unutulmaz yeşilçam replikleri
"senin annen bir melekti yavrum"
devamını gör...
sevişme konulu başlıkların çoğalması sorunsalı
akışta ardı ardına sevişme konulu başlıklar sıralanıyor şu sıralar. tamam sevgili yazarlar saygımız var da yani e bı durun yani. bu kadar da sapıtmak fazla sanki. güldük eğlendik. cılkını çıkarmadan dağılalım.
devamını gör...
intihar etmeyi düşünenleri vazgeçirecek tavsiyeler
psikolojik destek alın.
devamını gör...
sma hastalarına yardım kampanyaları
(bkz: up)
devamını gör...
yazarların bugüne kadar hissettiği en büyük fiziksel acı
beyin ameliyatı olmuştum. 10 gün boyunca sadece sırt üstü yattım ve ya bir daha yürüyemezsem diye ağladım. annem elimden tutup götürüyordu tuvalete. su içmek bile canımı yakıyordu. herhalde o 10 gün ve bir aylık iyileşme sürecinde 10 kilo verdim. ama o acıyı asla unutmam.
devamını gör...
banksy
savaş karşıtı, çevre, insan ve hayvan haklarını savunan, tüketim çılgınlığını eleştiren, kimliğini saklı tutan bir sokak sanatçısı.
devamını gör...
taribo west
sol bek ve stoperde hatasız oynayan,adeta bir zırh.transfer etmemek aptallıktır.
kornerlerde kafaya çıkarsa genelde kaçırmaz.
kornerlerde kafaya çıkarsa genelde kaçırmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
hani cemal süreya demiş ya;
bazen sadece yorgun oluyor insan. ne küs, ne yalnız, ne de aşık...
yorgunum anlaşılmamaktan,
yoruldum hayatımdaki herkesi hep daha fazla düşünmem yüzünden kendime sıranın hiç gelmemesinden...
yalnız kalmak istiyorum, yalnız uyumaktan ölesiye korkan bir insan olarak ilk defa; sadece kendimle kalmak istiyorum. çünkü biliyorum ki her şeyden çok sevmek diye bir şey yok. dile dolanmış bir kere ama iş bunu göstermeye geldiği zaman insanlar öyle bir değişiyor ki; o meşhur the oscar goes to cümlesinin sonunda ismi söylenecekmiş de o minik heykelcik onların olacakmış sanıyor insan!
en değerli sizseniz, seviyorum dediklerinizin zor anlarında iki gram kahrını çekemeyecekseniz, yalnız bırakacaksanız sevmeyin o zaman arkadaş kimseyi.
ben her yönü ile seninle ilgili her şeyi düşünüyorsam sen de bir zahmet bir parça düşün olmuyor mu? benim sorularımı, sorunlarımı, kafaya taktığım belki de benim dışımda kimsenin dert etmeyeceği dertlerimi, beni sevdiğin için minicik de olsa dert et kendine.
anlatmaya çalıştığım şeyi, sinirlenip, köpürüp homurdandığın için yanlış anladığın veya anlamak istediğin gibi değil de anlatmak istediğim gibi anlamak için çaba harca biraz da olmaz mı?
ben seninle ilgili her konuda elimden geldiğince hoşgörülü olmaya çabalarken sen vazgeçme sınırlarına üstün performans ödülü alacakmışçasına koşar adım gitme...
bu kadar kolay vazgeçersen, vazgeçeceksen biz’den o dediğin her şeyden çok’un bir geçerliliği, inandırıcılığı kalmaz.
şikayet eden, mutsuz olan ve mutsuz eden bir insan olmak istemiyorum, olumlu bir ruh halinde kalmak için çok çabalıyorum kendim için ve bizim için. ve söylediğim her şeyi haksızlık ettim mi acaba diye sonradan tekrar tekrar düşünüyorum ve hatalıysam da söylüyorum.
böyle insanların hak ettiği tavır asla bu değil.
eğer bu kadar kolay vazgeçecekseniz “sevdiklerinizden”
kimse kimseyi yormasın artık lütfen!
bazen sadece yorgun oluyor insan. ne küs, ne yalnız, ne de aşık...
yorgunum anlaşılmamaktan,
yoruldum hayatımdaki herkesi hep daha fazla düşünmem yüzünden kendime sıranın hiç gelmemesinden...
yalnız kalmak istiyorum, yalnız uyumaktan ölesiye korkan bir insan olarak ilk defa; sadece kendimle kalmak istiyorum. çünkü biliyorum ki her şeyden çok sevmek diye bir şey yok. dile dolanmış bir kere ama iş bunu göstermeye geldiği zaman insanlar öyle bir değişiyor ki; o meşhur the oscar goes to cümlesinin sonunda ismi söylenecekmiş de o minik heykelcik onların olacakmış sanıyor insan!
en değerli sizseniz, seviyorum dediklerinizin zor anlarında iki gram kahrını çekemeyecekseniz, yalnız bırakacaksanız sevmeyin o zaman arkadaş kimseyi.
ben her yönü ile seninle ilgili her şeyi düşünüyorsam sen de bir zahmet bir parça düşün olmuyor mu? benim sorularımı, sorunlarımı, kafaya taktığım belki de benim dışımda kimsenin dert etmeyeceği dertlerimi, beni sevdiğin için minicik de olsa dert et kendine.
anlatmaya çalıştığım şeyi, sinirlenip, köpürüp homurdandığın için yanlış anladığın veya anlamak istediğin gibi değil de anlatmak istediğim gibi anlamak için çaba harca biraz da olmaz mı?
ben seninle ilgili her konuda elimden geldiğince hoşgörülü olmaya çabalarken sen vazgeçme sınırlarına üstün performans ödülü alacakmışçasına koşar adım gitme...
bu kadar kolay vazgeçersen, vazgeçeceksen biz’den o dediğin her şeyden çok’un bir geçerliliği, inandırıcılığı kalmaz.
şikayet eden, mutsuz olan ve mutsuz eden bir insan olmak istemiyorum, olumlu bir ruh halinde kalmak için çok çabalıyorum kendim için ve bizim için. ve söylediğim her şeyi haksızlık ettim mi acaba diye sonradan tekrar tekrar düşünüyorum ve hatalıysam da söylüyorum.
böyle insanların hak ettiği tavır asla bu değil.
eğer bu kadar kolay vazgeçecekseniz “sevdiklerinizden”
kimse kimseyi yormasın artık lütfen!
devamını gör...
allah'ın sadece arap yarımadasının tanrısı olması
ben demiyorum kendileri diyor. allah'ın arap yarımadasının tanrısı olduğunu. zaten ismi arapça, gönderdiğine inanılan kitap arapça, elçisi de araptır. tamamen araplar tarafından var edilmiştir.
mahlasını paylaşmaya gerek görmediğim bir yazarın tanımı:
cahiller zannediyorlar ki islam geldi ortaya “allah” çıktı.
allah zaten arap yarım adasında bilinen en yüce ilahtır.
yani burada diyor ki araplar islam gelmeden önce de zaten yarattıkları tanrıya inanıyordu.
tanımda değişiklik yapsa dahi ekran görüntüsü ile sabitlenmiştir.
mahlasını paylaşmaya gerek görmediğim bir yazarın tanımı:
cahiller zannediyorlar ki islam geldi ortaya “allah” çıktı.
allah zaten arap yarım adasında bilinen en yüce ilahtır.
yani burada diyor ki araplar islam gelmeden önce de zaten yarattıkları tanrıya inanıyordu.
tanımda değişiklik yapsa dahi ekran görüntüsü ile sabitlenmiştir.
devamını gör...
yazarların takipçilerine söylemek istedikleri
boyum kadar takipçim var :) hepinize sevgiler, hürmetler, var olun!
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
ders çalışmayı ihmal ettim. net vicdan mahkemem sabahına kurulmuş olur ey ahali.
devamını gör...
mutlu eden basit şeyler
radyoda sevdiğin şarkılara denk gelmek.
devamını gör...
1 kelimelik hikayeler
aşk.*
edit: yıldız güncellenmiştir.
edit: yıldız güncellenmiştir.
devamını gör...
yere düştüğünde gülen insan
yere düşmeye alışan insandır.
küçükken düşünce dünyaları yıkan çocuklara ifrit olurdum. "alt tarafı biraz canın acıdı, kolun mu koptu bee?" der uyuz olurdum. çünkü düşe düşe bilirdim o kadar kötü olmadığını sadece ilgi budalılığıydı yaptığı. mesela bir tane sağlam külotlu çorabım kalmamıştı sürünmekten. sıranın demir kısımlarına, buzun üstüne yüz üstü düşmeler mi dersin, tepecik yerden itilmeler mi neler neler... ağlamanın, sızlanmanın hiçbir şeyi değiştirmediğini o anlarda anladım.
en son kapaklandığımda ise telefonumun camı tuz buz olmuştu, elim, dizim kan içinde kalmıştı. ne yaptım? tabii ki yine güldüm, üstümü başımı temizlerken kahkaha attım. millet öldü lan bu diye bakarken ben sırıta sırıta evin yolunu tuttum. sanırım bu yüzden kötü bir anı olarak hatırlamıyorum bunu.
küçükken düşünce dünyaları yıkan çocuklara ifrit olurdum. "alt tarafı biraz canın acıdı, kolun mu koptu bee?" der uyuz olurdum. çünkü düşe düşe bilirdim o kadar kötü olmadığını sadece ilgi budalılığıydı yaptığı. mesela bir tane sağlam külotlu çorabım kalmamıştı sürünmekten. sıranın demir kısımlarına, buzun üstüne yüz üstü düşmeler mi dersin, tepecik yerden itilmeler mi neler neler... ağlamanın, sızlanmanın hiçbir şeyi değiştirmediğini o anlarda anladım.
en son kapaklandığımda ise telefonumun camı tuz buz olmuştu, elim, dizim kan içinde kalmıştı. ne yaptım? tabii ki yine güldüm, üstümü başımı temizlerken kahkaha attım. millet öldü lan bu diye bakarken ben sırıta sırıta evin yolunu tuttum. sanırım bu yüzden kötü bir anı olarak hatırlamıyorum bunu.
devamını gör...





