bic çakmak
bir clipper kadar olmasa da iyi olduğunu düşündüğüm bir çakmak markasıdır.
devamını gör...
ben kanal istanbul’a evet diyen bir atatürkçüyüm
(bkz: ben et yiyen bir veganım)
akp gitsin, belki o zaman biz de kanal istanbul'a evet deriz. kanal istanbul'un yandaş zengin etmek ve çalabilecekleri ne varsa çalmak için bir proje olduğunu akpliler bile biliyor.
akp gitsin, belki o zaman biz de kanal istanbul'a evet deriz. kanal istanbul'un yandaş zengin etmek ve çalabilecekleri ne varsa çalmak için bir proje olduğunu akpliler bile biliyor.
devamını gör...
recep yazıcıoğlu
recep yazıcıoğlu ankara üniversitesi hukuk fakültesini bitirmiş, birçok farklı ilçede kaymakamlık yapmış ve burada geçirdiği başarılı zaman sayesinde genç yaşta liyakati ile vali olmuş aydın, mütevazı bir türk bürokratıdır. ne yazık ki bir suikast sonucu şehit olmuştur.
devamını gör...
eski kafa radyo yayını
canlar dostlar nasılsınız?
yine bir pazar günü yine bir ben. değişikliğe hazır mısınız?
bugün değişik 90'lar türkçe yayını olacak dinleyince cidden bu da vardı ya diyeceksiniz. arada hunili şarkılar ile....
bu haftalık sadece 90'larda takılacağız sonra tekrar 70'ler 60'lar ve daha eskiler ile devam edeceğiz.
saatlerinizi 20.15'e ayarlayınız.
yine bir pazar günü yine bir ben. değişikliğe hazır mısınız?
bugün değişik 90'lar türkçe yayını olacak dinleyince cidden bu da vardı ya diyeceksiniz. arada hunili şarkılar ile....
bu haftalık sadece 90'larda takılacağız sonra tekrar 70'ler 60'lar ve daha eskiler ile devam edeceğiz.
saatlerinizi 20.15'e ayarlayınız.
devamını gör...
duygusal olmanın her zaman kazandırması
yok öyle bir şey arkadaşlar. hatta bazı insanlara karşı tamamen duygusuz ve acımasız olmalısınız ki sizi yaralayamasınlar. ve o içinizdeki muhtaç çocuğu kolay kolay göstermemelisiniz. o muhtaçlığı sezdikleri an size hak etmediğiniz şeyleri hissettirirler ve yine sizi suçlayarak işin içinden sıyrılmaya çalışırlar.
devamını gör...
idam değil kısas gelmelidir
var olan hapis cezaları uygulanmıyorken bu tarz cezaların uygulanacağına nasıl inanılıyor asla anlamıyorum. bunun yanında bu şekilde cezalar verilmesi suçluların yurt dışına kaçmaya çalışmasını arttırmaktan başka bir işe yaramayacaktır ve bir ülke için, bir masumun hapiste olması yüz suçlunun dışarıda olmasından daha tehlikelidir. bu tür cezalar vermek o insanın bir gün masumluğunun ortaya çıkması olasılığını hiçe sayar. eski yüzyıldan çözümler düşünmek yerine var olan yasalar uygulanırsa, suçlular devlet büyüklerinden aldığı cesaretle ortalıkta gezemezse her şey çözüme kavuşacaktır zaten.
devamını gör...
iletişim engellerinin temel sebebi
sabit fikir. yeni bir düşünceye alışamama. kendisinin algıyamadığı düşünceyi ön yargıyla reddetme.
devamını gör...
direkt cenneti yaratmak varken 93 milyar ışık yılı büyüklüğünde evren yaratmak
hikmetinden sual olunmaz allah'ın işlerinden. bence zaman ve enerji kaybı. koy işte oraya doğrudan cenneti, mis gibi takılalım. orada düzeni bozan olursa dünyaya yollardın gene.
devamını gör...
avrupa'yı bir şey zannedenler
evet avrupa bir şey. en azından sokakta rahatça gezip istediğimi söyleyebiliyorum. inanır mısınız üstelik sizi insan yerine koydukları da oluyor.
devamını gör...
sohbet ederken keyif duyulan insan tipi
bilgiye ve sorgulamaya aç insanlarla sohbet etmekten çok keyif alırım. insan ne kadar bilgili ise o kadar da bilgiye açtır diyebiliriz bir anlamda. çünkü bu insanlar size bir şeyler katarken sizin de ona bir şeyler katacağından emin bir şekilde dinler sizi. ortaya farklı bakış açıları koyar, farklı sorular sorarak sizi de kendi sorgulamasının içine dahil eder. hayatı sadece yiyip içip gezmek olarak görmeyen, karşısında akıp giden evren denilen sahnenin her bir dekoru üzerine düşünür. sahne arkasını irdeler. işte bu dünya gezintisinde beraber beyin fırtınası yapabildiğim dostlarım en keyifli sohbetlerin aktörüdür benim için.
devamını gör...
beyaz zambaklar ülkesinde
kendilerine gül bahçesi vadedilmemiş bir toplumun bataklıktan bir çiçek bahçesine dönüşünün yazıya dökülüşüdür beyaz zambaklar ülkesinde.
''yeni toplumlar yeni şarkılar üretirler'' diye bir söz geçiyor kitapta. yeni anlayışların, isteklerin ve hedeflerin oluşması kadar doğal şey olamaz bir devlette. eğer o anlayış, istek ve hedeflere gözler kör edilip kulaklar kapatılırsa, eski yöntemlere göre yol almaya çalışılırsa ve bir yeniliğe canavar görmüş gibi yaklaşılırsa, gideceğimiz tek yer geri olur.
ulu önder mustafa kemal atatürk şöyle der:
''umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.''
atamızın okunması gerektiğini söylediği kitabı okurken büyük bir umutsuzluk ve karamsarlık içerisinde olmaktan utanç duydum. belki bir 5-6 yıl önce okusam müthiş gaza gelirdim, hatta itiraf edeyim, ülkemizi kurtarma planları yapardım. birkaç yıl önce okusam, eğer çok istersek olur diye düşünür bitmeye doğru yol alan umudumu korumaya çalışırdım lakin bu yıl içerisinde okuduğumdan 'biz neden böyle olduk?' diye sormaktan ve herkesin kendisini düşündüğünden birlik olamayacağımız ve bir şeyleri değiştiremeyeceğimiz hakkında düşünmekten kendimi alamadım.
bir şeyleri kolay kolay değiştiremeyeceğimiz zaten şuradan belli, neden atatürk'ün okullarda rehber kitap olarak okutulması gerektiğini söylediği kitap okullarda okutulmadı bizlere? neden müfredatta yer almadı? neden kitap hakkında hiçbir tartışma içerisinde yer almadık?
neden düşünmek veya bir şeyleri değiştirmek istediğimizde hep önümüzde engellerle karşılaştık? ve en önemlisi, neden bu kadar umutsuz bireylere dönüştük?
yılların insanı umutsuzluğa sürüklediğini söyleriz fakat ülkemizde bizi umutsuzluğa sürükleyenin 'zaman' olmadığını çok iyi biliriz.
''yeni toplumlar yeni şarkılar üretirler'' diye bir söz geçiyor kitapta. yeni anlayışların, isteklerin ve hedeflerin oluşması kadar doğal şey olamaz bir devlette. eğer o anlayış, istek ve hedeflere gözler kör edilip kulaklar kapatılırsa, eski yöntemlere göre yol almaya çalışılırsa ve bir yeniliğe canavar görmüş gibi yaklaşılırsa, gideceğimiz tek yer geri olur.
ulu önder mustafa kemal atatürk şöyle der:
''umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.''
atamızın okunması gerektiğini söylediği kitabı okurken büyük bir umutsuzluk ve karamsarlık içerisinde olmaktan utanç duydum. belki bir 5-6 yıl önce okusam müthiş gaza gelirdim, hatta itiraf edeyim, ülkemizi kurtarma planları yapardım. birkaç yıl önce okusam, eğer çok istersek olur diye düşünür bitmeye doğru yol alan umudumu korumaya çalışırdım lakin bu yıl içerisinde okuduğumdan 'biz neden böyle olduk?' diye sormaktan ve herkesin kendisini düşündüğünden birlik olamayacağımız ve bir şeyleri değiştiremeyeceğimiz hakkında düşünmekten kendimi alamadım.
bir şeyleri kolay kolay değiştiremeyeceğimiz zaten şuradan belli, neden atatürk'ün okullarda rehber kitap olarak okutulması gerektiğini söylediği kitap okullarda okutulmadı bizlere? neden müfredatta yer almadı? neden kitap hakkında hiçbir tartışma içerisinde yer almadık?
neden düşünmek veya bir şeyleri değiştirmek istediğimizde hep önümüzde engellerle karşılaştık? ve en önemlisi, neden bu kadar umutsuz bireylere dönüştük?
yılların insanı umutsuzluğa sürüklediğini söyleriz fakat ülkemizde bizi umutsuzluğa sürükleyenin 'zaman' olmadığını çok iyi biliriz.
devamını gör...
sözlükte doğum günü kutlamak
kutlayan herkese saygı duyuyorum tabiki. insanlar öz iradeleriyle yazıyor, gönülden geliyor da yazıyor. bir çok mesajlaşan yazar var sonuçta, insanlar birbirlerine bir tebessüm hediye ediyor. bir tebessümü çok görmeyelim arkadaşlar.*
devamını gör...
ordu'da bir cips reyonunun marketten kaçması
bıhtıh ya bıhtıh diyerek sahibini terk eden cips reyonu.
devamını gör...
bikinisinde astronomi
ilk dinlediğinizde sözleri anlamsız geliyor. birbirinden bağımsız saçma sapan söz dizeleri gibi görünüyor. ancak size hikayesini öğrendikten sonra da dinlemenizi tavsiye ediyorum, o anlamsız gelen sözler nasıl anlam kazanacak göreceksiniz. önce sözlerini bırakayım hikayesine sonra değineyim.
sözleri:
onu bir görseniz sanırsınız
o bir deniz yanılırsınız.
o benim güneş sistemim.
alacalı bikinisinde saklı
deniz yıldızları
uzay taşları-arkadaşları.
ölü denizciler
kayıp galaksiler
buldum gözlerindeler.
senden tek istediğim geçmişin geleceğin
benim olsun.
yaz gelirken karışır böyle şeyler
neşeyle endişeler
ayak bastığı her yerdeler
üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım.
sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden.
sen istersen.
karşılığında istediğim
geçmişin geleceğin
benim olsun.
denizler cinayet işlemezler.
aslında kimseyi istemezler.
değiştirdi beni
bu garip astronomi
suçluyum belki ben..
sen sularımda ölürken
güldüm keyfimden
her zaman istediğimle
geçmişin geleceğinle
benimsin artık
derinlerde
derinlerde.
bu şarkı denizin ağzıyla yazılmış ve denizde boğulup ölen bir kadına yazılmıştır. aynı zamanda denizin kadına aşık olduğunu ve bu aşkın nasıl cinayete dönüştüğünü anlatır. şarkının denizin ağzıyla yazıldığının kanıtı ise şu dizelerdir
"üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım".
hikayesi büyük bir anlam taşır benim için. şimdi bir kez de şarkıyı denizden dinliyormuş gibi dinlerseniz farkı göreceksiniz.
sözleri:
onu bir görseniz sanırsınız
o bir deniz yanılırsınız.
o benim güneş sistemim.
alacalı bikinisinde saklı
deniz yıldızları
uzay taşları-arkadaşları.
ölü denizciler
kayıp galaksiler
buldum gözlerindeler.
senden tek istediğim geçmişin geleceğin
benim olsun.
yaz gelirken karışır böyle şeyler
neşeyle endişeler
ayak bastığı her yerdeler
üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım.
sıkılırsan güneşten gece oluruz erkenden.
sen istersen.
karşılığında istediğim
geçmişin geleceğin
benim olsun.
denizler cinayet işlemezler.
aslında kimseyi istemezler.
değiştirdi beni
bu garip astronomi
suçluyum belki ben..
sen sularımda ölürken
güldüm keyfimden
her zaman istediğimle
geçmişin geleceğinle
benimsin artık
derinlerde
derinlerde.
bu şarkı denizin ağzıyla yazılmış ve denizde boğulup ölen bir kadına yazılmıştır. aynı zamanda denizin kadına aşık olduğunu ve bu aşkın nasıl cinayete dönüştüğünü anlatır. şarkının denizin ağzıyla yazıldığının kanıtı ise şu dizelerdir
"üzerimden gemiler geçer
kaldırma kuvvetimdekiler
burası benim krallığım".
hikayesi büyük bir anlam taşır benim için. şimdi bir kez de şarkıyı denizden dinliyormuş gibi dinlerseniz farkı göreceksiniz.
devamını gör...
gün geçtikçe azalan şeyler
insanların birbirine ve hayata karşı olan sabrı,umudu,heyecanı .
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
adli rapor desteklemiş, tanıklar var kanıtlanmış ne diye salmışlar? çocuklar geri verilmemiştir inşallah.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği oyuncakları
bir kız çocuğu olarak kamyonum ve kepçem desem.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
devamını gör...
kinyas ve kayra
yeraltı edebiyatına ait okuduğum ilk eserdir. çarpıcı kurgusu, karanlık atmosferi bende merak uyandırmıştı. okuyalı uzun denebilecek bir zaman oldu ve üzerine türk edebiyatının post modern özellikli mihenk taşlarını okudukça bu romanın beslenme kaynaklarını çok daha iyi anladım. özellikle tutunamayanlar'ı okuduktan sonra zihnimde kinyas ve kayra'nın bulunduğu yere doğru yeni tüneller ve bağlantı noktaları açıldı.
toplumun iki yüzlülüğüne, kalıplara, ön yargılara sert bir eleştiride bulunuyor. çok sağlam cümleleri vardır her biri aforizma niteliğinde. insanı derin bir sorgulamaya sürüklüyor. karamsarlığa kapılmamak lazım. kitap bir şekilde bir çıkış yolu gösteriyor.
yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra pek çok sanat eserine atıfta bulunuyor. okumadan önce birikim şart diye düşünüyorum. katmanlı bir eser. bağlantıları fark ettikçe bırakamıyorsunuz. kitabın içinde onlarca şarkıdan, solistten ve gruptan bahsediliyor. david bowie, iron maiden, slayer, beatles, müslüm gürses, orhan gencebay ve daha fazlası.
toplumun iki yüzlülüğüne, kalıplara, ön yargılara sert bir eleştiride bulunuyor. çok sağlam cümleleri vardır her biri aforizma niteliğinde. insanı derin bir sorgulamaya sürüklüyor. karamsarlığa kapılmamak lazım. kitap bir şekilde bir çıkış yolu gösteriyor.
yukarıda bahsettiklerimin yanı sıra pek çok sanat eserine atıfta bulunuyor. okumadan önce birikim şart diye düşünüyorum. katmanlı bir eser. bağlantıları fark ettikçe bırakamıyorsunuz. kitabın içinde onlarca şarkıdan, solistten ve gruptan bahsediliyor. david bowie, iron maiden, slayer, beatles, müslüm gürses, orhan gencebay ve daha fazlası.
devamını gör...
muhabbet kuşu öldü diye ağlayan erkek
kalbi naif insandan zarar gelmez, seviniz bu arkadaşları. ergen ejder beye bakmayınız siz!
devamını gör...
