kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kör ekmağa basarsa günaf olur mu?
devamını gör...

brothers düğüm salonu iftiharla sorar!
cebimiz fakir ruhumuz zengin mi?!
küçük ama pahalı lüksleriniz nedir?
bu akşam zengin gösteren şeylerden bahsediyoruz millet!
burma bileziğini kalın altın zincirini takan gelsin! yazın anlatın! komşular çarşıda pazarda görsün! şöyle bir salının da elalem zenginlik öğrensin!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu haftaki görselimiz için gönlü zengin arkadaşımız cenk'in arka bahçesi'ne ayrıca teşekkürler.*
devamını gör...

bir cubbeli bestesiydi:



haluk bilginer ve oyun atolyesi cover'ini yapmis:

www.instagram.com/oyunatoly...
devamını gör...

toplantı esnasında fikrimi paylaşmıştım, tekrar burada da belirteyim. edebiyatta ön planda olan belli yazarlar mevcut. edebiyat dergilerinde dahi hep aynı isimlere dair çalışmalar devir daim ediyor, o kocaman kapaklarda, posterlerde, instagram gönderilerinde yine aynı isimler var. mesela tezer özlü'yü mutlaka bir yerlerde duymuşuzdur ancak demir özlü çok daha kısıtlı bir çevre tarafından bilinir. bu gibi edebiyatımızın daha az bilinen isimlerini ve/veya eserlerini irdeleyecek bir program formatı, ilgili olan kişiler tarafından hayata geçirilebilir diye düşünüyorum. bu program fikri, medyanın insanların okuma listesini şekillendirmede ciddi bir etkiye sahip olmasıyla da ilgili. öyle ki, aynı kitaplar aynı yazarlar okunuyor. eserler ve yazarlar ne kadar iyi, güzel, kaliteli olursa olsun tek tip bir okuma listesi şekilleniyor. belki böyle bir program farklı bir okuma bilinci, planı, metodu kazanılması konusunda da güzel bir adım olabilir.

bu türden bir programı ben yapabilmeyi isterdim fakat toplantıda belirttiğim gibi yakın bir zaman diliminde yapabilmem mümkün görünmüyor. bu yayın fikrini gerçekleştirmek isteyen, gerçekleştirmek isteyip format üzerine konuşmak isteyen yazarlara bu düşünce de mesaj kutum da açıktır. dileyen bu fikri kullanabilir, geliştirip değiştirebilir.

herkese iyi yayınlar, keyifli dinlemeler!
devamını gör...

durduk yere, hiçbir sorun ya da stresim yokken beni dert sahibi eden makine.

bilenler bilir, a101 gezmek gibi bir huyum vardır, birkaç güne bir girip gezerim. bugün de iş çıkışı, hiçbir derdim yokken (gündelik her zamanki dertleri saymıyorum) ve seke seke şarkı söyleyerek eve giderken yolumun üzerindeki a101’e sapmamı söyledi içimden bir ses. ben de maalesef ki o sese kulak vererek girdim şubeye ve bir de ne göreyim, kiwi filtre kahve makinesi yalnızca 99.95. dedim ki alayım bir adet, frenchle uğraşmadan kahvemi yaparım. ve aldım.

ardından eve gelip içerisindeki materyalleri çıkarıp temizledim ve sonrasında duşa girdim. geldiğimde yemek sonrası; “eh, artık makinemiz de var çalıştıralım şu keratayı diyerek suyu ekledim. bir de ne göreyim, koyduğum su olduğu gibi altından akmakta. evet, tekrar tekrar doldurmama, internetin dehlizlerindeki yoğun araştırmalarıma rağmen akmaya devam etti. çaresizce, ağlayarak ve sinirle bozuk olduğunu kabul ederek makineyi bıraktım.

şimdi ağlayarak su kaynatıyorum frenchle. hiçbir derdim yokken gerildim ve canım da deli gibi kahve istediğinden bir de kahve yapıyorum.

edit: arkadaşlar makineyi sorunsuz iade edip aynı gün carrefoursa’ya uğradım ve sinbo’nun filtre kahve makinesini indirimde 136 liraya aldım. şimdilik işimi görüyor. 136 liralık filtre kahve makinesi gibi tam da.
devamını gör...

batı toplumlarında teoloji bilimi dinamiktir. araştırma yapar, sorgular, güncel, işe yarar ve rasyonel sonuçlara ulaşır. doğu toplumlarındaki ilahiyat bilimi ise "sivri sineğin kanı abdesti bozar mı bozmaz mı?" sorusuna yanıt vermek için 1000 yıl öncesinde sorulmuş ve cevaplanmış sorunun yanıtını delil olarak getirir. sorgulamaz, güncel ve işe yarar bir bilgi sunmaz. aksini yaparsa sapkın ilan edilmektense susmayı tercih eder. üç maymunu oynar. "imam ebu azam ebu hanefi'ye göre...", "imam şafi'ye göre..." der, hükmü açıklar.

örneğin; peygamberimiz (s.a.v) veda hutbesi'nde, "çocuk kimin döşeğinde doğarsa ona aittir." derken ne demek istiyor? sorusuna verilmiş yanıt aynen şu şekildedir:

çocuğun ana yönünden nesepsiz oluşu düşünülemez; onu doğuran kadın annesi sayılır. anneye bağlanma bakımından doğumun meşru veya gayri meşru olması da sonucu değiştirmez.

çocuğun babaya ait olması ise ancak dört durumda gerçekleşebilir. sahih veya fâsit evlilik, şüpheye dayalı cinsel birleşme ve erkeğin çocuğun nesebini kabul etmesi.

hz. peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

"çocuk, yatağın sahibi olan kocaya aittir. zina edene ise taşla kovulma ve mahrumiyet vardır." (1)

bu hadisten kastedilen geçerli bir nikâhla evli olan kocadır; çocuk ona nisbet edilir. buna göre, çocuk, babaya ancak yatakta bulunması meşru olduğu zaman neseben bağlanır. bu da sahih veya fasit nikâhla gerçekleşir. çoğunluğun görüşü budur. ebû hanîfe'den, nesebin mücerret, evlilik akdi ile de sabit olacağı rivayet edilmiştir. (2)

oysa bugünün koşullarında dna testi diye bir şey vardır, bir saç telinden yapılan dna testi ile çocuğun kime ait olduğu tespit edilebilmektedir ve sonuçları %99,9 oranında kesindir. çocuğun kendisinden olmadığından şüphe eden bir erkek, dna testini yaptırır ve iddiası doğru çıkarsa nikahlı eşinin kendi yatağında dünyaya getirdiği çocuğa kendi çocuğu gibi sahip çıkmak zorunda kalmaz.

işte teoloji, başta tıp bilimi olmak üzere diğer ilgili bilim adamlarının görüşünü de alarak çağdaş, işlevsel bir sonuç ortaya koyar. ilahiyat ise yukarıda da görüldüğü üzere "çoğunluğun görüşü budur" der, işi bitirir. işbu durumda çocuk hala biyolojik babasına değil de "kimin yatağında doğduysa ona aittir" mi denilecektir?

ezcümle, bilimin ışığıyla aydınlanmış ve aydınlatan "21. yüzyılın imam-ı azamlarına ihtiyaç vardır."

dipnotlar:

(1) bk. buhârî, büyû', 3, 100, husûmât, 6, vesâyâ, 4, meğâzî, 53, ferâiz, 18, 28, hudûd, 23, ahkâm, 29; müslim, radâ', 36, 37; ebu dâvud, talek, 34; tirmizî, radâ', 8, vesâyâ, 5; ibn mâce, nikâh, 59, vesâyâ, 6; mâlik, muvatta', akdiye, 20; ahmed b. hanbel, ı, 25, 59, 65, 59, 104, ıı, 179, 207, 239, 280.

(2) bk. el-kâsânî, el-bedâyi', 2. baskı, beyrut 1394/1974, ııı, 212; ibnü'l-hümâm, fethu'l-kadîr, 1. baskı, mısır 1316/1898, ııı, 300; ibn rüşd, bidâyetü'l-müctehid, mısır, t.y., ıı, 352; eş-şevkânî, neylü'l-evtâr, vı, 279 vd.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

balkona çıktım, sokak bomboş hava biraz soğuktu. üst sokaktan kamil abinin bahçeden horozun ötmesinden başka bir ses yoktu. o susunca tekrar sessizliğe gömülüyordu koca mahalle. derken bir adam park etti aracını. kim bilir nereden geldi? kapısını kapattı, şöyle bir gerindi ve belki de evinin yolunu tutturmuştu ki bir şeyler mırıldanarak yoluna devam etti. sokak tekrar sessizdi, biraz daha dinledim. artık tütünümün yanarken çıkardığı sesten başka bir şey yoktu. sonra birden 3 aylara girdiğimizi hatırladım, çocuk gibi sevinç kapladı bedenimi. acaba bu sene de ramazanı görebilecek miydim? geçen senelerde sahurdan sonra alelacele bir bardak çay, bir sigarayı elime tutuşturup balkonda ezanı beklediğim vakitler geldi aklıma. ne güzeldi. ezanı beklemek dahi sabırsızlandırıyordu insanı... 1. gün 2. gün... 10, 15, 20 derken bayrama şu kadar var derdik. sonra birden bu bayramların da eski bayramlar gibi olmayacağını anımsadım... ne ara bu kadar ruhsuzlaşmıştım? biliyordum, yine de cevaptan kaçtım. o yoktu çünkü, bayramlarım yarımdı. valide hanım bayram sabahları erkenden evden toz olmama öğleye doğru eve gelmeme, şişmiş gözlerime ve yarı hüzünlü-yarı mutlu halime bozuluyor ama ses etmiyordu. o da biliyordu. önce büyüklerin eli öpülür. bu duygular içinde saatin epey geç olduğunu fark etim. evet vakit bir hayli geçti...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evde işim ile alakalı denemeler yaparken saçma bir peçetelik..
devamını gör...

doğrudur aksi takdirde yanımdan güzel bir kadın geçtiğinde hay maşallah, allah sahibine bağışlasın dememin başka bir sebebi olamaz demii..
devamını gör...

mezun olduğum alanda yüksek lisans yapmak istiyorum.
devamını gör...

idealleri uğruna her şeyi göze almış olan erkektir.

zafere giden yolda çekilen çilenin kutsal olduğuna inanır.

meriç olma ayağına güzel para kazanan bir falcıya dönüşmesi de olasıdır.

bir fal 100 lira olmuş eeeeeeeeyyyyyyyy ermolettin*
devamını gör...

insanın karakterinin yüzündeki anatomik belirteçlerden okunabileceği fikridir. yunanca 3 kelimenin birleşimi ile oluşmuştur. physis yani tabiat; nomos yani yasa; ve gnomon yani yorumlayıcı. hepsini birleştirince kelimenin anlamı "tabiatı bilmek" olarak karşımıza çıkıyor.

bu anlayışın doğu'dan* geldiği söylense de eski yunan'da fizyonomiye inanan fizyonomlar bulunmakta. buna pisagor ve aristo gibi önemli kişileri örnek olarak verebiliriz.

batı ortaçağında işin içine astroloji, büyü ve kehanet gibi şeyler de karışınca iş karışmaya başlıyor ve fizyonomi, iktidar sahipleri tarafından tepki çekmeye başlıyor. çünkü halk, birilerinin bu gibi yetenekleri olduğuna inanmaya başlarsa egemenler, iktidarlarının sarsılacağını düşünüyorlar. vee fizyonomi ile uğraşanlar işkencelere tabi tutuluyorlar. ingiltere'de yasadışı ilan ediliyor hatta.

büyü ve kehanetler ile bir tutulan fizyonominin yıldızı aydınlanma çağı ile parlamaya başlıyor ve günümüzde modern fizyonominin adımları atılmış oluyor.
devamını gör...

genelde top 5 mekanlarım arasında ilk sırada akkuyu nükleer tesisleri alıyor, kızla oturup radyoaktif madde çıtırdatıp, nükleer başlığım hakkından konuşuruz.
devamını gör...

(bkz: bilmukabil)
(bkz: imtiyaz)
(bkz: meram)
(bkz: hicab)
ve en güzeli :
(bkz: mamafih)
devamını gör...

gerçek adı roxellana rinopithecus. çin maymunlarından bir tür. maymunun gerçek adı "roxellana", osmanlı padişahı i. süleyman'ın kalkık burnu ile tanınan muhteşem güzellikteki eşi hürrem sultan'ın gerçek adı olan roxelana'dan esinlenerek verilmiştir.

çok sıradışı bir görünüme sahiptirler, parlaktırlar. tüyleri turuncudur fakat yüzleri mavidir, burunları gerçekten çok kalkıktır. çok nadir görülürler, çünkü nesli tükenmekte olan türler arasındadırlar. çin'de yaşarlar.

yetişkinlerin uzunluğu 60 cm'ye gelir bazen birazcık geçer, yetişkin erkeklerin ağırlığı yaklaşık 16 kg'lerde 17'lerde falan, yetişkin dişilerde 10 kg falan hatta 9 da olabilir. yavrularını ebeveynler birlikte yetiştirirler ve hamilelik 7 ay sürer.

gerçekten çok yüksek dağlık bölgelerde yaşayan altın maymunlar da vardır, bu yüzden çinliler onlara kar maymunları da der. yaz ayı geldiğinde dağın daha da yükseklerine çıkarlar ki daha da yükseklerde sıcaklık daha da düşük olur. kışta ise biraz aşağıya inerler. hayatlarının çoğu ağaçlarda geçer. çok küçük bir tehlike gördüler mi hemen koştur-koştur gidip ağaca tırmanırlar. genelde meyve olmadığında ağaç kabuğu, çam iğneleri falan yerler.

bazıları 5 kişi, bazıları 10 kişi, hatta bazıları 600 kişilik gruplar halinde yaşar.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ezginin günlüğü-1980
devamını gör...

yapmayın bak şöyle başlıklar açıp beni paranoyak ediyorsunuz. var aldatmayan erkek siz denk gelmemişsinizdir. yani vardır umarım. var ya.
var mı ki?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim