the devil's advocate
al pacino , keanu reeves ve charlize theron 'un müthiş oynadıkları film. filmin senaryosu zaten fevkalade. bir de bu usta oyuncularla resmen şölen haline gelmiş. herkesin ama herkesin izlemesi gereken bir şaheser. filmin tüm sahneleri, bir sürü işaretle aslında kevin'ın hazırlanışını anlatıyor bize.

"ne kadar iyi olursan ol sessiz ve derinden git. kendini küçük ve zararsız göster" ve şöyle ekliyor “evrenin efendisi olduğum hayatta aklına gelmez, öyle değil mi?”
işte karşınızda şeytan!

--! spoiler !--

final sahnesinde ( ki olası bir, insan-şeytan karşılaşmasının provası resmen) şeytan ciddi bir tez öne sürüyor. tanrı’nın insanlara içgüdüler verdiğini ama sonra da tam bunların zıttı kurallar koyduğunu söyleyerek isyan ediyor. önce gururlu bir varlık yaratıyor sonra gurur gösterdi diye cezalandırıyor yani.

--! spoiler !--
devamını gör...

kendim. biraz malim ben, evet.
devamını gör...

kadınların hakarete, psikolojik baskıya, fiziksel şiddete uğramadığı, ölümle tehdit edilmediği, öldürülmediği, anne-kız kardeş-eş-kız çocuğu kavramlarının altında ezilmediği, bu rollere mecbur edilmediği, iş hayatında sözlü veya başka herhangi bir şekilde tacize uğramadığı, imalarla incitilmediği, saçı uzun aklı kısa, eksik etek, sen bilmezsin beyin bilir, yemeğin salçalısı kadının kalçalısı, gömleği gösteren ütü kadını gösteren g..ü gibi iğrenç cümlelerle yaftalanmadığı, yerilmediği, hor görülmediği, ona sahip olunabilen, aciz bir varlıkmış gibi bakılmadığı bir dünyada çalışan, üreten, kendi kendine gayet yetebilen, bir erkeğe ihtiyaç duymadan kendi hayatını idame ettirebilen, isterse hayatında birini eşlik edecek kişi olarak seçebilen, kimseye değil sadece kendisine ait olan, özgürlük alanını kendisi belirleyen, istediği saatte dışarı çıkıp istediği gibi giyinebilen, canı isterse kahkaha atarak gülebilen, aynı zamanda hem iş kadını, hem anne, hem de isterse çocuk olabilen, mutlu olmayı hak eden, başına gelen kötülüklerden sorumlu tutulmadığı, hepsinden önce insan olduğunun unutulmadığı bir hayatta sapasağlam duran tüm kadınların, dünya emekçi kadınlar günü kutlu olsun.
devamını gör...

14 yıldır aynı telefon numarasını kullanıyorum.
devamını gör...

büyük medeniyet ve yürek gerektiren iş, gerçekten ama. hiçbir zaman bu kadar medeni bir insan olamadım, olamam da. arkadaş kalabilmem, benim için önemsiz bir insan haline gelmesi ile mümkün olabilir lakin bu durumda hayatımda zaten barındırmam. benim için hala kıymeti varsa da içimde bitmemiş demektir bu kez de bitmeyen bir hissin arkadaşlığa evrilmesi benim için imkansız derecesinde güçtür. çok imreniyorum arkadaş kalabilen çiftlere, ben çareyi sevgililik konusundaki medeniyetsizliğimle bir köşeye çekilmekte buldum.
devamını gör...

az önce yaptığım davranış. hatun kişisiyle konuşuyoruz whatsapp'tan. bir sessizlik oluştu ben de süleyman soylu'dan, sınır güvenliğinden, pkk'nın gücünün nasıl kırıldığından falan bahsettim.

kız şimdi fotoğrafını değiştiriyor herhalde. pp kayboldu. canım benim ya. netfiliks izleyip oje süren kızlar için böyle harbi kızları üzdünüz beyler.
devamını gör...

ismimin orta yerinde olan h harfinin yok sayılmasının, görmezden gelinmesinin, varlığının yadsınmasının, ötekileştirilip itilip kakılmasının, aile fotoğrafına dahil edilmeyen enişte gibi hor görülmesinin yarattığı bir duygu dalgalanmasıdır.

isminde yok sayılan bir h harfi olan herkes söylemek istediğimi anlayacaktır. anlamalıdır. isminin farklı bir formda telafuz edilmesi kadar acı ne olabilir ki hayatta. bir de üstüne üstlük sesli harflerin arası da kısalıyor h harfine yapılan haksızlıkla. bu da yetmezmiş gibi türkçede aslında olmaması gereken bir şey oluyor ve iki sesli yan yana geliyor. o kadar uygunsuz bir görüntü ki bu insan bir sis bulutunun içinde kaybolmuş hissediyor kendini.

size eksik bir harfle seslenilince kendinize yabancılaşmış hissediyorsunuz ve varlığınızı sorgulamaya kadar gidebiliyor bu durum eğer çok hassas bir anınıza denk geldiyse. sanki yok olup küllerinden yeniden doğan bir anka kuşunun saçma gösterişine kapılıyor ruhunuz. sanki iddiaya girip isminden bir harf kaybeden şairini sevda sözlerini biri size tersten okutuyor.

sonra birisi isminizi kimsenin daha önce söylemediği gibi söylüyor, yine bir harf eksik. üstü kalıyor bu sefer. eksik harf yerine size şekersiz sakız veriyor sanki. öyle çocukça bir neşe. gerisini anlatmaya gerek yok. gerisi zaten kırmızı.
devamını gör...

normal insan.

açıkçası ben bırakıyorum bazı insanları takip etmeyi. bakıyorum, uzun süre bir şey paylaşmamış. sonra son görülme tarihlerine bakıyorum; belli ki ya artık hiç girmiyor ya da her gün giriyor ama hiçbir şey paylaşmıyor. hâlâ girmeye devam ediyorsa, bir süre bekliyorum. eğer uzunca bir süre hiçbir şey paylaşmamaya devam ederse bırakıyorum. sonuçta birbirimizi takip etme nedenimiz paylaşımlarımız değil mi?

takibe takip ya da "o bıraktı diye ben de bıraktım" olayları biraz çocuksu işler. okumaya değer bir şeyler varsa takip edersiniz, yoksa takipten çıkabilirsiniz. büyütülecek bir olay olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...

oniki yaşında ailesini kaybetti, amcası onu yetiştirdi. ondokuzunda, isviçre’de yaşayan arkadaşından bir iş teklifi aldı ve tüm hayatı değişti. bugün değeri 10 milyar doları aşan bir marka yarattı. 1881 yılında doğan alman mucit, o ünlü saat markası rolex’i yaratır.

bizim genç hans, 22 yaşında avrupa’nın en iyi saat ustalarıyla çalışır ve denemeler yapar. dünyanın ilk su geçirmeyen kol saatini yaptığında herkes onunla dalga geçer. çünkü bunun mümkün olacağına inanılmaz. hans, kol saatlerini bir akvaryumun içine koyarak vitrinlere yerleştirir. kendi söylemiyle “bu muhalif düşünceyi yıkmak çok zordu.”
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

rolex ismini kadrana sığacak, zenginlik ve huzur verecek bir isim olarak belirledi. bu marka ismini kendisine bir meleğin fısıldadığını söyleyecektir. bugün kol saatlerinde kullanılan kronometre, tarih hatta gün özellikleri bizim hans’ın işidir.

rolex saatlerini, bugün bile online olarak satışa koymaz. bunun nedeni, alıcıların saate dokunmalarını istemeleridir. tamamı el işçiliğidir. fiyatları ise 4 bin dolar ile 500 bin dolar arasındadır. çok çokomelli.

hans, hayatı boyunca birçok sorunla karşılaştı. dünya savaşları,* cep saatlerinin yaygın kullanımı, kol saatlerine olan güvensizlikler vs. amma hiç yılmadı. efendim bu yazıda bir zengin güzellemesi yapmıyorum. kaldı ki tasarım olarak rolex değil, breitling severim. bir hayaliniz, tutkunuz varsa, peşini bırakmayın. bizim köylü hans gibi.

kaynak için “hans wilsdorf and the evolution of time.” kitabı bulunur. kitap daha çok teknik bilgiler içerir, ilgisi olmayana çok sıkıcıdır.
devamını gör...

annemin bi öğretisi vardır: “komşudan gelen tabak boş gönderilmez.” bu öğreti bazen yorucu oluyor. yorucu olsa da güzel ve ince bir öğreti. paylaşmayı öğütlüyor. paylaştıkça çoğalıyor.

yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.

ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.

(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)

malzemeler:

* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın

yapılışı :

bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.

kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.

ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
devamını gör...

sevilmeyen yazar yoktur bence ya bu ne biçim başlıktır? burada yazan herkes emek veriyor, vakit veriyor. her renkten yazarlarımız var ne güzel işte. hepsi de kendine göre güzel olduğunu düşündüğünü en güzel şekilde ifade ediyordur bence. eller dert görmesin.*
devamını gör...

önce birer birer başlıyorsun almaya sonra bir bakmışsın bağımlılık yapmış evin içi bu dikenli canlılarla dolup taşmış. susuzluktan değil de çok sulamaktan ölen, çürüyen bu bitkicikler çok ilgiyi sevmezler. birazcık kendi hallerine bırakacaksın ki kafalarını dinlesinler. balkonumda her birine ayrı ayrı yer yapmışımdır. tehlikeli türleri de vardır. tavşan kaktüsün ince ve sivri dikenleri evcil hayvanlara (kedilere, köpeklere) alerji yapabilir. insanlar içinde bazı türler alerjik reaksiyon gösterebilirler. efenim bu dikenli canlıların dikenleri saksı değişimi sırasında ellerinize batabilir. bunun için gazete kağıtları, eldivenler veya kaktüs tutaçları ile tutulup rahatlıkla saksı değişimi yapabilirsiniz. her gün her birini sever, öper alıp bağrıma basardım. ama baktım ki çok ilgiden şımarıyorlar ilgi alakayı kesince bir tanesi dikkat çekmek için çiçek bile açmıştır. (bkz: ziyaa ziyaaaa) neyse velhasıl kelam kaktüs beslemek de bir sanattır, hobidir. herkesin rahatlıkla besleyebileceği bir
bitki türüdür. efenim eşiniz sinir mi etti sizi bol dikenli olanı fırlatın kafasına...
neyse evlatlarımdan birini atıp burayı terk ediyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
birkaç beğeni alınca hadi ilk 100 geliyo demiştim ama açmamla beşir bakışı atıp kapattım.
devamını gör...

bugün yine mutfakta eşsiz yeteneğimi konuşturduğum bir gün sevgili yazarlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
evet yukarıda da görmüş olduğunuz üzere yine tüm marifetimi, dibini tutmuş tencereye döktürdüm.
efendim olay şöyle gelişti; ocağa mercimekleri koyup haşlanmak üzere kendi hallerine bırakarak bilgisayar başına geçtim. kısık ateşe koyduğum için sülalem rahat modunda takılıyorum tabi. sonra burnuma birtakım yanık kokuları gelmeye başladı. bu sırada çoktan ocakta bir şeyin pişmekte olduğunu unutan ben, komşularıma saydırmaya başladım "yahu ne biçim insanlar hiç mi havalandırma kullanmıyorlar yanan yemeğin kokusu benim eve doldu..... yanan? yemeğin? kokusu? benim? eve?" evet tam o sırada aydınlandım ve yanan yemeğin benim yemeğim yanık kokusu dolan evin benim evim olduğunu anladım.
anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz.*
devamını gör...

izmir’de yaşayan biri olarak deprem mi olmuş dediğim başlıktır.
devamını gör...

ekmek ile yemediğim hangi yemek var diye düşündüm ama bulamadım.
cevap veriyorum. e: hepsi.
devamını gör...

vali yolda, sokakta tek başına dolaşsa kimse tanımaz, başında bulunduğu şehrin halkının yüzde 90'ı kendisinden bihaberdir.
belediye başkanı yolda, sokakta dolaşmaya kalksa karşıdaki kaldırıma geçmesi bir saati bulur, o derece ilgi manyağı yaparlar adamı. vali, atanarak gelmiştir, belediye başkanı da şehir halkının oylarıyla seçilerek gelmiştir. şehrin anahtarı ve şehrin sahibi belediye başkanıdır.
devamını gör...

kuzey afrika'da bulunan bir ülkedir.

ülkenin adı olan "libya", eski mısırlılar'ın nil'in batısında bulunan berberiler* için kullandıkları lebu sözcüğünden gelmektedir.

genel bilgiler
-başkent: trablus
-para birimi: libya dinarı
-diller: arapça ve berberice

tarihçesi
~italyan işgalinden kurtulması -10 şubat 1947-.
~birleşik krallık ve fransa'dan kurtulması -24 aralık 1951-.
~libya sosyalist halk cemahiriyesi*'nin yıkılması- 22 ağustos 2011-.
*libya sosyalist halk cemahiriyesi nedir?
muammer kaddafi (teroristleri desteklemiş ve savunmuştur. en uzun süre iktidarda kalmış libya önderidir. yanında kadın askerleri ile geziniyormuş.) tarafından 1977 yılında libya arap cumhuriyeti'nin yerine kurulmuş devlettir. 2011 yılında başlayan ve muammer kaddafi'nin ölümüyle sonuçlanan libya iç savaşı ile yıkılmış ve yerini libya cumhuriyeti almıştır.

(1.iç savaş -16 mayıs 2014 yılında başlayan 2. iç savaş hâlâ devam ediyor.-)

~iç savaşta kalan 25 bin türk vatandaşını kurtarmak için samsun'dan ve ankara'dan iki gemi gönderdik.
~fas ve cezayir 21. yüzyılda bağımsızlığını güçlendirmeye başlayan berberiler'i anayasal olarak tanıyan ilk ülkelerdir.
~libya, afrika'nın dördüncü ve dünyanın en büyük 16. ülkesidir.
~libya dünyanın en büyük 20. petrol rezervlerine sahip ülkedir.
~halkın yüzde 97'lik kesimi kendisini müslüman ve geriye kalan yüzdelik kısmı diğer inançlara bağlı olarak tanımlanmaktadır.

kültürü ve insanları
~libya'nın insanları oldukça sıcakkanlı ve arkadaş canlısı olarak bilinmektedir. eve misafir etmeye oldukça heveslidirler.
~libya'da gelenek ve göreneklere dikkat etmek önemlidir.
~bir erkeğin libya'da bir kadınla göz teması kurması, ona el sallaması veya gülümsemesi kabalık olarak görülmekte ve bu kadın için utanç vericidir.
~eşcinsellik yasadışı olarak görülmekte ve şeriat hukuku kapsamında eşcinsel bireyler idam edilebilmektedir.

tanınmış berberiler
tarık biz ziyad, endülüs'ü fetheden emevi komutan
yusuf bin taşfin, 1061-1106 yılları arasında murabıt hükümdarıdır.
ibn-i batuta, orta çağ'ın en büyük seyyahı
augustinus, 354-430 yılları arasında yaşamış olan ünlü hristiyan düşünür.
malika oufkir, 1953 doğumlu fas asıllı berberi yazar.

kaynak: defterim.
devamını gör...

her yıl ölüm gününde intihar notunu seyrettikten sonra beni derin düşüncelere ve hislere gark ettiren abimiz. bir adım daha atsaydı, atabilseydi bambaşka bir insan olacağından neredeyse eminim. iyi-kötü, rahmet-lanet yobazlığına düşmeden düşünmeliyiz, hepimiz biraz o videodaki kişiyiz.
devamını gör...

bir toplumu çökertmek,verimsiz kılmak, ekonomik ve ahlâkî darbe vurmak istiyorsanız, eroin denen zehri, gençlerine verin, alıştırın , o ülke çökmüş,verimsiz atıl durumda kalır.
aileler dağılır, yuvalar yıkılır ve maalesef son yıllarda ülkemizde uyuşturucu ,kullanımı çok çok fazla durumda , bu sadece eroin değil , diğer kimyasal uyuşturucular daha ucuz , daha kolay erişilebilir olduğu için , kullanma yaşı küçülüyor.
sevgili yazarlar , satanı , ticaretini yapanları görürseniz lütfen ısrar ile ihbar edin, unutmayın hepimizin çocukları var , kardeşi , kuzeni var allah kimseyi bu zehirin pençesine düşürmesin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim