insanın ağzının tadını kaçıran olaylar
eve geldiğimde kapıda faturaları görmek.
devamını gör...
yazarları en çok süründüren hastalık
sayesinde fit kaldığım midemin nazları niyazları.
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
azılı işsizliğimden dolayı uyguladığım faaliyet. iyi geliyo bişiler yazmak, okumak.
devamını gör...
paramnezi
anıların çarpıtılması sonucu olmuş bellek bozukluğudur. kişi içinde bulunduğu mekanın aynı zamanda iki kopyası olduğuna inanır. bir başka deyişle, paralel evrenlerde yaşıyor hissiyatı içindedir.ayrıca gerçek olmayan bir anın gerçekliğine de inanabilirler.
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
çikolata ambalajı. beni gören çocukların yüzü gülerdi fena mı?
devamını gör...
moderasyon ekibinin çevirmesine takılmak
ne moderatörü çevirme bey?
devamını gör...
shutter island
kafamı allak bullak eden, streslere sürükleyen ve sonunda ters köşe ederek boşluğa bakmamı sağlayan psikolojik gerilim filmlerinin hastasıyım. bu filmi de güzel olduğunu bildiğim için uzun zamandır bekletiyordum, sonunda izledim ve niye daha önce izlemediğime hayıflanıyorum şu an. tam olarak anlayabilmek için bir iki kere daha izlemek lazım ama.
en beğendiğim sahnelerden birini spoiler olarak bırakayım.
- you don’t know me.
+ oh, but i do.
- no, you don’t. you don’t know me at all.
+ oh, i know you. we’ve known each other for centuries.
en beğendiğim sahnelerden birini spoiler olarak bırakayım.
- you don’t know me.
+ oh, but i do.
- no, you don’t. you don’t know me at all.
+ oh, i know you. we’ve known each other for centuries.
devamını gör...
nato zirvesinin aslında gizli bir parti olma ihtimali
nato zirvesi türkiye'nin başına yeni bir bela ile sonuçlanacak , amerika afganistan'dan askerini çekecek , tabiki oraya türk askerini kalıcı olarak yerleştirecek ler, karşılığında , başta amerika olmak üzere diğer devlet başkanları ,bizim padişahım iz ile çok çok faydalı ikili görüşmeler yapacak.
yoksa biden denen zat pek görüşme taraftarı değildi.
yoksa biden denen zat pek görüşme taraftarı değildi.
devamını gör...
aids
edinsel immün yetersizliklerin en önemlisi. etkeni, insan immün yetersizlik virüsü denen hiv virüsüdür. aids, hiv virüsünün enfeksiyonundan sonra tedaviye başvurulmadığı durumda ortaya çıkan hastalıklar bütünüdür.
hiv enfeksiyonunda hedef, lenfoid sistem ve merkezi sinir sistemidir. t hücrelerinin kabiliyetinin azalmasıyla hücresel bağışıklıkta yetersizlik peyda olur. hiv kronikleşirse aids ortaya çıkar ve bağışıklık sistemi inanılmaz derecede zayıflar. organizmaya giren antijenlere karşı antikor üretiminde yetersizlikler görülür. bu yüzden aids hastaları sık sık enfeksiyona uğrar ve ayrıca türlü kanserlere dirençleri yok olur.
her türlü cinsel ilişkide kondom kullanın. bu sizi cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklardan da korur. karşıdakinin tipine bakıp bunda virüs yoktur yha demeyin çünkü hiv, belirtilerini yıllarca göstermeyebilir. tedbir, tedaviden ucuzdur. sadece maddiyattan bahsetmiyorum.
türkiye'de 2020'de yapılan sayıma göre 1461 kişi hiv virüsüne sahip. hiv/aids istatistikleri için buradan.
hiv enfeksiyonunda hedef, lenfoid sistem ve merkezi sinir sistemidir. t hücrelerinin kabiliyetinin azalmasıyla hücresel bağışıklıkta yetersizlik peyda olur. hiv kronikleşirse aids ortaya çıkar ve bağışıklık sistemi inanılmaz derecede zayıflar. organizmaya giren antijenlere karşı antikor üretiminde yetersizlikler görülür. bu yüzden aids hastaları sık sık enfeksiyona uğrar ve ayrıca türlü kanserlere dirençleri yok olur.
her türlü cinsel ilişkide kondom kullanın. bu sizi cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklardan da korur. karşıdakinin tipine bakıp bunda virüs yoktur yha demeyin çünkü hiv, belirtilerini yıllarca göstermeyebilir. tedbir, tedaviden ucuzdur. sadece maddiyattan bahsetmiyorum.
türkiye'de 2020'de yapılan sayıma göre 1461 kişi hiv virüsüne sahip. hiv/aids istatistikleri için buradan.
devamını gör...
meet joe black
başrollerinde anthony hopkins, brad pitt ve claire forlani gibi başarılı isimlerin yer aldığı 1998 yapımı filmdir.
yapımcılığını unıversal studıos yapmıştır.
filmin yönetmeni martin brest ve alan smitheedir.
yapımcılığını martin brest üstlenmiştir. senarist koltuğunda bo goldman vardır. müzik tarafında ise thomas newman yer alıyor.
filmi dün gece seyrettim uzun süredir listemde yer alıyordu süresi 3 saat olduğu için bir türlü açıp izlemiyordum. dün gece oturup başından kalkmadan izledim ve sevdim.
ilginç bir senaryo. başarılı oyunculuk performansları. müziklerin kullanımı falan derken ortaya güzel bir film çıkmış.
ben bu filmi herkesin beğeneceğini düşünmüyorum. bazı insanlar benim düşündüğüm gibi düşünmeyecektir. zaten film 3 saat olduğu için bir çekinme hali olacaktır.
ben her şeyden bağımsız olarak bu filmde brad pitt tarafından sergilenen performansa bayıldım. onu seyretmekten aşırı keyif aldım. ince detaylar çok hoşuma gitti. karşısında büyük usta diyebileceğimiz çok sevdiğim anthony hopkins olunca baya baya keyif alarak seyrettim.
filmin türü fantastik, dram, romantik olarak geçiyor.
filmin konusu ise ölüm başarılı bir iş adamı olan anthony hopkins abiyi almaya geliyor. yürü lan gidiyoruz derken anlaşma yapıyorlar falan filan olaylar ilerliyor. konu bana ilginç ve hoş geldi. konu ilginizi çekerse rahatlıkla izleyebilirsiniz.
bir diğer güzel tarafa gelirsek müzikleri çok beğendim. bazı sahnelerde kullanılan müzikler filmin içinde yaşamamıza sebep oluyor. olayları daha gizemli bir hale getiriyor. 3 saatlik bir filmde seyirciyi filmin içinde tutmak kolay değildir. ben bu filmin içinde sıkılmadan kaldım.
bir diğer düşüncem ise filmi beğenmeme rağmen 3 saatime değer miydi sorusu oldu ve şu cevabı buldum.
boş vaktim olmasaydı ve kısıtlı bir zamanda lezzetli bir film izlemek isteseydim ve bu filmi izleseydim eh işte derdim. bir tık vaktime üzülürdüm. size enfes bir hikaye veya enfes bir kurgu vadetmiyor. ben vadettiğini düşünmüyorum.
boş vaktim olduğu için açtım izledim keyif aldım. eğlendim. dediğim gibi oyunculukları çok beğendim. brad pıtt çok yakışıklı ve çok güzel bir oyuncu biliyoruz ama bu filmde hayran kalıyoruz. acayipti.
ya bir insan ilk defa fıstık ezmesi yiyen birinin rolünü böyle güzel yapar mı ? acayip keyif aldım izlerken. ilk defa sevişen bir ölüm rolü yapıyor adam. yüz ifadeleri, mimikler, nefes alışverişleri mükemmeldi. bence bu filmin önemli sahnelerinden birisi ortalarda bulunan sevişme sahnesiydi. ilk defa sevişen birinin rolü ancak bu kadar güzel gösterilirdi.
filmin sonu çok ucuz geldi. havai fişekler falan ucuzdu yani. basit.
ayrıca senaryonun üzerine düşünülürse mantık hataları olduğunu göreceksiniz ama ben çok takılmadım. filmin içine girdim ve olanları seyretmek hoşuma gitti.
sonuç olarak güzel ile eh işte bir film arasında gidip geldim. izlemeye değeceğini düşünüyorum. tavsiye ederim sanırım. boş vaktiniz varsa film listenizde film kalmamışsa açın netflixten izleyin.
yapımcılığını unıversal studıos yapmıştır.
filmin yönetmeni martin brest ve alan smitheedir.
yapımcılığını martin brest üstlenmiştir. senarist koltuğunda bo goldman vardır. müzik tarafında ise thomas newman yer alıyor.
filmi dün gece seyrettim uzun süredir listemde yer alıyordu süresi 3 saat olduğu için bir türlü açıp izlemiyordum. dün gece oturup başından kalkmadan izledim ve sevdim.
ilginç bir senaryo. başarılı oyunculuk performansları. müziklerin kullanımı falan derken ortaya güzel bir film çıkmış.
ben bu filmi herkesin beğeneceğini düşünmüyorum. bazı insanlar benim düşündüğüm gibi düşünmeyecektir. zaten film 3 saat olduğu için bir çekinme hali olacaktır.
ben her şeyden bağımsız olarak bu filmde brad pitt tarafından sergilenen performansa bayıldım. onu seyretmekten aşırı keyif aldım. ince detaylar çok hoşuma gitti. karşısında büyük usta diyebileceğimiz çok sevdiğim anthony hopkins olunca baya baya keyif alarak seyrettim.
filmin türü fantastik, dram, romantik olarak geçiyor.
filmin konusu ise ölüm başarılı bir iş adamı olan anthony hopkins abiyi almaya geliyor. yürü lan gidiyoruz derken anlaşma yapıyorlar falan filan olaylar ilerliyor. konu bana ilginç ve hoş geldi. konu ilginizi çekerse rahatlıkla izleyebilirsiniz.
bir diğer güzel tarafa gelirsek müzikleri çok beğendim. bazı sahnelerde kullanılan müzikler filmin içinde yaşamamıza sebep oluyor. olayları daha gizemli bir hale getiriyor. 3 saatlik bir filmde seyirciyi filmin içinde tutmak kolay değildir. ben bu filmin içinde sıkılmadan kaldım.
bir diğer düşüncem ise filmi beğenmeme rağmen 3 saatime değer miydi sorusu oldu ve şu cevabı buldum.
boş vaktim olmasaydı ve kısıtlı bir zamanda lezzetli bir film izlemek isteseydim ve bu filmi izleseydim eh işte derdim. bir tık vaktime üzülürdüm. size enfes bir hikaye veya enfes bir kurgu vadetmiyor. ben vadettiğini düşünmüyorum.
boş vaktim olduğu için açtım izledim keyif aldım. eğlendim. dediğim gibi oyunculukları çok beğendim. brad pıtt çok yakışıklı ve çok güzel bir oyuncu biliyoruz ama bu filmde hayran kalıyoruz. acayipti.
ya bir insan ilk defa fıstık ezmesi yiyen birinin rolünü böyle güzel yapar mı ? acayip keyif aldım izlerken. ilk defa sevişen bir ölüm rolü yapıyor adam. yüz ifadeleri, mimikler, nefes alışverişleri mükemmeldi. bence bu filmin önemli sahnelerinden birisi ortalarda bulunan sevişme sahnesiydi. ilk defa sevişen birinin rolü ancak bu kadar güzel gösterilirdi.
filmin sonu çok ucuz geldi. havai fişekler falan ucuzdu yani. basit.
ayrıca senaryonun üzerine düşünülürse mantık hataları olduğunu göreceksiniz ama ben çok takılmadım. filmin içine girdim ve olanları seyretmek hoşuma gitti.
sonuç olarak güzel ile eh işte bir film arasında gidip geldim. izlemeye değeceğini düşünüyorum. tavsiye ederim sanırım. boş vaktiniz varsa film listenizde film kalmamışsa açın netflixten izleyin.
devamını gör...
atforvendetta
nickaltıma nickimden dolayı bıraktığı karikatür ile gece gece tebessüm ettiren yazar. tanımlarını göz gezdirirken kurduğu yazılım şirketine camel soft'un eski lezzetini sevdiğinden ötürü camelsoft adını vermeyi düşünüp, marka haklarını ihlal etmemek için kararını değiştirdiğini öğrenmemle bir kerre daha gülümsetmiştir. var olasın gomercan.
devamını gör...
genç osman
osmanlı imparatorluğu’nun 16.padişahıdır. henüz 18 yaşında iken isyan sonucu öldürülmüştür. lehistan seferinde ordunun kesin bir sonuç alamaması genç padişahı sinirlendirmişti , hacca gitme bahanesiyle yeni bir ordu toplama planları yapmıştı. tecrübesiz ve yaşıda küçük olduğundan dolayı bu planları yeniçerilerin kulağına gitmiştir. yeniçeriler büyük bir isyan başlatarak önce padişahı bir eşeğe bindirip halkın içerisinde dolaştırmışlardır daha sonra yedikule zindanlarında yeniçeriler tarafından boğulmuştur. 4 yeniçeriye karşı koymayı başarmıştır. kalender uğrusu olarak bilinen asi bir yeniçeri genç osmanı düşürmek için testislerini sıkarak onu düşürmeyi başarmış , akabinde boğmuştur.
devamını gör...
bell eşitsizliği
kuantum mekaniğinin ortaya çıkışıyla birlikte, dönemin ünlü fizikçileri arasında kopenhag yorumu ve epr paradoksu gibi gruplaşmaların görülmesi sonucunda john bell tarafından ileri sürülen ve kuantum kuramına alternatif bir açıklama getirip getirmeyeceği ilerleyen zamanlarda görülen eşitsizlik.
uzun bir entry olacak. meraklılarının sıkılmadan okuyacağını umuyorum.
kısaca ön bilgi vereyim önce.
kopenhag yorumu özetle, bir kuantum parçacığının şu ya da bu durumda değil, aynı anda tüm durumlarda olduğunu söyler. gözlem yaptığımızda tüm durumlardan sadece birini seçmeye zorlanır ve biz de sadece o durumu gözleyebiliriz.
epr paradoksu, kuantum dolanıklık konusuna bir çeşit başkaldırıdır. parçacıkların birbirinden ayrı oldukları halde birinde yapılan bir ölçümün, diğerindeki durumu anında etkilemesi olayı, einstein'a göre ışıktan hızlı haberleşmek anlamına geliyordu ki bu mümkün değildi. tabii burada dolanık bir parçacık üzerinde bir ölçüm gerçekleştirip sonuçları gözlemleme konusu, kopenhag yorumunun
bahsettiği konuyla da ilgiliydi. bu nedenle epr paradoksu, özünde kopenhag yorumu'na da karşıydı.
epr paradoksuna göre, parçacıkların birbirleriyle ışıktan hızlı "haberleşmesi" söz konusu olamayacağına göre, aslında parçacıkların durumları en başından belli olmalıydı. yani şöyle; dolanık parçacıklardan birinin mesela spinini +1/2 olarak ölçtüğümüzde, diğer parçacık buna bağlı olarak -1/2 olmuyordu. bu parçacıklardan biri sistemin daha en başında +1/2 spine, diğeri de yine aynı şekilde -1/2 spine ayarlanmıştı. yani durumları başından belirlenmişti. biz bu bilgiyi başında bilmediğimize göre sistemde bilinmeyen gizli değişkenler olmalıydı. eğer sistemin durumunu en başta ölçebilseydik, bu değişkenleri de bilir ve sistemin ilerdeki durumuna ilişkin bilgiyi de en başından edinmiş olurduk.
tam bu noktada john bell ortaya çıktı ve bunun doğru olup olmadığını tüm fizik camiasına gösteren bazı formülleri açıkladı.
***
gelelim esas meseleye...
2 arkadaş olsun ve bunlar birkuantum sisteminin durumu hakkında ölçümler yapsınlar.
sistemde 2 parçacığımız var. bunlar çizgisel ve açısal momentumları korunumlu olan, durumları, epr paradoksu ve gizli değişken teorisinin öngördüğü şekilde en baştan belirli olan parçacıklar olsun. parçacıkların ikisi de farklı yönlere doğru saçılmış olsun. birinci arkadaşımız, parçacık 1'in, ikinci arkadaşımız da parçacık 2'nin kuantum durumlarını ölçsün. parçacık 1'in spini +z ekseni yönünde, parçacık 2'nin spini de -z ekseni yönünde ölçülebilir. aynı şekilde ilki +x diğeri -x yönünde ölçülebilir.
bell eşitsizliği "3. bir ölçüm daha yapalım" der. o da mesela z ve x eksenleri arasında bir yerde, bir q doğrultusunda olsun. yine +q ile -q olacak şekilde...
şimdi; parçacığımızın durumu sistemin en başında belirleniyor diye bir ön koşulumuz vardı. yani gizli değişkenlerin varlığını doğru kabul etmiştik. o zaman bu 3 ölçüm için parçacıkların ikisi de hangi doğrultuda hangi spine sahip olacaklarını biliyorlar demektir. bu durumda karşımıza bir parçacık için toplam 8 ihtimal çıkabilir. şöyle:
1. ihtimal: +x, +z, +q
2. ihtimal: +x, +z, -q
3. ihtimal: +x, -z, -q
...
tüm bu olasılıkları tek tek yazmaya gerek yok, anladınız siz.
istatistikte bir a olayının olasılığını p(a) şeklinde gösteririz. *
buradaki olay için 3 ihtimal düşünelim:
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi ilk kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +q olarak ölçülmesi ikinci kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +q, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi üçüncü kombinasyonumuz olsun.
bu olasılıkları p(+z, +x), p(+z, +q) ve p(+q, +x) olarak gösterelim.
bell der ki;
eğer tüm ihtimalleri * alıp ilk kombinasyonumuzla çarparsak, matematiksel olarak bu sayı, yine tüm ihtimallerin diğer 2 kombinasyonun toplam sayısıyla çarpımına eşit ya da ondan küçük olması gerekir.
panik yok. şöyle:
8 * p(+z, +x) <= 8 * [ p(+z, +q) + p(+q, +x) ]
burada 8'ler birbirini götürür ve geriye
p(+z, +x) <= p(+z, +q) + p(+q, +x)
formülü kalır ki işte bell eşitsizliği budur. bu eşitlik, gizli değişkenlerin olduğu teoriler için doğru olmak zorundadır. fakat...
kuantum mekaniği bu ilkeyi ihlal eder. eğer gizli değişken teorisi doğru olsaydı, ilk parçacığın +z yönlü spine sahip olarak ölçülmesi halinde, ikincinin +q olarak ölçülme ihtimali ile -q olarak ölçülme ihtimali yarı yarıya olurdu ama kuantum mekaniğinde böyle olmaz. olasılık, q ekseninin x ekseni ile yaptığı açının sinüs dalgasına göre farklılık gösterir. bu değerler bell eşitsizliğinde yerine koyulursa
matematiksel olarak yanlış bir sonuç ortaya çıkar (beş ikiden küçüktür gibi). bu durum deneylerle de defalarca kanıtlanmıştır.
uzun bir entry olacak. meraklılarının sıkılmadan okuyacağını umuyorum.
kısaca ön bilgi vereyim önce.
kopenhag yorumu özetle, bir kuantum parçacığının şu ya da bu durumda değil, aynı anda tüm durumlarda olduğunu söyler. gözlem yaptığımızda tüm durumlardan sadece birini seçmeye zorlanır ve biz de sadece o durumu gözleyebiliriz.
epr paradoksu, kuantum dolanıklık konusuna bir çeşit başkaldırıdır. parçacıkların birbirinden ayrı oldukları halde birinde yapılan bir ölçümün, diğerindeki durumu anında etkilemesi olayı, einstein'a göre ışıktan hızlı haberleşmek anlamına geliyordu ki bu mümkün değildi. tabii burada dolanık bir parçacık üzerinde bir ölçüm gerçekleştirip sonuçları gözlemleme konusu, kopenhag yorumunun
bahsettiği konuyla da ilgiliydi. bu nedenle epr paradoksu, özünde kopenhag yorumu'na da karşıydı.
epr paradoksuna göre, parçacıkların birbirleriyle ışıktan hızlı "haberleşmesi" söz konusu olamayacağına göre, aslında parçacıkların durumları en başından belli olmalıydı. yani şöyle; dolanık parçacıklardan birinin mesela spinini +1/2 olarak ölçtüğümüzde, diğer parçacık buna bağlı olarak -1/2 olmuyordu. bu parçacıklardan biri sistemin daha en başında +1/2 spine, diğeri de yine aynı şekilde -1/2 spine ayarlanmıştı. yani durumları başından belirlenmişti. biz bu bilgiyi başında bilmediğimize göre sistemde bilinmeyen gizli değişkenler olmalıydı. eğer sistemin durumunu en başta ölçebilseydik, bu değişkenleri de bilir ve sistemin ilerdeki durumuna ilişkin bilgiyi de en başından edinmiş olurduk.
tam bu noktada john bell ortaya çıktı ve bunun doğru olup olmadığını tüm fizik camiasına gösteren bazı formülleri açıkladı.
***
gelelim esas meseleye...
2 arkadaş olsun ve bunlar birkuantum sisteminin durumu hakkında ölçümler yapsınlar.
sistemde 2 parçacığımız var. bunlar çizgisel ve açısal momentumları korunumlu olan, durumları, epr paradoksu ve gizli değişken teorisinin öngördüğü şekilde en baştan belirli olan parçacıklar olsun. parçacıkların ikisi de farklı yönlere doğru saçılmış olsun. birinci arkadaşımız, parçacık 1'in, ikinci arkadaşımız da parçacık 2'nin kuantum durumlarını ölçsün. parçacık 1'in spini +z ekseni yönünde, parçacık 2'nin spini de -z ekseni yönünde ölçülebilir. aynı şekilde ilki +x diğeri -x yönünde ölçülebilir.
bell eşitsizliği "3. bir ölçüm daha yapalım" der. o da mesela z ve x eksenleri arasında bir yerde, bir q doğrultusunda olsun. yine +q ile -q olacak şekilde...
şimdi; parçacığımızın durumu sistemin en başında belirleniyor diye bir ön koşulumuz vardı. yani gizli değişkenlerin varlığını doğru kabul etmiştik. o zaman bu 3 ölçüm için parçacıkların ikisi de hangi doğrultuda hangi spine sahip olacaklarını biliyorlar demektir. bu durumda karşımıza bir parçacık için toplam 8 ihtimal çıkabilir. şöyle:
1. ihtimal: +x, +z, +q
2. ihtimal: +x, +z, -q
3. ihtimal: +x, -z, -q
...
tüm bu olasılıkları tek tek yazmaya gerek yok, anladınız siz.
istatistikte bir a olayının olasılığını p(a) şeklinde gösteririz. *
buradaki olay için 3 ihtimal düşünelim:
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi ilk kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +z, ikinci parçacığın +q olarak ölçülmesi ikinci kombinasyonumuz olsun.
1. parçacığın +q, ikinci parçacığın +x olarak ölçülmesi üçüncü kombinasyonumuz olsun.
bu olasılıkları p(+z, +x), p(+z, +q) ve p(+q, +x) olarak gösterelim.
bell der ki;
eğer tüm ihtimalleri * alıp ilk kombinasyonumuzla çarparsak, matematiksel olarak bu sayı, yine tüm ihtimallerin diğer 2 kombinasyonun toplam sayısıyla çarpımına eşit ya da ondan küçük olması gerekir.
panik yok. şöyle:
8 * p(+z, +x) <= 8 * [ p(+z, +q) + p(+q, +x) ]
burada 8'ler birbirini götürür ve geriye
p(+z, +x) <= p(+z, +q) + p(+q, +x)
formülü kalır ki işte bell eşitsizliği budur. bu eşitlik, gizli değişkenlerin olduğu teoriler için doğru olmak zorundadır. fakat...
kuantum mekaniği bu ilkeyi ihlal eder. eğer gizli değişken teorisi doğru olsaydı, ilk parçacığın +z yönlü spine sahip olarak ölçülmesi halinde, ikincinin +q olarak ölçülme ihtimali ile -q olarak ölçülme ihtimali yarı yarıya olurdu ama kuantum mekaniğinde böyle olmaz. olasılık, q ekseninin x ekseni ile yaptığı açının sinüs dalgasına göre farklılık gösterir. bu değerler bell eşitsizliğinde yerine koyulursa
matematiksel olarak yanlış bir sonuç ortaya çıkar (beş ikiden küçüktür gibi). bu durum deneylerle de defalarca kanıtlanmıştır.
devamını gör...
gama ışın patlaması
tarihte ilk kez nükleer test algılama uydu serisi olan vela uyduları ile keşfedilen, yüksek enerjili bazı gök cisimleriyle ilgili süreçlerde ortaya çıktığı düşünülen, yüksek enerjili patlama.
bir gama ışın patlaması saniyeler içerisinde başlar ve biter ancak patlama sırasında ortaya çıkan enerji, güneş benzeri bir yıldızın milyarlarca yıl boyunca yaydığı enerjinin toplamına eşittir.
dünya bunlardan etkilenebilir mi? eğer yeterince yakında olsaydılar, dünya'nın atmosferini soyarak dünya'yı güneş'ten ve uzaydan gelen tüm etkilere karşı savunmasız bırakırlardı. ancak şükür ki yakınımızda buna neden olabilecek cinsten bir cisim yok. yine de bazı bilim insanları, milyonlarca yıl önceki kitlesel yok oluşlardan bazılarının böyle olaylardan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyor.
***
vela uyduları, uzayda nükleer deneme yapılıp yapılmadığını algılamak üzere tasarlanmıştı. dünya etrafında yüksek yörüngeler üzerinde dolandıklarından, parazit olarak araya girebilecek sinyallerden uzaktılar. vela 3 ve vela 4 adlı araçlar, nükleer patlama sonrasında ortaya çıkandan çok farklı ve güçlü bir sinyal algıladı ve elbette bu durum merak uyandırdı.
vela 6 sistemi, özellikle bu konuyu araştırmak üzere uzaya gönderildi. sistem birkaç araçtan oluşuyordu ve bunların hepsi farklı bölgelere yerleştirilerek sinyalin nereden geldiğini saptamaları amaçlanmıştı. yapılan araştırmalar, sinyalin güneş sistemi dışından geldiğini gösterdi. bunun üzerine özellikle gama ışın patlamalarını araştırmak amacıyla projeler geliştirilmeye ve uydular tasarlanmaya başlandı. günümüzde düzenli olarak bu konular hakkında gözlem yapan uydular var yörüngemizde.
bir gama ışın patlaması saniyeler içerisinde başlar ve biter ancak patlama sırasında ortaya çıkan enerji, güneş benzeri bir yıldızın milyarlarca yıl boyunca yaydığı enerjinin toplamına eşittir.
dünya bunlardan etkilenebilir mi? eğer yeterince yakında olsaydılar, dünya'nın atmosferini soyarak dünya'yı güneş'ten ve uzaydan gelen tüm etkilere karşı savunmasız bırakırlardı. ancak şükür ki yakınımızda buna neden olabilecek cinsten bir cisim yok. yine de bazı bilim insanları, milyonlarca yıl önceki kitlesel yok oluşlardan bazılarının böyle olaylardan kaynaklanmış olabileceğini düşünüyor.
***
vela uyduları, uzayda nükleer deneme yapılıp yapılmadığını algılamak üzere tasarlanmıştı. dünya etrafında yüksek yörüngeler üzerinde dolandıklarından, parazit olarak araya girebilecek sinyallerden uzaktılar. vela 3 ve vela 4 adlı araçlar, nükleer patlama sonrasında ortaya çıkandan çok farklı ve güçlü bir sinyal algıladı ve elbette bu durum merak uyandırdı.
vela 6 sistemi, özellikle bu konuyu araştırmak üzere uzaya gönderildi. sistem birkaç araçtan oluşuyordu ve bunların hepsi farklı bölgelere yerleştirilerek sinyalin nereden geldiğini saptamaları amaçlanmıştı. yapılan araştırmalar, sinyalin güneş sistemi dışından geldiğini gösterdi. bunun üzerine özellikle gama ışın patlamalarını araştırmak amacıyla projeler geliştirilmeye ve uydular tasarlanmaya başlandı. günümüzde düzenli olarak bu konular hakkında gözlem yapan uydular var yörüngemizde.
devamını gör...
yazarların internetle tanıştığı yıl
1997 yılı.o zamanlar abone olmadan da kaçak bir şeyle faxla bağlantı sesi çıkarır gibi bir sesle nete bağlanılıyordu. ben de yaşımın gereği bedava bağlanıyorum sanırken; o internete giriş faturası 2 katı parayla telefon faturasına yansıyordu.. yani galiba , ya da ona benzer bir şeylerdi tam hatırlayamıyorum.
devamını gör...
en iyi ikililer
rick and morty.
devamını gör...
başlığa tanım girdikten sonra anasına bacısına küfür etmişsin gibi cevap yazan yazarlar
beyin gelişimini tamamlayamamış yazarlar bütünü. buranın bir sözlük olduğunu, format dahilinde herkesin fikir belirtebileceğini bildiği halde bunu yaparlar. neden? çünkü bundan zevk alan tiplerdir, onlar bu toplumun çürük elmalarıdırlar. engelleyiniz geçiniz efendim, muhatap olmaya değmez hiçbiri. ne demişler; "inan sana değil kastım, cahille muhabbeti kestim".
devamını gör...
yazarların şu an olmak istedikleri yerler
tabiatın içinde bir ev, evin içinde bir oda, odanın içinde bir minder, minderin üstünde bir diz, dizin üstünde başım, başımın üstünde saçlarımı okşayan bir el.
devamını gör...





