makine öğrenimi
makine öğrenmesi olarak da bilinen, matematiksel ve istatistiksel yöntemler kullanarak öğrenebilen ve veriler üzerinden tahmin yapabilen algoritmalar oluşturmaya yönelik bir çeşit yapay zekâ dalı.
genel olarak denetimli ve denetimsiz öğrenme olarak 2 başlıkta inceleniyor.
denetimli öğrenme, en yaygın kullanılan yöntem. algoritmanın hangi sonuçları elde etmesi gerektiği ona öğretilerek uygulanıyor. yani verileri de sonuçları da makineye vererek, ondan bu bilgiler doğrultusunda veriler arasında bir ilişki kurmasını istersiniz. regresyon, sınıflandırma gibi alt başlıkları içerir.
denetimsiz öğrenme, veriler hakkında detaylı bilgiler vermeden, makinenin öğrenmesini sağlamaktır. yani makineyi kendi haline bırakmak gibidir. kümeleme, ilişkilendirme gibi alt başlıkları içerir.
bunlara ek olarak takviyeli, yoğun ya da yarı denetimli öğrenme gibi yöntemler de kullanılabilir.
genel olarak denetimli ve denetimsiz öğrenme olarak 2 başlıkta inceleniyor.
denetimli öğrenme, en yaygın kullanılan yöntem. algoritmanın hangi sonuçları elde etmesi gerektiği ona öğretilerek uygulanıyor. yani verileri de sonuçları da makineye vererek, ondan bu bilgiler doğrultusunda veriler arasında bir ilişki kurmasını istersiniz. regresyon, sınıflandırma gibi alt başlıkları içerir.
denetimsiz öğrenme, veriler hakkında detaylı bilgiler vermeden, makinenin öğrenmesini sağlamaktır. yani makineyi kendi haline bırakmak gibidir. kümeleme, ilişkilendirme gibi alt başlıkları içerir.
bunlara ek olarak takviyeli, yoğun ya da yarı denetimli öğrenme gibi yöntemler de kullanılabilir.
devamını gör...
hukuk
mağdurların ve güçsüzlerin sığınacağı tek saçak altıdır. cumhuriyetin dahi tek güvencesidir. hukuk, istanbul'un siluetinden, tuz gölü'ne kadar canlı, cansız tüm varlığımızın teminatıdır. hukuk biterse biz de biteriz.
devamını gör...
biyoloji felsefesi
bilim felsefesinin bir alt bölümü olarak biyoloji felsefesi… kategorik olarak, bilim felsefesinin bütün alt bölümlerinden farklıdır.
‘evrim ve evrimin ürünü olarak insan’ disiplinin ilk konusudur. darwin’den bu yana bi çığ gibi büyüyen evrim dosyası, geniş kavramsal çerçevesiyle tartışılmaya henüz açılmış çok geniş bi alana haiz. kuramın kendisinden türler arası benzerliğe, seçilimin birimlerinden uyarlanımcılığa, sosyobiyolojiden evrimsel psikolojiye kadar çok geniş bir yelpaze…
en göze çarpan tartışmalardan biri, biyolojide genelgeçer yasalardan söz edilip edilemeyeceğidir. biyologlar buna williston yasasıyla* cevap vermeye çalışsalar da, felsefeciler bu yasanın bir ceteris paribus olduğunu söylerler. (bkz: ceteris paribus) aslında bilim adamlarıyla felsefeciler arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar. bilim adamları cateris paribus’a fazla bi önem atfetmezlerken, felsefeciler ceteris paribus yasaların, yasa olarak adlandırılamayacağını söyler. bu anlayış farkı, iki disiplinin temelindeki farktan kaynaklanır.
yeni teşekkül eden bu disiplin, yapay zeka konularıyla birlikte geleceğin felseferi arasında yerini almış vaziyette…
‘evrim ve evrimin ürünü olarak insan’ disiplinin ilk konusudur. darwin’den bu yana bi çığ gibi büyüyen evrim dosyası, geniş kavramsal çerçevesiyle tartışılmaya henüz açılmış çok geniş bi alana haiz. kuramın kendisinden türler arası benzerliğe, seçilimin birimlerinden uyarlanımcılığa, sosyobiyolojiden evrimsel psikolojiye kadar çok geniş bir yelpaze…
en göze çarpan tartışmalardan biri, biyolojide genelgeçer yasalardan söz edilip edilemeyeceğidir. biyologlar buna williston yasasıyla* cevap vermeye çalışsalar da, felsefeciler bu yasanın bir ceteris paribus olduğunu söylerler. (bkz: ceteris paribus) aslında bilim adamlarıyla felsefeciler arasındaki en büyük farklardan biri burada ortaya çıkar. bilim adamları cateris paribus’a fazla bi önem atfetmezlerken, felsefeciler ceteris paribus yasaların, yasa olarak adlandırılamayacağını söyler. bu anlayış farkı, iki disiplinin temelindeki farktan kaynaklanır.
yeni teşekkül eden bu disiplin, yapay zeka konularıyla birlikte geleceğin felseferi arasında yerini almış vaziyette…
devamını gör...
sözlük radyosunda çalacak ilk parça
aynı zamanda sözlüğün milli marşı hüviyetindeki parçadır.
hemen ardından eşlik edecek ikinci parça ise :
hemen ardından eşlik edecek ikinci parça ise :
devamını gör...
budapeşte
tuna nehrininin ortadan ayırdığı buda ve peşte kentlerinin bir araya gelmesiyle meydana gelmiş yaklaşık 150 yıla yakın osmanlı imparatorluğu'nun yönetiminde kalmış macaristan'ın başkenti.
devamını gör...
sözlük kulüpleri
yoldaş bizi diskoya götür dedik, olayı tamamen yanlış anlamış. discord’a götürüyor. kafa’yı sanatla, bilimle, edebiyatla bozmuş.
radyo, dergi, madalyalı tanım (mod ve editörlere bir ton iş) derken şimdi de sözlük kulüpleri. kafa sözlük ilginç bir platform olma yolunda.
düşünce güzel, gelir katılırız. bundan kelli kim tutar kafa sözlüğü? emeği geçenlere teşekkür eder, hepinizi üzüm suyu ile kutsarım.
radyo, dergi, madalyalı tanım (mod ve editörlere bir ton iş) derken şimdi de sözlük kulüpleri. kafa sözlük ilginç bir platform olma yolunda.
düşünce güzel, gelir katılırız. bundan kelli kim tutar kafa sözlüğü? emeği geçenlere teşekkür eder, hepinizi üzüm suyu ile kutsarım.
devamını gör...
en iyi arkadaşa aşık olmak
en iyi arkadaşınızı kaybettiğinizle kalırsınız..
devamını gör...
tansu çiller
kıbrıs rum kesimi'ne s-300 füzeleri yerleştirilmiş ve bu füzeler, türk savaş uçaklarına kilitleniyordu. tansu çiller de bunun üzerine o füzeler oradan ya gidecek, ya gidecek. gitmezse türk ordusu gerekeni yapacak. vurulması gerekiyorsa vurulacak diyerek meydan okuyor. akabinde rumlar paniğe kapılıyorlar ve füzeler kaldırılıyor.
devamını gör...
jean paul sartre
birisini sevmeye kalkışmak, önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. enerji, kendini veriş, körlük ister. hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan. bundan böyle artık bu gerekli sıçrayışı yapmayacağımı biliyorum. (jean-paul sartre - bulantı)
devamını gör...
şarkılarda geçen etkileyici sözler
halimi hatrımı sormaz kullara bıraktın beni.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
iş yoğunluğundan dolayı sabahtan beri sözlüğe girememiş, ne var ne yok diye bakamamıştım. şimdi oturup bilgisayarı açında 177 bildirim ve dün yazdığım nickaltı girisinden ötürü gelen, sıcacık geri dönüş mesajlarını gördüm.
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
burada oldukça yeni olmama, hiç tanınmıyor ve kimseyi tanımıyor olmama rağmen böyle sıcak bir ortamın insanı beklediğini görmek mutlu etti. burada öyle güzel insanlar var ki dertleri kimseyi eleştirip yargılamak değil, başka insanların görüşlerini öğrenip bu görüşlerde yer alan duygu durumuna göre fikir paylaşımında bulunmak. işte o insanlar iyi ki varlar.
bu tanıma karikatür bırakmayacağımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. *
(bkz: o zaman dans)
devamını gör...
en sevilen barış manço şarkısı
gibi gibi
sarı çizmeli mehmet ağa
sarı çizmeli mehmet ağa
devamını gör...
gereğinden fazla abartılan kitaplar
(bkz: stefan zweig) kitapları.
devamını gör...
mahlasınla ilgili bir görsel bırak
hayırlı cumalar şakirt kardeşlerim.
devamını gör...
bayan arabası
aracımın marka ve modelini söylediğimde aldığım tepki. fakat gel gör ki tematik tanımını yapamayacağım.
en en en sinir olduğum mevzulardan biridir bu konu. bir şeyin minyon olanını kadınlara yakıştırmak. niye? tır süremez miyim ben? uçak kullanamaz mıyım? tarlada traktörün başına geçemez miyim? yok olmaz çünkü ben bayanım. yerimi bilmem lazım benim. edebimle durduğum yerde durmam lazım.
en en en sinir olduğum mevzulardan biridir bu konu. bir şeyin minyon olanını kadınlara yakıştırmak. niye? tır süremez miyim ben? uçak kullanamaz mıyım? tarlada traktörün başına geçemez miyim? yok olmaz çünkü ben bayanım. yerimi bilmem lazım benim. edebimle durduğum yerde durmam lazım.
devamını gör...
çaylaklarla muhatap olan yazar
(bkz: egosu götünden büyük kişiler)
devamını gör...
feminizm
günümüzde o kadar yanlış insanların dilinde dolaşan bir tabir oldu ki okuyup araştırmayan bir neslin sadece bayan değil kadın ibaresinden feminizm hakkında bilgileri olduğunu sanması içler acısı. ha bir de bunun dalga konusu olduğu bir zamandayız tabi ki. lütfen biraz okuyun
devamını gör...
kristof kolomb'un amerika'yı keşfettiğinde bir kere bile check-in yapmamış olduğu gerçeği
üzücü bir gerçektir dostlar...
yüksek lisansımı koloniyalizm, doktoromı da amerika'nın keşfi üzerine yaptığım için bu acı gerçeği fark ettiğimde yumruklarımı sıkarak "adalet bu mu be!" demiştim.
ve dostlarım bu zat-ı muhterem check-in yapmadığı için amerika'yı keşfettiğini kimseye ispat edememiştir. "ucundan kıyısından döndüm abi" diyebilmiştir. gelgelelim amerigo vespucci tıpkı edison gibi şark kurnazlığı yapıp "amerika'yı ben buldum" ayaklarına girmiştir. bugün amerigo koskoca kıtaya ismini verirken, kolomb bir tek çilekeş kolombiya'ya isim babalığı yapabilmiştir.
gerçekten modum düştü arkadaşlar.. yüzüme peeling yapıp sabah erkenden şirkete gidecektim, bu saatte viski içeceğiz artık...
yüksek lisansımı koloniyalizm, doktoromı da amerika'nın keşfi üzerine yaptığım için bu acı gerçeği fark ettiğimde yumruklarımı sıkarak "adalet bu mu be!" demiştim.
ve dostlarım bu zat-ı muhterem check-in yapmadığı için amerika'yı keşfettiğini kimseye ispat edememiştir. "ucundan kıyısından döndüm abi" diyebilmiştir. gelgelelim amerigo vespucci tıpkı edison gibi şark kurnazlığı yapıp "amerika'yı ben buldum" ayaklarına girmiştir. bugün amerigo koskoca kıtaya ismini verirken, kolomb bir tek çilekeş kolombiya'ya isim babalığı yapabilmiştir.
gerçekten modum düştü arkadaşlar.. yüzüme peeling yapıp sabah erkenden şirkete gidecektim, bu saatte viski içeceğiz artık...
devamını gör...
geceyarısı çocukları
salman rushdie’nin destansı romanı. dilimize, geceyarısı çocukları diye çevrilmiş ve basılmıştır. bazen belgesellerde hindistan’ın adeta bir aktar dükkânını andıran renkli kültürünü izleriz. roman, bu fantastik dünyayı masalsı bir anlatımla sunuyor bize.
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
15 ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, tam da hindistan'ın ingiliz sömürüsünden kurtulup bağımsızlığının ilan edildiği anda 1001 tane çocuk dünyaya gelir. romanımızın kahramanı salim sina bunlardan biridir. salim, basında ilgi odağı olur ve başbakan nehru tarafından kendisine mektup yazılır ve kutlanır. ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. başbakanın da mektubunda belirttiği üzere salim’in kaderi hindistan’ın kaderi olacaktır. sömürge toplumlarının, sömürgeci sonrası ruh halini çarpıcı bir şekilde alt metinde işliyor yazar. bunu yaparken kendi iç dünyasından, hayatından yola çıkıyor. 700 sayfalık bu destanı, hem metis yayınları'ndan hem de can yayınları'ndan okuma şansına sahip oldum. can yayınları'nın çevirisi daha çok hoşuma gitti. geniş bir zamanda sindire sindire okumanızı tavsiye ediyorum.
“doğrunun ne buyurulmuşsa o olduğu bir ülkede gerçeğin varlığı sona eriyor bu yüzden de bize doğru olduğu söylenen şey dışında her şey mümkün kılınıyordu; hindistan'daki çocukluğumla pakistan'daki ergenliğim arasındaki fark buydu belki de - ilkinde sonsuz sayıda alternatif gerçeklikle kuşatılmışken, ikincisinde yine sonsuz sayıda sahtelik, gerçekdışılık ve yalan arasında serseri mayın gibi gezinip duruyordum.”
devamını gör...
