ziya selçuk
pandemi öncesinde göreve geldiğinden bu yana bazı noktalarda anlamlı çalışmaları oldu. öğretmenlere karşı iadesi itibar çalışması yapmak, bürokratik bir üslup yerine çoğu zaman samimi bir dil kullanmak, basarisizliklardan çok başarıya odaklanmak, mesleki eğitime katkı sağlayacak projelere öncelik vermek ve öğrenci psikolojisine odaklanmak gibi. 90'li ve 2000'li yıllarda "bugün git yarın gel" tarzı çalışan memurlara alışık biz orta yaş bünyesi için ebanin uzaktan eğitime yetiştirilmesi ve milli eğitimde kurum standartları konusunda yaptıkları ve hatta ilkokullarda tatil kitabı hediye etmesi bile yadsınamaz bir başarı.
ancak ne şiş yansın ne kebap yönünde orta karar açıklamaları, her durum için birden fazla öngördüğümüz planımız mevcut açıklamalarına rağmen gece 12.00 den sonra okul açıp kapatması, velilerin ve özel okul temsilcilerinin memnun olacağı kararlara sıcak bakması ile bu eğitim öğretim yılının ikinci döneminde zaten tüm inandırıcılığını yitirmişti.
kendisi göreve başladığında babası bakan olmuş gibi sevinen bazı öğretmen arkadaşlarıma hayretle baktığımı hatırlıyorum. yok efendim kendisi de egitimciymis de,bizi en iyi o anlarmis da... yıllarca müfettişlerin öğretmenleri neden hiç anlamadiklarını dusunup sonunda pek çok müfettişin sınıfta başarılı ve mutlu olmadığı için müfettiş olduğuna kanaat getirmiştim. ziya selcuk da ne kadar başarılı bir akademisyen olursa olsun bakanlık gibi siyasetin odağında olan bir konumda başarılı olamayacagi gün gibi asikardi. şimdi aynı ogretmen arkadaşlarımın kimisi okullari açtığı kimisi de okulları açmadığı için adama pandemi sürecinde ana avrat küfür ettiğini görünce siyasetin bulasilmamasi gereken bir yer olduğunu tekrar anlamış oldum.
ancak ne şiş yansın ne kebap yönünde orta karar açıklamaları, her durum için birden fazla öngördüğümüz planımız mevcut açıklamalarına rağmen gece 12.00 den sonra okul açıp kapatması, velilerin ve özel okul temsilcilerinin memnun olacağı kararlara sıcak bakması ile bu eğitim öğretim yılının ikinci döneminde zaten tüm inandırıcılığını yitirmişti.
kendisi göreve başladığında babası bakan olmuş gibi sevinen bazı öğretmen arkadaşlarıma hayretle baktığımı hatırlıyorum. yok efendim kendisi de egitimciymis de,bizi en iyi o anlarmis da... yıllarca müfettişlerin öğretmenleri neden hiç anlamadiklarını dusunup sonunda pek çok müfettişin sınıfta başarılı ve mutlu olmadığı için müfettiş olduğuna kanaat getirmiştim. ziya selcuk da ne kadar başarılı bir akademisyen olursa olsun bakanlık gibi siyasetin odağında olan bir konumda başarılı olamayacagi gün gibi asikardi. şimdi aynı ogretmen arkadaşlarımın kimisi okullari açtığı kimisi de okulları açmadığı için adama pandemi sürecinde ana avrat küfür ettiğini görünce siyasetin bulasilmamasi gereken bir yer olduğunu tekrar anlamış oldum.
devamını gör...
26 mart 2021 z kuşağının siyasi eğilim araştırması
gezici araştırma şirketi tarafından yapılan ve altı ay süren çalışmanın sonuçları açıklandı önümüzde ki seçimlerin sonuçlarını etkileyecek olan z kuşağının siyasi eğilimi gün geçtikce iktidarın aleyhine doğru yönleniyor.
haberden alıntı;
siyasi partiler, 2023 seçimi için 2000 sonrasında doğan 5 milyon 940 bin 916 seçmenin oyunun peşinde. toplam seçmende yüzde 11.8 oy dilimine sahip olan z kuşağının yüzde 24.6’sı cumhur ittifakı, yüzde 56.9’u millet ittifakı’na oy verecek.
kaynaksız olmaz dediler;
araştırmayagider
haberden alıntı;
siyasi partiler, 2023 seçimi için 2000 sonrasında doğan 5 milyon 940 bin 916 seçmenin oyunun peşinde. toplam seçmende yüzde 11.8 oy dilimine sahip olan z kuşağının yüzde 24.6’sı cumhur ittifakı, yüzde 56.9’u millet ittifakı’na oy verecek.
kaynaksız olmaz dediler;
araştırmayagider
devamını gör...
ceviz ağacı
nazım hikmet şiiridir.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında.
ben bir ceviz ağacıyım
gülhane parkı'nda
ne sen bunun farkındasın
ne polis farkında.
devamını gör...
sahip olmak istenilen süper güç
superman’i yüklesinler komple
devamını gör...
16 ocak 2021 istanbul kar yağışı
istanbullu yazarların gözü aydın o zaman. kaç gündür yağdıydı yağacaktı ihtimaliydi geldiydi gelmediydi hayırlı uğurlu olsun. kardan adam fotoğraflarını bekliyoruz ilerleyen günlerde.
devamını gör...
favlayan yazarın asıl amacı
benim açımdan destek amaçlı yapılan favdır. helal olsundur hiç esirgemem bir favın lafı mı olur? *
devamını gör...
kendinle dalga geçebilmek
sevdiğim şeydir. kendimle dalga geçmek, kibrimi öldürür. kendini nefsine teslim etmek istemeyen insanların bana göre en güzel huylarından biridir.
insan, nefsine sahip olabildiği ölçüde insandır...
insan, nefsine sahip olabildiği ölçüde insandır...
devamını gör...
vaticanum
türkçeye "vatikan" ismiyle çevrilmiş, pegasus bünyesinden çıkmış olan jose rodrigues dos santos romanı.
bu kitabın diğer dos santos romanlarından ayrı olan birkaç kısmı var, onlardan bir tanesi bu romanın diğer romanlarından oldukça bayıcı bir ilerleyişe sahip olması ve anlattığı şeylerin kirliliğinin yüzümüze kış aylarında banyoda yüzümüze vurduğumuz soğuk su kadar sert bir şekilde çarpması.
spoiler vermeden romanın içeriğinden bahsedecek ve eleştirecek olur isek...
romanın başlangıcı tamamen gündeme oynama çabası gibi hissettiren ve yazıldığı dönemdeki en popüler terör örgütü olan işid'in vatikan'a sızması ve papa'yı kaçırması ile başlar. işid, bir video yayınlar ve bu videoda gece yarısı papa'nın öldürüleceğini söyler.
olaylar çok farklı yönde ilerler, insanlar sokaklara dökülür ve tam bu olaylar olur iken, vatikan'ın içerisinde araştırmalar yapan roman karakterimiz tomas noronha'nın, hristiyanlık tarihini tümden sarsacak bir şey keşfetmesi ile alevlenir ama başını alıp gitmez, adeta tam o kısımda tıkanır ve geri kalan kısım, sevgili jose rodrigues dos santos'un araştırma metinlerinin önümüze bırakılması ile sekteye uğrar.
geri kalan kısım ise rahatsız edici gerçeklerin ifşa edilmesi gibidir sanki, vatikan'ın sigara politikasından tutun, yıllardır kayıp olan emanuela orlandi vakası *ki bundan da kısaca bahsedecek olur isek, emanuela ablamız vatikan'da kıdemli bir görevlinin kızıdır ve kaçırılmıştır, bulunamaz, tüm dünya vatikan içerisindeki güç kavgasından şüphelenir ve hatta olaya fantastik bir boyut katarak bu kızın karanlık ayinlerde kullanıldığı gibi komplo teorileri öne sürerler, korkmayın spoiler falan yemediniz bu arada hiçbir şekilde* ve hatta papa'ya suikast girişiminde bulunmuş ağca'nın bağlantıları ile korkunç derecede uzun bir araştırma kısmı bizi bekler, anlatır anlatır durur, sedat peker gibi ifşa eder tüm yolsuzlukları ve bir anda roman aklına gelir, hikayeyi tamamlamak adına saçmalar da durur...
bu kitabın diğer dos santos romanlarından ayrı olan birkaç kısmı var, onlardan bir tanesi bu romanın diğer romanlarından oldukça bayıcı bir ilerleyişe sahip olması ve anlattığı şeylerin kirliliğinin yüzümüze kış aylarında banyoda yüzümüze vurduğumuz soğuk su kadar sert bir şekilde çarpması.
spoiler vermeden romanın içeriğinden bahsedecek ve eleştirecek olur isek...
romanın başlangıcı tamamen gündeme oynama çabası gibi hissettiren ve yazıldığı dönemdeki en popüler terör örgütü olan işid'in vatikan'a sızması ve papa'yı kaçırması ile başlar. işid, bir video yayınlar ve bu videoda gece yarısı papa'nın öldürüleceğini söyler.
olaylar çok farklı yönde ilerler, insanlar sokaklara dökülür ve tam bu olaylar olur iken, vatikan'ın içerisinde araştırmalar yapan roman karakterimiz tomas noronha'nın, hristiyanlık tarihini tümden sarsacak bir şey keşfetmesi ile alevlenir ama başını alıp gitmez, adeta tam o kısımda tıkanır ve geri kalan kısım, sevgili jose rodrigues dos santos'un araştırma metinlerinin önümüze bırakılması ile sekteye uğrar.
geri kalan kısım ise rahatsız edici gerçeklerin ifşa edilmesi gibidir sanki, vatikan'ın sigara politikasından tutun, yıllardır kayıp olan emanuela orlandi vakası *ki bundan da kısaca bahsedecek olur isek, emanuela ablamız vatikan'da kıdemli bir görevlinin kızıdır ve kaçırılmıştır, bulunamaz, tüm dünya vatikan içerisindeki güç kavgasından şüphelenir ve hatta olaya fantastik bir boyut katarak bu kızın karanlık ayinlerde kullanıldığı gibi komplo teorileri öne sürerler, korkmayın spoiler falan yemediniz bu arada hiçbir şekilde* ve hatta papa'ya suikast girişiminde bulunmuş ağca'nın bağlantıları ile korkunç derecede uzun bir araştırma kısmı bizi bekler, anlatır anlatır durur, sedat peker gibi ifşa eder tüm yolsuzlukları ve bir anda roman aklına gelir, hikayeyi tamamlamak adına saçmalar da durur...
devamını gör...
normal sözlük'te etkileşimin çok az olması
bence de öyle ama bunun çözümü olduğunu düşünüyorum kendi çapımda. 'popüler' birkaç yazarı es geçerek yazıyorum; ne kadar etkileşimde olursan, o kadar etkileşim alıyorsun. yani etkiye etki, tepkiye tepki. ben organik etkileşimi tercih edip, biraz da sıfırcı hoca gibi olduğum için, beklentisiz takılıyorum buralarda ama bu da bir gözlemdir.
devamını gör...
evernevergreen
bir baktım trabzon'un plakası olan 61 tane madalya almış. wayyy way way.
o 61, orada zayi olmasın, altını çizeyim.
o 61, orada zayi olmasın, altını çizeyim.
devamını gör...
kilosundan utanmadan manita yapmaya çalışan şişman kişi
insanları çeşitli sebeplerle yere yere kendimizi onlardan daha üstün olduğumuza inandırdık. egosu nirvana'ya çıkmış kişi beyanı.
devamını gör...
yayın önerisi
her ne kadar dinleyici olsam da takipte olduğum başlıktır. oldukça güzel öneriler var, özellikle çorbacılar ve güzin abla köşesi şimdiden eğlendirdi.*
devamını gör...
eskişehirspor
eski başarı ve mazisine hasret, şimdilerde 1.lig'de ayakta kalmaya çalışan, yönetim istifalarının ve teknik adam enflasyonunun yaşandığı spor kulübü.
devamını gör...
pazar sabahı kahve ve sözlük
bugün pazar mıymış? vay be.
allah'tan gece olduğunun farkındayım, dışarısı karanlık.
başlığı görünce birden sabah mı oldu dedim kendi kendime.
fişi çeksem iyi olacak...
t: bu gidişle kaçıracağım eylem.
allah'tan gece olduğunun farkındayım, dışarısı karanlık.
başlığı görünce birden sabah mı oldu dedim kendi kendime.
fişi çeksem iyi olacak...
t: bu gidişle kaçıracağım eylem.
devamını gör...
mutlu olma yolunda en büyük engel
engelleri iyi analiz edememek,onları farketmemek, tanımamak onlarla karşılaşıldığında afallamak..engelin ne olduğu önemli değil yani çözüm metodu yanlışlığı var burada.o yöntemi bilmemek işte en büyük sorun.
devamını gör...
çaylak entrylerini beğenmek
abi allah rızası için evde aç çocğum var abi allah tuttuğunu altın etsin
bi artı be abi
bi artı be abi
devamını gör...
feminizm
hiç kimse, kadınların birey olarak görülmediği dönemlerde birden ''ya ben bunu böyle ötekileştirdim ama artık insan gibi davranayım bari'' diye düşünüp insan haklarını kadınların ellerine tutuşturmadı. bu haklar mücadeleyle, farkındalıkla elde edildi ve hâlâ tam bir eşitlik durumu sağlanabilmiş değil. özellikle sosyal anlamda. durum böyleyken feminizmi ''kadınlar üstündür'' şeklinde görüyorsanız, black lives matter hareketini de ''siyahlar üstündür'' şeklinde görmeniz kaçınılmazdır. oysa işin özü yalnızca dezavantajlı gruba isim önceliği verilmesidir.
gelelim gerçekten de kadın haklarını savunup yürüyüşlerde açılan pankartların yanlış olduğunu düşünenlere. o pankartlarda yazanlar kendi cinsiyetinden, cinselliğinden utandırılan kadınların hayatları boyunca en ufak hareketlerinde ahlak bekçilerinden duydukları laflar, yaftalamalar. zaten durum böyle olmasa kimsenin tepki göstermesi gerekmez ve bu hareketlere de gerek kalmaz. dolayısıyla siz şu tür bir #162816 kıyaslama yaptığınızda fazlasıyla absürt oluyor. ''başta kadınlar olmak üzere her kesimden insanın sanatla eğitilebileceğini, istediklerinde bir şeyler yapabileceklerine inanıyorum'' tarzı cümleler, baş kaldıranlar olmasaydı şu an sarf edilemeyecekti ve kimse bu fikirleri umursamayacaktı.
gelelim gerçekten de kadın haklarını savunup yürüyüşlerde açılan pankartların yanlış olduğunu düşünenlere. o pankartlarda yazanlar kendi cinsiyetinden, cinselliğinden utandırılan kadınların hayatları boyunca en ufak hareketlerinde ahlak bekçilerinden duydukları laflar, yaftalamalar. zaten durum böyle olmasa kimsenin tepki göstermesi gerekmez ve bu hareketlere de gerek kalmaz. dolayısıyla siz şu tür bir #162816 kıyaslama yaptığınızda fazlasıyla absürt oluyor. ''başta kadınlar olmak üzere her kesimden insanın sanatla eğitilebileceğini, istediklerinde bir şeyler yapabileceklerine inanıyorum'' tarzı cümleler, baş kaldıranlar olmasaydı şu an sarf edilemeyecekti ve kimse bu fikirleri umursamayacaktı.
devamını gör...
burhan altıntop replikleri
ayy siz konuk musunuz beee, bi kere konuk dediğin eline çiçek alır bi çikilata alır, ondan sonrasında gelir yaa, siz konuk musunuz, çekirge sürüsü gibi, çekirge sürüsü gibi, yiyosunuz içiosunuz vidividividi aranızda konuşuyosunuz vıdıvıdı... çıhın lan evimden yaaa çıkınnn!!!
devamını gör...

