genç kadınlarda görülen hastalıktır.
nabızsızlık hastalığı olarak da bilinir.
her iki koldan tansiyon ölçüldüğünde kayda değer tansiyon farkı görülür. birçok hastada radial(el bileginde alınan) nabız alınamaz.
hastalığın esas tanısı anjiyografi ile konulur.
tedavisi steroiddir.
devamını gör...

sevdik de ne oldu efes bizden zengin oldu.
yazarken utandığım tanım.
devamını gör...

şaka maka 1 senedir okula gidiyorum,
şaka maka 1 senedir sırf özel okullar açık kalsın diye öğrenci gelmeyen okulda bekliyorum,
şaka maka sırf öğretmenler yatıyor diyen tatlı insanlar sussun diye bakıcı muamelesi görüyorum,
şaka maka hala bu minvalde açılan başlıklara hak veren insanları görüyor ve utanıyorum,
şaka maka bu tür başlıklara artık kızmıyor sadece gülüyorum.
gülüyor ve artırıyorum;
(bkz: şaka maka öğretmenlerin 3 hafta daha yatacak olması)
(bkz: öğretmenlerin almış olduğu parayı hak etmemesi)
(bkz: öğretmenlerin küresel ısınmaya sebep olması)
(bkz: öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması)
devamını gör...

kültürel olarak uygun bulunmayan ancak kişisel olarak sakınca görmediğim durumdur . geleceğinin iyi olacağını düşündüğünüz bir ilişki için birlikte yaşama durumunu göze alın . yoksa ilerde eşinizle yemek yaparken onun yüzünü görme ihtimaliniz yüksektir .
devamını gör...

marvellous and incredible.
devamını gör...

beni de yazın dediğimdir.
iddialıyım ona göre.
devamını gör...

ligin hilesini bulmuş oyuncudur.
bu ligde böyle oyuncular her zaman iş yapar.
bu tip oyuncuların en önemli özelliği hızlı olmalarıdır ve beyni olmaması çok önemlidir.
eğer bir oyuncu hem hızlı hem beyni yoksa ligi donunda sallar.
beyni olanları zaten çok pahalı oluyorlar bizim lige gelmezler.
severiz böyle fırfır topçuları.
devamını gör...

sezen aksu'nun "adı bende saklı albümü çıktığında yıllar 1998'i gösteriyordu.
ve başında kavak yelleri esen her türk genci gibi benim de bir flörtüm vardı *. daha cep telefonu yaygınlaşmamış ev telefonlarından haberleşiyoruz , bildiniz mi? o kadar eski bir zaman...

o zamanlar kadıköy halk eğitim merkezi'nde klasik gitar eğitimi alıyorum. kursta tanıştığım dünya tatlısı, benden bir iki yaş küçük, güzel kız arkadaşımla * kurs bitince kadıköy 'de, pasajlarında geziyoruz...
onunla da o pasajlardan birisinde tanışıyoruz, tesadüfen. her zamanki gibi hiç tipim olmayan, sarışın, mavi gözlü, yakışıklı bir çocuk...
bense mahlasımdan da anlaşılacağı üzere küçük boyutlarda ve bence dikkat çekmeyen bir insanım.
sırtımda neredeyse benim kadar olan, zor bela taşıdığım gitardan sebep dikkatini çektiğime yemin edebilirim ama kanıtlayamam. bizi gitarlarla görünce yanımıza geliyor. "kızlar" diyor, "bizim bir grubumuz var, solist arıyoruz, aranızda sesi güzel olan var mı?" diye soruyor.
çok dikkate almıyorum. sadece "okulda korodaydım" diyorum. "yarın stüdyoya gidelim" diyor. korkuyorum çünkü ben hep çekingen, korkak birisi oldum. kız arkadaşıma bakıyorum beraber gider miyiz diye? emin değiliz. sessiz kalıyoruz.
ama sevgili kişisi daha o andan bazı şeyleri kafaya koymuş olacak ki biz ondan kurtulamıyoruz.
şu an anımsamadığım bir şekilde sonraki günlerde hiç üstüme alınmasam da onunla buluşup çay içiyoruz, sadece ikimiz ama ben hala aslında onun benim arkadaşımdan hoşlandığını, ona ulaşmak için benimle iyi arkadaş olma çabasında olduğunu düşünüyorum.
değilmiş efendim o gün söylüyor bunu bana, "daha nasıl belli edebilirdim" diyor.
ve ben bilmiyorum bir insan daha nasıl belli eder birisinden hoşlandığını...

biz sevgili oluyoruz sonra, sonra gel zaman git zaman 14 şubat yaklaşıyor. sevgililerin korkulu rüyası, hediyeyi alırsın önceden, sonra olmaz ya ayrılırsın, atsan atamazsın saklasan canın yanar saçma sapan işler. bizde de tam böyle oldu, tam ayrılmadık ama bi soğuduk birbirimizden. ben asıl hediye ile beraber bu cd'yi almıştım ona. bir süre bende kaldı. sonra biz bir gün barıştık, o zaman verdim hediyelerini... alırken çok anlamlı gelen hediyeler verirken aslında pek de anlamlı gelmemişti bana çünkü ben onda "tutuklu" kalmamıştım hiç... belki üzülmüştüm ama geri gelmesi için dualar falan etmemiştim. günler geceler boyunca onu düşünmemiştim, düşlememiştim.
sonra sonra insan gerçekten birisini canından bile çok sevince tutuklu kalmak ne demek anlıyor.
o aşka tutulmadan bilmiyor insan, kendini bilmeden oradan oraya savrulmak ne demek...

velhasılıkelam tutuklu şarkısı aşk acısını çok çok iyi anlatan müthiş bir şarkıdır. çaresiz ve imkansız iç içe geçmiştir bu şarkıda. insan bilmiyor o derde düşmeden canı ne kadar yanabilir. daha ne kadar umut edebilir ya da ne kadar kırılabilir.
kimse avutamaz artık sizi, ölseniz bile olur o yoksa artık. zaman geçer gider ama siz hep onda kalırsınız.
canı yanmadan dinleyebilenlere selam olsun.

unutmadan; o stüdyoya hiç gidilmedi, hiç beraber şarkı söylenmedi, sadece çocukça bir şey yaşandı ve bitti...

ne senden öncesi
ne senden sonrası

ayrılık aman
ölümden yaman
geçmiyor zaman geçmiyor

ne anam, babam
ne hoş hatıram
yetmiyor canım yetmiyor

ben sende tutuklu kaldım
kendi hayatımdan çaldım
yedi cihan dolandım
bana mısın demiyor

sakladım gözlerimi
sustum hep sözlerimi
yandım yar közlerimi
savur savur bitmiyor
devamını gör...

kızınız bu hayatta en çok size kırılacak çünkü en çok da sizi seviyor. ona göre davranın.
devamını gör...

dostluklarımı dozunda yaşayamama problemim var. daima aşırıya kaçıyorum, sınırı kaçırıyorum, başta kolay samimi olamıyor, çekingen davranıyorum. ama karşımdaki bana bir adım attığı an binlerce adımla karşılık veriyorum. bir de bakmışım içimi dışımı her şeyimi açmışım. tabi hızlı giden at rahat durmuyor. çabuk tökezliyor en azından, hızını alamıyor, virajı dönemiyor.

dahası karşımdaki insanın samimiyetini asla ölçemiyorum. belki benden daha samimi daha içten daha cana yakın ama bilmiyorum. bazen zamanla samimiyetini zedeliyorum, suistimal ediyorum, hor kullanıyorum. çoğu zaman da benim gibi sanıyorum ama bir de bakıyorum ki beni aslında bir çırpıda silebilirmiş de. aslında ne kadar yakın görünsek de birbirimize çok uzakmışız. bu ikincisini öyle sık yaşadım ki yoruldum artık insanlarla samimi olmaktan. onları çok fazla sevmiş olsam da samimi olmaktan yoruldum. sınırı koruyamamaktan yoruldum. yanacak kadar yaklaşıp, daima yaktım kalbimi. hızlı hareket edip bir şeyleri çabucak tüketmekten yoruldum.

duygularımı, düşüncelerimi, kalbimdekileri bir çırpıda döküp bir çırpıda süpürüyorum. kalp kırıklıkları bile kalmıyor ardımda. ne hissettiğimi bile anlayamıyorum. kızgın mıyım? kırgın mıyım? küskün müyüm?
belki yorgunum sadece. yahut kızgınsam, kırgınsam, küskünsem ancak kendime. bunların tek sebebi benim çünkü.
kendimden kaçamıyorum üstelik. nereye gidersem benimle geliyor. yoruldum, çok yoruldum. nereye hevesle koştumsa orda bir kırıklık beni kıskıvrak yakaladı. samimiyetimi bir kenara bırakamıyorum madem, koşmayı bırakacağım artık. atı tökezlemekten öldürmek hakkını kendimde görmüyorum. ben durayım, at yaşasın.
devamını gör...

insanlığımdan utandım, bu cümleleri okurken utandım. sen nasıl bir varlıksın bunu yapabilecek kadar nasıl gözün dönmüş olabilir. diyecek söz bulamıyorum senin ben cibilliyetini mikeyim. ülke değil nerden baksan bok çukuru ...
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

bi arap, bi hamile, bi de manyak kedi ile sabah içtimasına hazırız dünya!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uykumu alıp götüren dertler
ah şu sonu gelmeyen
iğrenç dertler
bilmiyorum neredeyim
belki de
şu dipsiz kuyunun en dibindeyim
dertler beni daha da derine çekiyor
gittikçe derinleşiyor
hiçbir şey göremiyorum
her taraf karanlıklaşıyor
gözlerime siyah bir perde çekmişler sanki
ya da
görme yetimi kaybettiğimi düşünmekten alıkoyuyorum sadece kendimi
derinleştikçe daha da kayboluyorum
gitgide yok oluyorum
hiçbir kimse mi yardım eli uzatmamış etrafıma bakıyorum
evet yanılmıyorum daha da kayboluyorum
olsun diyorum bunlar da geçecek diyorum
geçmiyor gitmiyor daha da üstüme geliyor
düşüncelerdir benim derya denizim diyorum sadece
tüm ruhumla o denize dalıyorum
elimden gelen bu kadar olabiliyor yalnızca
kayboluyorum

veya sadece yorganıma sarılıp uyumak için çabalıyorum
devamını gör...

hepsini denemiş mi diye hep merak ettiğim kızdır.
devamını gör...

kaldırımda dalgın dalgın yürürken alt kat penceresinden boklu bebek bezi uzatıp "şunu şoo çöpe atıver gızım" diyen teyze
devamını gör...

bana bu görseli hatırlattı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içinde bulunduğumuz çağ.
bilişim çağının bilgiye kolay erişim getirmesiyle tam tersi olması beklenirken, bilginin sorgusuz kabulü ile birlikte cehalet çağına sürüklenmiş bulunduk. bilgiye erişimin zor olduğu dönemlerde insanlar bilgiye ve çözüme ulaşmak için epey çaba sarfederken içinde bulunduğumuz çağda dijital ortamda gördüğümüz herhangi bir şeyi koşulsuz kabul ediyoruz. dijital ortamda görülen çoğu bilginin bir kaynağı ya da temeli olmamasına rağmen sorgulanmıyor. gelelim bunun 'bence' sebeplerine:

- bilgi kirliliği
arama motorlarında bir şey arayalım ya da aramayalım önümüze alakalı-alakasız yüzlerce bilgi yığılıyor. bunların %90 kadarı 'çöp' bile olmayacak kalitede. siyasi bir örnekle gidelim: siyah arka plana beyaz yazı ve mevzu bahis şahsın fotoğrafının yapıştırılmasıyla bir kaynak yaratılıyor. evet yaratılıyor çünkü doğru ya da yanlış olması önemli değil. nasıl olsa bunun alıcısı olan milyonlarca aptal var.

-gönüllü cehalet
covid ve pandemi konusunda iyice ayyuka çıkan konu bu oldu. zavallı bill gates örneğinden gidelim mesela. bu adam afrika'da çocuk felcinin kökünü kurutan adam.(vakfıyla birlikte tabii). milyar dolarlar harcayıp yüzbinlerce hatta milyonlara insanı aşıladı. geleceğe dair doğru tahminler yürüttüğü için(ki tutmayan çok tahmini de vardır) covid'i icat edip test ve aşı yoluyla beynimize çip yerleştirdiği iddia ediliyor(hem de bedava). buna neden gönüllü cehalet diyoruz? bunun zırva olduğunu herkes biliyor ama cehaleti tercih eden bir kitle var. bu insanlar kandırılmıyorlar, cehaleti tercih ediyorlar.

özetlemek gerekirse içinde bulunduğumuz dünyadan ve z kuşağından(şimdilik) çok ümitlenmememiz gereken çağın adıdır.
(bkz: çoğulcu cehalet) konusunda görüşmek üzere.
devamını gör...

sergilemek
her şeyi.
devamını gör...

kalemi kesinlikle muazzam olan, kişilik olarak ise leş gibi olan, bir aileyi katlettikten sonra bu işten sıyırmaya çalışıp, sonrasında aşırı samimiyetsiz çarklar yapan ve sonunda t olmayan türk yazar, senarist.
devamını gör...

hiçbir aracı kullanılmaksızın, herhangi bir malın diğer malla değiş tokuş edilerek ödeşildiği ticaret tipidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim