kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mükemmel bir film ve kitap defalarca baştan sona izleyip ve okuduğum bir eser. dostluk, cesaret, fedakarlık konularının en iyi biçimde işlendiği bir eser.
devamını gör...
fantastik türünün kaliteli örneklerindendir.
devamını gör...
hiç bir serisini izlemediğim, ancak herkesin bayılarak izlediği yabancı film serisi.
devamını gör...
çok güzel şiirler vardır bu kitapta. tolkien, aynı zamanda şairliğini de konuşturmuş. en sevdiğim;

gondor! gondor, dağlar'la deniz'in orta yerinde
eserdi batı yeli; dururdu ışık gümüş ağaç'ın üzerinde
ve parlak bir yağmur gibi dökülürdü eski kralların bahçelerine
ey mağrur surlar! ak kuleler! ey kanatlı taç! altın taht bir de!
ey gondor, gondor! insanlar gümüş ağaç'ı görecek mi bir daha;
esecek mi batı yeli yeniden, dağlar'la deniz'in arasında?
devamını gör...
9 saat başından kalkmayarak bitirdiğim tek seri
devamını gör...
ben bu filmi 2007de üniversite sinemasında izlemeye çalıştım ilk kez.daha sonra her sene üç filmi de izleme niyetiyle ortamı hazırlıyorum ancak 1 saat dolmadan uyuyakalıyorum.15 sene olacak seriyi bitiremedim.bazen fazla zorlamamak lazım sanırım.
devamını gör...
yazacak cümle dahi bulamadım. muhteşem.
devamını gör...
ne zaman depresyona girsem odama girer 9 saat boyunca tüm seriyi izlerim.
devamını gör...
film serisi diyenler yanilmaktasiniz kitaptan uyarlanan film serisi...
devamını gör...
2001 yılına dair hatıralarımı canlandıran kitap ve kitaptan uyarlanan film.

üniversiteye hazırlık için dershaneye giderken bir kıza âşıktım. duygularımı ona henüz ifade edemediğim sıralarda arkadaşça muhabbetler ediyorduk. bir gün yine havadan sudan konuşurken mevzu kitaplara geldi. en sevdiği kitabın the lord of the rings olduğunu ve bütün seriyi okuduğunu söyledi. "sinema filmi de çekildi, yakında sinemaya gelecek" diye eklemişti. genellikle savaş ve tarih türü kitaplar okuduğum için bu eseri ilk kez duymuştum, meğer uçsuz bucaksız bir fantastik edebiyat dünyası varmış. neyse, aradan birkaç hafta geçti. the lord of the rings şaşaalı bir tanıtımla sinemalarımızda gösterime girdi. ben ise hislerimi ona nasıl açabilirim düşüncesiyle kıvranıyordum. sonra aklımda bir ampul yandı: ayda bir yapılan deneme sınavı çıkışında (bizim dershanenin sınavı gazi lisesi'nde yapılıyordu) ona sinemaya gitme teklifinde bulunacaktım. hem severek okuduğu romanın uyarlamasını seyredecektik, hem de ben bir fırsatını bulursam duygularımı ifade edecektim. hafta sonuna kadar zaman geçmek bilmedi, günleri ve saatleri saydım. pazar günü gelip çattığında antalya'nın meşhur kış yağmurları başladı. gece gündüz aralıksız süren, caddeleri ve yolları sel götürmesine neden olan yağmurlu havaya rağmen deneme sınavına gittim. ne yazık ki o gelmedi, zaten normalden çok daha az öğrenci gelmişti liseye o gün. kısacası planım suya düşmüş, sele kapılıp falezlerden akdeniz'e dökülmüştü..

birkaç hafta sonra dayanamayıp dershane çıkışında ayaküstü ilan-ı aşk ettim. o ise beni arkadaş olarak sevdiğini ve aramızda başka bir şey olamayacağını söyledi nazikçe. aradan yıllar geçti ve ben saçma bir şekilde the lord of the rings'e garaz bağladım. sinemada, vcd'de, dvd'de, internette, televizyonda kısacası hiçbir mecrada izlemedim. liseden arkadaşlarım sinemada seri halinde izledi, keza üniversite dönemindeki arkadaşlar da öyle. film oscar ödüllerini silip süpürdü, sinema tarihine damgasını vurdu. hakkında sayısız atıflar ve göndermeler yapıldı. yıllar içinde caps'ler, parodiler, espriler, benzetmeler cabası. öyle bir noktaya gelindi ki, filmi izlemediğimi söylediğimde uzaylı gözüyle bakılıyordum. sebebini sorduklarında da gerçeği söylemek yerine mırın kırın ediyordum. the lord of the rings'i izlemeyenlerin dövüldüğü bir dönemi güç bela atlattım kısacası.. nihayetinde bu saçma inada son verip tam 20 yıl sonra pandemi döneminde seyrettim. bu da böyle bir anımdır.

sağlıcakla.
devamını gör...
adını hiç duymamıştım. fantastik, bilim kurgu ve de polisiye gerilim okuyan, seven bir adamdım gençlik yıllarımda. farklı okumalar alanına henüz yeni geçiş yapıyordum, ki o zamanlar kitap okuyabileceğim ve de ödünç alabileceğim bir çok güzel insan da vardı yakın çevremde.
mevcut şartlarım da iyiydi hemen hemen ne zaman istersem kitap alabiliyordum.
sene 1991 veya 1992, üniversite zamanlarım hafta sonu eve gelmişim ve izmit'e* gittim iyi bir dostumla buluşmak için.
neyse görüştük ettik eve döneceğim minibüsle o zaman da yanlış değilsem iki adet köprü* var ana yolu aşıp sahil tarafına minibüs yoluna geçmek için.
hiç unutmuyorum yine bu zamanlar muhtemelen, üst geçitlerden biri o an için bana daha yakın ama ben yine de minibüslerin kalktığı yöne ve uzak olana gittim, dedim akşam saati araba tıklım tıklım olmasın biraz daha erken duraklardan birinden bineyim.
ve bu kararım ile yüzüklerin efendisi* ile karşılaştım.
bu üst geçit köprülerde o zamanlar sürekli ikinci el kitap satan tipler olurdu, çoğunlukla genç ve de orta yaşlı,
yere bir naylon serip üzerine onlarca kitabı yığarlar ve satarlardı.
o zamanlar böyle zabıtalar falan var ama kimseyi bu işlerden dolayı kovalamıyorlar. iyi zamanlar yani.*
köprüye çıktım karşı tarafın sonuna doğru yerde bir yığın kitap var ve sakallı bir abi başlarında, muhtemelen 35-40 yaşlarında.
s.a. dedim ve bakmaya başladım, 3-4 kitap sonra ilk cildi (birinci kısım yazardı o zamanki baskılarda ki metis yayınları olması lazım yine) gördüm. ve inceledim biraz, arka yazısı falan da vardı yanlış değilsem.
dedim; "üstadım bunun diğer ciltleri de var mı?" dedi; "var."
ver dedim ve aldım. geçmiş gün, çok oldu hatırlamıyorum kaç para olduğunu.
ve eve döndüm, hafta başına da eskişehir'e okula geri dönüyorum trenle.
ilk kitabı trende bitirdim neredeyse akşamına da evde tamamladım ve devamını aynı hafta içi halletmiştim 3 cilt/kısım olarak tüm seriyi.
mezun olduktan sonra yıllar sonra yani tekrar okudum, arada da bir kez daha okuduğumu hatırlıyorum ve hatta yakın zamanda tekrar okumuştum. belki bir kaç sene sonra tekrar okurum, hafızayı tazelemek adına.
ve iddia ediyorum bu üçleme serisini ve the silmarillion'u ben okuduğum yıllarda türkiye'de seriyi okumuş insan sayısı 10.000 değildi ve artık bir fenomen halinde ünlendi, özellikle 2005 sonrası.
not olarak da the silmarillion kitabını önden okumasını tavsiye ederim bu seriyi okumak isteyenlere, o da muhteşem bir kitaptır aslında ama bu 3'lemenin gölgesinde kalmıştır bence.
3'lemenin tek cilt olanı da mevcut yine yanlış değilsem metis yayınlarından fakat yazı karakterleri çok küçük deniliyor ve ben almaya değer olduğunu düşünmüyorum, eğer sahaflarda eski baskılarını bulursanız cilt cilt alıp okumanız iyi olur.
demem şudur;
bu üçleme gerçekten çok çok iyi ve filmlerinden bağımsız olarak kitabın içindeki tasvirler muhteşem bir kere.
film size bir heves verebilir ama kitabı okumak apayrı bir olay ve keyif.
ayrıca yukarıda dediğim gibi bunu da önden okuyun ve bir tür mitoloji efsanesiyle karşılaşın derim.
(bkz: the silmarillion)*

1-the lord of the rings: vol. ı - the fellowship of the ring
yüzüklerin efendisi cilt ı – yüzük kardeşliği
2-the lord of the rings: vol. ıı - the two towers
yüzüklerin efendisi cilt ıı – iki kule
3-the lord of the rings: vol. ııı - the war of the ring or the return of the king
yüzüklerin efendisi cilt ııı – yüzük savaşı / kralın dönüşü

şimdilik bunlar efendim.
imla: ufak tefek düzeltmeler.
devamını gör...
liseye giderken bu kitap serisini alacak maddi durumum yoktu , kütüphane vs de bulamamıştım o zaman ,yalanım yok mp4 denen minicik ekranlı müzik calara, world dosyası olarak atıp okumustum ,geri dönüp bakınca hala hayret ederim nasıl böyle bir eziyete katlanabilmisim.
devamını gör...
teknik olarak; sauron'un yüzüğü gasp edilmiştir. (bkz: isildur'un sauron'un parmağını keserek yüzüğü alması)
gasp suçtur.
devamını gör...
yüce üstad tolkien'e tüm saygımla, bu seri tesadüfler silsilesi ile kaderin gerçekleşmesi üzerine kuruludur ve bu sebeple tam bir mitolojik anlatıdır.star wars evreninin the will of the force üzerine kurulması gibi biraz. biraz göz atalım:

-isildur, yüzüğü biraz da tesadüfen sauron'un parmağından kesip almıştır ve ateşe atmamıştır.
-deagol ve smeagol balık avlarken yüzüğü tesadüfen bulmuştur ve yüzük tarafından gollum karakteri yaratılmıştır.
-bilbo baggins yüzüğü çok alakasız bir görevde, erebor'u smaug'dan kurtarmaya giderken düştüğü gollum'un mağarasında tesadüfen bulmuştur. gerçi yüzük kendi iradesiyle gollum'u terk etmiştir ama galadriel'in dediği gibi eline geçmek istediği son yaratık olan bir hobbit'e geçmiştir, asıl amacı insanların eline geçmektir.
-gandalf, bilbo'nun yüzüğünün tek yüzük olduğunu tam tesadüfen olmasa da, isildur'un hatıratlarını okuyarak anlamıştır.
-frodo ve yancıları höyüklü kişiler'in mezarlarından morgul bıçakları almışlardır ve meriadoc brandybuck cadı kral'ın büyüsünü farkında olmadan bu bıçakla bozarak ölmesini sağlamıştır.
-gandalf balrog'un varlığını bilse de dövüşlerinin neticesi gandalf'ın ak olarak geri gönderilmesi olmuştur, bu da bir nevi tesadüf sayılır.
-boromir'in merry ve pippin'i korurken ölmesi, aragorn ve yancılarının onları kaçıran urukları yakalayamaması ak gandalf'ın olaylara dahil olması, ent'lerin savaşa girmesi ve isengard'in yıkılması; kitapta saruman'ın kaçarak hobbiton'u işgal etmesi, filmde grima solucandil tarafından öldürülmesi ile neticelenmiştir.
-faramir, ithilien'de frodo ve sam'e tesadüfen rastlamış ve hayatta olduklarının haberini bu şekilde iletmiştir.
-peregrin took'un merakına yenik düşüp palantir'e bakarak sauron'la yüzleşmesi sonucu sauron'un minas tirith'e saldırmak üzere olduğu öğrenilmiş, peregrin took ve gandalf minas tirith'e gitmiş, pippin orada işaret ateşini yakarak rohan'ın yardıma gelmesini sağlamış, vekilharç soyunu sürdürecek olan faramir'i ölümden kurtarmış, gandalf ise rohirrim yetişene dek şehrin düşmesini engellemiştir. arada faramir'i bir de o kurtarmıştır.
-shelob'un beleriand'ın düşüşünden sonra cirith ungol'a yerleşmesi, gollum'un frodo'yu oradan geçirerek yüzüğü ele geçirme planını yapmasına, frodo'nun orkların eline geçmesini ancak yüzüğün samwise'da kalarak hem orklardan korunmasına hem de bir şekilde mordor'a girmesine olanak sağlamıştır. shelob orada olmasa bunlar da gerçekleşmezdi.
-bilbo'nun, frodo'nun ve faramir'in çok net fırsatları varken gollum'u öldürmemesi sonunda yüzüğün yok edilmesini sağlamıştır.

bunlar ve aklıma gelmeyen daha bir çok olayın birbirine eklenmesi yüzüğün yok edilmesiyle sonuçlanmıştır. bir tanesini bile çıkarsanız işler bozulur. büyük adamsın tolkien.
devamını gör...
23 yaşındayım ve hayatımda bi kere dahi izlemedim. acaba neden izlemedim ? hayır yani bi de çok kült bi film. yarın bi yerde muhabbeti geçse aval aval bakınırım hatta izlemediğim için hayıflanır kendime kızarım. ama izlemedim işte.
devamını gör...
bu kadar az yazılmış olması üzücü.bazıları çok abartıldığını düşünebilir ama orta dünya nakış nakış örülmüş bir evrendir.lotr bunun sadece bir kısmını konu alır.lort j.r.r. tolkien 'in kurguladığı orta dünya evreninde geçen bir hikayedir.zamanla filimleri inanılmaz bir kitleye ulaşmıştır.insanın hatta bir kere olsun izlemesi ya da okuması bir şekilde bağlantılı olması gereken bir kurgu evrenidir.
devamını gör...
buradan.

en iyi dublajlı açılış sahnesinin birine sahip filmdir.
çocukluğumda sinemada o sahne öyle etkilemiş ki hâla hafızamda.
devamını gör...
açıp tekrar izleyeyim bari. ilk göz ağrım. çocukluğumun yadigârı.
devamını gör...
politik doğruculuk adına filme sıkıştırılan siyahi elf gibi saçmalıklar yok, kitaplara büyük oranda sadık kalınmış ve seri rezil edilmemiş. razıyız. daha iyisi çekilmeyecek

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
100.
"kıymetlimiss efendimiss"
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yüzüklerin efendisi (seri)" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim