türkiye cumhuriyeti'inin ilk kadın doktorudur kendisi. anne ve çocuk sağlığı ile ilgili çalışmaları mevcuttur. süt damlası bakımevi ile ismi sıkça anılır. bugün kendisinin ölüm sene devriyesidir. mekanı cennet olsun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üst üste beğendiğim yazıları olunca sözlüğe istemsiz olarak çabuk öndeki yazarı takip et dostum, gözden kaybetme diyorum.
devamını gör...

ara ara yaptığım aktivitedir.

geç kalmışlık hissi geldiği zaman yaparım ama.
devamını gör...

tartışma adı altında dövüşürler aslında.
devamını gör...

cumhuriyetimizin kurucusu, çanakkale'nin ve anafartalar'ın muzaffer komutanı, anti-emperyalist fikirlerleriyle ve pratikleriyle asya'dan afrika'ya güney amerika'ya bir çok ülkeye rol model olmuş 20. yüzyılın dahi devlet adamı.
okudukça ve ufkum genişledikçe attığı her adımın arkasında yatan nedenleri anlamaya başladıkça, kendisini bu kadar erken kaybetmiş olmamızın ne büyük bir talihsizlik olduğunu daha iyi anlıyorum.
biraz daha uzun yaşasaydı, bugün anadolu'nun ve ortadoğu'nun; bütün dünya medeniyetlerinin gıptayla baktığı, saygın, bağımsız, kişilikli bir coğrafyaya dönüşümüne şahit olacaktık. olmadı, olamadı.
ulu önder'e sonsuz minnet ve saygılarımla.
devamını gör...

annene sarıl ve onu sakın bırakma.
devamını gör...

cem adrian-sen benim şarkılarımsın

adıyla, sözleriyle, her şeyiyle o kadar güzel bi şarkı ki*.
devamını gör...

kadınlar ligindeki willenhall town ladies ve burton brewers arasında oynanan ve willenhall takımının 57-0 üstünlüğüyle biterek guinness rekorlar kitabı'na giren maç.

daha öncesinde aynı takımlar arasında oynanan maç, yine aynı ekibin 27 - 0'lık üstünlüğü ile sona ermiş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şimdi anlatacağım yanlış anlaşılan bir şeyden çok, yanlış anlatılan olsa da yazmak istiyorum.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
devamını gör...

aslında hiç gitmemiş mutsuzluktur.
devamını gör...

saç ve tırnaklarımız, yüzyıl ve daha öncesinde yaşayan insanlara oranla çok daha hızlı uzuyormuş.

sebebi;
saç ve tırnaklar keratinden oluşan yapılar, keratin ise sertleşmiş bir protein. vücutta keratin eksikliği saçlarda zayıflama dökülme, tırnaklarda kırılmalara sebep oluyorken, oranın yükselmesi doğal olarak bu yapıların daha iyi beslenmesini ve sağlıklı olmasını sağlıyormuş.

bugün bizler atalarımıza göre daha fazla hayvansal proteinlerle * besleniyoruz. bu durum da saç ve tırnakların hammaddesi keratini besliyor ve saçlarımız ve tırnaklarımızın çok daha hızlı * uzamasını sağlıyormuş.
devamını gör...

beğendiklerimi kullanırım, beğenmediklerimi başkalarına hediye ederek değerlendiririm ama geri iade etmem. sonuçta ilişkimiz varken güzel günlerde alınmış niye geri gönderiyim ki. ha kendim olsam geri ister miyim, bana geri vereceğine çöpe atmasını tercih ederim.
devamını gör...

yıllardır, kendi kurduğu kelime oyunu programının sunuculuğunu, yazarlığını ve moderasyonunu yapan zeki, kibar, yakışıklı, kamyonla kitap okumuş beyefendidir.

"çok muzip, hınzır bir kelimedir bu efenim" sözüyle akıllarda kalan kişidir.
devamını gör...

bir arada yaşayan insanların bilgi ve görgü birikimi anlamına gelir. diğer zamanda medeniyet kavramını karşılar. mesela türk kültürü, japon kültürü, fransız kültürü gibi millet ve toplumların davranış şekli, yaşam, dil, müzik, sanat, mutfak vb. sosyal nitelikleri anlaşılır.
devamını gör...

anadilim
devamını gör...

rusça glastnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılandırma) demektir.

1917 yılında kurulan sscb'de 1927 yılında stalin iktidara gelince önce büyük temizlik adı altında yetişmiş elit kesimi tasfiye etmeye, daha sonra da ikinci dünya savaşı nedeniyle ülkeyi diktatörlükle yönetmeye başlar.

stalin'den sonra yönetime gelen kruşçev, brejnev, andropov ve çernenko liderliğinde genelde stalin döneminin yıkımlarını düzeltmek için küçük çaplıda olsa reform hareketleri izlenmeye çalışılmış ama abd ile girilen soğuk savaş, uzay yarışı, sscb'nin dünyaya rejim ihraç etmek istemesi (küba, angola, vietnam vs..) gibi etmenler durumu daha da kötüye götürmüştür. en son sscb'nin afganistan'ı işgali ve seneler süren savaşta bir netice elde edememesi de üzerine eklenince (kısaca) sscb'de olmayan para bitmiştir.

mart 1985 de mikhail gorbaçov iktidara gelince ilk olarak perestroyka “yeniden yapılanma” adını verdiği ekonomik reformu uygulamaya başlamıştır. ekonomide bir nevi liberalleşme uygulamaları yapılmaya çalışılmış, eski katı merkeziyetçi yapıyı değiştirmek adına daha ılımlı adımlar atılmaya başlanmıştır.

gorbaçov, glasnost “şeffaflık” politikasınıda daha sonra devreye almış, halkın devlete ve yöneticilere karşı güven duyulmasını sağlamaya çalışmıştır.

ancak bu iki politikada işe yarayacağına hemen hemen herkesin üzerinde birleştiği gibi hızla sovyetlerin yıkılışının zeminini hazırlamıştır. demokratikleşme adına atılan adımlar başta milliyetçilik olmak üzere pek çok muhalif düşünceyide tetiklemiş ve 1991 yılında sscb'nin dağılıp, bağımsız devletler topluluğuna dönüşmesine neden olmuştur.
devamını gör...

bazı zamanlar sadece meze olarak değil de ana öğün olarak da yediğim efsane lezzettir.

ana malzemesi kuru fasulyedir. zeytinyağı, soğan, kıvırcık salata gibi tatlar da eklenebilir.
devamını gör...

italya'da ortaya çıkmış bir ideolojidir. faşizm kelimesi ise etimolojik köken itibariyle latincedeki fasces sözcüğünden türetilmiştir.
fasces, roma döneminde resmi otoritenin sembolüdür ve bugünkü bayrak yerine geçen bir imge olarak kullanılmıştır. bu imgede birbirine bağlanarak demet haline getirilmiş çubuklar bulunmaktadır. buna göre, nasıl ki fasces'i oluşturan bu çubukların her biri tek olduğunda son derece dayanaksızdır ve kolayca kırılıverirler, ancak bir araya geldiklerinde sapasağlam olurlar ve onları bükmek dahi neredeyse imkansız olur, işte roma toplumu da bir arada olduğunda bu şekilde güçlüdür. bu açıdan, "fasces" birlikten kuvvet doğar, sözünü temsil eder.

faşist düşünceye göre de, birey içerisinde bulunduğu toplumun bir parçasıdır. bireyi toplumun dışında ve toplumdan ayrı olarak düşünmek olanaksızdır. faşist düşünce bireyi hiçe sayarak toplumu yüceltir. bu yönüyle organizmacı anlayışla örtüşür. buna anlayışa göre her bir kişi toplum denen organizmanın birer parçasıdır. toplum tıpkı bir insan vücuduna benzemektedir. insan vücudundaki organların işlevini, adeta bir organizmaya benzetilen toplumda sosyal kuruluşlar görürler. insanlar ise, bu organlar (sosyal kuruluşlar) içinde yer alıp bunları meydana getiren birer hücredir. bu nedenle faşist düşünce temelinde, artık, organları, yani sosyal kurumları, oluşturan bu unsurlara birey demek anlamsızdır. bunlar bütünü oluşturan birer parçadan ibarettir. dolayısıyla kişinin artık bir birey olarak değeri kalmamıştır. ona değer atfeden yegane şey bünyesinde bulunduğu organizmanın devamlılığı için görmekte olduğu işlevdir. yani her bir insan toplumun -ya da devletin- amacına hizmet eden bir araç konumundadır. toplumu oluşturan insanlar toplumdan ayrı olarak düşünülemez. toplum kendiliğinden ortaya çıkmış ezelden beri var olan bir olgudur. insanlar da bunun bir parçasıdır. insanlar, faşist anlayışa göre daha doğru ifadesiyle hücreler, toplumun bekası için vardır. onun için faşizmde onu harcamak da çok kolaydır.
devamını gör...

ölüm olduğu gercegini aklinizdan cikarmayin. tum o hirslariniz, idealleriniz, daha cok para kazanma arzunuz, anlik zevkler icin soylediginiz yalanlar, kirdiginiz kalpler... bu dunyanin illuzyonuna kapilarak yaptiginiz seyler. buradan idealleriniz olmasin anlami cikartmayin. tabi ki olmali ve onun pesinden kosmalisiniz. ama sizin cikariniza olacak hicbirsey icin baskalarinin ustune basmayin. sevdiginizi aldatmayin, sizin uzerinizde emegi olanlari kirmayin. misal annenize cok mu ofkelendiniz ? 30 saniye es verin kendinize ve onun ölmüş oldugunu hayal edin.
eyyorlamam bu kadar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim