fotoğrafın hikayesi
19. yüzyıl sonlarında, kentucky'deki içki kaçakçılarının giydiği "toynaklı ayakkabı"...
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
devamını gör...
dil
>dil (organ)
>dil (lisan)
>tdk'ya göre farsça gönül, yürek demektir.
bazı dil bilimcilere göre eski toplumlar hakkında tahmin edilenden çok daha fazla bilgi veren anlaşma yöntemidir. kaynağı hatırlayamamakla birlikte toplumlarda özellikle de eski toplumlarda en çok telaffuz edilen kelimeler genelde kısa (az harfli) ve/veya kolay telaffuzlu olurdu.
-ana,
-ata,
-su,aş,
- ya da türkçe'deki kişi ve/veya işaret zamirleri,
-ova,
-ada,
-kan,
-at,et,
-al, ak, kara,
-şen/şan/ün,
-han, kaan,
-han/hane, ev
-ulu, kut, vb...
elbette buradaki ölçüt en azından bilindiği kadarıyla öz türkçe olmasıdır. dolayısıyla türkler'in göçebelik, aile vb. ya da iktidara bakışları üzerine görece bilgi edinmek görece mümkündür.
daha da enteresanı her ne kadar tdk en azından sözlüğünde tanımlamasa da türkçe'de anti/a ekleri vardır. mesela?
eylemlere, me/ma ya da meme/mama ekleri getirilerek anti-tersi anlamı ekler. elbettte her me/ma/meme/memek bu anlama gelmeye de bilir ancak
ör:
yap->-/+
yapma->+/-
yapmama(n/k/sı..)->+/-
et->-/+
etme->+/-
etmeme(n/k/si..)->-/+
+/- yazmanın sebebi ise eylemden önce gelen kelime olumsuzsa eylem olumsuz, tersinde de olumlu olur.
-yemek yaptım ya da tembellik yaptım. gibi..
dahası ingilizce öğrenirken bize hep denen ingilizce'de: özne+yüklem+nesne+belirteç+zaman şeklindeyken türkçe de özne .... yüklemdir. yani işi yapanlar ortakken ingiliz eylemi ortaya koyup sonrasında açıklıyor. biz ise tersine özneyi belirtip diğer detayları verip en son eylemi söylüyoruz. yani yabancılar gibi olanı önce değil en son söylüyoruz..yani biz işi yapanı, sonrasında olanları ve en sonunda da işi(eylemi) söylüyoruz. ingilzce de yapan ve iş sonrasında olanları veriyor. bu açıdan ingilize kıyasla işi uzatıyoruz. bu açıdan da lafı uzatmayı secdiğimiz ya da işin olup-olmadığındansa önceliğimiz işin nasıl olduğu çıkarımı yapılabilir. ve bu durum tdk'nın mı müdahalesi yoksa eskiden beri mi bilmemekle birlikte bu duruma ilk getiren/lerin aklı.
edit: bu kısaltma ile çok kullanım arasındaki bağ çok mu ütopik geldi? hâlâ yapıyoruz.. mustafa'yı musti, mehmet ali'yi mali, mehmet'i memo vb.. kısaltmaları samimi olduklarımıza karşı hâlâ kullanmıyormuyuz?
>dil (lisan)
>tdk'ya göre farsça gönül, yürek demektir.
bazı dil bilimcilere göre eski toplumlar hakkında tahmin edilenden çok daha fazla bilgi veren anlaşma yöntemidir. kaynağı hatırlayamamakla birlikte toplumlarda özellikle de eski toplumlarda en çok telaffuz edilen kelimeler genelde kısa (az harfli) ve/veya kolay telaffuzlu olurdu.
-ana,
-ata,
-su,aş,
- ya da türkçe'deki kişi ve/veya işaret zamirleri,
-ova,
-ada,
-kan,
-at,et,
-al, ak, kara,
-şen/şan/ün,
-han, kaan,
-han/hane, ev
-ulu, kut, vb...
elbette buradaki ölçüt en azından bilindiği kadarıyla öz türkçe olmasıdır. dolayısıyla türkler'in göçebelik, aile vb. ya da iktidara bakışları üzerine görece bilgi edinmek görece mümkündür.
daha da enteresanı her ne kadar tdk en azından sözlüğünde tanımlamasa da türkçe'de anti/a ekleri vardır. mesela?
eylemlere, me/ma ya da meme/mama ekleri getirilerek anti-tersi anlamı ekler. elbettte her me/ma/meme/memek bu anlama gelmeye de bilir ancak
ör:
yap->-/+
yapma->+/-
yapmama(n/k/sı..)->+/-
et->-/+
etme->+/-
etmeme(n/k/si..)->-/+
+/- yazmanın sebebi ise eylemden önce gelen kelime olumsuzsa eylem olumsuz, tersinde de olumlu olur.
-yemek yaptım ya da tembellik yaptım. gibi..
dahası ingilizce öğrenirken bize hep denen ingilizce'de: özne+yüklem+nesne+belirteç+zaman şeklindeyken türkçe de özne .... yüklemdir. yani işi yapanlar ortakken ingiliz eylemi ortaya koyup sonrasında açıklıyor. biz ise tersine özneyi belirtip diğer detayları verip en son eylemi söylüyoruz. yani yabancılar gibi olanı önce değil en son söylüyoruz..yani biz işi yapanı, sonrasında olanları ve en sonunda da işi(eylemi) söylüyoruz. ingilzce de yapan ve iş sonrasında olanları veriyor. bu açıdan ingilize kıyasla işi uzatıyoruz. bu açıdan da lafı uzatmayı secdiğimiz ya da işin olup-olmadığındansa önceliğimiz işin nasıl olduğu çıkarımı yapılabilir. ve bu durum tdk'nın mı müdahalesi yoksa eskiden beri mi bilmemekle birlikte bu duruma ilk getiren/lerin aklı.
edit: bu kısaltma ile çok kullanım arasındaki bağ çok mu ütopik geldi? hâlâ yapıyoruz.. mustafa'yı musti, mehmet ali'yi mali, mehmet'i memo vb.. kısaltmaları samimi olduklarımıza karşı hâlâ kullanmıyormuyuz?
devamını gör...
sanatçı çağının aynasıdır
anadolu'nun orta yerinde büyük bir sancı var; bolu, karabük, çankırı'nın tam alt yerinde bir rüzgar esiyor, bulutlarla kaplı gökyüzü, bekle şimdi yağmur yağacak temizleyecek yürekleri. sabret umutsuzluğa kaptırma kendini, unutma tarih bugünleri de yazacak; beklemekten canları çıktı, halsizlikten öldüler diye... sanatçı çağının aynasıydı. ne olduysa ona da bir şeyler oldu, çağa ayak uydurdu, avantasını aldı arabesk şarkıcı oldu. yeşil kurbağa da ötüyor göllerde, kaldı anasız babasız ve irfansız şimdi bu yerlerde.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının başarıları
kafa sözlükte yazarım.
devamını gör...
brezilya
çok güzel bir ülke gibi ama benim aklıma ilk olarak futbol geliyor brezilya deyince.
tanım: bir güney amerika ülkesi.
tanım: bir güney amerika ülkesi.
devamını gör...
haftalık puan tablosu
yukarıdaki düşüncemden vazgeçiren tablo. özellikle şu anki sıralamaya baktığımızda takipçi, tanım ve beğeni sayısının konuyla hiç ilgisi olmadığı görülüyor.
yanlış anlaşılma olmasın, ben sıramı zaten savdım, hediyemi de devrettim. fakat sistemi anlamaya çalıştığımdan özellikle ilk birkaç sıradaki arkadaşın arayı hangi tanımlarla bir anda açtığını merak edip inceliyorum. takip etmelik yazarları tespit etmek için de iyi bir yol olduğunu düşünüyordum ama şu an yaptığım inceleme sonucunda şaşırmadım diyemeyeceğim. ekşi'nin çaylak algoritması gibi, nasıl olduğu belirsiz demek ki bu sıralamanın. üstelik demek ki ben de yazdıklarımla değil, tesadüfen 1. olmuşum diye düşünüyorum şu an.
ilginç...
edit: az önce bir arkadaşla konuşurken verilen oyların daha etkili olduğunu söyledi. bence o da değil çünkü ben beğendiğim tanımları bolca oyluyorum. cimri değiliz o kadar *
yanlış anlaşılma olmasın, ben sıramı zaten savdım, hediyemi de devrettim. fakat sistemi anlamaya çalıştığımdan özellikle ilk birkaç sıradaki arkadaşın arayı hangi tanımlarla bir anda açtığını merak edip inceliyorum. takip etmelik yazarları tespit etmek için de iyi bir yol olduğunu düşünüyordum ama şu an yaptığım inceleme sonucunda şaşırmadım diyemeyeceğim. ekşi'nin çaylak algoritması gibi, nasıl olduğu belirsiz demek ki bu sıralamanın. üstelik demek ki ben de yazdıklarımla değil, tesadüfen 1. olmuşum diye düşünüyorum şu an.
ilginç...
edit: az önce bir arkadaşla konuşurken verilen oyların daha etkili olduğunu söyledi. bence o da değil çünkü ben beğendiğim tanımları bolca oyluyorum. cimri değiliz o kadar *
devamını gör...
büyük kütleli yıldızlar
öncelikle;
(bkz: küçük kütleli yıldızlar)
(bkz: orta kütleli yıldızlar)
8 güneş kütlesinden daha fazla kütleye sahip yıldızlar. öldüklerinde kara delikleri ve nötron yıldızı dediğimiz gök cisimlerini oluşturduklarından bu yıldızlar astronomi ve kozmoloji için oldukça önemlidir.
bu yıldızların yaşam evrelerini anlatmaya çalışayım. öncelikle şunu belirtmek gerek; yıldızların geçirecekleri evreler tamamen onların oluşum aşamasındaki kütlelerine bağlıdır. yukarıdaki 2 başlığı okursanız, belirli bir yere kadar benzer yollardan geçtiklerini ama bir noktadan sonra kütle nedeniyle farklı yönlere evrildiklerini göreceksiniz. burada da durum aynı. yine belirli bir evreye kadar bu büyük yıldızlar aynı olayları yaşayacak ama bir noktadan sonra büyük kütleleri nedeniyle farklı sonlara doğru yol alacaklar.
- tüm yıldızlar gibi büyük kütleli yıldızlar da moleküler bulutlardan oluşur. bu gaz ve toz bulutları, yakınlardaki bir dış etken nedeniyle sıkışınca bölgesel olarak çökmeye başlar. çökme devam ettikçe bulutun merkezi kısmı aşırı derecede yoğunlaşır ve ısınır. öyle ısınır ki 10,000,000 kelvin'i bulur. bu sıcaklık, hidrojen atomlarının nükleer tepkime yoluyla helyum atomlarına dönüştürülmesi için yeterlidir. böylece moleküler bulutun sıkışan bölgesinin merkezinde enerji üretimi başlar. burada artık enerji üreten ve bunu dış yüzeyinden uzaya yaymaya başlayan gaz topu bir yıldızdır ve anakol yıldızı olarak adlandırılır. hidrostatik denge ve termal denge, bu yıldızların bir özelliğidir.
- zamanla yıldızın merkezi bölgesinde hidrojen biter. çekirdek artık bu hidrojenin dönüştüğü helyumla dolu, hemen hemen ölü bir çekirdektir. bu bölgedeki koşullar değiştiğinden çekirdek büzülmeye başlar. büzülme sonucunda sıcaklık artar ve helyumla dolu bu çekirdeğin hemen dış komşuluğunda, çekirdeği bir kabuk gibi saran kısımdaki hidrojen de nükleer olarak yanmaya başlar. buradaki reaksiyonlardan oluşan helyum da çekirdeğin üzerine birikmeye başlar.
helyum çekirdek büzülmeye başladığı zaman, yıldızın dış katmanları, yani zarfı aksine genişler ve yıldız, daha önceki boyutlarının birkaç yüz katına kadar büyür. şimdi yıldızımız bir anakol yıldızı değil, bir kırmızı devdir.
- çekirdek büzülmeye devam ettikçe sıcaklık da artmaya devam eder. öyle bir noktaya gelinir ki, artık helyumun da nükleer yanmaya uğrayacağı sıcaklığa ulaşılır: artık 100,000,000 kelvin gibi sıcaklıklardan bahsediyoruz burada.
küçük kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama burada ufak bir değişiklik olur. diğer yıldızlar gibi evrimleri devam etmez ve ömürlerinin sonuna gelmiş olurlar.
- evet, yıldızımız şimdi çekirdeğindeki helyumu karbona çevirmeye başlamıştır. burayı saran bölgede ise hâlâ yanmakta ve helyuma dönüşmekte olan hidrojen bulunur.
orta kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama bu noktadan sonra ömürleri tamamlanır.
bundan sonraki aşamalar, tıpkı buna benzer. tek bir farkla; sürekli olarak çekirdekte nükleer olarak yakılan element ve onun dış kabuğunu saran element değişkenlik gösterir. çekirdekteki karbon önce oksijene, oksijen neona, neon magnezyuma, magnezyum silisyuma ve silisyum demire * dönüştürülür. çekirdeği saran kabuklar da benzer şekilde yanmaya devam eder. aşağıya bununla ilgili bir görsel ekleyeceğim ki kafada daha iyi bir fikir oluştursun.
çekirdekte üretilen enerji her yeni element yakımında gittikçe düşmektedir.
- silisyumdan demire geçtikten sonra artık enerji üreten mekanizma kesintiye uğrar. demiri yakacak enerjiyi yıldız çekirdeği sağlayamaz. her yakıtı bittiğinde büzülen çekirdek yine büzülmektedir ve bir noktaya kadar devam eden bu büzülme nihayetinde aniden durur. bu ani duruş, çekirdekle dış katmanlar arasında büyük bir dengesizlik yaratır ve bir şok dalgası yağmuruyla yıldızın çekirdeği kendi üzerine çökerken dış katmanlar da çok şiddetli bir patlamayla uzaya savrulur. 10^44 yani 100,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 joule enerjiden bahsediyorum. artık kafanızda nasıl canlandırırsınız bu sayıyı, bilemiyorum.
yıldızın uzaya saçtığı demir gibi ağır metaller, diğer yıldızların ve gezegen sistemlerinin varlığında kendisini gösterir. dünyamızda demirin bu şekilde var olduğu düşünülmektedir.
- çöken çekirdeğin kütlesi güneş kütlesinin 3 katı kadarsa, geriye kalan cisim bir nötron yıldızıdır. başlangıçta, yıldız hayatının baharındayken ürettiği ışınımın basıncı, merkeze doğru olan kütle çekim kuvvetiyle dengededir ve yıldız bu sayede ayakta kalır. nötron yıldızındaysa artık ışınım basıncı tamamen ortadan kalkmıştır. madde garip bir maddeye dönüşmüştür ve yıldız artık sadece ortamda kalan yoğun nötronların sağladığı basınçla ayakta durmaktadır.
eğer çöken çekirdeğin kütlesi 3 güneş kütlesinden daha büyükse nötron basıncı da ayakta kalmayı sağlayamaz ve çekirdek tamamen çökerek bir kara deliğe dönüşür.
***
son bir bilgi daha iliştireyim buraya. bbüyük kütleli yıldızların anakol ömürleri çok kısa sürer. örneğin güneş gibi daha küçük kütleli bir yıldızda bu süre yaklaşık 10 milyar yıldır ama çok büyük kütleli bir yıldızda bu, birkaç milyon yıl kadar kısa(!) sürebilir. hatta güneş kütlesinin 20 katı kütleyle hayatına başlayan bir yıldızın çekirdeğindeki hidrojeni bitirmesi yaklaşık 10 milyon yıl sürer. bundan sonraki aşamalar çok daha kısadır. örneğin çekirdekte hidrojenden sonra yakılan helyum 1 milyon yıl, oksijen bir yıl, demir ise 1 günden kısa sürede biter. yani aslında demirden sonra gelen süpernova aşaması son derece kısa, birkaç dakikalık bir olaydır. tüm bunları uygun veriler girilerek elde edilen bilgisayar modellemelerinden bildiğimizi de ekleyelim.
evet, bu görsel süpernovanın hemen öncesine ait. en iç katmanda demir-nikel bir çekirdek kalmış. onun üzerinde ise sırasıyla silisyum, oksijen, neon, karbon, helyum ve hidrojenin yandığı kabuklar var.

görselin kaynağı
bu da güzel bir süpernova:

görselin kaynağı
edit: kırık link düzeltildi.
(bkz: küçük kütleli yıldızlar)
(bkz: orta kütleli yıldızlar)
8 güneş kütlesinden daha fazla kütleye sahip yıldızlar. öldüklerinde kara delikleri ve nötron yıldızı dediğimiz gök cisimlerini oluşturduklarından bu yıldızlar astronomi ve kozmoloji için oldukça önemlidir.
bu yıldızların yaşam evrelerini anlatmaya çalışayım. öncelikle şunu belirtmek gerek; yıldızların geçirecekleri evreler tamamen onların oluşum aşamasındaki kütlelerine bağlıdır. yukarıdaki 2 başlığı okursanız, belirli bir yere kadar benzer yollardan geçtiklerini ama bir noktadan sonra kütle nedeniyle farklı yönlere evrildiklerini göreceksiniz. burada da durum aynı. yine belirli bir evreye kadar bu büyük yıldızlar aynı olayları yaşayacak ama bir noktadan sonra büyük kütleleri nedeniyle farklı sonlara doğru yol alacaklar.
- tüm yıldızlar gibi büyük kütleli yıldızlar da moleküler bulutlardan oluşur. bu gaz ve toz bulutları, yakınlardaki bir dış etken nedeniyle sıkışınca bölgesel olarak çökmeye başlar. çökme devam ettikçe bulutun merkezi kısmı aşırı derecede yoğunlaşır ve ısınır. öyle ısınır ki 10,000,000 kelvin'i bulur. bu sıcaklık, hidrojen atomlarının nükleer tepkime yoluyla helyum atomlarına dönüştürülmesi için yeterlidir. böylece moleküler bulutun sıkışan bölgesinin merkezinde enerji üretimi başlar. burada artık enerji üreten ve bunu dış yüzeyinden uzaya yaymaya başlayan gaz topu bir yıldızdır ve anakol yıldızı olarak adlandırılır. hidrostatik denge ve termal denge, bu yıldızların bir özelliğidir.
- zamanla yıldızın merkezi bölgesinde hidrojen biter. çekirdek artık bu hidrojenin dönüştüğü helyumla dolu, hemen hemen ölü bir çekirdektir. bu bölgedeki koşullar değiştiğinden çekirdek büzülmeye başlar. büzülme sonucunda sıcaklık artar ve helyumla dolu bu çekirdeğin hemen dış komşuluğunda, çekirdeği bir kabuk gibi saran kısımdaki hidrojen de nükleer olarak yanmaya başlar. buradaki reaksiyonlardan oluşan helyum da çekirdeğin üzerine birikmeye başlar.
helyum çekirdek büzülmeye başladığı zaman, yıldızın dış katmanları, yani zarfı aksine genişler ve yıldız, daha önceki boyutlarının birkaç yüz katına kadar büyür. şimdi yıldızımız bir anakol yıldızı değil, bir kırmızı devdir.
- çekirdek büzülmeye devam ettikçe sıcaklık da artmaya devam eder. öyle bir noktaya gelinir ki, artık helyumun da nükleer yanmaya uğrayacağı sıcaklığa ulaşılır: artık 100,000,000 kelvin gibi sıcaklıklardan bahsediyoruz burada.
küçük kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama burada ufak bir değişiklik olur. diğer yıldızlar gibi evrimleri devam etmez ve ömürlerinin sonuna gelmiş olurlar.
- evet, yıldızımız şimdi çekirdeğindeki helyumu karbona çevirmeye başlamıştır. burayı saran bölgede ise hâlâ yanmakta ve helyuma dönüşmekte olan hidrojen bulunur.
orta kütleli yıldızlar buraya kadar aynı yoldan gelirler ama bu noktadan sonra ömürleri tamamlanır.
bundan sonraki aşamalar, tıpkı buna benzer. tek bir farkla; sürekli olarak çekirdekte nükleer olarak yakılan element ve onun dış kabuğunu saran element değişkenlik gösterir. çekirdekteki karbon önce oksijene, oksijen neona, neon magnezyuma, magnezyum silisyuma ve silisyum demire * dönüştürülür. çekirdeği saran kabuklar da benzer şekilde yanmaya devam eder. aşağıya bununla ilgili bir görsel ekleyeceğim ki kafada daha iyi bir fikir oluştursun.
çekirdekte üretilen enerji her yeni element yakımında gittikçe düşmektedir.
- silisyumdan demire geçtikten sonra artık enerji üreten mekanizma kesintiye uğrar. demiri yakacak enerjiyi yıldız çekirdeği sağlayamaz. her yakıtı bittiğinde büzülen çekirdek yine büzülmektedir ve bir noktaya kadar devam eden bu büzülme nihayetinde aniden durur. bu ani duruş, çekirdekle dış katmanlar arasında büyük bir dengesizlik yaratır ve bir şok dalgası yağmuruyla yıldızın çekirdeği kendi üzerine çökerken dış katmanlar da çok şiddetli bir patlamayla uzaya savrulur. 10^44 yani 100,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000,000 joule enerjiden bahsediyorum. artık kafanızda nasıl canlandırırsınız bu sayıyı, bilemiyorum.
yıldızın uzaya saçtığı demir gibi ağır metaller, diğer yıldızların ve gezegen sistemlerinin varlığında kendisini gösterir. dünyamızda demirin bu şekilde var olduğu düşünülmektedir.
- çöken çekirdeğin kütlesi güneş kütlesinin 3 katı kadarsa, geriye kalan cisim bir nötron yıldızıdır. başlangıçta, yıldız hayatının baharındayken ürettiği ışınımın basıncı, merkeze doğru olan kütle çekim kuvvetiyle dengededir ve yıldız bu sayede ayakta kalır. nötron yıldızındaysa artık ışınım basıncı tamamen ortadan kalkmıştır. madde garip bir maddeye dönüşmüştür ve yıldız artık sadece ortamda kalan yoğun nötronların sağladığı basınçla ayakta durmaktadır.
eğer çöken çekirdeğin kütlesi 3 güneş kütlesinden daha büyükse nötron basıncı da ayakta kalmayı sağlayamaz ve çekirdek tamamen çökerek bir kara deliğe dönüşür.
***
son bir bilgi daha iliştireyim buraya. bbüyük kütleli yıldızların anakol ömürleri çok kısa sürer. örneğin güneş gibi daha küçük kütleli bir yıldızda bu süre yaklaşık 10 milyar yıldır ama çok büyük kütleli bir yıldızda bu, birkaç milyon yıl kadar kısa(!) sürebilir. hatta güneş kütlesinin 20 katı kütleyle hayatına başlayan bir yıldızın çekirdeğindeki hidrojeni bitirmesi yaklaşık 10 milyon yıl sürer. bundan sonraki aşamalar çok daha kısadır. örneğin çekirdekte hidrojenden sonra yakılan helyum 1 milyon yıl, oksijen bir yıl, demir ise 1 günden kısa sürede biter. yani aslında demirden sonra gelen süpernova aşaması son derece kısa, birkaç dakikalık bir olaydır. tüm bunları uygun veriler girilerek elde edilen bilgisayar modellemelerinden bildiğimizi de ekleyelim.
evet, bu görsel süpernovanın hemen öncesine ait. en iç katmanda demir-nikel bir çekirdek kalmış. onun üzerinde ise sırasıyla silisyum, oksijen, neon, karbon, helyum ve hidrojenin yandığı kabuklar var.
görselin kaynağı
bu da güzel bir süpernova:

görselin kaynağı
edit: kırık link düzeltildi.
devamını gör...
mabed fahişesi
aslında bu mevzunun temeli kocası çuval giymediği için ortalığı birbirine katan inanna denilen tanrıça hanıma dayanıyor. kendisi için kullanılan ifade ''göğün fahişesi''dir. kâh kocası dumuzi'de onun için benzer sözler sarf ediyor ama o başka bir şeye de kızmış olabilir o yüzden onu baz almamak lazım gibi geliyor bana * rahibeler önceleri tanrılar öfkelenmesin kızmasın diye arp, lir falan çalıp şarkılar söyleyip dans etmişler. sektöre böyle girmişler anlayacağınız. arkasından kralların evliliklerinde tanrıça inanna'yı temsil etmeye başlamışlar. hatta ilk başlarda baş rahibeler prenseslerden seçilmiş ve bu gelenek devam etmiş. yani bu mabetlerdeki baş rahibeler her daim soylu kişiler olmuş. inanna'dan fahişelerin koruyucu tanrıçası olarak bahsediliyor. tabi bu koruyuculuk sadece mabed sınırları için geçerli. diğer türlü oluşan fiili duruma müdahale etmiyormuş hanımefendi.
gılgamış destanında hikaye şu şekilde; enkidu biraz kaba saba bir adam, yol yordam bilmiyor. ormanlarda hayvanlarla takılıp, gezip, eğlenen, yiyip içen bir abi. tabi gılgamış'la arkadaş olacağı için buna biraz adabı muaşeret öğretelim diyorlar. bir mabed fahişesi ona genel kuralları öğretmeye başlıyor. en nihayetinde enkidu cinsel ilişkiyi de bu rahibeden öğreniyor. böylece mabed fahişeleri acemilere ilk cinsel ilişki konusunda rehber ve öğretmen olmaya başlıyor. yani bu görevin kökeni bu hikâye diyebiliriz. sonrasında bu kurum özellikleri değişerek babillilere ve asurlulara geçiyor. sonra tevrat ve incil falan derken işler karışık oralara girmemek lazım *
konunun sümer kökenini merak edenler muazzez ilmiye çığ'ın bereket kültü ve mabet fahişeliği kitabını okuyabilirler. semavi dinler dönemi içinse emre caner'in kutsal fahişeden bakire meryem'e toprak ve kadın adlı kitabı okunabilir.
gılgamış destanında hikaye şu şekilde; enkidu biraz kaba saba bir adam, yol yordam bilmiyor. ormanlarda hayvanlarla takılıp, gezip, eğlenen, yiyip içen bir abi. tabi gılgamış'la arkadaş olacağı için buna biraz adabı muaşeret öğretelim diyorlar. bir mabed fahişesi ona genel kuralları öğretmeye başlıyor. en nihayetinde enkidu cinsel ilişkiyi de bu rahibeden öğreniyor. böylece mabed fahişeleri acemilere ilk cinsel ilişki konusunda rehber ve öğretmen olmaya başlıyor. yani bu görevin kökeni bu hikâye diyebiliriz. sonrasında bu kurum özellikleri değişerek babillilere ve asurlulara geçiyor. sonra tevrat ve incil falan derken işler karışık oralara girmemek lazım *
konunun sümer kökenini merak edenler muazzez ilmiye çığ'ın bereket kültü ve mabet fahişeliği kitabını okuyabilirler. semavi dinler dönemi içinse emre caner'in kutsal fahişeden bakire meryem'e toprak ve kadın adlı kitabı okunabilir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hayatım olan bir defter. o deftere her baktığımda onları hangi hislerle yaźıp çizdiğimi hatırlıyorum ve bu kendimi daha da motive etmeme sebep oluyor. ne yaşarsan yaşa geçmiş geri gelmiyor. ama gelecek senin ellerinde
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"iyi insanlar kırıldıkları zaman sevmeyi bırakmazlar; göstermeyi bırakırlar."*
devamını gör...
karşı cinste tahammül edilemeyen özellikler
kendisini bulunmaz hint kumaşı sanmasıdır.
devamını gör...
olgunluk belirtileri
gerektiğinde alttan almayı, geri adım atmayı bilmek.
devamını gör...
namuslu kadın evinde oturur
saçma sapan bir cümle.
2020'de dünyada;
- bilim insanları, enfeksiyona göre renk değiştiren bandaj üretti.
- hawaii'deki bir teleskopla güneş'in en detaylı fotoğrafı çekildi.
- mumyalanmış mısırlı bir rahibin sesi, yapay ses telleri aracılığıyla ilk kez duyuldu.
- nükleer atıklardan elmas batarya üretildi.
- sadece canlı hücrelerden oluşan ilk robot üretildi.
- 10 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen, dünyanın en büyük kaplumbağasına ait kabuk keşfedildi.
- bitkilerden hidrojen üretildi
vesaire...
türkiye'de ise "kadın aşağı, kadın yukarı", "kadın gülmez, kadın dışarı çıkmaz, kadın uyumaz, kadın yemez içmez" temalı kafaların kirlettiği asidik ortamda soluk almaya çalışıyoruz. bu işlerin gerçeği şöyle dursun, trollüğü bile mide bulandırıcı seviyeye geldi artık. allah kafa vermiş, biraz çalıştırın, insanlığın yararına bir şeyler üretin artık be kardeşim!
2020'de dünyada;
- bilim insanları, enfeksiyona göre renk değiştiren bandaj üretti.
- hawaii'deki bir teleskopla güneş'in en detaylı fotoğrafı çekildi.
- mumyalanmış mısırlı bir rahibin sesi, yapay ses telleri aracılığıyla ilk kez duyuldu.
- nükleer atıklardan elmas batarya üretildi.
- sadece canlı hücrelerden oluşan ilk robot üretildi.
- 10 milyon yıl önce yaşadığı tahmin edilen, dünyanın en büyük kaplumbağasına ait kabuk keşfedildi.
- bitkilerden hidrojen üretildi
vesaire...
türkiye'de ise "kadın aşağı, kadın yukarı", "kadın gülmez, kadın dışarı çıkmaz, kadın uyumaz, kadın yemez içmez" temalı kafaların kirlettiği asidik ortamda soluk almaya çalışıyoruz. bu işlerin gerçeği şöyle dursun, trollüğü bile mide bulandırıcı seviyeye geldi artık. allah kafa vermiş, biraz çalıştırın, insanlığın yararına bir şeyler üretin artık be kardeşim!
devamını gör...
silopi
şırnak ilinin büyük ve bana göre en güzel ilçelerinden biridir.
habur sınır kapısına araçla 20 dakika mesafede. enfes köyleri piknik, doğa yürüyüşleri için birebirdir.
zamanında çatışmalardan, yasaklardan, yıkık dökük evlerden, bakımsız yol ve kamu binalarından çok çekmiş olsa da 5 yıl gibi bir sürede aşırı ilerleme kaydetmiş, halkı kendini ve kentini toparlayabilmiştir. hali hazırda kentin merkezi niteliğindeki dörtyolda da büyük bir avm açılıyor. kaçak çayın tadına varacağınız, batıda alacağınız telefonu burada neredeyse %35'lik bir fiyat düşüşüyle alacağınız, misavirperverlikten gına edeceğiniz bir ilçe.
ilçede sinema, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerin bulunmaması ve yapılacak sosyal aktivitenin az olması can sıkıcıdır ama büyük bir beklentiyle gelmeyecek olanları üzmeyecek ilçedir.
son yıllarda da şaşırtıcı bir şekilde hızla gelişerek altyapı sorunları en aza indirilmiş, konutsal etkinlikler faaliyet göstererek ilçenin büyümesini ve olanaklarının çoğalmasını sağlamıştır.
ve evet geldik en olumsuz özelliğine. sıcak. resmen insanı tokatlıyor yahu. gelirken eğer bir süre kalacaksanız veya yerleşecekseniz mutlaka klimayı en öncelikli plan olarak tutun.
habur sınır kapısına araçla 20 dakika mesafede. enfes köyleri piknik, doğa yürüyüşleri için birebirdir.
zamanında çatışmalardan, yasaklardan, yıkık dökük evlerden, bakımsız yol ve kamu binalarından çok çekmiş olsa da 5 yıl gibi bir sürede aşırı ilerleme kaydetmiş, halkı kendini ve kentini toparlayabilmiştir. hali hazırda kentin merkezi niteliğindeki dörtyolda da büyük bir avm açılıyor. kaçak çayın tadına varacağınız, batıda alacağınız telefonu burada neredeyse %35'lik bir fiyat düşüşüyle alacağınız, misavirperverlikten gına edeceğiniz bir ilçe.
ilçede sinema, tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerin bulunmaması ve yapılacak sosyal aktivitenin az olması can sıkıcıdır ama büyük bir beklentiyle gelmeyecek olanları üzmeyecek ilçedir.
son yıllarda da şaşırtıcı bir şekilde hızla gelişerek altyapı sorunları en aza indirilmiş, konutsal etkinlikler faaliyet göstererek ilçenin büyümesini ve olanaklarının çoğalmasını sağlamıştır.
ve evet geldik en olumsuz özelliğine. sıcak. resmen insanı tokatlıyor yahu. gelirken eğer bir süre kalacaksanız veya yerleşecekseniz mutlaka klimayı en öncelikli plan olarak tutun.
devamını gör...
anın fotoğrafı
çaylar geliyor.*
devamını gör...
kangren
dokuları besleyen atardamarların yetersizliğine bağlı oluşan doku ölümüdür. dokuların fizyopatolojik bir nedenle yıkımı veya kan akımının kesilmesine bağlı olarak oluşan doku kaybıdır.
devamını gör...
öpaj
güzel abi (bkz: zafer algöz) anılarını paylaşırken özellikle (bkz: öztürk serengil) ile olan kısımda abinin taklidini yaparken kullanır bu kelimeyi. işin sihri ise bir kere dinledikten sonra kelimenin doğrusunu söyleyemiyor insan*
devamını gör...


