evlenilecek kişiye verilebilecek garantiler
yemek, şirinlik hem karın doyurur hem kalbi ısıtır.
buraya geliştirdiğim skilleri yazmama gerek yok, onu benle evlenecek adam bilir. size ne yahu?
buraya geliştirdiğim skilleri yazmama gerek yok, onu benle evlenecek adam bilir. size ne yahu?
devamını gör...
sokrates'in savunması
sokrates gerçekten yaşadı mı yaşamadı mı tartışmaları süredursun, yaşamış olsa da olmasa da muhteşem bir kitapla karşı karşıya olduğumuz gerçeği değişmiyor.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
o dönemin kokusunu hissetmeniz açısından zevkle okunacak bir kitap. dili ağır değil ve anlaşılır. socrates’in akıl yürütmeleri ve zekası gerçekten inanılmaz. hayatını bilmeye, öğrenmeye adamış. öğrenmenin en önemli koşulu ise ‘hiçbir şey bilmediğini kabul etmek’.
en çok etkilendiğim bölüm ise son bölüm oldu. hücresinde öğrencileriyle son sohbeti. zehri içtikten , zehir etkisi geçene kadar olan, hayatının son dakikalarında dahi öğrenmeye ve öğretmeye açlığı. öncelikle öğrencilerine ‘bu böyledir’ demiyor; tüm karşıt görüşleri dinliyor ( ki karşıt görüşleri duymayı gerçekten seviyor) , akıl yürütmeyle doğru yolu bulmaya çalışıyor. yani aslında o ‘öğretmeyi’ değil, ‘düşündürtmeyi’ amaçlıyor.
yine kitabın son bölümünde geçen, ‘tüm insanlar doğmadan önce her şeyi bilir, doğduktan sonra hatırlar’ teorisi de hayli ilgi çekici.
eski bir kitap diye korkmayın; çok rahatlıkla ve zevkle okuyacaksınız. ama arada gözlerinizi kapatın ve o dönemi hayal edin. anlayacaksınız ki bizden çok daha ilerilermiş.
devamını gör...
başlık açıp başlığı tanımlamadan entry girmek
sırf başlık açmış olmak için başlık açanlarda görülen yetersizlik. bir başlık açıyor iseniz, o başlığı tanımlayın. ilk entry size ait çünkü.
devamını gör...
türkçede ırkçı ifadeler
sanırım ilk başa bu yazılmalı: ne mutlu türk'üm diyene, sonra da gavur.
daha çok var tabi;
*
(bkz: çingene pazarlığı)
(bkz: kürtten olsa evliya koyma onu avluya)
(bkz: eşeğe kürt demişler iki hafta saman yememiş)
(bkz: kürt çalar çingene oynar)
(bkz: anladıysam arap olayım)
(bkz: papaz olmak)
(bkz: ermenisin istemeden vermelisin)
daha çok var tabi;
*
(bkz: çingene pazarlığı)
(bkz: kürtten olsa evliya koyma onu avluya)
(bkz: eşeğe kürt demişler iki hafta saman yememiş)
(bkz: kürt çalar çingene oynar)
(bkz: anladıysam arap olayım)
(bkz: papaz olmak)
(bkz: ermenisin istemeden vermelisin)
devamını gör...
bas gitarın çok gereksiz bir enstrüman olması
müzik ile ilgili anca "az fikir sahibi" olanın varabileceği yargı.
yoksa geri kalan ihtimallerle olacak iş değil.
yoksa geri kalan ihtimallerle olacak iş değil.
devamını gör...
sözlükte eksi oy verememek
aklıma şu hikayeyi getirdi:
alıntı:
hindistan’da 'renklerin ustası' anlamına gelen ranga guru adında bir ressam varmış. bu ünlü ressamın bir öğrencisi eğitimini tamamlamış, son resmini yapıp hocası ranga guru’ya götürmüş ve resmini değerlendirmesini istemiş.
ranga guru resme bakmış ve şöyle demiş: “sen artık büyük bir ressamsın. resmini halk değerlendirsin. bu resmi al, şehrin kalabalık bir meydanına as. yanına da bir kırmızı kalem ile şu yazıyı bırak: “lütfen beğenmediğiniz yerlere çarpı koyunuz.”
öğrenci söyleneni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, emeğini ve yüreğini ortaya koyarak yaptığı tablo, kırmızı çarpılarla doldurulmuş. öğrenci buna çok üzülmüş. tabloyu almış ve hocasına götürmüş.
ranga guru, öğrencisine üzülmemesini söylemiş ve aynı resmi yeniden yapıp yanına da yağlı boya ve fırça ile birlikte şu yazıyı bırakmasını söylemiş: “lütfen beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz.”
öğrenci birkaç gün sonra gidip bakmış, tabloya kimse dokunmamış. bu duruma çok sevinerek durumu hocasına anlatmış. ranga guru şöyle demiş: “sen ilk seferde belki de hayatında hiç resim yapamayan insanlara fırsat verdin ve acımasız eleştiriler ile karşılaştın. bu duruma çok üzüldün. ikinci sefer ise hataların düzeltilmesini istedin. oysa kimse konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. çarpı koymak, beğenmemek, karalamak, kolaydır. insanoğlu başkalarında kusur aramada pek aceleci ve pek acımasızdır…”
kaynak: www.dunya.com/amp/kose-yazi...
alıntı:
hindistan’da 'renklerin ustası' anlamına gelen ranga guru adında bir ressam varmış. bu ünlü ressamın bir öğrencisi eğitimini tamamlamış, son resmini yapıp hocası ranga guru’ya götürmüş ve resmini değerlendirmesini istemiş.
ranga guru resme bakmış ve şöyle demiş: “sen artık büyük bir ressamsın. resmini halk değerlendirsin. bu resmi al, şehrin kalabalık bir meydanına as. yanına da bir kırmızı kalem ile şu yazıyı bırak: “lütfen beğenmediğiniz yerlere çarpı koyunuz.”
öğrenci söyleneni yapmış ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, emeğini ve yüreğini ortaya koyarak yaptığı tablo, kırmızı çarpılarla doldurulmuş. öğrenci buna çok üzülmüş. tabloyu almış ve hocasına götürmüş.
ranga guru, öğrencisine üzülmemesini söylemiş ve aynı resmi yeniden yapıp yanına da yağlı boya ve fırça ile birlikte şu yazıyı bırakmasını söylemiş: “lütfen beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz.”
öğrenci birkaç gün sonra gidip bakmış, tabloya kimse dokunmamış. bu duruma çok sevinerek durumu hocasına anlatmış. ranga guru şöyle demiş: “sen ilk seferde belki de hayatında hiç resim yapamayan insanlara fırsat verdin ve acımasız eleştiriler ile karşılaştın. bu duruma çok üzüldün. ikinci sefer ise hataların düzeltilmesini istedin. oysa kimse konuyu düzeltmeye cesaret edemedi. çarpı koymak, beğenmemek, karalamak, kolaydır. insanoğlu başkalarında kusur aramada pek aceleci ve pek acımasızdır…”
kaynak: www.dunya.com/amp/kose-yazi...
devamını gör...
12 nisan 2021 bir grubun attığı tecavüz içerikli tweet rezaleti
böyle tiplemelerin her şey için mükemmel bir açıklamaları var zaten: kara mizah. her konuda istedikleri gibi hakaret edip tehdit savurduktan sonra "kara mizah" diyerek işin içinden çıkabiliyorlar kendilerince. şuraya dandik bir entry girerken bile 50 kez kontrol eden insanım, yanlış anlaşılacak bir şey yazmayayım diye. bu insanlar (insan demeye de dilim varmıyor) ülkenin yıllardır kanamakta olan yarasını nasıl bu kadar fütursuzca sözde mizahlarına malzeme yapabiliyorlar? bu cesareti nereden buluyorlar? keşke gerekli merciler bu sorular üzerinde bizden daha çok kafa patlatıyor olsaydı.
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
birkaç saat öncesine kadar kesinlikle desteklediğim kampanya idi. fakat artık desteklemiyorum. sözlük dedik, tanım dedik, bilgi içersin dedik ve yazılarımızı en doğru bilgilerle, en yalın haliyle sunmaya çalıştık. sadece 1 tane tanım için 3 makale, 6 tane bilim dergisi okudum ve sonunda istediğim gibi bir tanım çıkaramayınca paylaşmaktan geri durdum. çünkü biliyorum ki bir anlam ifade etmeyecek.
ayrıca bilgi içeren, formata uyan, beğendiğiniz tanımları ne kadar artılıyorsunuz ki beğenmediklerinizi ya da formata uymayanları eksilemek için buton istiyorsunuz? eksileme ihtiyacı duyduğunuzda bir başkasının fikri üzerinde fikrinizi belirtmek yerine yeni bir tanımda "kendi" fikrinizi yazabilirsiniz. eminim ki, sözlük böyle daha güzel olacaktır.
tavrımı gereksiz ya da fazla bulacak yazarlarımızdan ricam meja kullanıcı adlı yazarımızın tanımlarına bir göz gezdirmeleri. sayın yazar çok güzel bir dille tanımlar yazıyor, emek ayırıyor fakat tanım başı artı sayısı* 1,15. sizce bu sayı bu yazarımız için yeterli mi?
ayrıca bilgi içeren, formata uyan, beğendiğiniz tanımları ne kadar artılıyorsunuz ki beğenmediklerinizi ya da formata uymayanları eksilemek için buton istiyorsunuz? eksileme ihtiyacı duyduğunuzda bir başkasının fikri üzerinde fikrinizi belirtmek yerine yeni bir tanımda "kendi" fikrinizi yazabilirsiniz. eminim ki, sözlük böyle daha güzel olacaktır.
tavrımı gereksiz ya da fazla bulacak yazarlarımızdan ricam meja kullanıcı adlı yazarımızın tanımlarına bir göz gezdirmeleri. sayın yazar çok güzel bir dille tanımlar yazıyor, emek ayırıyor fakat tanım başı artı sayısı* 1,15. sizce bu sayı bu yazarımız için yeterli mi?
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük! sevgiliye atılan günaydın mesajından daha lezzetli mesajların bulunduğu tek başlık olan başlığın dibine düştük gene. işe gidenlere kolaylıklar dilerim. uyuyanlara ise tam uyanmalarına yakın en güzel rüyaları görmelerini temenni ediyorum ve tam orta yerinde uyanıp hay alüminyum çekmelerini!(bkz: sısısısı)
devamını gör...
hüseyin şevki topuz
hababam sınıf sınıfta kaldı,hababam sınıfı tatilde ve hababam sınıfı uyanıyor filmlerinde karşımıza çıkan kurgusal karakterdir.

büyük oyuncu engin orbey tarafından canlandırılan karakter çok kısa sahnelerde görünmesine rağmen efsane olup unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştır.
bir bakanlık müfettişi olan hüseyin şevki topuz kibar, anlayışlı ve beyefendi bir kişiliktir. öğretmenlere ve idarecilere karşı saygılı olmasının yanı sıra öğrencilere de tam bir eğitimci gibi yaklaşır. şanssızlığı ise her seferinden hababam sınıfının dersine girmek zorunda kalmasıdır teftiş için.
ilk teftişte inek şaban ile balkan devletleri üzerine derin bir nicelik tartışmasına giren müfettiş kendini bir anda savaşın ortasında bulur. çocuklar atlıların önündedir, yaralılar inim inim inlemektedir. ama savaşa devam etmek gerekir. ikinci kez karşımıza çıktığında bu sefer hazreti şaban ile ciddi ciddi başı belaya girer ve şabanın annesini 1453 kere kanunen anmak üzereyken sınıfı terk eder. son görüşmemiz ise bir izci kampında olur ve müfettiş yahni yapımı konusunda bize önemli bilgiler verirken “ nerde bu yahninin soğanı” diye sormadan da edemez.
müfettiş güzel insandır. sevdiğimiz bir büyümüğüzdür. saygı da duyarız. 100 - 150 balkan devletinin hepsini de gezmiş ve görmüştür.

büyük oyuncu engin orbey tarafından canlandırılan karakter çok kısa sahnelerde görünmesine rağmen efsane olup unutulmazlar arasına girmeyi başarmıştır.
bir bakanlık müfettişi olan hüseyin şevki topuz kibar, anlayışlı ve beyefendi bir kişiliktir. öğretmenlere ve idarecilere karşı saygılı olmasının yanı sıra öğrencilere de tam bir eğitimci gibi yaklaşır. şanssızlığı ise her seferinden hababam sınıfının dersine girmek zorunda kalmasıdır teftiş için.
ilk teftişte inek şaban ile balkan devletleri üzerine derin bir nicelik tartışmasına giren müfettiş kendini bir anda savaşın ortasında bulur. çocuklar atlıların önündedir, yaralılar inim inim inlemektedir. ama savaşa devam etmek gerekir. ikinci kez karşımıza çıktığında bu sefer hazreti şaban ile ciddi ciddi başı belaya girer ve şabanın annesini 1453 kere kanunen anmak üzereyken sınıfı terk eder. son görüşmemiz ise bir izci kampında olur ve müfettiş yahni yapımı konusunda bize önemli bilgiler verirken “ nerde bu yahninin soğanı” diye sormadan da edemez.
müfettiş güzel insandır. sevdiğimiz bir büyümüğüzdür. saygı da duyarız. 100 - 150 balkan devletinin hepsini de gezmiş ve görmüştür.
devamını gör...
reklamları tanım sanmak
ikide bir o görseli tanıma ait bir görsel zannediyorum. of!
devamını gör...
gustav klimt
altın renkli boyan olaydım da ilmek ilmek işleyeydin beni dedirten ressam. görsel orgazm diye bir şey varsa en büyük sebebinin klimt olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
kibritçi kız
danimarkalı yazar hans christian andersen tarafından kaleme alınmış çocuk kitabıdır lakin kitabın içeriği tamamen evrenseldir.
ilk yayımlama tarihi 1845 olarak görülen masalda fakir bir kibritçi kızın acıklı öyküsünü anlatan yazar, kitabın sonunu kızın ölümüyle bitirmektedir. çocukken okuyup ağladığım ilk kitaptı. hâlâ kitaplığımda en değerlileri arasındadır.
ilk yayımlama tarihi 1845 olarak görülen masalda fakir bir kibritçi kızın acıklı öyküsünü anlatan yazar, kitabın sonunu kızın ölümüyle bitirmektedir. çocukken okuyup ağladığım ilk kitaptı. hâlâ kitaplığımda en değerlileri arasındadır.
devamını gör...
salavat
(bkz: hz. muhammed) için okunan ve allah’ın rahmet ve selamının onun üzerine olması dileğini ifade eden dualara denir.
hz. peygambere (s.a.s.) allah teala’nın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.
hz. peygambere (s.a.s.) allah teala’nın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"baharda kışı, kışın da baharı özler insan. ne uzaksa onu özler... kavuşmak şart mı?
boş ver! bazı şeyler yokken güzel"
özdemir asaf
boş ver! bazı şeyler yokken güzel"
özdemir asaf
devamını gör...
yavru kedi bakımı
acil bilgi sahibi olmam gereken konu. bir yavrucakla tanıştık. biraz kirli. ne yer bu yavrucak? bir de elimi ısırmaya çalışması normal mi? hiç bir şey bilmiyorum. bilgisi olanlar yardım edebilirler mi?
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...



