şekersiz sütsüz filtre kahve
kahve icmede pro seviyeye yukselisin gostergesidir... ilk kahve tuketilmeye baslandigi donemlerde genellikle kremaya, sute, sekere deyim yerindeyse abanilir. maksat kahvenin o acimsi tadini dengeleyebilmektir. alistikca o kahve lezzetine, ekstra eklenen her neyse, miktari yavas yavas dusurulur. gunun birinde o zirveye cikilir ve kahve, en karizmatik en baba haliyle icilmeye baslanir. birde ekstra dark roast tuketmek var ki, buyuk bir is basarmiscasina ayri bir hava katar insana...
devamını gör...
güzel kızlardan feminist çıkmaması
feminizmin; hayatta başarılı olamamış kadınların, hatta sadece kadınların benimseyebileceği bir fikir akımı olduğunu düşündüren nedir? erkeklerin ve kadınların eşit hak ve özgürlüklere sahip olması gerektiğini savunmak için çirkin(?)* bir kız mı olmak gerekiyor? pek çok başarılı ve güzel kadınla birlikte, pek çok ünlü ve başarılı aktör de feminizmi desteklediğini belirtiyor. (bkz: profeminizm) bilginize.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
23:00 gibi 'nu disco' selected bir live set ile devam edecek ve 23:30 gibi de kapanış yapması planlanan yayındır.
devamını gör...
pazar yeri gezmek
benim hiç sevemediğim eylem çünkü o kargaşa içinde bütün teyzeler pazar arabalarını ayağımın üzerinden geçiriyor.
devamını gör...
inferno
dario argento'nun yönetmen koltuğunda bulunduğu, thomas de quincey ağabeyimizin suspiria de profundis isimli öyküsünden uyarladığı suspiria filminin devam filmi.
1980 yılında yayınlanan bu fantastik korku filmi, ilk film olan suspiria'dan renk konusunda bir farkı yok, fazlası var. suspiria'yı izleyenler hatırlayacaklardır, öylesine güzel renk cümbüşü ve öylesine hoş görüntülere ev sahipliği yapıyordu ki, insanı korkutup gerdiği kadar büyüleyen bir filmdi, insanın hayal gücü gibi bir sinema anlayışı sunuyordu bizlere, sevgili dario argento ağabeyimiz bu filminde yine aynı şekilde devam etmiş, renkler daha rüyasal, daha hoş ve daha büyüleyici olmuş.
sevgili dario argento, giallo isimli yarattığı tür ile suspiria serisiyle sadece kendi çağdaş yönetmen dostlarına değil, bugünün sinema anlayışına da çok büyük katkıda bulunmuş olsa gerek ki, filmi izler izlemez bunu fark ediyor insan.
nedir bu giallo? sahaflarda 4-5 liraya bulabileceğiniz oldukça ucuz, çok dikkat çekici kapağa sahip olmayan, oldukça klişeleşmiş kurgulara sahip romanlar vardır ya, insanları kovalayan katiller, psikopatlar vardır, tüm kitap boyunca canın için kaç repliği ile kaçan karakterlrer falan... hah işte o da öyle romanları oldukça hoş görüntüler ile süsleyip önümüze koymuş ve buna giallo demiş ve neredeyse slasher filmlerin öncüsü olmuş, bu filmde öncünün öncüsü gibi bir detaya sahip sayılabilir.
sadece renkleri ile mi harika sayılacak bir film bu? yoo.
müzikleri de alıp götürüyor insanı, müzikleri kadar oyunculukları ve senaryosu da insanı çiviliyor yerine.
kısaca konusundan da bahsedip kapatalım girdiyi.
filmde genç bir ablamız, oldukça tozlu raflara sahip bir sahaftan latince bir kitap alır, kitabı okudukça içerisinde yaşadığı evin cadılar tarafından yapılmış bir yer olduğunu fark eder ve erkek kardeşi mark'ı kendisiyle kalması için evine davet eder. sonrası mı? mark kız kardeşinin evine gider ve kız kardeşinin öldüğünü öğrenir...
1980 yılında yayınlanan bu fantastik korku filmi, ilk film olan suspiria'dan renk konusunda bir farkı yok, fazlası var. suspiria'yı izleyenler hatırlayacaklardır, öylesine güzel renk cümbüşü ve öylesine hoş görüntülere ev sahipliği yapıyordu ki, insanı korkutup gerdiği kadar büyüleyen bir filmdi, insanın hayal gücü gibi bir sinema anlayışı sunuyordu bizlere, sevgili dario argento ağabeyimiz bu filminde yine aynı şekilde devam etmiş, renkler daha rüyasal, daha hoş ve daha büyüleyici olmuş.
sevgili dario argento, giallo isimli yarattığı tür ile suspiria serisiyle sadece kendi çağdaş yönetmen dostlarına değil, bugünün sinema anlayışına da çok büyük katkıda bulunmuş olsa gerek ki, filmi izler izlemez bunu fark ediyor insan.
nedir bu giallo? sahaflarda 4-5 liraya bulabileceğiniz oldukça ucuz, çok dikkat çekici kapağa sahip olmayan, oldukça klişeleşmiş kurgulara sahip romanlar vardır ya, insanları kovalayan katiller, psikopatlar vardır, tüm kitap boyunca canın için kaç repliği ile kaçan karakterlrer falan... hah işte o da öyle romanları oldukça hoş görüntüler ile süsleyip önümüze koymuş ve buna giallo demiş ve neredeyse slasher filmlerin öncüsü olmuş, bu filmde öncünün öncüsü gibi bir detaya sahip sayılabilir.
sadece renkleri ile mi harika sayılacak bir film bu? yoo.
müzikleri de alıp götürüyor insanı, müzikleri kadar oyunculukları ve senaryosu da insanı çiviliyor yerine.
kısaca konusundan da bahsedip kapatalım girdiyi.
filmde genç bir ablamız, oldukça tozlu raflara sahip bir sahaftan latince bir kitap alır, kitabı okudukça içerisinde yaşadığı evin cadılar tarafından yapılmış bir yer olduğunu fark eder ve erkek kardeşi mark'ı kendisiyle kalması için evine davet eder. sonrası mı? mark kız kardeşinin evine gider ve kız kardeşinin öldüğünü öğrenir...
devamını gör...
tek gecelik manitayla gezerken hızla yapılan para hesabı
eve gidene kadar gocertmis kadınla da seks yapma mümkünse.. her işin bir adabı var dostum.. ya kadını iyi seçeceksin ya da para hesabı yapmayacaksın.. fakir gibi düşünüp zengin gibi yiyemezsin..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
üst edit: uzunluk uyarısı.
zamansız bir denk gelme oldu.
kendi denklaşörümden en genci 5 yaşında olan 100 adetlik minik bir arşiv için yer ayırtmış olayım.
editlenecek.
bir
iki
üç
dört
beş favorilerimdendir
altı
yedi
sekiz yine enlerimden biri
dokuz
on
onbir
oniki
onüç
ondört
onbeş
onaltı denizden 1800 metre







































edit: hani şu şimşekler ile ilgili bi konu geçmiş şurada #317828
zamansız bir denk gelme oldu.
kendi denklaşörümden en genci 5 yaşında olan 100 adetlik minik bir arşiv için yer ayırtmış olayım.
editlenecek.
bir
iki
üç
dört
beş favorilerimdendir
altı
yedi
sekiz yine enlerimden biri
dokuz
on
onbir
oniki
onüç
ondört
onbeş
onaltı denizden 1800 metre







































edit: hani şu şimşekler ile ilgili bi konu geçmiş şurada #317828
devamını gör...
mansur yavaş
cumhurbaşkanı olamayacak adamdır. boşuna linçlemeyin siyaseti twitterdan takip etmeyi bırakanlar görecektir. ancak kendisi çok büyük ve değerli bir belediye başkanıdır. bazı şeyler tadında kalmalı ankara onun elinde güzelleşmelidir
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
ne anlatıyorsunuz hala anlamıyorum. yok kılıç hakkıymış, yok araplar da bilmem napmış, yok gazze'den atılan füzeler çok mu hümanistmiş. yani ne alakası var arkadaşlar? şu an israil sadece bize göre değil, uluslararası hukuka aykırı şekilde toprakları işgal altında tutuyor. bm'ye göre 1967'den itibaren işgal ettiği topraklardan çekilmek zorundadır israil. hatta 1983 yılındaki bir kararda barış sever bir üye olmadığını ifade ediyor bm. kılıç hakkı meselesinde de tabii ki birçok olayda duygusal yaklaşıyoruz. ancak artık ortaçağda yaşamıyoruz. kimse şu an ispanya'daki tarihi camilerin kiliseye çevrilmesinden dolayı isyan etmiyor. kılıç hakkı odur çünkü. dediğim gibi bazen bu şekilde olmamasını isteyenler olabilir ama verilen savaş bu değil. ikiyüzlülükten bahsedilmiş ama birçok olayda hümanizm duyarlılığı kasanların müslüman çocukları sivilleri ölünce bu bir savaş denmesi ikiyüzlülüktür. gazze'den 6 füze atılıyor. o da üç beş yere düşüyor israil halkının üzerine atılmış oluyor bu hümanizm miymiş? kaldı ki hamas'ın ne olduğu belli değilken israil'in daha bugün 6 çocuk 30 sivil gazze vatandaşını öldürürken bunu atılan dandik füzelerle karşılaştırmanız ikiyüzlülüktür. eğer mesele müslüman olmayanların öldürülmesine susmamız, müslümanlar ölünce konuşmamız olsaydı, ışid yaptığı saldırıları desteklememiz gerekirdi. ha sizin israil'i meşrulaştırma çabanız gibi onları da meşrulaştıranlar vardır. o ayrı. meseleyi uzatmayayım sırf israil'i kurtarmak için 40 takla atıyorsunuz ancak hiçbiri tutmuyor. meselenin türkiye'nin tanımasıyla da alakası yok. herkesin isteğiyle kurulan, kurulmasına izin veren bir ülke varsın tanınır kaldı ki bu yanlış da olabilir. ama meselenin bununla hiçbir alakası yok. israil her alanda hukuk dışı, insanlık dışı saldırılarda bulunuyor. gazze'ye her saldırdıklarında ölenler hep siviller oluyor, hastaneler bombalanıyor. süper bir mantıkla, böyle müthis bilimsel bakışınızla olayları çözdük sanıyorsunuz. ancak kendinizi kandırıyorsunuz. bütün olayları canınız istediği gibi yerleştirip alakasız olaylara bağlıyorsunuz. bir de doğu türkistan'dakilere niyey ses yükselmiyor diye mazeret bulanlar var. kaç zamandır doğu türkistan için yapılan tepkileri de görüyorum. siz göremiyorsanız onu bilemem. ha tabii ki birçok arap devleti iş türklere gelince susarlar gerçi onlar şimdi de susuyor ya olsun. dahası abd, ab ve ingiltere'de çin aleyhine kararlar çıktı. bunların hiçbiri olmaya da bilirdi. birileri bazı zulümlere susuyor diye sizin başkalarına yapılan zulümlere susmanız adaleti değil, onlardan bir farkımız olmadığını gösterir.
devamını gör...
halychtidae
açıkçası nickaltısı sol framee düşen yazarları, kendi nickaltılarına entry girmeyecek kadar cool ve elit insanlar olmaları dolayısıyla bulamıyorum. daha bugün yaşadım. ben de herkes aynı şeyi yaşamasın diye yazayım dedim.*
devamını gör...
sürgün
ceza olarak zorunlu tehcir uygulanmasıdır.
bu gezegen çok büyük, durmuyor. sürekli büyüyor ve bir taraftan sürekli götürüyor. aldıkları fazla önemsenmiyor ilk başlarda, hani büyüyor ya.! getirecekleri daha bi' önem kazanıyor. ama öyle olmuyor, damlaya damlaya göl oluyor ve akut olmasa da zamanı geliyor..
sürekli ufak ufak ruhumdan aldıkları bir insan için bi' kol, bir ülke için bi' şehir, bir ana için bi' evlat kadar olunca zihinsel bi' acı veriyor, düşüncelerimin 1m²si için 1m³ nöronum ölmeye başlıyordu. bi' taraftan büyütüp m³ m³ kaybettiğim beynim sızlamaya başlıyor, göz çukurlarımdaki kızgın bilyeleri çıkarma isteğiyle irkilen sağ elimi sol elimle kontrol altına almaya çalışıyordum..
buna düşünce vurgunu deniyor..
bir beynin düşünce vurgununa uğraması için, tümce sürgününe gönderilmiş düşüncelerin sürgün isyanı başlatarak sürgünden dönme kararı alması gerekir..
tümce sürgününe gönderilen düşünceler, ruhun hissedip haykırmak istediği ancak haykırmaması gereken kelimelerden oluşan mantıksal olgu yoğunluklarıdır. bu ertelenmiş mantıksal olgu yoğunlukları bir yerden sonra kendi içlerinde mantıksal olgulara dönüşür ve beynin mantıksal gerçeklerle ilerlediğini düşünen ancak her şeyi mantıksal olgu yoğunluğu olarak erteleyen, çalışan kısmına karşı çalışmaya başlar..
bu nokta şizofrenidir..
mantıksal olgu yoğunluklarından mantıksal olgu haline gelen düşünceler mantıksal gerçek olarak yaşanmaya başlanır. isyan çıkmıştır ve mantıksal olgu yoğunluğuyla başlayan yolculuk mantıksal gerçekliğe ulaşmıştır. bunlar olurken sorgulanan eski mantıksal gerçeklerde düşüncenin 1m²si için 1m³ nöron ölmeye devam eder ve ikiye bölünmüş bedenini kontrol etmeye çalışırsın..
artık iki kişi vardır,
vurguna uğrayan ve gitmek zorunda kalan...*
- aro -
bu gezegen çok büyük, durmuyor. sürekli büyüyor ve bir taraftan sürekli götürüyor. aldıkları fazla önemsenmiyor ilk başlarda, hani büyüyor ya.! getirecekleri daha bi' önem kazanıyor. ama öyle olmuyor, damlaya damlaya göl oluyor ve akut olmasa da zamanı geliyor..
sürekli ufak ufak ruhumdan aldıkları bir insan için bi' kol, bir ülke için bi' şehir, bir ana için bi' evlat kadar olunca zihinsel bi' acı veriyor, düşüncelerimin 1m²si için 1m³ nöronum ölmeye başlıyordu. bi' taraftan büyütüp m³ m³ kaybettiğim beynim sızlamaya başlıyor, göz çukurlarımdaki kızgın bilyeleri çıkarma isteğiyle irkilen sağ elimi sol elimle kontrol altına almaya çalışıyordum..
buna düşünce vurgunu deniyor..
bir beynin düşünce vurgununa uğraması için, tümce sürgününe gönderilmiş düşüncelerin sürgün isyanı başlatarak sürgünden dönme kararı alması gerekir..
tümce sürgününe gönderilen düşünceler, ruhun hissedip haykırmak istediği ancak haykırmaması gereken kelimelerden oluşan mantıksal olgu yoğunluklarıdır. bu ertelenmiş mantıksal olgu yoğunlukları bir yerden sonra kendi içlerinde mantıksal olgulara dönüşür ve beynin mantıksal gerçeklerle ilerlediğini düşünen ancak her şeyi mantıksal olgu yoğunluğu olarak erteleyen, çalışan kısmına karşı çalışmaya başlar..
bu nokta şizofrenidir..
mantıksal olgu yoğunluklarından mantıksal olgu haline gelen düşünceler mantıksal gerçek olarak yaşanmaya başlanır. isyan çıkmıştır ve mantıksal olgu yoğunluğuyla başlayan yolculuk mantıksal gerçekliğe ulaşmıştır. bunlar olurken sorgulanan eski mantıksal gerçeklerde düşüncenin 1m²si için 1m³ nöron ölmeye devam eder ve ikiye bölünmüş bedenini kontrol etmeye çalışırsın..
artık iki kişi vardır,
vurguna uğrayan ve gitmek zorunda kalan...*
- aro -
devamını gör...
dünya sözlük'ün kapanması
ne yazık ki bu da olmuştur. dunyasozluk.com/dunya-sozlu... artık tüm yazarları buraya gelir sanırım. 9 yıldır yazarıydım kötü oldum.
şimdi ordaki tanımlar başka yere yazılmaz da namaz ile ilgili bir tanım yazacaksın başka sözlükte hemen ateistler atlıyor. bozuyor ortamı. orası dindar yazarların çoğunlukta olduğu tek yerdi. manevi ve milli değerlerden taviz verilmiyordu.
edit:2.5 ay sonra yeni yazılımla tekrar açılacakmış.
şimdi ordaki tanımlar başka yere yazılmaz da namaz ile ilgili bir tanım yazacaksın başka sözlükte hemen ateistler atlıyor. bozuyor ortamı. orası dindar yazarların çoğunlukta olduğu tek yerdi. manevi ve milli değerlerden taviz verilmiyordu.
edit:2.5 ay sonra yeni yazılımla tekrar açılacakmış.
devamını gör...
yalnız yaşayanlara öneriler
evinizi kesinlikle temiz tutun.evde başka kimsenin olmaması bu konuda fazla rahatlığa neden oluyor belki, ama emin olun ki evin kirli ve dağınık olması o evden sizi soğutur. eğer bunları öteleyip daha sonra yaparım kafasına girerseniz; dağ gibi bulaşık ve toz içinde halılarla ortada kala kalırsınız. bu sefer de hem yalnız ve hem de baskı altında hissedersiniz. işte bu nedenlerle sözlükçüler yalnızlığın huzuru temizliktedir.*
devamını gör...
sinir bozan şeyler
şarj adaptörünü prize tek seferde sokamamak.
devamını gör...
birinden soğumak için nedenler
iki yüzlü olması.
devamını gör...
claranın dağdan aşağı yuvarlanan tekerlekli sandalyesi
şu sözlükte gördüğüm en güzel nick bu olabilir. helal olsun be.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
devamını gör...
okuduğun bölümü söylediğinde sorulan garip sorular
bitirince televizyon tamircisi mi olacaksın?
devamını gör...
kırtasiyeye girince gelen her şeyi alma isteği
her kırtasiyeye girdiğimde oluşan his.ama sonra paramın olmadığı aklıma geliyor ve vazgeçiyorum.
devamını gör...
