yazarların uyumama sebepleri
başlık "gönlü geniş kafadar" tarafından 10.11.2020 03:18 tarihinde açılmıştır.
681.
kitabı bitirmem lazım. evet böyle sebepler uyutmuyor beni. evet ve hala burdayım.
devamını gör...
682.
çocukluğumu hastanede bırakıp geldim. çıkabilirse uyuyacağım.
devamını gör...
683.
pazartesiden itibaren sabahın sekizinde kalkacağım o yüzden erken yatmak zorundayım ve bu son günümü de gecenin sessizliğini dinleyerek geçirmek istedim, tabii mesaj da bekledim...
devamını gör...
684.
gece yalnız kalma fırsatı buluyorsun nihayet ve hemen uyuyup bu sessizliği kaybetmek istemiyorsun.
devamını gör...
685.
film izliyorum: zerkalo
devamını gör...
686.
sınavlar *
devamını gör...
687.
tek bir nedene bağlanacak kadar basit olmayan ve bu bağlamda düşünüldüğünde yazarların elini kolunu bağlayan sebeplerdir.
yazarları birer kaptan gibi düşündüğümüzde yıllar süren bir deniz yolculuğunun sonunda liman bulamayan bir kaptanın dramıdır aslında. yorgun, bitkin ve en önemlisi bir bütünün parçası olamama durumunun fiziksel dışa vurumudur. görecek güzel tek bir rüya düşleyemeyen bir insanın uykuya açtığı savaşın cephesidir gece.
yazarları birer kaptan gibi düşündüğümüzde yıllar süren bir deniz yolculuğunun sonunda liman bulamayan bir kaptanın dramıdır aslında. yorgun, bitkin ve en önemlisi bir bütünün parçası olamama durumunun fiziksel dışa vurumudur. görecek güzel tek bir rüya düşleyemeyen bir insanın uykuya açtığı savaşın cephesidir gece.
devamını gör...
688.
uyumak istememek . romantizm ya da psikoloji kasmaya gerek yok .
devamını gör...
689.
sabah uyanmak için bi neden yok
devamını gör...
690.
çünkü dişleri fırçalamak için ayaklanmak gerekir ve bu da yazarların uykusunu açmak için yaptığı şeyler gibi bir başlıkta yer alacak kadar tatsızlık nedenidir.
devamını gör...
691.
kahvedir. akşam asla içmemem gerek. 4 saat uykuyla işe gidiyorum zombi gibi.
devamını gör...
692.
(bkz: kabus)
o korkunun zirveye ulaştığı esnada, tam rüyada olduğunu fark edip uyanacakken belden topuğa kadar bir uyuşma geliyor ya, sonrasında her şeyin stabil olduğu konusunda telkin olana kadar uyku kaçıyor.
o korkunun zirveye ulaştığı esnada, tam rüyada olduğunu fark edip uyanacakken belden topuğa kadar bir uyuşma geliyor ya, sonrasında her şeyin stabil olduğu konusunda telkin olana kadar uyku kaçıyor.
devamını gör...
693.
kabus gördüm.
devamını gör...
694.
tam saatte uyuma takıntısı ..
devamını gör...
695.
alkol ve daha çok alkol. dipsiz kuyu gibi.
devamını gör...
696.
can sıkıntısı. sözlüğe sarıp seri entry girmek bi on dakika daha için en iyi seçenek sanki. sonra uzarız yavaştan. uyku için söz vermiyorum ama.
devamını gör...
697.
698.
ben ödev yazıyorum. okuduğum kitabın bir yerinde yazar andrei tarkovsky'nin 1972 tarihli solaris filminin açılış sahnesine referans veriyor.
bu sahnede insanlar ellerinde şemsiyelerle yağmurdan koşarak kaçmaya çalışırken , bir adamın kırın ortasında yağmurun altında sessizce kollarını açıp gözlerini kapatarak, gülümseyrek durduğu bir sahneymiş.
hani aslında tok olduğunuz halde birine yemek yerken eşlik ettiğinizde eşlik ettiğiniz kişi yemeği o kadar iştahlı bir şekilde yer sizin de canınız çeker ya ben de filmi böyle merak ettim.
daha önce elbette duydum ama sanat filmi seven biri olmadığım için izlememiştim. zaten filmi bulmak da başlı başına bir mesele.
allahtan biri sevabına youtube'a yüklemiş de ödeve ara verip filmi inmesini beklerken yazıyorum.
bu sahnede insanlar ellerinde şemsiyelerle yağmurdan koşarak kaçmaya çalışırken , bir adamın kırın ortasında yağmurun altında sessizce kollarını açıp gözlerini kapatarak, gülümseyrek durduğu bir sahneymiş.
hani aslında tok olduğunuz halde birine yemek yerken eşlik ettiğinizde eşlik ettiğiniz kişi yemeği o kadar iştahlı bir şekilde yer sizin de canınız çeker ya ben de filmi böyle merak ettim.
daha önce elbette duydum ama sanat filmi seven biri olmadığım için izlememiştim. zaten filmi bulmak da başlı başına bir mesele.
allahtan biri sevabına youtube'a yüklemiş de ödeve ara verip filmi inmesini beklerken yazıyorum.
devamını gör...
699.
(bkz: ritalin)
devamını gör...
700.
/kitabımın başından kalktım. ağır aksak adımlarla ilerledim mutfağa. ağzımdaki acı, kekremsi sigara tadından kurtulmam lazımdı. buzdolabında günler önce yaptığım tavukgöğsünü kaşıkladım öylesine. ağzımdaki damla sakızı tadıyla bir tavuğu sakız çiğnerken düşündüm sonra. aptal aptal sırıttım bi de buna. tatlıyı tezgahın üzerinde bırakarak doğruca odama döndüm. zaten tatlı ekşimeye başlamış, sabaha çöp kovasında ötmeye başlar. yatağıma oturdum, bacaklarımı kendime doğru çektim ve üzerimi örttüm. bir sigara yaktım. iki dakika önce sevişmiş, boşalmış, rahatlamış ve üzerine sigaramı yakmış gibi dingin ve yorgundum. yanıbaşımda duran küllüğü bile ıskalayarak külü çarşafa düşürdüm. kendime küfürler savurdum. çarşafı yaktığımdan değil, küllüğü bile ıskalayan bir varlığın yaşam mücadelesi içerisinde soluksuz kalmasına kinlenerek savurdum küfürlerimi. penceremden esen yelin ılıklığıyla yumuşadım. bedenimi okşamasına izin verdim. yarıda kalmış sigaramı söndürdüm ciğerlerime bir lütufta bulunmuş gibi kendimi beğenerek. aşağılayıcı bir egoyla. kendi egomla kendimi aşağılamanın hazzına vararak. soğuk bir yatağa yıkılmanın sıkıcı huzuruna bıraktım kendimi. ve uyandım yaşamımdan. /
boş boş bir şeyler yazıyordum. yeterince boş edebiyat yaptığıma göre gönül rahatlığıyla uyuyabilirim.
boş boş bir şeyler yazıyordum. yeterince boş edebiyat yaptığıma göre gönül rahatlığıyla uyuyabilirim.
devamını gör...
