ali atay, serkan keskin ve osman sonant üçlüsü tarafından * leyla ile mecnun (dizi)'un 17.bölümünün sonunda bu şarkıdan uyarlanan şarkı.

--- alıntı ---

mahallede takılırdım 9'a kadar,
her şeyi götürürdüm, sakıza kadar.
kafamdan başka yüküm yok, yoktu.
o kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

sırtımda hırkamla yaza kadar,
annemle giderdim pazara kadar.
ferdi'den başka gücüm yok, yoktu
o kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

o gemi gelmedi limana kadar,
iş arar dururdum sızana kadar (sebep sebep sebep)
ağzımdan çıkanla kulağımın duyduğu yok, yoktu
bu kıza kadar, bu kıza kadar.

kapı kapıyı açardı yetene kadar,
görüntü hep vardı tüpü bitine kadar.
ben böyle bir adam mıydım, mıydım?
kıza kadar, bu kıza kadar, bu kıza kadar.

derdimiz vardı, bize kadar.
şimdi oldular, dize kadar.
kıza kadar, dize kadar, bize kadar.

--- alıntı ---
devamını gör...

içinde çok sayıda öykü bulunduran kısacık bir halil cibran kitabı. o kadar kısa ki bir çırpıda okunuyor. barındırdığı öyküler de oldukça kısa, en fazla bir iki sayfa uzunluğundalar. hatta sadece bir paragraftan oluşan öyküler bile var. öykülerin hepsi farklı bir temayı ele alıyor. aralarında her hangi bir bağlantı ya da kronolojik bir sıra yok.

yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. yazım dilini oldukça beğendim aslında. öykülerin de bazıları oldukça güzeldi, üzerine sayfalarca konuşulabilecek oldukça derin anlamlara sahiplerdi. hatta içlerinden bazıları tek başına ayrı bir kitap olabilecek niteliktelerdi bence. fakat bazı öyküler yazılmış olmak için yazılmış gibiydi sanki. bazıları da kısacık olduğu için öyküyle bağ kuramadan bitiveriyordu hemen. çok daha uzun olması gerektiğini düşündüğüm çok öykü oldu.

özetle, yazarın dilini sevdim. öyküler de kısa olsalar da güzeldi. kitap yazarın diğer kitaplarını da yakın zamanda okuma isteği uyandırdı içimde. okumak isteyenlere de rahatlıkla önerebilirim, kısacık kitap zaten okusanız da bir şey kaybetmezsiniz
devamını gör...

önünde yaşayacağı uzun yıllar orada yaşadığı o zaman dilimine bir canavar tarafından hapsedilmiş küçüğü ve daha nicesini düşünüyorum sürekli. öldürülmemiş fakat tüm yaşamı dondurulmuş olan küçüğü. yaşayacağı her güzel şeye, karşılaşacağı her güzel insana dahi hapsolduğu o pencereden bakmak zorunda bırakılan küçüğü...

ona yan gözle bakmaya, saçının teline dokunmaya dahi hakkı olmayan bu canavarı düşünüyorum sonra.
sonra hep aynı yere geliyorum. bu dünyada insandan daha korkunç bir şey yok! insanın ve onun yapabileceklerinin sınırının olmadığı bir dünyaya ait olmak çok yaralayıcı.
devamını gör...

liseyi birlikte okuyan “iki can” arkadaş, eğitimleri boyunca harçlıklarını biriktirdiler. liseden mezun olduktan sonra milli eğitim bakanına gidip, yurtdışında okumaya gönderilmelerini istediler. parlak notlarla okullarını bitiren gençleri dinleyen bakan, sözüne başlamadan önce birini dışarı çıkardı. odasında kalan gence “seni gönderebilirim ama arkadaşım gönderirsem dedikodu olur. ‘oğluna torpil yaptı’ derler. bu yüzden onu gönderemem” dedi. bakan oğlu babasının kararına boynunu büktü, “madem öyle benim biriktirdiğim parayı da sen al. hiç olmazsa amacımı kısmen gerçekleştireyim” diyerek yıllardır biriktirdiği tüm parasını arkadaşına verdi… bakan, milli eğitim bakanı hasan ali yücel’di, dedikodu olur endişesiyle yurtdışına göndermediği öğrenci ise oğlu can yücel’di. yurtdışına giden öğrenci ise daha sonra dünyanın en ünlü beyin cerrahı olacak prof. dr. gazi yaşargil…

efendim bu dedikodu pek ünlüdür fakat zamanında bizzat gazi yaşargil tarafından şu sözlerle yalanlanmıştır:

“ne bana burs verildi ne de can’a. hasan ali yücel, temmuz 1943’te yanıma gelerek ‘gazi bey, can bana söyledi viyana’ya gitmeye karar vermişsiniz. ben de can’ı ingiltere’ye göndereceğim. lütfen onu ikna edin’ dedi. ben de ikna ettim, yol gösterdim sadece. ama ikimize de burs verilmedi. ikimizde ailemizin imkânlarıyla yurtdışına çıktık. can çok iyi arkadaşımdı.”

benden bir dedikodu:

yahya kemal beyatlı ile nazım hikmet'in annesi celile hanım, yakup kadri karaosmanoğlu'nun da vesilesi ile biraraya gelirler ve bu buluşmadan bir aşk filizlenir. bu sırada nazım hikmet bahriye mektebinde öğrencidir ve yahya kemal de ona hocalık yapmaktadır. bu hocalık sadece okul ile sınırlı değildir, yahya kemal celile hanım'ın evinde de nazım'a ders vermektedir. böyle bir ders gününde nazım, annesi celile hanım'la aralarında bir şey olduğunu hissettiği hocası yahya kemal'e "hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz" der.
günler haftalar geçedursun celile hanım bundan habersiz yahya kemal ile düğün hazırlıklarına başlar fakat çok geçmeden yahya kemal artık onu istemediğini, dolayısıyla böyle bir evliliğin olmayacağını söyler ve bir aşk yarım kalır.
üzerinden yıllar geçer, nazım siyasi suçlardan yargılanır ve tutuklanır. annesi celile hanım, oğlunun kurtulması için son bir ümit ile yahya kemal'e mektup yazar. fakat bu mektup asla karşılık bulmaz.
1956'da celile hanım ondan 2 yıl sonra da yahya kemal hayata veda eder. hiç yaşanmamış bir aşk da böylece toprağa karışır.

ekleme: edebiyat sayılır mı bilmem ama bir de şu var: iğne hadisesi
devamını gör...

psikolojik danışmanınız ayağınıza geldi. çocukluğunuza inelim bakalım. yaşadığınız ilk hayal kırıklığınız neydi?
benim ilk hatırlatığım 4 5 yaşlarında kapımıza siyah bir süs köpeği gelmişti. o yaşta bir kız çocuğu nasıl sever bilmiyorum ama ben bütün tokalarımı tüylerine takıp akşama kadar oynamıştım. gitmez sandım heralde tokaları çıkarmadım gece. sabah bir uyandım köpek gitmiş.. tokalarımla...
devamını gör...

ortaokuldayken öncel isimli arkadaş vardı. okul bitimi eve geldiğimde de radyo açık olurdu. iki ya da üç kere her geldiğim saatte radyoda ümit besen'in nikah masası çalardı. şarkıda geçen at artık imzanı git bir an önce kısmını, öncel'in ismini devamlı bellediğim için at artık imzanı ihtiyar öncel diye algılardım.
devamını gör...

stres.. tercihleri bekliyorum işte. tuttu mu? tutmadı mı? ya tamam hiçbiri tutmasa da kendimden 15k büyük yer yazdım. o tutar en azından... yani tutar di mi???*
devamını gör...

(bkz: ava giderken avlanmak)
devamını gör...

defalarca kez tecrübe edilerek diyorumki. asla demeyin, zira gün gelir alternatifiniz olmaz, sonra dönüp kendinize şöyle dersiniz! ben bunu nasıl yaptım?.
devamını gör...

istanbul'un anadolu yakasında kalan bir ilçesi.

marmara üniversi göztepe kampüsü'nde okuduysanız, vaktiniz kadıköy'de geçmiştir.
zurna dürüm
moda
boğa heykeli
fenerbahçe
çilek sokak
denilince akla gelen yerdir.
devamını gör...

asya'da yaygın olan inanışlarda ve bu bölgede yaşamış olan uygarlıklarda da rastlanan, 20. yüzyıl başlarında avrupa'da yaygın şekilde kullanılan ve özellikle almanya ile özdeşleşmiş sembol. swastika olarak da bilinir.

aslında eskiden iyi şansı ve uğuru temsil eden, biraz da dini bir semboldü. zamanla naziler ve aşırı sağcılar tarafından sahiplenildi ve aryan ırkını temsil etmeye başladı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hakkında daha fazlasını bilmek istediğim şair. onu intihara götüren önemli sebepleri olmalıydı mutlaka. ama hakkındaki tüm dökümanlarda "sylvia plath'e öykündüğü ve intihar ettiği" yazıyor. oysa hiçbir şey bu kadar basit olamaz.

bir antolojiyle harmanlanmış biyografisi yayınlanmalı, mutlaka.
gerçi kanat güner'in kitaplarını bile bulamadığımızı göz önüne alırsak türk yazınında ciddi bir araştırma-inceleme eğilimi eksikliği var. yakınlarının böyle bir işe kalkışacağını zannetmiyorum ama yine de bir ara burayı görürlerse bilgilerine sunalım: onun yaşam öyküsünü şiirlerinden güzel bir seçkiyle birlikte okumaktan memnuniyet duyarız.
devamını gör...

hayatım boyunca bıkmadan usanmadan yapabileceğim, zorluklarına göğüs gerebilecegim ve geçen zamana üzülmeden sonsuza kadar uğraşabilecegim (tabi iadesiz tek gidiş bileti kullanana kadar)* uğraşıya hala uzak mıyım acaba diyorum? yarım kalanlar ve tamamlananlara rağmen. tekrar ve tekrar...
denemek ve yanılmak. rahatsız etmemeli diyorum. diğer şeyler de öyle. sadece sevdiğim ve iyi yapabileceğime inandığım bir uğraş. ilgi alanlarım mercek altında.
devamını gör...

aniden gelmiyor genelde her zaman içimde bulunan bir his. çaresi olmayan bir hastalık gibi. tuhaf...
devamını gör...

kaç para maaş alıyorsun?
devamını gör...

tierra del fuego adalarında yerli halkın kullandığı yagan dilinde bir kelimedir.

iki kişinin keskin bir sessizlik içinde , aynı duygularla göz göze gelip, her ikisinin de istedikleri bir şeyi başlatmak için dayanılmaz bir istek duymalarına rağmen ilk adımı karşısındakinden beklemesine denmektedir.
devamını gör...

çektiği güzel fotoğrafları ve hayran olduğum şairlerin dizelerini paylaşarak içimi açan yazardır.
devamını gör...

benden bahsedildiği için koşa koşa geldim. o kişi benim.
devamını gör...

gel şunu bir yapalım (yalnızca ben yaparım) veyahut çay demle.
devamını gör...

konunun anlaşılmadığını gördüğümüz başlık.

konu cinselliğin doğallığı ya da konuşulabilirliği değil zaten. cinsellik diye genel bir başlık açabilirsiniz mesela yahut bel soğukluğu diye, genelev diye ya da ne bileyim aids adlı bir başlık da açabilirsiniz. içinde de başlıkla ilişkili olarak ne isterseniz anlatır, bilgi verir, varsa hakkında konuşmak istediğiniz bir deneyiminiz, onu yazarsınız.

fakaaaat...

herkes aklına her gelen fantezisi için başlık açarsa, bu ortam amacından kilometrelerce uzağa sapar. yok ille de konuşmak istiyorsanız, "herkes bilsin benim aklımdan geçen her şeyi" diyorsanız, onu da fantezi başlığı altında yazar çizersiniz. her türlü kombinasyon için ayrı ayrı başlık açılmaz. insanların tepkisi böyle şeylere. kimse cinselliği konuşmayın demiyor. üslubunca konuşun diyorlar.

misal dün süpernova başlığına bazı detaylar yazdım. orada o başlık dururken gidip süpernovaların türleri, süpernovaların iç yapıları, süpernovaların ıvırları zıvırları diye başlık açsam bana da aynı tepki gelirdi. git süpernova başlığına yaz, neden ayrı ayrı başlık açıyorsun derlerdi. bu, süpernovaların konuşulamayacağı anlamına gelmiyor. bazı şeylere biraz dikkat edip insanları bunaltmamak gerektiği anlamına geliyor sadece.

sanıyorum meselenin ne olduğu az da olsa anlaşılmıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim