kendimizi hafiflemiş hissetmemizi sağlayan şeyler
kafa açan arkadaşlarım var benim* çok şükür ki varlar onlarla konuşmak, dertleşmek, beni anladıklarını görmek. yalnız olmadığımı bilmek.*
devamını gör...
once upon a time
sürükleyici bulduğum dizi, olayların çok iyi kurgulanıp nerdeyse hiç hata vermeden sunabilmeyi başarabilmiş dizidir. özellikle dizi regina'nın ruhsal durumunu o kadar net bir şekilde vermiş ki bazen kendimi onun yerine koyarak ona hak veriyordum. özellikle emma, regina ve mr.gold karakterlerinin çok iyi olduklarını söylemek istiyorum. peter pan karakterinden beni soğutmuş dizi, bizim bildiğimiz masum peter pan karakterini tam bir canavar gibi sunmuşlar. sadede gelecek olursak dizinin genel anlamda iyi olduğunu ve izlenilmesi gerekenler arasında olması gerektiğini söyleyebilirim.
devamını gör...
9 aralık 2020 türkiye'nin covid-19 nedeniyle tunus'a 5 milyon dolar vermesi
09 aralık 2020'de yayınlanan sayın cumhurbaşkanı imzalı karar.
verin efendim. biz bizede yeteriz menfatimiz bağlantımız olan diğer ülkelere de ...
nüfusun %47'sinin asgari ücretle yani açlık sınırı altında yaşayan bir ülkede yaşanbilecek güzellikler.
hatta bir mesaj kampanyası daha düzenleyin başka ülke vatandaşlarına destek olalım.
ne de olsa dağ havası almak hobimiz.
verin efendim. biz bizede yeteriz menfatimiz bağlantımız olan diğer ülkelere de ...
nüfusun %47'sinin asgari ücretle yani açlık sınırı altında yaşayan bir ülkede yaşanbilecek güzellikler.
hatta bir mesaj kampanyası daha düzenleyin başka ülke vatandaşlarına destek olalım.
ne de olsa dağ havası almak hobimiz.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
umarım burası da bu ve benzeri başlıklarla kirlenmez. "güzel" kadın, "çirkin" kadın, bilmem ne yapan "tip". insanları yarıştıran, ayrıştıran, bir gruba sokan yada oradan uzaklaştıran, onlarla dalga geçen hatta linç eden başlıklar. bunun için bir sözlük var zaten. "eski"sozluk bunlarla dolu. yeni sozluk olarak daha duyarlı oluruz umarım.
devamını gör...
deri mini etek
dedem giysin dedemi harcarım .
devamını gör...
sözlük mağazası
an itibariyle 196 adet rozet/özellik aktivasyonu yapılmış ve toplamda 173.500 karma puanı kullanılmıştır.
devamını gör...
psikoloğa gitmek
bizim neslin çocukluğunun efsane dizisi "çocuklar duymasin"dan haluk repliği geldi aklıma başlığı görünce.
"senin yine psikoloğun gelmiş paraları saç da rahatla."
"senin yine psikoloğun gelmiş paraları saç da rahatla."
devamını gör...
kitap alıntıları
"her şeye rağmen, mutluluktan ölünebiliyorsa, o zaman kesinlikle bu şekilde öleceğim.ayrıca,ölüm döşeğindeki birisi, mutluluk sayesinde hayata tutunabiliyorsa o zaman ben de hayatta kalacağım..."
milena'ya mektuplar - franz kafka
milena'ya mektuplar - franz kafka
devamını gör...
evernevergreen
gerek kitap/film konusunda, gerekse gundeme dair onemli olaylar hakkinda yazdiklariyla * dikkatimi ceken, uslubuyla kendini okutturan degerli yazar.
* * *
* * *
devamını gör...
hoşça kal
bir veda sözüdür.
sözcüklerle aram hep iyi olmuştur. belki susam sokağı izlediğim yıllardan beri bu böyle. okumak benim için insan ırkının en büyük ve en görkemli icadıdır.
bu görkemin gölgesinde göz gözü görmez bir halde dolanırken bazı sözcüklerin diğerlerinden daha farklı duygular yaşattığını fark ettim bana.
sanırım bana söylendiğinde en olumsuz etkilendiğim sözlerden biri hoşça kal. evet, güzel bir veda sözü ama geri dönüşü yokmuş gibi geliyor her zaman.
birinden bu sözü duyunca son kez benimle konuşmuş, onu son kez görmüş, bu her neyse o sonmuş gibi hissediyorum. devamı olmayan bir söz sanki. burada her şey bitti demek. sen kendine hoşça bak, ben artık yokum demek gibi.
bir de hoş değil de hoşça kal. sanki o kadar da hoş olmana gerek yok, ben gidince. biraz hoş kalsan yeter demek gibi. içinde hem yersiz merhamet hem de sadist bir acı çektirme isteği varmış gibi.
çok uzattım yine. özetle; bana hoşça kal demeyin ama siz hoşça bakın zatınıza.
sözcüklerle aram hep iyi olmuştur. belki susam sokağı izlediğim yıllardan beri bu böyle. okumak benim için insan ırkının en büyük ve en görkemli icadıdır.
bu görkemin gölgesinde göz gözü görmez bir halde dolanırken bazı sözcüklerin diğerlerinden daha farklı duygular yaşattığını fark ettim bana.
sanırım bana söylendiğinde en olumsuz etkilendiğim sözlerden biri hoşça kal. evet, güzel bir veda sözü ama geri dönüşü yokmuş gibi geliyor her zaman.
birinden bu sözü duyunca son kez benimle konuşmuş, onu son kez görmüş, bu her neyse o sonmuş gibi hissediyorum. devamı olmayan bir söz sanki. burada her şey bitti demek. sen kendine hoşça bak, ben artık yokum demek gibi.
bir de hoş değil de hoşça kal. sanki o kadar da hoş olmana gerek yok, ben gidince. biraz hoş kalsan yeter demek gibi. içinde hem yersiz merhamet hem de sadist bir acı çektirme isteği varmış gibi.
çok uzattım yine. özetle; bana hoşça kal demeyin ama siz hoşça bakın zatınıza.
devamını gör...
yüzbaşı jack
gerçek adı kintpuash'dı. california'nın kuzeyi, oregon'un güneyinde yaşayan küçük bir kızılderili kabilesi olan modoc'ların reisinin oğluydu. babası gittikçe çoğalan beyazlarla çarpışıyor ve onlardan uzak durmalarını istiyordu. fakat oğlu beyazların elbiselerini, evlerini, at arabalarını, yaşam tarzlarını seviyordu.
babası ölünce reis oldu ve beyazlara gidip çarpışmaya gerek olmadığını, onlar gibi yaşamak istediklerini söyledi. beyazlar, bizimle yaşayamazsınız, en iyisinin bir rezervasyona gitmeleri olduğunu söylediler. klamath kabilesinin rezervasyonuna gönderildiler ama oradakiler o kadar kötü davrandı ve gelen yiyecek sadece onlara verilip bunlar aç kalınca, eski topraklarına geri döndüler. a.b.d ordusu kamplarına gelip rezervasyona dönmelerini istedi. modoc'lar orada kendilerine yiyecek verilmediğini, dönmek istemediklerini söylediler ama mecburdular. silahları teslim ederken ortalık karıştı ve birkaç asker öldürüldü. kızılderililer hemen diğer kampa kaçtılar. kintpuash'ın yanına gittiler ve olanları anlattılar. reis adamlarına çatıştıkları için kızgındı, savaşmak istemiyordu, zaten küçük bir kabileydiler ve 50 savaşçıları belki vardı ama kendi halkınıda idam etmeleri için beyazlara veremezdi. bütün savaşçılar toplantı yaptı ve kintpuash ve birkaç kişi hariç, askerleri vuranlar başta olmak üzere, savaş kararı çıktı. artık modoc savaşı başlamıştı. lav yatakları olan kayalık bölgeye saklandılar ama bir zaman sonra etrafları a.b.d askerleri ile doldu. a.b.d ordusu önce toplarla vuruyor, saldırıyor ama ölenler, yaralananlar olsada, kayalık alandaki savaşçılar onları kolayca vuruyorlardı. ne kızılderililer kaçabiliyor, ne beyazlar onları yok edebiliyordu. bu yüzden beyazlar görüşme istediler ama birkaç kere toplantı olsada, birileri idam edileceği için sonuç çıkmadı. belki komutanlarını vurursak, ordu dağılır ve kaçabiliriz diyerek, toplantıya gelen general canby'i kintpuash öldürdü. gerçekten kaçtılar ama her yer a.b.d askeri doluydu zamanla yaşlılar, çocuklar, kadınlar ve savaşçılar vuruldu yada yakalandılar. artık sadece etrafa dağılmış aç, perişan birkaç savaşçı kalmıştı ve sürekli yer değiştiriyorlardı. reis kintpuash'ın beyazlara vermediği, askerleri öldüren dört kişi, askerlere haber gönderdiler ve eğer affedilirlerse, reisi sağ yada ölü getireceklerini söylediler. askerler bunu kabul etti ve eski savaşçıları, askerleri reisin saklanabileceği yerlere götürdüler. sonunda bir yerde reis ve üç savaşçısını yakaladılar. kintpuash devamlı savaş isteyen, askerleri öldüren eski savaşçılarını, askerlerin yanında görünce şaşırdı. artık onlar için herşey bitmişti, 1873 yılında kintpuash ve üç adamı asıldılar.
babası ölünce reis oldu ve beyazlara gidip çarpışmaya gerek olmadığını, onlar gibi yaşamak istediklerini söyledi. beyazlar, bizimle yaşayamazsınız, en iyisinin bir rezervasyona gitmeleri olduğunu söylediler. klamath kabilesinin rezervasyonuna gönderildiler ama oradakiler o kadar kötü davrandı ve gelen yiyecek sadece onlara verilip bunlar aç kalınca, eski topraklarına geri döndüler. a.b.d ordusu kamplarına gelip rezervasyona dönmelerini istedi. modoc'lar orada kendilerine yiyecek verilmediğini, dönmek istemediklerini söylediler ama mecburdular. silahları teslim ederken ortalık karıştı ve birkaç asker öldürüldü. kızılderililer hemen diğer kampa kaçtılar. kintpuash'ın yanına gittiler ve olanları anlattılar. reis adamlarına çatıştıkları için kızgındı, savaşmak istemiyordu, zaten küçük bir kabileydiler ve 50 savaşçıları belki vardı ama kendi halkınıda idam etmeleri için beyazlara veremezdi. bütün savaşçılar toplantı yaptı ve kintpuash ve birkaç kişi hariç, askerleri vuranlar başta olmak üzere, savaş kararı çıktı. artık modoc savaşı başlamıştı. lav yatakları olan kayalık bölgeye saklandılar ama bir zaman sonra etrafları a.b.d askerleri ile doldu. a.b.d ordusu önce toplarla vuruyor, saldırıyor ama ölenler, yaralananlar olsada, kayalık alandaki savaşçılar onları kolayca vuruyorlardı. ne kızılderililer kaçabiliyor, ne beyazlar onları yok edebiliyordu. bu yüzden beyazlar görüşme istediler ama birkaç kere toplantı olsada, birileri idam edileceği için sonuç çıkmadı. belki komutanlarını vurursak, ordu dağılır ve kaçabiliriz diyerek, toplantıya gelen general canby'i kintpuash öldürdü. gerçekten kaçtılar ama her yer a.b.d askeri doluydu zamanla yaşlılar, çocuklar, kadınlar ve savaşçılar vuruldu yada yakalandılar. artık sadece etrafa dağılmış aç, perişan birkaç savaşçı kalmıştı ve sürekli yer değiştiriyorlardı. reis kintpuash'ın beyazlara vermediği, askerleri öldüren dört kişi, askerlere haber gönderdiler ve eğer affedilirlerse, reisi sağ yada ölü getireceklerini söylediler. askerler bunu kabul etti ve eski savaşçıları, askerleri reisin saklanabileceği yerlere götürdüler. sonunda bir yerde reis ve üç savaşçısını yakaladılar. kintpuash devamlı savaş isteyen, askerleri öldüren eski savaşçılarını, askerlerin yanında görünce şaşırdı. artık onlar için herşey bitmişti, 1873 yılında kintpuash ve üç adamı asıldılar.
devamını gör...
tuttu fırlattı
devamını gör...
aydınlanma felsefesi
17. ve 18. yüzyılda benimsenmeye başlanmış düşünce sistemi.
bilime, doğaya, insanın aklına, insanın mutluluğuna karşı olan her düşünceye karşı olan bu felsefe ön yargıları yıkmak istemiştir. rönesans ve reform hareketlerine dayanır.
akla duyulan güvenin artmasıyla her türlü dogmaya, baskıcı otoriteye karşı gelinmiştir.
bilime, doğaya, insanın aklına, insanın mutluluğuna karşı olan her düşünceye karşı olan bu felsefe ön yargıları yıkmak istemiştir. rönesans ve reform hareketlerine dayanır.
akla duyulan güvenin artmasıyla her türlü dogmaya, baskıcı otoriteye karşı gelinmiştir.
devamını gör...
the monster
stephan crane tarafından yazılan ve okurken insanı duygudan duyguya savuran öyküdür.
2021 yılındayız. yani üçüncü bin yılın içindeyiz. yani 21 yüzyıl geride kaldı milattan sonra. uzaya araba yolluyoruz, içinde stevie wonder şarkıları çalan. elimizde üstün zekalı makinelerle dolaşıp istediğimiz insana ulaşıyoruz, istediğimiz bilgiyi elde ediyoruz. 3d yazıcılarla organlar üretmeye, onlarca onulmaz hastalığı tarihe gömmeye başladık. birkaç saat içinde ülke değiştiriyoruz, uçuyoruz resmen. çok şey öğrendik dünya hakkında, yığınla bilgi depoladık.
25 mayıs 2020 tarihinde george floyd bir insan müsveddesi tarafından boğazına basılarak katledildi. dünya ayağa kalktı, ya da kalkarmış gibi yaptı. tartışmamız gereken şeyler vardı ve uğruna savaşmamız gereken. george için bir şeyler yapmalıydık. elbette “ black lives matter” ama yeterli değil.
george floyd afro-amerikalı olduğu için öldürüldü. bu kesin ve iğrenç bir gerçek. ten rengi yüzünden öldürülen bir adam nefret uyandırmalı ama şu da aklımızda olsun ki beyaz bir adam da polis şiddeti sonucu ölebilir. ve bu da aynı derecede iğrençtir. ırkçılığa karşı dururken polis devletlerine de karşı çıkmalıyız.
velhasılı çok modern bir çağdayız, öyle olduğunu sanıyoruz. ve george öldürülüyor. soluğunuz kesilmiyor mu bu vahşetle. canavar 122 yıl önce yazılmış bir kitap küçük bir çocuğu yangından kurtarmak için kendi yüzüne feda eden bir afro-amerikalı kölenin hikayesi. ne kadar benzer şeyler göreceğinize şaşıracaksınız.
bu kitabı okuyun ve ırkçılık karşısında ses çıkarın çünkü “ ı can’t breathe.”
2021 yılındayız. yani üçüncü bin yılın içindeyiz. yani 21 yüzyıl geride kaldı milattan sonra. uzaya araba yolluyoruz, içinde stevie wonder şarkıları çalan. elimizde üstün zekalı makinelerle dolaşıp istediğimiz insana ulaşıyoruz, istediğimiz bilgiyi elde ediyoruz. 3d yazıcılarla organlar üretmeye, onlarca onulmaz hastalığı tarihe gömmeye başladık. birkaç saat içinde ülke değiştiriyoruz, uçuyoruz resmen. çok şey öğrendik dünya hakkında, yığınla bilgi depoladık.
25 mayıs 2020 tarihinde george floyd bir insan müsveddesi tarafından boğazına basılarak katledildi. dünya ayağa kalktı, ya da kalkarmış gibi yaptı. tartışmamız gereken şeyler vardı ve uğruna savaşmamız gereken. george için bir şeyler yapmalıydık. elbette “ black lives matter” ama yeterli değil.
george floyd afro-amerikalı olduğu için öldürüldü. bu kesin ve iğrenç bir gerçek. ten rengi yüzünden öldürülen bir adam nefret uyandırmalı ama şu da aklımızda olsun ki beyaz bir adam da polis şiddeti sonucu ölebilir. ve bu da aynı derecede iğrençtir. ırkçılığa karşı dururken polis devletlerine de karşı çıkmalıyız.
velhasılı çok modern bir çağdayız, öyle olduğunu sanıyoruz. ve george öldürülüyor. soluğunuz kesilmiyor mu bu vahşetle. canavar 122 yıl önce yazılmış bir kitap küçük bir çocuğu yangından kurtarmak için kendi yüzüne feda eden bir afro-amerikalı kölenin hikayesi. ne kadar benzer şeyler göreceğinize şaşıracaksınız.
bu kitabı okuyun ve ırkçılık karşısında ses çıkarın çünkü “ ı can’t breathe.”
devamını gör...
evlenmek istemediği için yakılan çocuk
medeniyetin beşiği canım ülkemde bir gün geçmiyor ki çocuk, kadın, erkek, hayvan, dağ, taş, bayır, çayır zulme uğramasın.
urfa'da ikamet eden ahmet mohammad dwla'nın evlendirmek istediği 13 yaşındaki çocuğu babasının talebini reddettiği gerekçesi ile babası tarafından ateşe veriliyor ve komşular çocuğun sesini duymasın diye yüksek sesle müzik açıyor. amara'nın öldüğünü düşünen babası kardeşi ile evden kaçıyor.
cenazesini almaya kimsenin gitmediği amara ise kimsesizler mezarlığına defnediliyor...
akıllara özgecan aslan'ın tabutunu sırtlayan kadınları getirmiştir. dilerim cehennem sizler için vardır.
kaynak için; buradan
urfa'da ikamet eden ahmet mohammad dwla'nın evlendirmek istediği 13 yaşındaki çocuğu babasının talebini reddettiği gerekçesi ile babası tarafından ateşe veriliyor ve komşular çocuğun sesini duymasın diye yüksek sesle müzik açıyor. amara'nın öldüğünü düşünen babası kardeşi ile evden kaçıyor.
cenazesini almaya kimsenin gitmediği amara ise kimsesizler mezarlığına defnediliyor...
akıllara özgecan aslan'ın tabutunu sırtlayan kadınları getirmiştir. dilerim cehennem sizler için vardır.

kaynak için; buradan
devamını gör...




