panini
kitap, dergi, çizgi roman gibi şeyler yayınlayan ve üreten italyan kökenli bir firmadır.
futbolcu kartları ile oldukça meşhurdur.
futbolcu kartları ile oldukça meşhurdur.
devamını gör...
eşkal
bizde tekil olarak kullanılsa da aslında şekil sözcüğünün çoğul biçimi olan arapça isim soylu sözcük.
-türkçede, arapçadaki çoğul sözcükleri tekil olarak kullanma oldukça yaygın: velet-evlat, varak-evrak....-
en temel anlamı, bir kimsenin tanınmasını sağlayan dış görünüşü anlamı.
-tarihte, yeniçeri ocağı ve saray hizmetlerinde kullanılmak üzere devşirilen acemi oğlanların kaydedildiği defterin adı da eşkal defteri-
ve elbette insan dışındaki her türlü varlık ve nesnenin de biçimini anlatmak için kullanılan bir sözcük eşkal sözcüğü.
bu sözcükle ne zaman karşılaşsam aklıma hep ahmet kaya ve onun o ünlü şarkısı geldiği için buraya da koymadan edemem.
başım belada
-türkçede, arapçadaki çoğul sözcükleri tekil olarak kullanma oldukça yaygın: velet-evlat, varak-evrak....-
en temel anlamı, bir kimsenin tanınmasını sağlayan dış görünüşü anlamı.
-tarihte, yeniçeri ocağı ve saray hizmetlerinde kullanılmak üzere devşirilen acemi oğlanların kaydedildiği defterin adı da eşkal defteri-
ve elbette insan dışındaki her türlü varlık ve nesnenin de biçimini anlatmak için kullanılan bir sözcük eşkal sözcüğü.
bu sözcükle ne zaman karşılaşsam aklıma hep ahmet kaya ve onun o ünlü şarkısı geldiği için buraya da koymadan edemem.
başım belada
devamını gör...
kız kıza dans etmek
mezdeke vari bir şeyse okeyim hanımlar.
haydin piste bekliyorum.*
yahu isteyen istediğiyle istediği gibi dans eder. her şeyide bilmeyin bir zahmet.
sanki dersin kraliyet ailesinde doğduk büyüdük. hepimiz türkiyedeyiz ve bir çoğumuz bugün eleştirdiklerimizi dün mecburiyetten, bilinçsizlikten ya da eğlencesine yaptık. kasmayın bu kadar az rahatlayın please.*
haydin piste bekliyorum.*
yahu isteyen istediğiyle istediği gibi dans eder. her şeyide bilmeyin bir zahmet.
sanki dersin kraliyet ailesinde doğduk büyüdük. hepimiz türkiyedeyiz ve bir çoğumuz bugün eleştirdiklerimizi dün mecburiyetten, bilinçsizlikten ya da eğlencesine yaptık. kasmayın bu kadar az rahatlayın please.*
devamını gör...
çocukken inanılmaz kıymetli olan şeyler
bir de hep içten içe istediğimiz ama o yaşımızda bile ailemizin durumunun kötü olduğunu bildiğimiz için söyleyemediğimiz çilek yatak odası ve aküllü araba var.çok çabuk büyüdük çook ama içimizdeki çocuğu hala derinlerde saklıyoruz.
devamını gör...
kardeşin bankası olmak
eğitim ve spor için her zaman elimden geleni yapacak bir bankayım.
devamını gör...
mesaja cevap gelmeyince soru işareti atmak
çok yıkık bir harekettir.
ama eğer kavga esnasında ise yapılabilir. cevap ver ulan manasında iyi olabilir.
ama eğer kavga esnasında ise yapılabilir. cevap ver ulan manasında iyi olabilir.
devamını gör...
chp'nin kasım 2021'de akp'yi alaşağı etmesi
akp'nin dağılma sürecinin mimarlarından birisi de chp'dir. ve hali ile kılıçdaroğlu.
her ne kadar ulusalcı fanatikler ve ak troller bunu kabullenemese de gerçek budur.
niye mi ??
1- millet ittifakı. chp/kılıçdar bu adımı atarak, akp'ye öyle bir gol attı ve ters köşeye attı ki, o vakitten sonra kendine gelemedi. akp ittifak terimi ortaya attı ve mhp ile bizde yüzde 50 olur, 50 yıl iktidar oluruz dedi. nedeni ise solun hep kendi içinde bölünmesi ve muhalefetin hep bir araya gelememesi idi. ama kılıçdar türk siyasi tarihine geçen bir adım attı ve 3 farklı düşünce, ideoloji ve politikaya sahip partiyi bir araya getirdi ve akp'yi resmen ters köşe yaptı.
2- iyi parti'ye verilen vekiller. bakın bunu buraya yazıyorum.yıllar sonra dedi dersiniz. bu adım, en az şu ittifak kadar türk siyasi tarihine geçen, ileride ciddi ciddi belgesellere konu olacak bir olay. akp bu olay olmasın diye türlü yasalar ve ysk baskısı ile yola çıkmıştı ama bu hareket ile iyi parti doğru. bu sayede yerel seçimlerde zafer elde edildi. şimdi ise akp'den kopan oylar iyi parti'ye gidiyor. sağ merkez bir parti oldu ve insanlar akp'ye alternatif yok derken buraya kanalize olmaya başladı.
3- istanbul ve ankara da aday seçimi. kılıçdar bu konuda epey direnmişti. imamoğlu deyince, chp de epey hoplayan oldu. ulusalcılar kudurdu. bu kim ya diye muhalefet ettiler. sonuç itibar ile istanbul zaferi geldi. imamoğlu gibi geleceğin lideri doğdu. şu an seçim olsa, istanbul'da tekrardan rekor oyla seçilecek, cumhur seçimi olsa tayyip'i çok rahat yenecek birisi çıktı ortaya. pek tabii mansur yavaş'ı da unutmayalım.
ve bu süreçte kılıçdar'ın çıkışları, söylemleri de etkili oldu. mb ziyareti ve sonrasındaki memur çıkışı, dahiyane idi. bu vesile ile gündem belirleyen, kamuoyunu yönlendiren bir konuma geldi.
sonuç olarak. ortalama olarak 2018 de cumhur vs. millet oy oranı 55-32 civarında idi. şimdi ise ortalama 40-42 civarında. ekonomik rezalet ve krizin katkısı kadar, yapılan bu adımlarda buna neden olmuştur.
konuya gelecek olursak; chp böyle bir şey yapar m bilemem. ama yapsa bile akp bir anda dağılmaz. 20 yıllık bir süreç var ve bu süreç 1 günde bitmez.
ama şöyle bir gerçek var. ileriki zamanlarda chp'nin oy oranı, akp'yi geçerse bu şaşırtıcı olmaz. iyi parti'de yüzde 20'leri geçerse, bu da şaşırtıcı olmaz.
uzun lafın kısası. siyasl islam bitti. hali ile akp ve mhp de. milliyetçi ve din üzerine yapılan istismar siyaseti de bitiyor. yerine chp gibi artık halkın ve gençlerin sorununa değinen, iyi parti gibi sağ merkeze konumlanıp, akılcı siyasetler üretenlerin devri.
her ne kadar ulusalcı fanatikler ve ak troller bunu kabullenemese de gerçek budur.
niye mi ??
1- millet ittifakı. chp/kılıçdar bu adımı atarak, akp'ye öyle bir gol attı ve ters köşeye attı ki, o vakitten sonra kendine gelemedi. akp ittifak terimi ortaya attı ve mhp ile bizde yüzde 50 olur, 50 yıl iktidar oluruz dedi. nedeni ise solun hep kendi içinde bölünmesi ve muhalefetin hep bir araya gelememesi idi. ama kılıçdar türk siyasi tarihine geçen bir adım attı ve 3 farklı düşünce, ideoloji ve politikaya sahip partiyi bir araya getirdi ve akp'yi resmen ters köşe yaptı.
2- iyi parti'ye verilen vekiller. bakın bunu buraya yazıyorum.yıllar sonra dedi dersiniz. bu adım, en az şu ittifak kadar türk siyasi tarihine geçen, ileride ciddi ciddi belgesellere konu olacak bir olay. akp bu olay olmasın diye türlü yasalar ve ysk baskısı ile yola çıkmıştı ama bu hareket ile iyi parti doğru. bu sayede yerel seçimlerde zafer elde edildi. şimdi ise akp'den kopan oylar iyi parti'ye gidiyor. sağ merkez bir parti oldu ve insanlar akp'ye alternatif yok derken buraya kanalize olmaya başladı.
3- istanbul ve ankara da aday seçimi. kılıçdar bu konuda epey direnmişti. imamoğlu deyince, chp de epey hoplayan oldu. ulusalcılar kudurdu. bu kim ya diye muhalefet ettiler. sonuç itibar ile istanbul zaferi geldi. imamoğlu gibi geleceğin lideri doğdu. şu an seçim olsa, istanbul'da tekrardan rekor oyla seçilecek, cumhur seçimi olsa tayyip'i çok rahat yenecek birisi çıktı ortaya. pek tabii mansur yavaş'ı da unutmayalım.
ve bu süreçte kılıçdar'ın çıkışları, söylemleri de etkili oldu. mb ziyareti ve sonrasındaki memur çıkışı, dahiyane idi. bu vesile ile gündem belirleyen, kamuoyunu yönlendiren bir konuma geldi.
sonuç olarak. ortalama olarak 2018 de cumhur vs. millet oy oranı 55-32 civarında idi. şimdi ise ortalama 40-42 civarında. ekonomik rezalet ve krizin katkısı kadar, yapılan bu adımlarda buna neden olmuştur.
konuya gelecek olursak; chp böyle bir şey yapar m bilemem. ama yapsa bile akp bir anda dağılmaz. 20 yıllık bir süreç var ve bu süreç 1 günde bitmez.
ama şöyle bir gerçek var. ileriki zamanlarda chp'nin oy oranı, akp'yi geçerse bu şaşırtıcı olmaz. iyi parti'de yüzde 20'leri geçerse, bu da şaşırtıcı olmaz.
uzun lafın kısası. siyasl islam bitti. hali ile akp ve mhp de. milliyetçi ve din üzerine yapılan istismar siyaseti de bitiyor. yerine chp gibi artık halkın ve gençlerin sorununa değinen, iyi parti gibi sağ merkeze konumlanıp, akılcı siyasetler üretenlerin devri.
devamını gör...
yakışıklı diye yutturulan ünlüler
bir zahmet fotoğraflarını da koysaydınız, 10 kişi yazmışsınız ben bir tek kıvanç tatlıtuğ' u maalesef bir de özcan deniz'i tanıyorum.
devamını gör...
sahilde yürüyüş yapmak
başlığı görünce gözümde canlandı o güzel yürüyüşlerim. hem öyle kısa yürüyüşler de değil, sahil şeridi boyunca 30-35 km kadar yürürüm.
yürüyorum saatime bakmadan, yolun sonu olacak mı diye düşünmeden.
sol tarafımda deniz, sağ tarafımda yeşillik. işte benim için yaşam işte benim için sevinç.
bazen durur seyrederim; martılar uçuşuyor, karabataklar denize dalıp dalıp çıkıyor,
bir kayboluyor bir görünüyorlar. deniz anaları kıyıya geliyorlar.
koşuyorum kumsala. çıkarıyorum ayakkabılarımı, çorabımı.
katlıyorum pantolonumu. yavaş yavaş ilerliyorum suda,
hissediyorum soğukluğunu. diz boyuna kadar ilerliyorum,
gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. sonra gözlerimi açıp gökyüzünü
seyrediyorum. yaşadığımı hissediyorum. yaşadığımı...
ağzın varken ye, gözlerin varken gör, dilin varken tat al; hissedebiliyorken sev, ellerin varken tokalaş ve yardım et; kolların varken sarıl, ayakların varken yürü hatta koş koşa bildiğin kadar. bugünün tekrarı yok. - servet saygınoğlu
yürüyorum saatime bakmadan, yolun sonu olacak mı diye düşünmeden.
sol tarafımda deniz, sağ tarafımda yeşillik. işte benim için yaşam işte benim için sevinç.
bazen durur seyrederim; martılar uçuşuyor, karabataklar denize dalıp dalıp çıkıyor,
bir kayboluyor bir görünüyorlar. deniz anaları kıyıya geliyorlar.
koşuyorum kumsala. çıkarıyorum ayakkabılarımı, çorabımı.
katlıyorum pantolonumu. yavaş yavaş ilerliyorum suda,
hissediyorum soğukluğunu. diz boyuna kadar ilerliyorum,
gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. sonra gözlerimi açıp gökyüzünü
seyrediyorum. yaşadığımı hissediyorum. yaşadığımı...
ağzın varken ye, gözlerin varken gör, dilin varken tat al; hissedebiliyorken sev, ellerin varken tokalaş ve yardım et; kolların varken sarıl, ayakların varken yürü hatta koş koşa bildiğin kadar. bugünün tekrarı yok. - servet saygınoğlu
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
delilik alameti değildir. yani en azından çoğu sjdjf. gerçekten günümüzde kendi kendine söylenmeyen ne kadar insan kaldı ki? insana iyi geldiği yönünde dahi görüşler mevcut. kendi kendinize konuşun. rahatlarsınız.
devamını gör...
koli basili
insan ve hayvan bağırsaklarına yerleşen bir bakteri çeşididir. 100'den fazla çeşidi vardır. pastörize edilmemiş süt, gübre kullanılan yeşil yapraklı sebzeler ve iyi pişmemiş çiğ tavukta bulunabilir. kusma, şiddetli mide krampları ve ishale sebep olarak tehlikeli bir hale de bürünebilir. bağırsak enfeksiyonlarının yüzde 75'ine sebep olan bakteridir.
devamını gör...
charlie chaplin
koç burcu, ingiliz oyuncudur. en önemli filmleri; altına hücum (1925), şehrin ışıkları (1931), asri zamanlar (1936).
sinema tarihinin en çok taklit edilen oyuncularından biridir. 1915 yılında charlie chaplin benzerleri yarışmasına katılır ve kazanamaz.
kendisi genç kadınlardan hoşlanırdı. halk hayrandı, ama sinema dünyası onu o kadar da çok sevmiyordu. chaplin'in leş gibi koktuğu söylenir. bu ''küçük serseri'' kişisel hijyenine hiç önem vermezmiş. marlon brando onu tanımadan önce: ''muhtemelen sinemanın ortaya çıkardığı en büyük yetenek.'' demiştir, ancak beraber çalışmaları hüsranla sonuçlanmıştır. otobiyografisinde chaplin için, ''korkunç derecede zalim bir adam, egoist bir zorba, tanıdığım en büyük sadist.'' demiştir.
otoriter görüntüsüne rağmen fobileri olan biriydi. lastik ve lastikten yapılmış şeylere karşı fobi geliştirmişti. lastik aksesuarlar kullanmazdı. belki de istenmeyen hamileliklerden doğan çocuklarının en büyük nedenlerinden biri prezervatif kullanmayı reddetmiş olmasıdır. ılık sütün kokusundan tiksinirdi. püsküllü kukuleta bereler takan biriyle konuşmazdı. suikasta kurban gitmek en büyük fobisiydi.
j.d. salinger'ın büyük aşkı oona o'neill'le evlenmiştir. aralarındaki tonlarca yaş farkını umursamamışlardır. hem de salinger ülkesi için savaşa gitmişken. bu evlilikten tonlarca çocukları olmuştur.
''artık amerika'yla işim olmaz. isa başkan bile olsa geri dönmem oraya.'' demiştir.
sinema tarihinin en çok taklit edilen oyuncularından biridir. 1915 yılında charlie chaplin benzerleri yarışmasına katılır ve kazanamaz.
kendisi genç kadınlardan hoşlanırdı. halk hayrandı, ama sinema dünyası onu o kadar da çok sevmiyordu. chaplin'in leş gibi koktuğu söylenir. bu ''küçük serseri'' kişisel hijyenine hiç önem vermezmiş. marlon brando onu tanımadan önce: ''muhtemelen sinemanın ortaya çıkardığı en büyük yetenek.'' demiştir, ancak beraber çalışmaları hüsranla sonuçlanmıştır. otobiyografisinde chaplin için, ''korkunç derecede zalim bir adam, egoist bir zorba, tanıdığım en büyük sadist.'' demiştir.
otoriter görüntüsüne rağmen fobileri olan biriydi. lastik ve lastikten yapılmış şeylere karşı fobi geliştirmişti. lastik aksesuarlar kullanmazdı. belki de istenmeyen hamileliklerden doğan çocuklarının en büyük nedenlerinden biri prezervatif kullanmayı reddetmiş olmasıdır. ılık sütün kokusundan tiksinirdi. püsküllü kukuleta bereler takan biriyle konuşmazdı. suikasta kurban gitmek en büyük fobisiydi.
j.d. salinger'ın büyük aşkı oona o'neill'le evlenmiştir. aralarındaki tonlarca yaş farkını umursamamışlardır. hem de salinger ülkesi için savaşa gitmişken. bu evlilikten tonlarca çocukları olmuştur.
''artık amerika'yla işim olmaz. isa başkan bile olsa geri dönmem oraya.'' demiştir.
devamını gör...
türk aksanını taklit eden ingiliz
bu adam türkçeyi biliyor ya da türk bu kadar iyi taklit yapamaz gerçekten inanamadım.
devamını gör...
sözlüğün mezarlığı andırması
kime baksan
ya gönderilmiş
ya da izne çıkmış
kimi de kaç gündür uğramıyor.
şurada bir avuç insancık kaldık.
(ukde kimindi unuttum,o halde (gbkz: rahatsız)ın değil*
ya gönderilmiş
ya da izne çıkmış
kimi de kaç gündür uğramıyor.
şurada bir avuç insancık kaldık.
(ukde kimindi unuttum,o halde (gbkz: rahatsız)ın değil*
devamını gör...
tek başına mutlu olabilen insan
kendine yetmeyi bilen ve bazı konular hakkında "olmazsa olmaz" diye düşünmeyen kişi.
insan sıkıldığında kendisini oyalayacak şeyler bulmayı başarıyorsa ve bunu arkadaşları olmadan yapabiliyorsa, pek de ihtiyaç duymaz etrafında kalabalığa. aşk gibi bazı konular için de "ille de olmalı hayatımda" diye düşünen bir tip değilse, işi daha da kolaydır.
açıkçası tek başına yapabildiğim çok şey var. o yüzden birilerinin eksikliğinden kaynaklı bir sıkıntı yaşamıyorum. sevgili de varsa ne güzel, yoksa sağlık olsun diye baktığım bir varlık. o yüzden tek başıma kaldığımda mutlu olabiliyorum.
sıklıkla yapılan hata, insanın kendi seçimi olan bu durumu asosyallik ile karıştırmak.
--- alıntı ---
asosyallik, kişinin sosyal çevresi ile yeterince ve kaliteli bir etkileşim içinde bulunamaması olarak tanımlanır. asosyal kişiler çevreleri ile iletişimleri konusunda yetersizdir. yakın çevre ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek yerine, yalnızlığı tercih ederler.
--- alıntı ---
burada bir "isteyip de becerememe, yetersizlik" söz konusu iken, tek başına mutlu olan kişi, bu durumu iletişim kurmayı beceremediğinden değil, tercih ettiği için yaşayan kişidir.
insan sıkıldığında kendisini oyalayacak şeyler bulmayı başarıyorsa ve bunu arkadaşları olmadan yapabiliyorsa, pek de ihtiyaç duymaz etrafında kalabalığa. aşk gibi bazı konular için de "ille de olmalı hayatımda" diye düşünen bir tip değilse, işi daha da kolaydır.
açıkçası tek başına yapabildiğim çok şey var. o yüzden birilerinin eksikliğinden kaynaklı bir sıkıntı yaşamıyorum. sevgili de varsa ne güzel, yoksa sağlık olsun diye baktığım bir varlık. o yüzden tek başıma kaldığımda mutlu olabiliyorum.
sıklıkla yapılan hata, insanın kendi seçimi olan bu durumu asosyallik ile karıştırmak.
--- alıntı ---
asosyallik, kişinin sosyal çevresi ile yeterince ve kaliteli bir etkileşim içinde bulunamaması olarak tanımlanır. asosyal kişiler çevreleri ile iletişimleri konusunda yetersizdir. yakın çevre ve arkadaşlarıyla vakit geçirmek yerine, yalnızlığı tercih ederler.
--- alıntı ---
burada bir "isteyip de becerememe, yetersizlik" söz konusu iken, tek başına mutlu olan kişi, bu durumu iletişim kurmayı beceremediğinden değil, tercih ettiği için yaşayan kişidir.
devamını gör...
saç döken üniversite bölümleri
fen-edebiyat, baktık iş güç de yok, mecbur yüksek lisans, doktora. ama acayip derecede bilgi birikimi bırakır. 2 yıl sonra dr. ünvanımla beraber kel, göbekli bir akademisyenim.
devamını gör...
algıda seçicilik
algıda seçicilik, bir anlamda, kişilerin aynı şeylere bakıp, kendi önceliklerine ve değerlerine göre farklı şeyler görmeleridir.
algı sizi yönlendiren karşı taraf için ise imajını yansıtan görüntünüzdür. en kaba tabiriyle dikkatinizdir. nereye bakıyorsunuz? neyi görüyorsunuz? sorularının cevapları bu seçimlerinizde gizli.
çoğu zaman hepimizin yaşadığı ben buna ne anlattım, o ne anladı düşüncesi algılarımızın farklılığını ortaya koyuyor. ben senin gördüğünü farkedemiyorum. sen beni anlamıyorsun. *
bir kitabı on kişiye okuttur. genel ana fikrin dışında her biri kitabın ayrı yerlerinin altını çizecektir. elbette ki sizin seçiciliğinize yakın birinin aynı yerleri çizmesi de olası bir durum. aynı durumları yaşayıp aynı gündemin içinde olmanızdan kaynaklanır. örnek verirsek; çıkan yangınlar sonrası panik olup dumanı çok daha rahat farkedebilirsiniz. aynı şey deprem olduktan sonra en ufak bir sarsıntıyı hissedebilmeniz içinde geçerli. fanatik bir beşiktaşlıysanız siyah,beyaz sizin için ayrı bir anlam ifade edebilir. daha önce aldatılmışsanız karşıdaki kişiyi daha çok izler ve kontrol etme eğiliminiz olur. hayranı olduğunuz bir kişiye her yerde denk gelmeniz onu en çok sizin farketmenizdir aslında. dikkatinizi hep yaşadığınız gündemler, seçimlerinizin size kattığı gerçekler belirler.
şu da bir gerçek ki algımızı biz yönetiyoruz. sürekli aynı düşünceyi tekrar ettiğinde onu bir seçim olarak kabul etmiş oluyorsun.

bizim psikolojimiz dışında bir algı yaratıp onu seçmemizi sağlayan ve bu teknigi kullanan en çok yayın organlarıdır. kitlesel algı seçiciliği yaratıp istenilenin görülmesini sağlarlar.

nerelerde durduğuna,neleri seçtiğine bir bak. kendine verdiğin subniminal mesajlara dikkat et. algın seni yanıltmadığı sürece seçici olman çok normal. algıladığımız her şey hayatımızı etkiler. farkındalıklarımızı doğru yerlere çekmek bizim elimizde. neyi önemsiyorsan onu hissedersin.bilinçli farkındalık ile neyi algılamak istediğini seç. kendi bakış açını oluştur.
algı sizi yönlendiren karşı taraf için ise imajını yansıtan görüntünüzdür. en kaba tabiriyle dikkatinizdir. nereye bakıyorsunuz? neyi görüyorsunuz? sorularının cevapları bu seçimlerinizde gizli.
çoğu zaman hepimizin yaşadığı ben buna ne anlattım, o ne anladı düşüncesi algılarımızın farklılığını ortaya koyuyor. ben senin gördüğünü farkedemiyorum. sen beni anlamıyorsun. *
bir kitabı on kişiye okuttur. genel ana fikrin dışında her biri kitabın ayrı yerlerinin altını çizecektir. elbette ki sizin seçiciliğinize yakın birinin aynı yerleri çizmesi de olası bir durum. aynı durumları yaşayıp aynı gündemin içinde olmanızdan kaynaklanır. örnek verirsek; çıkan yangınlar sonrası panik olup dumanı çok daha rahat farkedebilirsiniz. aynı şey deprem olduktan sonra en ufak bir sarsıntıyı hissedebilmeniz içinde geçerli. fanatik bir beşiktaşlıysanız siyah,beyaz sizin için ayrı bir anlam ifade edebilir. daha önce aldatılmışsanız karşıdaki kişiyi daha çok izler ve kontrol etme eğiliminiz olur. hayranı olduğunuz bir kişiye her yerde denk gelmeniz onu en çok sizin farketmenizdir aslında. dikkatinizi hep yaşadığınız gündemler, seçimlerinizin size kattığı gerçekler belirler.
şu da bir gerçek ki algımızı biz yönetiyoruz. sürekli aynı düşünceyi tekrar ettiğinde onu bir seçim olarak kabul etmiş oluyorsun.

bizim psikolojimiz dışında bir algı yaratıp onu seçmemizi sağlayan ve bu teknigi kullanan en çok yayın organlarıdır. kitlesel algı seçiciliği yaratıp istenilenin görülmesini sağlarlar.

nerelerde durduğuna,neleri seçtiğine bir bak. kendine verdiğin subniminal mesajlara dikkat et. algın seni yanıltmadığı sürece seçici olman çok normal. algıladığımız her şey hayatımızı etkiler. farkındalıklarımızı doğru yerlere çekmek bizim elimizde. neyi önemsiyorsan onu hissedersin.bilinçli farkındalık ile neyi algılamak istediğini seç. kendi bakış açını oluştur.
devamını gör...
the expanse
sıfır beklentiyle başladığım, zamanla izlediğim en iyi bilimkurgu yapımları arasına giren, hali hazırda amazon prime bünyesinde bulunan daniel abraham'ın romanından uyarlanan top-tier kalite bilimkurgu dizisi. biraz delirirsem battlestar galactica ve startrek ile bile kıyaslayabilirim. belki de daha iyidir kim bilir?
yapımın merkezinde 24.yy'a gelinmesine rağmen insanların hâlâ aynı açgözlülük ve sömürüyle, ellerinin ulaştığı her türlü yaşam kaynağını somürmeye odaklı üç evrensel güç arasındaki kaynak mücadelesi yatıyor. nihayet marsı kolonileştirmeyi başaran insanlık, jupiter ve satürnden dünyaya su kaynaģı için buz taşıyan, uçsuz bucaksız boşlukta mekik dökuyan uzay gemileri, tüm bu sömürünün ortasından kalmış köprü görevi gören, aşağılanmış, kenara atılmış the belt ve kibirli bürokrasisiyle kendini hâlâ evrenin merkezinde sanan dünya, dünyadışı varlıkların izini bulunduran protomolecule adlı madde, kapsamlı bir kaos ve savaş dizide süregelmekte. izlediğiniz çoğu şeyden farklı, fazlasıyla özgün bir yapım.
açıkçası izlerken işleyişine hayran kaldım. karakter gelişimleri, dizinin oluşturduğu atmosfer, oyuncu kadrosunun ortaya koyduğu performans, zaman zaman kötü kararlar vermesine rağmen sağlam bir senaryo yazarı, beni diziyi izlemek için ayırdığım bir dakika için bile pişman etmedi. bilimkurgu delisi uslanmaz bir insansanız izleyin efendim. eğer protomolecule sizle de iletişime geçerse şimdiden geçmiş olsun.
yapımın merkezinde 24.yy'a gelinmesine rağmen insanların hâlâ aynı açgözlülük ve sömürüyle, ellerinin ulaştığı her türlü yaşam kaynağını somürmeye odaklı üç evrensel güç arasındaki kaynak mücadelesi yatıyor. nihayet marsı kolonileştirmeyi başaran insanlık, jupiter ve satürnden dünyaya su kaynaģı için buz taşıyan, uçsuz bucaksız boşlukta mekik dökuyan uzay gemileri, tüm bu sömürünün ortasından kalmış köprü görevi gören, aşağılanmış, kenara atılmış the belt ve kibirli bürokrasisiyle kendini hâlâ evrenin merkezinde sanan dünya, dünyadışı varlıkların izini bulunduran protomolecule adlı madde, kapsamlı bir kaos ve savaş dizide süregelmekte. izlediğiniz çoğu şeyden farklı, fazlasıyla özgün bir yapım.
açıkçası izlerken işleyişine hayran kaldım. karakter gelişimleri, dizinin oluşturduğu atmosfer, oyuncu kadrosunun ortaya koyduğu performans, zaman zaman kötü kararlar vermesine rağmen sağlam bir senaryo yazarı, beni diziyi izlemek için ayırdığım bir dakika için bile pişman etmedi. bilimkurgu delisi uslanmaz bir insansanız izleyin efendim. eğer protomolecule sizle de iletişime geçerse şimdiden geçmiş olsun.
devamını gör...
reddettiği erkeğe nasılsın diye mesaj atan kadın
bu mesajı atan hanım ablamızın morali bozuk, canı sıkkın ve çikolata yemekten sıkılmış durumda olma ihtimali %80'dir. kendi egosunu ve varlığının değerli olduğunu hissettirecek karşı cins arayış eylemidir.
devamını gör...
