tematik tanımlar nereye gidiyor sorunsalı
sonunda birisinin dile getirdiği sorunsal.
tematik tanımlarımızı bir müddet uzay boşluğunda bekletiyoruz. zamanı gelince sol frame'de yerini alacak.
yeni bir sözlükte, yeni gelecek yazarlar için sade ve anlaşılabilir bir sol frame yapmak için aldığımız bir karardı.
tematik tanımlarımızı bir müddet uzay boşluğunda bekletiyoruz. zamanı gelince sol frame'de yerini alacak.
yeni bir sözlükte, yeni gelecek yazarlar için sade ve anlaşılabilir bir sol frame yapmak için aldığımız bir karardı.
devamını gör...
yazarların içinde oldukları yaş ile ilgili fikirleri
bolca huzur, bolca yaşanmışlık, bolca şükür. birde üstüne sağlıklı olduğum için elhamdülillah.
45 yaşımı sevdim, gelsin 46 onu da seveyim inşallah.
45 yaşımı sevdim, gelsin 46 onu da seveyim inşallah.
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
yolda gördüğüm ve selam verdiğim bir kedinin sanki beni tanıyormuşcasına yüzüme bakması. bakmayı geçtim, ben bakmaya devam ettikçe onunla bakışmaya devam etmemiz.
devamını gör...
the rolling stones
kendilerine cehennem melekleri diyen bir motorsiklet çetesi var. bunlar uyuşturucu, metamfetamin torbacıları ve kullanıcıları. halüsünasyonlar ve psikotik şiddetin kaynağı olarak görülüyorlar. aslında çıkış noktası bu olmayan bu çete, 1969'a kadar bu hale geliyordu.
rolling stones, bir konserde konser güvenliği işi için cehennem melekleri ile anlaşıyor. altamont speedway festivalinde. ulusal çapta çok ilgi görüyor festival...
buraya kadar bir sorun yok.
ancak, konser başlangıcına kadar uyuşturucudan kafası bir milyon olmuş tipler, kitle psikolojisinin getirdiği özgüvenle saldırganlaşmaya başlıyor. işte bu noktada işler çirkinleşmeye başlıyor.
kalabalık çok gürültücü çok kavgacıydı.
konserde 18 yaşında meredith hunter isimli bir hanım kızımız çıldırmış olmalı ki; silah çekerek sahneye tırmanmaya çalıştı. cehennem meleği allan passaro ise onu bıçaklayarak öldürdü.
yıllar sonra grubun tur yöneticisi, seyircilerin kontrolden çıktığını ve saldırganca davrandığını söyledi eğer cehennem melekleri olmasaydı, rolling stones üyeleri, o gün linç edilebilirdi dedi.
bilinen bir şey var ki, altamont'ta o gün her şey kontrolden çıktı ve gerçekten tek kişinin ölümüyle bir şeyler ucuz atlatıldı.
''
''
rolling stones, bir konserde konser güvenliği işi için cehennem melekleri ile anlaşıyor. altamont speedway festivalinde. ulusal çapta çok ilgi görüyor festival...
buraya kadar bir sorun yok.
ancak, konser başlangıcına kadar uyuşturucudan kafası bir milyon olmuş tipler, kitle psikolojisinin getirdiği özgüvenle saldırganlaşmaya başlıyor. işte bu noktada işler çirkinleşmeye başlıyor.
kalabalık çok gürültücü çok kavgacıydı.
konserde 18 yaşında meredith hunter isimli bir hanım kızımız çıldırmış olmalı ki; silah çekerek sahneye tırmanmaya çalıştı. cehennem meleği allan passaro ise onu bıçaklayarak öldürdü.
yıllar sonra grubun tur yöneticisi, seyircilerin kontrolden çıktığını ve saldırganca davrandığını söyledi eğer cehennem melekleri olmasaydı, rolling stones üyeleri, o gün linç edilebilirdi dedi.
bilinen bir şey var ki, altamont'ta o gün her şey kontrolden çıktı ve gerçekten tek kişinin ölümüyle bir şeyler ucuz atlatıldı.
''
''
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
telefon bağımlılığı

genelde sosyal medya bağımlısı ve/ya sevgilisi olan kişilerde görülen bağımlılık türüdür. yemekte dahi telefonu elinden düşürmezler. sürekli bir mesajlaşma, sürekli sosyal ağlar da gezme isteği vardır. gece yatarken dahi telefonunu dahi bırakmaz. bazen öyle abartılar ki telefon başında sabahlayabilir. şuna bakayım uyurum, buna bakayım uyurum, bir de şuna bakayım diye diye sabahlara kadar telefondan kopamazlar. uyuduklarında ya geceni yarısı olur ya sabaha az vakit kalmıştır ya da o gün hiç uyumamıştır, gün içinde uyurlar. hem genel olarak sağlığa zararlı hem de insanın düzenini bozuyor. olanların bir an önce kurtulması gerek bağımlılıktır.
devamını gör...
aziz varvara alekseyevna
biricik eş başkanım, ama en önemlisi biricik dostum.
tanışalı 6-7 ay kadar bir süre olsa da ne güzel şeyler sığdırdık o sürece, geriye dönüp bakınca birçok değerli şey kazanmışım diyorum. hepsi senin sayende.
emeğini, desteğini, olaylar karşısındaki güven veren o sıcak gülümsemeni hiç unutamam. 2021'in yarısını birlikte geçirsek de 2022'nin her ayında birlikteyiz*, söz ver*.
(bkz: armysuzy'nin çok sevdiği ve hiç unutmayacağı olandır).
(bkz: bugün doğum günü olan biricik yazar kişisi).
nice mutlu yıllara! iyi ki doğdun, iyi ki yollarımız kesişti, iyi ki arkadaşımsın ve iyi ki kitap edebiyat kulübünün biricik başkanısın*! tüm isteklerinin gerçekleşeceği, sevdiklerinle birlikte mutlu, huzurlu ve en önemlisi sağlıklı olacağın yaşın ve ömrün olsun azizim.
tanışalı 6-7 ay kadar bir süre olsa da ne güzel şeyler sığdırdık o sürece, geriye dönüp bakınca birçok değerli şey kazanmışım diyorum. hepsi senin sayende.
emeğini, desteğini, olaylar karşısındaki güven veren o sıcak gülümsemeni hiç unutamam. 2021'in yarısını birlikte geçirsek de 2022'nin her ayında birlikteyiz*, söz ver*.
(bkz: armysuzy'nin çok sevdiği ve hiç unutmayacağı olandır).
(bkz: bugün doğum günü olan biricik yazar kişisi).
nice mutlu yıllara! iyi ki doğdun, iyi ki yollarımız kesişti, iyi ki arkadaşımsın ve iyi ki kitap edebiyat kulübünün biricik başkanısın*! tüm isteklerinin gerçekleşeceği, sevdiklerinle birlikte mutlu, huzurlu ve en önemlisi sağlıklı olacağın yaşın ve ömrün olsun azizim.
devamını gör...
öğrenci evi mutfağı
berbattır.hele o lavaboya konan kirli bulaşıklar yok mu hayattan soğutur sizi.
devamını gör...
focaccia
tarihi antik roma imparatorluğuna dayanan ve pizzanın atası kabul edilen yassı bir ekmek türüdür. italya'nın avegno şehrinde ortaya çıktığı söylenmektedir. temelde zeytinyağlı hamur üzerine eklenmiş muhtelif baharat ve sebzelerle hazırlanır. bildiğimiz ekmeklerden farkı krepten hallice sayılabilecek cıvıklıkta, mayalı bir hamur ile yapılıyor olmasıdır. en popüler olan focaccia türleri ise; soğanlı, zeytin ve kuru domatesli olanlardır.
meraklısı için bir iki görselini bırakalım;


meraklısı için bir iki görselini bırakalım;


devamını gör...
22 kasım 2021 ayşegül aydın'ın hayatını kaybetmesi
siyasal islam döneminde gerçekleşmiştir. neden siyasal islam döneminde diyorum biliyor musunuz? ne oluyorsa bu dönemde oluyor zaten. saçma sapan stratejiler yapıp ülkeye ne idüğü belirsiz kişileri sokarsan onlar da senin vatandaşına saldırır işte böyle. gerçi o saatte orada ne işi varmış diyen bir zihniyet ülkemizi yönetiyor ve dolayısıyla kadına karşı yapılan şiddet olsun, kadın cinayetleri olsun onları pek enterese etmez.
asıl ben kadın düşmanlarını şu başlıkta görmek istiyorum, neredesiniz lan? bakın tam sizin istediğiniz bir olay gerçekleşmiş. adam önce tecavüz etmeye kalkmış sonra kız buna karşı direnince de taşla başından yaralamış kızı. kız da yattığı hastanede hayatını kaybetmiş. orgazm oluyorsunuz dimi dallamalar? o iğrenç yüzünüzü şu başlıkta görmeyi çok isterdim valla lanet pislikler.
gelelim bu kızın hayatını elinden alan dallamaya, muhtemelen içeride 3-5 sene yatıp çıkacaktır çünkü türkiye’de adalet kadına, garibana, çocuğa işlemez. bilindik şeyler bunlar. bu kızın hayatını nasıl elinden aldıysa şerefsiz otostop çocuğu, umarım onun da hayatını tenha yerde birileri alır. tek temennim şu anda budur. sinirden ne yazacağımı şaşırdım anasını satıyım bokunuzda boğulun ya!
asıl ben kadın düşmanlarını şu başlıkta görmek istiyorum, neredesiniz lan? bakın tam sizin istediğiniz bir olay gerçekleşmiş. adam önce tecavüz etmeye kalkmış sonra kız buna karşı direnince de taşla başından yaralamış kızı. kız da yattığı hastanede hayatını kaybetmiş. orgazm oluyorsunuz dimi dallamalar? o iğrenç yüzünüzü şu başlıkta görmeyi çok isterdim valla lanet pislikler.
gelelim bu kızın hayatını elinden alan dallamaya, muhtemelen içeride 3-5 sene yatıp çıkacaktır çünkü türkiye’de adalet kadına, garibana, çocuğa işlemez. bilindik şeyler bunlar. bu kızın hayatını nasıl elinden aldıysa şerefsiz otostop çocuğu, umarım onun da hayatını tenha yerde birileri alır. tek temennim şu anda budur. sinirden ne yazacağımı şaşırdım anasını satıyım bokunuzda boğulun ya!
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
acaba okunarak oylanmadığı için mi veriyor bu uyarıyı diye merak ettim. zira ben çok yakın bir vakitte bir yazarın profiline girip 50'ye yakın tanımını okuyup oyladım. bende böyle bir uyarı çıkmadı, acaba oyların birer ikişer saniye farkla verilmiş olması mıdır bu uyarının sebebi?
ekleme: sanırım 50 masum bir sayıymış, 500'ler 600'ler konuşuluyor... yapman guzum.
ekleme: sanırım 50 masum bir sayıymış, 500'ler 600'ler konuşuluyor... yapman guzum.
devamını gör...
black mirror uss callister
en sevdiğim black mirror bölümlerinden birisidir. taşlamanın dibine vurmuştur. teknolojik mesajlar elbette çok sağlam ancak benim en çok hoşuma giden şey, robert daly karakterinin otopsisi. bir insanın dış dünyadaki silikliği, ezikliği, horlanışı ve yaptıklarının taktir edilmeyişi sonrasında ortaya çıkan durum, tabiri caizse bir yanardağ'ın patlaması gibi. bu tarz insanlar içlerindeki kötülüğü, güçleri el vermediği için gerçek yaşamda gösteremiyorlar. fırsatını bulduklarında ise herhangi bir mecrada tüm bu biriken irini, öfkeyi ve nefreti kusmaya başlıyorlar. zorba olarak nitelendirdiklerinden daha zorba, acımasız olarak gördüklerinden daha acımasız hale geliyorlar. işte bu gizli karakterin ortaya çıkarılması yani karakter otopsisinin yapılış tarzı muazzamdı bana göre. bunun bilim kurgu türü içerisinde yapılması ve tabi ki star trek konsepti barındırması ballı lokma tatlısı oluyor *
gerçek yaşamdaki mutsuzluk sebebiyle insanların ego mastürbasyonu için sanal mecralara koşması gerçeğini çok güzel işleyen, yeri geldiğinde gülümseten, yeri geldiğinde de acı acı düşündüren bir bölüm. aynı zamanda da korkutucu. çünkü insan denen yaratığın teknolojik aygıtları kullanma ve onlara hükmetme gücünü ve içinde barındırdığı canavarı düşündüğümüzde durum cidden tüyler ürpertici... tabi burada nanette cole karakteri de mühim. tüm bu ahval ve şerait içerisinde direnmeyi bir tek o aklına getiriyor ve yaratılan sistemi tabiri caizse hackliyor. evet umut her zaman vardır ama tehlikenin gümbür gümbür geldiğini görürken önlem almamak da en hafif tabiri ile ahmaklıktır. sağınıza solunuza dikkat edin. bu tarz silik, ezik ve horlanmış karakterlere karşı biraz naif olun. yoksa kendinizi o kişinin hayranı olduğu bambaşka bir simülasyonda bulabilirsiniz. hele ki adam/kadın dante'nin ilahi komedyasının cehennem bölümüne bayılıyorsa bittiğinizin resmidir. şimdiden geçmiş olsun.
gerçek yaşamdaki mutsuzluk sebebiyle insanların ego mastürbasyonu için sanal mecralara koşması gerçeğini çok güzel işleyen, yeri geldiğinde gülümseten, yeri geldiğinde de acı acı düşündüren bir bölüm. aynı zamanda da korkutucu. çünkü insan denen yaratığın teknolojik aygıtları kullanma ve onlara hükmetme gücünü ve içinde barındırdığı canavarı düşündüğümüzde durum cidden tüyler ürpertici... tabi burada nanette cole karakteri de mühim. tüm bu ahval ve şerait içerisinde direnmeyi bir tek o aklına getiriyor ve yaratılan sistemi tabiri caizse hackliyor. evet umut her zaman vardır ama tehlikenin gümbür gümbür geldiğini görürken önlem almamak da en hafif tabiri ile ahmaklıktır. sağınıza solunuza dikkat edin. bu tarz silik, ezik ve horlanmış karakterlere karşı biraz naif olun. yoksa kendinizi o kişinin hayranı olduğu bambaşka bir simülasyonda bulabilirsiniz. hele ki adam/kadın dante'nin ilahi komedyasının cehennem bölümüne bayılıyorsa bittiğinizin resmidir. şimdiden geçmiş olsun.
devamını gör...
11 ocak 2021 normal sözlük’e erişilememesi
(bkz: sözlüğe çip takılıyor)
devamını gör...
orta çağ'da yaşayacak olsan yapacağın meslek
blacksmith olurdum. savaşçılara malzeme, silah üretirdim.
devamını gör...
1917
çekimlerinde plan sekans tekniğinin kullanılması ile öne çıkan birinci dünya savaşı konulu film. kör baykuş başlığında da yazdığım üzere, bir kurgu (roman ya da film olabilir) sadece üslup ve anlatım özellikleriyle anılıyor, içeriğine dair elle tutulur sözler edilemiyorsa en hafif tabirle "abartılmış" demektir. 1917 yılında avrupa cephelerinde çarpışan yüz binlerce askerin, bir o kadar sayıda öyküsü vardı muhakkak. ancak bu filmi çekenler muazzam teknolojik imkanlara sahip olmalarına rağmen aynı özeni içeriğe yansıtamamışlar maalesef. sanat eserleri arasında mukayese yapmak pek uygun düşmez ancak meramımı daha iyi anlatmak için 1928 yılında kaleme alınan garp cephesinde yeni bir şey yok'u örnek vermek zorundayım. sam mendes gibi dedesinden işittiklerini değil, bizzat cephede gördüklerini yazan erich maria remarque, henüz 10 yıl önce içinde bulunduğu cehenemmî muharebe sahasını hakkını vererek tasvir etmeyi başarmıştır. gerek diyaloglar gerekse olay örgüsü bizi tam manasıyla cephe ortamına (aynı zamanda cephe gerisine) götürmeyi başarır. üstelik gırtlak gırtlağa girdiği düşman askerlerini "kalleş, pislik, şerefsiz" olarak anlatmaz. aynı çukurun içinde çıplak elle mücadele etmesi icap ettiğinde görevini yapar ancak bunu soğukkanlı biçimde ifade etmez. duyduğu derin pişmanlığı ve vicdan azabını okurlara da hissettirir. savaşın her anına lanet ettirebilmek (sürekli kötülediklerine bakmayın, çoğu insanın özünde savaşa karşı bir merak vardır) ve böyle cazip bir bataklıktan gençleri uzak tutmaya çabalamak herkesin harcı değildir. romandan hareketle 1930 yapımı sinema uyarlamasına gelirsek, başkarakter paul baumer'in dramı mükemmel bir biçimde izleyicilere aktarılmış ve birinci dünya savaşı filmleri denince mihenk taşı olma özelliğini 90 senedir muhafaza edebilmiştir. 1917 filmine dönelim: yönetmen ve senarist düşmanı öcü göstererek alışılagelmiş bir basitlik sergileyip sınıfta kalmıştır. sinema seyircisi dokümanter bir yapım izlemek, savaşın acımasızlığını ve insandaki kötücül hisleri bütün çıplaklığıyla görmek isterse açar ışid veya meksika karteli videoları izler. sinema seyircisi dram izlemek istiyorsa ve yapımcılar bu iddia ile bir film çekip piyasaya sürüyorsa, gerçek ile kurgu yoğrulurken içine mümkün mertebe tarafsızlık ve insaniyet katılması beklenir. aksi takdirde saving private ryan tarzı görsel bir şölen ortaya çıkar ve maalesef şiddet pornosu olmaktan öteye geçemez.* karşılaştırma yapmayalım dedim ama aynı yıl çevrilen the thin red line'a bakınca aradaki farkı göreceksiniz. neyse, konu fazla dağıldı. zihnimdeki duygu ve düşünceleri ancak bu kadar toparlayıp aktarabildim. okuduysanız teşekkür ederim. 1917 filmi için verilen emeğe saygı duyuyorum ama "kahrol hain düşman" klişesi de aşılsın artık diyorum.
bu konuda tavsiye edebileceğim bazı filmler:
birinci dünya savaşı konulu:
(bkz: all quiet on the western front)
(bkz: paths of glory)
(bkz: johnny got his gun)
(bkz: uomini contro)
ikinci dünya savaşı konulu:
(bkz: stalingrad) (1993)
(bkz: the eagle has landed)
(bkz: der hauptmann)
(bkz: the thin red line)
vietnam savaşı konulu:
(bkz: apocalypse now)
(bkz: born on the fourth of july)
(bkz: platoon)
iç savaş konulu:
(bkz: wals im bashir)
(bkz: sepa sela lepo gore)
(bkz: lebanon)
(bkz: mandariinid)
(bkz: go-ji-jeon)
(bkz: incendies)
bu konuda tavsiye edebileceğim bazı filmler:
birinci dünya savaşı konulu:
(bkz: all quiet on the western front)
(bkz: paths of glory)
(bkz: johnny got his gun)
(bkz: uomini contro)
ikinci dünya savaşı konulu:
(bkz: stalingrad) (1993)
(bkz: the eagle has landed)
(bkz: der hauptmann)
(bkz: the thin red line)
vietnam savaşı konulu:
(bkz: apocalypse now)
(bkz: born on the fourth of july)
(bkz: platoon)
iç savaş konulu:
(bkz: wals im bashir)
(bkz: sepa sela lepo gore)
(bkz: lebanon)
(bkz: mandariinid)
(bkz: go-ji-jeon)
(bkz: incendies)
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
onca yeteneklerinin arasından hangisini seçebilirim bilmiyorum ama kayıp olduğunu sandığım şeyleri bulabilmesi en işime yarayan yeteneği*.
devamını gör...
baba olunca anlarsın diyen babayı baba olunca anlamamak
bazen de anne-baba olduğunda daha çok anlayamıyorsun babanı. bir kendine bakıyorsun, çocuğun için verdiğin emeğe, sevgiye, ilgiye; bir de kendi babana bakıyorsun anlayamıyorsun. nasıl bu kadar ilgisiz, sevgisiz olabilmiş diye
devamını gör...


