fotoğrafın hikayesi

hitler bu çocuğa, pasta ısmarlayacağını söyleyerek bu fotoğrafı çektirir. hitler bunu propaganda için yapar. çocuk yıllar sonra bunu açıklar ve şöyle der;
hitler gangsterin tekiydi. onlar (naziler) beni propaganda için kullandılar. ben hitler'in çocuk sevgisini gösterebilmesi için kullandığı bir piyondum. oynamama, gezmeme izin yoktu. fotoğrafı pasta yiyeceğimi düşünerek çektirdim fakat 80 yıl oldu ve hâlâ pastamı bekliyorum.
devamını gör...
6 dilim baklavayı üst üste yemek
okumamla birlikte midemi kaldıran başlıktır.
3 dilimden fazlası vücuda işkencedir.
3 dilimden fazlası vücuda işkencedir.
devamını gör...
merdumgiriz_
henüz bugün karşıma çıkmış ve hemen de kendine hayran etmiş yazardır. tanımları ayrı anlamlı, kendisi ayrı içten...
şimdi lütfen sakin olunuz ve yavaşça yazarımızı takip ediniz, teşekkürler.
şimdi lütfen sakin olunuz ve yavaşça yazarımızı takip ediniz, teşekkürler.
devamını gör...
the godfather
mario puzo’nun harika kitabı. bakın filmine henüz değinmiyorum. kitabı çok seven biri için, ne tür film yapılırsa yapılsın hayal kırıklığı oluşabiliyor. filme çevrilirken kitap kırpılıyor ve siz o kırpılan taraflar için göz yaşı döküyorsunuz.
bir mafya babasının gençliği ve bir mafya nasıl olunurun cevabını alıyorsunuz. don carlone’nin güçlü ve adaletli kimliği ön planda. aslında öldürdüğü kimseler olmasa , sempati bile besleyeceğimiz bir adam. iyilik yapıyor ama bir şartı var: bir gün ben de senden yardım isteyebilirim. yani bu ihtimali göz önüne al; hala yardım istiyorsan sana yardım edeyim.
michael carlone… kitaptaki karakterle filmdeki karakterin en çok uyduğu kişi. ailenin yaptığı işlerden ne kadar uzak kalmaya çalışsa da , doğduğun ev kaderindir misali, işin tam göbeğine düşüyor. şunu da belirteyim. michael’ın cinayeti işlediği zaman kaçtığı ve kaçtığı yerde aşık olduğu kız, kitapta daha büyük bir bölüm kaplıyor. filmde bu sahneler daha kısa geçilmiş; kitaptaki gibi yansıtılamamış; daha doğrusu uyarlaması başarılı olmamış.
sonny carlone… filmde en büyük hayal kırıklığım o oldu. kitapta ölümü o kadar beklenmedik ve olay sıralamasında öyle bir yere konmuştu ki, okurken duraklayıp ağladığımı biliyorum. filmde o olay örgüsünü , bahsettiğim şekilde yansıtmalarına imkan yoktu zaten.
kitapta, sonny’nin uğradığı saldırıdan önce don carlone’nin bir zamanlar iyilik yaptığı adama cenazeyi götürmesini okuyoruz. ‘baksana oğlumu ne hale getirdiler’ dedikten sonra kim olduğunu öğreniyoruz. sonraki sayfalarda ise saldırı anını anlatıyor.
film kötü müydü ? hayır. filmi izleyip sevenlere kitabını okumalarını öneriyorum. o zaman daha anlaşılır olacaktır yazdıklarım.
bir mafya babasının gençliği ve bir mafya nasıl olunurun cevabını alıyorsunuz. don carlone’nin güçlü ve adaletli kimliği ön planda. aslında öldürdüğü kimseler olmasa , sempati bile besleyeceğimiz bir adam. iyilik yapıyor ama bir şartı var: bir gün ben de senden yardım isteyebilirim. yani bu ihtimali göz önüne al; hala yardım istiyorsan sana yardım edeyim.
michael carlone… kitaptaki karakterle filmdeki karakterin en çok uyduğu kişi. ailenin yaptığı işlerden ne kadar uzak kalmaya çalışsa da , doğduğun ev kaderindir misali, işin tam göbeğine düşüyor. şunu da belirteyim. michael’ın cinayeti işlediği zaman kaçtığı ve kaçtığı yerde aşık olduğu kız, kitapta daha büyük bir bölüm kaplıyor. filmde bu sahneler daha kısa geçilmiş; kitaptaki gibi yansıtılamamış; daha doğrusu uyarlaması başarılı olmamış.
sonny carlone… filmde en büyük hayal kırıklığım o oldu. kitapta ölümü o kadar beklenmedik ve olay sıralamasında öyle bir yere konmuştu ki, okurken duraklayıp ağladığımı biliyorum. filmde o olay örgüsünü , bahsettiğim şekilde yansıtmalarına imkan yoktu zaten.
kitapta, sonny’nin uğradığı saldırıdan önce don carlone’nin bir zamanlar iyilik yaptığı adama cenazeyi götürmesini okuyoruz. ‘baksana oğlumu ne hale getirdiler’ dedikten sonra kim olduğunu öğreniyoruz. sonraki sayfalarda ise saldırı anını anlatıyor.
film kötü müydü ? hayır. filmi izleyip sevenlere kitabını okumalarını öneriyorum. o zaman daha anlaşılır olacaktır yazdıklarım.
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
çok sevdiğim bir deyişi bırakayım. bu toprakların sesi, soluğu ve ihtiyacı olan kardeş türküler’den gelsin.
ötme bülbül.
ötme bülbül ötme şen değil bağım
yar senin elinden ben yana yana
tükendi fitilim eridi yağım
yar senin elinden ben yana yana .
ötme bülbül.
ötme bülbül ötme şen değil bağım
yar senin elinden ben yana yana
tükendi fitilim eridi yağım
yar senin elinden ben yana yana .
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bugün rabia aradı dershaneden olan, aramız bozuktu hallettik. sonra seni sordu adını hatırlayamadım ama barıştınız siz değil mi dedi ben de hayır dedim. nasıl ya dedi ben barışırsınız sanıyordum dedi. ben de öyle sanıyordum. allasen biz nasıl kabullendik ayrı olmayı?
devamını gör...
elma yedi diye insanı dünyaya kovan tanrı
kovmak için bahane aramıştır.
devamını gör...
sokak ortasında öğrencilere bakarak mastürbasyon yapan adam
sapıklıkta level atlamış bir adet şerefsizin evladıdır. bunu alıp evire çevire dövsen ceza alırsın işte. öğrenciler kameraya almış sapığın görüntülerini fakat tacizci daha bulunamamış. nasıl bi kafa yapın var senin manyak adam, öğrencilere bakıp mastürbasyon yapmak ne derece bir şerefsizlik lan aklım almıyor valla ha…
muğla'nın marmaris ilçesinde saat 23.30 sıralarında 19 mayıs gençlik meydanı'nda, bir tacizci kadınlara bakarak mastürbasyon yaptı. üniversite öğrencisi arkadaşlarıyla birlikte yürüyüşe çıktı. üniversite öğrencisi, meydanda arkadaşlarını beklediği sırada kendilerini gören erkeğin, bankta oturarak mastürbasyon yaptığını fark etti. bir yandan cep telefonu kamerasıyla tacizciyi kaydeden öğrenci ö., 'devam et, biraz daha devam etsene' diyerek tepki gösterdi. telefonla kaydedildiğini fark eden tacizci, koşar adımlarla meydandan uzaklaştı. muğla 112 acil çağrı merkezi'ne yapılan ihbarın ardından olay yerine polis ekipleri sevk edildi. saatlerce süren arama çalışmalarına rağmen 45-50 yaşlarındaki tacizci bulunamadı.
kaynak; onedio.com/haber/mugla-da-m...
edit: adam adliyeye sevk edilmiş ama bilin bakalım ne olmuş? serbest bırakılmış. bir de bu adamın aynı suçtan iki kaydı daha varmış. adalet yok dediğimizde bazıları ilginç derecede karşı çıkıyor. bu sapığı serbest bırakmak adaletin olduğu anlamına mı geliyor?? öyleyse tüküreyim o beyninize sizin!!!
muğla'nın marmaris ilçesinde saat 23.30 sıralarında 19 mayıs gençlik meydanı'nda, bir tacizci kadınlara bakarak mastürbasyon yaptı. üniversite öğrencisi arkadaşlarıyla birlikte yürüyüşe çıktı. üniversite öğrencisi, meydanda arkadaşlarını beklediği sırada kendilerini gören erkeğin, bankta oturarak mastürbasyon yaptığını fark etti. bir yandan cep telefonu kamerasıyla tacizciyi kaydeden öğrenci ö., 'devam et, biraz daha devam etsene' diyerek tepki gösterdi. telefonla kaydedildiğini fark eden tacizci, koşar adımlarla meydandan uzaklaştı. muğla 112 acil çağrı merkezi'ne yapılan ihbarın ardından olay yerine polis ekipleri sevk edildi. saatlerce süren arama çalışmalarına rağmen 45-50 yaşlarındaki tacizci bulunamadı.
kaynak; onedio.com/haber/mugla-da-m...
edit: adam adliyeye sevk edilmiş ama bilin bakalım ne olmuş? serbest bırakılmış. bir de bu adamın aynı suçtan iki kaydı daha varmış. adalet yok dediğimizde bazıları ilginç derecede karşı çıkıyor. bu sapığı serbest bırakmak adaletin olduğu anlamına mı geliyor?? öyleyse tüküreyim o beyninize sizin!!!
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
tahammülsüzlük.
devamını gör...
8 kelimelik hikâyeler
satürn'ün halkasında ayaklarını sallarken kabul etti hayatın kusurlarını.
devamını gör...
iş görüşmesi diye öyle her soru sorulmaz
kadınlar günü vakıfbank reklamı sözü.
hani nerde, keşke diyorum.
iş ilanlarındaki yaş sınırı, cinsiyet ayrımı, prezentabıl olunması gibi kriterler hep birer zorbalık aslında.
sadece kadınlar değil tüm çalışanlar sermaye sahibinin insafına bırakılmış vaziyette.
az parası olan, sadece rahatça insan hırpalamak için işyeri açıyor.
işveren olmanın ciddi bir eğitim gerektiği kimsenin aklına gelmiyor.
hani nerde, keşke diyorum.
iş ilanlarındaki yaş sınırı, cinsiyet ayrımı, prezentabıl olunması gibi kriterler hep birer zorbalık aslında.
sadece kadınlar değil tüm çalışanlar sermaye sahibinin insafına bırakılmış vaziyette.
az parası olan, sadece rahatça insan hırpalamak için işyeri açıyor.
işveren olmanın ciddi bir eğitim gerektiği kimsenin aklına gelmiyor.
devamını gör...
komedi
hakkında kendimi bir türlü doğru ifade edemediğim olgu. elitist olmakla suçlanıyorum komedi anlayışım konusunda. deniyorum açıklamayı ama bu hayatta beni en çok anlamış olan adamı bile bu yüzden kırdım zamanında istemeden. aslında kendini ifade sorunu olan biri değilim. ama bunu doğru anlatmayı bir türlü beceremiyorum sanırım. sorun bende olmalı. bir de yazarak deneyeyim...
az önce bir video gördüm. evet hayvan gibi komik. incinmişsin dedi de öyleydi. ya da verebileceğimiz başka sayısız örnek de yine çılgınlar gibi komik. ama bakın zor değil, göründüğü gibi üstten bir bakışım olduğu için de değil; kimseyi güldüğü şeyler yüzünden aşağıladığım/yargıladığım da yok. dahası bana da komik geliyor etik değil diye ifade ettiğim içerikler. ama burada sorun şu; bu video özelinde konuşacak olursak mesela, bu abinin bir hastane odasında, kimse onu görmüyor diye düşünerek denediği ve biz izleyince bize çok komik görünen bu halini paylaşmak, bunun bir komiklik unsuru olarak sunulması durumu etik değil. hangimiz bizi izleyen birileri olmadan "yapar mıyım, yapamaz mıyım lan" diye merak ederek bir şeyler denemiyoruz? elektronlar bile gözlemlendiğinde başka türlü hareket ediyor, değil ki insan? şarkı söylüyorum ben mesela bu ara, kayda başlamadan deniyorum kendimi. bir tek dileğim var'da detone olan abi kadar olmasa da komik duyulduğum zamanlar oluyor :) biri beni çeksin paylaşsın istemem o zamanlarımı.
incinmişsin dedi videosunda durum yine komikti. beni yine benzer bir konu rahatsız etmişti. ve bu fikrimi paylaştığımda şöyle bir argümanla karşı çıkılmıştı bana, "videoda gördüğün kişi alt profil olarak tanımlayabileceğin biri ve sana bir alt profilin sempatikleştirilmesi çirkin geliyor ama bu doğal reaksiyonu herkes verebilirdi, sen de verebilirdin, ben de verebilirdim. burada güldüğümüz alt profil üzerinden yapılan komedi değil, durumun komikliği. kimse bir şeyi normalleştirmeye çalışmıyor" hayır abi, benim dediğim ve daha önemlisi derdim bu değil. orada mevzu muhtemelen şöyle gerçekleşti; abi gerçekten terapiste gitti, gerçekten kendisine arkadaşı deneyimini sordu, o da gerçekten böyle bir cevap verdi. bunlar kamera kayıtta değilken yaşandı ve ana çok gülündü. buraya kadar her şey normal. çünkü durum komik. sonra dediler ki bu çok komik oldu, bunu tekrar canlandıralım ve instagram'a yükleyelim. mizansen gerçekleştirildi, video yüklendi ve beklenen tepkiyi aldı. sorun şu; insanların yalnızken ya da yakın çevreleriyleyken yaşadıkları komik anları, durumları, başka insanlara, onlar hakkında dalga geçilebilecek şekilde sunmak bana doğru gelmiyor. incinmişsin dedi videosunda videoyu paylaşan kişinin doğal tepkisi onun tırnak içinde konuya ne kadar sığ bir yerden baktığının da tespiti aynı zamanda ve biz izleyici olarak duruma güldüğümüz kadar buna da gülüyoruz. güldüğümüz şeylerin çoğu, yaşadığımız coğrafyada üretilen, paylaşılan komedilerin çoğu da bunlar oldukça toplumun komedi anlayışı bu çerçevede beslenmeye devam ediyor. neticede bu ülkede 40-50 yıldır aptal komedisi diye tabir edilen komedi yapılıyor. hepimiz bununla doğduk, yetiştik, büyüdük. haliyle komedi anlayışımız böyle şekillendi. dolayısıyla bunu sürdürmek ve bu minvalde içerikler üretmeye devam etmek bize normal geliyor. ama bir noktada artık bunu bırakmamız gerekmiyor mu sahi ya? ingiliz mizahı çok rererö yaa diye söylenip durmayı. hiciv ve bir şeylerle dalga geçmek dışında başka içerikler de üretmeye başlamamalı mıyız artık?
bakın bu tip içerikleri kişinin kendisi de sunsa, bu minvalde film de yapılsa, bu videodaki gibi gizli kamera görüntüsü de paylaşılsa, sokak röportajı da olsa sonuç değişmiyor. komedi böyle bir şey değil. sadece bundan ibaret değil. insanların düşünme, hayatı algılama şekli üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu bilinen mizahın daha geniş bir perspektifle ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini söylediğim için dağa kaldırılmaya çalışılıyorum, anlamıyorum. üzülüyorum.
inek şaban gibi insanlar gerçekten varlar arkadaşlar. düşük zeka, kazara geçekleşen durumlar, anlık verilen aptalca tepkiler, saflık, yalnız olduğumuzu düşünürken denediğimiz ve komik duruma düştüğümüz anlar, haklarında dalga geçerek hunharca güldüğümüz şeyler olmamalı.
derdimi salınız. butonum yok.
az önce bir video gördüm. evet hayvan gibi komik. incinmişsin dedi de öyleydi. ya da verebileceğimiz başka sayısız örnek de yine çılgınlar gibi komik. ama bakın zor değil, göründüğü gibi üstten bir bakışım olduğu için de değil; kimseyi güldüğü şeyler yüzünden aşağıladığım/yargıladığım da yok. dahası bana da komik geliyor etik değil diye ifade ettiğim içerikler. ama burada sorun şu; bu video özelinde konuşacak olursak mesela, bu abinin bir hastane odasında, kimse onu görmüyor diye düşünerek denediği ve biz izleyince bize çok komik görünen bu halini paylaşmak, bunun bir komiklik unsuru olarak sunulması durumu etik değil. hangimiz bizi izleyen birileri olmadan "yapar mıyım, yapamaz mıyım lan" diye merak ederek bir şeyler denemiyoruz? elektronlar bile gözlemlendiğinde başka türlü hareket ediyor, değil ki insan? şarkı söylüyorum ben mesela bu ara, kayda başlamadan deniyorum kendimi. bir tek dileğim var'da detone olan abi kadar olmasa da komik duyulduğum zamanlar oluyor :) biri beni çeksin paylaşsın istemem o zamanlarımı.
incinmişsin dedi videosunda durum yine komikti. beni yine benzer bir konu rahatsız etmişti. ve bu fikrimi paylaştığımda şöyle bir argümanla karşı çıkılmıştı bana, "videoda gördüğün kişi alt profil olarak tanımlayabileceğin biri ve sana bir alt profilin sempatikleştirilmesi çirkin geliyor ama bu doğal reaksiyonu herkes verebilirdi, sen de verebilirdin, ben de verebilirdim. burada güldüğümüz alt profil üzerinden yapılan komedi değil, durumun komikliği. kimse bir şeyi normalleştirmeye çalışmıyor" hayır abi, benim dediğim ve daha önemlisi derdim bu değil. orada mevzu muhtemelen şöyle gerçekleşti; abi gerçekten terapiste gitti, gerçekten kendisine arkadaşı deneyimini sordu, o da gerçekten böyle bir cevap verdi. bunlar kamera kayıtta değilken yaşandı ve ana çok gülündü. buraya kadar her şey normal. çünkü durum komik. sonra dediler ki bu çok komik oldu, bunu tekrar canlandıralım ve instagram'a yükleyelim. mizansen gerçekleştirildi, video yüklendi ve beklenen tepkiyi aldı. sorun şu; insanların yalnızken ya da yakın çevreleriyleyken yaşadıkları komik anları, durumları, başka insanlara, onlar hakkında dalga geçilebilecek şekilde sunmak bana doğru gelmiyor. incinmişsin dedi videosunda videoyu paylaşan kişinin doğal tepkisi onun tırnak içinde konuya ne kadar sığ bir yerden baktığının da tespiti aynı zamanda ve biz izleyici olarak duruma güldüğümüz kadar buna da gülüyoruz. güldüğümüz şeylerin çoğu, yaşadığımız coğrafyada üretilen, paylaşılan komedilerin çoğu da bunlar oldukça toplumun komedi anlayışı bu çerçevede beslenmeye devam ediyor. neticede bu ülkede 40-50 yıldır aptal komedisi diye tabir edilen komedi yapılıyor. hepimiz bununla doğduk, yetiştik, büyüdük. haliyle komedi anlayışımız böyle şekillendi. dolayısıyla bunu sürdürmek ve bu minvalde içerikler üretmeye devam etmek bize normal geliyor. ama bir noktada artık bunu bırakmamız gerekmiyor mu sahi ya? ingiliz mizahı çok rererö yaa diye söylenip durmayı. hiciv ve bir şeylerle dalga geçmek dışında başka içerikler de üretmeye başlamamalı mıyız artık?
bakın bu tip içerikleri kişinin kendisi de sunsa, bu minvalde film de yapılsa, bu videodaki gibi gizli kamera görüntüsü de paylaşılsa, sokak röportajı da olsa sonuç değişmiyor. komedi böyle bir şey değil. sadece bundan ibaret değil. insanların düşünme, hayatı algılama şekli üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu bilinen mizahın daha geniş bir perspektifle ve ciddiyetle ele alınması gerektiğini söylediğim için dağa kaldırılmaya çalışılıyorum, anlamıyorum. üzülüyorum.
inek şaban gibi insanlar gerçekten varlar arkadaşlar. düşük zeka, kazara geçekleşen durumlar, anlık verilen aptalca tepkiler, saflık, yalnız olduğumuzu düşünürken denediğimiz ve komik duruma düştüğümüz anlar, haklarında dalga geçerek hunharca güldüğümüz şeyler olmamalı.
derdimi salınız. butonum yok.
devamını gör...
beğeni borcu
bir sevgi seli.. borç değil..
aman bana neymiscilerden değilim.. evime ziyarete gelenin bende ziyaretine giderim..
kimse gelmek zorunda değil ama bir davete icabetten daha fazlası benimkisi..
aman bana neymiscilerden değilim.. evime ziyarete gelenin bende ziyaretine giderim..
kimse gelmek zorunda değil ama bir davete icabetten daha fazlası benimkisi..
devamını gör...
müslüm gürses
kendimi bildim bileli dinlediğim, öz babamdan daha çok sevdiğim insan.
nasıl ağlamıştım babayı kaybettiğimizde. ertesi gün kral tv'de art arda şarkılarını çalıyorlar diye okula gidememiş, ekranın başında oturmuştum saatlerce. en büyük keşkem herhangi bir konserine gidememiş olmaktır. son zamanlarındaki tarz değişikliğine bile darılmadım, kızmadım. arabesk halini nasıl sahiplendiysem affet'i de nilüfer'i de öyle sahiplendim. her ayrılıkta sana geldim, bazen mutluyken uzun zamandır dinlemediğimi fark edip yine geldim, sana ayıp olmasın diye. çok özledim be baba.
nasıl ağlamıştım babayı kaybettiğimizde. ertesi gün kral tv'de art arda şarkılarını çalıyorlar diye okula gidememiş, ekranın başında oturmuştum saatlerce. en büyük keşkem herhangi bir konserine gidememiş olmaktır. son zamanlarındaki tarz değişikliğine bile darılmadım, kızmadım. arabesk halini nasıl sahiplendiysem affet'i de nilüfer'i de öyle sahiplendim. her ayrılıkta sana geldim, bazen mutluyken uzun zamandır dinlemediğimi fark edip yine geldim, sana ayıp olmasın diye. çok özledim be baba.
devamını gör...
una nocte
yazdığı tanımlarla sözlüğe değer katan yazarlarımızdan biridir. güzel yazar, okuması oldukça zevklidir. hakettiği değeri görmediğini düşünsem de seviyoruz tanımlarını. musmutlu, huzurlu bir hayat sürerken güzel güzel tanımlar girmesini dilerim. var olsun.*
devamını gör...
2 yaşındaki tecavüz mağduru
2 yaşında bir çocuktan bahsediyoruz. hani daha kelimeleri bile doğru söyleyemeyen, tek derdi oyun olması gereken bir bebekten bahsediyoruz. ya o daha bebek sana ne yapmış olabilir ki? o bunları yaparken bu çocuğun annesi neredeydi? çocuğunun vücudundaki izleri görmedi mi? hadi diyelim istismardan haberi yok. ee şiddetten de mi haberi yok? habere göre bu çocuğa sürekli olarak şiddet uygulanıyormus. sen 1 ay önce tanıştığın bir de internetten tanıştığın birisi için buna izin verdin yani. insanlar ne kadar küçülmüş, iğrençleşmiş. yazık.
devamını gör...


