hangi insanlara ne kadar değer vermeniz gerektiğini gösteren bir süzgeçtir aslında. düşündüğünüz zaman 365 günlük bir dilimde sizinle alakalı 1 gün hatırlaması ve size ufak da olsa değerli hissettirmesi gereken insanlar bunu size çok görüyor.
veyahut, hayatınızda en önemli insan olup, yıllarınızı verdiğiniz bir kişi, 6 satırlık bir mesaj ve 15 saniyelik ses kaydına layık görüyor sizi.
düğününde sağdıcı olduğunuz,her ihtiyacında yanında olduğunuz bir insan tek cümlelik mesajla kutluyor.
dile kolay, iki haftada bir görüştüğünüz, 20 senelik arkadaşınız, doğumgününüzü unutuyor.
materyalistik bir şey hiç bir zaman almam doğum günlerinde insanlara. kimseden de beklemem. ancak sevdiğim bir insansa kesinlikle ararım ve onu ne kadar sevdiğimi söylerim. erkekler arasında çok rastlanmayan bir şeydir bu ancak ben çok önem veririm. çok yakın bir dostunu trafik kazasında kaybetmiş biri olarak, ömrün kısa olduğunu ve insanlara sevildiklerini söylemeye her zaman önem gösteririm. hem onlar için hem kendim için.
arkadaşlarımla derin bağlar kurduğumu düşünürdüm yıllarca. tek ebeveyn ile büyümüş tek çocuk olarak herhalde onları bilinçaltımda kardeşim olarak görüyorum, bilmiyorum. ancak bu doğum günümde hayatımda köklü bir değişikliğe gideceğim.
hiç bir zaman kimseden ilgi istemiş biri değilim. aksine naif ve kibar bir insanım. bunu çoğu insandan duyduğum için özgürce söyleyebiliyorum. hani benim kaba ve insanları kıran biri olduğumu, o yüzden bunu tahminen hakettiğimi veya karşı tarafın da haklı sebepleri olduğunu düşünebilirsiniz diye söylüyorum. hayatımda hiç bir arkadaşımla kavga etmedim, kimseyi de kırmadım. üzdüğümü hissettiğim anda özür dileyip sarılan birisiyim. yıllardır böyleyim, bu konuda da değişmeyi düşünmüyorum.
ancak değersizlik hissi, gerçekten başka bir şey. vakit geçirdiğiniz, karşılıklı iyi ya da kötü paylaşımlarda bulunduğunuz, destek olduğunuz insanların sizi 365 günün bir gününde 2 dakikasını ayırıp, bir arayıp doğum günün kutlu olsun demesi bile çok geliyorsa, hayatınızdan çıkarmanın vakti gelmiştir.
3 yıl önce başka bir ülkede 4 ay geçirdiğim ve yıllardır görmediğim bir insan bile arayıp benimle yarım saat bile olsa konuşma nezaketinde bulunuyorken, kendi ülkemde yıllarımı geçirdiğim insanların bunu yapması, hayal kırıklığına uğratıyor.
ben yine insanlara sonsuz sevgimi dağıtmaya devam edeceğim, bu süzgeç günü en azından benim için sadeleştirme olacak.
''masum yalanlar,
ölmeyen bir sevgi,
düştüğümde beni tutacak mısın?
kör etmeyen bir ışık,
tekrar kendim olacağım''.
devamını gör...

türk yazar, şair. kabataş erkek lisesi’nden mezun olduktan sonra istanbul üniversitesi siyasal bilimler fakültesi’nde siyaset ve kamu yönetimi bölümü’nü bitirdi. yazın dünyasına yayımlanan şiir ve eleştirileriyle girdi. reklam yazarlığı ve gazetecilik yaptı.

/

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

"ne zaman gözlerinin içine baksam biliyorum, ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal."
devamını gör...

filmin finalinden çıkarılan bir sahne varmış deniyor:

--! spoiler !--


filmin sonunda karlar içindeki jack torrence’ı gördükten sonra, film oteldeki balo fotoğrafını izleyiciye gösterir ve izleyici büyük bir ikilemde bırakarak fim biter. aslında bu iki sahne arasında bizim hiç görmediğimiz bir sahne daha vardır ancak stanley kubrick, bu sahneyi filmden çıkarmaya karar vermiştir.



çıkarılan bu sahne, jack’in aile içinde yarattığı yıkımdan sonra hastaneye kaldırılan wendy ve danny’nin otelin müdürü ullman tarafından ziyaret edilmesiyle gelişen süreci anlatıyor. ullman, yalnızca wendy ve danny’i ziyaret etmekle kalmıyor, onları bir süre kendi evinde misafir etmek istiyor.



kubrick bu sahneyi hikâyenin akışına ters düştüğü ve temposunu yavaşlattığı için çıkarmaya karar veriyor. bizim izlediğimiz şekilde, kar sahnesi ve ardından gelen balo fotoğrafıyla kapanışı yapıyor. bu sahnenin yer aldığı senaryo metni ise şurada:




--! spoiler !--
devamını gör...

türk edebiyatının yapı taşlarından olan çok önemli bir eserdir "yalnızız". peyami safa'nın oturduğu sandalye her ne kadar üç bacaklı ve kişilik düzleminde güven vermeyen bir durumda olsa da, edebi yönden eşsiz sayılabilecek eserler sunmuştur her daim.

esasen, türk okurları olarak (başta ben olmak üzere) bir eseri okumadan önce, yazarının politik duruşunu es geçmeyi, gözlerimizi kişiliğine kapamayı beceremiyoruz. fakat şahsım adına peyami safa ile bu önyargımı yıkmış olmaktan çok ama çok mutluyum.kendimle de çok çeliştiğim üzere bir dostoyevski, tolstoy veya modern avrupa klasikleri yazarlarının birçoğunun nobran, yobazlık derecesinde mutaassıp olduğunu bildiğimiz halde, eserlerini okurken kendimizden geçiyoruz. fakat konu türk edebiyatı olunca, roman düzleminde bu objektifliği yakalayamıyoruz. iskender pala'nın, nihal atsız'ın edebi yönden çok kıymetli romanlarının hala daha yakınlarından geçmiyor oluşum da bu şahsi bağnazlığımın bir tezahürüdür.

yalnızız'a gelirsek; gerçekten bir dostoyevski kurgusu, schopenhauer tahlilleri ile karşılaşıyor okur. üstadın diğer eserlerini de okuduktan sonra, yazarın kendi kişisel tarihinde kadın / erkek ilişkileri üzerinden ciddi bir darbe yediğini düşünmekten geri kalamıyor insan. batı felsefesi ile ilgili çekincelerini, özellikle tanzimat dönemi sonrası "batılılaşma" hareketlerine eleştirilerini de alt başlıklarda cesurca sergiliyor. sonuç olarak, benim de kişisel okurluk tarihimde ayrı bir yere koymama sebep olmuş, öneriler listemin başlarına yerleşmiştir.

(bkz: peyami safa)
devamını gör...

"başım ağrıyor."
"sen ikincisin." *
"pembe." *
devamını gör...

hava ve bereket tanrısı amon ve güneş tanrısı ra'nın birleşmesiyle meydana gelmiştir. mısır mitolojisinde gelmiş geçmiş en güçlü tanrıdır.
devamını gör...

bir eril kişilik olarak beni son derece rahatsız eden durum ortamdaki östrojen kokusundan burnumun direkleri sızladı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

2013 yilinda beyaz saray'da obama'nin basin toplantisiyla duyurdugu bir girisim (proje). proje darpa tarafindan desteklenip, amerika, kanada, avusturalya ve danimarka tarafindan organize edilmektedir.

projenin amaci şu; beynin elektriksel yolaklarini haritalanmasiyla noronlarin cozumlenmemis isleyislerini aydinlatmak. bununla beraber sizofreni, bipolar, alzheimer ve bircok rahatsizligin onune gecebilmek. o yuzden ozellikle norologlar icin oldukca heyecan verici bir proje. ilerleyen zamanlarda girisimin sonuclanmasi dahilinde beyinle alakali bir cok soru isaretinin cevabi buyuk ihtimalle bulunmus olacak. insan davranislari, bilinc ve zihinsel problemler cok daha net anlasilabilecek. girisime amerika yaklasik 3 milyar dolara yakin fon saglanabilecegini bildirmis ayrica. proje de son teknoloji bilgisayarlar ve makinalar kullanilarak insan beyninin kopyasi simule edilebilecek. su an itibariyla calismalarin suresi net olarak ne zaman sonlanir bilinmemekle beraber 15 yil surmesi bekleniyor. projenin su anki gidisati hakkinda net bulgular internette bulunmuyor. oncelik olarak zaten deneyler hayvanlar uzerinde baslayacak. yapilan planlamaya gore farelerden 50 bin noron alinarak elektiriksel aktiviteleri incelenecek (ilk bes yillik planlamalari bu yondeydi). sonrasi 10 yil icerisinde bu sayi 100 kusur binden milyonluk noronlara kadar artacak(ti). bu arada avrupa'nin da buna benzer rakip projesi bulunuyor. human brain project olarak adlandirdiklari projenin gidisati bir tik farkli gibi. onlar tek tek noron kaydetip incelemek yerine, noronlarin davranislarini taklit eden bilgisayarlar uretip, insan beyninin simule edecekler. iki projenin sonuclanmasi tip alaninda cigir acacak ama tipki genom projesi gibi kotu niyetle kullanimi da soz konusu olacak. bakacagiz zaman neler gosterecek...
tam kaynak degil ama yine de braininitiative.nih.gov/
devamını gör...

günaydın sözlük.
2012'in son pazarı bugün.
pazarın gelişi cumartesiden belli olurmuş, niye yani, sadece perşembe midir gelişi mühim olan.
pazar da pekala mühim bir gün.
bir kere haftanın final günü.
yeni haftaya şurda ne kaldı.
üstelik o hafta senenin son haftası.
bitiyor musun 2021, gidiyor musun?
aklın bizde kalmasın, 2022 başak senesi olacak zati.
güzel bir sene isteyen, bir başağı yaşamının bir kenarına koysun.
anası olur, bacısı olur, biraderi olur, sevdiği olur, eşi olur, karşı komşusu olur, çok sevdiği arkadaşı olur, dostu olur, yeni bulduğu dost olur vb.
aşıdan ya da dünden kalan bir kafam var hala.
güzel bir cumartesi geçirdim, o vakit bu gün daha da hatta daha da güzel olsun inşallah.
çay kokusunda, yağda yumurta tadında, kalorifer sıcaklığında, ev huzurunda, araba radyosunda çıkan güzel müzikler gibi keyifli bir gün olsun.
devamını gör...

herkesin aklından geçen ama diline dökmekten korktuğu o cümle zihnime sığmıyor ve dilime dökülüyor.

o melek tecavüze uğrarken tanrının ne yaptığını ve neden buna müsade ettiğini düşünmeden edemiyorum.
devamını gör...

bazen bir son yeni bir baslangici olusturur. jeff bezos'ta benim gibi dusunenlerden...oncelikle bu abimizin ceo'luktan azad olmasi amazon'dan elini ayagini cektigi anlamina gelmesin, cunku amazon'da ciddi bir hisseye sahip dolayisiyla hala sirket icerisinde soz sahibi. peki neden birakti? cunku gozunu tipki elon musk gibi uzay ve uzay turizmine cevirdi/mis. bu amacla spacex'e rakip bizzat kendisinin kurdugu sirketi (bkz: blue origin) bile bulunmakta. amaci bu sirkete daha cok zaman ayirip, uzay turizmine acılmak. elon musk'la bu alanda ortaklasa isler bile yapacagi soyleniyor ama bakalim...
daha fazla bilgi icin
devamını gör...

uzun zamandır okumak istediğim, birkaç gün önce de çok sevdiğim biri sayesinde okuma fırsatı bulduğum harper lee'nin dokuz yaşındaki bir kız çocuğunun samimi üslubuyla anlattığı şaheseri.


scout, abisi, babası ve doğduğundan bu yana evlerinde kalan calpurnia isimli hizmetlileriyle birlikte yaşamaktadır. başlarda tek derdi öcü radley ismi konulan ve de yaşadıkları yerde korkutucu rivayetlerle nam salmış olan komşuları ile uğraşmaktır ancak mahkemenin babasına verdiği bir dava sonucu monoton günlerine heyecan eklenir. dava; siyahi bir adamla alakalı ağır suçlamalar barındıran bir davadır. tom robbinson'ın beyaz bir kıza tecavüz ettiği yönündeki iddialarla uğraşmaktadır atticus.


harper lee halen dahi insanlar üzerindeki etkisini yitirmemiş olan ırkçılığı muhteşem şekilde anlatmasıyla birlikte okuyucuları başka konularda da etkiledi bana kalırsa. kimsenin bahsetmediği bir diyalog vardı mesela, jem ve dill arasında geçiyor;


"galiba ben büyüyünce soytarı olacağım." dedi dill. jem'le ikimiz yürümeyi bıraktık.
"evet, efendim, bir soytarı," dedi. "dünyada başka insanlar için yapabileceğim hiçbir şey yok, gülmekten başka, işte ben de bu yüzden bir sirke katılıp gülmekten öleceğim."

"ters söylüyorsun, dill," dedi jem. "soytarılar kederlidir, insanlar onlara gülerler."

"e, ben de yeni bir tip soytarı olacağım. sirkin ortasında durup insanlara güleceğim."


burada insanların ne kadar gülünç durumda olduğunu sekiz yaşındaki bir çocuktan öğrendik. bilemiyorum, belki de abartıyorumdur ancak altını çizdiğim sayılı diyalogtan biriydi.
bir de jem'in scout'a "kız gibi davranma!" demesi çok zoruma gidiyordu. bir yerde artık dayanamadım ve "o zaten bir kız şapşal!" dedim sinirle. konuyla alakası yok, evet ama yazarın kitaba neden böyle bir ifade yerleştirdiğini merak etmedim desem yalan olur.

velhasıl kelam tavsiye ettiğim, edeceğim, edilmesini ısrarla savunduğum bir romandı. okuyun, okutturun.

birkaç alıntı;
-"bir adamın rengi ne olursa olsun, kendisine adil davranılması gereken tek yer mahkeme salonudur."

-"insanlar kendilerinden daha çok şey bilen birini çevrelerinde görmekten hoşlanmazlar. sinirlenirler. doğru konuşarak onları değiştiremezsin, kendileri öğrenmek istemelidir, onlar öğrenmek istemiyorlarsa bir şey yapamazsın, ya çeneni kapar ya da onlar gibi konuşursun."

-"gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu."
devamını gör...

ankara'dan günaydın sözlük.
soğuk ama mis gibi bir hava var.
tam, çiçek açmış meyve ağalarının altında, çayıra çimene yayılmalık bir gün.
termos olacak bir de bisküvi.
zalımsın korona. ömrümü yedin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok şarkısı dinlenesi sanatçıdır.

devamını gör...

buna sitem eden kişi aynı cümle ile karşılaşınca olduğu yerde kalıyor olsa gerek. belki kendisine dokunan bir fikir, kitap yada şiir olmadığındandır.
devamını gör...

yurdum insanı bir protesto yapacak onu da eline yüzüne bulaştırıyor, olmadık yere çekiyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
memleketin en yüksek yerleşim yerlerinden birinde zorunlu hizmet yapıyorum. dışarda tipi var ve hava -15. ev ev olmadığı için sobayı yaktıktan sonra söndüğü anda ev soğuyor.

galiba covid oldum 2 gündür her yerim ağrıyor, iştahım yok, ateşim var titriyorum, öksürük ve hapşırık da var. bugün mutfağa yürüyerek gidemedim. zor bela sadece ıhlamur içtim biraz. umarım fayda eder.

sabaha kadar bu ısıtıcı çalışacak. elektrik faturası muhtemelen 400 tl civarı gelir. yapacak bir şey yok. durumlar bundan ibaret.


edit: prizdrn ve aletten garip sesler çıkıyor. umarım yangın olmaz.
devamını gör...

güçlü duran bir insan bir cümleye yıkılabilirmiş

mayıs 7_ rope
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim