kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: sheldon cooper).
devamını gör...

bence de doğru dürüst yerleri belli olsun köpeklerin.
ben köpeklerden fazlasıyla çekinirim bu çocukluktan kalan bir fobi belki ama tatlı yumuşak huylu köpeği bile sevemem ben. var bizim mahallede iki tane köpek yumuşak huylular ekmek versem ayaklarıma dolanırlar ve ben o an bayılabilirim.
sevmek zorunda değil herkes seven bakımını ve sorumluluğunu güzelce alıp baksın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yavru karga. sabah kedilerden kurtardım. uçana kadar misafirim.
devamını gör...

yav he he.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
iban verirken de aciz kaldığınızı kabul edecekseniz ben tamamım.
devamını gör...

genelleme olarak yapılabilir mi tam bilemem ama boş bir cümle değil. bizzat kendi ülkücü sınıf arkadaşımdan duymuştum bu cümleyi. adamı sevmem ama şarkılarını seviyorum demişti. şaşırmıştım şarkılarını sevdiğin bir adamı nasıl sevemezsin biraz garip demiştim. sonra farkettim ki aslında böyle olan insanlar var yani ne kadar doğru bilemem ama demek istediğim bu bir hurafe de değil sonuçta*.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransa kraliçesi marie antoinette - (bkz: pastanın ekmekten daha doyurucu olması)
devamını gör...

dünyaya geldiğine pişman, depresif, yaşama enerjisi ve hevesi olmayan lise mezunu genç. baba zoruyla bir yerlere girer ve mutsuz olur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğe girişimle beraber direkt hissettiğim olay.
sıcaktı, çok sıcak, sanki yüreği elimdeymiş gibi.*
devamını gör...

oxford sözlük pacifism kelimesini savaş dahil herhangi bir şiddetin hiçbir koşulda haksız olduğu ve tüm anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi gerektiği inancı olarak tanımlıyor.
ilk defa fransız barış aktivisti, hukukçu ve yazar émile arnaud tarafından kullanılan pacifsm terimi 1901'de glasgow'da evrensel barış kongresinde diğer aktivistler tarafından da kabul edilmiştir.
pacifism genelde passivism ile karıştırılmaktadır. pacifism aktif olarak barışı savunmak ve savaşa karşı çıkmak anlamına gelirken, passivism gerek politik gerek ise diğer alanlarda eylemsizlik anlamına gelmektedir.
pasifizm kendi içinde belli gruplara ayrılır. bbc sitesinde pasifizm 4 temel grupta ele alınmış. buradan
absolute pacifism - mutlak pasifizm : kendini savunma amaçlı olsa bile savaşın ve şiddetin ahlaki olmadığını savunur.
conditional pacifism - şartlı pasifizm : şiddeti önlemek, kendini savunmak, daha fazla şiddeti ya da daha kötü sonuçları önlemek adına belli şartlar altında sınırlandırılmış: ölçülü savaşın veya şiddetin kabul edilebilir olduğunu savunur.
selective pacifism - seçici pasifizm: sadece nükleer silahlar gibi toplu yıkıma neden olacak savaşlara karşıdırlar.
active pacifism - aktif pasifizm: politik anlamda savaşın durdurulması ve barış anlayışının yerleşmesi için aktif olarak çalışmanın gerekliliğine inanan pasifizm anlayışıdır.
pasifizm felsefesi ve inancı bugün kişisel inançlar anlamında ele alınmaktadır ve vicdani ret hakkının temelini oluşturur.
insanların askerlik hizmetine karşı vicdani ret hakkı insan hakları kapsamında ele alınır.
devamını gör...

şeref.izliktir. bir anımı aklıma getirdi başlık. 10-12 yıl olmuştur. ıki arkadaş antalya'ya otobüsle tatile gidiyoruz. beni zaten araba tutar. bunu bildiğim için, ilacımı içtim. hatta aralıklarla 3 tane içtim. ama allahın belası mide bulantımın önüne geçemedim. hazırlıklıyım bir yandan da, kusmaya karşı, siyah sağlam birkaç poşetim yanımda. ne kadar önlemeye çalışsam da kustum. poşete kustum tabi, hiçbir yeri kirletmedim. muavin sürekli cık cıklıyor. ben de istemem böyle olmasını ama oldu bir kere. yapacak bir şey yok, mecbur bitecek bu yol. yolun yarısını böyle bitirdik. molada, daha fazla midem bulanmasın diye tuzlu kreker dışında hiçbir şey yemedim. arkadaşım bu arada mide konusunda çok şanslı bir insan. en pis şeyde bile bulanmayan bir mideye sahip. inanılmaz! bu tabi rahatya mola yerinde yemek yicem dedi ve yedi. tekrar otobüse döndük. az biraz yol gitmiştik ki, arkadaşım olduğu gibi kendi üstüne başına kustu. ben kendimi bildiğim için tedarikliyim her zaman ve kusmamı kontrol edebiliyorum. ama o hayatında ilk kez midesi bulaşmış gibi, poşeti bekleyemedi bile. muavin çıldırmak üzere. tamam adamda haklı, saatlerce yolculuk yaptığın kapalı kutunun içinde birisinin kusması beni de rahatsız ederdi. ama napalım insanlık hali. sanki keyiften yapıyoruz. bu arada gideceğimiz yer terminal değil. bunu binerken de söyledik. ineceğimiz yerde haber vermesini rica ettik, tamam dedi. ıssız bir yolda adam dedi ki: sizin ineceğiniz yer burası. dedik ki:ıssız burası. daha şehir merkezi gibi bir yer olmalıydı. zaten yolun kalanını taksiyle devam edicez. ısrar etti, burası dedi. neyse indik. saat sabahın 5'i. taksi maksi yok. karşı da tek tük evler var, o tarafa gittik bir umut. yok her yer ıssız. yarım saat falan geçti, bir fırın, ekmek dağıtım arabası gibi bir araba gördük, durdurduk. sorduk gideceğimiz yeri. tabii ki şerefsiz bizi alakasız bir yerde indirmiş. sağ olsunlar ekmekçiler siz bekleyin taksi göndericez dediler ve gönderdiler de, gidilecek yere vardık nihayet. ama o gün, o bulantıyla çok iç açıcı küfürler bildiğimi keşfetmiştim.
devamını gör...

üstteki yazarın belirttiği gibi fransız yapımı bir netflix filmidir. 40'larında olan 3 hanımın côte d'azur tatilinde 20'lerinde 3 genç ile yaşadıkları ilişkiyi konu edinmiştir. porno endüstrisinden aşina olunan milf olgusu yani yaşça büyük kadın-genç erkek ilişkisi filmin ana temasıdır. filmi tamamen keyif için izleyebilirsiniz, yapacak daha önemli işleriniz varsa bakmanıza pek gerek yok diyebilirim. adore filmi de aynı temayı işlese de konuyu ve hissiyatları çok daha derin bir şekilde ele alıyordu. bu film ise sıradan bir çerezlik netflix filmi. şahsım, en kötü filmden en iyi filme kadar her filmi izlemekten zevk aldığı için bünyemi etkileyen bir şey olmadı ancak hassas bünyeler için film pek iç açıcı olmayabilir. filme gelirsek, orta yaş bunalımında ve hayatın yükünden yorularak bir kaçamak için tatile çıkan 3 kadın arkadaş, tatil yöresinde 3 tane delikanlı ile tanışırlar ve çeşitli çılgınlıklar yaşarlar. hevesler hızlıca tüketildikten sonra hikaye bir durulur ve böylece güzelimsi bir son ile film nihayete erer. bu arada belirtmeden geçmek ayıp olur, virginie ledoyen'ın hastası oldum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tatliş bir şey.
o beğenileri yapanlar
o favorileri yapamak
eksik olmasınlar.
bu mis kokulu yaseminler onlara gelsin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"tam da havanın açık olduğu, dünyanın bir atmosfer tabakası olarak her yöne doğru şeffaflaştığı ve doğanın sırf sakinliğiyle güzelleştiği günlerde, uzun zaman önce ölmüş birinin arkasında kalanın hüznü iki kat oluyormuş."*

"bir insanın özü ancak onu kaybettiğimizi görmek zorunda kaldığımızda, o insan bir veda sürecine girdiğinde ortaya çıkarmış."*
(bkz: thomas bernhard) (bkz: sarsıntı (kitap))
devamını gör...

22.35 de benim de yerimi alacağım program.
bir yandan güzel müzikler dinleyip bir yandan yazarlar ile tanışıyor olmaktan mutluluk duydum.
konsepti düşünen yazarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
devamını gör...

insan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasında iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor.
devamını gör...

anlamakta ciddi anlamda zorlandığım tepki. tepki dedim ama neye tepki olduğu da belirsiz aslında; sözlüğün getirdiği sisteme mi, bu tanımları yazan insanlara mı, uzun yazıları okumaya mı... bilemiyorum cidden.

yukarıda da bahsi geçmiş; madalya başvurusu yapmanıza gerek yok. bu işle uğraşan editör arkadaşlar zaten akışı sık sık kontrol ederek bu tür tanımlara, tanım sahibinden talep gelmeden de madalya veriyorlar. eğer çok gerilerde kalmışsa tanım, o zaman tanım sahibi çıkıp gözden kaçtığı için madalyasını talep edebilir. kaldı ki içimizde orsalesta anafor gibi, madalyalı tanımlarından madalyayı özellikle kaldırtan yazarlar da var. onu okuyor musunuz sanki, bu hareketini takdir edip? o da yok...

üstelik sıkıntı bunun neresinde tam olarak, anlamak mümkün değil. madalya almadığımızda bir yerimiz eksilmediği gibi, aldığımızda da fazladan uzvumuz çıkmadığına göre bunun zararı tam olarak nedir? bir insanın "şu tanımıma madalya vermediniz" demesinin çok çeşitli nedenleri olabilir.

mesela olası birkaç sebebi yazayım:
- karma puan toplayayım da istediğim rozeti alayım. (ne kadar çok madalyalı tanım, o kadar puan sonuçta...)
- çaylaklar ya da yeni yazar olanlar nasıl bir yazar olduğumu anlamak isterse daha çok bu tür tanımlardan yararlanmalılar. o yüzden madalya istiyorum.
- madalyalı tanım yazınca kendimi bir şey ürettiğim için iyi hissediyorum.
- sözlüğe gelmişken hem öğreneyim hem de gerçekten bilgi için yararlanayım diyenler olabilir. bilgi arayanlar önce madalyalı tanımlara baksın. bu yüzden madalya talep ediyorum şu tanımıma. (bilgi vermek ekşi'nin, viki'nin tekelinde değil sonuçta. isteyen viki'ye gitsin diyenler var, isteyen de sözlüklere bakabilir. burası sadece sohbet edilmesi gereken bir yer değil neticede. öyle olsa adı sözlük olmazdı.)
- profilimdeki görüntüsü hoşuma gidiyor. dursunlar öyle, zararları yok sonuçta.
- ders çalışırken yazdığım ya da başkasının yazdığı madalyalı tanımlardan faydalanıyorum. tek tek "neredeydi bu?" diye aramak yerine elimle koymuş gibi bulayım.
- manyağım ve editörleri uğraştırasım var.
- işim gücüm yok. tüm boş zamanlarda madalyalı tanım yazasım ve bunlara madalya talep edesim var.
- canım öyle istiyor. alıcam madalyayı, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı!

vesaire...

bunları akşama kadar çoğaltabilirsiniz ve gördüğünüz gibi hemen hemen hepsi birbirinden farklı amaçlar. o halde soralım: siz neden herkesi aynı zannederek, bir şeye tepki verirken herkese topluca tepki vermeyi seçiyorsunuz? okusanız "vay be! böyle bir şey mi varmış?" diyeceğiniz o tanımlara verilen emeğe yazık değil mi? kendinizi mahrum bırakarak kimseye zarar vermiyorsunuz. derdiniz sistemin kendisiyle ise ona hiç lafım yok. ben de birkaç yerde keşke kaldırılsa bu olay yazdım * ama kaldırılmıyor. şu halde tepkinizi yönetimde bu konudaki yetkili kişiye mesaj atarak bildirmeniz, yazı yazan insanları protesto etmekten çok daha iyi sonuç verir diye düşünüyorum.

"madalyalı tanımları okumayanları okumamak" diye bir kampanya başlatılıp 1 hafta kimse kimseyi okumasa kaç kişi durur burada sanıyorsunuz? tabii ki madalyalı yazan da madalyasız yazan da okunmak için yazıyor (çok küçük bir azınlık hariç. onlar günlük gibi kullanıyor burayı.) üstelik madalyalı tanım yazmak da herkese serbest olan bir şey. siz de yazın, sizi de okusun insanlar.

son olarak bunca lafa rağmen "bana ne! ille de okumayacağım" diyorsanız hâlâ, o da sizin bileceğiniz iş. bize karışılmasını istemediğimize göre, biz de size karışamayız sonuçta.

not: başlığı açan yazarı severim. yazdıklarımı şahsi bir şekilde algılamazsa sevinirim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim