halil cibran
çocuklariniz sizin cocuklariniz degil
onlar kendi yolunu izleyen hayat'ın oğulları ve kızları.
sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
çünkü ruhları yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
okçunun önünde kıvançla eğilin
çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
müthiş dizlerini yazan lübnan asıllı bir şair,ressam ve filozofdur.
onlar kendi yolunu izleyen hayat'ın oğulları ve kızları.
sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
çünkü ruhları yarındadır,
siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
okçunun önünde kıvançla eğilin
çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
müthiş dizlerini yazan lübnan asıllı bir şair,ressam ve filozofdur.
devamını gör...
yavru kedilerime isim buluyoruz kampanyası
jiggly puff ve squirtle.
devamını gör...
can yücel dizeleri
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
sevdiğin kadar sevilirsin...
sevdiğin kadar sevilirsin...
devamını gör...
erkek yazarlardan kadın yazarlara sorular
ilk mesaj değil genel sohbete bakarız.
trip atan kadın ilgi açlığı çeken kadındır, trip yiyorsanız biraz ilgi gösterince her konunun eskisi gibi tartışma meselesi haline dönüşmediğini fark edersiniz.
bence şehir efsanesi hiç bir erkeğin kalçasına bakmak aklıma gelmemişti. kendi adıma ilk baktığım yer dişleri oluyor.
yoğun olarak çevremden duyduğum kadarıyla romantik, düşünceli, fazla kız çevresi olmayan ve arkadaşlarının yanında değişmeyen kişiler belli başlı kriterler tabi kişiden kişiye değişir bence saygılı olması en önemlisi diyebileceğim soru.*
trip atan kadın ilgi açlığı çeken kadındır, trip yiyorsanız biraz ilgi gösterince her konunun eskisi gibi tartışma meselesi haline dönüşmediğini fark edersiniz.
bence şehir efsanesi hiç bir erkeğin kalçasına bakmak aklıma gelmemişti. kendi adıma ilk baktığım yer dişleri oluyor.
yoğun olarak çevremden duyduğum kadarıyla romantik, düşünceli, fazla kız çevresi olmayan ve arkadaşlarının yanında değişmeyen kişiler belli başlı kriterler tabi kişiden kişiye değişir bence saygılı olması en önemlisi diyebileceğim soru.*
devamını gör...
evcimenlik
dışarıda gezip tozup partilemektense evde pijama-battaniye-dizi üçlemesi yapmayı tercih ederek katıldığım güruh. pandemiden en az etkilenen insan olabilirim
devamını gör...
yeşil çay
sade hali de çok güzel olan ancak yaseminli olan halinin daha da güzel olduğu bitki çayı. antioksidan açısından zengindir. poşet çay olarak satılan değil de teneke kutuda olanı tavsiye edilir.
devamını gör...
düğün yapmak istemeyen gelin
benimle aynı kafada olan hemcins.
düğün;
- en az yarısını tanımadığınız insanların ve büyük ihtimalle cırtlak olan çocuklarının ortalıkta cirit attığı,
- takı merasiminin daha sonradan "o bizim oğlana şunu takmıştı, daha fazlasını takmayalım" gibi küçük hesaplara dönüştüğü,
- "bilmem kim düğünüme bile gelmedi" ile başlayıp "beni kıskanıyor"a kadar varabilecek bir düşünce yelpazesine yol açan,
- gelini ve damadı, kendi yaygın ifadeleriyle "en mutlu günlerinde" strese sokan,
- yapsanız da yapmasanız da, akrabalar tarafından hakkında dedikodu yapılacağı belli olan,
- bazı durumlarda gelinin kaprisi ile ayyuka çıkan ve kendinizden çok başkalarının yiyip içip eğlenmesine neden olan, bana göre gereksiz, tüm bunlara rağmen bazılarına göre çok gerekli bir aktivite.
hayata ilişkin öncelikli hedeflerim arasında hiçbir zaman evlenmek bulunmadığından, eğer sizin yerinizde olsaydım bunu yapmazdım diyebilirim sadece. yok o ne demiş, yok bu dedikodu yapmış... bırakın o işleri. dedikodunuzu yapacak kişilere zaten asla yaranamayacaksınız.
aile arasında, belki çok yakın 1-2 arkadaşı da çağırarak yiyeceğiniz bir yemekle yapacağınız kutlamada daha çok eğleneceğinizden emin olun.
düğün;
- en az yarısını tanımadığınız insanların ve büyük ihtimalle cırtlak olan çocuklarının ortalıkta cirit attığı,
- takı merasiminin daha sonradan "o bizim oğlana şunu takmıştı, daha fazlasını takmayalım" gibi küçük hesaplara dönüştüğü,
- "bilmem kim düğünüme bile gelmedi" ile başlayıp "beni kıskanıyor"a kadar varabilecek bir düşünce yelpazesine yol açan,
- gelini ve damadı, kendi yaygın ifadeleriyle "en mutlu günlerinde" strese sokan,
- yapsanız da yapmasanız da, akrabalar tarafından hakkında dedikodu yapılacağı belli olan,
- bazı durumlarda gelinin kaprisi ile ayyuka çıkan ve kendinizden çok başkalarının yiyip içip eğlenmesine neden olan, bana göre gereksiz, tüm bunlara rağmen bazılarına göre çok gerekli bir aktivite.
hayata ilişkin öncelikli hedeflerim arasında hiçbir zaman evlenmek bulunmadığından, eğer sizin yerinizde olsaydım bunu yapmazdım diyebilirim sadece. yok o ne demiş, yok bu dedikodu yapmış... bırakın o işleri. dedikodunuzu yapacak kişilere zaten asla yaranamayacaksınız.
aile arasında, belki çok yakın 1-2 arkadaşı da çağırarak yiyeceğiniz bir yemekle yapacağınız kutlamada daha çok eğleneceğinizden emin olun.
devamını gör...
dünyanın en güzel kokusu
kahve kokusudur. beni benden alır.
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
gönlüme bir ateş düştü, yanar ha yanar yanar...
devamını gör...
naomi
cuniçiro tanizaki romanıdır.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
birçok nitelikli okur nabokov’un lolita’sına aşinadır. kitap olarak aşina değilseniz bile en azından kubrick tarafından 1962’de sinemaya uyarlanmış halini izlemişsinizdir. o kadar eski filmler izleme alışkanlığınız yoksa adrian lyne’nın 1997 uyarlamasını mutlaka izlemiş en azından görmüşsünüzdür. bu yapacağım incelemenin lolita ile bir ilgisi yok aslında, ben bambaşka birinden bahsedeceğim: na-o-mi. tanizaki’nin naomi’si nabokov’un lolita’sından aşağı yukarı 20 sene önce yazılmış. ama bu iki kitap derin benzerlikler taşıyor. bununla birlikte çok büyük farklılıkları da yok değil.
lolita 13 yaşında bir kız çocuğudur ve yazar humbert humbert bu kız çocuğuna derin bir cinsel istek duymaktadır. lafı dolandırmadan, doğrudan söylemek de fayda var açık net bir pedofili vakasıdır kitapta anlatılan. ancak naomi 15 yaşındadır ve joji onu fiziksel olarak beğense de olay asla pedofiliye dönmez çünkü joji’nin aklında bambaşka bir plan vardır.
lolita kıyaslamalarına burda bir virgül koyuyorum ama bu incelemenin sonunda son bir kez daha değinmek üzere. kitap bana - belki size gülünç gelecek ama - manga grubunun “ bir kadın çizeceksin” şarkısını anımsattı çünkü joji 15 yaşındaki naomi’yi yanına onu batılı tarzda bir eş olarak yetiştirmek için alıyor.
köylü kızı naomi fiziksel olarak serpilip güzelleşse de git gide joji’nin asıl beklentisi bu değil. onun isteği naomi’nin batılı tavırları, batılı giyim tarzı, batılı konuşmasıyla hayranlık uyandıracak bir genç kadın olması, tabii ki sonra da naomi’ylr evlenip yanına yakışır bir kadınla “boy” göstermek.
naomi’nin joji’nin istediği bir kadın olup olmadığını yazmayacağım elbette burda ama kitapta sağlam bir japonya eleştirisi olduğuna değinmeden de geçemeyeceğim. biraz “ araba sevdası” tadı da yok değil kitapta. japonların batı hayranlığının bizimkinden geri kalır yanı olmadığını görüyoruz roman boyunca.
gelelim lolita ile naomi arasındaki son kıyaslamamıza. naomi’nin alt başlığı “ bir budalanın aşkı”. lolita’nın alt başlığı ise “ beyaz ırktan dul bir adamın itirafları”. yani iki roman da sonunda vaat ettiği hikayeyi anlatıyor.
devamını gör...
georgi markov
bulgar yazar. bulgaristan'daki komünist yönetime muhalefet ederek ingiltere'ye iltica etmiş. burada da yönetimi eleştiren konuşmalar yapmaya devam edince 1978 yılında londra'da bulgar gizli servisi ajanları tarafından şemsiye ucundan fırlatılan
zehirli maddeyle zehirlenerek öldürüldü.
zehirli maddeyle zehirlenerek öldürüldü.
devamını gör...
meslek yalanları
insan kaynakları departmanı:
-biz size döneriz.
-biz size döneriz.
devamını gör...
göz zevkini bozan durumlar
fırçalanmayan diş tek geçerim.
devamını gör...
sözlüğü pozitif bir ortama dönüştürmek
ecevit başbakan iken "haberler hep kötü haberleri yayınlıyor biraz pembe haberlerden bahsetseler güzel olur" tarzında bir açıklama yapmış, tüm gazeteciler pembe gözlük mü takalım demişti. şimdi bu talep bana o günleri hatırlattı.
devamını gör...
sık sık aynı oyuncu ile çalışan yönetmenler
kartal tibet - kemal sunal.
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
“yazacak tanımlar ve yapılacak yayınlar var.”başarılı bi yayın. çok yaşayın
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
eserimin adı sisle gelen yolcu.
resimag.com/p1/5df16b467c98.jpeg
resimag.com/p1/5df16b467c98.jpeg
devamını gör...
babanın sevilmeyen huyları
sevilecek bir huyu yok ki pederin..
devamını gör...
said nursi
atatürk ve cumhuriyet değerlerine düşmandır.bunun müritlerinden uzak durun.
devamını gör...