rem: rapid eye movement'ın kısaltmasıdır.

rem uykusunda gözler, kapalı göz kapaklarının altında kıpırdanır. rem olmayan uykuda ise bu tür göz hareketleri oluşmaz ve uyku daha sessizdir. beyin daha aktif olduğundan rem uykusunda daha yoğun rüyalar görülebilir.

bebekler uykunun %50'sini rem aşamasında geçirebilirken, yetişkinler yaklaşık %20'sini geçirebilir.
devamını gör...

türk rock grubu objektif'in 2000 yılında çıkardığı ''künye'' albümünün ilk şarkısıdır. halen aklıma estikçe açar dinlerim. güzel şarkıdır. söz/müzik vecdi yücalan'a aittir. solak kardeşimiz cankut'un 2.40'dan itibaren gitarı öttürdüğü bölümü de ayrı bir dikkatle dinlemenizde fayda vardır. beni alır götürür. ha sizi etkilemeyebilir, o konuda sorumluluk bende değil. belki benim zevksizliğimdir *

devamını gör...

bal, sıcaklık sevmeyen bir besindir ama sıcaklığın da kontrollü tutulması sağlanmalıdır. bal için en kritik sıcaklık 57 derece oluyor. 65 dereceye kadar da kabul edilebilir. 74 dereceden itibaren bal, karamelize olmaya başlar.
devamını gör...

fyodor mihailoviç dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan şaheseri. romanın kahramanı raskolnikov, kendisini napolyon ile kıyaslar ve şu soruyu sorar; “niçin bir kenti kuşatıp halkını topa tutmak daha saygın bir biçim sayılıyor, işte bunu bir türlü anlayamıyorum.” aradan geçen 150 yıldır bu sorunun cevabı bulunamamış olacak ki; şehirlerin bombalanması basit birer “balistik sorun” olarak kalırken, bu duruma karşı yükselen tepkiler, anayasal düzene karşı işlenen suç muamelesi görebiliyor. kitaplığımın her daim baş köşesinde kalacak bir kitap.
devamını gör...

bir şey bilmediği için degil bazen çok şey bildiği için susar yenildiği için degil yorulduğu için susar.bazen de anlayanı olmadığı icin susar insan
devamını gör...

franz kafka'nın yazmış olduğu en güzel kitaplardan birisi diyebilirim. ilk başlarda kitabı elinize alıp okumaya başladığınız bir kaç cümle için hiçbir şey anlamayıp bırakmak isteseniz bile sakın böyle bir şey yapmayın derim. ilerleyen bir kaç cümleden sonra emin olun çok akıcı ve muhteşem bir eser olduğunu anlamanız çok kısa sürmeyecektir. öyle ki elinizden bırakamayıp şıp diye bitirebileceğiniz bir kitap olduğuna siz bile şaşıracaksınız.
kitabın konusuna gelecek olursak, romanın baş kahramanı olan gregor samsa bir sabah ne olduğunu anlayamadığı bir şekilde uyanır ve birden kendisini yatağında ufacık sert bir kabuğun içine sıkışmış bir böceğe dönüşmüş halde bulur. önce bir rüya olduğunu zannetse de aslında öyle değildir gerçekten bir böceğe dönüşmüştür. çevresindeki her şey ona o kadar yabancıdır ki en yakınları tarafından bile yok sayılacak bir raddeye gelmiştir artık bu "dönüşümü". tüm bunlar olurken bir anda ne olduğunu anlayamaz bile. spoiler olmaması adına en iyisi devamını siz okuyun.
ancak söylemeden geçemeyeceğim kitap her ne kadar hikayeleştirilmiş bir yaşamı anlatıyor olsa da alttan alta hepimizin zamanı geldiğinde ufacık bir kabuğa sıkışmış olduğu gerçeğini o kadar ustalıklı bir şekilde gün yüzüne çıkartıyor ki kitabın sonunda ne olduğunu anlamıyorsunuz bile. sadece bununla kalsa iyi franz kafka'nın hayatına ne kadar hakimsiniz bilmiyorum ama onun hayatını bir kez bile okumuşsanız aslında bu kabuğa sıkışmış olanın kendisi olduğunu anlamanız çok uzun sürmeyecektir. neyse ki en yakın arkadaşı franz kafka'nın vasiyeti üzerine yazılarının hiçbirini yakmayıp bastırmış yoksa bu gün ne bu güzel eserleri ne de franz kafka'yı tanımıyor olurduk. demem o ki franz kafka'nın herhangi bir eserini okumadan önce kısa da olsa yaşam öyküsüne bir göz atın derim.
devamını gör...

gittiğini öğrendiğim ve nedenini merak ettiğim yazardır.
güzel muhabbet ediyorduk, nereye gittiniz efendim? hesabı açıp nedenini mesaj olarak atıp sonra tekrar kapatmasanız mı acaba?
devamını gör...

-ateş, su, toprak, tahta.
-tahta mı?
-tahta tabi zoruna mı gitti?
devamını gör...

vay vay sevdin onu
sevmesen ölürdün, sevdin onu öldün
sevmesen ölürdün ama sevdin gene öldün

ezginin günlüğü-yastıklı şarkı
devamını gör...

son parçayı koyduğunuz zaman istemsizce sizi saran "dünyayı kurtarmış insan" hissi,paha biçilemez. bayramda bi 2000 daha başlarım dediğim başlık.
devamını gör...

az önce fark ettim. var böyle bir şey.
devamını gör...

peynir-karpuz ve erik-tuz.
devamını gör...

son singlelarından start the healing'i spoti/ youtube dinlediğimden beri diskografisine geri döndüğüm, jonathan davis'in harika frontmanliğine ev sahipliği yapan nü, alternatif metal grubu.

black rose immortal'ın yukarıdaki entrisine ek olarak;

metal müzik dediğimiz olay sertliktir, isyandır, haykırıştır, öfkedir. korn bunların hepsini karşılayamıyor maalesef.
solisti jonathan davis için;
çocukluğunda yaşadığı aile içi taciz ve şiddet olaylarını babasına söylemesine rağmen gözardı edilmesi, bu olayların psikolojisinde devam etmek zorunda olduğu okulda sürekli dayak yemesi/alay edilmesi, okulun en ezik çocuğu olması ona fazlasıyla travmatik bir psikoloji miras bırakmıştır. şarkılarında söz olarak bu durumları bolca işlemekle birlikte, sizi bu durumdan çıkarmayı da işlemektedir. 2016 yılında ise eşi vefat etmiştir, ancak bu kadar çarpıklığa rağmen şarkılarıyla ilham vermeye devam etmektedir. öyle ki, onlarca benzer durumlardan geçmiş hayranının, hayatını kurtardığı için ona teşekkür etmişliği vardır.

harika frontmanlik demiştik, muazzam bir sahne hakimiyetiyle her seferinde performansının %100'ünü verdiğine (otururken bile) kanıt olacak bir kaç örnek bırakayım:
careless canlı performansının şu kısmı
another brick in the wall'un açık ara en iyi coverı. dişleri sıka sıka yapılan build up ve patlama, muazzam bir enerji.
falling away from me orajinal parçada yer almayan brutal bir kısım eklemişler. scream sonunda oksijen solumaya gidiyor.
freak on a leash

şu aralar dönüp dolaşıp dinlediğim bir kaç şarkısını da bırakıp kaçayım:
the ringmaster spotify youtube
cold spotify youtube
insane spotify youtube
black is the soul spotify youtube
h@rd3r spotify youtube
twisted transistor spotify youtube: a lonely life, where no one understands you, but don't give up, because the music do.

edit:
metallica'nın one şarkısını metallica'nın önünde canlı söyleyerek metallica'dan ayakta alkış almışlardır. mtv'nin mtv olduğu zamanlar. buradan.
devamını gör...

çoklu kişilik bozukluğu da denir. tanının koyulabilmesi için kişinin en az iki ayrı ego durumunun bulunması ve bazı durumlarda birinin öne çıkması gerekir. yani birey aynı bedende birden çok kişiyle birlikte yaşar.
psikanalistler der ki; şiddetli travmaların bastırılması ile ortaya çıkar.
öğrenme kuramcıları der ki; stres verici olaylardan korunmak için geliştirilmiş kaçınma tepkileri sonucu ortaya çıkar.

bir esas kişi vardır, diğerlerine alter ego denir. alter egolar birbirlerinden haberdar olabilirler, hatta yaşanılan duruma göre diğerini çağırabilirler, birbirleriyle iletişim kurabilirler; ancak esas kişi bunların farkında değildir. bu sebeple hatırlanılan olaylarda ve bellekte boşluklar görülür.

her benliğin kendi davranışsal örüntü sistemleri vardır. sağ/sol el kullanımı, konuşulan diller, hoşlanılan şeyler bile farklılık gösterebilir. örneğin, esas kişi dini bütün bir birey, alter egolarından biri ateist olabilir.

konuyu merak edenler için birkaç film:
(bkz: identity)
(bkz: split)
(bkz: sybil)
(bkz: black swan)

tamam tamam, bunu sona sakladım herkes biliyordur diye: (bkz: fight club)
devamını gör...

iyi geceler sözlük! bugün içim öyle buruk ki anlatamam. her şey üst üste dizilmiş de ben en altta eziliyor gibiyim. üstelik yalnızlık hissi de epey bir var, kırgınlık hissini saymıyorum bile. neyse diyeyim ben yine * iyi geceler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tercihi varoslukla bağdaştırmak ne kadar medeni acaba. ayrıca nedir bu varoşluk biri tüm ayrıntıları ile açıklasın lütfen. varsa bende de varoşluk bileyim yani.
devamını gör...

bazı ülkelerde okul asmak ciddi bir durumdur. okul asılınca veli aranır, hatta para cezası bile verildiğini duymuştum. hatta bazı asya ülkelerinde, serumla dahi okula gidildiğini, bu konuda iltimasın olmadığı biliniyor. sistemde disiplin oluşturulmadığı için tablonun bu şekilde olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

obeziteyi günlük alınması gereken enerji miktarının harcanan enerji miktarından daha fazla olması sonucu vücuttaki yağ oranının artması olarak tanımlayabiliriz. obezite çağımızın en önemli hastalıklarından biri olarak dünyayı ve ülkemizi tehdit etmeye devam ediyor. fast food tüketiminin artması, dengeli ve düzenli beslenmemek ve hareketsizlik başlıca nedenlerinden. peki obeziteyle nasıl savaşabiliriz bu konuya değineceğim. öncelikle her şeyde olduğu gibi obezite de genlerinizle alakalı olabilir ama bu demek olmuyor ki bu genetik bir şey ben asla değiştiremem. öncelikle bu bahanenin arkasına sığınmamalıyız. eğer genetik yatkınlığımız varsa daha dikkat etmeliyiz yediklerimize. beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmeliyiz. obeziteye sebebiyet veren bir diğer şey ise hareketsizlik. gün boyu hareketsiz kalıyoruz. mesela apartman dairesinde oturuyorsak asansör kullanmayı tercih ediyoruz. avm lerde yürüyen merdiveni kullanıyoruz. en yakın markete giderken bile araba kullanıyoruz. bu kötü alışkanlıkarımızı değiştirsek çok daha sağlıklı bireyler olabiliriz. spor yapamıyorsak günde 10- 15 dakikalık yürüyüşün bile sağlımız için önemi büyük.
devamını gör...

şimdi birisi kalkıp kısa entry dandikliği dese hoş olur mu? bırakın insanlar ister uzun yazsın ,ister kısa ya da bilgi versin veya makara yapsın ama önemli olan girilen her entry'i farklı yorumlamak .kimi bilgi veren başlığa iki kelimelik yazı icap eder çünkü bilgi uzun değildir ,kimisine bilginin niteliğinden dolayı uzun yazmak gerekir yani tüm olay bu yani kimsenin şov yapma motivasyonunda olduğunu sanmıyorum.
devamını gör...

kendini anlatamamak, anlaşılmamak.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim