kariyer merdiveni
ahmet haşim'in
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden' dizesini benimsediğimi zannederken; bu videodaki hanımefendi gibi yanlış çıkıyormuşum merdivenlerden.
ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden' dizesini benimsediğimi zannederken; bu videodaki hanımefendi gibi yanlış çıkıyormuşum merdivenlerden.
devamını gör...
yazarların en çok özlemini duyduğu şey
sarılmak.
devamını gör...
merkezi ikna yolu
ing: central route to persuasion.
merkezi ikna yolu mantığa dayalıdır ve insanları bir şeye ikna etmek için gerçekleri ve verileri kullanır.
var olan tutumu değiştirmeye ikna olmak için insanlar konuyla ilgili açıklama, görüş ve mesajları dikkatlice dinlemeli ve bunun üzerinde iyice düşünmelidir. yani konuyla ilgilenen insanlar tartışmalara odaklandığında ve olumlu düşüncelerle yanıt verdiğinde merkezi yol meydana gelir. tabii ki merkezi yolun tutumları değiştirmesi yani insanları ikna edebilmesi için argümanların güçlü ve başarılı olması gerekir. kişi bu yollarla ikna edildiğinde merkezi yol başarılı olmuş demektir.
fakat ikna etmeye çalışının dikkat etmesi gereken bir durum vardır: kitle. örneğin, bir ürünü almak için en çok hangi kitle reklamdan etkilenir?
bir ayakkabı reklamında iddiaları destekleyen 3 bağımsız çalışmadan elde edilen laboratuvar bulgularını sunmak ve izleyicilerin bunun hakkında düşünmesi, ayrıntılı incelemesi ve buna göre ikna olup ayakkabıyı satın alması merkezi ikna yolunun bir örneğidir.
merkezi ikna yolu, çevresel ikna yoluna kıyasla daha uzun ömürlü ve davranışı etkileme olasılığı (ikna etme yolu) daha yüksektir.
merkezi ikna yolu mantığa dayalıdır ve insanları bir şeye ikna etmek için gerçekleri ve verileri kullanır.
var olan tutumu değiştirmeye ikna olmak için insanlar konuyla ilgili açıklama, görüş ve mesajları dikkatlice dinlemeli ve bunun üzerinde iyice düşünmelidir. yani konuyla ilgilenen insanlar tartışmalara odaklandığında ve olumlu düşüncelerle yanıt verdiğinde merkezi yol meydana gelir. tabii ki merkezi yolun tutumları değiştirmesi yani insanları ikna edebilmesi için argümanların güçlü ve başarılı olması gerekir. kişi bu yollarla ikna edildiğinde merkezi yol başarılı olmuş demektir.
fakat ikna etmeye çalışının dikkat etmesi gereken bir durum vardır: kitle. örneğin, bir ürünü almak için en çok hangi kitle reklamdan etkilenir?
bir ayakkabı reklamında iddiaları destekleyen 3 bağımsız çalışmadan elde edilen laboratuvar bulgularını sunmak ve izleyicilerin bunun hakkında düşünmesi, ayrıntılı incelemesi ve buna göre ikna olup ayakkabıyı satın alması merkezi ikna yolunun bir örneğidir.
merkezi ikna yolu, çevresel ikna yoluna kıyasla daha uzun ömürlü ve davranışı etkileme olasılığı (ikna etme yolu) daha yüksektir.
devamını gör...
salatalık turşusu
zalimliktir.
sizi tuzlu, asitli suyun içinde günlerce bekletip yeseler hoş olur mu?
sizi tuzlu, asitli suyun içinde günlerce bekletip yeseler hoş olur mu?
devamını gör...
geceye latince bir söz bırak
vita brevis, ars longa.
sanat uzun, hayat kısa.
sanat uzun, hayat kısa.
devamını gör...
düşün ki yoldaş benjamin franklin bunu okuyor
herkes istemek yoldaştan bir şey, ama kimse sormamak yoldaş nasıl. naber yoldaş?
devamını gör...
normal sözlük'ün entel kaynaması
afedersiniz, en yakın halaya nerden gidebilirim? ben halayımın peşindeyim.
devamını gör...
biz çocukken
herşey daha masum ve gerçekti.
devamını gör...
anın fotoğrafı
çocuklar ders çalışıyor cokcok'la ben kontrol ediyoruz.

cokcok pek memnun değil gidişattan. 'zekiler ama çalışmıyorlar, daha çok konu çalışın sonra teste yoğunlaşın' dedi.
yıldız tozu pek memnun olmadı ama yapacak eli mahkum, öğretmen ne derse o.

cokcok pek memnun değil gidişattan. 'zekiler ama çalışmıyorlar, daha çok konu çalışın sonra teste yoğunlaşın' dedi.
yıldız tozu pek memnun olmadı ama yapacak eli mahkum, öğretmen ne derse o.
devamını gör...
sözlük yazarlarının eğitim düzeyi
anaokulu terk.
devamını gör...
sarılmaya ihtiyaç duymak
sarıldığımız sayılı kişi vardı zaten
onu da korona aldı elimizden...
seni gidi zalım dünya*
onu da korona aldı elimizden...
seni gidi zalım dünya*
devamını gör...
beğenenin nicki görünmesin kampanyası
olsa da olur olmasa da olur dediğim kampanya. birçok kişi gibi ben de sadece beğendiğim tanımları oyluyorum. o yüzden bana kimin neden oy verdiğiyle ilgilenmiyorum. bana, senin deyiminle "meriçlik için oy veren" varsa, az ötede oynasın *
yalnız sevgili ermo; itibari ile değil itibarı ile... eccük dikkat edelim böyle şeylere, değil mi ama?
yalnız sevgili ermo; itibari ile değil itibarı ile... eccük dikkat edelim böyle şeylere, değil mi ama?
devamını gör...
kumru telaşı
dur bir bakayım ne yazmışlar sözlükte deyip altında hiçbir şey göremeyince şaşırdığım başlıktır. insana ait olan duyguları daha doğrusu anlatmak isteyip de anlatamadığımız şeyleri öyle güzel anlatır ki "insan nasıl bu kadar aynı hissedilebilir" derken bulursunuz kendinizi. buraya hoşuma giden birkaç cümlesini de yazayım. belki birilerinin ilgisini çeker kendine iyi gelecek bir şeyler bulur. ayrıca twitter linkini de buraya bırakıyorum.
sen bu yokuşu beni hiç yormadan bana nasıl çıkardın.
şaşkınlıkla aşk birleşince tersten dehşet olurmuş. dehşet mutlu dehşet huzurlu dehşet kavranmışım. ilk kez kavrandığımı hissediyorum.
ilk kez dışarda bir parçamın kalmadığını. ilk kez olduğum gibi hissediyorum.
bir ömrü tek bir şekilde geçirmenin korkunçluğu yerini yaygın huzura bıraktı. gözlerimi kocaman açarak ve gülümseyerek olan biteni izliyorum.
senin ellerin her şeyi nasıl iyi etti. bunu izliyorum.
ilk kez zorlayan ama zorlamayan sonu ve güzelliği olan bir özlemin kuşatması altındayım.
kendimi senden olan her şeye bırakmış olarak buna da bırakıyorum. iyi ki bırakıyorum.
kaç kez iyi ki demem gerek bilmiyorum ama karşına aldığın şeylere ve seni bana getiren cesaretine borçlu gibi minnetle, anne gibi şefkatle, aslında bi kumru gibi sadece bakıyorum.
teşekkür etmiyorum çünkü sana teşekkür edilmez sana bakılır.
***
gözlerim görmez kulaklarım duymaz ağzım laf yapmaz iken nerden hak ettim seni.
bazı şeyleri birden hak ediyosunuz.
dünya kadar eksiğim vardır sen onları görmezsin ellerimi görürsün oldurmaya çalışıyolardır, sana yeterdir olmasa da olurdur.
onu unutursun bunu unutursun en önemli her şeyi unutmaman gerekken bazen unutursun ama insansındır kavgan vardır.
kavganı ve beni kavgana dahil ettiğini unutmazsın.
çiçeklerin arasından geçerken çiçekleri görürsün, benim gördüğümü bilirsin.
kışı bilirsin baharı bilirsin geçeceğini bilirsin.
"ellerimi tutuşunla bitecek tüm dertlerim" hayır bitmeyeceğini bilirsin ama tutarsın.
sonra inanır mısın bilmem ama biter.
inanırsın biliyorum çünkü sen inanmanın en saf halisin.
elimden alınan şeyleri avcuma bırakırsın, ne güzel bıraktın diyim diye değil sadece bırakırsın.
sana teşekkür etmiyorum bunlar için kavgana omuz veriyorum omzum senin olabilir.
omzumla aklına gelen gelmeyen her şeyi yapabilirsin.
kavganı üstüme yıkabilirsin yıkmadığını bilirim canım acımaz zoruma gitmez.
elimden alınanlar elimden alınmamış olur sen beni hazine sanarsın bomboşumdur doldurursun ben doluydum sanarsın.
bir elinin verdiğini diğer elin bilmez bu ne ayettir ne bi şey bunu sen hiçbi yerden öğrenmemişsindir.
***
gözlerin kısıldığında kenarlarda oluşan küçük kırışıklıkları tüm bu dandik ilişkiler ağına tercih etmem beni acımasız biri yapar mı
sen bu yokuşu beni hiç yormadan bana nasıl çıkardın.
şaşkınlıkla aşk birleşince tersten dehşet olurmuş. dehşet mutlu dehşet huzurlu dehşet kavranmışım. ilk kez kavrandığımı hissediyorum.
ilk kez dışarda bir parçamın kalmadığını. ilk kez olduğum gibi hissediyorum.
bir ömrü tek bir şekilde geçirmenin korkunçluğu yerini yaygın huzura bıraktı. gözlerimi kocaman açarak ve gülümseyerek olan biteni izliyorum.
senin ellerin her şeyi nasıl iyi etti. bunu izliyorum.
ilk kez zorlayan ama zorlamayan sonu ve güzelliği olan bir özlemin kuşatması altındayım.
kendimi senden olan her şeye bırakmış olarak buna da bırakıyorum. iyi ki bırakıyorum.
kaç kez iyi ki demem gerek bilmiyorum ama karşına aldığın şeylere ve seni bana getiren cesaretine borçlu gibi minnetle, anne gibi şefkatle, aslında bi kumru gibi sadece bakıyorum.
teşekkür etmiyorum çünkü sana teşekkür edilmez sana bakılır.
***
gözlerim görmez kulaklarım duymaz ağzım laf yapmaz iken nerden hak ettim seni.
bazı şeyleri birden hak ediyosunuz.
dünya kadar eksiğim vardır sen onları görmezsin ellerimi görürsün oldurmaya çalışıyolardır, sana yeterdir olmasa da olurdur.
onu unutursun bunu unutursun en önemli her şeyi unutmaman gerekken bazen unutursun ama insansındır kavgan vardır.
kavganı ve beni kavgana dahil ettiğini unutmazsın.
çiçeklerin arasından geçerken çiçekleri görürsün, benim gördüğümü bilirsin.
kışı bilirsin baharı bilirsin geçeceğini bilirsin.
"ellerimi tutuşunla bitecek tüm dertlerim" hayır bitmeyeceğini bilirsin ama tutarsın.
sonra inanır mısın bilmem ama biter.
inanırsın biliyorum çünkü sen inanmanın en saf halisin.
elimden alınan şeyleri avcuma bırakırsın, ne güzel bıraktın diyim diye değil sadece bırakırsın.
sana teşekkür etmiyorum bunlar için kavgana omuz veriyorum omzum senin olabilir.
omzumla aklına gelen gelmeyen her şeyi yapabilirsin.
kavganı üstüme yıkabilirsin yıkmadığını bilirim canım acımaz zoruma gitmez.
elimden alınanlar elimden alınmamış olur sen beni hazine sanarsın bomboşumdur doldurursun ben doluydum sanarsın.
bir elinin verdiğini diğer elin bilmez bu ne ayettir ne bi şey bunu sen hiçbi yerden öğrenmemişsindir.
***
gözlerin kısıldığında kenarlarda oluşan küçük kırışıklıkları tüm bu dandik ilişkiler ağına tercih etmem beni acımasız biri yapar mı
devamını gör...
sinirliyken rahatlamak için yapılanlar
müzik dinlemek ve uyumak.
devamını gör...
#ülkemdemülteciistemiyorum
taliban ele geçirdiği şehirlerdeki hapishanelerde bulunan tüm suçluları serbest bırakıyor.
video
şimdi ben ülkemde mülteci istemiyorum dediğimde ırkçı olacağım dimi? bu hapishanelerden çıkanların türkiye'ye gelmeyeceğinin güvencesi var mı? yok. büyük ihtimal gelecekler. ve ben sırf bu insanları ülkemde istemediğim için ırkçı addedileceğim.
dincilere sorarsan din kardeşiyiz, cihangir solcularına sorarsan insan hakları vs. başlar anlatmaya. gerçek dünyadan haberleri yok.
devamını gör...
babamın 4.evre kansere yakalanması
geçmiş olsun uralaltay ,babana acil şifalar dilerim. *
devamını gör...
kadınların seks yapmayı bir ödül olarak kullanması
sizler kendinizi "evcil hayvanlar olarak mı tanımlıyorsunuz?" diye düşündürten başlık. neyin ödülü bu? hadi kadınlar konusunda fikir beyan ederken özenli davranmanızı geçtim, kendinize nasıl yakıştırıyorsunuz? sizler birey değil misiniz, hiç mi iradeniz yok böyle bir durumu olağan karşılıyorsunuz? ne yapıyorsunuz; pati falan da veriyor musunuz hanım istediğinde? * bir de kadınların bedenini metalaştırması, kendisini sunmasıyla ilgili girdiler gördüm çok üzücü. hiçbir kadının size bedenini bir lütuf olarak sunduğu yok, şunu bir anlayın. bir insan bunu kullandıysa şahsını ilgilendiren bir durumdur; bunu homeseksüel bir erkek de yapabilir.
bilemiyorum arkadaşlar bir kere evcil olmadığınız konusunda bir anlaşalım, böyle başlıklarda kadınları aşağılamaya çalıştığınız için tamlanan kısmı karşılıyor gibisiniz...
nasıl iletişimler içindesiniz yahu?! duygusal ya da değil her türlü birlikteliğin güven ilişkisi içinde karşılıklı istek ve rıza ile doğal akıştı gerçekleşmesi gerekmiyor mu? normal ve sağlıklı, aklı başında bireylerde süreç böyle oluyor, olmalı. neyin ödülü, neyin hesabı, nasıl yani kullanmak nedir, inanın algılayamıyorum?!
en fazla erkeklerin seks için aşık taklidi yapması grubundaki erkeklerin başına gelebilecek durumdur. bu da karşılıklı al birini vur ötekine insanları arasındaki ilişkiyi ifade ettiği için yine tabii ki de cinsiyetler dışında insani olarak yorumlanmalı, bence direkt bizleri ilgilendirmemeli.
çarpık düşüncelerinizi doğruymuş gibi bir cinsiyetle bağdaştıramazsınız. verdiğim gbkz'da çok iğrenç bir ifadedir. sadece iğneleyici olmak adına kullandım. yoksa insanların kendi karakterlerine özgü doğru ve yanlışlarını direkt cinsiyet bazında değerlendirmek nereden baksanız ahmakça.
fikrinizin nezdimde gram önemi yok da hemcinslerime karşı sorumluluk hissediyorum...
edit: 0-140 iq bandında herkesin anlayacağı şekilde uzun uzun açıkladım. insanları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi severim. roman okumak istemeyenler twittera gitsin ya da işbu entry direkt geçebilir. çünkü keyfim ve kahyası ile bu siteye milyon satırlık entryler yazmaya geldik, bazı romanlar yazılacak arkadaşlar. en ilkel yanınız anlayana kadar sizleri eğitmek boynumuzun borcu. yoksa yine gidip bir kadına rıstım oluyorsunuz, lütfen biraz çaba gösterin vallahi insan olmak çoksel.
bilemiyorum arkadaşlar bir kere evcil olmadığınız konusunda bir anlaşalım, böyle başlıklarda kadınları aşağılamaya çalıştığınız için tamlanan kısmı karşılıyor gibisiniz...
nasıl iletişimler içindesiniz yahu?! duygusal ya da değil her türlü birlikteliğin güven ilişkisi içinde karşılıklı istek ve rıza ile doğal akıştı gerçekleşmesi gerekmiyor mu? normal ve sağlıklı, aklı başında bireylerde süreç böyle oluyor, olmalı. neyin ödülü, neyin hesabı, nasıl yani kullanmak nedir, inanın algılayamıyorum?!
en fazla erkeklerin seks için aşık taklidi yapması grubundaki erkeklerin başına gelebilecek durumdur. bu da karşılıklı al birini vur ötekine insanları arasındaki ilişkiyi ifade ettiği için yine tabii ki de cinsiyetler dışında insani olarak yorumlanmalı, bence direkt bizleri ilgilendirmemeli.
çarpık düşüncelerinizi doğruymuş gibi bir cinsiyetle bağdaştıramazsınız. verdiğim gbkz'da çok iğrenç bir ifadedir. sadece iğneleyici olmak adına kullandım. yoksa insanların kendi karakterlerine özgü doğru ve yanlışlarını direkt cinsiyet bazında değerlendirmek nereden baksanız ahmakça.
fikrinizin nezdimde gram önemi yok da hemcinslerime karşı sorumluluk hissediyorum...
edit: 0-140 iq bandında herkesin anlayacağı şekilde uzun uzun açıkladım. insanları bilgilendirmeyi ve eğitmeyi severim. roman okumak istemeyenler twittera gitsin ya da işbu entry direkt geçebilir. çünkü keyfim ve kahyası ile bu siteye milyon satırlık entryler yazmaya geldik, bazı romanlar yazılacak arkadaşlar. en ilkel yanınız anlayana kadar sizleri eğitmek boynumuzun borcu. yoksa yine gidip bir kadına rıstım oluyorsunuz, lütfen biraz çaba gösterin vallahi insan olmak çoksel.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun zamandır yazmak istiyordum içten içe ancak ne o gücü bulabiliyordum kendimde ne de o motivasyonu. aslına bakarsanız şu anki yazma nedenimi de tam olarak bilmiyorum. günün akışında “aklımın boş olduğu günlerden biri” diye adlandırsam da bugünleri, o kadar iyi biliyorum ki içten içe her şeyi arkalara hapsedip önümdekini bitirme içgüdümün canlılığını, artık son damlasına varmışımdır belki de.
açıkçası yazdığım cümleyi tekrar okumayacağım için oldukça devrik, yazım yanlışları olan cümleler kurmuş bulunabilirim. okuyacak biri yoktur diye düşünüyorum genelde ama, ola ki okuyan biri çıkarsa şimdiden belirtmek istiyorum.
bu benim karalama defterimden alıntı bir bölüm ve kimseye herhangi bir şey anlatmak için yazmıyorum. teşekkürler.
her şeyim tam desem dahi, zihnimden ziyade kalbimi (?) oyalayamadığım bir dönemdeyim. geçirdiğim yıllar, süreçler ve yaşım itibarı ile hormonlarımın eskisine nazaran daha normal seviyelerde olmasından dolayı son birkaç aydır kendimi daha farklı görebiliyordum dışarıdan baktığımda.
şu yaşıma kadar asla olduğum yere, yaşa ait hissedemeyip hep o ait olduğum yeri aramaya yönelik yapsam da planlarımı, bugünlerde o kadar çok “sanırım olmak ve kalmak istediğim yaş aralığı bu” dedim ki, alışmış olduğum aranan kişilik modelimden biraz olsun sıyrıldığım için adeta çırılçıplak kaldım ortada.
kendimi psikolojik olarak koruyabilmeyi öğrenmişim örneğin yıllar içinde, ait olduğum yeri koruyabiliyorum artık.
tabii ki istediğim ben ve olduğum ben arasında oldukça fark var ancak, sanki şu an o denli memnunum ki şu halimden, istediğim şeylerin daha fazlasına kavuştuğumda (hepsi olabilirliği olan şeyler, imkansıza oynamıyorum ve bahsim aklımdaki “bluesther modeli” değil.) çok çok daha memnun ve huzurlu olacağımı bildiğim halde şu an nefes alabildiğimi fark ettiğim için burada da kalabilirim diyorum.
evet, yaşadığımı hissettiğim anları dahi unuttum, ki bu hissi tedavi edebileyim.
içimdeki boşluk yıllar sonra o kadar farklı bir boşluk ki, bu sefer beynimin içinde bir yerde değil. bu sefer iman tahtamın tam ortasında, nefes almamı da engelliyor çoğu zaman.
örneğin yarın için randevu aldım dahiliye doktorumdan. bu nefes aldıktan broşlarımın yapıştığını zannettiğim, sanki içimdeki boşluğun bir kısmının artık ciğerlerimi sakin sakin yemeye başladığını hissettiğim midemi bulandıran his için. gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum şu an, yalnızca gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorum çünkü. vakalar bu haldeyken bu denli önemsiz bir şey için hayatımı/hayatımızı tehlikeye atmak istemiyorum.
inanın bilmiyorum ne yaparım. muhtemelen gitmeyeceğim.
öyle bir boşluk ki bu arada nükseden, sanki birileri iyileştikçe geçmişe saplanıp kalıyorum. sanki kendimi hiçbir zaman bulamayacağım, sanki kişisel menkıbem elimde yitip gideceğim…
geçen yıl bu zamanlarda da aynısını yapıyordum. yine yapıyorum, yapmamak için kaçtım haftalarca. bugün çok yorulmuşum, durmak zorunda kaldım.
madem burada kaldıysam, neden bu kadar acıyor göğsüm? midem neden bulanıyor?
ben burada kaldıysam, tüm güzel hisler için kaldım. yaşamak ve yaşadığımı hissetmek için kaldım. sorgulamalarımın ardı arkası kesilmese dahi onlara önemle dinleyip her birini cevapsızlığıyla sevmek için kaldım.
kaldım ve tutundum sıkı sıkı. hala da tutunuyorum ama bu sefer ellerim kaymıyor. bu sefer rüzgar o denli hızlı esiyor ki, esintiye kapılanlar bana çarpa çarpa beni yok ediyor.
ben ellerimi bırakabileceğimi sanmıyorum ama ellerimin gücü yitene kadar ben kişiliğinin kalacağına emin değilim.
ölüm zamanım geldiğinde bırakabileceğim bir parmağım olacağına emin değilim.
bu boşluk hiçbir zaman dolmayacak, bunu çok iyi biliyorum. kendimi topyekün zamanlar çerçevesinde istediğim kadar kabul edeyim, istediğim kadar etrafımdaki insanları olduğu gibi sevip savaşmayı bırakayım, hayatı tam anlamıyla akışına bırakayım veya tam tersini yapayım, bir elimle tutunup diğer elimle dizginleri tutayım, sevileyim, aşık olayım…
belki arada bir olduğu gibi o boşluğu görmezden gelebileceğim kadar mutlu, heyecanlı olacağım. ancak o yine beni ne yapıp ne edip bulacak ve biz birbirimizi yok edeceğiz.
kendimle yüzleşmekten çok korkuyorum. o yüzden ne yazdıysam hepsi ikinciye okumadığım cümleler.
alıntı yapıp burada paylaşmamın sebebi ise az sonra kağıtlarımı çöpe atacağım, bu en yakın tarihli olduğu için saklamak istiyorum.
artık kendimi unutmak istemiyorum ya da kendim olduğunu düşündüğüm kişiye içtenlikle inanmak istiyorum.
açıkçası yazdığım cümleyi tekrar okumayacağım için oldukça devrik, yazım yanlışları olan cümleler kurmuş bulunabilirim. okuyacak biri yoktur diye düşünüyorum genelde ama, ola ki okuyan biri çıkarsa şimdiden belirtmek istiyorum.
bu benim karalama defterimden alıntı bir bölüm ve kimseye herhangi bir şey anlatmak için yazmıyorum. teşekkürler.
her şeyim tam desem dahi, zihnimden ziyade kalbimi (?) oyalayamadığım bir dönemdeyim. geçirdiğim yıllar, süreçler ve yaşım itibarı ile hormonlarımın eskisine nazaran daha normal seviyelerde olmasından dolayı son birkaç aydır kendimi daha farklı görebiliyordum dışarıdan baktığımda.
şu yaşıma kadar asla olduğum yere, yaşa ait hissedemeyip hep o ait olduğum yeri aramaya yönelik yapsam da planlarımı, bugünlerde o kadar çok “sanırım olmak ve kalmak istediğim yaş aralığı bu” dedim ki, alışmış olduğum aranan kişilik modelimden biraz olsun sıyrıldığım için adeta çırılçıplak kaldım ortada.
kendimi psikolojik olarak koruyabilmeyi öğrenmişim örneğin yıllar içinde, ait olduğum yeri koruyabiliyorum artık.
tabii ki istediğim ben ve olduğum ben arasında oldukça fark var ancak, sanki şu an o denli memnunum ki şu halimden, istediğim şeylerin daha fazlasına kavuştuğumda (hepsi olabilirliği olan şeyler, imkansıza oynamıyorum ve bahsim aklımdaki “bluesther modeli” değil.) çok çok daha memnun ve huzurlu olacağımı bildiğim halde şu an nefes alabildiğimi fark ettiğim için burada da kalabilirim diyorum.
evet, yaşadığımı hissettiğim anları dahi unuttum, ki bu hissi tedavi edebileyim.
içimdeki boşluk yıllar sonra o kadar farklı bir boşluk ki, bu sefer beynimin içinde bir yerde değil. bu sefer iman tahtamın tam ortasında, nefes almamı da engelliyor çoğu zaman.
örneğin yarın için randevu aldım dahiliye doktorumdan. bu nefes aldıktan broşlarımın yapıştığını zannettiğim, sanki içimdeki boşluğun bir kısmının artık ciğerlerimi sakin sakin yemeye başladığını hissettiğim midemi bulandıran his için. gidip gitmeyeceğimi bile bilmiyorum şu an, yalnızca gerçek olup olmadığını öğrenmek istiyorum çünkü. vakalar bu haldeyken bu denli önemsiz bir şey için hayatımı/hayatımızı tehlikeye atmak istemiyorum.
inanın bilmiyorum ne yaparım. muhtemelen gitmeyeceğim.
öyle bir boşluk ki bu arada nükseden, sanki birileri iyileştikçe geçmişe saplanıp kalıyorum. sanki kendimi hiçbir zaman bulamayacağım, sanki kişisel menkıbem elimde yitip gideceğim…
geçen yıl bu zamanlarda da aynısını yapıyordum. yine yapıyorum, yapmamak için kaçtım haftalarca. bugün çok yorulmuşum, durmak zorunda kaldım.
madem burada kaldıysam, neden bu kadar acıyor göğsüm? midem neden bulanıyor?
ben burada kaldıysam, tüm güzel hisler için kaldım. yaşamak ve yaşadığımı hissetmek için kaldım. sorgulamalarımın ardı arkası kesilmese dahi onlara önemle dinleyip her birini cevapsızlığıyla sevmek için kaldım.
kaldım ve tutundum sıkı sıkı. hala da tutunuyorum ama bu sefer ellerim kaymıyor. bu sefer rüzgar o denli hızlı esiyor ki, esintiye kapılanlar bana çarpa çarpa beni yok ediyor.
ben ellerimi bırakabileceğimi sanmıyorum ama ellerimin gücü yitene kadar ben kişiliğinin kalacağına emin değilim.
ölüm zamanım geldiğinde bırakabileceğim bir parmağım olacağına emin değilim.
bu boşluk hiçbir zaman dolmayacak, bunu çok iyi biliyorum. kendimi topyekün zamanlar çerçevesinde istediğim kadar kabul edeyim, istediğim kadar etrafımdaki insanları olduğu gibi sevip savaşmayı bırakayım, hayatı tam anlamıyla akışına bırakayım veya tam tersini yapayım, bir elimle tutunup diğer elimle dizginleri tutayım, sevileyim, aşık olayım…
belki arada bir olduğu gibi o boşluğu görmezden gelebileceğim kadar mutlu, heyecanlı olacağım. ancak o yine beni ne yapıp ne edip bulacak ve biz birbirimizi yok edeceğiz.
kendimle yüzleşmekten çok korkuyorum. o yüzden ne yazdıysam hepsi ikinciye okumadığım cümleler.
alıntı yapıp burada paylaşmamın sebebi ise az sonra kağıtlarımı çöpe atacağım, bu en yakın tarihli olduğu için saklamak istiyorum.
artık kendimi unutmak istemiyorum ya da kendim olduğunu düşündüğüm kişiye içtenlikle inanmak istiyorum.
devamını gör...

