yağmur duası sonrası her yere yağmur yağması
yağmur duasından önce hava tahminlerinde yazan olay.
buradan
buradan
devamını gör...
üsküdar
t: bazı insanlar tarafından hakkında yanlış fikirler edinilmiş, güzide, şirin istanbul ilçesi
üsküdar'ı muhafazakar olarak tanımlasak bile bu şu günlerde kafalarda oluşan tanma pek yakın değildir. eskiden hiç değildi, şimdilerdeyse değil. yobazlık yoktur ruhunda üsküdar'ın. kimse mini eteğiyle gezdiği için linç edilmez örneğin. şu günlerde olan biten bir şeyler varsa da bu üsküdar'ın fazlalığı değil, ülkenin geçirdiği dönüşümün neticesidir.
muhafazakardır ancak, örneğin kadıköy'e göre. oradaki gece hayatını bulamazsınız. merkezinde bol bol alkol alabileceğiniz yerler yoktur. hatta alkol servisi yapan büyük restoranların bir süre sonra kapanması (alkol servisi karı üzerinden hesap yapıldıysa) veya bu hizmeti sonlandırması gayet normaldir zira talep çok yoktur. fakat gidip kimse alkol alana karışmaz, restoranı taşlamaz. muhafazakar olarak addedilmesinin bir sebebi de sanırım merkezinde barındırdığı aziz mahmud hüdayi'nin türbesi ve dergahıdır.
denmiş ki bayramın ilk günü yabancı uyruklu insanların akınına uğramış. e üsküdar'ın suçu mu bu? istanbul'un neresi var uğramayan. moda sahilinde çekilmiş görüntüleri görmeyen yoktur. çimlere uzanıp keyifle iki bira içilen yerin durumu ortada. en seküler olarak görülen yerlerden biridir. ne yani şimdi, moda'nın ya da kadıköy'ün suçu mu bu yoksa memleketi yönetenlerin mi?
edit: yukarıda dolaylı olarak gönderme yaptığım yazar da aynı şeyleri söylüyormuş, hızlı okumanın kurbanı olmuşum :)
düzeltme faslını geçecek olursak merkezi oldukça hareketlidir. birçok yere ulaşım imkanı olduğu için transit ilçe merkezi olarak kullanılır. komşusu kadıköy'e yürünerek bile gidilebilir. altunizade istikametinden isterseniz avrupa yakasına, isterseniz ümraniye hattına geçersiniz. sahilden devam ederseniz boğaziçi köprüsü üzerinden yine avrupa yakası imkanı sunar. köprüye kırmazsanız sahili takip ederek beykoz'a kadar gidebilirsiniz. merkezden deniz ulaşımı ile eminönü'ne ve beşiktaş'a geçmek işten bile değildir. beş dakikada beşiktaş tabirini duymuş muydunuz? hah işte bu sözün sebebi ve hayat bulduğu ilçedir üsküdar. atlarsınız motor'a, deniz yoluyla göz açıp kapayıncaya kadar beşiktaş'ta olursunuz.
çarşısı oldukça hayat doludur. daha doğrusu hayat doluydu, şu son düzenlemelerle beraber biraz sekteye uğradı. balık pazarı, merkez pazar, hemen göbekteki kuruyemişçiler, restoranlar falan uçtu, biraz daha boşaldı oralar. son gittiğimde öyleydi en azından, yerine bir şeyler yapıldı mı bilemiyorum.
ilçeleri sadece merkezlerine göre değerlendirmemek lazım. semtlerine de bakmak lazım. garip geldi birileri ümraniye falan demiş. üsküdar, ümraniye? kendisi çok ama çok uzun zaman önce üsküdar'dan ayrıldı. neyse. semt ve mahallerinden biraz bahsedelim.
bir kere boğazın en güzel yerlerinden biri olan salacak'a sahip. ha, senelerce büfe ve sahilin zapt edilmesi terörüne uğradı. sahil yolunun iç kısmındaki salak saçma mekanlar yüzünden yeri geldi trafik kilitlendi yeri geldi farklı şeyler oldu. bunlar da değişiyor büyükşehir değişimi ile beraber. sorunlarıyla da olsa salacak güzel yerdir.
merkezden biraz ileride doğancılar vardır. çok şirin bir mahalledir kendisi. sessiz sakin, yaşanılacak yerdir.
acıbadem'i bildiniz mi? hep kadıköy'e yazılır hani? hah işte o acıbadem'in üst bölümleri üsküdar sınırları içindedir. anadolu yakasında yaşanılacak en nezih yerlerden biridir.
selamsız vardır örneğin yine merkeze yakın. nev-i şahsına münhasır bir semttir. roman vatandaşlara ev sahipliği yapar çoğunlukla. zaman zaman tehlikeli olarak addedilse bile bir ankara'nın çinçin'i değildir.
pek bilinmez, sahilin üst kısımlarında sultantepe isminde şirin mi şirin, merkezin kalabalığından uzak, süper ötesi bir semt bulunur. fethi paşa korusuna da ev sahipliği yapar.
sahilden az devam edersek kuzguncuk karşılar bizi. yine iddialı bir cümle olacak ancak istanbul'un en şirin semtlerinden biridir. sahil kısmında yılların değişimine inat eden balık restoranları (hem de alkol alabileceğiniz) güzel güzel pastaneler vardır. içeri doğru girince daha bir mahalle havası esmeye başlar. yolları, evleri görmeye, gezmeye değerdir. huzur verir.
biraz ötesi zaten beylerbeyi, pek söze gerek yok. sonra çengelköy karşılar bizi. yine belki pek bilinmez ama anadolu yakasının en hareketli, en hayat dolu semtlerinden biridir. istanbul'un birçok yerinde hayat saat 01:00'den sonra bitmese de çok azalırken, çengelköy'de bu saatler çok hızlı akar. sahilde yemek içmek için hemen her şey bulunabilir. salaş mekanlardan, "param çok mekan ciks olsun, ben de saçayım" konseptli olanlara kadar birçok alternatif vardır. tarihi çınaraltı çay bahçesi de buradadır. yıllara meydan okuyan servis konseptiyle hizmete devam eder. çok kaliteli hizmet beklemeyin, ortalama bir hizmet alırsınız ancak tıka basa doludur. boğazda, denize sıfır çay çorba içmek isterseniz en güzel yerlerden biridir. yer bulmak zordur, bu nedenle ortalarda başlayan masaya oturma macerası zaman zaman boşalanların yerine zıplamak suretiyle denize sıfır noktasına kadar gidebilir.
sahilden biraz daha devam edilirse yine iddia ediyorum, anadolu yakasının en güzel semtlerinden birine ulaşılır: kandilli. eski mahalle yapılarının yanında bol bol zengin usulü sitelerin (hani şu futbolcuların yerleştirildiği cinsten) iç içe girdiği, gezilesi, görülesi, yaşanılası bir yerdir. yeşili de boldur.
biraz daha ilerlersek küçüksu karşılar bizi. artık beykoz etkisi başlar bu semtte. yeşil daha da artar. çengelköy'ün yanından bile geçmeyecek olsa da ana caddesinin girişi geceleri ilginç bir şekilde hareketlidir. kebapçıların mekanı olmuştur burası. fakat bu kadardır, içeri doğru ilerlenirse hayat ölür.
çamlıca, bağlarbaşı, altunizade. birçoklarının aşina olduğu semtlerdir buralar, pek söze hacet yok.
üsküdar hakkında yazılacak çok şey var da, yazmaya kalkarsak kitap olur. zaten yazılmıştır da, hakkında kitaplar yazılacak kadar güzel bir ilçedir üsküdar. bu nedenle bence pek bilmeden, etmeden hayatta hiçbir şey hakkında atıp tutmamamız gerektiği gibi, üsküdar hakkında da pek atıp tutmamalıyız.
üsküdar'ı muhafazakar olarak tanımlasak bile bu şu günlerde kafalarda oluşan tanma pek yakın değildir. eskiden hiç değildi, şimdilerdeyse değil. yobazlık yoktur ruhunda üsküdar'ın. kimse mini eteğiyle gezdiği için linç edilmez örneğin. şu günlerde olan biten bir şeyler varsa da bu üsküdar'ın fazlalığı değil, ülkenin geçirdiği dönüşümün neticesidir.
muhafazakardır ancak, örneğin kadıköy'e göre. oradaki gece hayatını bulamazsınız. merkezinde bol bol alkol alabileceğiniz yerler yoktur. hatta alkol servisi yapan büyük restoranların bir süre sonra kapanması (alkol servisi karı üzerinden hesap yapıldıysa) veya bu hizmeti sonlandırması gayet normaldir zira talep çok yoktur. fakat gidip kimse alkol alana karışmaz, restoranı taşlamaz. muhafazakar olarak addedilmesinin bir sebebi de sanırım merkezinde barındırdığı aziz mahmud hüdayi'nin türbesi ve dergahıdır.
denmiş ki bayramın ilk günü yabancı uyruklu insanların akınına uğramış. e üsküdar'ın suçu mu bu? istanbul'un neresi var uğramayan. moda sahilinde çekilmiş görüntüleri görmeyen yoktur. çimlere uzanıp keyifle iki bira içilen yerin durumu ortada. en seküler olarak görülen yerlerden biridir. ne yani şimdi, moda'nın ya da kadıköy'ün suçu mu bu yoksa memleketi yönetenlerin mi?
edit: yukarıda dolaylı olarak gönderme yaptığım yazar da aynı şeyleri söylüyormuş, hızlı okumanın kurbanı olmuşum :)
düzeltme faslını geçecek olursak merkezi oldukça hareketlidir. birçok yere ulaşım imkanı olduğu için transit ilçe merkezi olarak kullanılır. komşusu kadıköy'e yürünerek bile gidilebilir. altunizade istikametinden isterseniz avrupa yakasına, isterseniz ümraniye hattına geçersiniz. sahilden devam ederseniz boğaziçi köprüsü üzerinden yine avrupa yakası imkanı sunar. köprüye kırmazsanız sahili takip ederek beykoz'a kadar gidebilirsiniz. merkezden deniz ulaşımı ile eminönü'ne ve beşiktaş'a geçmek işten bile değildir. beş dakikada beşiktaş tabirini duymuş muydunuz? hah işte bu sözün sebebi ve hayat bulduğu ilçedir üsküdar. atlarsınız motor'a, deniz yoluyla göz açıp kapayıncaya kadar beşiktaş'ta olursunuz.
çarşısı oldukça hayat doludur. daha doğrusu hayat doluydu, şu son düzenlemelerle beraber biraz sekteye uğradı. balık pazarı, merkez pazar, hemen göbekteki kuruyemişçiler, restoranlar falan uçtu, biraz daha boşaldı oralar. son gittiğimde öyleydi en azından, yerine bir şeyler yapıldı mı bilemiyorum.
ilçeleri sadece merkezlerine göre değerlendirmemek lazım. semtlerine de bakmak lazım. garip geldi birileri ümraniye falan demiş. üsküdar, ümraniye? kendisi çok ama çok uzun zaman önce üsküdar'dan ayrıldı. neyse. semt ve mahallerinden biraz bahsedelim.
bir kere boğazın en güzel yerlerinden biri olan salacak'a sahip. ha, senelerce büfe ve sahilin zapt edilmesi terörüne uğradı. sahil yolunun iç kısmındaki salak saçma mekanlar yüzünden yeri geldi trafik kilitlendi yeri geldi farklı şeyler oldu. bunlar da değişiyor büyükşehir değişimi ile beraber. sorunlarıyla da olsa salacak güzel yerdir.
merkezden biraz ileride doğancılar vardır. çok şirin bir mahalledir kendisi. sessiz sakin, yaşanılacak yerdir.
acıbadem'i bildiniz mi? hep kadıköy'e yazılır hani? hah işte o acıbadem'in üst bölümleri üsküdar sınırları içindedir. anadolu yakasında yaşanılacak en nezih yerlerden biridir.
selamsız vardır örneğin yine merkeze yakın. nev-i şahsına münhasır bir semttir. roman vatandaşlara ev sahipliği yapar çoğunlukla. zaman zaman tehlikeli olarak addedilse bile bir ankara'nın çinçin'i değildir.
pek bilinmez, sahilin üst kısımlarında sultantepe isminde şirin mi şirin, merkezin kalabalığından uzak, süper ötesi bir semt bulunur. fethi paşa korusuna da ev sahipliği yapar.
sahilden az devam edersek kuzguncuk karşılar bizi. yine iddialı bir cümle olacak ancak istanbul'un en şirin semtlerinden biridir. sahil kısmında yılların değişimine inat eden balık restoranları (hem de alkol alabileceğiniz) güzel güzel pastaneler vardır. içeri doğru girince daha bir mahalle havası esmeye başlar. yolları, evleri görmeye, gezmeye değerdir. huzur verir.
biraz ötesi zaten beylerbeyi, pek söze gerek yok. sonra çengelköy karşılar bizi. yine belki pek bilinmez ama anadolu yakasının en hareketli, en hayat dolu semtlerinden biridir. istanbul'un birçok yerinde hayat saat 01:00'den sonra bitmese de çok azalırken, çengelköy'de bu saatler çok hızlı akar. sahilde yemek içmek için hemen her şey bulunabilir. salaş mekanlardan, "param çok mekan ciks olsun, ben de saçayım" konseptli olanlara kadar birçok alternatif vardır. tarihi çınaraltı çay bahçesi de buradadır. yıllara meydan okuyan servis konseptiyle hizmete devam eder. çok kaliteli hizmet beklemeyin, ortalama bir hizmet alırsınız ancak tıka basa doludur. boğazda, denize sıfır çay çorba içmek isterseniz en güzel yerlerden biridir. yer bulmak zordur, bu nedenle ortalarda başlayan masaya oturma macerası zaman zaman boşalanların yerine zıplamak suretiyle denize sıfır noktasına kadar gidebilir.
sahilden biraz daha devam edilirse yine iddia ediyorum, anadolu yakasının en güzel semtlerinden birine ulaşılır: kandilli. eski mahalle yapılarının yanında bol bol zengin usulü sitelerin (hani şu futbolcuların yerleştirildiği cinsten) iç içe girdiği, gezilesi, görülesi, yaşanılası bir yerdir. yeşili de boldur.
biraz daha ilerlersek küçüksu karşılar bizi. artık beykoz etkisi başlar bu semtte. yeşil daha da artar. çengelköy'ün yanından bile geçmeyecek olsa da ana caddesinin girişi geceleri ilginç bir şekilde hareketlidir. kebapçıların mekanı olmuştur burası. fakat bu kadardır, içeri doğru ilerlenirse hayat ölür.
çamlıca, bağlarbaşı, altunizade. birçoklarının aşina olduğu semtlerdir buralar, pek söze hacet yok.
üsküdar hakkında yazılacak çok şey var da, yazmaya kalkarsak kitap olur. zaten yazılmıştır da, hakkında kitaplar yazılacak kadar güzel bir ilçedir üsküdar. bu nedenle bence pek bilmeden, etmeden hayatta hiçbir şey hakkında atıp tutmamamız gerektiği gibi, üsküdar hakkında da pek atıp tutmamalıyız.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
güzel bir hava var ankara'da
kuşlar cıvıl cıvıl
eskinin, henüz kimsenin uyanmadığı bir pazar sabahı gibi her yer.
yeni yapılmış bir tablo gibi besberrak
bol ve keyifli seyirli bir gün dilerim.
güzel bir hava var ankara'da
kuşlar cıvıl cıvıl
eskinin, henüz kimsenin uyanmadığı bir pazar sabahı gibi her yer.
yeni yapılmış bir tablo gibi besberrak
bol ve keyifli seyirli bir gün dilerim.
devamını gör...
aman boşver yakışıklı olmasa da olur diyen kız
estetik cerrahinin varlığını bilen kızdır aferin ona. çocuğu kafalamaya yemin etmiştir.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
aklıma gelmesi bile yetiyor söyleyeceklerimi unutturmaya
devamını gör...
kendini bu dünyaya ait hissetmemek
kişinin kendini belirli bir toprak parçasından veya bir bölgeden yada bir insan topluluğundan ziyade, bütün dünyaya ait hissedememesi durumu.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
şöyle ki;
çok sıcak oldu mu duramayız, hemen serin yer ararız. bulamazsak ölürüz.
çok soğuk oldu mu hemen sıcak ararız, bulamazsak ölürüz.
dünya sular ile kaplıyken anca arıtılmış su içebiliriz, tuzlu suyu filan içemeyiz. içersek ölürüz.
vahşi doğaya çıplak atsan iki üç güne geberir gideriz. aslanıydı, yılanıydı, enfeksiyondu, vb...
bunların dışında bizim varlığımzda dünya için iyi değildir.
yaşadığımız her gün, daha da yaşanmaz hale getirmekteyiz dünyayı.
bunlar insan olarak ait hissetmeme nedenleri.
bir de birey olarak ait hissetmemek var.
insanalar en zalim varlıklardır. hayvanlar keyif için öldürmez. ya karnı açtır yada tehdit altındadır. öyle acı filan çektirmez öldürürken.
insan öyle mi. öldürmez de ölene kadar süründürür.
hatta en yakınına bile yapar bunu. sorumluluk yükler toplum insanın sırtına, beklentiler yükler ve sürekli bir şeyler ister ondan.
önce hayallerini ister, sonra arzularını, ardından onurunu, gururunu, sağlığını ve en sonda canını.
bu yüzdendir ki işte, bir insanın kendini ait hissetmemesi şu dünyaya.
en iyisini yine hayyam yapmış.
devamını gör...
babanın sevilmeyen huyları
sevdiğim huyu yok ki.*
devamını gör...
psikiyatr tarafından stalklanmak
başlığı okurken gözlerimi kaybettim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
hem şarkı hem kamu spotu.
cigarette düet
princess chelsea
bırak kız şu sigarayı diyor.
kız da ne bileyim diyor.
cigarette düet
princess chelsea
bırak kız şu sigarayı diyor.
kız da ne bileyim diyor.
devamını gör...
normal sözlük'te yaşanan paranormal olaylar
fikirlerimin beğenilmesidir.
lan şaka gibi ya. senelerce gerçek hayatta fikirlerimi ciddiye almayan tiplerle boğuştum durdum. kendimi ifade edemedim. bak kardeşim o öyle değil diye sohbetlerde bulundum.
ya ben kendimi yazarak ifade etmeyi daha iyi beceriyorum. ya çevrem gerizekalı. ya da kafa sözlük yazarları manyak.
lan şaka gibi ya. senelerce gerçek hayatta fikirlerimi ciddiye almayan tiplerle boğuştum durdum. kendimi ifade edemedim. bak kardeşim o öyle değil diye sohbetlerde bulundum.
ya ben kendimi yazarak ifade etmeyi daha iyi beceriyorum. ya çevrem gerizekalı. ya da kafa sözlük yazarları manyak.
devamını gör...
normal sözlük gartic.io etkinlikleri
yaz beni mellisho.
devamını gör...
kitap önerileri
martı jonathan livingston
devamını gör...
duktal ektazi
duktal ektazi meme duktuslarının genişlemesi, periduktal mastit görülmesiyle karakterize bir meme rahatsızlığıdır.
klinikte tekrarlayan mastit atakları ve apse formasyonu tipiktir.
ilaveten zuska hastalığı tekrar eden periduktal mastit olarak bilinen hastalıktır.
klinikte tekrarlayan mastit atakları ve apse formasyonu tipiktir.
ilaveten zuska hastalığı tekrar eden periduktal mastit olarak bilinen hastalıktır.
devamını gör...
sapyoseksüel erkekleri çekici bulan kadınlar
dr.sigmund freud tarafından ortaya atılan teoriye göre kişiler, zeka gibi şeyleri değil; fiziksel özelliklere tav olurlar. bu konuda cinsiyet ayrımı yoktur. kadın da erkek de fiziksel görünüme bakar. fiziksel görünüm yoluyla açığa çıkan libido, doyumsuzluk içerisinde başka şeyler de aramaya başlar; çünkü tatmin olması zordur, bir süre sonra fiziksellik de işe yaramaz. bu noktada farklı şeyler aranmaya başlar. bu farklı şeylerin içerisinde de zeka, yetenekler, ses tonu gibi faktörler vardır. sapyoseksüel kadının bu aşamaya gelmesindeki temel sebep: tatmin olmak isteyen cinsel dürtüdür. bu aşamaya kadar kendi için harikulade ilişkiler yaşayan kadın, fiziksel doyuma ulaşmıştır. bilhassa türkiye'de bu (sapyoseksüel) tercihte olan kadınları bulmak zordur; çünkü fiziksel doyuma ulaşan kadın sayısı azdır; gerek ahlâkî gerek ırksal özellikler sebebiyle zaten sapyoseksüel kadınlar açısından olaya bakarsak bir müddet sonra spyoseksüellikten bir vazgeçme söz konusudur onlar için; nedeni şudur ki, ülkemizdeki erkeklerin entellektüel birikimi ve zekası, sapyoseksüel kadınlar için yeterli değildir. bu topraklarda erkeklerin egoları kadın ile savaş halindedir.
devamını gör...
turşu limonla mı yapılır sirkeyle mi sorunsalı
aslında ikisiyle de olur. yalnız limonla yapılanın çabuk tüketilmesi lazım, çünkü limonla yapılan sirkenin bozulması da hızlı oluyor. sirkeden yapılan uzun süre dayandığı için genel tercih sirkeden yapılandır.
devamını gör...
kadın erkek ilişkilerinden edindiğin bir tecrübe bırak
erkek için: olduğundan güçlü görünmeye çalışma. ben çalıştım, yıkıldım.
kadın için: "bu adam her şeyin üstesinden gelir" deme, onun yüküne bir omuz da sen at.
eski kafalı adamım. duygularımı, zayıflıklarımı asla söylemedim. her şeyi omuzlarım zannettim. sonra omuzlarıma üst üste yükler binmeye başladı. "bi dakka, dur bi şöyle yükleneyim" dememe fırsat kalmadan dizlerim kırıldı. hayat arkadaşım beni öyle bir günde terketti. o da haklıydı. yıllarca evli kaldığı adam hiç de söylediği kadar güçlü değilmiş.
o sıralar babam hastaydı. onunla da ilgileniyordum. doktorların "akciğerde, beyinde, omurlarda metastaz var, üç ay kadar yaşar. istersen yoğun bakıma alalım" demelerine "hayır" diyordum.
doktor odasından çıkarken babama "hadi bakalım ihtiyar, kefeni yırttın. bir kaç tedaviyle önceden hasar gören yerleri iyileştirecekler" diyordum. aynısını anneme ve kardeşlerime de söylüyordum.
zaten ağrı kesicilerini ben yapabiliyordum artık. oksijen tüpü de almıştık.
kendi evime geçince ağlayacak bir omuz arıyordum ama eşimin dertleri başkaydı.
babamın ölümüyle çöküş başladı. bende de bir şeyler ölmüştü. işimi kaybettim, evim-arabam gitti, evliliğim bitti.
bunları niye anlatıyorum; o zamanlar bir desteğe çok ihtiyacım vardı. gerçi suç benim. güçlü görünmeye çalışıp yardım istememiştim.
arkadaşlar; konuşun. zayıflıklarınızı da konuşun. erkekler allah değil. erkek 1 güçlüyse kadının desteğiyle 10 güçlü olur.
kadın için: "bu adam her şeyin üstesinden gelir" deme, onun yüküne bir omuz da sen at.
eski kafalı adamım. duygularımı, zayıflıklarımı asla söylemedim. her şeyi omuzlarım zannettim. sonra omuzlarıma üst üste yükler binmeye başladı. "bi dakka, dur bi şöyle yükleneyim" dememe fırsat kalmadan dizlerim kırıldı. hayat arkadaşım beni öyle bir günde terketti. o da haklıydı. yıllarca evli kaldığı adam hiç de söylediği kadar güçlü değilmiş.
o sıralar babam hastaydı. onunla da ilgileniyordum. doktorların "akciğerde, beyinde, omurlarda metastaz var, üç ay kadar yaşar. istersen yoğun bakıma alalım" demelerine "hayır" diyordum.
doktor odasından çıkarken babama "hadi bakalım ihtiyar, kefeni yırttın. bir kaç tedaviyle önceden hasar gören yerleri iyileştirecekler" diyordum. aynısını anneme ve kardeşlerime de söylüyordum.
zaten ağrı kesicilerini ben yapabiliyordum artık. oksijen tüpü de almıştık.
kendi evime geçince ağlayacak bir omuz arıyordum ama eşimin dertleri başkaydı.
babamın ölümüyle çöküş başladı. bende de bir şeyler ölmüştü. işimi kaybettim, evim-arabam gitti, evliliğim bitti.
bunları niye anlatıyorum; o zamanlar bir desteğe çok ihtiyacım vardı. gerçi suç benim. güçlü görünmeye çalışıp yardım istememiştim.
arkadaşlar; konuşun. zayıflıklarınızı da konuşun. erkekler allah değil. erkek 1 güçlüyse kadının desteğiyle 10 güçlü olur.
devamını gör...
köfte
ince kıyılmış etlerin topak şeklinde kızartılmasıyla oluşur. bizim ızgaraların en sevdiği et türüdür. kadının yoğurduğu köfteyi mangalda erkek pişirir. kıyma yalnızca yağlı kuzu etinden olursa, damlayan yağlar mangalı yangın yerine çevirip köfteyi yanmış, tatsız, tuzsuz bir hale sokar. yalnızca danadan çekilmiş kıymadan yapılırsa bu sefer de kuru bir köfte yemek zorunda bırakır. en güzel tavsiye, kuzu ile dana kıymasını karıştırmak, orta yağlı köftelik bir kıyma gerek. köfte için uygun malzemeler kimyon, soğan, tuz, biber, maydanoz, pirinç, bulgur, ekmek içi olmaktadır. köfteler tava, tencere veya da ızgarada da pişirilir.
köfteler, kimi pişirmeden bulgur, salça, biberle yoğrularak hazırlanan çiğ köfte , kimi una bulanarak hazırlanan fellah köftesi , kimi de yumurtaya bulanıp kızartılan kadınbudu köfte , kimi de kaşar peynir eklenerek hazırlanan akçaabat köftesi şeklinde çeşitlere bürünür. bulgur, ceviz, kimyon, kıyma ile şaheser bürünen içli köfte , kentlerle özdeşleşmiş tekirdağ köfte, izmir köfte, inegöl köfte , bunlardan başka kuru köfte, cızbız köfte, patatesli köfte, sulu köfte , ankara köfte, filibe köftesi, sultanahmet köftesi, hamsili köfte, tavuklu köfte, salçalı köfte türleriyle listeyi uzatmak da mümkün.
köfteler, kimi pişirmeden bulgur, salça, biberle yoğrularak hazırlanan çiğ köfte , kimi una bulanarak hazırlanan fellah köftesi , kimi de yumurtaya bulanıp kızartılan kadınbudu köfte , kimi de kaşar peynir eklenerek hazırlanan akçaabat köftesi şeklinde çeşitlere bürünür. bulgur, ceviz, kimyon, kıyma ile şaheser bürünen içli köfte , kentlerle özdeşleşmiş tekirdağ köfte, izmir köfte, inegöl köfte , bunlardan başka kuru köfte, cızbız köfte, patatesli köfte, sulu köfte , ankara köfte, filibe köftesi, sultanahmet köftesi, hamsili köfte, tavuklu köfte, salçalı köfte türleriyle listeyi uzatmak da mümkün.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili sözlük sakinleri.
devamını gör...

