ümitcan uygun'a çok tatlı diyen kızıl saçlı feminist kadın
biosunda yazdığına göre demokrat, liberal, özgürlük savunucusu, vegan, kedi annesi, kahve bağımlısı, aktivist, @pembe_ofke (o ne demekse) nickli kadındır. demek ki bunların hepsini birden olunca kafayı yiyorsunuz.
buradan
buradan
devamını gör...
yazarların duydukları enfes cümleler
geçen gün bir sosyal medya hesabında gördüğüm söz.
"insanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin küçücük yanlışını duvara asar."
"insanlar kendi işlediği kocaman günahları çuvala basar, senin küçücük yanlışını duvara asar."
devamını gör...
misafire mutlaka ikram edilen şeyler
çay içmeye fırsat olmayabilir ama; ilk girişte kolonya döndürüldüğü için o sekmez
devamını gör...
yazarların gitmek istediği şehirler
—new york
—roma
—londra
— cape town
en bilinen şehirler arasında olsalar da gerçekten mutlaka görmek istediğim yerler *
—roma
—londra
— cape town
en bilinen şehirler arasında olsalar da gerçekten mutlaka görmek istediğim yerler *
devamını gör...
her kafadan bir tanım
teslim ettim bakalım. şimdiden dinleyecek olanlara teşekkür ediyorum.
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
komik gözüküp değerler söz konusu olunca aniden fazlasıyla ciddi olmak.
gidip gelmek de diyebiliriz.
hangisi gerçek, onu allah bilir.
riyakarlık mı denge mi, onu da allah bilir.
gidip gelmek de diyebiliriz.
hangisi gerçek, onu allah bilir.
riyakarlık mı denge mi, onu da allah bilir.
devamını gör...
şiir seven
şiir nasıl sevilmez? duyguları en temiz haliyle anlatmaktır. kelimelerin ve cümlelerin dans etmesidir şiir..
"şiir, heyecanla aklın dengesini içerir. heyecan, duygusal düzeydeki izlenimleri yoğunlaştırırsa, akıl bilgi düzeyindeki verileri şiire katar.
-attila ilhan"
"şiir, heyecanla aklın dengesini içerir. heyecan, duygusal düzeydeki izlenimleri yoğunlaştırırsa, akıl bilgi düzeyindeki verileri şiire katar.
-attila ilhan"
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
bilim, sanat ve kültüre önem verilmemesi,
adalet, özgürlük ve en nihayetinde hukuk sisteminin düzgün çalışmaması diye uzar gider bu liste.
adalet, özgürlük ve en nihayetinde hukuk sisteminin düzgün çalışmaması diye uzar gider bu liste.
devamını gör...
mustafa kemal atatürk
dunyanin onunde saygiyla egildigi ender liderlerden.
devamını gör...
the gits
1986 yılında ohia'da kurulmuş, ne yazık ki 1993 yılında trajik nedenler dolayısıyla dağılmak zorunda kalmış punk rock ve grunge tarzlarını çok hoş bir şekilde icra etmiş ama pek değeri pek bilinememiş müzik grubu.

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways

grubun üyeleri ilk olarak antioch college'de bir araya gelip müzik yapmak istediklerini belirterek bunu yapmaya koyuldular. ilk kadro kısmında joe spleen, matt dresdner ve steve moriarty var idi ama çok belirgin bir vokal sıkıntısı çekiliyordu. joe spleen, insanların "sessiz, sakin, tuhaf kız..." olarak tanımladıkları bir kadını grubun provalarından birine alma fikrini öne sürünce başlarda saçma bulunsa da, bu tuhaf kadın olan mia zapata, daha ilk provada grubun vokal kısmını kaptı.
grubun bulundukları yerde bir şeyler yapamıyor oluşu ve seattle'da patlayan grunge akımı neticesiyle, seattle'a taşınma kararı alan grup, iki senelik bir çalışma ardından ilk albümleri frenching the bully'yi yayınladılar. beklediklerinden çok daha az ilgi görmeleri yüzünden yüzünden joe spleen ve matt dresdner onlarca kez grubu dağıtmak istemelerine rağmen karşılarında, onlara pozitif duygular aşılayan mia zapata'nın "inanıyorum, çok hoş şeyler yapacağız!" sözleri ve çabalamasıyla grup stüdyoya girmek için içerik üretmeye devam etti
grubun vokali mia zapata, ikinci albüm olarak düşündükleri enter: the conquering chicken için varını yoğunu ortaya koyuyordu. grubun diğer üyeleri olan spleen, dresdner ve moriarty'yi bıktırma derecesine gelecek kadar albüm ile uğraşıyor, farklı fikirler ortaya atıyor ve bazı şarkıları tekrar gözden geçiriyordu. mia kararını vermişti, enter: the conquering chicken yapabilecekleri en iyi şey olacaktı.
albümün büyük kısmı mart 1993'te tamamlandı ve bir yıl sonrası için çıkması planlanan albümün albüm kapağı, şarkıların tekrar gözden geçirilmesi veyahut eklenip çıkartılacak şarkı kısımları üzerine düşünülmeye başlandı. temmuz 1993'e gelindiği zaman, mia albüm için oldukça umutlu olduğu bir zaman diliminde, 7 temmuz 1993'da saat 02:00 civarında kuzenine gitmek için evinden çıkmış ve yaklaşık 03:30'da bir parkta öldürülmüş olarak bulundu... olay sadece bununla sınırlı değildi dövülmüş ve tecavüze uğramıştı.
bu olay, gits'i tamamen bitirmeye yetti, dahası da sadece gits'ibitirmemiş, bir anda grunge'a ilgi duyan seattle camiasını da ayağa kaldırmış, bu kadını kimin öldürdüğünü bulmak için grunge fanları yetmiş bin dolar toplayıp yüzlerce özel dedektif tutmuşlardı.
mia'nın ölümünden bir yıl kadar sonra, tam da mia'nın önerdiği tarihte albüm çıktı ve bekledikleri ilgiden çok daha fazlasını gördü; ama ne yazık ki bu kısmı mia göremedi ya, en çok da canım buna yanıyor.
gits dağıldıktan sonra bazı plak şirketleri, gits'in yayınlanmamış şarkılarını da ekleyerek toplama albümler çıkardılar, kings & queens,, seafish louisville , best of the gits bunlardan bazıları.
şimdi en hoşuma giden gits şarkısıyla sizleri uğurluyorum.
it all dies anyways
devamını gör...
tarihte bugün
1876 - alexander graham bell, telefonun patentini aldı.
1979 - abd uzay aracı voyager 1, jüpiter ve uranüs'ün satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. voyager 1, jüpiter'in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
1979 - abd uzay aracı voyager 1, jüpiter ve uranüs'ün satürn gibi halkalara sahip olduğunu keşfetti. voyager 1, jüpiter'in halkalı resimlerini dünyaya gönderdi.
devamını gör...
jack london
amerikalı gazeteci ve yazar.
eleştirdiği konuları olağanüstü hayal gücü ve mükemmel tasvirlerle bezeli şekilde anlatır. sanırım kafamdaki jack london tanımı tam olarak bu.
yıldız gezgini'nde hapishanedeki koşulları ve mahkumların maruz kaldığı işkenceleri anlatırken okuyucuyu bambaşka yerlere götürür. martin eden'da toplumdaki sınıflaşmadan ve bunun getirdiği yozlaşmadan bahsederken bir yandan da tertemiz bir aşkı anlatır. beyaz diş ve vahşetin çağrısı gibi kitaplarında hayvanlar, özellikle köpekler ve vahşi doğa hakkında epey bilgili olduğu görülebilir.
romanlarının yanı sıra biyografi, toplumsal eleştiri, fantastik türde hikaye derlemeleri de vardır.
1916'da henüz 40 yaşındayken hayatını kaybetmiştir. ölümü hakkında çeşitli söylentiler olsa da -bir okuyucusu olarak bana- intihar fikri daha mümkün gibi görünüyor.
overland monthly'de yazdığı öyküler, sonradan atlantic monthly adlı başka bir dergi tarafından keşfedilmesini sağlamış, aldığı telif ücreti 120 dolara çıkmış, jack london'un yayınevlerinin menziline girmesi de bu şekilde olmuş. üç kuruşluk telif ücretini beğenmezlik etmeyip dokuz ay boyunca düzenli bir biçimde o dergiye yazmaya devam etmesi, dünya çapında bilinir bir yazar haline gelmesini sağladığı için çok takdir edilesi bir hareket olmuş bence. *
overland monthly'de yazdığı öykülerin bir araya getirildiği bir kitap da var: the son of the wolf. türkçeye kurt dölü ve kurdun oğlu adlarıyla çevrilmiş, tüm bu entry, cem yayınları tarafından basılan bir edisyonun sunusundan gelmekte.
eleştirdiği konuları olağanüstü hayal gücü ve mükemmel tasvirlerle bezeli şekilde anlatır. sanırım kafamdaki jack london tanımı tam olarak bu.
yıldız gezgini'nde hapishanedeki koşulları ve mahkumların maruz kaldığı işkenceleri anlatırken okuyucuyu bambaşka yerlere götürür. martin eden'da toplumdaki sınıflaşmadan ve bunun getirdiği yozlaşmadan bahsederken bir yandan da tertemiz bir aşkı anlatır. beyaz diş ve vahşetin çağrısı gibi kitaplarında hayvanlar, özellikle köpekler ve vahşi doğa hakkında epey bilgili olduğu görülebilir.
romanlarının yanı sıra biyografi, toplumsal eleştiri, fantastik türde hikaye derlemeleri de vardır.
1916'da henüz 40 yaşındayken hayatını kaybetmiştir. ölümü hakkında çeşitli söylentiler olsa da -bir okuyucusu olarak bana- intihar fikri daha mümkün gibi görünüyor.
overland monthly'de yazdığı öyküler, sonradan atlantic monthly adlı başka bir dergi tarafından keşfedilmesini sağlamış, aldığı telif ücreti 120 dolara çıkmış, jack london'un yayınevlerinin menziline girmesi de bu şekilde olmuş. üç kuruşluk telif ücretini beğenmezlik etmeyip dokuz ay boyunca düzenli bir biçimde o dergiye yazmaya devam etmesi, dünya çapında bilinir bir yazar haline gelmesini sağladığı için çok takdir edilesi bir hareket olmuş bence. *
overland monthly'de yazdığı öykülerin bir araya getirildiği bir kitap da var: the son of the wolf. türkçeye kurt dölü ve kurdun oğlu adlarıyla çevrilmiş, tüm bu entry, cem yayınları tarafından basılan bir edisyonun sunusundan gelmekte.
devamını gör...
lenovo
yoga serisini çok beğendiğim laptop ve telefon markası. thinkpad serileri de gayet güzel ama yoga serilerinin tasarımlarını çok seviyorum.
devamını gör...
cartoon network
bir zamanlar severek izledigimiz ed edd ve eddy, flapjack, adventure time, surekli dizi, samurai jack, johnny bravo, camp lazlo gibi cizgiflimleri bünyesinde barındıran, artık kendisinin minika go, trt çocuk gibi kanallardan farkı olmayan kanal.
ayrıca, cartoonito kuşağı denilen çizgifilm kuşağında 12 yaş altına hitap etmektedir. 2000'ler çizgifilmleri her kesime hitap eden çizgifilmlerken -ki gumball, regular show'da esprilerin 12 yaş altının kavraması mümkün değil-
şu sıralar yayın akışını resmen rating uğruna yapılan saçmalıkları doldurmuş.
geceleri off air kuşağı var, en azından orda eskileri izleyebiliyoruz- diyordum ki saçma sapan sansürlerle izlenmez hale getirmişler, sahneleri kesip kesip sansürlemişler, 2 yaşındaki çocuğun izleyebileceği hale getirmişler.
ulan "ölüm" kelimesinden tut, "erkek arkadaş" kelimesine kadar sansürlüyorlar. (bkz: rtük)
beni en çok üzen şey, kas adamın annem şakalarının sansürlenmesi :(
bak yine sinirlerim bozuldu.
ayrıca, cartoonito kuşağı denilen çizgifilm kuşağında 12 yaş altına hitap etmektedir. 2000'ler çizgifilmleri her kesime hitap eden çizgifilmlerken -ki gumball, regular show'da esprilerin 12 yaş altının kavraması mümkün değil-
şu sıralar yayın akışını resmen rating uğruna yapılan saçmalıkları doldurmuş.
geceleri off air kuşağı var, en azından orda eskileri izleyebiliyoruz- diyordum ki saçma sapan sansürlerle izlenmez hale getirmişler, sahneleri kesip kesip sansürlemişler, 2 yaşındaki çocuğun izleyebileceği hale getirmişler.
ulan "ölüm" kelimesinden tut, "erkek arkadaş" kelimesine kadar sansürlüyorlar. (bkz: rtük)
beni en çok üzen şey, kas adamın annem şakalarının sansürlenmesi :(
bak yine sinirlerim bozuldu.
devamını gör...
babalar günü
benimle hiç vakit geçirmemiş, beni yıllar önce bırakıp gitmiş bir babam varken benim için önemi olmayan gündür.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
köylünün fendi
şehirli jileti yendi
çıkamam sehpaya
tartmaz o beni be ya?
şehirli jileti yendi
çıkamam sehpaya
tartmaz o beni be ya?
devamını gör...
kitap okuduğunu gözümüze sokan tipler
metroda müziğin sesine sonuna kadar abanmış yüzüklerin efendisi'ni okuyan metalci çocuk, bak bu başlık sana.
devamını gör...
johnny depp vs leonardo di caprio
iki ismi karşılaştırmaya nasıl karar verdiniz? dediğim başlık...

tse1.mm.bing.net/th?id=OGC....
harbi ne alaka yaa?..

tse1.mm.bing.net/th?id=OGC....
harbi ne alaka yaa?..
devamını gör...
türk sanat müziği
ilkokulda olduğum sıra, kendi aramızda şarkı yarışması yaparken, söylediğimiz şarkıların türü.
çok popülerdi o zaman. *
mesela bir ilkbahar sabahı.
çok popülerdi o zaman. *
mesela bir ilkbahar sabahı.
devamını gör...
trump'ın kendi sosyal ağını kurarak sosyal medyaya dönmesi
devamını gör...