sadece süslü aforizmalar.
şimdi dönüp bakınca şunu fark ediyorum, ben o kitabı savunurken aslında kitabı savunmuyormuşum. o dönemki kendimi savunuyormuşum.
çünkü o cümleler o zamanlar bana iyi gelmişti. bir şeyleri toparlıyormuş gibi hissettirmişti. insan bazen anlam bulamayınca anlam uyduruyor.
ben de uydurmuşum.
kitap sadece uygun bir zemin olmuş.
e sonra büyüyorsun. biraz tökezliyorsun, biraz hayal kırıklığı yaşıyorsun. o zaman o cümleler birden “derin” olmaktan çıkıyor.
biraz naif, biraz toy kalıyor.
yani aslında kitap değişmiyor. sen değişiyorsun.
işin en zor kısmı da, bir şeyi sevmiş olduğunu kabul etmek kolay ama artık sevmediğini kabul etmek zor.
çünkü o zaman geçmişteki hâlinle de yüzleşiyorsun.
evet sayın yazarlar, benim itirafım da bu.
simyacı belki bok gibi bir kitap değil ama benim sandığım kadar iyi de değilmiş.
ben ona anlam yüklemişim, o da taşıyormuş gibi yapmış.
şimdi geriye sadece bunu kabul etmek kalıyor.
bence bazı kitaplar metin olarak değil, zaman olarak çalışıyor. sen hangi ruh hâlindeysen, kitap da tam oraya oturuyor. o sıralar insan biraz daha açık oluyor böyle şeylere. bir şeylerin anlamlı olduğuna inanmak istiyor, biraz yol arıyor, biraz işaret bekliyor. kitap da tam o boşluğa denk geliyor.
ama geçen gün tekrar açayım dedim. o ilk seferdeki büyü yok. gerçekten yok.
mesela o meşhur cümle:
“bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar.”
ilk okuduğum dönem motive edici gelmişti. hatta bir süre buna gerçekten inanmıştım. ama şimdi dönüp bakınca, bu cümle bana derin değil, fazla cilalı geliyor. çünkü hayat öyle işlemiyor. evren senin, benim için mesaiye kalmıyor. çoğu zaman kimse senin ne istediğini umursamıyor bile.
o yüzden simyacı bana artık şöyle geliyor:
kişisel gelişim zırvalarının, mistik bir doğu masalı ambalajına sarılıp “edebiyat” diye servis edilmiş hâli.
hikâye var gibi yapıyor ama aslında sürekli aynı noktaya bağlanıyor:
inan, takip et, iste… olacak. ama o “olacak” kısmının altı boş.
nasıl olacak, ne kaybedeceksin, neyi göze alacaksın… yok.
sadece süslü aforizmalar.
şimdi dönüp bakınca şunu fark ediyorum, ben o kitabı savunurken aslında kitabı savunmuyormuşum. o dönemki kendimi savunuyormuşum.
çünkü o cümleler o zamanlar bana iyi gelmişti. bir şeyleri toparlıyormuş gibi hissettirmişti. insan bazen anlam bulamayınca anlam uyduruyor.
ben de uydurmuşum.
kitap sadece uygun bir zemin olmuş.
e sonra büyüyorsun. biraz tökezliyorsun, biraz hayal kırıklığı yaşıyorsun. o zaman o cümleler birden “derin” olmaktan çıkıyor.
biraz naif, biraz toy kalıyor.
yani aslında kitap değişmiyor. sen değişiyorsun.
işin en zor kısmı da, bir şeyi sevmiş olduğunu kabul etmek kolay ama artık sevmediğini kabul etmek zor.
çünkü o zaman geçmişteki hâlinle de yüzleşiyorsun.
evet sayın yazarlar, benim itirafım da bu.
simyacı belki bok gibi bir kitap değil ama benim sandığım kadar iyi de değilmiş.
ben ona anlam yüklemişim, o da taşıyormuş gibi yapmış.
şimdi geriye sadece bunu kabul etmek kalıyor.
devamını gör...
6156.
çok küçük sayılabilecek bir olay yahut durum yüzünden çıkan büyük çapta akademik tartışmaları okumayı seviyorum. her şeyin detayı hoşuma gidiyor. bütünü göremiyorum zaten.
devamını gör...
6157.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
