terk etmedi sadece okundu bildirimini kapattı evet.
devamını gör...

lanet olsun dedirtir.

her ne kadar boyun fıtığını ve migreni tetiklese de lodos, migrenden farklı semptomlar da gösterebiliyor. mesela migrenin en bilinen özelliği yarım baş ağrısı ama lodosta olan ağrı hem tüm baş ağrısı hem de bir tarafın daha şiddetli ağrıması.

ve bu yüzden canıma okunuyor şu an. boynuma ve omuzlarıma yayılan, ensemde, tepemde ve gözlerimde de hissettiğim ağrı ve ağırlık gerçekten çok zorluyor. başımı mengenede sıkıştırmak istiyorum. bunların yanında tabii huzursuzluk, sese kokuya ışığa tahammülsüzlük, kafayı toparlayamama, mide bulantısı ve üşüme. tansiyonum bile oynamış yaa.

ağrı kesici içemiyorum. hoş içsem de çok faydası olmuyor. yatıyorsun karanlık sessiz yerde, olmuyor. uyumaya çalışıyorsun, ağrıdan o da mümkün değil. uyusan uyanınca da devam ediyor. ancak kendi canı isterse geçiyor. yoruldum gerçekten.

nalet olasıca! evet nalet.

lodosun sıcak ve kuru esmesi, üstüne basınç değişimi nedeniyle oluyormuş, olmaz olsun! kafamı hissetmiyorum. ağlayacağım ağrıdan. gerçekten of! düşman başına bile diyemiyorum.

*
devamını gör...

ediz hun'unun ampülü bulan edison olduğunu zannederdim.

yalnız da değilmişim.
devamını gör...

“hoşgörü” kavramı ihtiva ettiği anlam itibarıyla “eşitsizliğe” vurgu yapar.
ben senden daha kıymetliyim, seni yok edebilecek kuvvete sahibim fakat buna rağmen zor kullanmıyorum ve sana tahammül ediyorum demektir esasında.
bu anlayışın bir ürünü olarak: “millet-i sadıka” benzetmesi yapılmıştır ermenilere. yani bize itaat eden, sadık kalan, sözümüzden çıkmayan, haddini bilen ulus manasında...
devamını gör...

var mı ya öyle şeyler. tanımlarınızdan çok etkilendim, tanışabilir miyiz filan mı yazıyorsunuz, ne iş?
devamını gör...

ne geçmişte ne de gelecekte hiçbi şeyi değiştirmek istemezdim ama eğer fırsatım olsaydı cumhuriyetin ilan edildiği günü, atatürk’ün nutuk’u okumasını ya da meclisin ilanı gibi olayları kapsayan zaman dilimine gitmek isterdim kesinlikle.
devamını gör...

naber ibram (çat)
devamını gör...

türkiye'de doğurganlık oranının nüfus yenileme düzeyinin altına düşmesi.

bu kirli ve pis dünyaya çocuk getirmek istemeyenlerin sayısı hızla artıyor demekki.


türkiye'de canlı doğan bebek sayısı, 2020'de 1 milyon 112 bin 859 olarak kayıtlara geçti- toplam doğurganlık hızı 2001'de 2,38 çocuk iken 2020'de 1,76 çocuk olarak gerçekleşti ve bu durum doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in altında kaldığını gösterdi


kaynak: www.memurlar.net/haber/9713...
devamını gör...

belçika brugge

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

magmanın yeryüzüne ulaşamadığı, yer kabuğunun değişik derinliklerinde soğuyarak katılaşması sonucu oluşur. bu türün başlıcalarını tanımlayalım.

batolit:yer kabuğunun derinlerinde, yavaş yavaş katılaşmasıyla oluşan kubbemsi kütlelerdir. çoğunlukla kıvrımlı dağların temellerini oluşturur.

sill:tabakalar arasına sızan magmanın, tabakaya paralel şekilde yayılarak soğuması sonucunda oluşan kütlelerdir.

dayk:magmanın çatlak boyunca yüzeye doğru dikey bir şekilde sokulması ve yerin derinliklerinde soğumasıyla meydana gelen duvar biçimindeki oluşumlardır.

lakolit:magmanın tabakalar arasına girerek tabakaları yukarı itip kubbeleştirmesi sonucu oluşan, mantara benzer kubbelerdir.

somutlaştırmak adına
devamını gör...

6 aydır bu hastalıkla uğraşıyorum, kortizon kullanımına bağlı olarak ortaya çıktı psikolojimi mahvetti, bir kaç doktorla görüştüm kamburluk ve kemik erimesini tamamen düzeltemeyeceklerini söylediler, lütfen bunun şaka olduğunu beni tedavi etmenin bir yolunun olduğunu söyleyin mahvoldum dostlarım kurtarın beni... ayrıca boyum da kısaldı henüz çok gencim bunları yaşamak için.
devamını gör...

seçimli monarşide, hükümdarlar seçimle başa gelmektedir. hanedanlık sisteminde olduğu gibi, yönetim babadan oğula geçmemektedir. günümüzde, birleşik arap emirlikleri, kamboçya, malezya ve vatikan gibi ülkelerde uygulanmaktadır.

tarihte ise antik roma krallığı'nda, kutsal roma imparatorluğu'nda ve kudüs krallığı'nda bu sistemin uygulandığı dönemler olmuştur.
devamını gör...

başkasının cümleleri ile başkasının aşkını yaşayan christian mı veya gözünün önünde duran böyle incelikli bir sevgiyi göremeyecek kadar kör olan roxane mı yoksa korkularından ötürü sevgisini cümlelere hapsetmiş olan cyrano mu daha bahtsız? kelimelerin ne denli etkili olduğunu bilsem bile bana bazen korkulardan arınmış bir dokunuşun umutsuzca sarfedilen kelimelerden daha etkili olduğunu düşündüren edmond rostand oyunu. oyunu yalnızca bu aşk üzerinden değerlendirmek oldukça yanlış olurdu şüphesiz. cyrano riyakarlıktan uzak, kendince hak ve adalet arayışında ve 100 kişi ile düşünmeden mücadele edecek kadar iyi bir düellocu. üstün bir düellocu cyrano ama kalemi bana kalırsa kılıcından daha keskin olmuştur bundan ötürü kendini boş yere başkasının dış görünüşüne zincirlediği bu aşk bana hep talihsiz gelmiştir zaten. o meşhur "yoksa eldivenim ne çıkar! bir tanecik kalmıştı babamızdan yadigar, yanımda bulunsaydı yine kullanacaktım; ne çare, bir asilzadenin suratında bıraktım." cümleleri de esasında bu oyunda geçmektedir. konuya gelecek olursak; cyrano roxane'a deliler gibi aşıktır fakat oldukça büyük olan burnundan ötürü çekinip açılamaz ona. şansa bak ki cyrano'nun sözde çirkinliği yanında güneş gibi parlayan christian da roxane'a karşı bir şeyler hissetmektedir ve bu karşılıksız da değildir fakat christian ve roxane'ın aşkı gölgede kalacak bir sevgi olur çünkü christian'ın fısıltıları cyrano'nun cümlelerinden başka bir şey değildir. kendi dizginlenemez aşkını christian üzerinden aktarır cyrano ve ölüm kapısını çalana kadar bu gerçekten habersiz kalacaktır roxane. hem onurlu hem de ne budalacadır aslında cyrano'nun yaptığı oysa bazı gönüller cümlelerle de fethedilebilirdi şüphesiz. victor hugo'ya mal edilen ama ona ait olmayan pek meşhur bir şiirde şöyle bir dize var; çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? bu daima havada asılı kalacak bir soru.


vicomte, hiddetten boğulur gibi.
tavrı küstah, sözü tok,
bir köy asilzadesi, eldiveni bile yok!
sırmasız, fiyongosuz, kurdelesiz bir herif!
(ces grands airs arrogants !
un hobereau qui… qui… n’a même pas de gants !
et qui sort sans rubans, sans bouffettes, sans ganses !)

cyrano
evet ama, çok şükür, maneviyatım zarif!
hayır, bir züppe gibi takıp takıştıramam,
elbisem gösterişsiz olunca süsüm tamam
olur. bilhassa ihmal etmediğim şey budur:
yıkanmamış hakaret, paçavra olmuş gurur,
uykudan vicdanımın gözleri çapak çapak,
ve kirli endişeler ile sokağa çıkmak ...
yürürken, sırmadan çok pırıldar her tarafım:
hürriyetirn, gururum, şahane itikafım,.
göğsüme sıralarım, büküp bıyıklarımı,
bir alay kordon değil, kahramanlıklarımı
çarpık, pörsük bir vücut değildir, bu her zaman
bir korse giymiş gibi ruhumdur dimdik duran!
her yerde bir erkekçe sayhadır her satırım,
hakikati bir rnahmuz gibi şakırdatırım.
(moi, c’est moralement que j’ai mes élégances.
je ne m’attife pas ainsi qu’un freluquet,
mais je suis plus soigné si je suis moins coquet ;
je ne sortirais pas avec, par négligence,
un affront pas très bien lavé, la conscience
jaune encor de sommeil dans le coin de son œil,
un honneur chiffonné, des scrupules en deuil.
mais je marche sans rien sur moi qui ne reluise,
empanaché d’indépendance et de franchise ;
ce n’est pas une taille avantageuse, c’est
mon âme que je cambre ainsi qu’en un corset,
et tout couvert d’exploits qu’en rubans je m’attache,
retroussant mon esprit ainsi qu’une moustache,
je fais, en traversant les groupes et les ronds,
sonner les vérités comme des éperons.)

vicomte
fakat mösyö, ben ...
(mais, monsieur…)


cyrano
yoksa eldivenim ne çıkar!
bir tanecik kalmıştı babamızdan yadigar,
yanımda bulunsaydı yine kullanacaktım;
ne çare, bir asilzadenin suratında bıraktım.
(je n’ai pas de gants ?… la belle affaire !
ıl m’en restait un seul… d’une très vieille paire !
– lequel m’était d’ailleurs encor fort importun.
je l’ai laissé dans la figure de quelqu’un.)
devamını gör...

bozulmuş kol saatleri.
devamını gör...

hristiyan olsaydı da kusarken karaciğerinden çıkan vibrasyon sesini duysaydık.
devamını gör...

"bergen yok mu biri?" yok ulan yok. sorup durmayın işte. ha bir de bunun evlilik versiyonu var.
aaa şeyi unuttum.. "boyun kaç? neden bu kadar zayıfsın?" allah böyle yaratmış kanka sorma.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başrolünde al paçino ve chris o'donnell 'in oynadığı film.
al paçino bu filmle oscar kazanmış, mafyatik rollerin üstüne yapıştığını söyleyenlere cevabını vermiştir aynı zamanda.

filmde emekli ve kör bir yarbay ile ona bakıcılık yapma görevini üstlenmiş bir lise öğrencisini izliyoruz. duygusal ve çok hoş bir filmdi.

dostumun adı charles ! repliği ve yemek sahnesi ,tabi ki de tango sahnesi ile beraber, favori sahnemdi.
devamını gör...

sözleri ve müziği bora ebeoğlu’na ait olan tasvir-i şikayet isimli muhteşem şarkının içinde geçen ve insanın içinde kalan şarkı sözüdür.

türkçe sözlü hafif batı müziğinin uydur kaydır sözlerini, kafiye olsun diye katledilen türkçeye, ritme uydurmak için paramparça edilen sözcüklerin anlamsızlığına ve kendini yüzyılın şairi ilan eden işporta şarkı sözü yazarı serdar ortaç’a inat yazılmış en iyi şarkı sözlerinden biridir.

başında darağacı ile dolananlar bu sözü en iyi anlayanlar olacaktır. ben onlardan biriyim. uykuya yer bırakmayan lovecraftvari kapkaranlık bir zihnim var benim. en azından uzun süre öyleydi. uykusuz sabahlarda neden kapalı olduğunu bilmediğim gözlerimi açınca kalabalık zihnimin tenhalarında bir darağacı gıcırtısı duyardım her sabah.

nerden estiği belli olmayan bir rüzgarla salınan ilmek aklımı kurcalar dururdu ve ben o darağacına çıkmamak için nedenler uydurmaya çalışırdım.

sonra anladım bu şarkıdaki bir iki tatlı sözün ne olduğunu. başımdaki darağacı çelindi. henüz yerinde bir şey yok ama kentsel bir dönüşüme uğrayan intihar korkusu yepyeni bir heyecana neden oldu içimde.

bu, hayata dair şikayetimin tasviridir.
devamını gör...

penguen kitap’ın ithaki yayınları dışındaki ikinci markasıdır. ithaki yayınları’nda çizgi daha net olduğu için oraya daha popüler kitapları sokmamak adına açılmış ve bu doğrultuda yayın hayatına devam etmekte.

sokak kedisi bob kitabı ile yayın hayatı başlamıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim