hidatsa
bir diğer adı minitari olan, kuzey amerika'da yaşayan, siouan dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
eskiden, "büyük ovalar" civarında, en çok ticaret yapan kabilelerin başındaydı. 1780 ve 1830'larda iki kere, ticaret yaptıkları beyazlardan salgın hastalık kaptılar ve nüfuslarının çoğu öldü.
güçsüz düştükten sonra, aynı salgından etkilenen dostları mandan ve arikara'lara daha yakın oldular.
beyazlarla çatışmaları olmadı, onlarla anlaştılar ve hâla yaşadıkları north dakota'ki rezervasyona yerleştiler.
büyük ovalar kabilesi olsalarda, mandan ve arikara'lar gibi onlarda tepee'lerde değil, şu evlerde yaşadılar.
eskiden, "büyük ovalar" civarında, en çok ticaret yapan kabilelerin başındaydı. 1780 ve 1830'larda iki kere, ticaret yaptıkları beyazlardan salgın hastalık kaptılar ve nüfuslarının çoğu öldü.
güçsüz düştükten sonra, aynı salgından etkilenen dostları mandan ve arikara'lara daha yakın oldular.
beyazlarla çatışmaları olmadı, onlarla anlaştılar ve hâla yaşadıkları north dakota'ki rezervasyona yerleştiler.
büyük ovalar kabilesi olsalarda, mandan ve arikara'lar gibi onlarda tepee'lerde değil, şu evlerde yaşadılar.
devamını gör...
ölenler toprağın altında ne yapıyor sorusu
her gece ortalık sakinleşince gün yüzüne çıkıp parti veriyorlar.
"iyi bir yazar olursanız, bir gün siz de onları görebilirsiniz" (şirinler).
"iyi bir yazar olursanız, bir gün siz de onları görebilirsiniz" (şirinler).
devamını gör...
efsane kitapların ilk cümleleri
"galaksinin batı sarmal kolu’nun bir ucunda, haritası bile çıkarılmamış ücra bir köşede, gözlerden uzak, küçük ve sarı bir güneş vardır."
(bkz: otostopçunun galaksi rehberi)
(bkz: otostopçunun galaksi rehberi)
devamını gör...
kim bunlar
eve annesinin tanımadığı arkadaşlarıyla giden çocuğun annesinin sorduğu sorudur.
devamını gör...
renkli mahlasın çok pahalı olduğu gerçeği
sadece bir ay kullanmak için o kadar puan vermem. taso toplar gibi rozet toplarım daha keyifli. 14 rozetim var. miss...
devamını gör...
kıskanmayan sevgili
"kendisinin" farkındadır.
saçma sapan genellemeler yapmak yerine partnerinizle aranızdaki güven durumunu sorgulayın.
saçma sapan genellemeler yapmak yerine partnerinizle aranızdaki güven durumunu sorgulayın.
devamını gör...
kinyas ve kayra
yeraltı edebiyatına ait okuduğum ilk eserdir. çarpıcı kurgusu, karanlık atmosferi bende merak uyandırmıştı. okuyalı uzun denebilecek bir zaman oldu ve üzerine türk edebiyatının post modern özellikli mihenk taşlarını okudukça bu romanın beslenme kaynaklarını çok daha iyi anladım. özellikle tutunamayanlar'ı okuduktan sonra zihnimde kinyas ve kayra'nın bulunduğu yere doğru yeni tüneller ve bağlantı noktaları açıldı.
toplumun iki yüzlülüğüne, kalıplara, ön yargılara sert bir eleştiride bulunuyor. çok sağlam cümleleri vardır her biri aforizma niteliğinde. insanı derin bir sorgulamaya sürüklüyor. karamsarlığa kapılmamak lazım. kitap bir şekilde bir çıkış yolu gösteriyor.
yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra pek çok sanat eserine atıfta bulunuyor. okumadan önce birikim şart diye düşünüyorum. katmanlı bir eser. bağlantıları fark ettikçe bırakamıyorsunuz. kitabın içinde onlarca şarkıdan, solistten ve gruptan bahsediliyor. david bowie, iron maiden, slayer, beatles, müslüm gürses, orhan gencebay ve daha fazlası.
toplumun iki yüzlülüğüne, kalıplara, ön yargılara sert bir eleştiride bulunuyor. çok sağlam cümleleri vardır her biri aforizma niteliğinde. insanı derin bir sorgulamaya sürüklüyor. karamsarlığa kapılmamak lazım. kitap bir şekilde bir çıkış yolu gösteriyor.
yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra pek çok sanat eserine atıfta bulunuyor. okumadan önce birikim şart diye düşünüyorum. katmanlı bir eser. bağlantıları fark ettikçe bırakamıyorsunuz. kitabın içinde onlarca şarkıdan, solistten ve gruptan bahsediliyor. david bowie, iron maiden, slayer, beatles, müslüm gürses, orhan gencebay ve daha fazlası.
devamını gör...
lalochezia
yunanca kökenli bir kelimedir. kişilerin gerginlik, üzüntü, stres ve sinirli olduğu anlarında rahatlamak için küfür edip bağırmaları anlamına gelmektedir.
-kafa sözlük’te yapılamayacak eylem mesela swh.*
-kafa sözlük’te yapılamayacak eylem mesela swh.*
devamını gör...
insan
dünya üzerinde yaşayan en tehlikeli hayvan. rekabet, cahillik, zevke düşkünlük ve şeytanlıktan oluşur doğası. bu hastalıklı doğayı kabul etmeyip ona karşı çıkan azınlık, hala iyilik kavramından bahsetmemizi sağlayan unsurlardan biridir.
rekabet, ilkel homo canavarus sapienslerindeki, en güçlü olup diğerlerini sindirerek rahat bir hayat sürmek ve başkalarının kendilerine kulluk etmelerinden aldıkları tarifsiz zevk sonucu ortaya çıkmış bir terimdir. eskiden kabilenin reisi olmak, beğendiği dişiyi elde etmek veya etin en iyi yerini yemek için birbirlerini katleden insanlar, günümüzde varlığını zamana ayak uydurmuş şekilde sürdürmektedir. modern şeytan, bir kızı elde etmek için rekabette öne geçmek adına, kendi düşüncesinden ve özünden vazgeçip yapmacık hareketlerle savaşı kazanmaya çalışır. yeri gelir onun kölesi olur, yeri gelir maddi imkanlarıyla farkını atar. karşı cinsi ise şövalyelerin savaşarak elde etmesi gereken cennetten düşme bir ödüldür. erkeğin bu ilgisiyle şımaran dişi, artan egosuyla tehlikeli bir kişiliğe dönüşürken, bu hastalıktan etkilenmeyen azınlıkta ki kısım naif ve daha bilge bir yolda gider.
günümüzde rekabette, eskiden etin en lezzetli kısmı için birbirini öldüren insanın yerini, daha iyi bir iş pozisyonu için rakiplerini kötüleyen, iftira atan ve galip gelmek için her şeyi yapabilecek bir hale gelmiş insan almıştır. erdem ve ahlak duygusu hak getire bir durumdadır.
kabilenin reisi olma, yani en büyük hastalık olarak adlandırdığımız egoyu tatmin etmek ise günümüzde eline güç geçti mi yoldan çıkan kişilerde görülür. doğrudan benzerlik ilgisi kurarak, devletin veya bir kurumun başına oturup eline güç geçince, bu güç yüzünden sarhoş olup, kendini zamanla ilah sanmaya başlayanları örnek gösterebiliriz.
dolaylı benzerlik ilgisini ise şöyle kurabiliriz ; karşısında ki insandan ilgi ve saygı gördü mü,buna aynı şekilde karşılık vermek yerine karşısındaki insanın bu davranışının aslında doğal olduğunu, kendisine gösterilen bu ilginin zaten gösterilmesi gerektiği için karşılık vermek gerekmediğini düşünür insan. bu şeytanımız, daha fazla ilgi ve saygı ister, artık aç bir örümcektir, anlamaz karşısındakinin bu davranışı kendi temiz kalbinden dolayı herkese karşı gösterdiğini. kahramanımız ise, zamanla burnu havalarda gezmesi sonucu milletin saygısını yitirir, bu durumun sonucunda öfke ve hasetle dolup etrafına zarar vermeye başlar. insan kibirlidir. yine nereye vardık ? ego. birçok hastalığın kaynağı olduğunu tekrar belirtmeye gerek yok. bu yüzdendir ki naif insan iyidir, candır, değeri bilinmelidir.
insana sözlükte karşılık olarak yok edici denmelidir. doğası gereği aklı güzellikleri soldurmaya, kötülük tohumlarının yeşerebilmesi için saflığın ve iyiliğin yetiştiği yerleri yerinden sökmeye çalışır. insan yapıcıyken bile yıkıcıdır. bina yapar doğayı baltalayıp, ağaç katliamı yapar. araba yapar, havayı kirletir. insan sırf yaşamını kolaylaştırmak için dünyaya kalıcı, geri dönüşü olmayacak zararlar verir, gram umursamaz. tek önem verdiği kendisidir, cebinin bolluğu, keyfi ve rahatıdır. insan bencildir, aksini söyleyen yalancıdır. bencil olduğunu reddetme ki en azından dürüstlüğünü kaybetme.
insan sadece kendi yaşamını düşünür, dünyaya verdiği kalıcı zararlar onun derdi değildir ki. kendilerini ilgilendirmeyecek geleceği düşünmezler. kurtuluş savaşındaki insanlar senin için vermedi hayatını, kendi için, kendi bağımsızlığı için savaştı. o savaşta birçok değer için savaşıldı ama kendi neslinden sonraki gelecek bu değerlerden biri değildi. siz şu an diktatörlüğe kendi hayatınızı daha özgür kılmak için karşı koyuyorsunuz, gelecekte ne olacağını siklemiyorsunuz, neden sikleyesiniz ki ?
insandan bahsediyorsak, cehalet de üzerinde durulması gereken konulardandır. cehalet mutluluktur. mottosu vardır. doğrudur, cahil insanın bildiği acı ve düşünüp kafasını yoracağı azdır. kendi küçük dünyasında ufak şeylerle mutlu olarak yaşar. bilge, bunun farkındadır. bilginin beraberinde getirdiği yükü bilir, ama bunu umursamaz. mutlu olmak değildir bilgenin amacı, bu mutluluğun uyuşturucunun verdiği mutluluktan farklı olmadığını bilir.
cahil insan kendine verdiği zararın yanında, eğer cehaleti bir de yobazlık ile destekleniyorsa, çevresinde ki insanlara da zarar verir. bu yobaz kavramı oldukça geniştir ki dincinin, solcunun, sağcının, türkçünün, kemalistin vs, kısaca insan o ideolojiye tutsak olduğu sürece her görüşün yobazı mevcuttur. onlara acımak gerekir, beyinleri esaret altındadır, farklı bir görüşü dinlemeye bile tahammül edemezler. sanki dinleyince bile o görüşü kabul etmiş olacaklardır.
insan hiçbir şey bilmez, işin en vahim kısmı, hiçbir şey bilmediğini de bilmez. başkaları tarafından yazılan yazıları, kitapları referans almayı bırak, sanki orada bahsedilen olayları görmüş ve yaşamış gibi savunur, kan döker uğruna. kendi fikrini oluşturmaktansa başkaları tarafından ortaya atılan fikirlere sığınır, rezildir.
savaş, yıkım, adaletsizlik, güce tapma, cehalet, gericilik ve daha birçok hastalık, insan var oldukça olacaktır, beraber barış içinde yaşayamaz insan. ego temelinde büyüyen herhangi bir şeytani değer, en barışçıl toplumu bile bozar. ne yazık ki erdem pek moda olamamıştır insanlar arasında.
zalimlerin zalimi insan. ilk cümlemde ne demiştim ? insan en tehlikeli hayvandır. aslında az dedim, daha ağır sıfatlar getirebilirsiniz. fakat, google da en tehlikeli hayvan diye ararsanız, karşınıza çıkan aslan, timsah veya diğer yırtıcı hayvanlardan oluşan listeler olacaktır. insan ikiyüzlüdür bir aslan yırtıcıdır, doğru, ama karnını doyurmak, ailesini korumak dışında diğer canlılara dokunmaz. kocaman bir sürüye girip, ihtiyacı olanı alır, gerisini bırakır. insan, o sürüyü alır. hepsini keser, yer, fazlasını dondurur ve satıp para kazanmaya bakar. aslan bir ceylanla doyarken, insan bir sürüyle doymaz. her zaman fazlasını ister. insan açgözlüdür.
zalim olan bu yaratığın diğer masum canlılara eziyeti bu kadarla bitmez. sizi biraz, güle oynaya gidip gezilen hayvanat bahçelerini düşünmeye sevk ediyorum. var mıdır böyle bir orospu çocukluğu ? doğal ortamında sana bir zararı olmadan ormanda özgürce yaşayan hayvanı al, bir kafese kapat, sonra gelen geçen iki ayaklı pezevenkler yanlarından gülüp geçip, dalga geçerek umursamadan gitsinler. bre şerefsiz, bir bak bakalım o hayvanın gözünün içine. o umutsuzluğu, üzüntüyü ve masumiyeti hiç mi görmedin ! her gün aynı kafesin içinde ömrü acılarla solup gitsin hayvanın, ve insan para kazanmaya devam etsin. yazarken bile sinirlenmemek elde değil böyle konularda. özgürlük lan bu ! bırak bundan para kazanma bari haysiyetsiz ! peki ya o sirkler ? bir siktiğimin numarasını öğrenip, karşısında götünü devirmiş elinde yemeğiyle kahkaha ata ata onları izleyen haysiyetsiz, insan denilen canlıyı iki güldürmek için aylarca işkence görüyor lan bu hayvanlar. oysaki izlerken ne kadar tatlı görünüyorlar değil mi ? bir araştır bakalım, nasıl öğretiliyor o numaralar
insan orospu çocuğudur. o azınlıkta olan güzel insanlar sayesindedir varsa bir umudumuz. bu barbarlık hiçbir zaman bitmeyecek, ikiyüzlü insan dönüp arkasına bakıp yanlışını telafi etmeyecek. hayat budur işte, aynı şeyler aynı düzenle olur ve biz izlemeye devam ederiz. sadece izleriz, görmezden geliriz. neden ? çünkü insanlığın çoğu için, erdem sadece sözlükte yer alan bir kelimeden ibarettir
rekabet, ilkel homo canavarus sapienslerindeki, en güçlü olup diğerlerini sindirerek rahat bir hayat sürmek ve başkalarının kendilerine kulluk etmelerinden aldıkları tarifsiz zevk sonucu ortaya çıkmış bir terimdir. eskiden kabilenin reisi olmak, beğendiği dişiyi elde etmek veya etin en iyi yerini yemek için birbirlerini katleden insanlar, günümüzde varlığını zamana ayak uydurmuş şekilde sürdürmektedir. modern şeytan, bir kızı elde etmek için rekabette öne geçmek adına, kendi düşüncesinden ve özünden vazgeçip yapmacık hareketlerle savaşı kazanmaya çalışır. yeri gelir onun kölesi olur, yeri gelir maddi imkanlarıyla farkını atar. karşı cinsi ise şövalyelerin savaşarak elde etmesi gereken cennetten düşme bir ödüldür. erkeğin bu ilgisiyle şımaran dişi, artan egosuyla tehlikeli bir kişiliğe dönüşürken, bu hastalıktan etkilenmeyen azınlıkta ki kısım naif ve daha bilge bir yolda gider.
günümüzde rekabette, eskiden etin en lezzetli kısmı için birbirini öldüren insanın yerini, daha iyi bir iş pozisyonu için rakiplerini kötüleyen, iftira atan ve galip gelmek için her şeyi yapabilecek bir hale gelmiş insan almıştır. erdem ve ahlak duygusu hak getire bir durumdadır.
kabilenin reisi olma, yani en büyük hastalık olarak adlandırdığımız egoyu tatmin etmek ise günümüzde eline güç geçti mi yoldan çıkan kişilerde görülür. doğrudan benzerlik ilgisi kurarak, devletin veya bir kurumun başına oturup eline güç geçince, bu güç yüzünden sarhoş olup, kendini zamanla ilah sanmaya başlayanları örnek gösterebiliriz.
dolaylı benzerlik ilgisini ise şöyle kurabiliriz ; karşısında ki insandan ilgi ve saygı gördü mü,buna aynı şekilde karşılık vermek yerine karşısındaki insanın bu davranışının aslında doğal olduğunu, kendisine gösterilen bu ilginin zaten gösterilmesi gerektiği için karşılık vermek gerekmediğini düşünür insan. bu şeytanımız, daha fazla ilgi ve saygı ister, artık aç bir örümcektir, anlamaz karşısındakinin bu davranışı kendi temiz kalbinden dolayı herkese karşı gösterdiğini. kahramanımız ise, zamanla burnu havalarda gezmesi sonucu milletin saygısını yitirir, bu durumun sonucunda öfke ve hasetle dolup etrafına zarar vermeye başlar. insan kibirlidir. yine nereye vardık ? ego. birçok hastalığın kaynağı olduğunu tekrar belirtmeye gerek yok. bu yüzdendir ki naif insan iyidir, candır, değeri bilinmelidir.
insana sözlükte karşılık olarak yok edici denmelidir. doğası gereği aklı güzellikleri soldurmaya, kötülük tohumlarının yeşerebilmesi için saflığın ve iyiliğin yetiştiği yerleri yerinden sökmeye çalışır. insan yapıcıyken bile yıkıcıdır. bina yapar doğayı baltalayıp, ağaç katliamı yapar. araba yapar, havayı kirletir. insan sırf yaşamını kolaylaştırmak için dünyaya kalıcı, geri dönüşü olmayacak zararlar verir, gram umursamaz. tek önem verdiği kendisidir, cebinin bolluğu, keyfi ve rahatıdır. insan bencildir, aksini söyleyen yalancıdır. bencil olduğunu reddetme ki en azından dürüstlüğünü kaybetme.
insan sadece kendi yaşamını düşünür, dünyaya verdiği kalıcı zararlar onun derdi değildir ki. kendilerini ilgilendirmeyecek geleceği düşünmezler. kurtuluş savaşındaki insanlar senin için vermedi hayatını, kendi için, kendi bağımsızlığı için savaştı. o savaşta birçok değer için savaşıldı ama kendi neslinden sonraki gelecek bu değerlerden biri değildi. siz şu an diktatörlüğe kendi hayatınızı daha özgür kılmak için karşı koyuyorsunuz, gelecekte ne olacağını siklemiyorsunuz, neden sikleyesiniz ki ?
insandan bahsediyorsak, cehalet de üzerinde durulması gereken konulardandır. cehalet mutluluktur. mottosu vardır. doğrudur, cahil insanın bildiği acı ve düşünüp kafasını yoracağı azdır. kendi küçük dünyasında ufak şeylerle mutlu olarak yaşar. bilge, bunun farkındadır. bilginin beraberinde getirdiği yükü bilir, ama bunu umursamaz. mutlu olmak değildir bilgenin amacı, bu mutluluğun uyuşturucunun verdiği mutluluktan farklı olmadığını bilir.
cahil insan kendine verdiği zararın yanında, eğer cehaleti bir de yobazlık ile destekleniyorsa, çevresinde ki insanlara da zarar verir. bu yobaz kavramı oldukça geniştir ki dincinin, solcunun, sağcının, türkçünün, kemalistin vs, kısaca insan o ideolojiye tutsak olduğu sürece her görüşün yobazı mevcuttur. onlara acımak gerekir, beyinleri esaret altındadır, farklı bir görüşü dinlemeye bile tahammül edemezler. sanki dinleyince bile o görüşü kabul etmiş olacaklardır.
insan hiçbir şey bilmez, işin en vahim kısmı, hiçbir şey bilmediğini de bilmez. başkaları tarafından yazılan yazıları, kitapları referans almayı bırak, sanki orada bahsedilen olayları görmüş ve yaşamış gibi savunur, kan döker uğruna. kendi fikrini oluşturmaktansa başkaları tarafından ortaya atılan fikirlere sığınır, rezildir.
savaş, yıkım, adaletsizlik, güce tapma, cehalet, gericilik ve daha birçok hastalık, insan var oldukça olacaktır, beraber barış içinde yaşayamaz insan. ego temelinde büyüyen herhangi bir şeytani değer, en barışçıl toplumu bile bozar. ne yazık ki erdem pek moda olamamıştır insanlar arasında.
zalimlerin zalimi insan. ilk cümlemde ne demiştim ? insan en tehlikeli hayvandır. aslında az dedim, daha ağır sıfatlar getirebilirsiniz. fakat, google da en tehlikeli hayvan diye ararsanız, karşınıza çıkan aslan, timsah veya diğer yırtıcı hayvanlardan oluşan listeler olacaktır. insan ikiyüzlüdür bir aslan yırtıcıdır, doğru, ama karnını doyurmak, ailesini korumak dışında diğer canlılara dokunmaz. kocaman bir sürüye girip, ihtiyacı olanı alır, gerisini bırakır. insan, o sürüyü alır. hepsini keser, yer, fazlasını dondurur ve satıp para kazanmaya bakar. aslan bir ceylanla doyarken, insan bir sürüyle doymaz. her zaman fazlasını ister. insan açgözlüdür.
zalim olan bu yaratığın diğer masum canlılara eziyeti bu kadarla bitmez. sizi biraz, güle oynaya gidip gezilen hayvanat bahçelerini düşünmeye sevk ediyorum. var mıdır böyle bir orospu çocukluğu ? doğal ortamında sana bir zararı olmadan ormanda özgürce yaşayan hayvanı al, bir kafese kapat, sonra gelen geçen iki ayaklı pezevenkler yanlarından gülüp geçip, dalga geçerek umursamadan gitsinler. bre şerefsiz, bir bak bakalım o hayvanın gözünün içine. o umutsuzluğu, üzüntüyü ve masumiyeti hiç mi görmedin ! her gün aynı kafesin içinde ömrü acılarla solup gitsin hayvanın, ve insan para kazanmaya devam etsin. yazarken bile sinirlenmemek elde değil böyle konularda. özgürlük lan bu ! bırak bundan para kazanma bari haysiyetsiz ! peki ya o sirkler ? bir siktiğimin numarasını öğrenip, karşısında götünü devirmiş elinde yemeğiyle kahkaha ata ata onları izleyen haysiyetsiz, insan denilen canlıyı iki güldürmek için aylarca işkence görüyor lan bu hayvanlar. oysaki izlerken ne kadar tatlı görünüyorlar değil mi ? bir araştır bakalım, nasıl öğretiliyor o numaralar
insan orospu çocuğudur. o azınlıkta olan güzel insanlar sayesindedir varsa bir umudumuz. bu barbarlık hiçbir zaman bitmeyecek, ikiyüzlü insan dönüp arkasına bakıp yanlışını telafi etmeyecek. hayat budur işte, aynı şeyler aynı düzenle olur ve biz izlemeye devam ederiz. sadece izleriz, görmezden geliriz. neden ? çünkü insanlığın çoğu için, erdem sadece sözlükte yer alan bir kelimeden ibarettir
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
inananların değerlerine saldırmayı, başlık açmak sanan yazar beyanı.
allah ıslah etsin.
allah ıslah etsin.
devamını gör...
çaylak hareket engellenemez
çaylaklara destek olalım arkadaşlar. silik diye yazdıklarını okumamazlıktan gelmeyelim. çok güzel tanım yazan çaylaklar da var sözlükte, onları kazandırmamız gerek.
devamını gör...
okuyana ilaç olacak sözler
bu girdiyi okuduğunda minicik bi tebessüm et. lütfennnnnnn....
not: bak gördün mü? dünya şimdi daha güzel. sen gül dünya gülsün, bulutlar gülsün...
haydi şimdi popişini kaldır ve aynaya bak! bak bak şimdi de gördün mü yine! ne de güzel bir canlısın. insansın... güzel bir insan ve çokkkk değerlisin, özelsin. öpüyorum gözlerinden azizim.
not: bak gördün mü? dünya şimdi daha güzel. sen gül dünya gülsün, bulutlar gülsün...
haydi şimdi popişini kaldır ve aynaya bak! bak bak şimdi de gördün mü yine! ne de güzel bir canlısın. insansın... güzel bir insan ve çokkkk değerlisin, özelsin. öpüyorum gözlerinden azizim.
devamını gör...
sözlüğün liselilere kalması
az önce liseli olduğumu öğrendiğim durum.
hababam sınıfındaki 30+ liseliler gibi hissettim kendimi, tuvalete sigara içmeye gidiyorum.
hababam sınıfındaki 30+ liseliler gibi hissettim kendimi, tuvalete sigara içmeye gidiyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey

sanki bu olsa altında anında beliren bir odun sobası, yerde kilim, yan tarafta saman dolgulu yastıklı bir divan, bir pencere, pencereden gözüken bir fıstık çamı, arkasında deniz, mevsimlerden zemheri kış ve çocukluk otomatikman gelecek, yalnızlık bitecek gibi geliyor.
devamını gör...
al kırdın kırdın
tasarlayan arkadaşı tebrik ediyorum, oldukça eğlenceli bir bug ekranı olmuş. yazılımcılara yardımcı olmak adına, kafacıların sözlüğü kırdığı durumlar başlığında bu ekranla karşılaştığımız durumları belirtebiliriz bence.
devamını gör...
kafa sözlük
çaylakların da görünmesi çok hoşuma gitti. görüşlerimden nefret edilmesini görüşlerimin önemsenmemesine veya görülmemesine tercih ederim. ekşide favlayan veya yanıt yazan bile yoktu. hatta bildiğin çaylaklarla dalga geçecek başlıklar açıyorlar, üstüne de çaylaktan mesaj almayı kapatıyolardı. sanki yazar olmak büyük vasıf gerektiren bir şeymiş gibi.
edit: bak vasıf gerektirmiyormuş ben de yazar oldum (bkz: swh)
edit: bak vasıf gerektirmiyormuş ben de yazar oldum (bkz: swh)
devamını gör...
yaş ilerledikçe fark edilen şeyler
senin, senden başka sırtını yaslayacağın kimsen yok. bu hayatta en çok kendine değer vermen, en çok kendini sevmen gerek. kendine, başarabileceklerine o kadar inanmalısın ki düştüğünde kimseye ihtiyacın olmadan bir başına kalkabilmelisin. hiçbir zaman seni kurtaracak bir kahramanın gelmesini bekleme, sen kendi kendinin kahramanı ol. çünkü başka çaren yok.
devamını gör...
tubular bells
bestecisi mike oldfield olup, 25 dakikalık enstrümantal bir müziktir. oldfiled'ın 17 yaşında bestelemeye başlayıp 19 yaşında bitirdiği müziktir. 1973 yapımı the exorcist filminin main themedir. oldfield enstrümanların çoğunu kendisi çalmıştır.
ne zaman duyulsa bu filmi hatırlatır,bir zamanlar cep telefonu zil sesi olarak çok kullanılırdı.
ne zaman duyulsa bu filmi hatırlatır,bir zamanlar cep telefonu zil sesi olarak çok kullanılırdı.
devamını gör...
erdoğan'ın kanal istanbul’a karşı çıkanlar atatürk ve cumhuriyet düşmanıdır sözü
akılcı, yaratıcı vakarlı mustafa kemal bir yanda; uydurma hurafeleri ile aklı devre dışı bırakan, biraz daha sağlam basmak için ülkeye olmadık kazıklar çakan, emevi dincileri diğer yanda. bunların yaşadığının ve yaşattığının hayatın gerçekleriyle bir ilişkisi, ilgisi var mı ? bunlarda ahlak var mı ? yok.
devamını gör...
