nur yerlitaş'ın ünlü fotoğrafı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sabah sabah yazılmaz mı mani
geç patlayana afyon denir mi yani
gün aymış çoktan
mazeretin de böylesi hani
devamını gör...

bence eğitim sorunudur. herkes eğitim "sistemi", "müfredat" gibi kavramları belki de anlamını tam bilmeden konuştuğu; kendisinde konuşma hakkı gördüğü eğitim. oysa eğitimi eğitimcilere bırakmak lazım. bu iş profesyonel bir iştir. herkesin eğitime karışması en büyük sorundur bu sebeple. bir de çok politize olmamız ama o ayrı analiz edilmelidir zannımca.
devamını gör...

kutsalı olanlara da ister istemez biraz yukarıdan bakacak insandır.
devamını gör...

hayata olumlu yönden bakmanızı sağlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bunu da atmasam çatlardım
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kelimeler ve imgelerle dans eden yazar.

edit: palto*, tam bir yazar. birileriyle yaptığı günlük bir konuşma bile potansiyel bir edebiyat eseri. yani bakkaldan ekmek alsa, içinden öykü çıkarır. --->>#580170
devamını gör...

kuzey amerika'da yaşayan, iroquoi dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
iroquoi birliğinin en doğuda yaşayan üyesidir.
kendilerine kanienkehaka deselerde, düşmanları olan algonkin kabileleri tarafından maw unk lin yani ayı halkı olarak adlandırılmalarını duyan hollanda'lılar tarafından "mohawk" ismi ile kayıt edilmişler ve böyle tanınmışlardır.
bugün büyük çoğunluğu kanada'nın quebec ve ontario eyaletlerinde ve birazda a.b.d'nin new york eyaletindeki rezervasyonlarda yaşamaktadır.
devamını gör...

yeterli.

örnek kullanım:

1) 2 şeker kâfi.
2) ahireti boşver, hayat kâfi.
devamını gör...

herkes kalbinin ekmeğini yer birader. burada klavye karşısındayım diye ağır abi ayakları oynayabilirsiniz. bir hataya düşüp bana bulaşırsanız gazeteye çıkarsınız. sözlükte başlayan kavga ölümle sonlandı diye manşet olursunuz.

benim dedem sicilya doğumlu. biz babadan oğula mafyayız.
devamını gör...

çok güzel sıvıyorsun, var ol.
meşazım bu kadar, tşk.
t: karşılıksız kalacak eylem.
devamını gör...

shakespeare hamletteki 'olmak ya da olmamak' tiradında, bu duruma şöyle değinir;

bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
kim ister bütün bunlara katlanmak
ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
o kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
ürkütmese yüreğini?
bilmediğimiz belalara atılmaktansa
çektiklerine razı etmese insanları?
bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
yürekten gelenin doğal rengini.
ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
yollarını değiştirip bu yüzden
bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
devamını gör...

atatürk'ün ve bize armağan ettiği cumhuriyetin değerini tekrar tekrar anladığımız şu günlerde bir kez daha "yaşa mustafa kemal paşa yaşa" diyor ve zafer bayramımız kutlu olsun diyorum.
devamını gör...

herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.
kendinizin, sevdiklerinizin veya diğer insanların hayatını kolaylıkla kurtarabilirsiniz.
allah korusun deriz ama olası trafik kazası, deprem, yangın vb. durumlarda ilk yardımı uygulamanız gerekir.
ilkyardım sitesi
sağlık bakanlığı ilk yardım el kitabı pdf formatında ilk yardım kitabı
cep telefonunuza da ilk yardım mobil uygulamanızı yüklemek ve ilk yardımı öğrenmeniz tavsiye olunur.
devamını gör...

öncelikle bir konuda anlaşalım sevgili yazar arkadaşlarım, hanımefendiler, dostlar, vatandaşlar, romalılar...

ben evliyim.
devamını gör...

gülüşü. ama öyle sahteden değil, gözlerinin içi parlamalı olandan.
devamını gör...

birtakım kelâm bilginlerinin ortaya attığı teori. sıfatullah, kelâm ilminin temel konularından olup allah'ın sıfatları demektir. ki teori de, bu konuyu, meseleyi çözme maksadıyla ortaya atılmıştır. teoriyi ortaya atan ve kullanan ilk kişi mu'tezile kelâmcısı olan ebu haşim el-cübbâî(v.933)'dir. kısaca özetlersek bu teori, allah'ın sıfatlarının o'nun zâtıyla olan ilişkisini, küllî(bu felsefî ve mantıkî bir terimdir)'lerin varlıklarla olan ilişkisini açıklamaya dair tartışmaların sonunda ortaya çıkmıştır.

o dönem iki teori bulunuyordu.

birinci teori şu şekildedir: sıfatlar hem zihin haricinde ve hem de zihinde hem kişisel(zât) olarak hem de nitelik(mahiyet) olarak gerçek bir varlığa sahiptir. bu görüşü savunan sünnilere, sıfâtiyye denmektedir.

ikinci teori şu şekildedir: sıfatlara da gerçek bir varlıktır dersek, o zaman allah'ın sıfatlarının da ezelî olması gerekir, o zaman demek ki birçok ezelî varlık vardır, ama bu hatalıdır. demek ki ilâhî sıfatlar, varlık kavramına dahil değildirler. (mu'tezile'nin çoğunluğu bu görüşü benimser). böyle düşünenlere muattıla denmektedir.

işte bu teori de bu tip sorunları ortadan kaldırmak için vardır, ki, fakat teorinin hakikî yapısı ve sorunu, islam kelâmı öğrencileri için bir problem olarak kalmıştır.

peki ahval teorisi ne der? ahval teorisi der ki, hayır, birinci teori aslında temelde kur'an'a uygundur. ama, akla aykırıdır. ve ahval teorisi der ki, ikinci teoriye gelince, evet der, bu teori tevhid ilkesine uygundur, dolayısıyla aklî bakımdan da doğrudur. fakat bu teori, sıfatları tamamıyla inkâr etmeye götürdüğünden kur'an'ın anlatımlarına aykırıdır.

ahval teorisine göre, cevher(bir terim) ile araz(cevher ve zâtın zıttı), varlık(vücud) ile yokluk(adem) arasında üçüncü bir kavram da yer alır. bu kavram, cevhere çok yakındır, ondan ayrı kalamaz, kendi başına yoktur ve cevherin var oluş şeklidir. işte bu kavram, ahvaldir. evet, haller, arazları cevhere bağlar. haller, cevherle araz arasındaki araçlardır.

haller, var denemez, ama yok da denemez. ezelî denemez, ama sonradan olmuştur da denemez. yani hallerin bağımsız bir varlıkları bulunmaz, bu yüzden gerçek anlamda bunlar varlıktır denemez. eğer bağımsız bir varlığa sahip olsalardı hallere şey* derdik, ama değiller, bundan dolayı haller, şey değildir.

fakat haller göz ardı edilemez. yani vardırlar diyemediğimiz gibi yoktur da diyemeyiz. bu da olmaz. çünkü haller, varlığın zatıyla ilişkilidir, bir varlığı sadece hallerle tanırız. dolayısıyla bunlara şey diyemediğimiz gibi, lâ şey' de diyemeyiz.

hasılı teori der ki, haller, varlığı tanıtır, onu başka varlıklardan ayırt eder. bu sebepten haller, farazî ve zihnî durumlar ve özelliklerdir.

işte ahval teorisinin buraya kadar olan kısmı, allah'ın sıfatlarına da uygulanır. yani tek başına var olamayan haller, allah'ın zâtına eklenen sıfatlar sayılamaz, dolayısıyla tevhid ilkesine bir zarar da vermez, dolayısıyla zâta bağlı bir şekilde düşünülebilen ilâhî sıfatlar da reddedilmemiş olacak.

şehristânî, o zaman ahval, zihnî mevcuddur der. yani teori ahval mevcud değil, zihindedir diyor ya, şehristânî de o zaman zihinde vardır, yani mevcuddur ama zihinde mevcuddur der.
devamını gör...

sen o işi unutun kalp kırmamak için evrildiği şeydir. arada ben de kullanırım.
devamını gör...

yemek için açtığı dondurmada allah yazdığını iddia eden betül’ün bize attığı resim
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hapçıların doktora yazdırıp yazdırıp piyasada sattıkları ilaç. bu nedenle bu ilacı yazarken dikkatli olmak gerekir.
devamını gör...

insan eliyle türleşmeye itilen canlı. linnean taksonomiye göre her canlının binomiyal ismi var, işlerin karıştığı yerde daha da uzun isimlere sahip olabiliyor bazı bireyler. köpek de bunlardan biri (bkz: canis lupus familiaris)

kedi için subspecies ayrımı olmadığı için (kendisi başlı başına bağımsız bir tür kabul edildiğinden) ikili isimlendirme yeterli mesela, felis catus denilince ev kedisinden bahsettiğimiz anlaşılıyor fakat köpekte işler hafiften karışmış, çareyi her bireyi subspecies (alt tür) olarak ayırmakta bulmuşuz. linnean taksonomide (family, genus, species vs diye isimlendirme sistemi hani) en alt basamak uzun yıllar tür (species) olarak kalırdı, ki bu da binomial isimlendirme dediğimiz şey. latin ismini söylediğiniz her canlının önce cins, sonra tür ismini söylüyordunuz (ör. panthera leo (aslan). panthera cins (genus,), leo tür (species)) fakat dediğim gibi bu isimlendirme yetmeyince binomial isimlendirme evrilerek trinomial isimlendirmeye geçiş yaptı. bu sistemi işte köpekte canis (cins) lupus (tür) familiaris (alt tür) olarak görüyoruz.

yazının başına geri dönelim, subspecies olarak "familiaris (evcil)" dediğimiz canlıları sokaklarda başı boş bırakmak, açlıktan hastalıktan kırılacak şekilde yaşamaya zorlamak, korkup değnekle falan dövmek, hatta öldürmek en basit tabirle vicdansızlık. kendi elinle yarattığın canlıya sırtını dönme insanoğlu. sen olmasaydın o da olmazdı, o olmasaydı sen belki olurdun ama bugün bulunduğun konuma henüz ulaşamamış olabilirdin. vicdanlarınıza seslendim, çekiliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim